Podcast

Yakında Twitter’dan Oyuncu Değiştirilecek

Bakıcaz

1 yıl önce
İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Transfer dönemi eskiden böyle miydi? Yoksa nasıldı? Bugün transfer dönemlerinin anatomisine bakıcaz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.274 kelime · ~21 dk okuma

Efendim Pod B Media'nın sunduğu Bakıcaz'a hoş geldiniz. Podcast ile yeniden birlikteyiz. Korhan'cım selam. Merhaba abi. Efendim bizi dinlediğiniz için teşekkür ediyoruz, gösterdiğiniz ilgi için. Sağ olun, var olun gerçekten minnettarız. Pod B Media'nın sunduğu Bakıcaz'ı hem podcast dinlenebilen tüm mecralarda hem de podbmedia.com'da izleyebilirsiniz. İnternet sitesine girip bunu bizi görmekte isterseniz, dinlemekte isterseniz oradayız.

Bugün 3 Eylül. 3 Eylül. Yani biz yayını 4 Eylül'de yapacağız ama transfer döneminin büyük bir bölümü. Şimdi ben pek sevmiyorum abi açıkçası transfer dönemlerini. Zaten plansız, programsız ilerleyen bir süreç. Her sene, her sene. Bu plansız, programsızlık bir vaveylaya neden oluyor her yerde. Onun sonrasında bu yaygara kopunca kutuplaşma artıyor. Yani böyle rahat geçmiyor. Sürekli bir gerginlik var. Yani sezon zaten gergin geçiyor. Transfer dönemi işin içinde para olduğu için hepten gergin geçiyor.

Bu plansızlık biraz benim canımı sıkıyor açıkçası ama İngiltere'de falan da çok para harcamışlar. Yani bu Uğurcan'ın son güne kalması iyi bir kaleci aldı Galatasaray ama yani geçen sene falan konuşsanız milletin gülüp geçeceği rakamlardan bahsediliyor. Açıkçası böyle iki ay önce işte borcumuz var, bankalar birliği işte şöyle böyle deyip de bütün kulüplerin para saçması da biraz garip geliyor bana ama ilginç iki takım kurdu ve lig biraz iki kutuplu bir lige döndü. Beşiktaş biraz yarışın gerisine kaldı şimdilik. Genel olarak şeyim bu. İngiltere'de 3 milyar eurodan biraz fazla nakyaşık 3.1 milyar euro transfer harcaması yapılmış. Onu İtalya takip ediyor. 1.8 milyar euroyla İtalya takip ediyor. Bu transfer hareketleri yani girdiler çıktılar. Toplam dönem para sattılar aldılar. 1.8 milyar euroluk para dönmüş İtalya seriada. 3.1 milyar euroluk para dönmüş İngiltere'de. Almanya 800, İspanya 650, Fransa'da 630. 37-640 civarı bir şeydi. Dünyadaki toplamına bakıldığında nereden baksan yaklaşık yani 10 milyar dolar özellikle Avrupa'dan dünyada o kadar da fazla olmuyor da. Arabistan falan tabii bunu da tetikliyor. 10 milyar dolar aşkın para futbol dünyası içerisinde el değiştiriyor. Korkunç büyük bir ekonomi. Tabii bunun bir yerinden yararlanıyor işte ben de yararlanıyorum mesela. Ben de bir işte spor yorumcusuyum. Bu sektörün içindeyiz biz de. Biz de yararlanıyoruz. Ama tabii büyük çok bu kadar büyük yani 10 milyar euroyu aşkın paraları oyuncular, kulüpler kadar, menajerler falan da kazanıyor ve o

Transkriptin tamamını oku

Bu kadar büyük oranda, menajerlerin etkisi de giderek artıyor. Hele bir de büyükler, balinalar, balina menajerler söz konusu olduğunda, işte Sanen'in menajeri Zahavi gibi, Ederson'un menajeri Mendes gibi, Donaruma'nın menajeri Minorayolatim gibi, bu balinalar... Piyasayı şöyle bir karıştırıyorlar yani. Piyasayı bir sallıyorlar, büyük paralar kazanılıyor. Biz de böyle oturuyoruz, seyrediyoruz. Eskiden diyorum acaba şey miydi, bu kadar çılgınlık yok muydu sosyal medya yokken falan diyorum ama, şöyle hatırladım sonra,

Kendimi tekzip ettim. Ben 2005 yılında Fotomaç gazetesinin genel yayın yönetmeniyken Fotomaç günde 130.000 ile 160.000 arasında satan bir gazeteydi. Fanatik de 200.000 satardı. Fanatik birinciydi, Fotomaç ikinciydi. Fotomaç sadece Cuma ve Cumartesi günleri ya da Cumartesi-Pazar, şimdi tam hatırlamıyorum. Ya Cuma-Cumartesi ya Cumartesi-Pazar, galiba Cuma-Cumartesi iddia ekiverirdi.

50 kuruştu o zaman oynamak abi hatırlıyorum. Sadece fotomaç fanatiği genel olarak cuma cumartesi geçerdi. Çünkü biz hem iddiaya ilk başlatandık hem de biraz daha iyi iddia kadromuz vardı. O zamanki fanatik ekibine göre. Neyse işte biz 160 bin satıyoruz. Fanatik 200 bin, 220 bin falan satıyor yani. Her zaman bizim önümüzde. Birinci fanatik, ikinci fotomaç. Ocak ayında bir haber geldi.

Ocak transferinde Fenerbahçe Anelika'yı alıyor diye. Akşam saatlerinde haber geldi. Birinci sayfayı yıktık. Dedik ki işte Anelika geliyor. Şimdi 160.000 sattığın için Senegal aşağı yukarı 200.000 basıyorlar. 200.000 basıyorlar ki 40.000 iade olsun.

200.000 satsan 240.000 satarlar ki hani 35.000 40.000 iade olsun fazla olmasın diye. Neyse o günde bir 200.000 basıldı. Ve Anelka'yı biz ana sayfadan Anelka Feneri diye bir an verdik. Ertesi gün iade oranı %4'tü. Yani %4 yok sattın demek. Yani o %4 zaten %5'in altı işte yırtılan gazete, tezgah altına giden gazete, bakkalın

Kendine kovulandığı gazete falan, ıslanan gazete vesaire. Dolayısıyla 200.000 sattık o gün. O gün basılan bütün fotoğrafçılar satıldı. Amerika haberinden dolayı. Hatta matbaadan da bize dediler ki, niye böyle önemli bir haber olacağı bize söyleseydiniz, biraz baskıyı %10 falan arttırırdık diye. Yani 2005 yılında sosyal medya yokken, Twitter yokken, gazlama yokken, transfer...

Tüketim çılgınlığı bu denli büyük değilken, yılda bir tane falan büyük oyuncu gelirdi. Sen de hatırlarsın. Her takım 2-3 tane futbolcu, 4-5 tane kadroslu oyuncu katardı ama bir tane, iki tane maksimum baba gelirdi. O zaman da böyle bir şey olmuştu. Bu benim bizzat yaşadığım bir şeydir. O yüzden şimdiki durumu anlıyorum. Bir de sosyal medya var. Bir de herkes Avrupa futbolunu veya Dünya futbolunu takip ettiğini düşünüyor. Herkesin bir fikri var. Ahmet'i alalım, Mehmet'i alalım falan. Şuna çökelim, şu iyi futbolcu vs.

bazılarını bazı hesapları bazı paralı hesapları menajerlerin kullandığı malum. Dolayısıyla oradaki menajerlerin de gazlaması da malum. Olmayan transferleri yazma listede olup alka sıralarda olan bir futbolcuyu ön sıralarda gibi gösterme gibi işlerinde olduğu malum. Dolayısıyla transfer dönemlerindeki yangının birken üç olmasının sebebi bu rüzgar. Yani hem menajerlerin gazlaması hem de bu işin artık bir

Yani gazlama işinin de bir ekonomiye dönüşmüş olması. Tabii bir endüstri oldu. Ben Twitter'da bir hesap açıyorum işte yaklaşık 100 bin hesaba ulaştığım anda artık bir para kazanma şeyiyim. Potansiyelisin. Böyle böyle 4-5 kişilik bir grup da oluşturup 4-5 tane ve bununla aynı takımı tutmamıza da gerek yok. Her gün Fener'e söven bir hesap açabilirim. Sen her gün

Galatasaray'a söylemem bir hesap açabilirsin. Ama biz ikimiz ortak çalışıyor olabiliriz. Bu bir ajans dahilinde yapılıyor olabilir. Bunu böyle profesyonel ajanslar da yapmıyor. Ben sana diyorum ki Korhan, böyle böyle bir iş var. Bunu gazlayalım. Sen de ki, ulan bunu Fener almasın, biz alalım de. Ben de diyeyim ki, ulan bunu kaptırmayın Galatasaray'a falan diyeyim. Senin gibi 3-4 tane kişiyi daha bulayım. Böyle bir ekibiz biz, 4-5 arkadaşız. Adam başı da işte 25.000-30.000 lira da alalım. Menajerden geliyor, bana tabii daha fazla alacakmış. İş bana gelmiş. Ben size 25.000 lira dağıtıyorum. Kendim de alıyorum işte 50-60.000 lira.

Veriyorum rüzgarı, veriyorum rüzgarı. Dolayısıyla burada Safiyane duygularla takip eden taraftarlar da bir süre sonra etki altında oluyorlar. Taraftarların da etki altında kalıyor olması normal de yönetimlerin kalıyor olması gerçekten doğru bir şey değil, iyi bir şey değil yani. Yöneticilerin çoğu ne yazık ki bu etkiden etkileniyor. O yüzden de bir süre sonra bu etkiyi yönlendirmek adına kendileri de tur olurlar. Kısır döngü aslında. Yani Twitter transfer dönemlerinde mesela bir ay kapansa kulüpler çok rahat eder. Doğru. Ama bunu yaratan da kulüpler, eğer sen bunu muhatap almaya başladıysan, bu ipin ucunu bir kere verdiysen karşı tarafa ki verdiler. İlk örneklerinden biri Veçino diye hatırlıyorum ben Uruguaylı orta saha. Galatasaray taraftarı yangın yaptı ve alınmadı. Bunu bir zafer gösterisi olarak sunduktan sonra artık sarı öküzü vermiş oluyorsun karşı tarafa. Yani yakında hocaların kadrolarına da sosyal medya karar verecek. Ahmet oynamasın, Mehmet oynasın. Ona da sosyal medyanın karar vereceğini hep birlikte göreceğiz. Ki futbol dünyasına hiçbir katkısı olmadığını düşündüğüm Arsene Menger'in fikirlerinden biri bu zaten. Twitter'dan oyuncu değişikliği hakkı diye. Böyle bir şey sunmuştu yıllar evvel. Twitter'dan kim çıksın, ne yapsın? Oynamayla. Bak şimdiden bile başladı. Teknik direktörün fotoğrafını koy. İkinci ara ne yapmalı? Yaz. Altına işte defolup gitmeli yazan var. İşte şunu alsın, bunu çıkartsın var. Hemen istifa etsin var. Hatta bir kere bir milli maçın devre arasında Şenol Güneş'in fotoğrafını koyan bir sayfanın altına Atademir Er, Şenol Güneş ne yapmalı sorusunun altına Rakı Balık yazmıştı. Bu tip etkileşimler şimdilik o sayfaya kazandırıyor. Yarın öbür gün ne yapmalının altına Korhan çıksın, Serdar girsin. Ali çıksın, Veli girsin olacak. Arslan Menger de diyor ki böyle bir tane değişiklik hakkı verirsin şeye. Takımlara ve teknik adamlara.

Dolayısıyla bu ileride şimdilik bir topik gözükse de ileride olabileceğini düşündüğüm bir şeyler. Tabii sosyal medya yangını, klüp yöneticilerin bu konuda bunun etkisinin altında kalmaları ve menajerlerin bir kısmının burayı manipüle ediyor olmaları bu işin negatif kısmı. İstersen sen de tamamına da pozitif taraflarına geçelim. Yani ben az önce söylediğim şeyle, Arsene Wenger'in önerisini ben senden duydum ama bu mesela okumalar yaptığın zaman spor kavramının ileriki tarihlerdeki projeksiyonlarında aslında olabilecek bir şey olarak gösteriliyor. Yani tamamen mesela bu uzun sürelerin, oyundaki durmaların, yavaşlığın ve artık insanların neredeyse dikkat

sürelerinin bu kadar düştüğü bir şeyde etkileşimli hale getirmek ileriki projeksiyonlarda yer alıyor. Yani sen evet oylamayla formasyona izleyiciye karar verdirtebilirler. Yani bu yakın bir gelecek olmayabilir ama uzak bir gelecekte tamamen bir havuz ortamında işte bu maça kiminle çıkalım kimi transfer edelim böyle sanki seyircinin yönettiği bir düzene tamamen Geçilebilir. Bu bir şey değil yani. Distopik ya da ütopik bir şey değil. Bence ileride gerçekleşecek bir şey ki dediğin gibi şu anda da ikinci yarı ne yapmalı, kim girmeli, kim çıkmalı diye soruyorlar. Ki transfer döneminde de zaten insanlar isim atıyorlar ortaya. Ben şeyi anlamıyorum abi. Bu kadar mesela anında bilmemiz gerekli mi? Bu duyumcular, mesela Fabrizio Romano başta olmak üzere bu dönemleri çok manipüle ettiklerini de düşünüyorum ben. Yani acayip bir aracılık, komisyonculuk işi var. Fabrizio para alıyor bu işten.

Evet, ama konsolide ettiğini de düşünüyorum. Fabrizio'nun bir story'si 5000 euro. Yani düşün. Beni şuraya yazsana diyen futbolcular da var. Peki abi, şimdi bu milli maç arasında izleyicilerin senden biraz uzak kalacak. Bu sefer şu olur, bu olur komple teorisine girmeden bu takımların, özellikle Galatasaray-Fenerbahçe'nin transferlerini istersen bir yorumlayalım. Ne diyorsun? Bir reklama gidip gelelim, artık pozitif taraflarını konuşalım.

Böyle biraz hasiple nasip meselesi gibi oldu. Eskiden bir film vardı. Hatta bu bir romandan uyarlama galiba. Şu anda cahillik ediyor olabilirim ama. Hasiple nasipi biliyorum, evet. Belediye başkanlığı için yarışmaya başlarlar. İkisi de çok küçük esnaftır, bir şeydir ve yapmadı. Birisi bir şey yaptığı zaman öbürü onun bir adım üstünü yapar ve bu rekabet artık birbirlerine zarar verecek noktaya kadar gelir. Biraz onu seziyorum. Mali açıdan da onu seziyorum ama dediğin gibi olumlu taraflarını konuşalım. Ne diyorsun abi kadrolara? Yani kulüplerin bu girişatı batış. O kesin. Ya da işte devlet tarafından kucaklanış. Devletimiz şefkatli kollarına girip işte arsalarına bilmem nelerini verip, yeniden arsa alıp, onları gayrimenkul değerlendirme projeleriyle yeniden kazandırıp, devletle ortak olup bir şekilde kurtarma projesine doğru gidiyor. Ama biz şimdi işin keyifli tarafına, taraftar tarafına bakalım. İyi kadrolar kulunu biz de iyi futbolcuları izleyeceğiz. Yani şimdi Galatasaray, Singo ve Uğurcan ve İlkay. Singo, Uğurcan ve İlkay transferleri olmadan evvel yıllık maaş bütçesi 115 milyon euroydu. Barış'a da bir zamla teklif yapıldı. Yani bu yaklaşık 130'lara falan gidiyor. 130-140'lara doğru gidiyor. Fenerbahçe'nin de bu son 4 transferi olmadan yani Edson, Kerem, Ederson ve Asensio olmadan 87 milyon euroydu. Yıllık maaş bütçesi. Herhalde şimdi o da 120 lira falan çıktı. Yani bu paralara Almanya'da bir takım UEFA kupası alıyor. Bu paralara Fransa'da bir takım UEFA kupası alıyor. Bu paralara İspanya'da bir takım hem şampiyonluğu oynuyor hem UEFA kupası alıyor falan. Dolayısıyla tabi bu doğuya gelme mariyeti de var. Hani bizde de memuriyette doğu görevi olunca biraz daha yüksek para alıyorsun ya. Şimdi doğuya gittin mi ekstra bir şeyin var. Yani %50 artışın var. Ama diyelim ki Galatasaray'ın 140 Fener'inde 120 diyelim. Ve diyelim ki bunun %40'ı doğu görevi mariyeti. Yani

Demek ki Fenerbahçe'nin aşağı yukarı 80 milyon euro ortalamalı veya 70 milyon euro ortalamalı bir Avrupa takımı bütçesi var. Galatasaray'ın da 90 milyon euro ortalamalı aşağı yukarı bir Avrupa takımı bütçesi var. Bu ortalamalarla Avrupa'da bir takım, bir Alman takımı, bir İspanyol takımı, bir Fransız takımı Avrupa'da yarı final, UEFA liginde yarı final, Şampiyonlar liginde de çevre finali oynuyor. Dolayısıyla bizim bu kadroları kurduysak Eğer bu kadar paralar harcıyorsak eğer, Doğu görevi tazminatı dışında, oyunculara bu kadar maliyet veriyorsak eğer, o zaman buraları görüyor olmamız lazım. Türkiye'nin adından bahsettirmemiz lazım sürekli. Aynen öyle. Dolayısıyla mesela Fenerbahçe açısından UEFA'da yarı final, Galatasaray açısından da Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final, makul bir hedef olmalı. Üste olursa ne güzel, altı olursa başarısızlık sayılmalı. Benim bakış açıma göre. Dolayısıyla bu paraları biz senin dediğin gibi hasiple nasip, adeta uzağa işeme yarışı gibi

Birbirimizi geçmek için harcıyorsak hem yazıktır, hem saçmalıktır. Yok, bir taraftan da Avrupa'da ismimizi duyurduk, bir marka değerimizi arttıralım filansa, o zaman görelim bakalım bu sene. Yalnız bunu nasıl yapacağız? Daha Fenerbahçe'nin hocası yok abi. Evet, Ederson şey demiş ya abi, bana anlattıkları proje çok hoşuma gitti. Gerçekten Fenerbahçe'yle dalga geçmek için söylemiyorum da, hocası olmayan bir takım mesela ne proje teklif etmiş olabilir? Demişti ki, 3 sene boyunca Türkiye'de biz en büyük olmak istiyoruz.

başarılı olmak istiyoruz falan filan demiştir yani proje diyor ya ne projesi bunda yılda 11 milyon euro para alacaksam ben de her projeyi çok severim yani beni de gönder bir yere proje anlatsınlar bana sonuçta 11 milyon euro tamam abi ben sevdim projeyi yani bir çıksın abi solo il mangır bunlar abi Fenerbahçe'nin hocası büyük ihtimalle görünen o ki büyük ihtimalle İsmail Kartal olacak. Çünkü bu Alman hocalardan hem Schmidt'ten hem Sebastian Hoeneß'ten negatif cevapları geldi. Kalan Montella'yı izin vermedi federasyon. Geriye kalan alternatifler Spalletti ve Sergio Concesao. Sergio Concesao Portekizli. Dünyanın en iyi hocası olsa Fener'e bir 3-5 sene Portekizli'nin gelmemesi lazım.

Sadece Portekiz olduğu için gelmemesi lazım yani. Çok da iyi bir hoca olsa bile. O zaman geriye alternatif Spaletti kalıyor. Spaletti de böyle çok başarılı bir hoca değil. Bir de Spaletti abi şampiyon olmasına rağmen en ufak bir işine müdahale anında zirvede falan bırakmış bir adam. Yani istifayı basan bir adam Ali Koç'la.

Ali Koç Spaletti'yi getirdikten sonra çok da işine karışmaz ama oraya karışmadı fazla. Fakat Spaletti iyi bir hoca mı ben olmadığını düşünüyorum. Yani devrinin geçmiş hocalarından birinin olduğunu düşünüyorum. Geçmek üzere ve de geçmiş olabilir dediğin gibi. Dolayısıyla bunu benim gibi düşünenler de olduğunda İsmail Kartal'ın geleceğini tahmin ediyorum. Neden başka Türk koca olmuyor, neden Aykut Kocaman olmuyor diye de soranlar olabilir. Aykut Kocaman da olabilir ama bunu Ali Koç alır almaz bilemiyorum. Tabii bu seçim var Fenerbahçe'de ve bu seçimi Galatasaray'da geçeceğim merak etmesin dinleyenler. Seçimden bağımsız değerlendiremeyiz. Fakat ben Fenerbahçe'nin genel olarak seçimde dahil artık bu sıkışmışlıktan kurtulması gerektiğini düşünüyorum. Evet ya bir ne yani koskoca bir dünya var. Ali, Aziz. Aziz Bey aday değil. Ali giderse Aziz. Aziz gelsin, Ali kalsın. Ali gitmesin, Aziz gelmesin. İsmail, Aykut.

Portekizli, İsmail. Bir daha Portekizli, bir daha İsmail. Ya Aykut gelsin. Aykut olmazsa Volkan gelsin. Yani... Fresh... Bir başkan. Fresh bir... Teknik direktör. Başka bir bakış açısı yani. Ve fresh bir... Dönem istiyorum. Bir de Fenerbahçe'nin travmalarından artık kurtulması lazım. Efendim Aykut Kocaman, 3 Temmuz kahramanı falan. Doğru. Sen 3 Temmuz'da neredeydin? Bir de o var. Sen 3 Temmuz'da neredeydin? Var. Bu bu arada genel olarak ülkenin problemi. Dolayısıyla bu travma yaşayan... ...veya travmatik dönemlerde bir şekilde anılan kişilerdense... ...olumlu veya olumsuz anılan kişilerdense... ...herhangi bir travmaya yaşamamış... ...3 Temmuz'da neredeydin sorusunun cevabı nötr olacak. Ya bu da işte şu zaman geldi ne yaptı ki falan denmeyecek. Daha önce denenmemiş isimlerin Fenerbahçe açısından daha hayırlı olacağını düşünüyorum. Kadro'ya gelip sonra hemen Galatasaray'a geçiyorum. Kadro iyi kadro okundu Fenerbahçe.

Alternatifli ve geniş bence de. Yani iki tane on bir çıkar ve iki on bir ikisi de şampiyonluğa oynar. Stopper eksikliği var diyorlar. Üç tane iyi stopper var, bir tane de genç stopper var. Üç tane iyi stopper Çağlar Söğüncü, Şikri Niyar ve Ceydin Ozturgolde. Alternatifi Yiğit Efe, genç oyuncu. Bunun yanı sıra Edson Alvarez de stopper oynayabilir. Ki büyük takımlarda zaten böyle olur. Üç tane de olur. Bir doksan boyu var evet. Üç tane baba stoper, bir tane stoper de oynayabilen bir oyuncu sağ bek olabilir, ön diber olabilir. Bir tane de genç oyuncu olur. Bu zaten bütün takımlarda aşağı yukarı böyledir. Bunun yanı sıra orta sahada iki tane iyi altı numarası var et sonunda İsmail. Fredli Šimanski 8 numarayı şu an için götürebilir ki bir tane daha oyuncu alınacağını duyuyorum. Bir genç oyuncu daha alınacağını duyuyorum bir 8 numara takviyesine.

10 numaraya çok önemli bir oyuncu aldılar Asensio. Talishka orada oynayabilir. Asensio sağ önünde de oynayabilir. Orada İrfan oynayabilir. Orada Nene oynayabilir. Sol önünde Kerem var. Gene Nene alternatif. Oğuz Aydın alternatif. Santrıfor'da bir Nesiri ve Duran var. İki tane alternatif var. Üçüncü alternatif de işte Cenk var. Fena bir hücum hattı yok. Cengiz var. Cengiz var mı emin değilim. Belki gidecektir. Kalecisi büyük eksikti. Kaleci işini çözdü. İyi iki kalecisi var, özür dilerim. İyi iki kalecisi var bence de şu anda. Ederson, Yedeide, İrfancan. İyi bir kaleci rotasyonu var yani Şefik Yenerbahçe'nin. Şimdi bunları idare edebilecek, yani buradaki kadrodan bir 17-18 kişiyi mutlu edebilecek, ya da en azından az mutsuz edecek, 17-18 tane futbolcuyu kullanabilecek bir teknik direktörü başarılı olur. Galatasaray da iyi kadro kurdu. Zaten Korkunç müthiş bir hücum atıyor.

Bu hücum hattının yanı sıra savunmaya iyi bir takviye yaptılar. Singo iyi oyuncu yani. Çok etkili bir oyuncu. Hem sabek oynayabiliyor, hem stoper oynayabiliyor. Galatasaray'ın da 3 tane iyi stoperi var. Yanı sıra Singo da stoper oynayabiliyor. Arda var, genç kardeşimiz. Sol stoper eksiği var Galatasaray'ın bir. Sol stoper de bakma sen, Eren de oynar. Eren'le Jakobs.

Çok büyük gelişim gösterdi Eren. Sabek'te işte Şalahi'de oynuyor. İşte Singo'da zaten Orhan'ın oyuncusu. Çok sıkışsan Kaan'ı da çekersin. Mete Han baltacı halen kadroda. Yani bunlar değerlendirilebilir isimler. Orta sahada üç tane oyuncu vardı. Temel, Torreira, Lemina, Sara.

Bunlara İlkay Gündoğan takviyesi yapıldı. Ben biraz soru işaretliyim İlkay konusunda ama sonuçta kalitesi en azından Türkiye Ligi seviyesinde yeterlidir. Berkan bunlara bir defansif oyuncu olarak alternatif. Kaan Ayhan da Torena alternatifi gözüküyor. Yani üçlü rotasyona da, üçlü orta merkez rotasyonuna da yeterince oyuncusu var. Belki bir tane genç oyuncu da düşünüyorlar orta sahaya. Lig için bize fayda sağlasın, katkı sağlasın diye. Belki bir genç yabancı oyuncu daha alınabilir orta sahaya. 23 yaş 6 falan. Öyle bir oyuncu daha alınabilir. Avrupa listesine yazılmıyor. Hakan meselesi hala gündemde ama hem Hakan hem İlkay. Bu sefer Torera'dan vazgeçmen lazım ya da Levina'dan vazgeçmen lazım ki. O biraz takım içi problemi de getirebilir. Ya bir de o şey mantığı abi artık. FIFA oynamıyoruz yani. FIFA mantığı gibi yani. İsmi var. Madem gelmek istiyor, getir. Yani böyle bir senin ihtiyacın mı hasıl oldu? Mayıs ayında böyle bir şeyin yoktu. Hakan Çağlan'a lazım demiyordun. Bana şey gibi geliyor abi bu biraz ya. Tosu Basayiser'e derdim ben eskiden. İşte kaleye doğru giderdi son hızla. İnanılmaz bir şut çekerdi. Top böyle çataldan direkten dönerdi ve orada Spiker şey derdi. Aman tanrım berbat bir şut. Top çataldan dönmüş yani. Adam 30 metre topu sürmüş. Orada bir yetinmek yok. İlla çataldan içeri sokacak yani o topu ki biz Spiker'in iyi gol demesini bekleyeceğiz yani. Burada da bir tatminsizlik var. Benim canımı sıkan şey o. Bu transfer dönemi futbolla alakalı olarak. Yani kendi arkadaşlarımla konuşurken de insanlara da sirayet etmiş bu. İşte Kocaeli deplasmana gidiyorum. Atıyorum takımı şu anda. Galatasaray bu maçı muhakka kalmalı. Ya abi niye muhakka kalmalı? Yani bu futbol yani bunun içerisinde beraberlik var, mağlubiyet var. Atıyorum 8 maç üst üste kazanmışsın ve 9. maç beraber kaldığında hemen yönetim, teknik direktör, şu bu. Türk futbolundaki en büyük sıkıntılardan birisi bu sabırsızlık ve baskı diye düşünüyorum ben. Yani hakem ve takımların üzerinde. Yani Okan Buruk seni 3 sene şampiyon yapmış ama 2 maç üst üste kaybederse kalacağının garantisi yok. Böyle bir garip bir ortamı ben kabul etmiyorum.

Bir de Galatasaray'ın tabi çok iş simen çok önemli bir hücum hattı var. İşte o simen ikardi, ikardi o simen filan. Üçüncü Santrefour hala düşünüldüğü konuşuluyor. Bence hiç gerek yok ama Barış Alper kalacak sayıla ki kalıyor gibi gözüküyor. Maaşında ciddi bir arttırımı alıp kalacak gibi gözüküyor. Sané ve Yunus'ta kenardaki diğer alternatifler. Gayet iyi bir hücum hattı var. Galatasaray'da kaleci problemi vardı. Kaleci problemi

oluştu. Oluştu. Biraz hata yaptılar. Ama Cuma gününden itibaren yani yirmi dokuz Ağustos Cuma gününden itibaren uğurcan olacağı belliydi aşağı yukarı. Tabii ııı otuz altı milyon euro maliyetle yılda da beş milyon euro bugün sabahta var bu haber. Ya inanılmaz rakam. Sabah yani Trabzonspor'a en yakın. Medya organı. Uğurcan'ın alacağı paranın 5 milyon euro olacağı. 33 milyon euro artı 3 milyon euro. 3 milyon euro olunsun. Avrupa'da bir maç oynaması halinde devreye gireceği haberi yapılmış sabahtan. Yani o 36 milyon euro demek. Tabii. Dolayısıyla bu maliyetle Uğurcan alınınca tabii tehdit oldu Aser taraflarında. Uğurcan iyi bir kaleci. Ama 5 milyon euro maaştan 5 yıl kontrat. 36 milyon euro da yoğun servis maliyeti hesap edildiğinde ki bunun içinde menajer maliyeti yok. 51 milyon euroya geliyor. Bu da yıllık maliyeti 10 milyon euro yapar. Bunun altında kalır mı? Onu da hep birlikte göreceğiz. Yoksa iyi bir kaleci vuracak. Takımda da etkinliğini arttırabilecek bir kaleci. Gağasaray'ın da kadrosu iyi. Beşiktaşlıların biraz morali bozuk, geride kaldıklarını düşünüyorlar. Takımda hakikaten çok kaskal var yani. Bayağı kaskallanmış futbolcu var. Onana mesela bunlardan biri. Nihayet gitti. Oxnade Chamberlain çok zor şartlar altında gönderildi falan. Ama Beşiktaşlıların

atlamaması gereken bir şey var. Beşiktaşlılar unutmasın ki Beşiktaş bu sene Avrupa'da yok. Dolayısıyla sadece pazardan pazara maç yapacaklar ve 2 maç yapıldı. Kaldı 32 maç. 32 tane maçta 14 tane futbolcu yeter. Dolayısıyla Beşiktaşlılar 2 tane kaliteli transfera iyi bir 11'in kurulabilme ihtimalini göz önünde bulundurmalılar. Yani kaleci Mert, Türkiye Ligi için gayet iyi kaleci. Savunmada sağ beki Taylan'da oynar, Sivenson'da oynar. Stoper'lilerde bence sorun var. Yani sol stoper'de Udoka ile Emirhan götürürler ligi. Ama sağ stoper'de, Calo'da, Paulista'da pek doğru isimler değil gibi geliyor bana. Ben Calo'yu hiç beğenmedim abi. Ben de. Alanya maçında ben de çok soru işareti doğurdu. Sol beker Edvan geldi.

Orta sahada Endidi gibi çok iyi bir altı numara var. Yanında da Orkun var. Önlerinde Rafa Silva var. Sağda Cerny geldi. Sandriford'a da Temi Abraham var. Temi Abraham'ın alternatifi Bilal Toure. Şimdi orta sahaya da bir, yani üçüncü bir oyuncu lazım. Yani Endidi, Orkun ve birisi daha. Mesela Getzo'nu satmamış olsaydı, atıyorum. İyi bir orta, iyi bir orta merkez üçüncüsü teşkil edilebilirdi. Bir de Solone muhakkak bir skor yapabilen kaliteli bir oyuncu alması lazım Beşiktaş'ın. Orta sahaya alternatif bir oyuncu ama hani kuvvetli bir alternatif. Bir oyuncu Solone'de bir kaliteli oyuncu alırsa bir de son günlerde uygun şartlara bir stoper bulabilirse o zaman Beşiktaş'ta yani 14-15 kişilik kadroyla ki bunların içine demire geyik atabiliriz. Ciko diyorlar, çözer mi onların problemini? Ciko gitti, Ciko Spartak Moskova'ya gitti ama benzer. O profil mesela uygun, yani uygun maliyetli. Yedek kaldığında sorun etmeyecek ama doğrudan oynayacak. Bir futbolcu bulunduğunda yani Beşiktaş, kalan ligde kalan 32 maç aşağı yukarıda final hedefliyorsa 8 tane de Türkiye Kupası'nda toplam 40 maç yapacak. Dolayısıyla bu 40 maç avantaj. Çünkü sen gittip Avrupa'dan yenildiğinde gelip Türkiye'yi de etkiliyor. Morali bozuluyor yani. Senin öyle bir durumun yok. O yüzden Beşiktaş'ın konsantre bir şekilde 13-14 kişilik iyi bir kadro yapması halinde yarışta olabileceğini düşünüyorum ben. Ama mutlaka iki tane baba takviye şartlar. Solo, orta saha merkeze gerektiğinde Orkun'u yediğine düşürecek bir oyuncu. Bir de mümkünse bir stoper daha. Bunları yaparsa Beşiktaş, Sergen Yalçın'da ligi bilen bir hoca, yarışta olur. Yetişmesi kolay değil, rakiplerine yetişmesi kolay değil ama yarışta olur. Yani Kasım'da avlu atmaz. O yüzden de Beşiktaşları da bu anlamda Avrupa'nın olmamasının avantaj olduğunu

13-14 kişilik bir kadronun kurulması halinde de yarışta olunabileceğini hatırlatmak isterim. Trabzonspor iyi gidiyor. 4 maçta 10 puan aldılar. Samsun'a da son dakikalarda yedikleri golle puan kaybettiler. Az atıyorlar ama. Ama zayıfladılar tabii. Uğurcan önemli bir eksik. Orta sahaya hala Batista Mendy de gitti. Hala oyuncu almaları şart. Ama onların da Avrupası yok. Onlar da haftada 1 maç oynayacaklar. Trabzon'un 4 maçı bittiği için 30 maç kaldı. Yani bu 30 maçta onlar da 13-14 kişilik bir kadro yapıp sıkı bir şekilde çalışıp

Bitirebilecekleri en üst seviyede bir yerde bitirmeleri lazım. Biraz yaratıcı oyuncu eksikliği görüyorum. Yoksa bu şeyleri iyi. Yeni aldıkları hem Felipe Augusto hem Ulayık ve iyi futbolcular. Biraz orta sahaya dinamizm takviyesi yaparlarsa onlar da en azından geçen yılların aksine daha etkili bir sezon geçirirler. Şampiyonlular diyemiyorum ama etkili bir sezon geçirirler. Ne olur olsun. Geçen senenin kupa finalistinin Trabzonspor olduğunu unutmamak lazım. Fatih hocanın da öyle bir yeterliliği var. Konya Sporu iyi gidiyor. Başakşehir iyi tenezzüaller yaptı ama iyi gitmiyor.

Göztepe. Göztepe her zamanki gibi iyi transferler yaptı, iyi gider. Onun dışında Antep, Burak Yılmaz'la enteresan bir kafa gösterir diye bekliyorum. Samsun var. Samsun konferans liginde de mücadele edecek. Orada çok da yıpranacağını düşünüyorum. Avrupa Türkiye, Avrupa Türkiye. Dar kadro da biraz sıkıntı yaratıyor. Ama onu atlattığı zaman onların da iyi bir hocası var. Onu atlattığı zaman onlar da bir ligde kafa gösterecek bir takım olurlar. Kayseri Sporu iyi bir hocası var. Yani Anadolu takımları bu sene birazcık daha, hiç olmazsa kendi içlerindeki rekabeti yükselir. Ülke liginde maç kazanmak çok zor, çok zor gerçekten. Ama Fener ve Galatasaray apayrı bir seviyeye geldik, onu da söylemek lazım. O zaman son olarak bir yüzdelik alayım senden abi, tahmini. Fener-Galatasaray şampiyonluk yüzdesi. Yani Mourinho kalksaydı 95'e 5 diyordum. Morinho kalsa ve o kadro kalsaydı, 95'e 5 diyordum. Şimdi Morinho'ya gitti, transferler de iyi oldu bence. Kaliteli transferler yaptılar Asensio'da, Kerem'de. Kaleci de çok önemli takviye. Orta sahayda bir oyuncunun geleceğini düşündüğümüz zaman Fenerbahçe'nin oranını yükseltiyorum. Hocası olmasına rağmen. Hocası olduğunda tekrar hatırlat, oranı bir daha gözden geçireyim. Şu ana 60'a 40 diyorum. Evet, benim de aklıma öyle 60'a 35, 60'a 40 gibi geldi.

60-40 diyorum şu anki durumda. Hoca belli olduktan sonra belki bunu bir kere daha konuşuruz. Efendim bakacağız da biz birçok konuya bakıyoruz. Hatta bir arkadaşım bir podcast'taki bir bölümümüzü dinlemiş ve çok önemli bir restoran sahibine aynı zamanda haşçı, aynı zamanda otomasyon yani kendi ürettiği ürünleri yapan bir restoran sahibine üretmiş. Hani bu gıda güvenliği konusunu konuşmuştuk ya seninle hatırlarsan. Bizi restoranına davet etmiş. Gidip onunla da görüşeceğim ve bu konuyla ilgili daha fazla detay verecekmiş bize. Onu da tekrar gündeme getireceğim. Söyle.

Bir yemek ısmarlar herhalde o kişiye. Ismarlar zaten. Beraber mi gidiyoruz, sen mi gidiyorsun abi? Zaten restorana çağırıyor abi. Gideceğiz yani. Bize gıda güvenliği ile ilgili de bilgi verecek. Ya tamam falan deriz abi yerken. Gıda güvenliği. Yemeği götürecek. Yok hani biz konuştuğumuz konuların doğru olduğunu söylüyorum yani. Onu anlatmaya çalışıyorum. Efendim gıda güvenliğinden, orman yangınlarından, 2030 yeni dünya düzeninden

Sığınaklara. Fransız sosyoloğun tabirlerinden futbola kadar her konuya bakan programımız bakacağız. Bu hafta transfer çılgınlığına ve takımlarımızın yeni kadrolarına bakmayı tercih etti. Biraz fazla futbol konuştuysak affola. Önümüzdeki haftalara da düzeltiriz. Sevgiyle kalın. Hoşçakalın efendim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)