
2.407 kelime · ~12 dk okuma
Bazı kararlar vardır, daha düşünmeye başlamadan çoktan vermişizdir o kararları. Bir akşamın parıltısında, bir bakışta, belki bir öpüşte. Ama çok mu hızlı karar verdim ya da yoksa bir karar bile vermedim mi? Bundan emin olamayız. Çünkü bazen kararlar biz daha acaba bile demeden çoktan verilmiş oluyor. Dediğim gibi bir bakışta, bir gülüşte, bir gecede. Çok mu hızlı karar verdim, karar bile vermedim mi?
Bunu da bir arkadaşımın hikayesiyle düşünmeye başladım. Hikaye benim değil. Bu da aslında onun hikayesi değil. Sözde değil. Bir süredir ilgisini çeken ama kesinlikle hiçbir bağının olmadı. Tanımadığı bir, hoşlandığı birisiyle... ...yemeğe çıkma, bakışma, gülüşme, öpüşme derken... ...her şeyin çok hızlı geçtiği bir date'den sonra... ...ee şimdi bu neydi? Çünkü bu bana göre bir hareket değil. Ben böyle bir insan değilim. Ben böyle şeyler yapmam.
Bu şimdi neydi diye sorgulamaya başladığında ve bunu bana taşıdığında... ...çok mu hızlı karar verdim demek aslında demek onu düşünmeye başladım. Yemek güzel, sohbet tatlı, gece bir öpücükle bitiyor ya da başlıyor. Sonra normalde yapmam dediği o şeyleri yapıyoruz. Bunlar oluyor ve sonra sabah kalktığımızda bu neydi diyoruz.
Konu belki sadece bu geceden ibaret değil. Konu şuradan ibaret. Normalde yapmam dediğimiz bir şey yapıyoruz. Sabah olduğunda tek bir soru var aklımızda. Bu neydi şimdi? Bu neydi?
Başka konularda belki bu kadar önemli değil ama... ...mesela romantik şeyler olduğunda... ...doğru insanı bulmak diye bir mitimiz var. Mesela 80's and the City'i aşırı izliyorum. Bilmem kaç bininci izleyişim ve orada... ...doğru insanı mı arıyoruz yoksa doğru anda geleni mi... ...diye bir sorusu vardı Karen'in galiba. Bazen biriyle tanışıyoruz ve zamanlama mükemmel oluyor. Bazen de tüm yıldızlar yanlış izada oluyor. Ama biz yine de o insana gidiyoruz.
Arkadaşımın hikayesi de bana biraz bunu hatırlattı. Doğru insan meselesi mi? Bilmiyorum, bu henüz kanıtlanmadı bence. Ama bu bir doğru an meselesi mi? Kesinlikle evet. Bazı şeyler doğru kişiden, doğru olaydan, doğru şanstan ziyade gerçekten de doğru an meselesi.
Ya sadece o gece için doğruysa? Belki ertesi gün için yaptığımız şey doğru değilse? Ama sadece o gece için doğruysa? Bu da yeterli değil mi? Ya da yaptığımız bir şey sadece o gün için doğruysa? Bu da yeterli değil mi? Bazı şeyler sadece bir günlüktür ya da bazı ilişkiler sadece bir gece sürmek için vardır.
Arkadaşım bu neydi şimdi? Yanıtını belki bilmiyor. Ama kesin olan şu ki... Geceler bazen hikayeleri başlatmıyor. Onları bir yere götürmüyor. Ama kendi içimizde bir sayfa açıyor. Doğru adamı mı arıyorum? Yoksa doğru zamanda gelen mi önemli? Hadi bunu da bir yere bırakıyorum. Doğru adamı mı arıyoruz? Yoksa bize kendimizi mükemmel hissettirecek... ...ya da istediğimiz şekilde hissettirecek birisini mi arıyoruz?
Bazen doğru insanı da buluyoruz, o dönem için doğru insanı. Ama doğru anda karşımıza çıkan yanlış insanlara daha çok sarılıyoruz. İhtiyacım olan anda önüme çıkan yanlış insanın büyüsü, ömür boyu sürerken vaktinde gelmeyenin bana tutunamayışı bir gerçek. Bu beni çok etkiliyor, çok düşündürüyor.
O gece doğru an mıydı? Evet. Doğru zaman mıydı? Evet. Doğru insan mıydı? Tartışılır. Bilmiyoruz. Bunu asla da bilmeyeceğiz en azından bir süre. Fikrimiz değişirse ben söylerim.
Bazen bunun onay arayışıyla da alakası oluyor. Çok kısa bir şey yaşıyor olsak da üstünde bıraktığımız etkiyi düşünüyoruz. Ama bazen de bazı insanlar aldığımız zevki düşünüyor. Yanlışlıkla biriyle olmak bazen kendimizi kanıtlamış hissettiriyor. Bazen ben düşünmeden bir şeyler yapabilirim, bunu hissettiriyor. Yanlışlıkla diyorum çünkü düşünmeden yaptığımız bir şey. Olsa olsa ancak yanlışlıkla olur.
Bunun bir de şöyle bir tarafı var. Kendimizce belli bir yere itelediğimiz insanlar, mesela yakışıklı insanlar ya da birçok şeye sahip insanlar, başarı kriterlerimize uyan insanlar, bu insanlarla yaşadığımız küçük bir deneyim sonrasında bu neydi, buna değer miydi diye bile sorsak bile belli bir başarı kriterimizi belki sağladığı ve karşıladığı için çok başka bir yerde tutabiliriz. Bu bir başarı hikayesi olabilir kağıt üstünde. Birçok şey, birçok ilişkimiz, tek geceden bahsetmiyorum, Birçok uzun süren şey ve kağıt üstünde çok iyi olan şeyler, yakışıklı insanlar, başarılı insanlar, ne bileyim, birinin doktor sevgilisi, birinin model sevgilisi, birinin banker sevgilisi fark etmez, kağıt üstünde harika olan insanlar, bunlar sandığımız doğru hikayeleri ya da düşünerek verdiğimiz bu kararlar doğru hikayeleri yazmamıza da fayda sağlamıyor bazen.
Evet, bunlar çok unutulmaz hikayeler. Çok harika şeyler gibi olacak zannediyoruz. Ama dönüp baktığımızda, bütün hayatımız boyunca unutamadığımız şeylerin... ...ve değerli bulduğumuz şeylerin en unutulmaz hikayelerin aslında... ...kafamızda kurduğumuzdan çok başka profillerden çıktığını görüyoruz. Yakışıklı, başarılı ya da aradığımız kriterlere uygun değil. Aslında bunu sağlayan bu değil. Karşımızdaki kişinin bize kendimizi nasıl hissettirdiği.
kurduğumuz o düzenden çok dışarıda bir insandan geliyor ve unutulmaz hikayeler bazen o insanlarla oluyor. Bunları da nereden öğrendin diyeceksiniz. Bunların çoğunu 80'siden öğrendim. Yani hayatı yaşamak gibi dönem dönem 80'si izlemek... ...bende gerçekten çok başka şeyler kapmaya ve almaya sebep oluyor. Mesela bir dönem Keri'nin işte... ...bazı kadınları evcilleştirmek için değildir, özgür kalmak içindir... ...demesi bir dönem beni çok etkilemişti. Mesela O Çok Unutulmaz konuşmasında... ...Big'in, unutamıyorum seni ama hiçbir zaman unutamayacağım.
Her şey çok zorlaşmıştı diyerek, daha kolay iletişim kurduğu birisiyle çat diye evlenebilmesi mesela. Ve oradaki yerinden evet ya, bazı kadınları evcilleştirmek için değildir çıkarımına varması. Evet, o an için doğruydu ve hayatımın bir dönümünde bana da çok yaradı. Mesela bazı şeylerin, bazı kararların doğru zamanda sadece o gece ya da o gün için sürmesi gerektiği ve bunu kurcalamamak gerektiği gerçeğine tutunmak, bu da bana hayatımın birçok yerinde çok rahatlık sağladı.
Ya da en önemli şeyin insanın kendiyle kurduğu ilişkiler olduğu... ...ve bazı şeyleri atlatmak için kız arkadaşlarınızın... ...gerçekten çok gerekli olduğu ve onlar olmadan... ...bazen bazı şeylerinin üstesinden gelemeyeceğinizi görmek. Bu da evet ya, bu da bu döngüler içinde, bu sorular içinde... ...bana en çok yapışıp kalan, en çok benimle yaşayan derslerden birisi oldu. Ve zamanlama her şeydir. Bu benim hayattan da aldığım bir tokattır ama... ...80. siteyi izlerken de bu tokadın çok sağlamasını hissettiğimi hatırlıyorum.
Gerçekten bazı şeylerin zamanlaması. Bazen her şeyi çok iyi yapmak... ...ya da her şeyin çok doğru olduğu bir yerde... ...ben her şeyi yaptım deyip köşede oturmak değil de... ...doğru zamanda bir şey yapmış olmanın... ...her şeyi sollayan büyüsünü aşamıyorum. Ve bu ilişkilerde, hayatta... ...her şey de kendi yüzünü sayısız kere gösteriyor. Ve bazen de bunu kabullenmek çok zor oluyor ama... ...mesele o adam ya da o kadın olmuyor. Mesele sen oluyorsun.
Her şey seninle ilgili değil. Evet, hayat seninle ilgili değil. Her şey seninle ilgili değil ama işte o adamla da ilgili değil. Ve onun altındaki hissettiğin her şey muhtemelen yüzde doksan seninle ilgili oluyor.
Her şeyin devamı olmak zorunda değil. Bu dersi de aldım. Her şey devam etmek zorunda değil. Oscar Wilde'ın mesela çok sevdiğim bir sözü var. Bazı şeyleri, harika şeyleri... ...sonsuza dek sürmesi gerektiğini düşündüğümüz için... ...çoğunlukla da aşkları mahvediyoruz. Bir şeylerin sürmesini istemek ve sürmeye zorlamak... ...onların mahvına amin demek gibi bir şey oluyor. Kaçınılmaz bir son oluyor. Bir şeye ait olmadığı yerde yaşatmaya çalışmak... ...mahvına amin demek oluyor. Ve bu hiç değişmiyor.
Her şey yaşadığın yerde, hayatında, ilişkilerinde sürprizlerle dolu. Ve doğru insan bilmem ne diye bir şey yok. Bazen yanlış adam sana doğru hikayeyi verir. Yanlış karar dediğin şey sana doğru hikayeyi verir. Yanlış, yanlış, yanlış, yanlış demekten başka hiçbir şey yapmadığın o şey... ...sana bazen gerçekten de doğru hikayeyi verir.
Arkadaşım hala bir yerlerde çok mu hızlı karar verdim diye düşünüyor olabilir. Belki. Bazı kararlar çünkü bizim onları fark etmemizden çok önce uyduruyor. Evet belki çok yanlış bir şey düşünürken çok yanlış bir karar verdin. Bilmiyoruz. Ama eninde sonunda seni belki gerçekten çok doğru bir hikayeye götürebilir.
Karar vermemek de bir karardır bazen. Bir şeyin üstünü düşünmemek de bir karardır. Mesela ben o geceyi yaşar mıydım? Kendi kriterlerimin dışına çıkar mıydım? Bilmiyorum. Ama yaşarsam da herhalde şunu bilirdim. Burada konu sadece bir gecede yaşanan ilişki değil. Şunu bilirdim ki, demek ki o gün için doğru bir şey yapıyorum. O an için doğru bir şey yapıyorum. O kapıyı kapatmazdım. Herhalde o geceyi yaşardım.
En heyecan verici, en zorlayıcı, en önemli ilişki... ...kendimizle kurduğumuz ilişki... ...ve bazen kendimizin ne kadar tanıdığımızı zannetsek de... ...neye ihtiyacımız olduğunu zannetsek de... ...neyin bize iyi geleceğini bildiğimizi düşünsek de... ...gelmiyor ve kendimizle kurduğumuz ilişki... ...en uzun soluklu ve en zor olan. Ve eğer biz sevdiğimiz için bizi seven birini bulursak... ...evet bu muhteşem bir şey.
Seni sevdiğin için seni seven. Kendini severken de seni seven. Seni olduğun gibi birini seven. Birini buldun da evet bunlar harika şeyler. Ama her şey böyle hazır paketteki gibi gelmeyecek. Bazen seni hiç olduğun gibi, kendini sevdiğin gibi hissettirmeyen insanları da seveceksin. Evet, kendine bu zulmü yap demiyorum. Ama her şey böyle paketlendiği gibi ya da kitaplarda, dizilerde anlatıldığı gibi, sunulduğu gibi içinden geçilen bir şey olmuyor. Hiçbir zaman böyle ilerlemiyor.
Tek gecelik hikayeler bazen ne anlamı var ki dediğin şeyler... ...hayatının temelini oluşturan şeyler oluyor. Ya da on dakikada aldığın o karar belki... ...on yılda aldığın karardan daha çok yol aldırıyor sana... ...ya da daha çok şey değiştiriyor.
Bazen doğru adamı aradığımı zannetmeyi kesiyorsun mesela. Ben bunu keseli kaç yıl oldu, ne kadar oldu, ne zaman oldu bilmiyorum ama... ...tek bir doğru insan olduğu yargısını kaybetmek bana hayatın bir lütfu. Evet, tek bir kişi var bir şeyler için. Geçilemeyen, zaaf olarak görülebilen. Evet ama doğru zamanda orada olan insan, her zaman kazanan insan oluyor. Bazen siz de birisi için, belki tamamen o olmuyorsunuz ama... ...doğru zamanda orada olduğunuz için, onun için doğru oluyorsunuz.
Zamanlama her şey. Ve zamanlama bazen gerçek bir baş belası. Ama gerçekten zamanlama her şey. Hatta bir bölümde şunu hatırlıyorum, o zaman çok kızmıştım. Bu biraz 80'si diye ağıt bölümü gibi oldu ama... Mesela Samantha tuvalette kızlarla konuşurken diyordu ki... ...yani senin ne yaptığın, ne kadar iyi olduğun, kim olduğun bunların bir önemi yok. Eğer bir erkek o dönem ciddi bir şey yaşamaya hazırsa... ...evlenmek istiyorsa, bir şey istiyorsa ve sen o dönem oradaysan... ...tamam bitmiştir, konu kapanmıştır.
Yani sen ben nerede yanlış yaptım demene gerek yok. O dönemde o bir şey yaşamak istiyorsa ve sen oradaysan konu kapanmıştır. Bunu cinsiyetçi almak istemiyorum ama bazen bu gerçekten böyle. Ben her şeyi yaptım. Hiç mesela ani kararlar vermedim, kötü kararlar vermedim. İşte tek gecelik bilmem ne yapmadım ama şu bunları bunları yaptı. İşte o geceden bulduğu bilmem ne olduğu. Ama ben her şeyi kuralına göre oynadım ama olmadı. İşte zamanlama o ne yaşamaya hazırsa ve neye açıksa ve sen oradaysan ve bu kriterleri sağlıyorsan bitti.
Bazen kendimize gereksiz çok yükseliyoruz. Bunu yapmasaydım, böyle yapmasaydım... ...kesin bu yürüyecekti ya da şöyle olacaktı. Hayır ya, o bunun yürümesine hazırsa... ...onun için de bunların yürümesine açık bir alan varsa ancak yürüyebilir. Ama bazen bunları bilmiyoruz. Ya da bunların alt edilebilir şeyler olduğunu düşünüyoruz. Nasıl biyolojik saatimiz varsa bence bir romantik saatimiz de var... ...ve insanların dünyasındaki o romantik saatin... ...o hazır olma saatinin ya da işleme saatinin... ...müdahale edilebilir şeyler olduğunu zannediyoruz.
Ama öyle şeyler değil. Eğer sen bu baş belasız doğru zamanda, doğru yerdeysen, kitabını uydurmaktan daha çok şanslı ve kârlı oluyorsun. Bazen birinin beğenmesi senin için çok önemli olurken ötekinin aynı konuya... Ya ben kendim beğeniyorum. Ben kendim alacağımı aldım, eylemdim. Gerisi onun problemi diyerek baktığını görebiliyorsun. Her kafa kadar düşünce, her kalp kadar aşk, her ruh kadar eğlence şekli var. Nihayetinde çok yeni bir kitapta okuduğum gibi... ...kendi dünyamızı, kendi evrenimizi kalbimizin, yüreğimizin içinde taşıyoruz.
Olaylara bakış açımız, yüreğimizin atma şekli... ...bir noktada kendi dünyamızı, kendi beklentilerimizi... ...kendi bakış açılarımızı yansıtıyor. O yüzden senin bu neydi şimdi dediğin şey... ...belki birisi için çok normal bir şey bile olabilir.
Ama ne yaparsan yap, yanlış mıydı, doğru muydu bilmiyorum ama... ...doğru zamanda, olması gereken zamanda yaşıyorsan... ...her şeyin sana doğru hikayeleri getireceğine inanıyorum. Bunu buradan bu neydi şimdi diyen arkadaşıma da... ...aslında bir mesaj olarak gönderiyorum ve çünkü dinleyeceğini biliyorum. Bu neydi bilmiyorum. Hiçbir senlik değildi, yaptın. Biliyorum, anlıyorum ama... ...yanlış karar ya da kararsızlık ya da bu neydi şimdi... ...senin doğru hikayenin başlangıcı olabilir ve olacaktır da.
Kendimizi bir şeylere sıkıştırmayalım ya. Yani bu kadar okul, bir arkadaşım şey demiş... ...bu kadar gittin psikoloji okudun, edebiyat okudun... ...terapi niyetine seks endüstri mi kullanıyorsun? Birçok yakın arkadaşım da kullanıyor ve kızlar gizli gizli hepimiz kullanıyoruz. Bizim terapi alanımız seks endüstri. Evet. Yani her izlediğimde başka karakterden başka bir şey alıyorum.
Mesela bir yerde Karen'in camdan bakarak bir anda her şey doğru zamanlama olmuştu. Ama ben sanki bütün doğru şeyleri yanlış zamanda söylüyorum. Böyle hissediyorum dediği bir bölüm vardı. Birçok şeyden daha çok dertlerime, tasalarıma tercüman olmuştu. Bazen hayat bana çok doğru şeyleri çok yanlış zamanda söylüyormuşum gibi hissettiriyor.
Sanki hep doğru şeyi söylüyormuşum ama doğru zamanlarda söyleyemiyormuşum gibi ve bu yüzden bir anlam ifade etmiyormuş gibi. Hayattaki bu senkron tutulmamasını, senkron uyuşmamasını hissetmek bazen kararlarımızı, bazen özgür, evcili olmayan hareketlerimizi yapabilmemizi de engelliyor ve bu bizim için hiç iyi bir yere götürmüyor. Bu bölümde ne yaptık, ne konuştuk bilmiyorum. Bu bölüm... Ben ne yapıyorum şimdi sorusunun? Ya ben çok yanlış, çok erken mi karar verdim ya? Çok mu hızlı karar verdim sorusunun? Ansızın kafamda geliştirdiği ve düşünmek istediğim bir bölüm olarak çıktı. Bilmiyorum, belki ihtiyacın vardı, sana da doğru zamanda geldi. Ya da sen ne diyorsun dedin? Sana mı soracağım dedin? Bilmiyorum. Ama doğru zaman. Bunu unutma.
Doğru zaman gerçekten çok önemli bir şey ya. Zamanlama çok önemli bir şey. Ve birinin bir şeye hazır olması çok önemli bir şey. Sen kendin bunu kendi içinde kontrol edebilirsin. Ama karşındakinin aslında probleminin hazır olmamak ya da bunu yaşamaya açık olmamak olduğunu...
Yaşaya çok ayağa düştü ya. Şu an kendimi ciddi bir ilişki yaşamaya hazır hissetmiyorum. Bu çok ayağa düştüğü için gülüyoruz ama bunun gerçek bir tarafı da var. Söyleyen insana inan demiyorum. O nasıl söylediğini bilmiyor olabilir. Ama gerçekten böyle bir şey var. Yani bunun çıkış şeyi... Mesela şimdilerde böyle sosyal medyada acayip patladı yine. Belki de şarjım bitti ya da biz bittik ara beni lütfen. Mesela bu şu an çok normal bir şeymiş gibi geliyor. Ama bu şarkının yazıldığı dönemlerde herhalde çok eski telefonlar falan vardı.
Bu takozlar vardı ve onların şarjının bitme ihtimali dünyanın sonunun gelme ihtimaline falan yakındı ve aslında o şarkıda bir ironi yapılıyor. Yani tabii ki siz bittiniz çünkü şarj bitmiş olamaz. Ama şu an günümüzde çok uyuduğu için çok ayakta böyle bir bahane gibi geliyor ama o dönem şarjı bitmesi öyle bir şey değildi arkadaşlar. Bunu yaşlıdan dinleyin. O dönem şarj bitmezdi.
Bu da onun gibi bir şey. Yani ben bir şeye hazır hissetmiyorum. Böyle bir şey var aslında. Ama şu anki anlamıyla değil. Bence bu bölümün en iyi yeri, en faydalı yeri burası oldu. Bir, önceden gerçekten şarjlar biterdi. İki, gerçekten bazen bir şeye hazır hissetmemek diye bir şey vardı.
Bilmiyorum, umarım sana sarılabilmişimdir. Umarım sohbetten eğlenmişsindir. Sen arkadaşım, umarım bu neydi şimdi soruna biraz ara verebilmişsindir. Çok öpüyorum, çok sarıldım. İhtiyacı olanağız.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.