
6.101 kelime · ~31 dk okuma
Ya Tuğba, Doktor Bileç, abla rakiplerim günde 10 saat çalışıyor. Ya ben bunlarla nasıl yarışayım dediğinizi duyar gibiyim. Bir dakika bir tanem, sakin, relax, rahat olursunuz. Çünkü ben varım.
Hayır arkadaşlar, burası ben olsam da olmasam da kin değil. Kimse kusura bakmasın. Gerçekten, gerçekten tuz dahil. 10 saat çalışmamızı gerektirecek uzun dönemde.
Hani sona bırakmışsınızdır, son gündür 10 saat yine çok da yani hani efektif değil de. 10 saat uzun dönem çalışmanızı gerektirecek bir sınav yok. Kusura bakmayın. Zaten derin çalışabildiğimiz, odaklı çalışabildiğimiz 4 saat.
Haydi biraz da böyle oyalandık. 7 saat. Max 7 ile yolunuza bakarsınız. 10 saat çalışana dersiniz ki kardeşim devam et, rakiplerim böyle olsun.
Neden? 2 tane öğrenci hayal edin. Öğrenci A, ismi Ayşe. Ayşeler üzerine alınmasın.
Ayşe 10 saat ders çalışıyor. 3 tane kahve içiyor. Evet diyor kafeyin üff yine geldik diyor. Fosforlu kalemler, tekrar tekrar okumalar, 10.
tekrardayım diyor. İşte flash cardlarla dolu bir gece falan anlatabiliyor muyum? Fantezi yapıyor Ayşe ders çalışırken. Ve ne yapıyor Ayşe?
Tüm gün gitmiş Ayşe'ye o tweet var ya hani kütüphaneye, kütüphaneyi kendi odasına çevirmiş Ayşe. Her yerde postitler falan filan. Evet Ayşe. Arkadaşlar Ayşe çalışıyor gibi gözüken verimi düşük bir kız maalesef.
Peki öğrenci B yani Büşra. Büşra ne yapıyor? Büşra ben rahatım arkadaşlar falan filan diyor tamam mı? Böyle ama çok çalışmadım ya diyor.
Sonra Bir iki saat çalışıyor arkadaşlar bu Büşra. Tam neye bakacağını biliyor. Odaklıyor kendini. Az zaman harcıyor.
Daha hızlı öğreniyor. Ne yapıyoruz arkadaşlar? Ayşe gibi çalışmıyoruz. Büşra ne yapıyor?
Ve bunu nasıl yapıyor? Bugün onu öğreniyoruz. Yani temelde konumuz Ayşe ya da Büşra değil konumuz ne? Bilimsel yöntemlerle daha kısa sürede daha çok öğrenmeyi, daha çok bilgiyi, daha çok sürede hafızada tutmayı Anlatacağım size.
Hazırsanız ya da değilseniz de arkadaşlar biz başladık. Yetişirseniz büşra gibi olabilirsiniz. Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoşgeldiniz. Yatırımlarınız Albayfix ile tek platformda.
Siz de hemen Albayfix'i indirin, yurt içi ve yurt dışı hisse senetleri, canlı piyasa takibi, yatırım fonları işlemlerinizi tek bir uygulamadan gerçekleştirin. Kirala bunu ile cep telefonundan bilgisayara, ev aletinden ofis ekipmanlarına, mobiliteden spora, yüzlerce ürünü satın almadan kolayca kiralayıp hemen kullanmaya başlayabilirsin. Evinde veya şirketinde ihtiyacın olan ürünü seç ve dilediğin süre boyunca kullan. Üstelik kredi kartı limitleri, sigorta ya da servis gibi detaylarla uğraşmadan.
Karşılaşabileceğin herhangi bir sorunda, yedek ürün hemen kapında. Hem de tüm bu hizmetler ve kargosu da kirala bunun kira ücretine dahil. Aralık ayına özel 6 ay ve üzeri kiralamalarda ilk ay sadece 1 TL. Satın alma, en iyisi kirala bunu.
Detaylar kiralabunu.com'da. Şimdi bir tanem, temelde bu hayatta hepimiz birer öğrenciyiz, değil mi? Unstop learning, yani durmuyor öğrenmek.
İster doktor olun, ister öğrenin. Tabii ki buradaki bilgi kapasitesi artıyor olabilir ama hepimiz öğreniyoruz, değil mi? Yaşımız kaç olursa olsun, hayat boyu öğrenme daimi. Hepimiz birer öğrenciysek, hepimiz bir şekilde buna zaman ayırıyorsak hayatta, belki mesela ev hanımısınız ve evde çocuğunuzla yemek yapacaksınız.
Yemek tariflerine bakıyorsunuz, öğreniyorsunuz. Tamam, belki tabii ki o daha kolay ama herkes şimdi öğrenme süreci devam ediyor. Hepimiz öğrenciysek, hedefimiz öğrenirken en iyi öğrenmekse Asyalı tıpçı gibi nasıl öğrenci oluruz? Onlar da öğrenci biz de öğrenciyiz.
Çünkü arkadaşlar gerçekten hani bu arada biz Asyalı tıpçı gibi de olmayalım bence. Mesela Çin'de 10 milyon kişi bir sınava katılıyor tamam mı? Her sene üniversite sınavı falan. Ve hani tek şans bizimkinin böyle kaç katı katı zor düşünün çünkü elemek zorundalar.
Ve hani o sınava çalışmak için yapılacak podcast ile bu aynı değil tam olarak. Hatta bölümün sonunda bir disclaimeri vereceğim. Mesela tekrar tekrar okumaktansa normalde kendini test etmek, aktif çağırmayla onu yapmak bunu yapmak daha mantıklı iken TUS da tekrar okumayla bunu birleştirmek zorundasınız. Çünkü niye?
Subkortikal yani anlamadan da bir şeyleri tak yani hafif anlayıp daha doğrusu ezbere bilmeden de beyni atmak ve geri çağırabilme becerisine sahip olmak lazım TUS gibi sınavlarda. Yani yüksek hacimli, çok fazla bilginin olduğu ve hepsini ezberlemenin mümkün olmadığı nörolojik olarak, nörobiyolojik, nörosayintifik olarak böyle sınavlar var. O yüzden TUS özelinde plan yapma, çalışma fark ediyorken o Çin'deki sınav için de fark ediyor. Bu yüzden tam olarak Asyalı tıpçı olmamızın manası yok.
Ne yapacağız? Daha sürdürülebilir, daha hayat boyu bir öğrenim içinde bunu yapacağız. Fakat tabii ki TUS içinde, çok çalışanlar içinde, kısa dönemde öyle her şeyi bir anda benim gibi böyle sona bırakıp hemen çalışayım diyenler içinde, overachieverlar içinde söyleyeceklerim var bir tanem. Şimdi şunu düşünüyor olabilirsiniz.
Ben böyle başlamak istiyorum bu arada. Hepimiz çalışıyoruz ne farkı var ki falan. Hani böyle bazıları demek ki daha zeki. Hayır.
Sadece bu değil. Hayır. Aynı spor gibi düşünün. Evet bazılarının yapısal olarak, genetik olarak vücudu daha iyi, daha yatkın.
Mezamorf, kas yapısı daha yatkın. Ya da daha önce çok yatırım yapmış vücuduna hemen etki gösteriyor değil mi? Bunlar bir kenara. Aynı dersteki gibi.
Zaten matematiğiniz iyiyse liseye geçtiğinizde daha az zorlanırsınız. Daha kolay yol alırsınız. Okey aynı spora gittiğimdeki benim kasa hafızamdan ötürü 2-3 haftada daha böyle düzene girmem gibi tamam. Ya da daha iyidir mesela benim sosyal bilimlerim kötüydü.
O yüzden başka birisi daha kolay yapabilir onu. Bunları geçiyorum. Ama neden bazı insanlar spora gitmekten çok keyif alıyor, çok eğleniyor sporda ya da mesela bazıları 3 saat çalışıyor. Bir diğeri 1 saat çalışarak aynı verimi alıyor falan.
Biri haftada üç kere bacak çalışıyor, diğeri diyor ki ben bir kereyle hallediyorum. Çünkü bunların tekniği var. Çünkü sporda ne kadar süre harcadığınız değil, o süreyi nasıl geçirdiğiniz önemli. Ve belli bir süreden sonra böyle görüyorsunuz ya result, o sonucu, sporun sonucunu.
İşte o sizi spora addicted yapıyor, bağımlı yapıyor. Çünkü artık dopamininizi spordan alıyorsunuz. Sporda akışa geçiyorsunuz, flow state'e geçiyorsunuz. Aynı spor gibi düşünün.
Ben dersten keyif alıyorum. Benim gibi insanlar da keyif alıyor. Çünkü keyif almadığınız sürece ve motivasyonunuzu anlık ben bunu bitireceğim değil arkadaşlar. Anlatacağım şimdi onu da.
Keyif alamadığınız, bu dopamine bağımlı olmadığınız sürece bu kadar çalışmak imkansız yani. Benim de alınamaz. Anlatabiliyor muyum? Ya ben nasıl ki her şeye yetebiliyorum.
Burada ben ben diyorum da çünkü merak edilen bu yani ne yapayım? Ben mesela şu an hani kitap hala işte imza gününe gideceğim 14'ünde, 16'sında çoğum var. Aynı zamanda şimdi içerik üretiyorum. Şu an podcast kaydediyorum değil mi?
Şimdi yeni bir anlaşma için imza sürecindeyiz falan. Yani hani bunların hepsini nasıl yapabiliyorum? Çünkü odaklanarak çalışıyorum. Çünkü geçirdiğim saate değil bitirmem gereken göreve odaklanıyorum.
Mesela şunu da biliyorum. Normalde arkadaşlar tuz çok zor bir sınav ve hani çok saçma sapan bir sınav tamam mı? Zekanızı ölçmüyor ama elinizdeki olan zekayı kullanma kapasitenizi ve sizin sebaat yeteneğinizi falan ölçüyor olabilirleri onu geçtim onu artık. O başka dersin konusu.
Ve hani bazı insanlar 4. sınıftan bile dershaneye gidiyor TÜS için. 5'te 6'da kitap dolduruyorlar. Sonra üniversite bitiyor bir sene boyunca çalışıyorlar falan öyle bir sınav. Şimdi benim şu anda istediğim bölümün puanı öyle 70 falan değil.
Aşırı yüksek değil. Tusla isteyenin puanına göre de biraz böyle zorluğu artıyor. Diyelim ki göz, plastik, cereyay, dermatoloji istiyorsunuz. Yani 70 üstü almanız gerekiyor.
İkbin'e girmeniz gerekiyor. Tüm öğrenciler içerisinde falan. İkbin de değil ya. İyiyiz.
Yani ne ikbini? Yani çok zor. Fakat benim istediğim bölüm o kadar yüksek değil puanları. Tabii bakacağız.
Nasip belki başka değiştiririm de neyse. Ve o yüzden normalde 6-7 ay yeterliyken, ben çünkü hiç daha önce hiç Tusla bakmadım. Yani Tusla'yla ilgili hiç fikrim yok. Hatta hala sorun var.
Diyorum ki eğer bir gün arkadaşlar TUS'a girmeye düşünürsem bilin ki istediklerimi gerçekleştirememişimdir, kariyerim yolunda gitmemiştir, öyledir böyledir falan filan hala onu da silmedim hala. Dursun hatta onunla video bile yapabilirim. Çünkü arkadaşlar fikirler değişir, insanlar değişir. Hatta fikirlerini değiştirip bunu I rethink that gibi ben fikrimi tekrar düşüneyim, tekrar kendimi revize edeyim, durumlar değiştirip çevik olayım gibi düşünmek de aslında bence büyük bir kapasiteme bağlanır kendimi.
Böyle diyen insanlara demeyin o ornuyu değiştirdim. Birincisi ben açıklayayım kendimi. Uzmanlıkla zorunlu hizmetin aynı olmadığını anladım. Yani ben zorunlu hizmetle yaşadığım zorlukları uzmanlıkla yaşamayabilirim.
Daha kötüsünü yaşayabilirim okey ama aynısı değil. Çünkü orada ben hani İstanbul'da olma yaşımdan ötürü de çok zorlandım. Sadece doktorluk yaparken değil. Ve de uzmanlık yaparken istediğim bölümü yapıyor olduğun için biraz daha farklı.
Diğeri hani acil bambaşka bir deneyim falan. Neyse, onun dışında bir de arkadaşlar, hani hayat yolunda evlenme isteyim, çocuk yapma isteyim, o zaman ne yapayım? Ha bir de influencerlığın bana yetmediğini gördüm. Yani influencer olmasam bile sadece, hani kitap yazsam da, işte talk show yapsam da, televizyon programı yapsam bile, ben bir şekilde beynimi doyurmanın yolunun uzmanlık yapmak olduğunu, hasta bakmayı özlediğimi, hastalarımı sevdiğimi, hasta bakmayı özlediğimi, birebir hastaya dokunmak istediğimi anladım yani.
Ne yapayım o zaman da bunun yolu uzmanlık yapmak. Çünkü master yaparak olmuyor bu işler. Doktor yaparak olmuyor bu, bunu anladım, tamam mı? Dişte öyle değil.
Diş hekimliğinde doktora yapabiliyorsunuz ama bizde öyle değil. Bize uzmanlık yapmanız gerekiyor. Hekim olmak için hastanede tamam mı? Ve bunun yolda uzmanlıktan geçiyor.
E şimdi evlenmek istiyorum. O zaman İngiltere'ye mi gideyim şu an? Yani her şey burada kuruluyken geri dönmeyeceğime göre. Türkiye'de yapacağım.
Türkiye'de yolda tuz. O zaman tamam çalışacaksın. Zaten İngiltere sınavına geçtim. Hani 2-3 tane sınav verdim.
Zaten 2 sene boyunca acil yaptım derken deneyimim de var. Yani sınavda bence bunların da önemi var. Ve o yüzden de dedim ki bana 3 ay yeter. Aslında hani 3 ay yetmeyecekti de sonrasında başka planlarım var.
Mart'a kadar bu işin bitmesi gerek arkadaşlar. Sarkarsa başka şeyler de sarkar tamam mı? O yüzden de bakalım yapabilecek miyim? Yapamazsam da tabii sağlık olsun da yaparım diye inanıyorum.
Onu diyeceğim size. Bakın ders çalışırken motivasyon şu değil benim asla. İşte şimdi 30 dakika da şu kadar söz çözeyim. Sonrasında bu kadar konu çalışayım.
Bu konu bitsin bugün. Hayır ya ben hep şunu düşünüyorum. Bunu yapayım, istediğim bölüme gireyim. İstediğim bir bölümden sonra işte işime gideyim, hastalığıma bakayım, geleyim eve, çocuğum işte şöyle böyle ona bakayım.
Büyük hayaller. Aileme şunu yapayım, bunu açayım, işte böyle konuşmalar yapayım, kadınlar için şunu yapayım falan. Hayalim, o mesleği elde ettiğimde, o uzmanlığı elde ettiğimde veya o hastalığı yaparken ki yapacaklarımı düşünüyorum, hayal ediyorum. Hayalim sınavdaki halim değil.
Bu hayalim içinde oturup çalışmam lazım, kıçımı kırıp. Anlatabiliyor muyum? Bunu yapıyorum kendime. Hep böyle bunu hatırlıyorum.
Kalktığı bağ, kalktığı bağ yap bunu. Çünkü bunları yaptığın zaman o kadın olacaksın. Anlatabiliyor muyum? Ben mesela 30 yaşındayım şu an.
Yani yeni girdim ama 30'um. Uzmanlık için tısa çalışıyorum yani değil mi? Normalde 5-6 yıl önce yapıyor bunu tıpçılar, doktorlar. ve hani ben hiç geç görmüyorum da böyle bakmıyorum çünkü hep diyorum ya o kimlik building yani kimlik inşasını yaptığım için benim yolum farklı gibi hissedip o şunu demek istiyorum yksd falan da geç hazırlanan varsa öyle düşünsün benim yolum bu ama ne yapsın o zaman kimlik inşasını kendine başka bir şeyler de kattığından emin olsun bu başka dersin konusu şimdi gelelim ders çalışma hacklerine focus protocol tamam mı Bu fokus protokolüyle minimum zamanla maksimum odaklanma sağlayacağız.
Ve aynı zamanda hafızamızda da maksimum kalmasını sağlayacağız. Tamam mı? Şimdi bilimden önce ben size kendimi anlatayım. Çocukluktan beri benzer bir öğrenme stilim var.
Ben giriyorum odaya tamam mı? Özellikle böyle sabahları. Diyorum ya yemek yemiyorum. Evet çünkü dopaminim çok yüksek oluyor zaten.
Hiperfokus oluyorum. Yemek yemiyorum. Bir rutinim var. Bir böyle banyoda böyle iki üç kendime bakarım, şarkı söylerim, eğlenirim, kulaklık takarım, o müzikle bir kendime geliyorum.
Sonra kahvemi içiyorsam kahvemi içiyorum. Ha hani yeni çalışmalar var ya, 90 dakika kahve içmeyin, için kafein, kortisol falan. O şimdi kalktığınız saatle çok ilgili, günlük alışkanlıklarınızla çok ilgili, dün gece kaçta yattığınızla ilgili, yani hani... Sonra yalanlandı falan zaten o makale.
Hani 90 dakika içmeyin. Sonra tekrar diyen oldu. Ben arkadaşlar umursamıyorum. Kalktığım zaman, istediğim zaman içiyorum.
Zaten olacaksa da oradan olsun. Bir sürü koltrol tetikleyen, koltrolü pik yaptıran şey var ya. Burayı kimde kahvemi içeyim edebilirim yani. Ben takmıyorum ama merak ediyorsunuz en son ne olmuş?
O böyle bir konflikt vardı orada onu da size söylerim. Giriyorum böyle kapıyı da kapatıyorum böyle odaklanıyorum tamam mı? Çünkü istiyorum ki o konuyu öğreneyim. Ve onu yaptıktan sonra o akıştayken böyle mesela biri bazen kapıyı kilitlememin sebebi o.
Annem diyelim ki bana meyve tabağı getirmiş tamam mı? Tuba diyor. Ben bir böyle irkiliyorum çünkü odaklanmışım. Bazen hayatta da öyle normal hayatta böyle mesela alışveriş yaparken falan bir odaklanmışım.
Biri bana geliyor ya satış temsilcisi falan diyor ki Ay çok özür dilerim. Sizle ilgili değil benle ilgili. Neyse. Sonra böyle bir saatlik bloklarla falan işte 50 dakikalık çalışıyorum.
Bir arabiliyorum. 3 saat. Bir oturuşta 3 blok 50 dakika 3 saat çalışıyorum. Sonra bir tane daha onu yapıyorum.
6 saat mis gibi yatıyor. Çünkü niye? Zaten derin yani odaklı çalışabileceğimiz 4 saat var. Bir de üzerine işte o yalanlık ettik hani ajandamıza bir şey yazdık falan.
3 saat tamam yeter bana yatıyor. Çünkü niye? Gerçekten çalışmam gereken şeye düzgünce çalıştım. Ki bu bahsettiğim 7 saatler falan hani üniversite zamanı.
Tıp fakültesinde de genelde böyle çalışıyordum. Ama orada X50 aldığım bir dönem vardı. X50 evet. Bunu kaç kere anlattım.
Hani talihsizlik oldu arkadaşlar. Lazere gelmiştim İstanbul'a bir günlük. Öyle gidemedim işte falan filan. Gidemeyince X50 verdiler sınava.
Ve o zaman hakikaten yani 15 günüm vardı final büt falan derken. Hani hakikaten kütüphanede 15 saati falan görüyordum ama o bambaşka bir şey yani. Hani o ekstrem. Onun dışında hiç öyle kütüphanede sabahlamadım.
Gerek kalmadı çünkü. Evde yapıyordum ama sonra 2-3 gün sınava. Genel olarak öyle bir çalışma rutinim yoktu. Şimdi peki bahsettiğim bu verimli olan deep work ne?
Zirve odaklanma hali. Tamam bu en yüksek maksimum odaklanma hali. Yani beynimiz sadece tek bir şeye kilitleniyor. Ve multitask yapmıyor.
Onu da yapayım bunu da yapayım falan yok. Bildirim sesi yok. Ve böyle buna odaklanıyorsun. Şimdi burada bir şey daha söyleyeceğim size.
Parkinson yasası diye bir şey var. Yani sen bir işe 2 saat verirsen o iş 2 saatte biter. Sen bir işe yarım saat verirsen o iş yarım saatte biter. Yani bir iş için ayırdığın süre o iş süresini uzatır.
O yüzden biz demiyoruz ki biz günlük 10 saat çalışalım. Hayır. Ben bu konuyu 4 saat derin çalışma yani deep work ile bitireceğim diyoruz ve bitiriyoruz tamam mı? Bu kafamızda beynimizde.
Peki ben bu derin odaklanmaya geçmek için ne yapabilirim? Ortama ayarlayacağız arkadaşım, tamam mı? Beynimizi bir şekilde buna sokacağız. Kendi rutinlerimizi bulabiliriz, ritüellerimizi.
Ama ben size şöyle anlatayım. Birincisi, dikkat dağıtıcıları fiziksel olarak odadan çıkarıyoruz haliyle. Çok normal, bunu biliyorsunuz. Benim için dağınıklık dikkat dağıtmıyor.
Ben kaosta kendimi çok daha iyi buluyorum, sıkıntı yok. Ama sizin için bu böyleyse odanızı temizlemek. Wifi'niz mümkünse kapalı. Wifi ile iş yapıyorsunuz.
Her şey Do Not Disturb'da, yani rahatsız etme modunda. Masa üstünde sadece sizin için önemliyse tek çalışacağınız materyal. Ben de diğer kitapları kapatıyorum, bu yetiyor bana. Bunun dışında, şimdi artık odak modundayız, sinyal lazım.
Mesela benim için bu müzik, kahve, su. Sizin için oluşturduğum bir playlist var. Bu playlisti akışa sokmak için kendimizi, yani bu odaklanmaya sokmak için hazırladım. Tam 3 saatlik içerisinde beynimize uygun brain spa yapacak.
Beyin spası, brain fm parçaları var. 180 dakika. Bunu yaparken de bir ritüelimiz var. 3 tane bloktan 50 dakika ders çalışıyoruz.
Aradaki 10 dakika, 1-2 dakika serbest karalama. Tamam mı? O müzikle beraber. Bu çok etkili.
%29 hafızayı arttırıyor. Sonraki 2 dakikada box breathing yapıyoruz. 4x4x4x4 nefes tekniği. Bu ikisini açıklamak uzun sürecek.
Box breathing nefes tekniğine bir de serbest karalama. Ne? Nasıl hafızayı arttırır? Size söyleyecek internet.
Ya da Box Breathing'i şöyle hemen özetleyeyim ben size. 4 saniye nefes al. 4 saniye tut. 4 saniye de ver.
4 saniye de tut. Ne yapıyoruz? Vagus sinirimizi çalıştırıyoruz yani. Vagus aktivasyonu tamam mı?
Odak kapasitemiz artıyor. Bu kadar basit. Sonraki 5 dakika ne yapıyoruz? Kalan sürede?
Ayağa kalkıyoruz. Omuzlarımızı çevirebiliriz. Su içeceğiz. Mutlaka su içeceğiz.
Ve mikro hareketler. Çünkü bu hareketlerimiz beynimize giden oksijeni arttıracak, tamam mı bir tanem? Sonrasında bu derin odaklanmada arkadaşlar tek bir kısım kullanılması lazım. Yani aynı anda birçok şey yapmak yok, multitasking yok, tamam mı?
Zaman değil, görev odaklı olacağız. Yani ben 50 dakika çalışacağım değil, ben bu 50 dakikada bu konuyu bitireceğim. Ya da bu konuyu direkt bitireceğim, tamam mı? Özetliyorum 3 saatimizi.
50 dakika çalıştık, çalışırken ne yapacağımızı anlattım. 10 dakika bilimsel mola verdik. Molda ne yapacağımızı anlattım ve bunu 3 kere tekrarlıyoruz. Bu daha az zamanla çok daha fazla öğrenmemizi sağlıyor.
Bilgi uzun süreli hafızaya daha rahat aktarılıyor. Ve yorgunluk daha az oluyor. Tamam mı? Ve odağımız güçleniyor.
Bu kadar. Bir kere deniyoruz bugün. Playlist'im kanalda var, storimde var. Deniyoruz.
Ve bana yazıyorsunuz. Doktor Güneş radyo. Yatırımlarınız Albayfix ile tek platformda. Siz de hemen Albayfix'i indirin, yurt içi ve yurt dışı hisse senetleri, canlı piyasa takibi, yatırım fonları işlemlerinizi tek bir uygulamadan gerçekleştirin.
Şimdi buraya kadar tamamsa buradan sonra asıl kimsenin size söylemediği şeyler başlıyor tamam mı? Yani tekrar tekrar okumak etkili mi? Not almak etkili mi? Abla yazarak mı çalışıyorsun?
Nasıl bilgileri aklına sokuyorsun? Nasıl tutuyorsun? Nasıl hatırlıyorsun? Hepsini anlatıyorum.
Hazır mısınız? Biraz önce size küçükken nasıl ders çalışıyorum derken atladığım konular var. Şöyle yapıyordum arkadaşlar. Konuyu öğreniyorum ya.
Anlatıyordum. İngilizceyi de böyle öğrendim. Sadece böyle değil ama bunu çok yaptım. Sürekli anlatıyordum.
İngilizceyi yaparken BBC spikeri gibi anlatıyordum. Türkçe yani normal ders çalışırken de sanki bir çocuk var. Çocuk anlayabileceği şekilde özetleyip anlatıyordum. Çünkü özetleyebilme kapasitesi çok önemli tamam mı?
Bunu yapıyordum sürekli ve arkadaşlarıma anlatıyordum. Biz tıplayıp bunu yaparız. Yanına biri gelir tamam mı? Anlatırsın ona tüm şeyi.
Ve hem anlatan kişi çok iyi öğrenir, hem de anlatılan kişi öğrenir ya, win-win. Çünkü hiç çalışmamıştır diğeri, tamam mı? Gel der, ben sana bir anlatayım. Bu sadece iyilik değil, altruizm değil, bu kendine de yarıyor.
Yani birine anlatmak muhteşem bir teknik. Bunu çok yapardım ben. Çünkü basitleştirebiliyorsan öğrenmişsindir. Bunda bir adı var, Feynman Tekniği.
Şimdi bir tanem, nasıl çalışılır sorusunun bilimsel cevabı. Öğrenmek nedir biliyor musunuz? Eşittir. Anlamak.
Artı. Aktif hatırlamak. Yani active recall. Artı.
Doğru zamanlarda tekrar etmek. Yani spaced repetition. Yani aralıklı tekrar. Çok çok çok önemli.
Nasıl yapacağım? 1, 3, 7. günler. Bunu sonra anlatırım.
Ama isteyen ne yapıyor? Bu podcast'ta sığamayan daha fazla bilgiyi aralıklı tekrar ya da spaced repetition yazıyor. Bakıyor, okuyor. Artı, ne dedik öğrenmek için?
Anlamak, aktif hatırlamak, doğru zamanlarda tekrar etmek ve dikkatini yönetmek, tamam mı? Aynı zamanda da bilgiyi yapılandırabilmek. Ne demek istiyorsun abla? Anlatacağım.
Çok çalışmak değil, doğru çalışmak sistem. Saat değil, sistem kazandırıyor. Şimdi etkili çalışmanın temeli anlamak. Tusta da böyle.
Diyeceksiniz ki tusta değil. Hayır. Ezberlemek değil ama anlamak. Hızlı hızlı anlamak sadece tamam mı?
Yani ezberlemeden önce konuyu harbi kavramalıyız. Neyi çalıştığımızı, neyin ne olduğunu hatırlayamamak başka bir şey. Çünkü beyin anlamadığı şeyi uzun süre tutamaz zaten. Yani şöyle düşünün.
Mesela bana diyorlar ki, Fransızca bilmiyorsun, nasıl bu şarkıyı ezberliyorsun? Abi anlıyorum. Niye anlıyorum? Çünkü sözlerine bakıyorum.
Mesela, hep görüyor musunuz? Papauté'yi söylüyorum yani. Arkadaşlar ne yapıyor biliyor musunuz? Trabajar.
İspanyolca si trabajar. Mesela çalışmanın Fransızca'sı Trabahar. Diyorum ki travaille de işte Fransızca'sı. Öyle anladıktan sonra, yani annem dedi ki... Maman dit... Ne mesela?
Annem dit. Di de... Dime de İspanyolca'sı. Diyorum ki, annem dedi ki çalışmak iyidir, baban çalışmaya gitti, hani falan seni terk etmedi gibi.
Annesi onu kandırıyor tamam mı? Trabahar'ı. Ben diyorum ki... Haa bak böyle böyleymiş.
Onu anlıyorum. Anladıktan sonra bilmediğim dili aklımda tutabiliyorum. Ama anlamasam, ezberlesem tutamayacağım. Anlatabildim mi?
Yani arada bir bağ kuruyorum. Sonra duygusal bir bağ kuruyorum. Anlıyorum herhangi bir şey. Diyorum o duygu, diyorum o duygu.
Bir şeyi duyguyla birleştirdiğimizde hafızada kalıcılığı artar. İkincisi biraz önce söylediğim şey Feynman'ın tekniği. Yani basitleştirebiliyorsak öğrenmişizdir bir çocuğa anlatacak kadar. Tamam mı?
Üçüncüsü arkadaşlar en önemlisi ya. Beynimizin bir şeyi hatırlaması için çalışacağımız süreleri yarılara indiren şey. Active recall. Yani aktif tekrar hatırlama.
Geri çağırma geri çağırma. Onu attık ya beynine. Geri çağırıyoruz diyoruz. Neredesin o bilgi gel diyoruz.
Peki bunu nasıl yapacağız? Şimdi bir tanem. Bir şeyi tekrar tekrar tekrar tekrar okumak pasif öğrenmek. Beyin burada çalışmıyor.
Fakat tekrar söylüyorum değineceğim podcast sonunda. Tıp gibi beynin çalışmadığı fakat bilgilerin bir yere atıldığı subkortikal yani düşünerek değil de espere böyle cevap verdiğimiz bazı sınavlarda tekrar tekrar okumakta ne kadar pasif olursa olsun çalışıyor yeri var tamam mıdır? Şimdi, nasıl yapacağız bu aktif recall'ımızı? Kendimize sorular sorup cevabı hatırlamaya çalışmak mesela çok basit olsa da beynimizin bağlantısını güçlendirir.
Biraz önce bahsettiğim PE teaching vardı ya tıpta bizim yaptığımız. İşte o mesela hani bunu yaparken sen bir konuyu başkasına anlatırken sen de aktif recall yapıyorsun. Yani aktif tekrar çağırıyorsun bilgileri. Çünkü zihnin o bilgiyi organize etmek, summarize, özetlemek için çok fazla enerji kullanıyor.
Tekrar hatırlamak zorunda kalıyor. Şimdi bir tanem, Bu aktif recall yani tekrar hatırlamanın olayı şu. Bilgiyi tekrar tekrar kitaba açıp böyle okumak değil, kendimize zorla hatırlatmak tamam mı? Yani gözümüzün görmediği bilgiyi beynimizden bir yerden çağıracağız.
Okey? Ben bunu anlatabiliyor muyum, ben bunu cevaplayabiliyor muyum diye kendimizi test etmek. E bunu nereden anlamışlar? Bunu araştırma yapmışlar bir tanem.
Bilimde öyle yapıyorlar genelde. Araştırma diyor ki, çok eski bir araştırma ama klasik yani klasik bir araştırma. 1917'de yapılıyor. Çocuklara bir tane biyografi okutuyorlar.
Grup A'da metin bir kez okunuyor, sonra test ediliyor çocuklar. Grup B'de ise metin defalarca okutuluyor. Ve test edilmiyor. Sonuç ne oluyor?
There you go. Tekrar tekrar okuyan grup kendini daha iyi hissediyor. Evet ben bunu biliyorum gibi hissediyor tamam mı? Ama tek kez okuyup test olan grup çok daha fazla şey hatırlıyor.
Yani okumak, ben bunu biliyordum ya bu neydi ya dedirtirken, okuduktan sonra kendimizi test etmek, recall yani geri çağırma, tekrar hatırlamayı aktifleştiriyor. Gerçekten recall, bir bilgiyi hatırlamayı, hafızayı gerçekten en çok güçlendiren şeylerden biri. Peki bunu nasıl yapacağız abla? Tamam, anladık ne olduğunu derseniz de kitabı kapatıyoruz.
Şimdi, konuyu bir kez anlayarak okuyoruz, tamam mı? Sonra konuyu kapatıyoruz, diyoruz ki... Bu konu neydi? Ben şu an ne çalıştım?
Bak çok önemli bunlar ha, bak gülmeyin. Bu konunun üç tane temel noktası ne? Sence bu konudan Tuğba sınavda ne çıkabilir? Tamam mı?
Bunları hatırlamaya çalışıyoruz. Gözümüz değil, beynimiz çalışıyor. Diyorsanız ki benim görsel zekam... Tamam abi hayal et, aynı şey.
Beyin çalışıyor. Gözünle görmüyorsun ya, gözünle bakmıyorsun. Beyninle görüyorsun, okey? Şimdi, ders notlarını okurken cümle aynen deftere yazılmıyor bir tanem.
Buradan kendime nasıl soru çıkarırım diye düşün. Mesela ben tipte örnek vereyim. Şimdi cümle aynen deftere yazılamayacak dedik ya. Ben burada ne yapıyorum?
Anki diye bir sistem var. Anki'de flashkart hazırlıyorsunuz. O size aralıklı tekrar sürelerine göre yani beynimizin hafızamızda tutabileceği unutma eğrisine göre bir şey unutmayalım diye tekrar tekrar hatırlatıyor. Ve orada da bunları sorulara çeviriyorum.
Mesela beta blokör ilaçlar kalp hızını düşürür. Not bu ya, bilgi bu ya. Bunun yerine diyorum ki beta blokörler kalp üzerinde ne etki yapar? Tabii ki bunu biliyorum.
Bunu demiyorum size. Genel size söylüyorum. Sonra Anki'ye bunu yazıyorum. Kendi deckimi oluşturuyorum.
Yani kendi kartlarımı oluşturuyorum. Cevabı da hatırlamaya çalışıyorum. Değil mi? Sonra arkadaşlar Anki çok güzel bir sistem.
Sizin zorlandığınız, yapamadıklarınızla falan göre. Onları daha çok göstermeye başlıyor falan. Tamam mı? Onu yönetiyor yani.
Aa bak diyor artık uzun hafızaya attı. Bunu daha az. Yani çok güzel bir sistem bence. Uğraştırıyor oluyor başta ama sonra rahat alışıyorsunuz.
Feynman tekniğini anlatmıştık zaten. Çocuğa anlatır gibi, kendine anlatır gibi, duvara anlatır gibi. İstediğinizi yapabilirsiniz birini anlattığımızda. Açıklarken takıldığımız yerler, bilmediklerimiz ortaya çıkıyor.
Ve bu sayede bilgiyi organize ediyoruz anlatırken. Yani tekrar recallımızı çalıştırıyoruz tamam mı? Mesela şimdi size bu aralıklı tekrarla, yani hep diyorum ya Space Repetition. Beynimizin unutma eğrisine göre aralıklı tekrarla aktif geri çağırma kombosu.
Konuyu anlayarak okuduk. Sonrasında kapattık. 20 dakika sonra kendimize soru sorduk. Aynı günün sonunda 5 dakikalık o yaptığımız kartlara baktık.
Tamam mı? Aktif recall yaptık. Sonra unutma eğrimize göre 1, 3, 7 ve 14. günlerde kitap açmadan kendimizi test ettik.
Ama takıldığımızda açıp baktık notlara. Muhteşem. Oku, anla, kapat. Not yazma, soru yaz.
Çünkü niye? Beyin çalıştıracağız. Soruyu gör, cevabı hatırlamaya çalış, sonra kontrol et. Tekrarları okumayla değil, testle yap.
Zorlandığın yerde özellikle işaretle onlara yüklen. Bakın şimdi, bir şey size rahat, tanıdık, kolay geliyorsa muhtemelen daha önce gördün, okudun bir yerde. Ama bir şey seni geriyorsa, zorlanıyorsan, hata yapıyorsa muhtemelen öğreniyorsun aşkım. Welcome to the club.
İşte şimdi tam burada önemli bir disclaimer vermek isterim. TUS gibi sınavlar için. TUS gibi derken ne demek istiyorum bir tanem? Kendisi bir dev ezber sınavı.
Yani subkortikal bir ezber isteyen sınavlarda okuma tamamen maalesef yok olmuyor. Peki ne yapacağız? Nedir buradaki şifre? Söylüyorum.
%50 aktif recall yani %50 aktif geri çağırma. %50 tekrar okuma, hızlı tarama. Bu ikisinin kombinasyonu TUS'un formülü. Kaç kere girdim derseniz.
Böyle diyor. Bilim diyor. Ben girmedim tekrar tekrar. Sonuçta hastanede de birine bir şey olduğunda yaşamam gerekmiyor değil mi tedavi etmek için?
Niye peki arkadaşım böyle? Şimdi anlatayım ben size. Normalde not tekrar tekrar okumak niye yetkisiz? Pasif öğrenme yapıyor demiştik.
Normal şartlara zayıf bir yöntem demiştik. Çünkü beyin bilgi üzerinde işlem yapmıyor. Sadece tanınma yani recognition gerçekleşiyor. Recall devleti çalışmıyor.
Kalıcı bellek zayıf oluyor. Tamam mı? Ama TUS gibi sınavlarda, şimdi farmakoloji, mikroploloji, antropoloji, genelceler, kadro, ooo yani hani şurada kitapları görseniz, hatta bugün demiş abla sen bunları 3 ayda mı yapacaksın dedim bunları değil bunları 3 kere oku, 3 kere tekrar yapacağım 3 ayda. Ve böyle sınavlarda yani anlamaya dayalı koortikal öğrenme değil de, az anlama yani yarım yani mantık yok.
Saf bilgi liste ezberi yapacak hiçbir şey yok. Mantık yok arkadaşlar yani. Ezberliyorsun, sayılı ezberliyorsun gibi düşünsün. Fibonacci ezberliyorsun tamam mı?
Öyle. Valla. Ben size bir gün 10 saniye dinleteceğim. 10 saniye.
Bir kelime anlarsanız suratıma tükürürüm. Abart. Ve tekrar okuma neyi sağlıyor? To stop pattern recognition.
Yani sen bir tabloyu, bir bakteriyi, bir ilacı, bir tane gelin adını, böyle yani saçma sapan şeyleri 7-8 kere görünce artık zihin tanıma devresi kuruyor tamam mı? Yani bilgi profrontal değil, mantıka değil de subkortikal, pariyatal bölgeye yerleşiyor. Abla ne diyeceksiniz? Böyle bilin yeter.
Yani daha ezber, daha böyle arkadan gelen tamam mı? Yani sınavda görüntüyü görür görmez otomatik tanıyorsun. Biliş dışı. Biliş dışı ezberleme, çalışma.
O yüzden tust gibi sınavlarda tekrar okumanın rolü üstten tarama ve tekrar tekrar yenileme, repetition. Konuyu hatırlamak için önce primer bir okuma sağlıyoruz. Sonra aktif recall yaparken de bu hata oranı düşürüyoruz bu şekilde. Tamam mı?
Ama tek başına bu da yeterli değil. Şimdi ilk turda ne yapıyorum? Anlamaya çalışıyorum ve daha yavaş okuyorum. Ya da ben daha yavaş yine okumuyorum.
Genelde hoca dinleyerek çalışıyorum dershaneye gitmediğim için. Hocaların derslerini alıyorum online. Onları da iki hızla dinliyorum genelde. Konuyu kavruyorum.
Çerçeve oturuyor. En azından ne anlatılıyormuş onu. Çünkü ben daha önce çıtosuna mı çözmedim yani. Deneme bir kere yaptım.
O da yeni. Yani iyiyim bence. İkinci turda arkadaşlar. Hızlı tekrar okuma yapıyorum.
Ve Active Recall soruları yani temel şemayı yerleştiriyorum kafama. Üçüncü turda tekrar bu tüm kitapları tarama olayı tamam mı? Soru çözümü yapıyorum. Eksiklerimi tekrar okuyorum.
Yine Active Recall yapmış oluyorum. Ve bu tekrarlarda da ara ara aynı konuları işte Anki ile ya da başka şeylerle aralıklı tekrar yapıyorum. Çünkü bir konuyu bir gün çalışıp üç ay sonra ya da iki ay sonra yapmak değil. Bir, üç, dört ne dedik?
Bir, üç ya saydık bunları. Son turda ne yapıyorum? Zaten bildiğim şeyleri, güya. Hızlı hızlı okuyorum.
Artık sup kortika lafızımı güçlendiriyorum, tamam mı? Yani tuzla not okumak tamamen etkisiz değil ama tek başına da yetmiyor dedik. Tekrar okuma pasif bir yöntem olsa da böyle ezber gereken sınavlarda, sadece mantıksız bir ezber olması gereken sınavlarda bir rolü var maalesef. Şimdi bu aralıklı tekrarda da şöyle bir bilgi vermek istiyorum.
Yani neydi adı? Space Repetition değil mi? Burada normalde amacımız unutma eğrisini yenmek. Beyin bilgiyi hızlı unutuyor ve biz de bunu biliyoruz.
Aralıklı tekrar ne yapıyor? Bu tam unutmaya başladığın anda, tam o anda bilgiyi tazeleyerek bilginin kalıcı hafızaya geçmesini sağlayan muhteşem bir olay. Nasıl yapılıyor bir tanem? İki tane yolu var, bir tanesi.
Retrospective timetable yani geriye dönük bir zaman çizelgesi oluşturmak. Ben bunu unkill'e yapıp, yapay zeka ile de hangi ayarlıklarda, hangi dersleri yapmam gerektiğinin çizelgesini oluşturuyorum. Çünkü yazıyorum buraya işte bu konular, bu konular, bu dersler, bu dersler, bunları çalışacağım. Sen bana space repetition'a göre benim beynimle unutmayacağı şekilde bir timetable çıkar diyorum, çizelge çıkarıyor.
Zayıf olduğum konuları da daha sık, güçlü olduğum konuları daha severek çalışıyoruz. Kendimizi kandırmıyoruz. İkincisi de Space Repetition Journal yani Aralıklı Tekrar Journal'ı. Günlük arkadaşlar, günlük.
Allah seni ne yapsın Doktor Güneş. Şimdi, çalıştığımız gün o konuyu yazıyoruz ve bir sonraki tarihlere otomatik o an veriliyoruz. Bir gün sonra çalışacağım diyoruz, üç gün sonra, yedi gün sonra, on dört gün sonra, otuz gün sonra. Tamam mı?
Ajandamıza hemen bir gün sonra yazabiliriz şu konuyu. Tekrar et. Üç gün sonra hemen yazarız. Böyle bir aylık planlar yapabiliriz.
Tamam mı? Ya da bunu EAA yaptırabiliriz. Diğer bir konu, karıştırarak öğrenmek. Yani, interleaving denilen böyle tek bir konuyu uzun süre çalışmak etkisiz olabiliyor bazen.
O yüzden farklı konuları karıştırınca beyin doğru bilgiyi seçmek zorunda kalıyor. Bu da öğrenmeyi güçlendiriyor. Mesela 20 dakika atıyorum biyoloji, 20 dakika kimya, 20 dakika matematik çok daha etkili olabiliyor deneyin bunu. Arkadaşlar maalesef ki highlighting something yani bir şeyin altını çizmek düşük verimli deniyor bilimde.
Üzüyor bu beni yani üzdü ben çok çiziyor muyum? Bazen. Yani bir şeyi sarı boyayla çizmek öğrenmek değil diyor bilim. Ancak okurken anında highlight yapmak bir nebze işe yarayabilir.
Ama yine de aktif bir kolun yanında çok daha zayıf. Ama zararı da yani isteyen yapabilir bence. Bu çok da önemli değil. Şimdi flashcardlar var ya hani anki olur o olur flashcard olayı burada.
Bir şey daha söyleyeceğim size. Bu hafızamızı test etmek için güzel. Fakat. Her şeyi karta çevirmek yorgunluk tamam mı?
Her şey karta çevrilmemeli. Neler çevrilmeli? Zor olan bilgiler. Gerçekten hatırlamakla zorlandıklarımız.
Kendimizi tatmin etmek için, aa ben biliyorum demek için kolay bilgileri kart yapmak, vakit kaybı bir tanem. Aynı zamanda çok kart yapmakla sürdürülemez. Peki ne yapalım? Kart başından bir bilgi.
Aralıklı tekrar ile düzenli tekrar. En zayıf kartları en çok tekrarlayalım. Ve dediğim gibi antik gibi uygulamalar da bunları otomatik hesaplıyor. Sizin için yorulmuyorsunuz.
Ama ben flash card istemiyorum diyenler için ne yapacağız? Google Sheets yöntemi var. Orada da böyle sorular üstünde oluyor. Cevaplar sağda gizli oluyor.
Zorlandığın soruyu kırmızıya boyuyorsun mesela. Böylece zayıf alanların netleşiyor. Yani bu aslında çok güzel bir recall sistemi tamam. New Mornings'i biliyorsunuz zaten.
Hafıza hileleri, kısaltmalar, komik cümleler, sözcük oyunları. Tabii ki anladıktan sonra böyle duygusal olarak eşleştirme bir şeylerle. Bunun dışında bir tane. Pomodoro hepimiz biliyoruz artık değil mi?
25 dakika çalışacağız, 5 dakika mola, 4 turdan sonra uzun mola. Pomodoro uygulayabilirsiniz. Benim biraz önce söylediğim 3 saatlik Flow State uygulayabilirsiniz. Pomodoro bana az geliyor mesela.
Kim neyi seviyorsa bunu yapsın. Arkadaşlarıma çalışmayı seviyorum diyorsanız çok güzel aslında. Benzer seviyedeyseniz süper olur. Çünkü grup çalışması doğru yapılırsa inanılmaz etkili.
Şimdi diğer bir önemli kuraldan bahsedeceğim size. Bakalım biliyor musunuz? Duydunuz mu daha önce? Pareto yani 80'e 20 kuralı.
Şimdi sonuçlarımızın %80'i yaptığımız işlerin %20'sinden gelir. Yani ne demek bu? Yaptığımız işlerin %80'i yani geri kalanı boş iş. Verimsiz.
Ne demek bu ders çalışmada? Şöyle. Bu verimsiz %80'le güzel notlar, renkli kalemler, defleri baştan sona yeniden yazmalar. Bir kez daha okuyayım döngüsü.
Arkadaşlar bende bunlar yok çünkü benim yazım berbat. Güzel notlar alamam. Hiç hayatımda almadım. Hem sadece tıpta olan not almak değil.
Dersi dinlerken girip eve çalıştım. Hani alınan günlük çalışıyordum. Daha farklıydı. Gösteririm.
Çok güzel defterlerim onlar. Ama ablamın bir defterleri var, bir defterleri var. Güzel not almak zaten kötü değil. Ama hani güzel olsun diye bunun için ekstra ekstra uğraş.
Her günde 10 saat bunun için emek veriyorsanız, hoşunuza gidiyorsa tabii ki ayrı. Peki verimli %20 ne? Geçmiş sınav soruları, konu soruları, aktif recall ve başkasına anlatmak. Notu yeniden yazmak çoğu zaman şu yüzden verimsiz.
Zaten bildiğin bir şeye tekrar zaman harcıyorsun. Sınav tekniğin gelişmiyor. Sana sadece çalıştığım hissi veriyor ama gerçek anlamda öğrenme artmıyor. Anlatabildim mi?
Çünkü çalışma hissi veriyor. Geri dönüp bakıyorsun ooo kaç sayfa yazdım. Eee kankam? Şimdi peki ben bu kadar çalışırken, hani günlük hedefim işte 4 saat derin artı, 3 saat toplam, 7 saat çalışmak ve üzerine sosyal medya işimi devam ettirmek, talk showlarımı devam ettirmek, ödül törenleri, bazen konuşmalar, aynı zamanda bir ilişkim var falan filan.
Hepsine nasıl yeteceğim? Nasıl günlük rutinim? Bunu söyleyeyim ama bu aslında diğer yapacağım bölüm. Longevity bölümü yapacağım, günlük rutin.
Orada da anlatabilirim ama özellikle şunu söyleyeceğim. Şekerli gıdalardan kaçınıyorum. Zaten çok yemiyordum ama. O şeker ve sugar spike, o glukose spike, bu spike oldukça yani peak yaptıkça, geri düştükçe bunlarla uğraşırken bedenimiz çökecek, işte yorgunluk olacak, beyin sisi olacak.
Olmaz. Olmaz bunlarla. Birincisi yani şeker meker azaltacağız, düzgün besleneceğiz, proteinimizi iyi alacağız. Bu net.
Ben günlük bir öğün yiyorum. Almaya çalışıyorum proteinimi ama alamadığım için şu ara arkadaşlar takviye alıyorum proteinde. Kreatin alıyorum. Aynı zamanda esensiyel proteinler de var ya.
Bunları biliyor musunuz? Onları da alıyorum. Çünkü iyi beslenemiyorum yeterince. Onun dışında çok önemli olan D vitamini.
Eksikliğiniz varsa gidin baktırın. Ona göre ben şu anda 20 binlerde alıyorum. Yani çok fazla alıyorum çünkü eksikliğim var. Sonra idami dozu günlük 2 bin devam edeceğim.
Öneri değil bunlar. Benim yaptığım doktorlarımıza mutlaka sorun. D vitamini vücutta depolanır. Tok risk olmasın.
Çok önemli çok önemli. Bununla beraber magnezyum. Bununla beraber D3K2 alıyorum ben zaten de. Magnezyumun da B'ne daha etkili olan formlarını alıyorum.
Biglisnat ve etriyonat. Tamam. Omega 3 çok önemli. Omega 3'ümü hep alıyorum.
Asla eksik etmiyorum. Ben aynı zamanda folik asit de alıyorum. B12 de alıyorum. Tamam mı?
Alıyorum bunları ben. Testim daha yeni yaptırdım. Almam gerekiyor bunları. Bunun dışında ilerleyen dönemlerle B6 da ekleyebilirim.
Ve stikolin. Şu an almıyorum. İhtiyaç hissetmediğim için. Fakat stikolin de alınabilir arkadaşlar.
Anladınız mı beni? Şimdi omega 3, DHA var ya, DHA beyin hücreslerinin %30'u. Aynı zamanda omega 3 sinyal iletimini hızlandırıyor. EPA ise, inflamasyon düzenliyor.
Yani yüksek omega 3 daha iyi hafıza, daha yavaş bilister yaşlanma. Ve sadece beyin değil, vücudumuzda da başka pek çok yararı var. İkincisi, istikolin ne yapıyor? Temelde, astatikolin üretimini arttırıyor.
Ve beyin enerji metabolizmasını yükseltiyor, tamam? Ama bakın bundan ilaç değil, değil mi? Takviye. Doktor ortası olmadan kullanmıyoruz.
Vitamin D niye hafıza için kritik? Çünkü reseptörleri hipokampüs dahil her yerde. Ve yorgunluk, anti-aging ya formu çok önemli zaten. D3 formumuzda.
D alıyorsak arkadaşlar doktorumuza sorarak magnezyumumuzu alalım tamam mı? Çünkü aktif formumuza çevirmek için D'yi, magnezyum güzel çalışıyor. Fakat takviyelerden önce özellikle uyku, stres, beslenme bunlar önce tamam mı? Uyku 7 saat, 7,5 saat, 8 saat, 7-8 arası uyku çok iyi.
7-8 saat arası yani mutlaka ve akşam uykusu, gece uykusu çok önemli. Gece ders çalışıyoruz. Telefona bakmadan ne kadar mümkün bilemiyorum ama sizin için bakmadan yatıyoruz. Beynimizde başka bir input olmuyor.
En son çalıştığımız şey beynimizde tekrar tekrar dönüyor. Bu gerçek. Oldu mu? Bence oldu.
Yani sadece çok şey var. Ben bu konuda 3 saatte konuşurum. Ama 3 saat dinleyemezsiniz. O yüzden bir yararı olmaz.
Bugün ne yapıyorsunuz? Ya da yarın ders çalışmak istiyorsanız ne yapıyorsunuz? Hayallerinizi, hedeflerinizi sınava göre değil, sınavdan sonra olacak şey düşünerek, öyle motivasyon sağlayarak. Ve inanarak ya, inanmak çok önemli.
Bakın size bunu söyleyeceğim sonra, bunu unutacaktım. Beni biliyorsunuz değil mi? Ve ben bir şeye başladığımda, ister bu ders olsun, ister podcast olsun, ister Twitch Talks, bir şeye başlıyoruz arkadaşlar dediğimde, içinizden şunu dediğinizi biliyorum ben, yapar. Hani bunu dediyse yapar.
Tuz 3 ayda yapacak demek ki bir şekilde falan. Çünkü niye? Ben kendime inanıyorum, siz de bana inanıyorsunuz. Ben kendime inandığım için ve daha önce size bunu gösterdiğim için yaptığımı, başladığım işleri.
Ve bu benim beynimde böyle bir imaj yaratıyor kendimle ilgili, benim kimliğimle ilgili. Sen hedef koyduğun şeyi yaparsın. Ve ben buna inandığım için de böyle ansiyete olarak çalışmıyorum. Mutlu mutlu çalışıyorum, güvenerek çalışıyorum.
Çünkü biliyorum, Ama abla ben bilmiyorum, emin değilim. Başarısızlık yaşadım daha önce ve korkuyorum diyorsanız da ben de başarısızlık yaşadım. Sınavda değil genel olarak ama hayatın başka yerlerinde. Fakat ben bu başarısızlıklığı başarısızlık olarak görmüyorum.
Niye? Çünkü erken anlayıp yani fail fast yani erken başarısızlık olacağını fark edip direkt o işi bırakıp batık gelme psikolojisine kapılmayıp direkt çevik olarak değiştirdim, yönümü değiştirdim anlıyor musunuz? E yönümü değiştirince de başarısızlık görmüyorum ki bunu. Erken fark etme olarak görüyorum.
O yüzden ben de yaşadım ama öyle bakmadığım için siz de öyle algılamıyorsunuz. Ben size söylerim şimdi başarısız olan işleri. Ama öyle durmuyor sonuçta. Ben de öyle değerlendirmiyorum çünkü.
Yani günün sonunda kendinizi öyle hissetmiyorsanız kendinize küçük zaferler elde edeceksiniz. Yani o deftere tik atacağınız derste ilgili küçük şeylerle başlayın. Beyninizi başarabilen, başaranlardan olduğunuza inandırın. Tamam mı?
Ve artık böyle birisiniz. Mesela diyet yapıyorsunuz, kilo veremiyorsunuz, veremiyorsunuz. Ben hep bunu söylüyorum. Ben fit biriyim.
Ben şey yemem. Abur cubur yiyen biri değilim. İnandırın abi kendinizi. İnandırırsanız oluyor.
Çünkü siz de öyle inanıyorsunuz. Çevrenizde diyor ki ''Tuba onu yemez.'' falan. Tamam mı?
Öyle bildiğiniz için artık o karakteriniz olmuş. Siz de yememeye başlıyorsunuz. Tamam mı? Sizi seviyorum.
Canım bacılarım. Ve istiyorum ki size iyi gelebilmek, söylediğim şeylerle böyle sizin o gününüzü farklı geçirtebilmek ya benim için ilk yapmışım dedirten şey bir podcasti. Umarım faydalı olmuştur. Sorularınızı alırım.
I love you. Her neye çalışıyorsanız umarım hayallerinizden de en güzeli olur. Mart 15'te görüşürüz. Yatırımlarınız Albayfix ile tek platformda.
Siz de hemen Albayfix'i indirin, yurt içi ve yurt dışı hisse senetleri, canlı piyasa takibi, yatırım fonları işlemlerinizi tek bir uygulamadan gerçekleştirin. Detaylı bilgi için albaraka.com.tr
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.