
1.476 kelime · ~7 dk okuma
Herkese merhaba, bu kaydı 19 Ağustos'ta alıyoruz. Sevgili dostlara evvela mazeret bildireyim. Bu haftaki yoğunluğum ve rahatsızlığım nedeniyle uzun bir trend topic bölümü yapamadım. Gündemde de birden çok sayıda konu var. Bu bölümde bu konuların tozunu alalım istedim. Yani böyle derinlemesine bir temizlik değil de böyle üzerinden tozunu alalım. Hani boş da geçmeyelim çarşamba gününü.
Her zaman alışa geldiğiniz tren topik bölümleri gibi olmayacak bu sefer, affedin. Bu bölümde Özlem Çerçioğlu olayını, 19 Mart'ın Beyoğlu ile süren operasyonlarını, İBB borsası meselesini ve süreç komisyonunu konuşacağız. Çok daha önemli konular var, çok daha önemli kavramlar var ama bu gündemlerin bir tozunu alalım. Hepsini bölüm boyunca konuşacağımız için girişi uzatmayalım. Ben Ozan Gündoğdu, hazırsanız başlayalım.
Geçen haftaki bölümde süreç komisyonundan bahsetmiştik. Bu bölüme de komisyon meselesiyle başlayalım. Komisyonun görevi ne? PKK'lıları affetmek.
Burada af meselesinin duygusal yoğunluğundan uzak düşünün lütfen. Dağdan insinler, düzovada siyaset yapsınlar komisyonu desek daha anlaşılır olabilir. Ta 2006'da Mehmet Ağar'ın önerisiydi bu. Mehmet Ağar'dan daha geriye düşmemek gerekir bakın. Bu öneri, bu öneri yani dağdan insinler, düzovada siyaset yapsınlar önerisi kolay kolay reddedilebilecek bir öneri değil. İlk etapta reddetmek bir hezeyanla kolay gibi geliyor ama akılcı düşündüğünüz zaman gerçekten makul.
Fakat henüz kimse vakayı bu netlikte ele almıyor. Komisyon en hızlı biçimde sadede gelmeli fakat siyaset sadede gelmeyi bir türlü beceremiyor. Bugün 19 Ağustos. Süreç komisyonu bugün dördüncü toplantısını yapacak. İlk üç toplantı komisyonun adının ne olacağından, nasıl çalışacağına ve komisyonda kimlerin dinlenmesi istendiğine kadar bir dizi teknik sorunu çözüme bağlamakla geçti. Asıl toplantılar şimdi başlıyor.
Komisyon meselesini cebimizde tutalım. Daha sonra lazım olabilir. Biz Beyoğlu meselesine geçelim. Beyoğlu'ndan önceki operasyon 5 Temmuz'da Adana, Antalya ve Adıyaman'a yapılmış Muhittin Böcek, Zeyden Karalar ve Abdurrahman Tuttere gözaltına alınmıştı. Bu süre içinde de operasyonlar oldu ama belediye başkanı büyüklüğünde kimseler gözaltına alınmadılar. Daha sonra Abdurrahman Tuttere önce ev hapisine gönderildi, daha sonra da salıverildi. Bir yumuşama olduğuna ilişkin izlenim edinildi Tutdere vakasıyla. 5 Temmuz'dan sonra da herhangi bir belediye başkanı gözaltına alınmamıştı. Yaklaşık 5 haftadır hiç gözaltı ile uyanmamıştık güne. Bu 5 hafta, 19 Mart'tan bu yana yaşadığımız tecrübe düşünülürse uzun bir süredir.
Aradan geçen zaman içinde operasyonların durduğuna ilişkin bir beklenti oluştu. Bu beklenti de CHP'nin komisyona girmesi etkili oldu. Herhalde daha fazla operasyon olmayacak, bundan sonra iddianame yazılacak denmeye başlandı. Ta ki 15 Ağustos'a dek. 15 Ağustos Cuma günü Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve 44 kişinin evinden gözaltına alınmasıyla uyandık güne.
Komisyon toplandığından bu yana CHP'ye operasyon yapılmıyorken, Beyoğlu operasyonu bu beklentileri de boşa düşürdü. Bu meseleyi de bir cebimize koyalım, bu da lazım olabilir, biz Özlem Çerşioğlu olayına bakalım. 12 Ağustos sabahı uyandım, günlük rutinimde ilerlerken, Whatsapp'ımda 2-3 arkadaştan gelen soruyu gördüm. Özetler, Çerçioğlu olayı doğru mu diye soruyorlardı. Ben de bilmiyorum ne olmuş Çerçioğlu'na. Yani gündemimde yoktu. Günün ilerleyen saatlerinde Çerçioğlu'nun AKP'ye geçeceği neredeyse netleşti. 14 Ağustos'ta da Çerçioğlu AKP'nin 24. kırılış yıl dönümünde bizzat AKP'ye kendisi transfer oldu. 18 Ağustos'ta CHP 19 Mart'tan bu yana kent nüfusuna oranla söylersek en yoğun mitingini gerçekleştirdi. Kalabalıklar hep bir ağızdan,
Iıı diye bağırdılar. Özlem Çerçioğlu sadece CHP'den istifa etseydi, AKP'ye geçmeseydi, dünkü Aydın mitingi olmayabilir veya olsa da yarı yarıya bir katılım olurdu. Çerçioğlu vakası her kesimden insanın midesini bulandırdı. Bu transfer bambaşka. Güneş Motel'e benzetenler bile olmuş. Güneş Motel daha temizdi. Orada hükümet kurmak için bakan transfer ettiler. Burada başka bir şey var. Dönemin ruhu vesaire düşünüldüğü zaman.
Çünkü CHP'den istifa gerekçelendirilebiliyor ama AKP'ye geçmek açıklanamıyor. CHP kötü de AKP'yi iyi yapan ne? Tersinden AKP de Çerçioğlu'nu övemiyor. Başarılı Başkan diye PR'i yapılmıyor. İki hafta önce Aydın'ın hortumu CHP'ye akıyor diyen iktidar medyası da ahlaken çelişki içinde.
Yine de AKP Aydın'ı aldı, gücünü göstermek istedi ve gösterdi, evet. Gücünü gösterdi, bir güç gösterisiydi Aydın transferi. Ama iktidarın bu fetih hırsı hem AKP'li hem CHP'li halk kesimlerinin içine sindiremediği bir sonuç doğurdu. Hakikat böyle mi bilmem ama AKP'li CHP'li fark etmeksizin herkesin gördüğü şu, Çerçeoğlu'nun razı edilme yöntemlerinin hiçbiri demokratik değil. Hukuken suç, ahlaken ayıp, dinen günah yöntemlerle Çerçeoğlu AKP'ye transfer oldu. Duygular mantığın önüne geçmezse tablo net. Çerçeoğlu vakası AKP'ye de CHP'ye de genel olarak siyaset kurumuna da zarar verdi. Milletin midesi bulanmış, İktidar kendi gücünün boyutunu herkese göstermiş, gövde gösterisi yapmış deyim yerindeyse. Ama neredeyse tüm Aydın'da mitingi akmış. Kent nüfusuna oranla en yoğun miting sanırım Aydın mitingi. Çerçioğlu'nun siyasi kariyerin cenazesini Aydın halkı dün kaldırdı. Bundan sonra siyaseten hayatta kalabilmesi çok zor kendisinin. Ama bu bir şey de açığa çıkardı. Şimdi kısa bir ara, döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Evet, asıl konuya şimdi geldik. Eğer rahatsızlığım ve yoğunluğum olmasaydı, bu bölümde post-virtue kavramından bahsedecektim sizlere. Post-truth kavramı üzerine uzun zamandır konuşuluyor. Bu, hakikat sonrası çağ deniyordu içinde yaşadığımız döneme. Yani hakikatin bir anlamının kalmadığı, algının hakikatin önüne geçtiği bir dönem olarak tanımlanıyordu. Üzerine uzun uzun çokça konuşuldu. Biz de burada konuştuk post-truth kavramı üzerine. Fakat... Hakikat bu kadar önemsiz olunca, erdemin de bir anlamı kalmıyor. Erdemli olmak da kısmen enayilik sayılıyor. Erdemli olmayan davranışlar geçerek çoğalıyor. Özetle bu döneme artık post-virtue dönemi deniyor.
Geçen hafta boyunca tanık olduğumuz olayların hiçbiri Erdem'le olaylar değildi. Destek olduk veya olmadık ama Erdem işin dışındaydı. Özlem Çerçuğlu olayı. Allah aşkına şu olaya baksanıza. Erdem bunun neresinde? Beyoğlu'na dönük operasyonun arka planı. Uzun uzun konuşulur. Erdem bunun neresinde? İBB borsası meselesi. İBB borsası. Olacak iş mi? Hiçbiri bu İBB borsası kadar da belki önemli değil. İBB operasyonlarında Erdem o kadar dışarı atılmış ki, kimi avukatlar tutuklu sanıklardan rüşvet ve itirafname karşılığında sanıklara tahliye olabileceklerini söylüyorlar. Bu olaylardan ilki Mücahit 1. vakasıydı. Murat Kapki'nin iddiasına göre Mücahit 1. Kapki'yi ziyaret etmiş, 2 milyon dolar ve itirafname ile Kapki'nin serbest kalacağını Kapki'ye söylemişti.
Yanıma geldiğinde bana bir buçuk sayfalık bir ifade tutanağını önüme koydu. Bunu imzalayıp ifadede geçen tamamı yalan ve kurgu olan şeyleri söylemem halinde. Buradan seni çıkartırım dedi. Ayrıca bu iş için benden iki milyon Amerikan doları para istedi. Getirdiği ifadeyi okuduktan sonra ben kimseye bu şekilde iftira atmam dedim. Kendini bana bir hafta teslim edeceksin. Hiçbir soru sormayacaksın. Makyvelüs düşün. Çıkmak için her şey mübahtır dedi. Kendisiyle olan görüşmenin detayları ikinci sayfaladır.
Bu olayların ikincisi ve çok uzun konuşulmaya değer olan ikincisi ise Fatih Keleş'e dönük yapılan baskıdır. Fatih Keleş'e deniyor ki sen Selahattin Yılmaz'ı kiralık katil olarak tutup Aziz İhsan Aktaş'ı öldürmekle suçlanıyorsun. Azmettiricisin. Yani sen itirafçı olmazsan bir de cinayetten yargılanacaksın. Bu arada tırnak içinde söylüyorum kiralık katilimiz kim? Selahattin Yılmaz. Selahattin Yılmaz kim? Alaaddin Çakıcı'nın has adamı.
Ülkücü mafya deyince akla gelen Türkiye'deki 3-5 isimden bir tanesi. Şimdi bu adamı da tutukladılar, İBB borsasına MHP ile bu kadar özdeş bir ismi soktular. Bu da vakayı tırnak içinde söylüyorum, çok seksi hale getiriyor bakın. Mesele çok cıvcıvlı. Neyse efendim, şimdi cebimizdekileri ortaya çıkaralım.
Özgür Özel, Murat Kapkin'in bir yazılı beyanını ciddiye alarak belki de Beyoğlu'na dönük operasyona meşruiyet kazandırmış oldu. Bence Özgür Özel'in yaptığı bir iletişim hatasıydı. Zira Beyoğlu belediye başkanı İnan Güney'e dair tek suçlama Murat Kapkin'in itiraflarıydı. Böyle bir itirafçıyı alıp, sanki böyle büyük bir cesur kahramanmış gibi, sanki böyle bir erdem timsaliymiş gibi sunmak bence doğru olmadı.
Zira Beyoğlu belediye başkanı İnan Güney'e dair tek suçlama Murat Kapki'nin itiraflarıydı. Özgür Özel İBB borsasını ifşa etti. Ertesi gün aynı adamın itiraflarına dayanılarak İnan Güney alındı. Burada bana kalırsa Özgür Özel'in bir iletişim hatası oldu. Kapki'ye itibar atfetmeden de bu belgeler başka türlü ifşa edilebilirdi. Bir gazeteci aracılığıyla ifşa edilebilirdi, bir genel başkan yardımcısı aracılığıyla veya Özgür Özel aracılığıyla olsa bile Kapki'ye bu denli büyük bir itibar atfetmeden yapılabilirdi bunlar.
Ama neden? Burada cebimizdeki diğer dosyayı çıkarmamız gerekecek. Niye bu ileşim hatası yapıldı sorusuna cevap verebilmek için. Özgür Özel bu konuşmayı Özlem Çerçioğlu'nun AKP'ye geçeceği gün olan 14 Ağustos'ta saat 12.00'da yaptı. Belli ki Çerçioğlu transferinin gölgesinde kalmaktan çekindi. Yeni bir gündem oluşturmaya çalıştı.
AKP ile CHP siyasetin aktüel gündemi üzerinden birbiriyle güreş tutarken bir yandan da arka planda bir çözüm süreci ilerletilmeye çalışılıyor ve tüm bunları belirleyen şey aslında çözüm sürecidir. Çözüm süreci diyorum da işte süreçtir yani. Bu sürece dair CHP'nin net, sarih ve halkı ikna edici bir pozisyon alması gerekir. Mehmet Ağar'ın savunduğunu CHP de rahatlıkla savunabilir, bana kalırsa. Dağdan insinler, düz ovada siyaset yapsınlar. Bunlar silah bırakıyor, örgüt fes oluyor. E biz de bunları affedelim. Osmanlı'dan bu yana bu devletin geleneği budur. Bunları da başımıza vali yapmayacağız. Osmanlı onu da yapıyormuş.
Bu operasyonlar CHP'nin komisyondaki varlığını zorladığı için operasyonların sürmesinin sürece bir kasıt içerdiği de yorumlanıyor. E madem böyle bir kasıt var CHP çıksın pozisyonu netleştirsin. Böylece bu operasyonlar üzerinden de kendisine başka operasyonlar yapılmamış olur. Tüm bunlara dair derinlikle ve uzun konuşmak gerekir. Çok uzun konuşmak gerekir ama. Bu hafta ama beni affedin lütfen. Sesimden de belki anlaşılıyordur. Uzun uzadıya başka bir zaman değiniriz. İsterim ki saatler sürsün. Çünkü anlatılması gereken şeyler ne bir gazete küpürüne sığar, ne bir YouTube kaydına, ne de bir tren topik bölümüne. Filmi yapılması gereken, dizileri çekilmesi gereken süreçleri biz bir günde, iki günde yaşıyoruz. Çok enteresandır.
Trentopi pod bir medyayla beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme de kendinize dikkat edin. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.