Podcast

doktor hanım lütfen söyleyin, yıpranmış saçlarım hayata dönecek mi?

Dr. Gulec Radio

10 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Peri Bacası Fakültesi çıkarın defteri kalemi bilim konuşuyoruz! Böyle hem bilim konuştuğumuz hem sohbet ettiğimiz, chitchat yaptığımız bölümleri siz de çok seviyorsunuz biliyorum. E peki siz severseniz de ben yapmaz mıyım? Fonksiyonel saç bilimi, o hep sorduğunuz saç bakım rutinim, saç sağlığı ve şekillendirmesi ve dahası. Saçla ilgili merak ettiğiniz her şey ama her şey bu bölümde. Irubyou!



Bu bölüm Dyson hakkında reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.708 kelime · ~19 dk okuma

Peribacası Fakültesi ne yapıyorsunuz tatlım? Nasılsınız? Sizi çok özlemişim. Sizi özlemenin yanında bir de ben bu doktor arkadaşla mutfak masası sohbetini aşırı özlemişim.

Yani bu temayı çok özledim. O yüzden size yine böyle bilimle chati harmanladığım bölümlerde aşırı heyecanlanıyorum. Beni çok tatmin ediyor. Ve bu bölümüm de bir tanem.

Onlardan bir tanesi. En ilerinden biri olacak. Çok heyecanlıyım ve konuşmayı çok özledim. Sizi çok özledim.

Transkriptin tamamını oku

O yüzden bugün o gün, bugün bir tanem saçlarımıza bilimle, ilimle, irfanla CPR yaptığımız yani kardiyopulmöner reşitasyon hayata döndürüyoruz bir tanem. Reaminasyon. Ne yapıyorsunuz? Sit back and relax.

Dr. Oglec ablanıza, bacınıza, kardeşinize güveniyorsunuz. Kendini onun kollarına bırakıyorsunuz. Hazırsanız ne konuşuyoruz?

Fonksiyonel saç filimi. Bundan sonra fonksiyonel saç uzmanıyım arkadaşlar. Nasıl? Başlıyoruz.

Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Welcome back Queen Zerina. Bölüme başlarken size bir soru sormak istiyorum. Biliyorsunuz ki Dr.

Oglac kardeşiniz düşünmeyi, overthinklemeyi sever. Ve şurada şunu düşünüyorum arkadaşlar, size de öyle geliyor mu? Yoksa sadece bunu ben mi düşünüyorum diye bir klişe soru sormayacağım. Geliyor çünkü eminim.

Artık eskisi kadar sarı saç görmüyorum. Ve bu sadece birkaç tane sarı saç düşmanı kuaför sebebiyle olmuyor bence. Çünkü artık hani gerçekten eskisi gibi platin, bleachlenmiş, böyle beyaza yakın tonlar, griler falan... Bir dönem hatırlıyor musunuz yani her yerde?

2015'ten, tam tarih vereyim size bakın. 2015'den 2022'lere kadar falan. Hani clean girl'un çıkmasıyla da belki değişti, bilmiyorum sonuçta. Bakım saçının renginden daha önemli bir hal aldı, o ayrı ama... Zaten hani yurt dışında Avrupa'dakiyle bizdeki ve körfez ülkelerindeki veya Asya ülkelerindeki trendler farklı oluyor.

Fakat özellikle ülkemiz adına konuşuyorum. Ben son iki senede sarıdan doğalı dönen benimle beraber çok fazla insan gördüm. Tabii ki algıda seçicilik de olabilir ama ben böyle gördüm arkadaşım. Ve ben de bunlardan bir tanesiyim.

Son iki senede varımı yoğumu verdim. Kafamdaki tüm bilgileri kullandım. Tüm nöronlarımı, tüm sinapslarımı hepsini bu yolda feda ettim. Sabrettim.

En sevdiğim kelime sebat ettim. Ve günün sonunda başarıya ulaştım arkadaşlar. Zafer bizimdir. Ve günün sonunda at the end of the day arkadaşlar ben zafere ulaştım.

bugün saçlarımı hiçbir şey yapmadan bazen bulduğum o dördü bir arada şampuanla şaka yıkadığımda ama yok spor salonuna gidiyorum diyelim ki yanımda hiçbir şey yok yıkıyorum ve çıkıyorum tabii ki duş sonrası kullandığım ürünler olmadığında saçım daha kötü oluyor ama yine de gerçekten hiçbir şey yapmadan hayatıma devam edebiliyorum ya bunu kendime kattım ya ya da mesela en güzelini biliyor musunuz bir rutinim var saç rutinim ve biliyorum ki ben bu saç rutinini yaptığımda yarım saatte her yere Aynı saçla gidebilirim. O, o bir tane saçım var en sevdiğim onu hep yapabiliyorum. Her defa aslında aynı oluyor bu rutinle. O var ya o kadar lüks ki arkadaşlar.

Araştırmayı biliyorsun. Doğru bilgi ulaşmayı biliyorsun. Bak bakalım. Bu senin fikrin mi?

Senin gözlerin mi? Yoksa gerçekten dünya genelinde saç trendleri değişiyor mu? Ve tahmin edin peribacalarım. Nereye geldim?

Artık ön planda olan şey renk değil, ney bir tanem? Saçımızın sağlığı, parlaklığı, kalitesi, güzelliği, aura farming. Ya, auramızı güçlendirmek. Şimdi arkadaşlar, şaka bir yana.

Biliyorsunuz ki bugün ciddi bir şekilde bilim konuşuyoruz. Saçımı nasıl değiştiririm değil artık soru. Saçımı nasıl korurum dönemi bir tanem. Bunun da birkaç adı var.

Ben bayılırım biliyorsunuz bir şeye isim koymaya. Amerikanlar gibi Pura Neymonit her şeyin üstüne bir isim koyuyorlar ya. Şimdi bahsedeceğim birkaç tane felsefe var. Bunların hepsi aslında aynı yere çıkıyor.

Farklı versiyonlar tamam mı? Yani saçımı nasıl korurum döneminin isimleri bunlar. Healthy hair movement yani sağlıklı saç hareketi. Susma!

Hiker, sağlıklı parlak saçlar vardır bir tanem. Ve bu saç sağlığının estetiğin önüne geçmesi. Hatta bu da değil. Saç estetiğinin artık saçın sağlıklı ve parlak oluşumunu temsil etmesi.

Anlatabiliyor muyum? Diğer bir isim Hair Wellness Scalp Health Trend. Yani saç derisi de cilt kadar önemli. Hakikaten öyle arkadaşlar.

Son zamanlarda bunu da söylemiştim geçen size. Hani çok fazla ürün kullandığımda ben de bu yanlışa kapıldım. Ben de biliyorsunuz hani saçlarım çok yıpranık olduğu için bir ara çok fazla ürün kullanıyordum. Saç derimiz canlı olan kızım.

Asıl ona iyi bakmak o kadar önemli ki. Az işlem, az çaba ama daha doğal duran bir güzellik ya da doğal da güzellik diyebiliriz. Yani çok da sevmediğimiz bir adıyla Clean Girl Aesthetic. I'm sorry yani yapacak bir şey yok.

It is what it is. Neyse o. Diğer daha güzel bir adı bana daha çok uyan Holistic Hair Care. Yani holistik saç bakımı, bütüncül saç bakımı.

Saç bakımını daha çok besleme, stres, uyku gibi faktörlerle bütüncül düşünebilmek. Çok iyi değil mi? Peki niye böyle oldu bir tanem? Neden?

Ne oldu da dünya değişti? Sarı boyalar mı bitti? Artık sarı hoşumuza mı gitmiyor? Gözümüze güzel mi gelmiyor?

Çok basit ama derinin sebepleri var. Biz de derinin konuşmayı severiz çünkü biz de birileriyiz bir tanem. Deriniz bir tanem. Biliyorsunuz.

Birincisi, pandemi sonrası yorgunluk. Şimdi insanlar artık hani dışarıdan parlamaktansa, içeriden iyileşmek istiyorlar. Çünkü zaten hani bir şeyler bozuldu ya, artık bir şeyleri sürekli üzerini kapamaktansa, balçıkla sıvamaktansa... Doğru mu söyledim?

Biliyorsunuz ki edebiyatçı olduğum için artık daha çok dikkatli konuşuyorum. Velhasıl kelam, bu iyileşme isteği de vücudumuz gibi saçımızda da kendini gösteriyor. İkinci sebep bir tane. Wellness'ın yükselişi.

Yani güzellik endüstrisi yerini neye bıraktı? Sağlıkla güzellik anlayışına. Tabii ki güzellik devam ediyor ama sağlıkla beraber. Artık bu bizim için daha böyle çekici geliyor öyle değil mi?

Bir düşünün. Ve üçüncü sebep hepimizin bildiği gibi ekonomist olmamla beraber ekonomi hakkında yorum yapacağım arkadaşlar. Ekonomik ve ekolojik farkındalık. Yani sürdürülebilir, az işlemli saç bakımı ne oluyor?

Hem doğaya hem bütçeye dost. Her şeyi geçtim sürdürülebilir ürün kullanmak da insanı iyi hissettiren bir şey. Ve bu sebeple az işlenmiyor. Daha fonksiyonel saç bakımı hem bizim için hem çevremiz için çok daha güzel algılanıyor.

Ve bu değişim çok güzel. Dördüncüsü ve sonuncusu bir tanem Quiet Luxury kültürü. Şimdi hani artık Style Luxury is not that silent bro. Gerçekten öyle yani hani Quiet Luxury de yani sessiz lüks de artık anlaşıldığı için çok sessiz kalamıyor.

Hatta bazen wannabe yani. Bakın ben ne kadar sessiz bir lükscüyüm diye de olabiliriz yani ama O kadar da düşünmeyelim. Şöyle düşünelim bunu. Yani abartıdan uzak, sade ama kaliteli göründüğüm artık yeni statüs sembolü oldu.

Yani sınıfsal olan statüs sembolü olan her şey artık quite luxury değil, luxury değil ama hadi bakalım onu da göremezden geliyoruz. Çünkü arkadaşlar bu değişimin geneli çok güzel. Sadece artık saç dış görünüş değil, vücudumuza kurduğumuz ilişkinin en görünür hali olmaya başladı. Ve biz de saçımızı yaptıklarımızla etkiliyoruz ve günün sonunda vice versa o da bizi etkiliyor.

O zaman ne yapacağız bir tanem? Mecbur aramızı düzelteceğiz. Barış imzalayacağız. Dilinden anlayacağız.

Saçımızın dilinden. Peki nasıl anlayacağız? Tek bir cevabı var bir tanem. Evet dinliyorum.

Evet. Aynen öyle fıstık. Fıstık dost. Bilimle.

Şimdi, yıllar içinde yapılan araştırmalar... Bilirsiniz ki en sevdiğim söz nedir? Uzmanlar diyor ki... Arkadaşlar, yıllar içinde yapılan bu araştırmalar... Teşhidli metanolistler,

sistemik derlemeler... Saçın yapısını ve ihtiyaçlarını, yani dilini daha iyi anlamamızı sağladı. Her gün yeni formüller, yeni teknolojiler, yeni cihazlar ortaya çıkıyor. Ve bu kadar bilgi arasında bazen hangisinin gerçekten işe yaradığını bilmek zor olabiliyor.

Neydi bu? Skinlectual. The hairlectual. Tamam mı?

Intellectual gibi, yani entelektüel gibi. Saçlektüel. Ciltlektüel. O yüzden bu bölümde ben sizin için saçın yapısını, bizden ne istediğini ve gerçekten işe yarayan yaklaşımlarını facetime yapar gibi bir arkadaşınız da, ama tek bir fark.

Bu arkadaşınız araştırmayı seven bir doktor da. Şimdi böyle anlatacağım tamam mı? Hazırsanız alın kahvenizi çünkü başlıyoruz. Şimdi hızlıca saç biyolojisinden bahsedeceğim tamam mı?

Saçımızın yapısından falan. Şimdi bir tanem saç canlı mı öncelikle? Hemen hemen alayım bunu. Daha önce konuşmuştuk, işlemiştik arkadaşlar.

Hayır bir tanem saçın canlı kısmı neresidir? Kökü. Peribacası Fakültesi'de kalem kağıt. Şimdi folikülümüzde, kökümüzde yani folikülde kan damarları, sinir uçları ve hormon reseptörlerimiz var.

Ne demiştik? Kan damarları, sinir uçları ve hormon reseptör. Reseptör ne? Algılayıcı.

Aaa bu o hormonu tanıyor, tanıyor. Anahtar, kilit. Tamam mı? Saç döngüsünden bahsedeceğim bir tanem.

Kaça ayrılıyordu? Bunu çok konuştuk. 3. Anajen, katajen ve telojen.

Anojen ne? Büyümek. Anabolik. Hatırlar mısınız?

Besin. Hani Jim abilere, Jimbrowlar der ya. Katojen, geçiş. Üçüncüsü, telojen.

Yani dinlenme. Şimdi bir tanem, az kaldı. Buralar sıkıcı ama mecburuz. Şey düşünün, tıptaki anatomi dersi gibi.

Harbi yani çok fenadır ama çok güzeldir. Şimdi arkadaşlar, katmandan hızlıca üç katman sayacağız. Bir kütükül, iki korteks, üç medulla. Medulla her saçta bulunmuyor.

Diğer ikisini söyleyelim. Kütükül ve korteks. Kütükül saç telimizin dış zırhı bir tanem. Zırh gibi çevriliyor.

Çevresel hasarı karşı koruyor. Ben buradayım diyor. İkincisi korteks. Korteks ne?

Gücün ve elastikiyetin merkezi. Burada ne var? Ne var bir tanem burada? Keratin ve disülfit bağları.

Çok önemli. İşte buraya biz, buraya bir şeyler yapacağız. Anlatabiliyor muyum? Ve bazı saçlar parlak duruyor.

Aynı renk düşünün. Bazıları durmuyor. Niye? Kütük kilin düz durmasıyla alakalı.

Ya. İşte kütük kil çok önemli. Nem dengesi bir tanem, saçın %10-%15'ini oluşturur. Bizim burada amacımız ne genel olarak?

Saçın dış parazilerini koruyarak içi sağlam tutmak, tamam mı? Bu. Şimdi, bazı saçlar parlak, bazıları mat duruyor. Niye bir tanem?

İşte bahsettiğim küçükül var ya, hani keratin ve disülfit bağlarının olduğu. İşte o küçükülün düz durması, ne yapıyor? Işığı düzgün yansıtıyor. Işık düzgün yansırsa, saç parlak gözükür.

Yansıma, bilim, fizik. Tamam mı? İkincisi nem dengemiz. Saçın %10'u %15'i sudan oluşur.

Sudan. Salatalığın kaç? %90 mı neydi? %96 mıydı?

Bir tanem. Ve bu fazla nem olursa ne olur? Saç deforme olur. Az nem olursa kırılır.

Nasıl olay? %15'in üstüne çıkarsa daha fazla olursa deforme olan saç az olunca da nem ne oluyor? Kırılıyor. Yani %7 nem kırılıyor arkadaşım.

Ne oluyor? Parlak gözükmüyor. Şimdi bizim amacımız ne peki saç bakımında? Dış bariyeri koruyacağız, içi de sağlam tutacağız tamam mı?

Peki biz bunları yapmaya çalışırken en basit adımda yani temizlikte çok basit yerlerde gerçekten olmayacak hatalar yapıyoruz. Hiç diyorum yani hani burada bu olmayacak ya. Ne yapıyoruz biliyor musunuz? Saç niye yıkıyoruz bir tanem?

Saç derisini temizlemek için yıkıyoruz. Öncelikle derimizi. Ve şampuan ne işe yarıyor? Hemen söyleyelim.

Kök ve çevresindeki, saçımızın kökünde ve çevresindeki sebum. Sebum biliyoruz artık hepimiz değil mi? Sebum. Ve kir tabakasını çözer.

Benzer benzeri çözer, gidip çözüyor. Şimdi, e peki madem bizim canlı taraf köklerimiz ve biz onları temizlemek için yapıyoruz. O zaman siz alıp o şampuanı tüm saçınızı bocaladığınızda ne oluyor? Uçlara sürdüğünüzde kuruluk yaratıyor.

Sadece. O zaman ne yapacağız? Şampuanı sadece deriye süreceğiz. Kremi ise uçlara süreceğiz.

Neden? E kremi biliyoruz ki saç derimize sürersek ne olur? Tıkanır bir tanem. Tıkanmakla beraber ne olur?

Saçlarımız ağırlaşır. Fakat uçlar saçımızın en yaşlı kısmı. Çünkü saç dipten uzuyor ya. En yaşlı kısım ne?

En uca yakın kısım. Ve maalesef yaşlandıkça neye ihtiyaç duyuyoruz? Neme. O yüzden de uçlarımız en çok neme ihtiyaç duyan bölgesi saçlarımızın Ve bir tanem, temizlerken evet biliyorum, hamam, spa, seviyoruz bir tanem biz de fakat saçımızı yıkarken özellikle bileceğiz ki aşırı sıcak su kütükülümüzü açar.

Açınca ne olur? Nem kaybı. Ne demiştik nem kaybı için? Nem kaybedilirse saç kurur ve mats gözükür.

E ne yapalım o zaman Tuğbacığım? Ilık veya hafif su ile yıkayacağız bir tanem. Kütüklüğümüzü kapatacağız. Amacımız bu.

Ve hep duyuyoruz ya double cleansing, double cleansing. Ne double cleansing? Double, çift, kere. Cleansing, temizlemek.

Tamam mı? Clean, temiz. Cleansing, temizlemem. Yani çift aşamalı yıkama, iki aşamalı yıkama.

Hep mi yapalım? Hayır. Hayır bir tanem. Saçımızın yağına göre değişmekle beraber haftada bir öneriliyor.

Tamam mı? Bilim tarafından. Çok önemli çok önemli. Herkes burada mı?

Tamam teşekkürler. Neden double cleansing yapıyoruz? Çünkü ilk şampuan yüzeydeki kir ve yağı çözüyor. İkincisi ise saç derisini arındırıyor.

Şimdi temiz saç derisi bir tanem, aşırı yıkanmış saç derisi demek değil. Amaç dengeyi korumak. pH'i bozmamak. Çünkü aşırı yıkamak ne yapar?

Yağ varı yerini bozar. Ve paradoksal biçimde kısa döngüye gireriz. Daha çok yağlanma yaratır. Anlatabiliyor muyum?

Ve artık biliyoruz ki hani saçı bekletme, kendi yağıyla bakım yapanı falan bunlar yok. Saçı el verdiği sürece her gün yıkamanın da öyle bir zararı yok. Peki bir tanem, saçımızı yıpratan hangi alışkanlıklar var? Neler yapıyoruz ama farkında olmayabiliyoruz?

İşte bunları anlatacağım şimdi de. Evet, biliyoruz sürekli ısıya maruz bırakmak kötü. Ama nedenini biliyor muyuz? Nedenini bilmediğimiz sürece yapmaya devam edebiliyor olabiliriz.

Bir tanem, bahsettiğimiz bağlar vardı ya, iki tane bağlar. Neydi bir tanesi? Disülfit. Diğeri neydi?

Biliyorsunuz, keratin bağlarıydı. Aynen öyle. Peki, saçı ısıya sürekli maruz bıraktığımızda ne oluyor? Disülfit.

Bağlarımız kırılıyor. Bunun dışında, uyguladığımız kimyasal işlemler, siz bunların ne olduğunu benden çok daha iyi biliyorsunuz. Kortex ayıflatıyor bir tanem. Bu perma olur.

Bu keratin düzleştirme olur. Bu boya olur. Açma olur. Her türlü kimyasal işlem.

Bunun dışında ıslak saç taranır mı? Aa güzelim taranmaz. Neden taranmaz? Kütükünü soyabilir.

Peki, evet slick bandlara geldik. Slick band yapanlar ellerini kaldırsın hiç saklanmayın. Saklanamazsınız çünkü. Yaptığımız aşırı sıkı toplanmak ne yapıyor?

Traksiyon alopesisi yani çekilme tipi saç kaybı. Allah. Allahım. Bu arada ben geçen gün daha saçlarıma şey yaptım.

Ameliyat olmamıştım ya. Çok fazla topladım o ara. Toplamam gerekiyordu çünkü. O yüzden buraya PRP.

Mezoterapi. Saçımı sadece yanlarına. Anlatacağım onları da anlatacağım size. Hangileri faydalı diye.

Şimdi bir tanem. Peki o zaman nasıl kurutalım? Tuğba ısıya maruz bırakmadan soğuk yıkayalım. Eee donacağız diyorsun.

Hayır. 180 derecenin altında orta düşük ısıda kurutacağız. Bu kadar. Ve uyurken saçımızı toplamayacağız.

Saçımızı topuz yapmayacağız. Bunlar saçımızı kırıyor. Kuru bir şekilde uyuyacağız. Mümkünse ipek yastık kılıfı ve mümkünse gevşek örgü.

En sağlıklısı gevşek örgü. Açmak da tamamen yani böyle tamamen asalık yatmak da kırar. Tamam mı? Kırabilir diyelim.

Şimdi, asıl size bir soru soracağım. Split ends dediğimiz var ya split ends yani kırık uçlar, ayrılmış uçlar. Split ayrılmak, ends, uçlar. Saçının ucu kırılmasının onarımı var mıdır kalıcı?

Böyle sorduğuma göre yoktur bir tanem, evet. Geçici çözümler nasıl yapılır? Bazı serumlarla. O serumların içerisinde ne var?

Poli elektrolit kompleksli serumlar bunlar, tamam mı? Ama geçici çözüm olur. Yani ne yapacağız? Keseceğiz.

Ama saçımızı kestirip yine aynı yanlışları yapmaya devam edersek, işte diyelim ki ıslakken taradık, diyelim ki kimyasal uyguladık, diyelim ki işte böyle toplayıp sıkı sıkı yattık, e yine uçları öyle ayrılacak. Anlatabiliyor muyum? Peki Tuğba, anladık. Ayrılmış ucağa kalıcı çare yok.

E sen nasıl o zaman yıpranmış saça CPR yapacaksın diye bir iddiada bulunuyorsun derseniz de, e durun bir dinleyin derim. Çünkü biz nasıl ki acilde, kırmızıda, kırmızı alanda hastalara se- Yoo onu bek- Arkadaşlar, abartmıyorum şakayı. Bilimle saçımızı nasıl hayata döndürürüz? Biraz da bundan bahsedelim.

Şimdi, ne demiştik? Hangi iki bağ vardı? Bakalım dinliyor musunuz? Evet.

Keratin ve disilfit bağları. Tamam mı? Saçımızı bu ikisi oluşturuyordu iskeletine. Ve aşırı ısı, açıcı, boya ne dedik ki bu bağları kırar.

Ve bu bağlar kırıldığında saç esnekliğini kaybeder. Peki bu bağlar nasıl onarılır? Nasıl kırıldığını anladık. Ben saçımı mesela kaç sene önce?

7-8 sene boyunca sarıya boyattım platine. Yani o bağları hani kırmak değil o bağlarla aramızı koparttım anlatabiliyor muyum? Ve 2 sene daha mı toparladım. Şimdi nasıl toparladım?

Bağ onarımı ürünleri temelde bir tanem 2 gruptan oluşuyor. Bir tanesi disilfit bağlarını köprüleyenler. Diğeri de peptid temelliler. Disulfit bağlarını köprüleyenler ne yapıyor?

Kimyasal onarım yapıyor. Diğer peptit temeller ne yapıyor? Kortekse nüfuz ederek yapısal destek sağlıyor. Constructional, tamam mı?

Şimdi protein ve peptit takviyesiyle saç güçlendiriliyor. Hidroze keratin, korajen peptitleri, sistin, glisin, prolin bu süreçte etkili. Bakın yazın. Yazın abi, çok önemli.

Şimdi nem desteği için ne yapıyoruz peki? Arkadaşlar size direkt söylüyorum bakın etken madde. Nem desteği için hiyaluronik asit, niacinamid, panthenol ve gliserin. Tamam mı?

Bunlar kullanılıyor. Nermin saça uygulanan, nem hapseden yani moisture sealing etkisiyle bunlar ne yapıyor bir tanem? Suyun saçta kalmasını sağlıyor. Aynı ne gibi?

Duştan çıktığımız an daha ıslakken hemen nemlendirici sürmek gibi beklemeden. Bunu bir önceki bölümlerde konuşmuştuk. Saç da aynı. Ayrıca argan yağı, jojoba yağı, makedemya yağı, avokado yağı bunlar da dış yüzeyde film tabakası oluşturuyor saçın dış yüzeyinde.

Kokonat yağı ise yani koko yağı, kortekse kadar nüfuz ediyor tamam mı? Bu süreçte ne çok önemli ben ne yaptım? Sürekli ne yaptım? Saçımı ısıdan korudum.

Ya yüksek ısılar kullanmadım makine olarak bunu hepiniz şahitsiniz yani bunu yaptım. Ya da kuaföre dahi gitmek zorunda kalsam mutlaka yanımda ısı koruyucu götürdüm. Veya UV koruyucu yani UV light koruyucu tamam mı? Ve bir tanem, beslenme ve yaşam tarzımız da atlayamayacağımız, görmezden gelemeyeceğimiz kadar saçımızın kalitesini belirliyor.

Yani aldığımız protein, demir, çinko, D vitamini yani D hormonu, omega 3 saç köklerimiz için gerekli. Bunun dışında destekleyici, sopa metal, ashwagandha, curcumin yani curcumin neyden yapılıyordu? Neden? Turmeric, yani zerdeçal.

Ya da bunun dışında Marine Collagen Peptides, yani denizden üretilen kollajen peptikleri. Tamam mı? Hidrolize ama çok önemli, hidrolize. Destekleyici bunlar.

Ve bunun dışında stresinize dikkat etmezseniz, yani kortizolünüze dikkat etmezseniz, uykunuzu azalırsanız, benim yaptığım yanlışlar gibi... Saçlarıma niye PDP yaptım hayatımda ilk kez bu ara? Neden? Niye ihtiyaç duydum?

Evet ameliyat oldum, oradan dikiş atıldı ama niye ihtiyaç duydum? Çünkü uyumadım, iyi beslenmedim. stres fazlaydı kendime bakamadım ya çok önemli uyku eksikliği dengesiz beslenme şok diyetler sigara alkol söylememe gerek dahi yok artık biliyorsunuz yani saç sağlığını bozuyor şimdi benim bora saçlarım çıkıyor o dikiş yerlerinde sadece hızlandırmak için ben bunu yapıyorum çünkü onlar da etkili saçımı şu an yıpratmıyorum onlar çok güzel ama sadece orada çıkmasını hızlandırmak için küçük tüyler var şimdi sadece o dikiş yerlerinden bahsediyorum gerisine bir şey yapmıyorum Ve aynı zamanda saç derisi masajı ve egzersiz çünkü neden? Düzenli egzersizde daha fazla kan gidiyor değil mi?

Böyle saç köklerinden çünkü canlı onlar. Onlar da mikrosörkülasyon yani dolaşımı, mikrodolaşımı arttırır tamam mı? Şimdi gelelim çok merak ettiğiniz yere. PRP, metoterapi hangileri faydalı bunların gerçekten diyeceksiniz.

Bir tanem, hepsi araştırmalara okuduğum ve kesin kanıt sunulabilen yöntemler tamam mı? LLLT yani Low Level Laser Therapy yani düşük seviye lazer terapisi. 1. PRP 2.

Micro Needling yani mikro iğneleme ve egzozom. Egzozom ne? Aslında bir mezoterapi türü fakat içinde konulan şey egzozom. Fakat zayıf kanıtlı örnekler var bir de.

Bunlar ne? Masaj cihazları, vakumlu uyarıcılar ve biyotin takviyeleri. Şimdi biyotin takviyelerinde şöyle bir şey var. Eğer sizin biyotin eksikliğiniz yoksa biyotin takviyeleri işe yaramıyor.

Eksikliğiniz varsa dramatik olarak işe yarıyor ve biyotin eksikliği çok fazla yok ülkemizde. Tamam mı? Bu arada elimizle yaptığımız masaj, mikrosörkülasyon bunlar kesinlikle etkili. Fakat masaj cihazlarının ne kadar etkili olduğu zayıf kanıtlı henüz.

Tamam mı? Tabii ki bu tedavileri yaptırmadan önce doktorunuza gidersiniz, sorarsınız en etkili bana hangisi? Saçınız kökten mi uzamıyor? Saçınız kırılıyor mu?

Sorun ne? Danışırsınız. Bu bambaşka bir olar. Ben sadece bilimsel olarak kanıtlı olanları söylemek istediğim bir tane.

Bunun dışında söylemek istediğim bir şey daha var. Biliyorsunuz ki Dyson her zaman doğalı ve bilimi ön planda tutan bir marka. Ve şimdi bir tanem, bu yaklaşımlarında saç bakımına taşıdıkları yepyeni bir seri var. Adı ne?

Formulations serisi. Yani formülasyonlar. Ve bu seride iki farklı teknoloji var. Bir tanesi Cartesan, diğeri Omega.

Cartesan serisi ne? Cartesan serisi Dyson'ın bilimsel styling teknolojisi. Yani saçımıza şekil verirken nereden ilham alıyoruz? İstiridya mantarından.

Gayet özel bir istiridya mantarı ismi. Ve bu seride bu mantarların elde edilen özel bir makromolekülle ne yapılıyor biliyor musunuz? Bu makromolekül saç tellerini tek tek saran esnek bağlar kuruyor. Ayrıca Dyson'ın Triviodetic teknolojisi sayesinde klasik sabitleyiciler gibi saçı sertleştirmiyor.

Çünkü mikroskobik ve esnek bir ağ oluşturuyor. Ve ne oluyor sonuçta? Gün boyu kalıcı ama doğal bir tutuş, tamam mı? Böyle hareket eden bir saç dokusu.

Böyle sabit, fix, istemediğimiz o taşlaşmış tutuş yok. Peki diğer serimiz neydi? Omega serisi. O ise saçın iç mimarisine odaklanıyor.

Benim kalbimde siz varsınız ama bu serinin kalbinde ne var? Dyson'un kendi çiftliklerinde yetiştirdiği ağaç içiyle dahil 7 zengin yağdan oluşan Oli7 blend var. Yani Oli7 karışımı, tamam mı? Ne peki bu yağlar?

Ayçiçeği, makedemya, avokado... Hatırlıyor musunuz? Yukarıda saymıştık. Zeytinyağı, susam, mısır ve absinian.

Ama Dyson'un farkı sadece kullandığı içeriklerde değil, o içerikleri nasıl işlediğinde. Şimdi Omega serisindeki yağlar doğadan olduğu gibi alınmıyor. Laboratuvar ortamında moleküler düzeyde analiz edilerek saç teliyle en uyumlu, en iyi etkileşim gösterecek hale getiriliyor. Peki, Oli7 Blend ne yapıyor bir tanem?

Bu 7 yağ karışımı saçın lipit bariyerini güçlendiriyor, nemi içeride tutuyor ve 230 dereceye kadar ısı koruması sağlıyor. Yani korkmayacağız ama ne yapacağız? Önlem alacağız, tamam mı? Ve bu blend, bu karışım %261'e kadar daha parlak bir görünüm sunuyor.

Yani kısacası, güzelim benim, bilimle geliştirilen Formulations serisi, karitosan ile esnek tutuş sağlıyor, omega ile de derinlemesine beslenme ve parlaklık sınarak Dyson'un mühendislik dehasını saç bakımına taşıyor. Çok şirinsel olmadı mı? I love you! Şimdi bir tanem, beni tanıyan, özellikle kanalda olanlar artık buna hakim.

Ben Dyson'ın saç şekillendirme teknolojilerini, ister Airwrap olsun, ister Airstraight olsun, hepsini severek kullanıyorum. Ben böyle bir insanım. Arkaya koyuyorum arabaya, yanımda taşıyorum. Ve bunu da size sürekli bahsediyorum.

Ve şimdi buna ne eklendi bir tanem? Formülations serisi. Ve benim severek uyguladığım müthiş bir Dyson rutinim oluştu. Kimse kusura bakmasın, bundan sonra çantamda bir de bu seri olacak.

Şimdi ben ne yapıyorum? Bu bahsettiğim rutin vardı ya hani gerçekten bir kadının lüksü dediğim yani yarım saatte biliyorum ki ben o saçlara kavuşacağım. Risk almıyorum. Nereye gidersem gideyim bu olacak.

Peki bu nasıl oluyor? Nasıl benim rutinim? Bu yeni Formulations serisiyle beraber hem şekillendirici hem ürünlerimin hepsi Dyson olmuş oldu. Önce saçımı hazırlıyorum.

Nasıl hazırlıyorum? Saçımı yıkadım, çıktım duştan güzelce leave-in conditioner'la tamam mı? Omega'nın leave-in conditioner'ı sürüyorum. Yani durulanmayan saç kremi.

Sonrasında Cartosan'ın pre-style, şimdi Cartosan'da styling yapıyorduk ya, styling ürünüydü ya, styling öncesi yani pre-style kremiyle saçımı öncesinde güzelce hazırlıyorum. Sonrasında o gün ne kullanacaksam ki, artık ben koanda kullanıyorum. Ne yaptım? Living Conditioner'ı kullandım.

Sonrasında Freestyle kullandım Kytosen. Sonrasında koandayla saçıma şekil veriyorum. Önce hemen bir kurutuyorum. 2 dakika şöyle çünkü 2x da hızla kurutuyor.

Sonra hemen onunla düz ya da dalgalı yapıyorum. Ama şu anki rutinim düz. Çünkü birileri öyle seviyor arkadaşlar. Ben de seviyorum.

Neyse. Sonrasında Kytosen'in Post Style'ını kullanıyorum yani styling sonrası ürününü. Sonrasında da Omega'nın Oli Blend yani yedi yağ ile karışımda olan ağırlaştırmayan yağından alıp saçımın uçlarına sürüyorum. Parlaklığını sağlıyorum.

Nereye kadar demiştik? %262. Ve bunun güveniyle, bunun öz güveniyle mutlu bir şekilde stylingimi sonlandırıyorum arkadaşlar. Dyson'ın rutinimi.

Ve sonra size çekiyorum, soruyorum nasıl olmuş. Abla çok güzel olmuş, nasıl yaptın diyorsunuz. Tamam diyorum, anlatacağım diyorum podcast'ta. İşte bugün arkadaşlar, bugün o gün size Dyson rutinimi hepsini anlattım.

Rica ederim, rica ederim, thank me later. Bunun dışında bir önerim varsa o da şu olur bir tanem. Az ürünle, etkili ürünle, saçımızı yıpratmadan mutlaka kendi rutinimizi oluşturmalıyız. Çünkü günün sonunda yaptığımız o yoğun işlem değil ne koruyacak bizi?

Consistency. Yani istikrar. Ve düzenli bakım. Yani rutinlerimiz.

Sizi çok seviyorum. Bu bölümleri çok özlemişim. Size ilerleyen günlerde daha çok böyle bölümler yapmak istiyorum. Çünkü biliyorsunuz ki ablanız artık TUS'a çalışıyor.

Artık uzman bir doktor olmak için adımlarını atıyor. TUS'a çalışırken size öğrendiğim her şeyi anlatmak isterim. Çünkü ben sizle aramdaki bağıyla hayata daha çok bağlanıyorum. I love you.

Görüşürüz. Saçlarınıza iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)