Podcast

Kuşak Kapışması: Boomer'lar, Millennial'lar ve Z Jenerasyonu

Gri Bölge

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Her kuşağın kendine has iyi ve kötü yanları var. Kimi çok umursamaz, kimi duygusal, kimiyse bencil. Peki "En iyi jenerasyon budur." diyebileceğimiz bir nesil var mı? Gri Bögle'nin bu bölümünde boomer'ları, millennial'ları ve Z jenerasyonunu inceliyoruz. Üç farklı neslin karakteristik özelliklerini karşılaştırıyoruz.


Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.243 kelime · ~11 dk okuma

hepimizin kişiliği içinde bulunduğumuz jenerasyondan bayağı bir iz taşıyor. Bunun böyle olduğunu zaten biliyoruz. Senelerdir görüp şahit olduklarımızın yanı sıra kuşaklar ve bunlara dayalı kişilik özellikleri hakkında okuyup dinlediğim şeyleri de birleştirince ortaya çok daha net bir resim çıktı. Bu bölümde de bu resmi ele almak istiyorum. Boomer'ların, X kuşağının, Millenial'ların yani Y kuşağının, son olarak da Z kuşağının insanın kişiliğine inanılmaz sinen bu özellikleri nelerdir? Bu konuyla ilgili ben de video yayınladım. Başka insanlar da bu konuda yazıp çizdiler veya video çektiler ve inanılmaz bir ilgi gördüğü aşikar. Yani iki anlama geliyor bence bu. İnsanlar bu konuyla ilgileniyor ve sayısız beğeniye, duruma bakılırsa ortak noktalar konusunda da bayağı kişi hemfikir. Yalnız başlamadan önce şunu da söyleyeyim. Konumuzun her ne kadar sosyolojik, yani daha somut ve veriye dayalı bir tarafı olsa da bence bu bölüm öncekiler kadar ciddi değil. Her yaşta, her çağda, her cinsiyette, her coğrafyada, kalıplara, isimlere uymayan, çoğunluğun taşıdığı özellikleri barındırmayan kişiler olabilir. Ben burada gerçekliği tüküren akademik, bilimsel bir yaklaşımdan ziyade

Cidden eğlenceli ve biraz da komik bulduğum için paylaşacağım bu konuyu sizinle. O zaman hadi birlikte 3 jenerasyonu korkunç, komik ve güçlü taraflarıyla ele alalım. Her birinden bahsederken aklımıza hayatımızdan baya bir isim gelecek çünkü bence. Evet önce boomerlardan başlayacağız. Boomerlar 1946-64 arası doğan kuşağa verilen isim. Bu kuşağı da boomer denmesinin sebebi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'de doğum oranlarında bir patlama yani baby boom yaşanması. Dolayısıyla o aralıkta doğanlar adı baby boomer. Zamanla da sadece boomer denmesinden geliyor. Maalesef kelimenin Türkçe bir karşılığı yok. Dolayısıyla niye İngilizce kelime kullanıyorsun gibi bir hassasiyeti olanlar için üzgünüm. Ayrıca boomerlar hakkında söyleyeceğim her şey, sonrasında doğan 65-80 arası doğan X kuşağı içinde geçerli. Bu iki kuşak birbirinin devamı çünkü direkt. Önce biraz yerelim, sonra överiz. Sıra tüm kuşaklara gelecek, o yüzden alınmaca gücenmece yok. Boomerlar, yani bizim anne baba jenerasyonu, inanılmaz ciddi ve dramatik bir jenerasyon. Z kuşağı nasıl her şeyi şakaya vuruyorsa, boomerlar da çok ciddiye alıyor bence.

Şaka böyle, bir şeyin yere dökülmesi, söylenen bir söz aşırı dramatik anlamlar taşıyabiliyor. Bir boomer özelliği daha söyleyeyim. Biz mesela stres atmak için yoga, boks, fitness, psikoloğa gitmek, oyun oynamak gibi şeyler yapıyoruz ya, boomerlar kavga ederek de şarj oluyorlar. Mesela bir boomer için bağırıp çağırmak, kavga etmek, senin benim için kavga etmekle aynı anlamı katiyen taşımıyor. Onların kültüründe çünkü bağırıp çağırıp aklını kaçırana kadar kavga edersin ve 10 dakika sonra da birbirine yemek ısmarlar, gönlünü alır, şaka yapar falan. Herkes de şarj olmuş, içindekini bırakmış çünkü kavgayla artık o noktada. Küçüklükten çoğumuzun şöyle bir anısı vardır bence. İki damla ayran döküyorsun, anan baban cinnet geçiriyor. Tencerenin kapağını kapatmamışsın, tencere fırlatılıyor. Bunları yapıp öyle bir atarlar ki içlerindeki karanlığı hiçbir şey olmamış gibi devam ederler ondan sonra. Bir şey daha söyleyeceğim. İletişimde çok kötüler bence. Sakince, etraflıca bir şey konuşmak istediğiniz zaman oturup şu an kavga mı ediliyor gibi bir moda giriyorlar. Hadi edelim o zaman deyip az önce bahsettiğim moda geçiyorlar. Çocuklarıyla başarılarını yarıştırırlar. Ne yaşarsanız yaşayın en çok acıyı ben çektim diye düşündükleri için durumunuzu çok ciddiye almazlar.

Transkriptin tamamını oku

Bu insanlar aynı zamanda mallarını tutup asla bırakmamalarıyla biliniyorlar. Satın aldıkları ya da kendilerine miras kalan evleri sıkı sıkı tutarlar. Mesela Bloomberg'in geçen seneki haberine göre boomerlar Amerika'daki evlerin yüzde kırkının sahibi ve çoğunluğu hiçbir zaman evini satmayı planlamıyor. Bu da Y ve Z kuşağının hem ev almasını zorlaştırıyor hem de ödediği kiraları arttırıyor.

Övünmeyi çok seven bir jenerasyon olduğu için sanki günümüzde olacak bütün enflasyonu ve ev fiyatlarının artışını seneler önceden görmüş vizyoner gibi geçiniyorlar. Ben bu evi zamanında şu kadarı aldım şimdi bu kadar milyon ediyor falan derler mesela çoğu. Ama iddia ettikleri kadar stratejik bir dehaya sahip olsalar zamanında imkanları olduğu için çok daha fazla yer alabilirlerdi gibi geliyor bana. Bu kuşak Y ve Z kuşağını yetiştirdi ve bunun ne kadar korkunç etkileri olduğundan bahsetmek için de Y kuşağına geçmek istiyorum şimdi ama geçmeden önce övme ve hakkını verme sözü vermiştim. Hiç kimseden insanüstü bir performans beklemiyoruz. Herkes insan ve bir çocuk yetiştirmek asla kolay değil. Dolayısıyla insanların cehaletlerinden ötürü yaptıkları ebeveyn hatalarını başlarına kakmak istemem. Hiçbirimiz kusursuz değiliz ve birazdan sayacağım gibi her jenerasyonun kendine özel bir kusuru var.

Dünyanın bütün korkunçluklarına rağmen boomerların bu umursamazlığına açıkçası biraz imlenmişimdir, onu söyleyeyim. Bir de biraz tartışmalı bir görüş olacak ama sanırım en komik jenerasyon diyebilirim boomerlar için. Tamam, boomerların yaşadığı dünya büyük ölçüde tarih oldu. Ama işin kötüsü, Y kuşağı gençliği boyunca bu dünyaya hazırlanmıştı. Milleniallar, yani Y jenerasyonu, bence bahsetmesi çok üzücü bir jenerasyon. Çünkü genelde insanlar Z kuşağını nasıl eleştirir? Çalışmaya gelmiyor, zorluk çekince istifa ediyor Z kuşağı falan diye.

Bu konuya Z'ye gelince daha detaylı değineceğiz. Ama özetle Z kuşağının iş hayatında böyle davranmasının sebebi içinde bulunduğu sisteme güvenmemesi. İş hayatını ona vadettiği kariyer hayaline veya gelecek inanılmaz belirsiz olduğu için neyin nasıl seyredeceğine herhangi bir inanç taşımıyor. Y jenerasyonu da böyle düşünüyor ama şimdi böyle düşünüyor. Dolayısıyla sisteme kanmayayım kafasında değil bu sisteme kandım kafasındalar. Okul okurken veya meslek hayatına ilk atıldıkları zaman sistemin bu hale geleceğini bilmiyorlardı çünkü. Çok büyük bir kısmı da dolayısıyla gençliklerini hüsranla sonuçlanmış bir vade harcadığını düşünüyor. Bunun hayal kırıklığı içerisindeler ve gençliklerini geri almaya çalışıyorlar. Z kuşağı nasıl görüntüsüne aşırı dikkat ediyorsa bence Y jenerasyonunda büyük ölçüde gençliğe ve genç kalmaya kafayı biraz takmış durumda bu yüzden. Başka bir özelliklerinden bahsedeyim. Yeğe kuşağını büyük ölçüde boomerlar büyüttü ve ebeveyn olarak boomerların büyük bir kısmı umursamaz olduğu için kabul görmek, sevgi görmek, dışlanmamak yeğe kuşağının çok büyük bir kısmı için inanılmaz önemli bir şey. Sisteme uyma ve normal olma kaygısıyla yaşadılar dolayısıyla. Daha böyle onaylanmak istediler, kabul görmek istediler. Çünkü aileden alamadıkları bir şeydi bu. Tamam bak evlendim, işe girdim, normalim değil mi? Kabul ediyorsunuz beni, acayip değilim falan gibi bir kafalılardı.

Bu etraf tarafından kabullenme kaygılarından ötürü istemedikleri evliliklere veya işlere girdiler. Kabul görebilmek için yine sosyal ve siyasal anlamda en vicdani gözükecek yerlerde konumlandırırlar kendilerini. Doğru olanı yaptıklarını ve vicdanlı olduklarını göstermek çok önemlidir çünkü onlar için. Dediğim gibi bana herhalde en hüzünlü gelen jenerasyon eleştiri odaklı gittiğimiz için negatif taraflarını özellikle ele aldık. Ama öteki taraftan bakarsak ekonominin çok daha iyi olduğu, sonsuz festivalin yapıldığı bir dönemde yaşadılar.

Tarihimizin en çok romantize edilen gençliğini yaşadılar yani. Teknolojinin getirdiği, şu an Z kuşağının bu yaşlarda uğraştığı çeşitli şeylerle de uğraşmadılar o dönemde neyse ki. Boomerlardan daha tatlı ve sevecenler bence. Şimdi son olarak favori jenerasyonuma gelelim.

Z kuşağını. Her ne kadar favorim olduğunu söylesem de muhtemelen az önce konuştuğumuz iki kuşaktan daha fazla yeneceğim bu kuşağı ama bir o kadar da öveceğim. Kötü tarafları çok korkunç ve endişe verici, iyi tarafları da ezber bozan ve umut veren Z kuşağını kısa bir aradan sonra konuşalım. Evet, Z kuşağı, yani 97-2012 arası doğan kuşak. Bazı kaynaklara göre 95'te başlıyor Z kuşağı. Ben Z kuşağının en yaşlı bireyim. Çünkü ben 97 doğumluyum. 95-99 doğumlular için Zillennial'da deniyor. Yani hem Y hem Z kuşağının özelliklerini taşıyan bir ara kuşak gibi. Teknolojilerin ötürü her kuşak içerisinde daha fazla değişim barındırdığı için artık kuşakların 15 senelik aralıklarla ele alınması da zorlaşıyor.

Ben gerçekten 97 doğumlu biri olarak bir noktada kafamı ne tarafa çevirmem gerektiğini düşündüğümü hatırlıyorum. Y kuşağına mı yoksa Z kuşağına mı? Neticede kararım Z oldu ve böyle giyim kuşamımdan, estetik zevkimden, sosyal medya kullanmama kadar da bu kuşağın bir sürü özelliğini taşıyorum, öyle söyleyeyim. Ama insan yine de bir zilennial olarak Z için biraz yaşlı, Y için de hala azıcık küçük hissediyor onu da söyleyeyim. Bir değişiklik yapıp Z kuşağının önce pozitif taraflarından bahsedelim bu sefer. Bence en iyi giyinen ve en iyi gözüken jenerasyon açık ara. Bunu deyince bazı insanlar karşı çıkıyor. Ama hayır, gerçekten böyle düşünüyorum. İmaj Rönesansı gibi bir şey yaşadık ve bunun öncülüğünü Z kuşağı yaptı. Evrenselliği de yakalamış bir jenerasyon. Çoğunun yaşadığı yerle hiçbir alakası yok. Balıkesir'de ya da Bayburt'ta yaşayan Z kuşağından bir genç, Amerika'da Koreli biriyle tamamen aynı müzik zevkine ve mizah anlayışına sahip olabiliyor. Bence elalem ne der cümlesini yok ettiler. İnsanlar Türkiye'de senelerce küçük görülmekten, rezil olmaktan korktuğu için bir sürü işe kalkışmaktan çekindi.

Bu korkuyu Z kuşağı kırdı ve el alem nederi yok etti dediğim gibi. Yeni müzisyenleri, içerik üreticilerinin fikirleri en çok destekleyen jenerasyon. Z kuşağının negatiflerine gelirsek, gerçeklikle direkt problemleri var bence. Günde 9-10 saat ekrana bakıyorlar çünkü çoğu. Bunun yarattığı da deformasyonlar var. Ciddi kalamıyorlar, odaklanamıyorlar. Bir kısmı direkt sosyopat. Gerçek hayatta birinin başına bir şey gelsin, Z kuşağı diğer kuşaklar kadar empati göstermeyecektir bence. Ayrıca çoğu narsist, daha kişiliğinin oturduğu yaşlarda fenomen olup, kimisi günde binlerce beğeni alıyor. Böyle büyüdükleri için de çoğu hem kendisine hayran hem de kendisinden inanılmaz nefret ediyor. Böyle lanetli bir karışım, yani birine çok güzelsin, yakışıklısın diye iltifat ettiğinde normalde teşekkür ederim der, Z kuşağından birine bunu söylediğinde biliyorum gibi bir cevap veriyorlar genelde. Z kuşağının iş hayatına gelirsek tembel ve inanılmaz sabırsız olmaları ile biliniyorlar. Sabırsızlık kısmına kesinlikle katılıyorum ama tembellik kısmına katılmıyorum. Şimdi dediğimiz gibi Z kuşağının Y'den en büyük farklarından biri şu an içinde olduğumuz özellikle okul okurken bize anlatılan sistemin ve dünyanın büyük ölçüde yok olduğunu çok erken yaşta fark etmeleri.

Yani Y kuşağının çoluk çocuğa karıştıktan sonra gördüğü şeyi Z kuşağı çok erken yaşta görmeye başladı. Dolayısıyla içinde bulunduğu sistemin gittikçe absürtleştiğini fark ettiği için de kendisine işle ilgili veya kariyerle ilgili verilen vaatleri de çok takmamaya başladı. Bunun sebebi sadece sisteme güvenmemeleri veya sabırsız olmaları da değil. Alım gücünün de inanılmaz düşük olması. Daha yaşlı kuşakların buna hesaba katması lazım bence Z kuşağını yargılarken.

Bugün yirmilerinde ortalama bir işe girdiğinde alacağın maaş kiradır, kredi kartı borcudur, iki üst baştır, yemektir derken eriyip gidiyor zaten. Ya kazandığın para birikmiyorsa, o ay birikmeden yok oluyorsa tamamen, bir yandan enflasyon da hızla artıyorsa, mesleğe belirli zamlar alarak 20-30 sene devam etmek sana sabretmen gereken bir başarı yolculuğu gibi değil, ömrünü ziyan edeceğin bir kutucuk gibi geliyor. Buna bağlı olarak Z kuşağında iki özellik görüyoruz. Yarını düşünmeyip tamamen bugünü yaşamak ve hızlıca para kazanmanın yollarını aramak sürekli. Bugün Z kuşağından biri kazandığı paranın direkt eriyip gittiğini görünce şunu söylüyor. Ben nasıl olsa gencim. Bari olabildiğince güzel gözükmeye, güçlü gözükmeye, elit gözükmeye, zevk almaya, eğlenmeye ve imkanlar el verdiğince tecrübe kazanmaya harcayayım paramı. Benim yarınım belli değil, dünyanın yarını belli değil çünkü.

Dünyada çok acayip bir gelişme olabilir. Mesleğimi yapay zeka elimden alabilir. 20 sene sonra mı değil, 5 sene sonra mı bile göremiyorum. En azından elimde şimdim var, onun tadını çıkarayım. Şunu da düşünüyor bu kişi haklı olarak. Bu kadar belirsiz bir geleceğin olduğu, eskiden aşırı güvenilir olup para kazandıran mesleklerin gittikçe bu özelliklerini kaybettiği bir dünyada en kısa sürede nasıl zengin olabilirim?

Bu soru dahiyane ve ezber bozan cevaplar da getirebiliyor. Çok karanlık ve yozlaşmış yollara da sokabiliyor insanı. Kimi start-up kuruyor, kimi influencer oluyor, kimi kumara giriyor, kimi kriptoya veya maalesef OnlyFans'e giriyor. Kumar oyun sektörü bugün dünyanın en büyük ve hızlı büyüyen sektörlerinden biri. Şu rakamlarla anlatayım ne kadar büyük olduğunu. Sagar Enteji isimli bir gazeteci Tucker Carlson'ın podcastine gidiyor ve anlatıyor. Amerika'da kumar oyunları sadece dört eyalette yazarlaştırılıyor.

2024'te yüz milyarlarca dolar harcanıyor kullanıcılar tarafından. Yüz milyarlarca dolar. Kumar oyunlarına sadece. Mobil oyunlardan falan bahsediyorum yani. Bunun oyun şirketlerine de toplam yıllık kazancı 14 milyar dolar. Bu rakam ABD'deki bütün film sektörünün kazancından daha fazla. Crypto, OnlyFans ve influencerlık konusunda da rakamlar ve büyüme hızları çok farklı değil. Hepsinin ortak noktası inanılmaz hızlı bir kazanç elde etme arzusunu tatmin etmeleri. Peki çağın getirdiği bu belirsizlik, bu bahsettiğim türde girişimleri veya bu tarz davranışları tamamen meşrulaştırır mı? Hayır. Ama bir kuşağın davranışlarını eleştirirken onların elinden nelerin alındığının, Bugün nasıl bir dünyada yaşadıklarının ve geleceğe dair ne kadar umutları olduğunun da doğru bir analizini yapmak lazım. Z kuşağı ile ilgili son bir şey söyleyeceğim. Bence Z kuşağın dünyaya çok korkunç miraslarından biri şu olacak maalesef. İlişkiyi, flörtü, aşkı hiç olmadığı kadar zehirledi bu jenerasyon. Direkt satranca çevirdi. Kim önce yazdı? Kim kimden önce soğuyacak? İşte ben çok aşığım ama o beni bırakacak gibi gözüküyor. O zaman önce ben bırakayım. Hayat zaten yeterince zor, en güzel ve içten olması gereken şey de çok toksik ve hastalıklı bir şekilde yaşıyor Z kuşağı bence. Tüm bunlarla birlikte yine de favori jenerasyonum Z kuşağı. Bunu da söyleyerek yavaştan bitirebiliriz bence. Çok ilginç teknolojik kırılmalar yaşıyoruz tüm dünyada ve her kuşağın buna kendince tepkilerini izlemek de çok ilginç. Mesela yapay zeka dil modelleri hayatımıza girdi. Geçen Metabolizması'ya Başlayanlar podcastine katıldığımda Ceren şunu söylemişti mesela. O ve bütün arkadaşları yani Z kuşağından insanlar hepsi inanılmaz tedirgin konuşuyorlarmış chat GPT ile. Ya kusura bakma bir şey isteyeceğim ama çok teşekkürler. Ya günaydın falan gibi utanmasak börek götüreceğiz diyor çoğu. Ama Z kuşağının çoğunluğu da mesela kalbinin en içini chat GPT açarak yalnızlığını burada yaşıyor.

Boomerlar ChatGPT'yi Google gibi kullanmaya devam ediyorlar. Bu arada kuşakların ChatGPT'yi nasıl kullandığına dair bu tespit, bana değil, ChatGPT'yi yaratan şirket OpenAI'nin CEO'su Sam Altman'a ait. Son kez tekrar söyleyeyim, bu bölüm inanılmaz akademik bir tez ya da bilimsel bir makale niteliği taşımaya farkındayım. Biraz verilere, biraz gözlemlere, biraz da eleştirel tecrübelere dayalı, eğlenceli ama aynı zamanda eleştirel bir bölüm olsun istedim.

Son olarak insanın kendisini ait hissettiği kuşak diye de bir şey var. Ruhu olduğundan yaşlı ya da genç olan, içinde bulunduğu çağı reddeden ya da benimseyen sayısız reaksiyon olabilir. Siz neredesiniz? Kuşakları böyle sayınca hangisine daha yakın hissediyorsunuz bilmiyorum. Ben şimdilik Z'deyim. Ama seneler içerisinde Z neye dönüşür, onun alfa ile ilişkisi ne olur göreceğiz.

Sonuçta çoğumuz daha ebeveyn olmadık ya da yetişemediğimiz teknolojik gelişmelere tanık olmadık. Yine de her ne olursa olsun unutmamamız gereken bir ihtimal var. Boomerlar bu gidişle bizden bile daha uzun süre yaşayabilir. Görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)