
2.474 kelime · ~12 dk okuma
Herkese merhaba. Geçen hafta birlikte doğum sonraki süreçteki hislerimiz hakkında konuşmuştuk. Bir yandan da bu süreçte nasıl daha zihna sağlıklı kalırız, partnerimize nasıl daha iyi bir ilişki kurabiliriz, bu süreçte neleri yaşamak aslında son derece olağanken birbirimizle hiç bunları konuşmuyoruz. Biraz bunlardan bahsetmiştik. Bugün bu durumun bizi daha da zorladığı ve klinik bir tabloya dönüştüğü bir durum hakkında konuşmak istiyorum. O da postpartum depresyon. Eğer siz de bu podcastin sonunda postpartum depresyon yaşadığınızı düşünürseniz, lütfen ama lütfen bir profesyonel yardıma başvurun. Çünkü bu kendi başımıza aşmanın olukça zor olduğu bir konu.
Ve bunu ne kadar hızlı aşarsanız, o kadar aslında daha iyi hissedeceksiniz ve hem kendinizle, hem çocuğunuzla, hem de etrafınızdaki insanlarla çok daha iyi bir bağ kurabileceksiniz. O yüzden umarım o podcast, eğer böyle bir noktadaysanız, içinden bir önce çıkmanız konusunda sizin için motivedici olur. Önce şunu bir ayırt etmek istiyorum. Doğum sonrası hepimiz kendimizi bir süre kötü hissedebiliyoruz. Doğum sonrası hüznü diye geçen İngilizcesi Baby Blues, doğumdan birkaç gün sonra başlayan ama aşağı yukarı iki hafta içerisinde
Ortadan kalkan bir hüzün hali. Son derece normal. Yani bunun aslında hem hormonal çekilmelerle ilgisi var... ...ama bir yandan da artık yeni bir kimliği üzerimize almamız... ...bundan sonra hayatımızın çok daha farklı olacak olması... ...bunu idrak etmemiz... Yani hamilelik de... Çünkü bu idrak edilmiyor. Bebeği elimize aldığımızda idrak ediyoruz aslında işin aslı.
Oradaki işte o süreci ben nasıl götürürüm duygusu, bütün bunlar birçoğumuzda doğum sonrası hüznüne yol açabiliyor. Ancak son araştırmalara göre kadınların %15'inde, yani şöyle söylemek istiyorum, aşağı yukarı 5 kadından birinde doğum sonrası depresyon dediğimiz postpartum depresyonda ortaya çıkabiliyor. Bunu doğum sonrası hüznünden ayırt eden iki şey var. Bir, bu semptomların daha ağır, daha şiddetli olması, derin bir kaygıyla kendini göstermesi ve iki haftadan uzun sürmesi. Eğer şimdi size anlatacağım durumları siz de böyle uzun süredir yaşıyorsanız, postpartum depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Dediğim gibi Türkiye'de de oldukça yaygın bir durum.
Bu az önce bahsettiğim doğum sonrası hüznü, loğusalık hüznü. Aşağı yukarı Türkiye'de yapılan araştırmalara göre de %70 civarında gözükse de pospartum depresyonda hiç az gözükmüyor. Şimdi pospartum depresyonun semptomları hakkında konuşalım. Anksiyete veya bu anksiyeteyi çok yoğun bir şekilde hissetme. O anksiyete içerisinde kendime ya da bebeğe zarar verebilir miyim düşüncesinde olma.
o mutsuzluk halinin bir türlü geriye çekilmemesi, yani derin bir mutsuzluk hissi, boşluk hissi, suçluluk duygusu duymak, utanç duymak, çabuk öfkelenmek, bebeğe öfkelenmek, partnere öfkelenmek, dünyaya öfkelenmek, bazen böyle orada değilmiş gibi hissetmek. Bazı podcastlerde bahsediyorum, disasosyasyon dediğimiz, yani böyle sanki başkasının başına geliyormuş gibi, sanki bir başkası o durumu yaşıyormuş gibi hissetmek. O kaygıdan dolayı otaklanma güçlüğü yaşamak, zihnimizin bizim o esnada hiç aslında izin vermek istemediğimiz düşüncelerle ihtilal edilmesi neredeyse. Davranışlarımıza baktığımızda bazen iştahsızlık, bazen yoğun yeme olarak kendini ortaya çıkartabiliyor. Uykusuzluk ya da aşırı uyku olarak kendini gösterebiliyor.
Kendini böyle yorgun hissetmek, etrafa karşı bir ilgi kaybı, neşe kaybı olması, bebekle bağ kurmakta zorlanmak... Hepimiz zorlanıyoruz, onu bir açayım yani. Kimseye annelik böyle tepeden inmiyor. Hepimiz için zaman alıyor. Ama burada bebeği kucağına almak istememek, bebekle vakit geçirmek istememek gibi durumlar da kendine gösterebiliyor. Bunların hepsi postpartum depresyona işaret eden durumlar.
Ve eğer siz de bunları kendiniz de görüyorsanız, demek ki bu loğusalık hüznünün bir adım ötesine geçmiş olabilecek bir durum. Ve bununla ilgili yapabileceğimiz şeyler var. Şimdi genelde bu konu konuşulurken, hayır hayır yani ben bu kadar şiddetli bir şekilde hissetmiyorum, ben bu kadar yoğun bir şekilde hissetmiyorum demek mümkün. Çünkü hiçbirimiz bu durumun içerisinde olmayı kendimize uygun görmüyoruz bence.
Bu podcastı şunu söyleyerek devam ettirmek istiyorum. Bence ben de postpartum depresyon yaşadım. Ve düşünün ki yani bu alanda çalışan... Evet, klinik alanda çalışmıyorum ben. Ama postpartum depresyonun ne olduğunu çok iyi bilen... ...ve bunu yaşamış insanları daha önce görmüş, onların hayatlarında bulunmuş bir insan olarak... ...ben kendim de postpartum depresyon yaşadım bence. Çok ağır değildi bence benimkisi.
Ama ben bu süreçte yardım almadım ve o kadar pişmanım ki. Yani keşke fark etseydim, itiraf etseydim kendimi. Çünkü bence fark ediyordum ama itiraf edemiyordum. Keşke bununla ilgili birileriyle konuşsaydım ve bunu daha çabuk atlatsaydım. Çünkü kendimi değersiz hissediyordum. Eski bütün kimliklerimi kaybetmiş gibi hissediyordum. Duygusal durumum çok dalgalıydı. Sık sık ağladığım zamanlar oluyordu. Ve benimki böyle seyretmişti. Dediğim gibi bunun daha şiddetli seyredebildiği durumlar da oluyor.
Ama zaten en önemlisi bu sürecin içerisinde kendimizi çok yalnız hissettiğimiz için kimseyle de konuşmuyoruz, söylemiyoruz. Birileri bizi fark edip bize sormadıkça aslında çok içimizde yaşadığımız bir durum oluyor. Ama tabii ki bu daha şiddetlendiğinde. özellikle anne bebekle bağ kurmak için hiç çaba sarf edemez hale geldiğinde ya da çok uyuduğunda hiç uyuyamadığında, iştahındaki o belirgin değişimleri artık çok göze görür hale geldiğinde dışarıdaki insanlar fark edebiliyor. Ama dışarıdaki insanlar fark ettiğinde de, ya evet ben gerçekten bu durumdayım demek de kolay değil.
Hatta bu arada bir şey daha söylemek istiyorum size. Bazen babalarda doğum sonrası depresyon yaşayabiliyorlar biliyor musunuz? Yani kadınlarda bu 5 kadından birinde gözükürken erkeklerde bir araştırma 10 erkekten birinde gözüküyor gibi gösteriyor. Hatta burada şöyle bir bilgi de var. Eşleri doğum sonrası depresyonu yaşayan erkeklerin doğum sonrası depresyon yaşama ihtimali daha da yüksek.
Tabii doğum sonrası depresyonu besleyen, yani doğum sonrası depresyon geçirme ihtimalimizi arttıran bazı durumlar da var. Biraz o durumlardan da bahsetmek istiyorum size. Bir kere zaten doğum sonrası österojen ve progesteron düşüşü, bunun biyolojik sebebi uykumuzu bir türlü alamamak ve destek almadığımız dönemde sadece gece uykularının bölünmesi değil, gündüz uykularıyla da bunu hiçbir türlü telafi edememek. Uyanık olduğumuz zamanları tamamen bebeğe adamak da duygu düzenlememizi çok zorlaştırıyor. Şimdi daha önceki podcastlerde anlattığım zamanlar oldu ama belki de ilk defa bu podcastı dinliyorsunuz benden. O yüzden tekrar söylemek istiyorum. Bizim zihnimiz enerji kaynaklarını birçok bilissel göreve ayırıyor. Ve özellikle kaygımız çok yoğunken ve uykumuzu da alamıyorken, o kaygıyı yönetmek, o kaygıyı... Hayır, bak, bu zannettiğin kadar kötü bir durum olmak zorunda değil. Ya da yok, hayır, bak ya bu süreci çok iyi yönetiyorsun gibi cümleleri içeriden kurmak gerçekten çok zor hale geliyor.
Hele de eğer kendimizi dinleyip, kendimizi böyle bir nötrleyebilecek bir alan, bir zaman bulamıyorsak ki yeni annelerde bu çok da doğalı. Yani ben kendi hamileliğimle bir 15 dakika bile bulamadığım zamanları hatırlıyorum gün içerisinde. Duygu düzenleme çok zorlaşıyor. İkinci bir unsur ve risk faktörü aslında mükemmelliyetçilik özelliği. Yani eğer her şeyin çok iyi olması beklentisiyle buraya girersek, bebek doğduktan sonra da her konuda aşırı titiz, aşırı iyi olma halini sürdürmeye çalışırsak, işte doğal olarak bunu yapamadığımız için, sürdüremediğimiz için, onu sürdürmeye çalışırken uykumuzdan ve diğer unsurlardan feragat etmek zorunda kaldığımız için bu postpartum depresyon ihtimali arttıran bir durum. Bir de geçmişte de eğer bir depresyon veya anksiyete öykümüz varsa veya doğumumuz, doğum sürecimiz travmatik ise, zorlayıcı bir doğumdan geçtiysek, doğum sürecinden geçtiysek bu da postpartum depresyon ihtimali arttıran bir şey.
Bir yandan tabii ki sınırlı destek, daha çocuğumuzu yalnız büyütmek durumunda kalmak, mesela eşimizin yoğun saatler çalışıyor olması, ilgisiz bir insan olması, bizim içinden geçtiğimiz sürecin farkında olmaması veya daha geniş ailenin veya arkadaşlarımızın desteğini alamıyor olmak. O esnada belki başka stres faktörleriyle, bu ekonomik stres faktörleri olabilir, bebeğimizle beraber kaldığımız yerin yaşadığımız sürece uygun olmamasıyla ilişkili olabilir. Ya da belki ilişkisel olarak çok zorlanıyoruz, bazen şiddet görüyoruz. Yani bütün bunlar doğal olarak zaten doğum sonrasında zorlandığımız sürecin üzerine ekstra stres yaratabiliyor.
Bir yandan da eğer zaten mesela öz saygımız çok güçlü değilse, kendimizi eleştirmeye, kendimizi hata bulmaya çok daha yatkınsak ve dışarıdan yardım istemek konusunda da iyi değilsek, bu da postpartum depresyon ihtimalini artırıyor. Bir unsurdan daha bahsetmek istiyorum. O da bebeğimizin mizacı. Yani bebeğimiz de zor bir bebek olabilir.
Bazı bebekler gerçekten daha kolay uyuyor. Acıktıklarında tabiri caizse yaygarayı basmıyorlar da birazcık daha bize hazırlanmamız için fırsat verebiliyorlar. Ya da biraz daha kendi başlarına, biz yanlarında olduğumuz esnada her an bizimle olma ihtiyacı duymadan hareket edebilir olabiliyorlar. Bazı bebekler ise hem daha ağlamaya yatkın oluyorlar, gazlı olabiliyorlar, daha zor uyuyorlar, daha kolay uyanıyorlar, uyandıklarında daha huysuz oluyorlar. Zor bir bebeğe sahipsek, zor mizahçılık bebeğe sahipsek, bu da bizi daha hızlı bir şekilde yetersiz hissettirebiliyor. Ve bir de burada başka annelerin ya da başka bebeklerin daha kolay olduğunu, daha kolay annelik yaptıklarını ya da başka bebeklerin daha kolay olduğunu görmek de sanki problem bizdeymiş gibi hissettirebiliyor. İşte bütün bunlar üst üste üst üste gelerek postpartum depresyonu ihtimalini artırıyor. İsterseniz burada minik bir ara verelim. Ondan sonra postpartum depresyonla nasıl başa çıkabiliriz? Burada neler yapmalıyız? Sık sorulan sorular gibi bölümlerle devam edelim. Görüşmek üzere birazdan.
Şimdi tabii ki postpartum depresyonunda benden semptomları dinlediniz, risk faktörlerini dinlediniz. Eğer siz böyle bir durumun içindeyseniz ya da bir arkadaşınızın böyle bir durum içerisinde olduğunu düşünüyorsanız, öncelikle bunun bir değerlendirmesinin ve tanısının yapılması gerekiyor. Ve bunu da kadın doğum uzmanınızla görüşebilirsiniz, o sizi yönlendirebilir. Aile ekibinizle görüşebilirsiniz, o sizi yönlendirebilir.
ya da bu alanda çalışan bir psikiyatrist sizi değerlendirebilir. Öncelikle bu bir klinik görüşme ile bunun tanısını konuşabilmek önemli. Tabii ki bundan önce bir psikologla görüşebilir, yaşadığınız durumu anlatabilir, bu durum için de destek almaya çalışabilirsiniz. Ama eğer pospartum depresyonumuz varsa bununla ilgili mutlaka psikoterapi öneriyoruz. Burada hem düşünce-duygu davranış döngüsü üzerine çalışan bilişsel davranışsal terapinin çok faydalı olduğu düşünülüyor. Bir yandan burada tabii kişiler arası ilişkililere odaklanmak da çok önemli. Rol geçişlerini çalışmak önemli. Geçmiş kimliğimizi geride bırakmanın yasını çalışmak çok önemli. O esnada içinde bulunduğunuz çatışmaları gerek. Belki eşinize, belki diğer aile bireylerinizle yaşadığınız çatışmalar olabilir. Bunları anlamak, burada sizin duruşunuzu, kafanızdaki mükemmellik kavramını, kafanızdaki ideal annelik tanımını anlamak çok önemli. Buralara çalışmak lazım. Bazen postpartum depresyonda ilaç tedavisi de önerilebiliyor.
Bunu özellikle girmek istiyorum, şu yüzden. Özellikle emziren anneler, postpartum depresyon yaşadıklarını fark etseler dahi doktora gitmekten korkuyorlar. Ya bana ilaç yazarlarsa ve ben çocuğumu emziremezsem diye. Sizi çok iyi anlıyorum tabii ki. Ama burada doktorunuzla beraber çalışabilirsiniz. Birincisi, zaten her postpartum depresyonda ilaç kullanılmak zorunda değil. Bu sizin yaşadığınız sürece özel verilen bir karar.
Ama ikincisi bazı ilaçlar, emzirmenize de engel olmayacak ilaçlar. Yani bütün bunlar aslında doktorunuzla çok rahat konuşabileceğiniz ve birlikte karar verebileceğiniz bir süreç. Bir yandan da aslında sadece bu psikolojik ve psikiyatrik destekle çözebilecek bir durum değil. Diğer taraftan bununla ilgili akran desteği almak, destek grupları içerisinde olmak da çok kritik. Bir önceki podcastta, doğum sonrası süreci anlattığım podcastta bundan bahsetmiştim. Çok yalnız geçirdiğimiz zaman bu sürece sadece bütün bunları ben yaşıyormuşum gibi hissedebiliyoruz. Ama başka anneler de benzer süreçlerden geçiyor duygusuna vardığımızda.
Veya etrafımızdaki insanlar bizim geçirdiğimiz süreçle ilgili daha bilinçlendiğinde ve yargısız davrandıklarında benim aslında iyileşme sürecimi hızlandırıyorlar. Maalesef bu tip durumlarda bazen mesela diyelim ki bir anne bebeyle ilişki kurmakta güçlük çekiyor. Veya kendisini iyi bir anne gibi hissetmiyor. Ya da şöyle bir duyguya sahip, çok normal bu arada yani altını çize çize söylemek istiyorum. Acaba ben anne olmaya hazır değil miydim? Yani evet bu çocuk dünyaya geldi ve ben onu çok seviyorum ama ben belki de anne olmaya hazır değildim gibi bir duyguya sahip. Arkadaşlar buna o kadar çoğumuzu hissediyoruz ki. O kadar çok anneden bunu duydum ve tabii ki ben de söyledim ki bu cümleyi.
Bu bizi kötü bir anne yapmaz. Ama biz bu cümleyi biriyle paylaştığımız zaman hemen kaşlar kalkıyor, hemen nasıl yani sen annesin böyle şeyler düşünemezsin gibi cümleler duymaya başlıyoruz. Ben insanım, ben birçok şey düşünebilirim, birçok şey hissedebilirim. O anda, o çaresizlikte, o yorgunlukta, o uykusuzlukta, o yetersizlik hissinde ben anne olmakla iyi bir karar vermemiş gibi hissedebilirim.
Sonra bu kararım, bu duygum değişebilir, bu düşünceden çıkabilirim. Ya da iyi bir karar vermemiş gibi hissederken hala çok iyi bir anne olabilirim de yani bu sorgulamayı yapmam beni kötü bir anne yapmaz ki. O yüzden bütün bunları konuşabilmek ve bunları konuştuğum insanların beni yargılamadan dinleyebilmesi çok önemli. Buradayım, buradayız. Beraber halledebiliriz. Cümlelerini duymak çok önemli aslında. Ve biraz daha kendi yaşam tarzımı biraz daha kendi adıma kolaylaştırma çabasına girmem çok önemli. Yani daha önce de söylediğim gibi burada öyle bir bebek odaklı oluyoruz ki kendimi ayırdığım vakit bana suçlu hissettirmeye başlıyor.
Mesela belki imkanlarım doğrultusunda benim bebeğimi geniş haleden birine ya da bir bakıcıya bırakabilmem mümkün. Bir saatliğine, iki saatliğine, belki birkaç saatliğine. Ama bunu yapmıyorum. Çünkü bebeğimden ayrı kaldığım her saatle ilgili bana suçlu hissettiriliyor. Bunu bu arada sosyal medyada da görüyoruz. Bebekten ayrı geçirilen iki saat bebek üzerinde ne etkiler bırakıyor biliyor musunuz?
Bilmiyoruz arkadaşlar iki saat bebekten ayrı geçirmek bebek üzerinde öyle bir etki bırakmıyor. Siz gerçekten iki saat arkadaşınıza çıkıp bir kahve içip bir temiz hava alıp eve geri döndüğünüzde çok daha iyi bir anne oluyorsunuz. çok daha bebeğinize iyi geliyorsunuz. Bebeğinizin sizden ayrı geçirdiği iki saatte, bebeğiniz eğer ona güvenli bakın insanların yanındaysa, siz daha iyi, daha zinde, daha mutlu, geri geldiğiniz için bebeğiniz uzun vadede çok daha iyi olacak. Yani bunu size yapmalarına izin vermeyin ne olur. Çünkü bu aslında erkek egemen sistemin, kadınların kendilerine vakit ayırmasını istemeyen sistemin bir dayatması. Böyle bir şey yok. Dahası da siz uykunuzu alabildiğinizde, siz kendi beslenmenize dikkat edebildiğinizde, siz size iyi gelen aktiviteleri bu ne olursa olsun dediğim gibi çıkıp bir yürüyüş yapmak olabilir basit bir duş olabilir duş örneği benim için çok kritik çünkü ben biliyorum kendimden benim gerçekten çünkü ben 3-4 aylıkta bebeğim eşim çalışmaya başladı ve yardımcımız yoktu yalnızlık ailemiz yakınımızda değildi biz Amerika'daydık ve ben gerçekten Defne'yi 15 dakika bırakıp duş alamadığım zamanları biliyorum duş almaya çalışırken onun dışarıda
ağladığı ve benim duşta ağladığım zamanları biliyorum. Bunun ne kadar yorucu ve ne kadar zorlayıcı olduğunu biliyorum. O yüzden bu desteği istemek zorundayız. Birilerinden istemek zorundayız. Ve bu tip sorumluluk paylaşımlarına girdiğimiz zaman aslında bu postpartum depresyon ihtimalini de azalttığımız ya da bunun içerisinden çıkmamızı kolaylaştırdığımız bir sürece gireceğiz. Bir taraftan da bu arada şu yanlış kanıları da düzeltmek istiyorum.
Postpartum depresyon sadece üzüntüyü içermiyor. İçerisinde dediğim gibi genelde kaygıyı da barındırıyor, bazen hissizliği de barındırıyor. Yani genel olarak bir böyle uyuşmuş hissesi hissetmek de bir postpartum depresyon belirisi olabilir. Postpartum depresyon hiçbir şey yapmazsam kendiliğinden geçer mi? Sorusu sorulabiliyor. Kendiliğinden zamanla hafifleyebilir bazı durumlarda ama tekrarlayabilir. O yüzden de erken yardım almak gerçekten önemli. Birileriyle bir an önce konuşmak, yaşam tarzı değişikliklerine gitmek gerçekten önemli. İlaçla ilgili bu yanlış kanılardan zaten bahsettim. O yüzden lütfen bunu hekimle beraber planlayabileceğinizi hatırlayın ve bundan korkmayın. Şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Postpartum depresyon bizim kaderimiz değil. Başımıza geldiyse de bu bir karakter özelliği değil. Bu tedavi edilebilir bir durum. Hepimizin başına gelebilir bir durum.
Ne kadar hazırlıklı veya bilinçli olursak olalım, olabilecek bir durum. Ne kadar rahat koşullarımız olursa olsun, olabilecek bir durum. Ve pospartum depresyon, siz kötü bir insansınız, siz kötü bir annesiniz, siz bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz diye olmuyor. Sadece bu durumu erken fark etmek hem size hem bebeğe iyi gelecek. Çünkü pospartum depresyonu içerisindeki bir ebeveyn bebeğiyle istilmesine rağmen o kadar kolay bağ kuramayabiliyor. Ve o gösterdiği çaba çok daha fazla olmak zorunda. Ama zaten kendisini iyi hissetmezken bu çabayı göstermekte de çok zorlanıyor. O yüzden de yani bebeğinize iyi gelmek adına da bu anlamda destek almanız çok önemli diye düşünüyorum.
O yüzden arkadaşlar, bugün anlattıklarımıza tanıdık geldiyse, kendiniz açısından tanıdık geldiyse, başka bir açısından tanıdık geldiyse, lütfen hiç durmayın, bununla ilgili harekete geçirin, bir sağlık profesyoneline başvurun. Herkesi kucaklıyorum, umarım iyi gelmiştir podcast, çok sevgilerimi gönderiyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.