Podcast

Geçmişi Hatırlatan O Bildirimler: Dijital Hayaletler

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç telefonunuza gelen "5 yıl önce bugün" bildirimlerine bakıp içinizin burkulduğu, ben nasıl bir insanmışım ya da hayatımda o döneminde yanımda kimler varmış diye şaşırdığınız oldu mu? En hazırlıksız anınızda geçmişiniz böyle karşınıza çıktığı o an neler hissettiğinizi fark ettiniz mi hiç? İşte Yakın İlişkiler'in bu bölümünde geçmişten gelen o bildirimler, o anlar, o kişiler; yani dijital hayaletler konuşuluyor.



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.376 kelime · ~12 dk okuma

Hiç telefonunuza gelen 5 yıl önce bugün bildirimine bakıp böyle içinizin burkulduğu oldu mu? Ben nasıl bir insanmışım? Ya da hayatımda o dönemde kim varmış? Ay ne kadar mutluymuşum o zaman? Ne kadar gençmişim? Ne kadar zayıfmışım? Ya da tam tersi, ne kadar mutsuzmuşum? Şu an çok daha iyiyim? Yani böyle o geçmişin bir anda karşınıza çıktığı o an. Neler hissettiniz?

Ya da mesela Instagram'da geziniyorsunuz böyle, bir süredir görüşmediğiniz bir arkadaşınızın mutlu bir günü çıkıyor karşınıza ve siz parçası değilsiniz artık. Normal koşullarda bundan 5 sene önce mesela parçası olabilecek durumdayken ilişkiniz. Şimdi artık iki yabancısınız ama sosyal medyada arkadaşsınız hala. Onun böyle içinizi bir cız ettirdiği oldu mu hiç? Eminim olmuştur çünkü bu bence birçoğumuzun başına sık sık geliyor. O yüzden bugünkü bölümü bu dijital hayaletlere ayırmak istiyorum. Geçmişimizin dijital olarak peşimizden gelmesi hakkında konuşmak istiyorum. Ama buna böyle birkaç farklı başlık daha ekleyeceğim. Bakalım neler hissedecek bu bölüm size.

Aslında bu yeni nesil bir problem farkındaysanız. Yani bundan 20 sene önce ilişkilerimiz biterdi. Maksimum telefonunda mesajlar kalırdı. Onlar da biliyorsunuz zaten çok pahalı olduğu için mesaj gönderme sistemi. Ve telefonlarımızın hafızaları da oldukça kısıtlı olduğu için maksimum 10 tane mesaj falan dururdu eski sevgilimizden. Onları sildiğimizde hayat biterdi. O insanla ilgili hayat biterdi ya da işte ne bileyim elimize zaten bastırılmış birkaç tane fotoğraf olurdu. Şimdiki gibi 1500 tane her açıdan çekilmiş fotoğraf telefonlarımızın hafızalarında her an karşımıza çıkabilir durumda kalmıyordu o zamanlar. O yüzden aslında dijital geçmişimizin bizimle gelmesi, bugünümüzü ziyaret etmesi çok yeni nesil bir problem. Şimdi ne olabilir dijital geçmişimiz deyince aklıma eski mesajlar geliyor, fotoğraflar geliyor. Tabii işte bu sosyal medyada birbirimize attığımız reel'lardan, TikTok'lardan tutunda böyle anlam ifade edecek şekilde paylaştığımız tweetlere kadar.

Transkriptin tamamını oku

Hepsi bizim dijital geçmişimiz bir parçası. Bir de tabii şeyler var. Ne bileyim, Facebook'ta paylaştığımız bir şey. Bugün hüzünlü hissediyorum. Niye? Şöyle bir şey yapmışım ya da bugün şuraya gitmişim. Tabii her dönümün trendi farklı artık. Böyle şeyler pek olmasa da... Instagram'ın mesela işte story hatırlatmaları falan oluyor.

10 sene önce şunu paylaşmıştın. Yani o dijital arşivlerde aslında bir hayat, bir sürü ilişkiler, bir sürü ilişkilerden kalma arşivler duruyor. Ve baktığımızda aslında bunun dokunulduğu birçok nokta var bence. Aklımıza ilk romantik ilişkiler geliyor. Mesela ayrıldıktan sonra eski partnerin izlerinin bir türlü tam olarak silinememesi.

Yani siz işte telefonunuzdaki fotoğrafları sildiğinizi zannediyorsunuz ama onlar bir yere arşivlenmiş. Hop bir bakıyorsunuz başka bir bilgisayarınızda mesela karşınıza çıkıyor. Ya da işte Instagram'da arşivliyorsunuz ama bambaşka bir platformda yerini alıyor. Ya da işte bir yeri temizliyorsunuz Spotify'daki müzik listelerinde kalıyor.

ya da ortak paylaşılan hesaplar, dijital platformların ortak kullanılan üyeliklerinde bir bakıyorsunuz orada izlediği bir dizi ya da dinlediği bir şarkı üzerinden her şey tetiklenebiliyor. Yani aslında, hatta bu bir tabir lurking diye geçiyor İngilizce, hayalet takipçilik diyeyim. Aslında bir grup insanla, bunların içinde eski sevgililerimiz ve eski arkadaşlarımız, tanıdıklarımız, bazen tabii akrabalarımız falan var, Karşılıklı bir konuşma yok ama karşılıklı görünürlük devam ediyor. Yani artık birbirimizin hayatında aktif olarak yer almıyoruz ama birbirimizi görüyoruz ve birbirimizden haber alıyoruz. Bu durumda yeni partnerlerimize mesela ciddi bir güvensizlik kaynağı da olabiliyor. Sen hala haberleşiyor musun? Ya da hani sen hala onu mu özlüyorsun?

Fotoğraf aranıza mı bakıyorsun? Ya da işte onun neler yaptığını nereden biliyorsun? Gibi soruları kaynakta oluşturabiliyor. Hatta bu haliyle bu retrospektif kıskançlık dediğimiz geçmişe yönelik kıskançlığı tetikleyen bir unsurdan. Bu kavram hakkında daha önce çok hızlıca konuşmuştuk. Ama hatırlatayım yine dinlemeyenler için. Kıskançlık her zaman o anda yaşanan duruma karşı geliştirilmiyor. Bazı insanlar geçmişimizden bizi kıskanıyorlar. Yani geçmişte yaşadıklarımız üzerinden bizi kıskanabiliyorlar. Aslında sosyal medya veya işte dijital arşivimiz bu tarz bir kıskançlığın tetikleyici unsuru olabiliyor.

Şimdi burada da tabii şey sorusu geliyor bence karşımıza. Yani bizim bir ilişkimiz bittiğinde eski mesajları silmeli miyiz? Fotoğrafları silmeli miyiz? Ya da ne noktada silmeliyiz? Ne noktada takipten çıkmalıyız? Ya da mesela işte artık görüşmediğimiz arkadaşlarımızla Instagram'dan takipleşmemeli miyiz? Birbirimizin hayata neler olup bittiğini bilmemeli miyiz? Bunlar bence önemli sorular. Buraya geri geleceğim. Ama bir de dijital hayaletler deyince aklıma gelen bir tabir de şey, online tanıdıklarımız. Yani mesela hiç yüzümüze gelmemişiz bu insanla ama bir dönem yoğun bir şekilde yazışmışız. Bazen Twitter'da, Instagram'da, online olarak insanlarla bir diyalog geliştiriyoruz. Ve işte bir şekilde ortak bir konu hakkında konuşmaya başlıyoruz. Sonra o genişliyor, genişliyor. Bunu ila flirt ekseni düşünmenize hiç gerek yok. Yani böyle ortak bir sohbet alanı üzerinde yoğun bir şekilde yazışmışız bu insanlarla. Ya da mesela beraber oyun oynanmış bu insanlarla. Beraber bir şeyler seyredilmiş.

Ama sonra bu insanlar ortadan kayboluyor. Zaten tomut bir arkadaşlık olmadığı için bir yeriyle de yani fiziksel bir arkadaşlık olmadığı için de kaybolması da daha kolay oluyor bu arkadaşların. Ama o insanlarla olan yazışmalarımız, hatıralarımız, duruyor. Veya işte az önce verdiğim örnek tekrar burada zihnime geliyor. Yani insanlarla artık fiziksel olarak görüşmeyi kesiyoruz. Mesela arkadaşlarımızla. Mesela bir okuldan mezun oluyoruz. Okulda sürekli görüştüğümüz insanlar. Oradan artık görüşmüyoruz. Hayat bizi bambaşka yerlere sürüklemiş ya da eski iş arkadaşlarımız, iş değiştirmişiz, bir önceki iş yerimizde kalmış arkadaşlarımız falan. Ama o insanlarla hala sosyal medyada birbirimizin hayatları içerisine varırız ve bir şekilde takipten çıkmıyorlar biz. Biz de onları takipten çıkmıyoruz. Aslında gerçek hayatımızda görünmez insanlar ama sürekli oradalar ve biliyoruz neler yaptıklarını. O kadar neler yaptıklarını biliyoruz ki sanki beraber yaşıyormuşuz gibi hissediyoruz ama gerçekten yok bu insanlar. Bunun tabii şöyle bir psikolojik etkisi de var yani bitmemişlik hissi, kapanış hissini bir türlü elde edememek, o insana ne oldu ya da bize ne oldu sorusunu devamlı sormaya devam etmek. Bazen mesela kuruluşunu bildiğin bir ilişkinin... Mesela diyelim ki siz iki arkadaşınızın tanışmasına vesile olmuşsunuz. İşte bir ilişkiye başlamalarına vesile olmuşsunuz. Sonra o insanlar evleniyor ve siz onun bir parçası değilsiniz. Yani hayat öyle bir girişki aranıza. Ama bir şekilde bakıp görüyorsunuz bunu sosyal medyada ve çok uzaktan bakıyorsunuz. Ama bir taraftan da çok yakın çünkü sosyal medya. Bunlar böyle çok ben enteresan buluyorum yani bunların yarattığı hisleri. Hadi şimdi miniklere verelim. Sonrasında konuşmaya devam edelim.

Bir de tabii şu var, bizim kendi eski içeriklerimiz, yani eskiden attığımız Twitter, belki yazdığımız blog yazıları, Facebook postları, bir zamanlar böyle mi hissediyormuşum, bir zamanlar böyle mi görünüyormuşum, ya da bir zamanlar ne bileyim, bunu mu savunuyormuşum gibi hissettiren, geçmiş benliğimizle bugünkü benliğimizin karşılaşması ve tabii ki çatışması. Çünkü tabii ki bir kimlik sürekliliği var, yani ben bu kimliğimi elde ederken 10 sene önceki gizemin üzerine koyarak ilerliyorum. Ama bir yandan da 30 yaşındaki Gizem'in böyle hissedebilmiş olması bana tuhaf geliyor. Böyle bir şarkı dinlemiş olması bana tuhaf geliyor. Bir yandan da mesela şöyle bir gerçeklik de var. Bazen mesela bir şeyler yazıyoruz, bir şeyler paylaşıyoruz, e-mailleşiyoruz vs.

Ve sonra bunların hepsi kayboluyor. Mesela işte hesabımız çalınıyor, şifremizi unutuyoruz tekrar. Mesela bu benim için bir yaradır. Benim hayatımdaki ilk e-mail adresim ve içinde böyle o zamanki önemsediğim insanlardan olan e-maillerim birkaç yıl sonra hacklendi. Ben üniversitedeyken hacklendi ve hiçbir şekilde geri alamadım. Mesela o hesaptaki e-maillere asla ulaşamıyorum, ulaşamıyorum, ulaşamıyorum, ulaşamayacağım. Bu benim için mesela büyük bir yara. Çünkü o zamanki gizemin attığı mail'ler ya da o zamanki gizeme yazılmış yazılar hiçbir şekilde erişilebilir değil bugün benim için. Ve doğal olarak da çok kalbimi kırıyor bu durum. Ya da işte bazı biliyorsunuz e-mail hesapları kapatılıyor zaman içerisinde, işte markalar değişiyor, serverler değişiyor, bir şeyler kayboluyor. Öyle giden fotoğraflar oluyor, öyle giden işte ne bileyim böyle küçük notlar oluyor falan. İnsan gerçekten kendi kimliğinden sanki böyle bir parça kopup gitmiş gibi hissediyor. Yine bu şeyde aklıma gelen bir başka konu da bazen mesela e-mail'inize bir arama yapıyorsunuz, işte bir kelime yazıyorsunuz ve aradığınız spesifik bir hedef e-mail var. O kelime dolayısıyla mesela işte

2005 yılında yazılmış bir mail geliyor karşınıza ve bir anda böyle belki sizi çok tetikleyen bir durumu tekrar okuyorsunuz ve tekrar yaşıyorsunuz. Belki mesela şu anda konuşmadığınız bir insandan gelen belki çok sıcak bir e-mail orada pop-up ediyor ve ne olduğunuzu şaşırıyorsunuz. Benim başıma çok sık gelen bir şey bu, bu arada. Yani, aha böyle bir şey vardı, böyle bir e-mail vardı, böyle bir insan vardı, ben bu insana mesela Saatlerce konuşmuşum. Mesela işte geçenlerde başıma geldi master yaparken o dönemde iyi arkadaş olduğum bir arkadaşımla saatlerce konuşmuşuz işte. Günlerce saatlerce konuşmuşuz. E şimdi bu insan hayatımda yok yani üzerinden neredeyse 15-20 yıl geçmiş. Hatta döndüm böyle, Instagram'da zaten yok ama Facebook'ta bulabilir miyim diye girdim baktım, orada da yok. Ne yapıyor acaba, hayatında ne noktada falan diye. Onu hatırlamışken onunla beraber, onunla ilişkili olabilecek bir sürü başka insan geldi aklıma falan derken, böyle bir kendimi şeyde buldum, zaman tüneli içerisinde buldum. Biraz da zaten bugünkü podcast oradan da ilham aldı.

Tabii şeyi de çok sık duyuyorum. İşte iPhone'un geçen yaz neredeydin temalı ya da geçen yazki eğlence dünyası filan temalı böyle fotoğrafları koyup çıkartıyor ya karşımıza. Yani bazen orada kaybettiğimiz insanlar oluyor ya da bir daha hiç gidemeyeceğimiz bir yer oluyor. Böyle o kaybı ve değişimi çok ani, çok tetikleyici bir şekilde hatırlatabiliyor.

Bunların dışında aklıma şöyle bir konu daha geldi. Şiddetle ilgili podcastleri kaydederken dijital şiddetten bahsetmiştim. Dijital şiddetin türlerinden biri dijital zorbalık içerisinde de mesela hoşumuza gitmeyen eski görüntülerimizin ya da bazen çok özel görüntülerimizin dijital olarak arşivlerde var olması ve bizi zaman zaman tekrar yakalaması halde var. Yani diyelim ki ben yeni bir kimlik oluşturmaya çalışıyorum ama bundan 20 sene önce benim hiç hoşuma gitmeyen, beni asla yansıtmadığını hissettiğim veya hatta utandığım veya belki bana kişisel bir saldırı içeren bir içerik dijital arşivlerde yer alıyor ve sonuç olarak beni araştıran bir insan orada o içeriğe ulaşabiliyor. Yani bunu yaşayan çok insan var maalesef ve bu da çok üzücü. Ve o geçmişin böyle bir gölgesinden kurtulama mahali, geçmişte size neredeyse travma yaşatmış bir durumu tekrar tekrar yaşamanıza sebebiyet verebiliyor. Bazen mesela dijital zorbalar, size onlardan kurtulduğunuzu zannederken yeni dijital hesaplarınız da karşınıza çıkabiliyor.

yakanızı tam olarak kurtaramadığınızı hissedebiliyorsunuz. Bunlar da tabii ki dijital hayalet kavramının içerisine girmesi gereken şeyler bence. Yani insanlar dijital çağda kimliklerini gerçekten sıfırdan inşa edebilirler mi? İlla yani böyle isim cisim mi değiştirmek gerekiyor? Çünkü baktığımızda bizimle olan bizimle gelmeye devam ediyor yani aynı kaldığımız sürece. O yüzden bunlar bence önemli sorular. Demişken şunu şuraya evriliyor tabii ki aklımdakiler.

Mesela biriyle ilişkimiz bittiği zaman, romantik bir ilişki olabilir, arkadaşlık ilişkimiz olabilir ya da bazen ailemizdeki bireylerle ilişkilerimiz bitiyor. O insanlarla olan mesajları, görüntüleri, konuşmaları vs. saklamalı mıyız? silip geçmeli miyiz? Baktığımızda aslında burada şey var. Yani sildiğimiz zaman iyileşme sürecimiz hızlanıyor. Zihinsel alanımız açılıyor aslında. Bir açıdan bu yeni ilişkilere yer açmamızı sağlıyor. Tekrar tekrar tetiklenmediğimiz için güven problemlerimiz azalıyor. Ya da işte o insanın izi olmadığı için hayatımıza tekrar giren kişi belki daha rahat ediyor ama bu ana unsur olmak zorunda değil bence.

Bir de tabii ki ister istemez bir şeyleri silmek ruminasyonu da kırıyor. Yani o insanı tekrar tekrar düşünmeyi, tekrar tekrar neler yaşandığı hesaplamayı ve orayı kurcalamayı zorlandırıyor. Bu açılardan daha iyi. Ama bir yandan da baktığımızda bütün eski ilişkiler bizim kimliğimiz ve gelişimimizin bir parçası. Yani bugün bizim biz yapan da o ilişkiler. Ve zaman zaman yaz sürecinde o ilişkinin bir zamanlar bizimle olduğunu ve bizi tanımladığını hatırlamak fayda da sağlayabilir.

Bir de ne olursa olsun aslında perspektif çok önemli. Yani zaman içerisinde, zamanında acı veren bir deneyim, yıllar içerisinde daha nostaljik, tatlı bir deneyime dönüşebiliyor. Yani şimdi ben bundan 20 sene önceki ilişkilerimi tehdit unsuru olarak değil de tam derse, aa çok tatlıyım, çocukmuşuz diye hatırlayabiliyorum. Öyle olunca onları silmiş olmamın bugünkü gizeme bir faydası yok. Yani o perspektifte düşünmek lazım. O yüzden bu tip durumlarda ben daha böyle orta yolcuyum sanırım. Şunu kastediyorum. Setici silme diyebiliriz. Yani tetikleyici olan

Mesaj açmaları, görüntüleri vs. silmek. Gerçekten anlamlı olan birkaç tanesini saklamak. Ama sakladıklarımızı da kolay erişilebilir şekilde değil de... ...gerçekten arşivleyerek saklamak. Burada bulut sistemlerinden faydalanmak olabilir... ...ya da bu eksternal hard drivelerden faydalanmak olabilir. Yani erişim olsun, gerektiğinde bilgisayarıma takıp görebileyim ben onları... ...ya da bir siteye girip orada bulabileyim o fotoğrafları.

Ama her an iki tıkla karşımda açılabilecek kadar ya da telefonumda bir anda karşıma çıkabilecek kadar kolay erişilebilir de olmasın. En önemli kısım bu bana kalırsa. Birazcık şey aşamalardan geçerek oraya ulaşayım. Tabii burada şey sorusu da geliyor. Yani o insanları takipten çıkmalı mıyım? Ya da o insanların beni hala takip ediyor olmasını nasıl karşılamalıyım? Ya o insanlar beni takip etmesine engel olmalı mıyım? Sorusu da geliyor bana kalırsa. Bu birazcık ilişkilerimizin nasıl bittiğiyle ilişkili bence. Yani romantik ilişkilerde mutlaka bir süre için birbirimizi takipten çıkmamız gerekiyor diye söylüyoruz. Çünkü orada yaz sürecinin daha sağlıklı geçirmemiz için bu gerekiyor. Ama arkadaşlıklar biraz daha farklı. Tabii ki kötü bitmiş arkadaşlıklar için karşılıklı takipten çıkmak daha iyi bir fikir olabilir. Ama hani böyle zamanla azalarak bitmiş ya da zamanla çok azalmış. Bit mesela, çok azalmış ilişkilerde. O insanları hala sosyal medyada tutabiliriz ve sosyal medyada durmaya devam etseler de belki daha az görmeye çalışabiliriz. Burada bence şey görünmez yapmak ya da onlara göre sıklığımızı daha azaltmak nasıl olsa artık böyle opisyonlarımız var. Kesinlikle faydalı olan seçenekler gibi geliyor bana. Kullanmamız lazım gibi hissediyorum.

Günün sonunda aslında dijital arşivimizin bize zarar vermemesi için bir böyle genel bitiş yapmamız gerekirse öncelikle bilinçli seçimler yapmak diyelim. Yani neyi dijital olarak paylaşmak istediğimizi biraz daha düşünerek paylaşmamız lazım. Yani aklımıza gelen her şeyi paylaşmadan. O yüzden de sosyal medyayı daha bilinçli kullanmak, sosyal medyada belli sınırlarımızı tutmak, korumak önemli diye düşünüyorum. Mesajları silerken veya mesajlarla, görüntülerle ilgili kararlar verirken orada sembolik olarak bazılarını tutup ama dediğim gibi kolay erişemeyecek bir yerde saklamak önemli. Az önce söylediğim gibi yani o algoritmaları eğitmek, gerekirse bildirimleri kapatmak, gerekirse daha az görmek, daha az sık görmek, hiç görmemek,

Bana bunu göstermek gibi seçenekleri kullanmak da önemli. Ama günün sonunda şu da var, bazı izler de silinemiyor. Arkadaşlar yani bazılarıyla da barış içinde yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yani günün sonunda biz, atıyorum bir insanı birçok yerden kaldırsak da o insanı tanıyan bir üçüncü kişinin instagramında onu görebiliyoruz, onunla ilgili bir bilgi alabiliyoruz, bir yerlerde duyabiliyoruz. O yüzden bunun da yani tamamen bir insanın ve bir insana ilgili hatıraları tamamen yok etmek gerçekten aslında gerçekçi değil.

Özetle, bu hayaletler hepimizin hayatında var diyelim. Ve bu hayaletlerle kurduğumuz ilişkiyi yönetmek, o ilişkilerin bizde uyandırdığı duyguları yönetmek günün sonunda bizim elimizde. Ne kadar karşımıza çıkmalarını anlama atıf ediyoruz, ne kadar bunun üstesinden gelmenin yöntemlerini buluyoruz, bunlara bakmamız lazım. Umarım bu işte karşımıza çıkan bu görüntülerle nasıl hissettiğimiz konusu size de tanıdık gelmiştir ve hani biraz daha anlam kazanmıştır zihninizde. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)