Podcast

önemli soruları hayatımızla cevaplamak

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Şişhane-Karaköy arasındaki bir kitapçıdan bulduğum Fanzin'in önsözünden çıkan bir bölüm.



Bölümde Bahsi Geçenler

ghosting yazısı (türkçe) https://substack.com/home/post/p-170350895

ayrılık sonrası sessizlik yazısı (ingilizce) https://personalscriptures.substack.com/p/the-intimacy-of-never-talking-again

sarhoş ice agent tutuklanma videosu

https://www.youtube.com/watch?v=3ZtVUG6l780

bahsettiğim standup: Marc Maron Panicked (hbo max'te)





Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠podbeemedia.com⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.181 kelime · ~21 dk okuma

İnsan önemli soruları daima bütün hayatıyla cevaplar. Bu sözü Sandor Maray diye Macar bir yazar söylemiş. Ben de kim olduğunu yeni öğrendim. Yani bilmiyordum. Hala da kim olduğunu öğrenmedim. Sadece adını öğrendim. Böyle birinin var olduğunu yeni öğrendim. Geçen Şişhane ve Karaköy arasında çok güzel bir kitapçı var. Frankenstein diye. Ve içinde gayet güzel kitaplar var. Bir de böyle fanzinler vardı. Fanzin de şey... Çok bir şey değil yani. Kötü anlamda demiyorum çok bir şey olmamasını. Bazı insanlar her şeyin çok bir şey olmasını istiyor. Ama fanzin de, hani günümüzde dergiler de az kaldı belki, bilmiyorsunuz. Hayır, derginin ne olduğunu herkes biliyordur herhalde. Ama fanzin, insanların kendi yapıp yayımladığı dergiler gibi düşünebilirsiniz. İçinde şiir olabilir, farklı insanlar katkıda bulunabilir. Kısa hikaye olabilir, resim olabilir, kolaj olabilir, her şey olabilir. Aşırı böyle, rastgele de değil, rahat ve bir anda yapıp, kendiniz böyle bir yere gidip, A4'e bastırıp, sayfaları kesip, yapabileceğiniz bir şey. Keyifli, yani arkadaşlarınıza yapabilirsiniz, yazan arkadaşlarınız varsa.

Benim birkaç arkadaşımın fanzini yok ama böyle şeyleri var, şiir kitapları var. Çok küçük, bayağı küçük yani. 30 sayfa falan ama kendileri böyle bir sürü arkadaş bir araya gelmiş, kendi şiirlerinden bir seçki oluşturmuşlar. Her arkadaştan bir şiir almışlar ve sonra bunları basmışlar. Ve bende de var mesela evimde 3 tane öyle küçük, bayağı küçük tatlı şiir kitapları var ve içindeki bazı şeyler gerçekten güzel yani. Ben de bu biraz önce okuduğum lafı, İnsanlar Önemli Soruları Sonunda Daima Bütün Hayatıyla Cevaplar lafını, Sandor Moray'ın bu lafını, Frankeşten Kitabevinden aldığım bir fanzinde okudum ve dedim ki, evet, gerçekten de insan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.

Bu bana biraz şey düşündürdü, herhalde size de düşündürmüştür. Hepimizin kafasında bir kişi var büyük ihtimalle, kendimizin kim olduğu ile ilgili. Ve bazen bunun gerçek hayattaki davranışlarımızla birebirliği olmuyor. Herhalde hiçbir zaman birebirliği olmuyor, bilmiyorum yani. Zaten kafamızdaki şeyle gerçekteki şeyi, birebir ölçümünü hiçbir zaman yapamayız yani.

Transkriptin tamamını oku

Ama evet, yani nasıl yaşadığımız gerçekten çok önemli. Çünkü düşüncelerimizden çok yaptıklarımızla var oluyoruz. Tabii ki güzel şeyler yapabilmemiz için önce ne yapmak istediğimizi de düşünmemiz gerekiyor. Yani önce düşüncelerimiz olması gerekiyor. Sonra o düşünceleri gerçek bir davranışsal hayata oturtmak gerekiyor. Ve insan bunda bazen zorlanabiliyor. Çünkü bazen kendiyle ilgili çok iyi şeyler düşünüyor. Ve oraya ulaşmak zor oluyor bir kere. Zaten zor hedefler koyduğun için ve sen o sıralar ya da şu an çok bir şey yapmadığın için bir şey yapamıyorsun. Yani hareketini zorluyorsun. Bazen de şey oluyor, kendinle ilgili çok bir şey düşünmediğin, kendini kötü gördüğün için... Aslında zaten kendin için veya başka insanlar için güzel şeyler yapıyorsun ama sen belki yetiştirilme tarzından, belki başka bir şeyden dolayı kendini hep böyle yetersiz gördüğün için ne yaparsan yap yetersiz hissediyorsun ve kendini olmak istediğin kişiden uzakta görüyorsun ama aslında gerçekten kendin ve etrafındaki insanlar için güzel şeyler yapmışsın yani. Ama bunları görmekte zorlanıyorsun. Bazen... Bazı insanlar da şey yapıyor yani, kendilerini iyi görüyorlar ve etraflarına da iyi şeyler yaptıklarını düşünüyorlar, yardım ettiklerini düşünüyorlar ama kimsenin onlara yardım etmediğini düşünüyorlar. Yani şimdi şey mi yapacağım, bir başladım da ben böyle. Şöyle insanlar, böyle insanlar, her insan var yani, aynen. Ama bu son durumdaki insanların durumu da gerçekten zor çünkü

Bilmiyorum. Bazen böyle anne babalarda oluyor ya bu. Kimseyi şey yapmıyorum. İşte ben onu yaptım hayatımda, bunu yaptım. Özellikle uzun bir evlilik olduğunda ya da uzun bir ilişki olduğunda ben bunu yaptım, sen şunu yaptın ve işte hani o da ilginç bir olay. Çünkü tabii ki insan yani bir şeyler yaptığında karşılığını bekliyor ya da beklemeli mi? Ona da emin değilim yani. Hani karşılığı olsun diye mi birilerine iyi davranıyoruz ya da o kişilere yardım ediyoruz? Yani tabii ki ilişkilerde birinin ilişkiye devam etmek istememesi ya da başka bir şey istemesi ya da %100 dürüst olmaması. Belki de birinin birine %100 dürüst olmaması en büyük problem. Çünkü yani birbirine dürüst olduğunda o kişinin ileride mesela sizden ayrılabileceğini bilseniz ya da yani gerçi insanlar da kendilerine de dürüst olmadıkları için.

Aaa şimdi anladım ilişkilerde problem niye çıkıyor. Evet arkadaşlar merhaba ben 9 yaşındayım ve insan ilişkilerinin, insanların nasıl hareket... Evet çocuk olarak bakabilmeliyiz bu dünyaya çünkü çocuklar gerçekten dünyayı dünya olarak görürler ve yetişkinlerin o tüm saçmalıklarının... Şimdi siz de çocukluğunuzda ne olmak istiyordunuz onu düşünün ve o küçük kendinize sarılın. Bu arada sarılın kendinize. O da ayrı bir olay. Kendinizi sevin ya. Ama kendinizi sevmek için bu seste konuşulduğunda ve bu şekilde duygusallık...

Eğer ses tonunuz bu şekilde değilse bu kendinizden nefret ettiğiniz anlamına gelmektedir. Bu sesle bir bölüm kaydetmemi isterseniz eminim şu an tüm sadece film izlemiyorum podcast dinleyicileri çıldırdı ve neden şu ana kadar ki tüm bölümleri bu sesle kaydetmediğimi düşünüyor. Eğer böyle bir geri bildiriminiz varsa böyle bir isteğiniz varsa yeni bir e-mail adresi aldım sadece filmiz izlemiyorum at gmail.com buraya tavsiye isterseniz yazabilirsiniz belki bölümlerde okurum. Hatta bir tane geçen biri yazdı. Onu şimdi okuyacağım. Ya da öneri yazabilirsiniz. Ya da genel eleştiri yazabilirsiniz. Biri şey yazmış. Çok fazla açıklıyorsun bazen podcast'ta bazı şeyleri. Şimdi ben bunu açıklamak istiyorum. Aslında bu arada şaka yapıp devam etmek istiyordum. Esas amacım hani açıklamak istiyorum deyip açıklamadan devam etsem ve orada kesse çok iyi olurdu. Ama şu an konuşmaya devam ettim. Neden böyle bir şey yaptığımı bilmiyorum. Ama açıklama sebebim yani insanlar da bir şey bilmiyorsa yani...

Mesela performatif erkeği annemin bilmediğini biliyorum yani. Ve annemin podcast'i dinlediğini biliyorum. Ve bir arkadaşımın annesi de mesela podcast'i dinliyormuş. O da performatif erkek yarışmasının ne olduğunu bilmiyor olabilir. Ama bazen de çok fazla şeyleri açıklayabiliyorum. Mesela geçen bununla ilgili bir TikTok gördüm. Şey yazmış TikTok'un üstüne ya da söylemiş mi? Normalde yani sevdiğim, sadece film izlemiyorum podcast'i dinlerken bile bazen hani erkeklerin muhabbeti sıkabiliyor. Ya da erkeklere durup dururken uyuz oluyorum gibi bir şey demiş.

Bu olan bir şey yani durup dururken erkeklere uyuz olmak. Şimdi bunu size hatırlatmam iyi mi yani? Podcast'ın dinleyicisi daha çok kadın olduğu için durup dururken erkeklere uyuz olabiliyorsunuz dediğimde şimdi bazı kadınlar bunu kapayacak mı tekrar uyuz olup? Neyse şaka yapıyorum. Şey, TikTok'ta da şey diyor işte sadece film izlemiyorum seviyorum ama Seattle Amerika'da bir şehir demiş. Zaten Seattle'ın Amerika'da bir şehir olduğunu biliyoruz hani niye açıkladı falan diye böyle konik bir TikTok çekmiş. Geçen bunu da gördüm. Hatta sonra altına kendimi açıklayan bir yorum yazdım gerizekalı olduğum için işte. Evet ya bazen çok açıklıyorum bu gerçekten podcast ile ilgili bir sıkıntı yani affedersin falan dedim. O da yani hayır yani orada esas anlatmaya çalıştığım şey arada hani insanın sinirinin bozulduğu ve her şeyin sinir geldiğiydi. Hani senin podcastin dünyanın en iyi podcasti aslında merak etme demedi. Ama son cümle dışında benzer şeyler söyledi yani aynen. Podcastimin e-mailine gelen her e-maili okumadım ama birkaç tanesini okudum. Bir tanesi de şöyleydi biri bir üniversiteye gitmiş.

Ve yeni girmiş üniversiteye yani. Ve orada birinden hoşlanmış. Böyle sınıfındaki bir çocuktan. Ama çok hoşlanmış. Ve onu düşünmekten 3 gündür doğru düzgün ders çalışamıyormuş. Ve bu onu çok üzüyormuş. Çocukla da hiç konuşmamış. Hatta adını bile bilmiyormuş.

Ve ona nasıl açılmalıyım bilmiyorum. Dahası ona açılmalı mıyım bilmiyorum. Reddedilmekten korkuyorum. Ve işte beni üniversite çalışmalarından alıkoysun istemiyorum demiş. Sonra da arkadaş olarak tanışıp sonra mı karar versem diye düşünmüş. Ama yine de benim tavsiyemi almak istemiş. Çünkü kafası karışıkmış. En sonunda da akışına mı bıraksam demiş. Yani şimdi lisede, üniversitede yani insanlar değişiyorlar. Ergenliğe giriyorlar ve yani... Hani ilkokulda da birilerine böyle deli gibi aşık olabiliyorsunuz ama bilmiyorum yani lise ve üniversitede herhalde biraz daha güçlü oluyor bu duygular ve hani vücuttaki değişimlerle beraber insan böyle birilerine aşık olayım diyor ya da birilerine durup dururken aşık oluyor sırf bakıp böyle sonra yatıp kalkıp onu düşünüyor yani inanılmaz bir olay gerçekten. İnsan olmak. Komik yani. Tatlı bayağı. Evet yani bunu bir de yaşarken yaşamak var ya da... Ve bunu bu arada insanlar her zaman yaşayabiliyor. Yani tabii ki kişiden kişiye değişiyor her şey. Ama böyle şeyleri 30 yaşında, 40 yaşında, 50 yaşında, 60 yaşında yaşayanlar da var yani. Nasıl bir hayat yaşadıklarına bağlı olarak tabii ki.

Şimdi bu konuyla ilgili tüm düşüncelerimi açıklıyorum. Birincisi, birini hoş bulmak yani böyle bakıp hoş bulmak çok normal bir şey yani. Bugün de size bin kere de gelebilir yani başınıza. Ben de bir bölümde bundan bahsetmiştim yani. Bir kere arkadaşlarımla yaz tatili yapıyorduk ve ben arkadaşlarımla vakit geçirmek istiyordum ama böyle etrafta çekici insanlar vardı ve arkadaşlarımla konuşurken

Yani bunu da daha önce de söyledim. Kötü anlamda demiyorum. Yani insanlar benim dikkatimi dağıtmasın demiyorum. Sadece benim dikkatim küçük oralara kayıyordu. Başka insanlara kayıyordu ve sonra ben dikkatimi geri getiriyordum. Bu kimse benim dikkatimi çekmesin. Dikkatimi çeken insanlar. Anladınız.

Aynen kimse beni yanlış anlasın istemiyorum sanırım. Bu biraz sıkıcı bir özelliğim olabilir yani. Ama tekrar böyle bir ekstra açıklama yaptım. Ama evet yani olabiliyor böyle şeyler. Bu kişiye de herhalde belki ilk defa böyle bir şey olmuş. Ve hiç konuşmadığı birini böyle sürekli uykusuna girmeye başlamış.

Baya tatlı bir olay yani. Tabii ki bu bazen tatlılıktan çıkabiliyor çünkü yani konuşmadığınız bir kişiyi böyle idealize ediyorsunuz ve işte bu çok yüce bir insan falan diye düşünüyor. Çok iyi bir insan olmalı da çok güzel bir insan gibi düşünüyorsunuz ve hani belki de iki laf etseniz kim bu diyeceğiniz biri ya da üç ay sonra ben niye bunu bu kadar takıntı haline getirdim diyebileceğiniz biri. Öncelikle yani bu Tabii ki birinden fiziksel olarak hoşlanmak güzel bir şey. Ve yani insanları çekici bulmak da güzel bir şey. Ama bir sürü kişiyi de çekici bulabilirsiniz yani. Belki bu öyle denk gelmiştir bir bakışından bir şeyinden. Ama hani bunun gibi bir sürü insanla belki de tanışabilirsiniz. O yüzden öncelikle bunun böyle çok özel bir olay... Tabii ki çok özel bir olay ama aynı zamanda da çok normal bir olay. Bence onu bilmek önemli yani. İkincisi tabii ki eğer biri ilgini çekiyorsa gidip konuşabilirsin yani reddedilebilirsin. Çok bir şey olmuyor yani reddedilince. Tabii ki insanlar böyle herkesin birbirini tanıdığı ve sürekli dedikodu yapıldığı ortamlarda birileriyle gidip böyle sende hoşlanıyorum falan demek istemiyor. Çünkü işte ya bir şey dediğimde herkes konuşursa, reddedildiğimi konuşursa yani. Öbür türlü de hiçbir şey yapmadığını konuşacaklar ya da zaten sana eğer takıklarsa başka bir özelliğini konuşacaklar yani. ki zaten üniversite arkadaşları tabii ki dört yıl sürekli göreceğim insanları gibi geliyor ama insanları sürekli görmeyeceksin, hayatının bir parçası olmayacaklar. Lisede de böyle hissediyorsun. Ya da iş arkadaşlarıyla da öyle. Sanki böyle bir ortamda kapalı kısılmışsınız ve eğer birine bir şey verirseniz sizin de dalga geçecek ya da dedikodunuzu yapacak. Sanki kötü olurmuş gibi geliyor ama çok da kötü olmaz. Zaten niye o insanlar belirliyor ki neyin ne olduğunu?

Ne alaka ki? Zaten oturup konuşuyorlar yani. Yani ben de şu an oturup konuşuyorum da dedikodu da yani bir yere kadar iyi. Tamam yani kim ne yapmış, ne etmiş konuşulsun falan da yani o kadar da dedikoducu olmaya gerek yok bence. Bir tık yani sıkıcı. Bilmiyorum. Ya ben de bu arada mesela şu arkadaşım şöyle yapmış, bu arkadaşım böyle yapmış diye konuşuyorum ama gerçekten düşündüğüm... Anlatamıyorum, anlatamadım. Şu an kendi içimdeki düşünceyi anlamadım. Yani anlatamadım.

Yani bir gerçekten konuşmak var, bir de böyle sadece biriyle ilgili ek bir bilgi vermek için dedikodu yapmak var yani. Çünkü gerçekten dedikodu yapmıyorsanız, biriyle ilgili konuşuyorsanız, hem o sizin lafınızdan anlaşılıyor, hem de karşınızdaki kişi onu anlıyor. Ama böyle, şu da şöyle yapmış, bu da böyle yapmış falan deyince, yani gidin dizi izliyor gibi insanların hayatını izlemeyin ya. Gidip biraz yaşayın yani arkadaşlar. Benim de düşüncem bu yani. Git konuş, reddedil yani. Ne olacak ki? Çok kötü şeyler oluyor.

Yani tabii ki biri sizinle vakit geçirmek istemeyebilir. Yani çok normal. Vakit geçirmek istememek de değil yani. Belki biriyle bir şey yapmak istemiyordur ya da siz de istemiyordur. Olacak yani. Çok normal. Ve tabii ki bu olduğunda da size yani üzücü gelecek. Bu da çok normal. Daha zor olanı mesela bazen insanlar sizinle konuşuyor sonra bir anda konuşmaya kesiyor. Hani ghosting diye bir şey var ya. Ve siz de şey oluyorsunuz, ben ne hata yaptım? Çünkü bu kişi benimle konuşuyordu. Demek ki bazı şeyleri doğru yapmışım ya da beni çekici buluyordu bir tık. Ama benimle konuşmamaya karar verdin. Niye benimle konuşmamaya karar verdi diye kafayı yiyorsunuz. Konuşmamaya karar veren kişi, evet diyelim ilginç ve çok çekici falan da...

O kadar da önemli değil. Ama bazen insanlar çok güzel şeyler yaşayıp sonra ghostlanıyorlar. Yani kimse onlara yazmıyor sonrasında. O da biraz üzülebilir ama en azından güzel bir şey yaşadınız. Yani bunu başka birinde de bulma ihtimaliniz var. Çünkü çok fazla insan var ve çok fazla insan birbirine benziyor ve tabii ki herkes birbirinden farklı.

Ama geçmişe bakıp o insanla yani bunu yaşadım ve niye şimdi yaşamayacağım diyecekseniz... Bu arada yani hayat da sonlu zaten. Hani zaten öleceğiz yani ve bazı şeyleri sonsuza dek yaşayamayacağız. O yüzden hani çok güzel bir şey böyle bir iki üç ay yaşamış olmak da çok kötü bir şey değil bence yani. sonrasında belki tekrar yaşayamayacaksınız ama zaten şu anki yaşınıza da hiçbir zaman yani bugünkü yaşınızda hiçbir zaman yani yarın yaşınıza aynı olacak doğum gününüz değilse de anladınız yani hani sürekli değişiyoruz zaten ve o yüzden bazı şeyleri yaşamaktan korkmaya gerek yok yani olmazsa da olmaz yani konuşursunuz ya da bazen şey oluyor işte mesela bu kişi gidip konuşuyor ve sonra ilişki oluyor ve sonra evleniyorlar

Bunu da kötü anlamda demiyorum. Tabii ki herkesin ihtiyacı olan şey farklı, yapacağı şey farklı. Ben bunu niye dedim bilmiyorum. Aynen bazen de öyle oluyor ve güzel oluyor. Bazen de öyle oluyor ve kötü oluyor. İnsanlar sonra 10 yıl sonra fark ediyorlar, ayrılıyorlar ve diyorlar ki işte 30'um da işte 35 oldum. Hiç şu ana kadar bir kişi dışında ilişkim olmadı. Şimdi nasıl ilişkim olacak falan diyorlar. ...ve böyle hani reddedilme meddedilme tamamen bilmemiş oluyorlar. Sonra 35'inde böyle bir reddedilme vakası yaşayınca... ...aa ne oluyor falan oluyorlar ama aslında hiçbir şey olmuyor yani. Bazı insanlarda onu 19'unda yaşamış oluyor. Sen de 35'inde yaşıyorsun. O da olabilir yani. Ama bazı insan...

Bazı insanlar da gerçekten hiç harekete geçemiyorlar bazı konular hakkında ve sonra yaşlanıyorlar ve neden yapamadım diyorlar. Yani tabii ki yapmaya çalışmak daha iyi ama yapamıyorsan da bilmiyorum. Oradaysanız da artık terapiye falan gidiyorsunuz. Yani zaten terapiye genelde de gidilebilir.

Bu arada geçen Substack'ta, daha önce bahsetmiştim, benim şiirlerimi, kısa hikayelerimi paylaştığım bir platform. Şimdi Türkçe'de bayağı içerik olmaya başladı. Son aylarda özellikle arttı. Orada Ghosting'le ilgili iyi bir yazı okudum.

Bakabilirsiniz. Link'e koydum açıklamaları. Kesinlikle koydum. Başka bir yazı daha okudum Substack'te. O da şeyle alakalıydı. İnsanların biriyle ilişki yaşadıktan sonra hiç konuşmamalarıyla ama bu iki insanın hiç konuşmaması onların ilişkisine yeni bir sessizlik olarak boyut katıyor gibi bir yazıydı ve bu hissi güzel anlatmıştı bence. Ve evet yani benim de daha önce beraber olup hiç konuşmadığım insanlar var. Yani görünce falan selam veririm tabii ki de. Böyle iletişimin olmadığı insanlar var. Ne yaptığını, nerede olduğunu bilmediğim insanlar var. Ve arkadaşlık bölümünde de bahsetmiştim. Öyle arkadaşlarım da var yani. Eskiden çok yakın olduğum ve şu an konuşmadığım. Aslında yani şeyden çok farklı değil. İlişkiden çok farklı değil. Sadece ilişkide hani bitti falan diye konuşuyor insanlar genelde. Eğer ciddi bir ilişkileri varsa. Arkadaşlıklarda böyle konuşulmadan arkadaşlık görüşmemekten ya da mesaj açmamaktan. ...bir anda bitebiliyor. Ve yani siz de arada ya eski sevgiliniz... ...ya da arkadaşlarınızla alakalı düşünebiliyorsunuz yani. Acaba şu an ne yapıyorlardır? Ya da işte bizim beraber olduğumuz zaman... ...sevgilinizle veya arkadaşlarınızla nasıl şeyler yaşıyorduk? Şu an onların eksikliğini hissediyor muyum? Ya da yani bilmiyorum. Yani ayrılmışsanız da ayrılmışsınızdır. Neyse, belki bununla ilgili daha uzun bir bölümde konuşabilirim yani.

Ama ayrılık demişken ben bu hafta çok inanılmaz bir video izledim. Bunun açıklamalarını da linke koyarım ama kısaca anlatayım. Çünkü video iki saat falan. Aslında hiç komik de bir şey değil yani. Amerika'da... Bayağı komik bir şey. Amerika'da ICE diye bir kurum var. Immigration, Custom, ICE, EN, Enforcement. Aynen. Yani bunlar göçmen insanları bulup atıyorlar. Ya da işte sınırı koruyorlar. ...ya da yasa dışı giren insanları bulup çıkarıyorlar. Ama Amerika'da yasa dışı olmak... ...çok bir şey değil aslında. Zaten Amerika göçmenler üstüne kurulu olduğu için... ...ve Amerikanın yani işçilerinin çoğu göçmen olduğu için... ...Amerika'da dökümanı olmayan göçmen olmak çok zor, yani çok saçma bir şey değil. Ve şey de var Amerika'da. Mesela diyelim Amerika sizi korumak için alıyor. Mesela siz Haiti'lisiniz. Ve ülkemizde kötü şeyler oluyor. Siz de Amerika'ya sığınıyorsunuz. Amerika da size sığınma izni veriyor. Sonra Amerika bu izni durup dururken kaldırabiliyor. Başkan değişiyor. Mesela Trump geliyor. Siz bir anda aslında Amerika'da olmaması gereken kişi oluyorsunuz. Ve sonra gelip sizi bir anda böyle ICE çalışanları, polisleri gelip bir anda yakalayabiliyorlar mahallenizde. Ve işte şey diyorlar genelde... ''Göçmenler suçlu, biz onları yakalıyoruz.'' falan diyorlar ama hiç suçu olmayan, sadece dökümanı olmayan ama işinde güdünde olan insanları da yakalıyorlar. Hatta bu Amerika'da baya konuşma şey oldu. Trump'a oy veren bazı insanlar, ''Biz bunun için oy vermemiştik.'' ''Her göçmen yollansın demiyoruz.'' ''Yasa dışı göçmen, sadece suçluları yollayın diyoruz.'' ''Çünkü ekonomiye de büyük bir güç katıyor.'' falan diyorlardı. Bundan daha önce bahsetmiştim podcast'ta.

Ama bu arada yani hani biz bunu istemiyorduk diyenler de istiyorlardı yani Trump'ı oy... Trump kendi diyordu, mass deportation diye bir şey. Yani herkesi sınır dışı edin. Trump'ın seçim kampanyasının bayağı bir şeydi yani. Bayağı konuşulan bir şeydi Trump'ın seçim kampanyasında. Neyse benim izlediğim videoda da şey oluyor...

Amerika'da polislerin vücudunda vücut kamerası var ve bunları böyle kaydediyorlar. Çünkü Amerika'da polisler saçma sapan şeyler yapabiliyor. İnsanları durup dururken saldırabiliyor. Durup dururken birilerini vurabiliyorlar, durup dururken birilerini dövebiliyorlar. O yüzden vücutlarında kamera var. Ki kamera olması da bazen bir işe yaramıyor. Yine de yapıyorlar ve sonra büyük güçleri olduğu için böyle büyük cezaları almadan çoğu zaman bir şeyleri atlatabiliyorlar. Neyse burada da bir polis

Bir şey yapmamış burada, bu sefer polis bir şey yapmamış. Sarhoş giden birini çevirmiş ve bir tane adam, beyaz... İleride bu anlamlı olacak. 30-40 yaşlarında, belki 50, bilmiyorum. Böyle bir kamyoneti var, arkasında çocukları oturuyormuş. Sarhoş gibi araba sürdüğü için, sağ-sol yaptığı için çevirmişler ve adam iniyor ve hayvan gibi sarhoş böyle. Adama diyorlar işte, sen sarhoşsun, in arabadan falan diyorlar.

Adam da ben işte ICE çalışanıyım falan, bana bunu yapmayın, ben de sizden biriyim falan diyor. Beni kollayın falan diyor. Ama bu polis de yok diyor yani inmen gerek diyor. Neyse sonra adam iniyor ama sürekli böyle şey falan diyor işte. ...bunu yapmayın, bak işte sizin patronunuzla konuşayım... ...böyle olmaz, bana bunu yapamazsınız, ben de sizden biriyim falan diyor. Çok kötü yani bu arada, orada siyahi bir polis de var mesela... ...adam ona bir şeyler söylüyor, bu beyaz adam şey diyor... ...sen haitili misin diyor, durup dururken. Yani ve anlıyorsunuz gerçekten ırkçının teki. Ve sonra esas olay ortaya çıkıyor. Şey diyor, karım beni boşuyor. Şu an çocuklar bende. Lütfen bana bunu yapmayın. Sarhoşum. Dört tane içki içtim diyor. Sonra yürüme testi falan yaptırmaya çalışıyorlar adamı. Alkol testini yapmadan önce Amerika'da yürüme böyle denge testi falan yapıyorlar arabanın önünde. Adam yani dört içki içmemiş. Adam ne içmiş bilmiyorum ama yani ayakta zor duruyor zaten. Sürekli kamyonete yaslanıyor ve şey oluyor.

Denge testine başlamadan önce bana bir dakika verir misiniz diyor ve böyle duruyor. Herhalde alkolün etkisinin geçeceğini falan zannediyor da adam o kadar içmiş ki zaten. Alkolün etkisi geçmiyor yani. Neyse yani böyle bir video izledim ve baya komikti. Sonra öbür bunu tutuklayan polis bana da daha önce böyle oldu. Ben de sarhoşken araba kullanıyordum falan diyor. Ve bu sarhoş adam sürekli işte çocuklarım çocuklarım çocuklarım arabada beni bekliyorlar işte bensiz olmaz. Karım my bitch ass wife diyor.

Ama sen alkollü araba kullanıyorsun ve senin işin gidip çocukları alıp suçlu olmasalar bile ülkelerine geri yollamak zorla ve bazen mesela çocuğun babasını alıyorlar. Öyle bir video var. Bir tane adam çocuğunu okuldan almış sonra polis çeviriyor camını kırıp böyle adamı içinden alıp götürüyorlar falan böyle yani çocuk kalıyor öyle. Senin için zaten bunu yapmak günlük. Şimdi sen sarhoş araba kullandığın ve yani aşırı sarhoş araba kullandığın için... ...seni çeviriyorlar ve sen diyorsun ki çocuklarım var beni almayın. Ne çocukları deli gibi sarhoş araba kullanırken yani. İnsan böyle hani başına bir şey gelmezse kuralların falan... Gerçi şimdi kuralları kimin şey yaptığına da bağlı yani. Bu adama başka biri geç de diyebilirdi. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ama demeyen birine denk gelmiş yani.

Ama evet yani insanın yaptığı şeylerin sorumluluğu da o insanda. Ama bazen, mesela Amerika'da geçen hafta yine başka bir şey oldu. Bu Republican Party'de, Trump'ın partisi, gençlik kolları arasındaki mesajlaşmalar çıktı ve aşırı bazı insanlar yani çok resmi bir şekilde açıklamıyorum haberi. Bunun da linkini bulup koyarım.

Mesela Amerika'da NBA Basketball Ligi var. Onu açmış bir tane Republican. Sonra şey yazmış. Eğer maymunların oynadığını görmek istesem gidip hayvanat bahçesine giderim gibi. Dünyanın en ırkçı şeyini yazmış. Ya da sürekli nazi şakaları falan yapıyorlarmış bu WhatsApp grubunda.

Ve sonra Amerikan Başkan Yardımcısı J.D. Evans şey dedi, işte bu gençlerin yaptığı bu şakalar için onların tüm hayatlarını bitiremeyiz. Böyle şeyler olabilir. Bunlar şaka. Tabii ki bu onlara katıldığım anlamına gelmiyor ama bir şey yok falan dedi.

Bir şeyi öğrendiğinizde bu insanların çok da çocuk olmadığını fark ediyorsunuz. Bunların bazıları 25'e 40 yaş, 35 yaş arasında falan insanlar. Yani genç, kollarındalar da gayet normal, sorumluluk sahibi insanlar yani. Hani 14 yaşında salak bir liseli böyle bir espri yapsa yine çok kötü olduğunu bilirsiniz ve ona anlatmaya çalışırsınız. Ama o liselinin hayatının mahvolmasını belki de istemezsiniz. Ama bunlarla böyle

Normal insanlar ve hala tabii ki onları yani Amerika'da şu an otorite sahibi insanlar da belki bazen böyle düşündükleri veya birinin böyle düşünmesini umursamadıkları için ki bence belki bazen böyle düşünüyorlar yani. Onlara da bir şey olmuyor ama bu daha sorumluluk sahibi bir yönetimin şeyinde olsa o zaman oradaki insanlar istifa ederdi. Şeyde de sıkıntı bu yani. Bu arada kesinlikle demokrasiyi savunuyorum. Ama böyle daha... Ki zaten olması olan o. Ama olması olanı güç kazanıp otoriteleşmeye çalışan insanlar yapmıyor ve güçlerine daha da güç katmaya çalışıyorlar. O yüzden zaten demokrasiyi sağlamlaştırabilmek ve böyle şeylerin kötü olduğunu... Amerika'da çünkü şöyle... Bu daha uzun bir konu.

Geçen bununla ilgili konuşan bir tane de stand-up izledim. Bunu da açıklamalara koyacağım. Kesin gerçekten bu bölüm her şeyi açıklamalara koyacağım, tamam mı? Çünkü açıklamalara bakan insanlar varsa bazen açıklamalara koyacağım deyip koymuyorum. Ama bu sefer koyacağım.

Amerika'da geçen şey oldu, yani woke kültürü diye bir şey var ya, işte şöyle espriler yapılmaz, bununla dalga geçme. Çünkü bazı insanlar bilmiyor yaptıkları esprinin aktif olarak başkalarıyla dalga geçtiğini ya da bunlar dilde o kadar çok kabul görmüş oluyor ki, hani kullanayım ne olacak ki? Zaten herkes kullanıyor ve bu kullanman bir şeyi kötü etkilemiyor diye düşünüyorsunuz. Ama bence yani tabii ki bu tartışılabilir bir konu yani. Ve bazen bazı espriler komik olabiliyor bazı insanlarla dalga geçen. Ama bazen de gerçekten komik olmuyor ve sizin o espri yapış açınız kötü oluyor. Veya bazı kelimeleri kullandığınızda hoş olmayabiliyor yani. Ben de buna dikkat etmeye çalışıyorum. Ve yani toplumumuzda mesela futbolda taraftarların ettiği küfürler falan aşırı kötü. Ve eğer komik olacaksanız ama sadece belli kelimeleri kullanarak komik olabiliyorsanız çok komik değilsiniz demek bence. Bu arada öyle bir şey de var. Ama Amerika'da bu Vogue kültürü biraz böyle fazla bir şeylere takıldı. Ve bunu yaparken gerçekten Amerika'da mesela sınıf ayrımı da var ve insanlar ekonomisi kötü. Yani hani Vogue kültürü kötü bir şey değil ama bazen en çok konuşulan şey olduğunda biraz sıkıcı olabiliyor. Ki her şeyin eğlenceli olması gerekmiyor ve insanlar düzeltildiklerinde o kadar büyük tepkiler veriyorlar ki sanki yani

Hani bir hata yapamazlar, o yüzden biri onlara hata yaptıklarını söylediğinde... ...ya da yanlış, belki birilerini alındıracak bir şey yaptıklarını söylediğinde... ...çok süre bana nasıl bir şey dersin, bana nasıl bir şey yaparsın falan oluyorlar. Amerika'da da bu woke kültürü baya yani sağlam gidiyordu bir ara. Ama işte herkes bu woke kültüründeki insanların... ...işte şunu yapma, bunu yapma demesine o kadar sinir oldu ki. Amerika'da böyle sırf bu yüzden gidip Trump'a oy veren bir sürü insan var. Ve şimdi woke kültürü yok oldu. Yani işte Hitler falan diyen, böyle aşırı ülkçe espriler yapan insanlar gidip Amerikan Başkan Yardımcısı hani onları savunuyor. Yani biraz önce de söyledim hani birilerine ne ceza verilmeli veya birileri toplumdan ne kadar dışlanmalı. Bunlar tartışılacak konular ve bunun cevabı bende değil açıkçası. Hani bir gerçekten bir hata yaptı diyelim ve hani kendini düzeltmeye çalışıyor. Bu kişi ne zaman affedilip topluma geri dönebilmeli? Ya da topluma değil de yani bir işten kovuldu diyelim. Ne zaman bu normal olabilir? Bir kişi özür dileyip başka bir şey yapmaya çalıştığında bunun cevabını bilmiyorum gerçekten. Ama aynen bu işte Hitler şeyi de bana şeyi hatırlattı. Yani bu woke kültürü yok oldu ama belki bir tık daha yani geri gelebilir.

Kötü olmayabilir yani. Ama vogue kültürünün sıkıntıları da kendi içinde var tabii ki. Evet, böyle. Podcast'i seviyorsanız arkadaşlarınıza da önerebilirsiniz. Başka insanların dinlemesi de iyi olur yani podcast için. Çünkü maalesef yani dinlenilmesi iyi oluyor podcast'in. Ya da şey olsun değil mi? Hani... O kadar az kişi dinlesin ki sadece bir kişi dinlesin. Sonra gidip sizle buluşalım falan zaten. Ben iki saat konuşayım. Mesela ben bunu birine yapsam, biri şu an... Bir arkadaşıma ben böyle iki saat konuşsam ve düşünce akışımıyla şey yapsam... Sıkılırdı herhalde. Siz bu podcast'i niye dinlediniz ki? Veya niye hala dinliyorsunuz? Kendinize iyi bakın. Çok teşekkür ederim. Görüşürüz. Bu arada sıkılmazdı yani. Tabii ki. Çok mutlu olurdu. Derdi ki Cem sen inanılmaz bir insansın. Saçma bir şey yapmıyorsunuz yani. Haftaya da lütfen podcast'i dinlemeye geri gelin. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)