Podcast

Spotify ve Müzik Endüstrisi Nereye Gidiyor?

Gri Bölge

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Müziği CD ya da plak gibi fiziksel olarak satın alabildiğimiz günlerden, her ay abonelik ücreti ödediğimiz streaming service'ler dönemine geçiş yapmış durumdayız. Bu da haliyle müziğin hem üretim hem de tüketim sürecini fazlasıyla etkilemiş durumda. Tüm bu tartışmaların yanında son olarak Spotify CEO'su Daniel Ek'in bir savaş drone'u şirketine yaptığı yatırım da müzik sektörünün gündeminde şu sıralar. Gri Bölge'nin bu bölümünde müzik stream platformlarının etkisini ve Spotify'ın gittiği yönü konuşuyoruz. Dinlediğimiz şeyin ne kadar parçasıyız, bunun üzerine kafa yoruyoruz.



Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.898 kelime · ~9 dk okuma

Selamlar, bugün biraz Spotify hakkında konuşacağız. Sonra da hep yaptığım gibi çok daha genel bir resimden bahsedeceğiz. Spotify sadece bir şirket ama bizi de işin içine alet ederek yaptığı korkunç şeyler var. Açıkçası tüm bunları da sistem izin verdiği için yapabiliyor. Bugüne kadar Spotify'ın kusurlarıyla ilgili çeşitli şeyler duymuş ya da fark etmişsinizdir belki. Ama bu bölümde işin çok daha korkunç bir kısmından bahsedeceğiz.

Kulağı abartı gibi gelebilir ama en sevdiğimiz sanatçıyı dinlemek kadar masum bir hareketimizin akla gelebilecek en korkunç yatırımlara dönüştüğü, korkunç bir düzen kurmuş durumdalar. Şimdi bu podcast iyice Bilge Özşar ile Dünya'nın sonunda hoş geldiniz de dönüşmesin diye işi farklı perspektiflerden değerlendireceğimizde not düşeyim. Sadece karanlık gitmeyeceğiz yani. Müziği bir CD ya da kaset olarak gidip bir yerden alarak dinlediğimiz bir modelden gidip aylık düzenli para ödeyerek dinleyebildiğimiz stream modeline geçtik ve bu modele geçişle birlikte denklemde kim kazandı, kim kaybetti biraz onu ele alacağız. Spoiler vermeyeceğim. gerekirse kimseye yaramamış bu aşağı yukarı. Biri size sen bunu iyi bir şey zannediyorsun ama aslında bak bunun arka yüzü böyle gibi bir şey söylediğinde vay bir bilmiyordum teşekkür ederim daha dikkatli olacağım mı diyorsunuz yoksa ister istemez gözlerinizi devirip ben rica ediyorum daha fazla bir şeylerin arka yüzünü artık öğrenmek istemiyorum. Biraz da sığlığın tadını çıkarmak istiyorum mu diyorsunuz bilmiyorum. İki türlü de sizi çok iyi anlıyorum, öyle söyleyeyim. Ama yine de geçtiğimiz bir ayda çok kıymetli ve ünlü grupların Spotify'dan tamamen çekilmesine yol açacak bu meseleyi öğrenmenin sanata değer veren herkes de değerli bir bilinç yaratacağını düşünüyorum. O zaman gelin hem sanatla streaming modelinin ilişkisini hem de bunun Spotify üzerinde ne noktaya geldiğini birlikte inceleyelim.

Bugün neden Spotify ya da Apple Müzik gibi streaming platformlarını kullanıyoruz? Önce onu hatırlayarak başlayalım. Çünkü 10 sene öncesine kadar bu durum böyle değildi biliyorsunuz. Daha 20 yıl öncesine kadar albümler, diziler ya da filmler CD, DVD ya da plak olarak satılıyordu. Sonra internet yaygınlaşmaya başladığında insanlar para vermek yerine herhangi bir eseri internetten korsan bir şekilde indirmeye başladı. Artık bir albümü internette bulmak yerine mağazaya gidip fiziksel olarak satın almak da sanatçıya destek olmak için yapacağınız ya da korsan indirmek istemediğiniz bir etik yaşam şekli benimsediğiniz için yapacağınız bir şey dönüştü. İnternetin getirdiği bu yeni imkan sanatçıları ve plak şirketlerini finansal olarak çok kötü etkiledi tabii ki. Önceki albümlerinden milyonlar kazanan sanatçılar, internetin bu derece yaygınlaşmasıyla birlikte, albümleri çok daha az sattığı için daha az kazanmaya başladılar. Buna da çok ilginç reaksiyon gösterenler oldu. Mesela Napster, 1999-2003 arası en popüler korsan müzik indirme sitelerinden biriydi. Ve Metallica'nın davulcusu Lars Ulrich, 2000'de Napster'ı, yeni singleri I Disappear'ı internette sızdırıp yayınladığı için mahkemeye verdi. Lars zaten Metallica'nın CEO'su gibi bir şeydir bence. Yani şarkı yazımından ziyade iş meselelerinde. 350 bin kullanıcının banlanmasını talep ediyor Lars dava dosyasında ve eninde sonunda Metallica'nın tüm şarkıların Napster'dan kaldırılmasını sağlıyor. Fakat Lars'ın bu hamlesini inanılmaz antipatik buluyor insanlar. Çünkü mesele artık özel olarak Napster'a direnmekten ziyade internetle birlikte gelen yeni bir çağ kafa tutmaya çalışmak ve bunun acısını da fanlardan çıkarmak olarak algılanıyor. Çünkü bir site kapanır, öteki açılır. Bugün bile dizi ya da film izlemek için kullanılan siteler mahkemeye veriliyor, kapatılıyor, sitenin ismini de bir harf değiştirip geri açıyorlar. Yani müziğinizin korsan bir şekilde dinlenmesini engellemek istiyorsanız başka bir yol bulmanız gerekiyordu.

Transkriptin tamamını oku

2000'lerde tepki veren tek grup Metallica değildi tabii ki. System of a Down mesela, ona yakın şarkıların internete sızdırılması üzerine, beyaz boş bir CD'nin üstüne keçeli kalemle, alın bunu da çalın, yani Still This Album yazıp, albüm olarak yayınladı. Her sanatçı bu kadar öfkeli değildi ama tabii ki. Mesela o zamanlar South Park bu konuyu TI'ye aldı ve şarkıları korsan indirildiği için Britney Spears'ın 50 milyon dolarlık değil, 30 milyon dolarlık özel jet'e binmek zorunda kaldığını acıklı bir şekilde işledi. Tüm bu sürecin detaylarını ve günümüzde ne noktaya geldiğini gazeteci ve müzisyen Liz Pelly, Mood Machine yani Duygu Makinesi isimli kitabında çok detaylı bir şekilde anlatıyor. Maalesef bu kitap da henüz Türkçe basılmadı. Çok az kaldı benim podcast'ı falan bırakıp tercümanlık işine geri dönmem ve bu gidişle. Herkese kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum.

Lisbell'in kitabında anlattığı gibi, bir noktada insanların müziği internetten dinleyeceği ve çoğunun artık mağazaya gidip albüm falan almayacağı kesinleşiyor. Dolayısıyla mesele artık, tamam bu savaşı kaybettik, o zaman insanlar internetten müzik dinlediğinde para kazanabileceğimiz bir modeli nasıl ayarlayabilirize dönüşüyor. Spotify, Apple Müzik gibi stream platformları da buna bir çözüm olarak çıktı. İnsanlar hem internetten müzik dinleyecek, hem de müziği korsan indireyim derken yaşayabileceği virüs kapma veya kalite bozukluğu gibi sorunları yaşamayacak ve sanatçı da buradan para kazanacak. Teoride muazzam geliyor kulağa ama yıllar içerisinde işin kulağa geldiği kadar harika olmadığı ortaya çıkıyor.

Müziğin bu platformlardan dinlenmesinin nasıl sıkıntılara yol açtığını Lispel'i şöyle anlatmış özetle. Birincisi, tüm kullanıcıların aylık abonelik için ödediği ücret ortak bir kümede birikiyor. Sonra bu para dinlenme başına sanatçılara dağıtılıyor. Ayda 10 milyon dinlenen megastarlar en çok paraya kazanırken, 5000 dinlenen sanatçılar neredeyse hiçbir şey kazanmamış oluyorlar. Halbuki aylık 5000 dinleyici demek, 20 küsur sene önce olsa 5000'e yakın albüm sattınız demek.

Bundan kazanacağınız parayla Spotify'dan alacağınız aylık 10 doların yakından uzaktan alakası yok. Yani büyük müzisyenleri ödüllendiren, daha küçük indie olanları da hiçbir şey bırakmayan bir sistem mevcut. Bu konuyla ilgili Spotify'ın CEO'su Daniel Ek, müzisyenleri şikayet etmeyi bırakıp daha sıkı çalışması lazım diyor. Üç ya da dört yılda bir kayda girip ondan sonra da neden yeterince para kazanmıyorum diye yakınmamak lazım diyor. İnanılmaz bir yorum bence. Çünkü bu işin normali budur normalde. Gruplar bir albüm çıkarır, onun tanıtımı için yaklaşık bir sene turne yaparlar. Sonra tekrar kapanırlar bir iki sene. Hatta ne oldu bunlara? Sesleri çıkmıyor falan denir. Sonra grup yeni bir albümle tekrar ortaya çıkar.

Bunu tembellik olarak lanse etmek, konuşan kişinin sanat üretim sürecine olan saygısızlığını gösteriyor bence. Zaten Spotify'ın CEO'su Daniel Ek'i daha detaylı bir şekilde inceleyeceğiz birazdan. İkinci sebep, inanılmaz bir bot sirkülasyonu olması bu platformlarda. Özellikle Spotify, bazı platformların tersine hem sanatçının ayda ne kadar dinlendiğini hem de her şarkının dinlenmesini herkese açık bir şekilde gösterdiği için güçlü gözükmek isteyen müzisyenler milyonlarca dinlenme satın alıyor. Bundan bir de para kazanıyorlar üstüne. Geçen sene Danimarkalı bir müzisyen şarkılarını botlara dinleterek 300 bin dolar kazanıyor Spotify'dan. Sonra fark edilince de 18 ay hapis cezası alıyor. Bir kademe daha absürt bir versiyonu var bunun. Ona da şöyle yer vermiş Lispeli. Bazı örneklerde yayınlanan şarkı yapay zeka ile yapılmış. Ondan sonra da bot basılmış şarkı dinlensin diye. Yani şu an platformlarda robotların robotları dinlediği, denklemde insanın bile olmadığı bir sirkülasyon var. Üçüncü bir madde daha saymak istiyorum. Ondan sonra bu bölümü kaydetmeme sebep olan asıl meseleye geleceğim. Evet, bu platformlar sayesinde sonsuz müziğe erişimimiz var ve bence bu gerçekten mucizevi bir olay. Kusurlu taraflarını sayıyoruz ama bu mucizenin de hakkını vermek lazım. Eğer benim müzik zevkim yaşadığım şehirdeki, kasetçideki veya plakçıdaki seçenekler arasında şekillenseydi, bugün ben olduğum kişi olmazdım direkt. Seneler içerisinde internette keşfettiğim müzisyenler hayatımı değiştirdi diyebilirim. İnternet olmasaydı da çoğunu keşfedemezdim. Fakat seçeneğin bu kadar artması dinleyiciyle sanatçı arasındaki bağı biraz yavaşlatıyor ve insanı çok daha seçici yapıyor. Sonsuz seçenek var. Dolayısıyla insanın eskiden evinde koleksiyon yaptığı belki 20-30 albümle kurduğu manevi bağı şu an bu platformlarda dinlediği binlerce şarkıyla kurması çok daha zor. Biliyorum çok ufak bir mesele belki. Eyvah diyeceksiniz. Ama yine de yer vermek istediğim bir şey bu da.

Ekrandan şarkıyı tak diye oynata basmakla bir albümü mağazadan alıp bu neymiş deyip evde bir kasetten ya da plaktan baştan sona dinlemek bambaşka tecrübeler. Tüm bunlara ve daha nicesine herkes eyvallah demişti. Her müzisyen zaten Steam platformlarına karşı bu savaşı kaybettiğini kabul etmişti. Yapacak bir şey yok, ortada bir alternatif yok doğru düzgün. Bugün insanlara ulaşmak istiyorsak Spotify'a, Apple Müziği'ye, Deezer'e falan gitmek zorunda izlendi.

Benim bu bölümü kaydetmemin sebebi işin iyice çığırından çıkmaya başlaması, neden çıktığını da birazdan konuşacağız. Evet, ne diyorduk? Streaming platformları, özellikle de Spotify, müziğin yayınlanma şeklini değiştirdi. Ama buna ek olarak iş çığırından çıkmaya başladı. Spotify'ın CEO'su Daniel Ek, savaş dronları üreten bir teknoloji şirketi Helsinki'ye 600 milyon euro yatırım yapıp yeni bir tartışma başlattı. Yani insanların sevdiği sanatçıları dinlemesi kadar masum bir eylem bugün insan öldürme teknolojilerinin fonlanmasına vesile oluyor. Dolaylı olarak da değil, direkt. Buraya kadar bir sürü sorun saydık. Daha da sayarız. Mesela sanatçıların yeterince gelir elde edemiyor olması. Dinlenme başına 18 kuruş alıyor mesela müzisyenler. Spotify 140 milyar dolarlık bir şirket. Daniel Ek'in güncel serveti de 10 milyar dolar. platformun kendisiyle ya da genel stream sistemiyle ilgili çözülmesi gereken bu kadar sorun varken, elde edilen gelirin sanatçılara ya da bu tarz sorunlara değil, savaş teknolojilerine harcanması, Xuxu ya da DearHoof gibi gruplar yakın zamanda tüm diskografilerini Spotify'dan kaldıracaklarını duyurdu.

Hatta Şuşu'nun konuyu detaylıca anlattığı bir röportajı var Anthony Fantano ile ilgilenirseniz dinlemenizi tavsiye ederim. Vaziyet böyle. Son bu gelişmelerle de birlikte insanın en masum eylemlerinin bile bu tarz neticelere katkıda bulunabildiği bir çağda nasıl bir tutum takılmak lazım? Hayat kalitemizden ve konforumuzdan minimum fedakarlığı yaparak en etik ve temiz bir şekilde nasıl yaşayabiliriz? Biraz da bunu konuşalım.

İnanın bana günlük hayatta yaptığım en ufak şeyin veya kullandığım bir ürünün ne kadar korkunç şeylere vesile olduğunu öğrenmekten çok sıkıldım ben de. Plastik pipetten tut kullandığım kelimelere, dinlediğim şarkıdan tut yapay zeka modelinin su harcamasına kadar hayatımdaki en ufak hareketin alışkanlığının dünyayı aslında nasıl yok ettiğine dair 10 farklı belgesel var neredeyse. Fakat şunu söyleyeyim her ne kadar bunalmış olsam da hiçbir zaman ben mi değiştireceğim bir şeyleri, benim ufacık bir şey yapmam genele nasıl bir katkıda bulunacak gibi de düşünmedim. Katılın veya katılmayın, ben genel olarak işlere öyle bakmıyorum. Şuşo'nun müziğinin Spotify'dan kaldırması, insanların Mart ayında yaşanan malum olaylardan sonra veya İsrail'in yaptıklarından sonra belirli ürünleri boykot etmek istemeleri, bunlar böyle tek başına dünyayı değiştirme iddiasıyla yapılan şeylerden ziyade biraz daha bu dönemde temiz bir vicdanla yaşamak istemekle alakalı bence.

O dönem böyle bir şey vardı ve ben de ortak olmamak için böyle yapmıştım diyebilmek yani. İnsan her zaman daha fazlasını yapabilir ya da ne yaparsa yapsın bu sistemde her zaman bir tür kötülüğe vesile olacak ister istemez. Fakat tamamen temiz olamayacaksam hiçbir konuda direniş göstermeye gerek yok. Nasıl olsa kaybettik. Sistem çok güçlü. Ben hiçbir şey umursamayayım demek de insana yakışan bir tutum değil bence.

Kişi yaptıklarıyla veya söyledikleriyle de kimseye duyarlı olduğunu kanıtlamak zorunda değil bence. Herkesin kendi bir reaksiyonu, boykot veya protesto şekli olabilir çeşitli konularda. Sadece bu konularda en azından bilgi sahibi olmamızın, kimin paramızın nereye harcadığını toplum olarak bilmemizin bile çok büyük bir fark yarattığını düşünüyorum açıkçası. Ben hem bir müzisyenim hem de bir podcast'ım var ve ikisi de en çok insana Spotify üzerinden ulaşıyor.

Fakat son gelişmelerle birlikte bu oran değişebilir. Kullanıcılar başka platformlara geçtikçe benim gibi yeni dinlenmeye başlanan müzisyenler veya daha büyük isimler platformu daha kolay değiştirebilir. Dolayısıyla birbirimize neden bu konuda duyarlı davranmadın diye parmakta sallamayalım, buna dikkat et sen ne olacak, dünyayı sen mi kurtaracaksın diye teslim olmaya da davet etmeyelim bence. Ben hiç kimseye ne yapması gerektiğini söylemek istemiyorum. Neticede hemen hemen herkes yetişkin bu denklemde. İnsanlar konuştuğumuz konular ya da verdiğim bilgiler neticesinde kendi kararlarını verebilecek hakta sahipler. Şimdi sizinle birlikte düşünmek istiyorum açıkçası. Daniel Ek'in bu hareketini diğer stream platformları bir fırsata çevirip etik bir alternatif olmaya daha çok odaklanır mı? Çünkü dinleyicileri kapmak istedikleri çok açık.

Diğer platformların da Spotify'dan yeni kullanıcılar çekmek için farklı özellikler üzerinde çalışması şaşırtıcı olmaz. Tüm bu konuyla ilgili bir gelişme olursa ileride tekrar değinebiliriz. Ayrıca kaçırdığım ve eklemek istediğiniz bir şey varsa mesaj olarak da gönderebilirsiniz. Şimdilik bu kadar diyelim o zaman. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)