Podcast

169- Vahşi Batı’nın Sessiz Dehşeti: Amerika’nın İlk Seri Katil Ailesi

Karanlık Dosyalar

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bender Ailesi 1870li yıllarda Amerika'nın Kansas eyaletine göç etmiş, vahşi batının göbeğinde, yol üstünde bir çiftlik evi inşa etmişlerdi. Ardından evlerinin bir kısmını bir dinlenme tesisine çeviren Bender'lar gelen geçen yolculara hizmet vermeye başladı. Fakat yolu buradan geçen pek çok kişinin aniden ortadan kaybolması bazı şüphelere neden olacaktı. Acaba Bender'lar gerçekte nasıl bir aileydi?





Sunan: Sezgi Aksu

Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici

Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca

Yapımcı: Podbee Media



George Longcor: Tolgacan Bozca

Kate Bender: Gülşah Dim

Kadın: Kevser Biçici

Albay Alexander York: Metin Bozkurt



Tüm bölümler ve daha fazlası için !



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.239 kelime · ~11 dk okuma

Merhaba, hoş geldiniz. Buyurun. Merhaba. Bebeğe uygun, yani onun da yiyebileceği bir şeyleriniz var mı acaba? Günlerdir yoldayız. Çok yoruldu. Karnı da çok aç. Tabii, olmaz olur mu? Hemen getireyim. Gerçi, anne sütü olsa daha iyi olurdu tabii ama... ...annesi sizinle gelmedi mi yoksa? Yok, maalesef. Yani, aslında... ...annesi vefat etti. Öyle mi? Çok üzüldüm.

O zaman bir bekleyeniniz falan yok yani. Yalnızsınız. Evet, maalesef. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle birlikte dışarıdan sıradan bir çiftlik evi gibi görünen ama içi çığlıklar, kan ve dehşetle dolu bir evin kapısını çalacağız. Ne dersiniz? Amerika'nın ilk seri katil ailesiyle tanışmaya, insanlıktan nasibini almamış bu canavarların tüyler ürperten hikayesini dinlemeye hazırsanız başlayalım mı?

Amerika'da yaşanan iç savaşın etkileri 1870'li yıllarda hala devam ediyordu. Amerika Devleti ve yerliler arasında geçen kanlı mücadelelerin akabinde yerli halklar göçe zorlanmış, onların gidişiyle boşalan bu uçsuz bucaksız topraklara da Amerika vatandaşlarının yerleştirilmesi ve böylece batıya doğru genişlemenin hızlanması planlanmıştı. Bu hedef doğrultusunda 1862 yılında Homestead Act isimli yasa çıkarıldı. Buna göre batıdaki bu toprakları işleyen, üzerine yapı inşa eden ve bu arazilerde 5 yıl boyunca yaşayan vatandaşlara o arazinin mülkiyeti verilecekti. Fakat buralarda hala bir düzen sağlanabilmiş değildi.

Transkriptin tamamını oku

Vahşi Batı olarak anılan bu topraklarda resmi kolluk kuvvetleri yetersiz ve etkisizdi. Bu otorite boşluğu da kanunsuz çetelerin bölgeyi tahakküme altına almasına yol açıyor, at hırsızları ve haydutlar buralarda kendi adaletlerini kendileri sağlıyordu. İşte Banderlar da bu dönemde Vahşi Batı'ya gelen Homestead Act'ten yararlanarak Kansas'a yerleşen binlerce aileden biriydi. Bender ailesi Labette kasabasında Osage yolu üzerinde bir arazi edinmişti. Bu yol, Kansas'tan geçen herkesin kullandığı, gezgin, göçmen ve tacirler dahil tüm grupların izlediği bir ana yoldu. Bulundukları bu lokasyonun avantajını kullanmak isteyen Bender ailesi evlerinin bir kısmını işletmeye çevirmeye karar verdi.

Bunun için öncelikle tek ve geniş bir odadan ibaret olan evlerini bir perde yardımıyla ikiye böldüler. Arka tarafı kendi odaları olarak kullanmaya devam eden Benderlar, ön kısmı gelip geçen yolcuların ihtiyaçlarını alabileceği bir market ve acıkanların yemek yiyebileceği bir restoran, yani bir dinlenme tesisi olarak tasarlamışlardı. Bu aileyi görenler, onların kendi halinde, işine gücüne odaklanmış, normal insanlar olduğunu düşünebilirdi. Fakat kasaba halkı çok geçmeden Benderlar'da adını koyamadıkları bir gariplik olduğunu fark etmişlerdi. Benderlar dört kişiden oluşan çekirdek bir aileydi. Ailenin babası John Bender Sr. 60 yaşlarında fakat oldukça heybetli bir adamdı.

Gırtlaktan gelen boğuk sesi ve iri yapısı sebebiyle çevredekiler tarafından korkutucu biri olarak görülüyor, son derece kaba ve küfürbaz olan John Bender, kasaba halkı tarafından pek sevilmiyordu. Anne Elmira Bender'ın da kocasından aşağı kalır yanı yoktu. 55 yaşlarındaki bu kadının daha önce hiç gülümsediği görülmemişti. Elmira Bender, kasaba halkı tarafından o kadar itici bulunuyordu ki insanlar ona dişi şeytan lakabını takmıştı. Bu çiftin 25 ve 23 yaşlarında iki de çocuğu vardı. Anne ve babalarına nazaran daha cana yakın oldukları ve daha iyi İngilizce konuştukları için insanlarla iletişimi daha çok bu ikili sağlıyordu.

Ancak John Bender Jr.'ın da tuhaf özellikleri vardı. Mesela olur olmadık zamanlarda ürkütücü kahkahalar atmaya başlaması bu tuhaflıkların başında geliyordu. Kate Bender ise ailenin en normal görünen, en dışa dönük üyesiydi. Oldukça güzel ve çekici bir kadın olan Kate, etraftakilerle sohbet edip işletmelerine müşteri çekiyor, ailenin tüm işlerini çekip çeviriyor, yani aslında güler yüzünün arkasına saklanarak korkunç sistemlerinin işlemesini sağlıyordu. Tabii ailenin tek gelir kaynağı bu dinlenme tesisi değildi.

Kate Bender, aynı zamanda doğaüstü güçleri olan bir medium ve hastalıkları iyileştiren bir şifacı olarak ün sağlamıştı. Kocanızı kaybetmiştiniz, öyle mi bayan? Evet. Ben onunla bir kez, yalnızca bir kez olsun konuşmak istiyorum. Lütfen bana yardım edin.

Hayır, hayır bayan. Bu mümkün değil. Onunla yalnızca ben iletişim kurabilirim. Söylemek ya da sormak istediğiniz bir şey varsa bana söylemeniz gerekiyor. Peki, tamam o da olur. Onu çok özlediğimi ben... Bir dakika, bir dakika. Önce ücreti almam gerekiyor yalnız. Şöyle bırakabilirsiniz.

Kate insanların duygularını sömürüp onların zayıflıklarını kullanarak ciddi paralar kazanıyor, bu sırada ailenin işlettiği market ve restoranda da işler yoğun olarak devam ediyordu. Derken 1871'in Mayıs ayında evin yakınlarında Bender'ların hiç ummadıkları bir şey bulundu. Bir adama ait cansız bir beden. Boğazı kesilmiş ve kafası ezilmiş halde bulunan bu bedenin Jones adındaki bir adama ait olduğu tespit edilmiş fakat kim tarafından ve neden öldürüldüğü araştırılmadan olay kapatılmıştı. Ancak yetkililerin bu görmezden gelişi bir kurtuluş olmayacaktı. Şubat 1872'de yani 9 ay sonra Jones'un vücudundakilerle aynı yaralara sahip iki cansız beden daha bulundu.

Bu sırada kayıp ihbarları da artmaya başlamıştı. İhbarın biri değerlendirilmeden diğeri geliyor, aynı yerde kaybolduğu söylenen onlarca insan bulunmayı bekliyordu. Yetkililer şüphelendikleri herkesi tek tek sorgulayıp bir iz bulmaya çalışsalar da başarılı olamadılar. Kayıplara dair hiçbir bilgiye ulaşamıyorlardı. Bu durum Osaj Köyü'nün kötü ününün iyiden iyiye artmasına ve her yere yayılmasına neden oldu.

Artık insanlar bu yolu kullanmaktan çekinmeye başlamış, burası sürekli ölümlerin ve kayıpların yaşandığı güvensiz bir hat olarak anılır olmuştu. Burada kaybolan insanların ortak özellikleri ise genellikle erkek ve sıradan, yani çok zengin ya da çok güçlü olmayan insanlar olmalarıydı. Hatta çoğunun arkasında bıraktığı bir ailesi dahi yoktu. Bu sebeple yakınları tarafından yapılan kayıp ihbarının ötesinde peşlerine düşecek birileri olmuyor ya da geride kalanların onların izini sürecek gücü ve parası bulunmuyordu. Fakat 1872'nin sonlarına doğru kaybolan bir adamla birlikte bu düzen değişecekti.

George Newton Longcore, karısını genç yaşta kaybettikten sonra bir buçuk yaşındaki kızıyla yalnız bir hayat sürmeye başlamıştı. Ancak kısa bir süre sonra hem çalışması hem de bebeğe bakmasının mümkün olmadığını anlayan George, sonunda ailesine yakın bir yerde yaşamaya, bu sebeple Independence'dan Iowa'ya taşınmaya karar verdi. Bunun için komşusu ve arkadaşı Dr. William Henry York'tan birkaç at ve bir at arabası satın alıp, vardığı gibi kendisine mektup yazacağını söyleyerek atlarını Osage yoluna doğru sürmeye başladı. Bu ayrılışın ardından günler geçmesine rağmen Dr. York beklediği mektubu halen alamamıştı. Etrafa haber salan York, George ve kızının Iowa'ya da varmadığını öğrenince telaşlanarak onları aramak üzere yola koyuldu.

Gelip geçtiği her kasabada, gördüğü her insana George ve kızını soruyor, onlara dair bir iz bulmak umuduyla her söylenenin peşine düşüyordu. Fakat günler boyu araştırmasına rağmen işine yarar hiçbir şey bulamamıştı. Dr. York artık tüm ümitlerini tüketmiş, vazgeçmek üzereyken nihayet aradığı ipucunu yakaladı. George'un at arabasını terk edilmiş bir halde bulmayı başarmıştı.

Şimdi sıra bu ipucunu takip ederek arkadaşına ve küçük kızına ulaşmaktaydı. Fakat önce kısa bir mola vermesi gerekiyordu. Bunun için Bender'ların dinlenme tesisine giren Dr. York, hayatının en büyük hatasını yaptığının henüz farkında değildi. Şimdi dosyamıza kısa bir ara verelim. Dönüşte kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Dr. William Henry York, arkadaşını aramak için çıktığı yoldan geri dönememiş, o da osaj yolunda kaybolan onlarca insandan biri olmuştu. Fakat Dr. York, diğer kayıplarla aynı kaderi paylaşmayacaktı. Zira o sıradan biri değildi. Oldukça nüfuzlu bir adam olan Dr. York, ayrıca önemli bir aileye mensuptu.

Kardeşlerinden biri, saygıdeğer bir savaş gazisi, bir avukat ve aynı zamanda Kansas Eyalet Senatosu üyesi, Albay Alexander York'tu. Kardeşinin çıktığı yolculuktan söylediği tarihte geri dönmemesi, Albay York'u harekete geçirmişti. Hızla 50 kişilik bir ekip kuran Albay, Dr. York'u bulmak üzere yola koyuldu. Albay York, kardeşinin takip ettiği yolları izleyerek ilerliyordu.

Geçtiği her kasabada, her bir çiftlik evine uğruyor... ...yolda gördüğü insanlara Doktor York'u tarif ederek... ...onu görüp görmediklerini soruyordu. Aldığı her olumsuz yanıt canını biraz daha sıksa da... ...Albay vazgeçmeyi düşünmeden aramaya devam etti. Nihayet yolu Labet Kasabası'na, Benderler'in dinlenme tesisine düştü. Merhaba hanımefendi. Hoş geldiniz, buyurun. Ben Albay Alexander York.

Bir süredir kardeşim Doktor York'tan haber alamıyor. Bana bu yolu kullanarak Ayova'ya gideceğini söylemişti. Acaba buraya uğramış olabilir mi? Şey, yani pek sanmıyorum. Bakın hanımefendi, bu civarda böyle başka bir yer yok. Değil mi? Sizinki gibi. Burada mola vermiştir diye düşünüyorum. Bir dakika, bir dakika. Tabii ya. Şimdi hatırladım. Kendisi burada yemek yemişti, evet. Demek kayboldu ha? Çok üzüldüm.

Ah şu yerliler. İyice zıvanadan çıktılar artık. Albay York o an için Kate Bender'a inanmıştı. Zira henüz ortada şüpheleneceği bir şey yoktu. Burada kısa bir mola veren albay ve adamları dinlenip kendilerine geldikten sonra kasabadaki diğer insanlarla konuşmaya devam ettiler. Ancak hiç kimsenin Doktor York'a dair bir bilgisi yoktu.

Bazıları onu görmüş olabileceğini söylüyor, kimisi tarif edilen adamı hatırlar gibi oluyordu. Fakat hiçbiri doktorun nereye gittiğini bilmiyor, ona dair hiçbir ipucu sunamıyordu. Ancak Albay York, kasaba halkıyla yaptığı bu görüşmeler sırasında ilginç bir şey fark etti. Konuştuğu kişilere Dr. York'un en son Bender'ların restoranında yemek yediğini söylediğinde insanların yüzü garip bir hal alıyor, o aileden bahsedildiğinde belli belirsiz irkiliyorlardı. Demek en son orada yemek yemiş. Söylediklerine göre öyle, evet. Siz bilirsiniz ama bence onların söylediklerine çok da güvenmeyin bayım. Nasıl yani? Ne demek istiyorsunuz? Bir şey değil yani öyle, bir öneri sadece. Hanımefendi, burada oyun oynamıyoruz.

Benderlarla ilgili bir şey biliyorsanız söyleyin. Peki o zaman Albay, şöyle söyleyeyim. O ailedeki herkes deli. Hepsi kafayı yemiş, hepsi. Daha geçen gün Elvira Bender denen o şeytan bıçakla tehdit etti beni. Canımı zor kurtardım. Bu ifadenin üzerine aileyi bir kez daha sorgulamak isteyen Albay York ve adamları tekrar Benderlar'a gitti.

Albay'ın kasabadaki kadından öğrendiği iddiaları sorması üzerine deliye dönen Elvira Bender, onlardan derhal evini terk etmelerini istedi. Albay'ın adamları, Bender ailesinin Dr. York'un kayboluşunda parmağı olduğuna emin olmuştu. Fakat Albay, her şeyin kitabına göre yapılmasını istiyor, onları cezalandırmadan önce kanıt bulmaları gerektiğini ifade ediyordu.

İhtiyacı olan delili nereden bulacağını bilemeyen York, en iyi tercihin Bender'ların evini aramak olduğunu düşünüyordu. Fakat onların böyle bir şeye gönüllü olmayacağı açıktı. Bunu nasıl yapabileceklerini düşünürken aklına bir fikir geldi. Etrafta bulunan cesetlerden, son zamanlarda sık sık yaşanan kayıplardan rahatsız olan kasaba halkıyla bir toplantı yapmaya karar veren albay, Bender erkekleri dahil herkesi bir okulda topladı.

Saatlerce süren toplantının sonunda bir karara varılacaktı. Bu toplantıda fikir birliğine varıldığı üzere civardaki tüm evler ben ve adamlarımca aranacak, kayıplara dair kanıtlar toplanacaktır. Merak etmeyin, suçluları bulup adaleti sağlayacağız ve artık bu güzel kasabanın adını temize çıkaracağız. Benderlar çoğunluğun kararına itiraz edememiş, böylece albay kasabadaki her bir evi arama iznine almıştı. Birkaç gün sonra sıra Benderlara geldi. Fakat albay ve adamlarını burada ummadıkları bir sürpriz bekliyordu. Benderlar arama izninin çıktığı o toplantı sonrası alelacele evlerini boşaltıp, kimseye görünmeden Labed kasabasını terk etmişlerdi. Hiçbir canlılık belirtisi bulunmayan bu çiftlikte

Açlıktan ölmüş hayvanlar dışında neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Albay York, adamlarına etrafı detaylıca incelemelerini emrettikten sonra, kendisi de burnuna gelen kötü kokuların kaynağını araştırmaya koyuldu. Her bir detayı dikkatlice inceleyen albay, görünürde hiçbir garipliğe, delil olarak değerlendirebileceği hiçbir şeye rastlamadı. Pek fazla eşya olmayan bu küçük ahşap kulübenin içinde her şey normal gibi görünüyordu.

Bender'ların giderken götüremediği bir karyola, bir masa ve birkaç sandalye dışında çok fazla eşya göze çarpmıyordu. Fakat gittikçe yoğunlaşan kötü kokular burada yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu adeta haykırıyordu. Albay detaylara, görünmeyen noktalara odaklanması gerektiğini düşündüğü sırada dikkatini köşede duran bir karyola çekti. Yatağı yerinden çektiğinde, zeminde aşağıya doğru açılan bir kapak olduğunu fark etti. Yavaşça kapağı kaldıran albay, o anda yüzüne çarpan kötü kokuların yoğunluğuyla adeta kendinden geçti. Bütün evi saran kokunun kaynağını bulmuştu. Burası aşağıya doğru açılan ufak bir oda, bir bodrum katı gibiydi.

Derhal aşağıya inen albay, burada her yere bulaşmış kan izleri ve kurumuş kalıntılarla karşılaştı. Etrafta bir ceset yoktu. Fakat toprak o kadar çok kan emmişti ki, rengi kahveden kırmızıya dönmüştü. Derhal bahçenin her bir noktasının kazılmasını emreden albay, sonunda günlerdir aradığı abisini de bulmayı başardı.

Dr. York, Dr. York'un peşine düştüğü arkadaşı George Longkor ve 1,5 yaşındaki kızı dahil 9 kayıp kişinin cansız bedeni Bender arazisinin farklı noktalarına gömülmüştü. Cansız bedenlerin üstünde yapılan incelemeler, evden toplanan kanıtlar ve Benderların dinlenme testinden yolu geçenlerin ifadeleri değerlendirilerek cinayetlerin nasıl işlendiği anlaşıldı.

Buna göre gelen müşteri ilk olarak Kate'in gösterdiği masaya, evi ikiye bölen perdeye tam sırtını verecek şekilde oturtuluyordu. Ardından Kate onlarla sohbet etmeye başlıyor, güler yüzü ve samimi tavırlarıyla adamları etkisi altına alıyordu. Konuştuğu kişinin uygun aday olduğuna karar verdiğinde perdenin arkasında bekleyen babasına gerekli işareti veriyor ve komutu alan John Bender saklandığı yerden çıkarak elindeki çekiçle arkası dönük adamın kafasına vurmaya başlıyordu. Ardından sahneye çıkan Elvira ve oğulları John bıçak darbeleriyle kurbağanı etkisiz hale getirince sıra adamı yatağın altındaki kapaktan gizli odaya atmaya geliyordu.

Kurban burada, Bender ailesi üyeleri tarafından vahşice katlediliyor, akabinde gece saatleri etrafta kimse yokken dışarı çıkarılarak araziye gömülüyordu. Bulunan cansız bedenlerin bazılarının üzerindeki değerli eşyalarla gömülmüş olması, Bender'ların öldürdükleri kişilerle hiçbir bağlarının olmaması gibi veriler, onların bu cinayetleri herhangi bir amaçla değil, yalnızca zevk için işlediğini göstermişti. Üstelik bu kadarla kalmıyordu. Bu seri katil aile hakkında daha sonra ortaya çıkan bazı gerçekler duyan herkesi şok edecekti. Herkesin Bender ailesi olarak bildiği bu kişiler aslında bir aile değil, cinayet işlemek için bir araya gelmiş kanlı bir çeteydi. Söylenene göre John Bender Jr. olarak bilinen kişi aslında John Gebhardt adında bir adamdı.

ve komşuların iddialarına göre bu kişi Kate'in kardeşi değil, kocasıydı. Ailenin babası olarak bilinen John Bender Senior'ın ise John Flickinger adında Almanya, Hollanda ya da Norveç göçmeni bir adam olduğu düşünülüyordu. Bender ailesi üyelerinden yalnızca Elmira ve Kate arasında kan bağı olduğu anlaşılmıştı. Bu durum onların yakalanma ihtimalini daha da düşürdü.

Zira her bir çete üyesi ülkenin farklı noktalarına doğru kaçmıştı. Bu seri katillerden her birinin başına ödül konmuş, aylarca izleri sürülmüş olsa da yakalanmaları mümkün olmadı. Amerika'nın ilk seri katil ailesi olarak tarihe geçen bu insanlar aslında bir aile bile değil, yalnızca cinayet işlemek üzere bir araya gelmiş insanlardı. Günlerdir yolda olan, yorulmuş, sıcak bir yemeğe, rahat bir koltuğa hasret zavallı insanların zayıflıklarını kullanıp onları öldürüyor ve bundan zevk duyuyorlardı. İnsanın bu kadar kötü bir canlı olabileceğini kabul etmekte zorlanıyorum bazen. Ama maalesef bu bir gerçek. İnsan içinde taşıdığı bu kötü yanın, bu karanlık tarafın esiri olursa doğanın en acımasız, en vahşi yaratığına dönüşebiliyor.

Aynı Bender'lar gibi. Gerçekten insan olabilmenin yoluysa vicdanımızı dinlemek, her zaman merhametimizle hareket etmek ve duygularımızla bağ kurmayı unutmamaktan geçiyor bence. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyalar bölümünde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)