3.344 kelime · ~17 dk okuma
Herkese selamlar. Bakacağız Podcast'a. Yeniden hepinize selamlar, sevgiler, saygılar. PodBeMedia'nın sunduğu Bakacağız Podcast'a yine birlikteyiz. Bildiğiniz gibi bizi hem buradan, podbemedia.com'dan, burada işte video da görebiliyorsunuz, hem de podcast dinlenebilen işte diğer platformların tamamından dinleyip izleyebiliyorsunuz, ulaşabiliyorsunuz. Size çok teşekkür ediyoruz. Bu zamana kadar gösterdiğiniz ilgiden dolayı partnerim sevgili dostum Koran Yılmaz'la beraber acılı hayatlarımıza bir yarım saatlik sohbet insertü atma amacıyla yola çıkıp bakacağız da bugünkü konuşma değişimle ilgili. Çünkü önümüzde çok güzel bir değişim örneği var. Enteresan bir değişim örneği var. Onu konuşarak başlayalım.
Nasılsın Korhan? İyiyim abi, sen nasılsın? Ben de iyiyim. Ali Koç gitti. Evet. O değişimden bahsediyorum yani. Tabii. Yani uzun süredir böyle... Ben biraz şaşırdım. Ben söylüyordum zaten öyle olacağını. Yine de ben şaşırdım. Yani iki tane tespit çok net öne çıkıyor. Fenerbahçe üzerinde değil, daha genelleştireceğim buradan. Fenerbahçe'yi bir başkan değiştirmiş. Tamam yani bu olabilir ama daha genel bir bakış açısına çeviriyorum. Aziz Bey yirmi senede gitti.
Yirmi sene sonra gitti. Tabii ki edinimleri, kazanımları Ali Bey'e göre daha fazla, hiç olmazsa çaktığı çiviler vardı falan. Hani sadece sportif başarı anlamında bakmamak lazım. Yedi buçukuncu yılında gönderildi. Benim buradaki tespitlerimden biri şu, bir kere zaman üçte bir hızlandı. Daha fazla da olabilir. Yani bundan sonra gelen adamın ortalaması üç yılı zor bulur. Maksimum. Sadece Saadettin Bey'e şey söylemiyorum yani. Saadettin Bey'den sonra da çok çok güçlü biri gelmediği müddetçe üç yılı zor bulur. Çok çok güçlü biri geldi mi de ben altı yılda bir değişim olacağını düşünüyorum. Artık uzun vadeli sürelerde ziyade bu her konuda geçerli. Zamanın hızlandığını görüyorum. Peki bu başkanlık... modeli içime geçer sadece yoksa sahiplikte olursa aynı şeyi düşünüyor musun? Sahiplikte olursa satışların hızlanmasını düşünüyorum. Atıyorum mesela bir şirket, yüz elli senelik şirketiz. Takımlar üzerinde sordum. Takımların satılması şu anda zor ya. Satılsa da sence değişir mi? Şimdi şöyle, zamanın hızlanması başka bir şey o. Yani başka bir şeyden söz ediyorum. Zaman artık herkes için çok hızlı akıyor. Bence ikiye üçe katladı. Bir gün buraya kuantum fizikçimiz ismi çağırsak ya. Olabilir. Tanımıyorum da ben birisinin birisini buluruz artık. Kuantum nedir ne değildir. Bence şeyden bu bilgi akışından ötürü şey oldu. Hızlanma dediğimiz şey o bence. Yani şu anda birinin yirmi sene bu erozyonla mücadele etmesi mümkün değil. Sürekli bilgi akışıyla vesaire. Olabilir. En temel sebeplerden birisi bu bence. Çok seri bir bilgi akışı var. Birincisi o zaman hızlanması. İkincisi bu yeni nesil. Yani kırk...
Beş de demek istemiyorum. Kırk ve altı diyorum. Kırk yıl, yaş altı. Yirmi dört, kırk beş arası. Yaş grubu. Bir kuşak. O kuşak, bu hani buna Y, Z filan isim rakamlandırmayayım ama o kuşakta şöyle bir şey var yani. Biraz daha bağımsız tipler bunlar. Ve abi çok zengin adam baba. Çok parası var ya. Hani bunlar mesela benim için çok önemli şeyler tamam mı? Çok parası var abi Ali Bey'in. Çok parası var. Yani döndürür dükkanı. Çok güçlü abi. Aziz Yıldırım çok güçlü. Burayı ancak o yönetir filan. Bunlar onlar için çok anlam ifade eden şeyler değil. Evet. Bir de bunu gördüm. Sonuç görmek istiyorum. Yani adam diyor ki, baba tamam zenginsin filan da benim istediğim... Beni tatmin etmiyorsun abi, beni tatmin etmeyince git diyor. Şimdi ilişkilerde de böyle yani. Artık diyorlar ya, ilişkilerde de hani alternatif çok herkes için yani. Zaten estetik sektörüyle birlikte herkes aynı oldu. Evet. Abi bir yere gidiyorum, aynı kızdan beş tane var ya. Aynı erkekten. Aynı erkekten, aynı modeli. Saç modelinden. Bir saç modeli var, bir de bir dövme kültürü oluştu. Saç modeli ve dövme kültüründen bu parmakların üstünde dövme yeni çıktı. Bak bu eskiden bu kadar yoktu. Suçlular arasında yaygın bir şey. Yani bu parmak üstü, el üstü dövmeler falan bu kadar yoktu yani.
buralara kadar yansıyan, işte boynunun şuralarına kadar gelen dövmeler, erkek modelleri de aynı, kadın modelleri de aynıya doğru gidiyor. Dolayısıyla alternatif çok olduğundan adam tercih yaparken veya yaptığı tercihle bir süre zaman geçirirken sürekli efor bekliyor veya kadın, adam veya kadın. Sürekli efor bekliyor, sürekli bir nasıl diyeyim, adım bekliyor. Yani sabretmeye, adam işte belki bir süre sonra daha iyi oluruz, daha kötü oluruz falan öyle bir durum kalmadı. Bence bu başkanlık seçimine de yansıdı. Abi sana yeterince süre verdik, sen şuradan ufak ufak yol al. Dediler. Dolayısıyla iki tane tespitim genel, hani Fenerbahçe dışında da. Yirmi dört yaş, kırk beş yaş arası ki hatta kırk beş bile değil, kırk yaş arası kesimin çabuk vazgeçebiliyor olma hali. Biri de zamanın üçe katlama hali. Yani evet bunlar şey, mesela Ali Koç'a şuradan sorayım sana soruyu. Ali Koç'a yedi sene önce, yedi sene boyunca bu işten kovulmayacaksın ya da istifa etmeyeceksin. Yedi sene burası sana ait deseler bambaşka bir yapılanmaya gider miydi? Bence giderdi. Bu çünkü yani ben senin fikrini merak ediyorum tabii de önce kendiminkini söyleyeyim. Sürekli şampiyon olma baskısı dediğim bu sabırsızlık, her şey bir an önce olsun meselesi. Yani tamam olmuyorsa git at değiştir. Modeli biraz bu baskı onu bu hale getirdi gibi düşünüyorum. Yoksa baktığım zaman şimdi gittikten sonra daha rahat söyleyebilirim. Sürekli ikinciliğe demir atmış. tepeye oynayan, bir şekilde ekonomisini döndüren ama sürekli acele kararlar alan ve o parayı iyi kullanamayan bir ekip çalışması görüyorum orada. Eğer ki bu sabırsızlık vesaire olmasaydı sanki daha farklı gelişirmiş gibi düşünüyorum. Güzel bir yerden yakaladım. Yani diyorsun ki zaten 7 senem var rahat ol diye girseydi bu kadar da fazla hata yapmazdı. Evet. Çok doğru.
Çok doğru tespit. Ama onu oraya getiren de o presti yani. Yeter abi dört sene oldu, hadi artık Aziz sen git, bu gelsin de. Bir de üç sene sen yapamadın, yedi artık yeter abi. Oldu. İkinci üç senesinde ilk yılı çok rezil geçirdi. Yani Vitor Vitor falan saçmalığıyla. Ama Jesus üstüne İsmail Hoca, o iki sezonda iyiydi. Yani Jesus'un kadrosu iyi değildi. Oradan mesela bir ders alınıp, Jesus'la devam edilip, Mourinho'ya verilen şansın Jesus'a verilip, daha kuvvetli kadroyla ikinci yıla başlanabilirdi. Veya İsmail Kartal'ın sezonda, ben bunu her zaman söylüyorum, hani Büyükekşi ve Yusuf Günay'ın Fenerbahçe'nin ikinci olup Galatasaray'ın şampiyon olduğu sezonda, o sezon, o sezon için konuşuyorum. Ve onların etkileri çok yüksek oldu mesela. Belki orayı tutabilirdi. Yani oralara da başarısız diyemeyiz. Matris bir de katlanarak azaldı gibi. Şimdi yirmi senelik bir başkana sen dört senedir şampiyon olamıyorsun. Ben şampiyonluk vaat ediyorum diye gelen bir başkan. Şimdi yine aynı döngü ama yedi senelik başkana ben bir senede şampiyon olacağım diye gelen bir başkan var. Bir sonraki seri ne olacak yani? Sen bir senedir başkansın, ben bu takıma altı ayda şampiyon yapacağım diye mi? Bir senedir iki kere olacağım falan diyecek. Matris öyle dövüşür, devam ediyor. Ya orada şampiyonluk mevzusundan ziyade şey var, ümit kırıklığı var. Yani Ali Koç'u gönderme sebebi ümit kırıklığı. Ben bir Galatasaraylı olarak Ali Koç'u çok eleştirdim. Yani Fenerbahçe ile yaptıkları yüzünden ama kendisini tebrik ediyorum. Çok bir şövalye gibi çekilip gitti yani. Tabii, tabii, tabii. Onu da belirtmek istiyorum. Reklamdan önce söyleyeyim, hakikaten çok vakarlı, tam koç ailesine yakışıyor. Şövalye ruhuyla vedası mükemmel oldu. Hem kutlaması, hem kongre yelerine mektubu. Dün benim birçok arkadaşımın story'lerinde vardı. Canım başkanım benim, kalpler falan. Bunlar güzel, şık hareketler. Yakıştı ona yani. Evet, bir özür diliyorum kendisinden. Ben çünkü bir yangın falan çıkartacağını düşünüyordum açıkçası. Çirkinleşme ihtimalini görenler vardı. Çirkinleşme ihtimalini görenler vardı, hiç yapmadı. O da buna bir kere daha puan kazandırdı. Mükemmel bir örnek oldu bu tip organizasyonlar için diyelim.
Hadi reklama gidelim, dönüşte ümit kırıklığını konuşalım. İşte ümit kırıklığı şöyle, senden nefret ediyorum çünkü seni çok sevmiştim var ya bir tane sosyal medya geyik lafı. Öyle bir durum da oluştu biliyor musun abi gittikten sonra? Evet şimdi... Özledim biliyor musun mesajları falan? Sen bunu kendine nasıl yaptın, kendine nasıl kıydın Ali filan. Var ya öyle bir tane şarkı, kendime kastım Ali filan. Evet. Ondan sonra... Haberlere bile çıktı o edit ya, inanılmaz. Tabii resmi bir ulusal kanala çıktı yani.
Yani şundan, bundan şimdi mesela Saadettin Bey diyelim bir iki sene sonra gitti. Hiç öyle medet yapılmaz. Ya tamam baba işte geldi gitti falan olur. Aynen. Çünkü bir ümit yok. Beklenti çok yükseklik olunca ayar kırıklığı ve şey nefret de o derece artıyor. Evet. Bu Ali Koç nefreti var yani. Varmış daha doğrusu.
Ben mesela bir Ali Koç nefreti olduğunu düşünmüyordum. İki yıl evvel seçime girildiğinde, daha doğrusu geçen sene, Ali mi Aziz mi falan, işte bir anket yapan bir arkadaşım var. O dedi ki, elli bir kırk dokuz Aziz. Elli bir kırk dokuz Aziz. Ama işte Mourinho'yu çevirdi, şu oldu bu oldu. Sonra o işte altmışa kırka döndü. En son biriyle konuştum, dedi ki ya, millet dedi Ali'yi sevmiyor ama Aziz'den nefret ediyor. Böyle bir durum var yani. Biz Fenerbahçe'ye kongrelerden bir kısmı Ali'yi sevmiyor ama Aziz'den nefret ediyor. Evet, genel Aziz Yıldırım'la ilgili öyle bir şey var. Dolayısıyla bir de bu böyle hard zod yaptı. Zaten Mourinho, Acun buraya geçince olay bitti dedi. Buna rağmen on bin oy çok yüksek oy dedi. Aslında yüzde elli değil mi katılım, genel katılım? Tabii, o zaman da öyleydi yani. O zaman da yüzde elli beş filandı. Şimdi bir yılda Ali Koç, Aziz'i kadar nefret edilen figüre dönüştüyse, hani sevmemekten nefret edilme işine dönüştüyse onu da Ali Bey'in değerlendirmesi lazım. Bunun sebeplerinden biri de onun çok sevilmiş olması. Çünkü nefret güçlü bir duygu. Büyük bir beklentiyle gelmiş olmalı. Nefret güçlü bir duygu. Hatta bir laf okudum, Oscar Wilde... Yok, Oscar Wilde değil. Bakalım, nefretle ilgili mi? Evet, nefret mağlup olmuş sevgidir diye. Mağlubiyet uğramış sevgidir diye bir laf okudum. O galiba biraz şey, enteresan. Nefret mağlubiyet uğramış sevgidir. Ya şöyle zaten dediğin gibi, bir beklenti ya da eğer hayatına çok müdahil bir şey değilse... ...bir kişiye nefret beslemezsin eğer bir manyak falan değilsen. Yani nefret o şey duygusu. Bir süre sonra bırakıyorsun zaten. O kötü ama. Ama insanlar senden nefret ediyorsa, o şu da bir demek bir taraftan. Hani seninle ilgili bir ümitleri de var. Yani bir zamanlar çok seven birinin nefretinden durup dururken hiç kimseyi tanımayan nefret, o hastalık, o manyaklık o. Kirke gardım varmış abi. Nefret sevgiden türeyen bir tutkudur demiş. Vallahi bir yerde okudum. Herkesin vardır öyle bir şey. Altta da okumuştum, yani paylaşımda altta da bir gün kimin yazdığını okumuştum ama şimdi hatırlamıyorum. Nefret mağlubiyet uğramış sevgidir diye. Evet, Saadettin Sanan'dan böyle bir şey yok, doğru diyorsun. Yani ümit kırıklığından dolayı Halil Bey'e böyle oldu. O yüzden Halil Bey'in de ulan gitsin istedim ama vuruldum falan diyenler de oldu. Ama bir şey diyeceğim abi, şanslı bir kulüpsünüz bir açıdan ya. Yani öyle başkan adayları geliyor ki yakışıklı, uzun boylu, zengin. Daha yakışıklısını bulduk. Daha zengini bulmak zor da daha yakışıklısını bulduk. Ayaklarına asılıp barfiks çeken bir adam, Fenerbahçe başkanı oldu yani. Evet, öyle oldu. Fenerbahçe'ye bakalım, hayırlısı olsun. Şimdi onların zaten değerlendirmesini yaptık. Spor programlarını da bundan sonra yaparız. Gelecek zamanda da yaparız Saadettin Bey'le ilgili ama... Peki bu... Saadettin Bey enteresan adamdır yani. Ben şöyle, partner olarak çalıştım onunla yani. Ne demek partner olarak çalışmak? Ben Show TV'de spor kodlarına dönüştüm. Bizim yayınlarımızın, Show TV milli yayıncılık hakkını Saadettin Saran'ın şirketinden almıştı. Bir şey söyleyebilir miyim? Hiç senin işgöründen yararlanmak için soruyorum. Ben tanımadan, televizyondan gördüğüm kadarıyla makul bir insan görüyorum mesela. Makul, makul. Olayları değişik açılardan değerlendiren. Gayet makul, sinirlenmez, kolay kolay, sporcu. O zaman biz Saran'la çalışıyorduk. Yani Saran'dan hem yayınları alıyorduk, hem yayının teknik kısmını Saran'dan alıyorduk. Dolayısıyla ben Saadettin Bey'le birebir çalışan birçok isimle tanıyorum.
Zaten hala da çalışıyorlar onda. Yani hiç hakkımda kötü konuşan bir tane çalışan duymadım. Bu iyi bir şey. Yani o mesela kendi çalışanları çok sever kendisini. Dolayısıyla bu anlamda en azından hani bir istikrarlı çalışan olduğunu, çalışanlarının sevdiğini söyleyebilirim. Dolayısıyla makul de biridir. Ben Fenerbahçe'de bir figür olduğu için de eskiden beri tanırım. Ama hani başarılı uğur olmaz, ona bile bakacağız. Ona bakacağız. Yani başarı biraz istikrarla.
Bağlantılı bir şey. Ben şeyi merak ediyorum. Biz biraz aslında bugün değişim dönüşüm konuşalım dedik ama... Konuşalım. Değişim dönüşüm çok geniş bir konu. Her bölümde böyle bir şey konuşabiliriz. Saadettin Sarahan mesela bu dişlinin içerisine girdiği zaman değişip dönüşür mü? Yani... Dönüşebilir. Halefi mi? Selefi mi diyorlar ondan önceki? Yani mesela ben artık Dursun Özbek'i daha az tanıdığımı düşünüyorum. Ben çok eski tanırım Dursun ağabeyi. Bazı hal ve hareketlerini. Ben de benim Dursun ağabeyime ne oldu diye düşünüyorum yani bazı çıkışlarını. Dolayısıyla o seni ister istemez o hal, o koltuk, o durum, o çark. O sorumluluk, o stres belki seni biraz değiştiriyor. Dursun Özbek çok tatlı bir adamdır. Evet. Çok tatlı bir adamdır. Otursan, yemek yesen. Futbolla az konuşsan. Mesela futbolla az konuşsan süper yani normalde çok muhabbeti güzel, hoş, tatlı bir adamdır. Ama bazen böyle bir şeyler söylüyor. Ulan diyorsun bu ne, bu kim ya?
Bu kim yani? O yüzden de... Milyonluk bir camianın şeyi olunca... Yani o çarklar, marklar, dediğin doğru, dönüştürebilir. Peki değişim gerekli miydi abi? Artık gerekliydi tabii. Ve genel olarak gerekli midir? Hep iyiye mi götürür? Ne diyorsun bu konuda? Fenerbahçe için... Abi gelen giden aratır diye atasözümüz var bizim. Bu da doğru bir şey. Gelen giden aratır var. Ama eskiye rağbet olsa Bitpazarı'nda Nuri Ardı da var. Var.
Yani şimdi bir de bunlara bakmak lazım. Yani her nereye çeksen doğru ya. Bazen değişimi yeni kan iyidir falan. Kan akıtmak iyidir şu bu. Ondan sonra... Ama ben genel olarak şunu görüyorum. Yeni kazanıyor ya.
Yani yeni bir şey çıktı zaman o kazanıyor. Yani var olanların yükselişindense, yeni sıfır biri geldiği zaman, hani daha önce oralarda bulunmayan biri geldiği zaman genellikle o kazanıyor. Onu görüyorum yani. Var olanların yükselişi de güzel şey olur ha, kitap ismi olur mu? Var olanların yükselişi. Mesela şimdi Trump'ın karşısına Biden değil de başka bir demokrat gelse acaba kazanır mıydı? Evet, daha genç dinamik. Mesela dinamik'e de gerek yok. Yani gene yaşlı olsun da hani Biden olmasın mı acaba? Biraz o var yani. Ya bence bir influencer figür falan olacak ileride ya. Ama o zaman da şey olacak abi, ben değişim dönüşünden bahsederken... ...biraz tabii ChatGPT ile de konuştum bu mevzuyu. Abi işte Örümcek Adam kostümlü adam başkan adam oldu ya, Brezilya adamı oldu o, bir yerde oldu. Örümcek Adam kostümü falan bir tip. Ya ben artık şunu iddia ediyorum, bu 24-40 var ya, yaş grubu. Şunu iddia ediyorum, artık liderlerin TikTok'u biliyor olması lazım. Anlatabildim mi? Kendi hesabı olsun demiyorum yani. Olum sosyolojisini biliyor. Ulan burada böyle bir gerçek var yani, böyle bir durum var demesi lazım. Ne bileyim işte, X'ten haberdar olması lazım. Burada ne konuşuluyor diye. Bambaşka gündemler var abi, bambaşka gündemler var. Ben mesela bir yerin yöneticisi olsam, bir tane hani tabii ki bana raporlayanlar olur. Efendim durumumuz şu, sosyal medyada durum bu filan. Bana raporlayanlar olur, alt düzeyde bunlar zaten halledilir. Ama benim kendi ara sırada baktığım bir fake hesabım ve bir TikTok hesabım falan olurdu yani. Ulan millet ne yapıyor diye.
Dünyada da ne yapıyor? Eğilimler ne yönde? Kulüp başkanı olsam kesin bunu yaparım. Mesela futbolla ilgili bütün hesaplara bakarım. Bunlar benim için ne diyorlar? Hangisi ne diyor? Yani şimdi bazı şeyler oturmuş durumda artık. Sen bunu ister kabul et, ister reddet. Bazı gerçekler bu hayatta artık senin adına oturmuş. Buna adapte olmak zorundasın. Dolayısıyla bu taraflara bakmak lazım. O yüzden dedin ya influencer falan başkan olur diye. İşte aslında oradan şuna gelecektim ben. Değişim mesela, döngü vesaire diyoruz da, sen V programında bundan bahsetmiştin. Strauss Hove'un nesil teorisi var. Yani 80 yılda büyük bir kriz döngüsü yaşanıyor ve nesiller kendi derlerine aslında kendileri karar veriyorlar ama
Bir nevi oyun remake'i gibi de geliyor bana. Mesela Ronald Reagan başkan olduğunda neden bir oyuncu başkan oldu demişlerdir. Trump da bir televizyon karakteriydi. Farklı bir şey yaptığımızı düşünüp aslında aynı döngüyü farklı üsluplarla, üsullerle yapıyormuşuz gibi hissediyorum yani. Zelenski de komedyen falan diyor. Remake yani. Biraz böyle daha iyileştirilmiş görsel açıdan. Simülasyonda yaşıyoruz ya. Yapanlar
Şey yapıyor, upgrade ediyor şeyi. Upgrade oluyor. O davranışları... Yeni yükleme diyorsun. Tabii, biz de bir davranış modeli geliştiriyoruz buna karşı. Onun da adına kültür diyoruz. New York Belediye Başkanı seçilmesi çok muhtemel biri var ya, Müslüman. New York Belediye Başkanı var bir tane. Genç, kırk yaşında. Ben en son o diğer... Adayı. Belediye Başkanı, adayı. New York Belediye Başkanı var abi, ismi Hamza galiba. Bir baksana ben konuşurken. Bakıyorum. Hiç televizyon röportajı vermiyor adam abi. Tamamen şey yapıyor. Artık yeni de yeni vermeye başladı. Demokrat Parti'nin adayı, belediye başkan adayı, New York Belediye Başkanı adayı Demokrat Parti'ye yaz. Müslüman da yazsanı çıkar, Müslüman biri. Sosyal medya kullanımıyla birinci sıraya geçti ve şu an kesin belediye başkanı olacak yani, yüzde yüz. Zohran Mabadi. Zohran Mabadi. İranlı falan herhalde. Iraklı galiba. Öyle mi? Şeyli, tam bilmiyorum ama... Tam böyle bağımsız filmler yönetmeni ismi gibi de ondan şey yaptı. Ama işte sosyal medya üzerinden korkunç bir kampanya, müthiş bir kampanya yapıyor. Aday adaylığı zamanında. Hani bunlar da öyle ya. Aday adaysın, kendine bir kampanya yapıyorsun. Sonra orada birinci oluyorsun. Önce partinin de birinci olman lazım ki seni partinin adayı göstersin. Açık ara birinci oluyor. Ve o arada hiç televizyon röportajı falan vermiyor. Şimdi vermeye başladı artık Demokrat Parti adayı olunca. Bu yaş grubunun biraz baktığı şeyler bunlar. Ya etkileşime girecek. Orada olacaksın ve konuşacaksın da. Yani sen de olacaksın. Orada sadece edit yetmez yani.
Edit yetmiyor. Senin de olman lazım. Hadi bir soru cevap yapalım. Tabii çünkü kitle yönetimi bu iş. Ama çok çok bu işi profesyonel yapan birisi olursa... Saadettin Saran mesela bir ne bileyim, TikTok'la canlı yayın var mı? Ya da şey de var değil mi? İnstagram'da var. Mesela onlardan birine katılıp soru cevap yapılabilir yani. Saadettin Saran'ım ben... Örnek veriyorum ya Saadettin Saran. Medyaya ve pazarlama kısmını iyi kotaracağını düşünüyorum. İyi bir grupla çalışıyor. Çalıştığı arkadaşları tanıyorum. Onlar zaten bu işin uzmanlarından. İyi bir ajansla çalışıyor. Ya bir de bana şey gibi geliyor abi. Bakma sen, o etkili yani. Tamam, hayır. Saat iş sarayına bakıyorum. Şöyle kaslar, six pack'ler, işte altmış bir yaşına göre fit. Yani kendiyle ilgilenen birisi. Kendiyle ilgilenen birisi zaten bence işler için kendini çok harap etmiyordur. Profesyonellerle çalışıyordur diye düşünüyorum.
Bak bu güzel enteresan. Talimatı veriyordur bir fikir olarak ama işin içine böyle sabahlıyım ben kendimi harap edeyim gibi bir durumu yoktur yani. Olabilir. Bu da iyi bir teknik olabilir çalışma açısından. Yani Aziz Yıldırım'la bir koç arasında öyle bir farkı var gibi geliyor bana. Diğerleri her şeye kendisi müdahil. Ama son iki başkan, Fenerbahçe'nin son iki başkanı fit. Rahatsız edelim, Burak Elmas da fitti. Fitlikle olmuyor bu iş biraz. Hayır, Saran'ın durumu bambaşka bir şey yani. Mim olacak seviyede bir persona yani. Steven Saadettin Saran. Yani resmen bir şey, Marvel karakteri gibi geliyor benim gözüme.
Ciddiyim, böyle bir kaptan Türkiye, kaptan Amerika, Türkiye'de öyle bir şey olsa, öyle bir figür çizilirmiş gibi. İnşallah bu hayırlısı olur Fenerbahçe için, güzel bir rekabet olur. En azından şu gerginlik ortamı... Azalmaz, o bitmez de. Öyle mi? Yalan o.
Ama burada bizim hani Saadettin Bey, Ali Bey'den ziyade konuşmak istediğimiz konular ya da oraya araya attığımız şeyler, ümit kırıklığı, nefretin aslında bazı durumlarda sevgiden doğduğu, değişimle birlikte dönüşümünü de oluşturmak zorunda olduğunu, aslında her şeyde mecbur olmadığını, her şeyin de değişmesi gerekmediğini, illa da bir değişime ihtiyaç olmadığımızı, Ayrıca bazı değişim dediğimiz şeyleri, remake olduğunu anlattık. Bu programın bizim tarafımızdan yapılırken sevilmesinin, eğlenmemizin, izleyenlerin bir tarafının, bir kısmının da beğenmesinin sebebi de bu. Birkaç farklı konuya bakabiliyor olmamız. O yüzden bugünkü programı sevdim, ben de sevdim. Şeyden böyle enerji hissettim, pozitif enerji. Sen de iyi katkılar verdin. Neydi o 80 yılda bir şey söyleyen abi? Straw Soul.
Strauss-Howe nesil teorisi. Strauss-Howe büyük ihtimalle iki kişi ve ikisinin ortaya attığı bir teori. The fourth turning orijinali teorinin. 80 yılda bir büyük kriz döngüsü yaşanıyor. Her 20-25 yılda da kuşaklar farklı bir rol alıyor.
Evet yani o kuşaklar ama ben de bunun sonucuna diyorum ki kuşaklar temelde aynı şeyi farklı şekilde icra ediyorlar yani. Hiç değişmeyen şey döner. Saadettin Bey iyi döner dağıttı içinde kazandı. İnan bana bir buçuk yüz elli gram dağıtmış. Ali Koç da daha koydu. Ali Koç'un da son gece dönerinde millet şey yaptı kazandı lan herhalde gene filan dedi. Son gece dönerinde kuyruk vardı. Sen yoktun ama değil mi orada? Ben ikisinde de yoktum ama şu var. Tatmak isterdim. Döner işi önemlidir abi. Efendim teşekkür ediyoruz bizi dinlediğiniz için. Çözecek misin bir şey?
Sıra bu tarafa bir şey var mı? Yok abi tamam artık ağzıma tıktın lafı. Görüşürüz. Hadi hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.