
5.039 kelime · ~25 dk okuma
Merhabalar herkese. Mecbur Mim'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Bugün sevgili partnerim Yaşar ve en çok iltifat alan kaza burada. Ayrı bir şahıs bir karakter olarak.
Buluşma kazadır bu. Yaşar'ın ne zaman bir hanım bireyle buluşmaya gidecek olsa bu kazağını giyer. Yaşar bu kazakla geliyorsa size ciddi düşünce olabilir. Bu kadar ne zaman giysem sürekli link istedi.
Evet, evet. Ama ben bu kaza ikinci el olarak aldım. O yüzden insanları satın alamayacağı bir şeye inflüans ediyorum. Kapitalizmi açtım, savaştır bu.
Ya da hani iki diyele teşvik ediyorsun, sürdürülebilirliğe teşvik ediyorsun. Bir taşla kaç kaç vuruyorsun bu kazakla kim bilir? Bu kazağa şöyle bir teklif geldi. Sen bu kazağı bize ver, biz bunu modelleyelim, satışa çıkaralım diye.
Şaka yapıyorsun. Yemin ediyorum. Ve? Vermedim.
O kadar, niye bu kadar şey yapıyorsun? Ne bileyim hani ikinci el ya hani bana kalsın. Tamam da geri verecekler herhalde. Herkes de olacak sonra.
Ha okey. Aynen. Ay sen gerçekten enteresan bir insansın. Seninle konuştukça birdolukların ortaya çıkıyor, kazıdıkça.
Ya. Çok bomba bir konu. Evet. Bu konuya çok güveniyorum.
Çok güçlü bir konu ve hani en çok dinlenen bölümümüz olabilir gibi hissediyorum. Herkesin kafasındaki o soruya yanıt arayacağız. Evet. Bugün öyle bu konuyu da bana senden geldi.
Sanırım bir başkasından geldi sanırım. Bir arkadaşımdan geldi. İlişkilerde taktik yapmaya mecbur muyum? Sorusunu masaya yatıracağız bugün.
Çok önemli, çok can alıcı bir soru. Şöyle pod bir ekibi girişte acayip heyecanlandım. Bugün kuru faslayla karşılandım. Bu ofiste.
Oturup yani herkes gibi yarım saat tartışır bizle bu konuyu. Çok herkesin söyleyeceği bir şeyler varmış. Toplum yaralı ben sana söyleyeyim. Çok yaralı, yaralı bu konuda.
Ama biz o yaralara bugün derman olacağız diye düşünüyorum. Kesinlikle. Ne çağrışım yapıyor Yaşar'cığım sana bu strateji meselesi? Strateji taktik deyince ilişkide ne anlıyorsun?
Ben mesela bana hemen ilişkinin ilk evreleri çağrışımı yapıyor. Taktik yapar mıydı mısın? Ben yaparım. Burcu ve insanlar taktik yapar.
Fırleterler işte taktiksizdir. Fırleter maaşın ne kadar, emekliliğin ne kaç gün kaldı? Mesela taktik yapıyorum dedin ya, ne yapıyorsun mesela? Sıcak soğuk yaparım.
Naz yaparım. Bayılırım oradan. Başka ben çing yaparım, ghosting yaparım. Hani ben herkesin böyle uruna terapiye gittiği o toksik insan yani.
Peki şey yapıyor musun? Mesela bana dört saat sonra mesaj atmış, ben dört buçuk saat sonra mesaj atacağım. Yaparım. Yapar mısın?
Yaparım. Şu an yapıyor musun? Şu an... Evli, varkı... Bu arada her ilişkide bir strateji olabiliyor.
Bazen içinden gelmeyen şeyleri o ilişkinin gerektiği için yapabiliyorsun. Uzun süreli ilişkilerde de daha güvene dayalı ilişkilerde de ama... ...arkadaşlık ilişkileri bile ya stratejik değil mi Yaşar yeri geldiğinde?
Kesinlikle bu arada. Yani işte ortaklık ilişkilerinden belki anne baba ilişkilerine kadar... ...hani bir ilişkiyi nasıl yöneteceğini, işte bir ilişkiyle nasıl davranman gerektiğini öğreniyorsun.
Çünkü hiçbir ilişkiye böyle cumburlop, kendi duyguların olduğu gibi... ...veya işte hemen o an olsun diye bir şeyleri söylemiyorsun. Aslında bir şeyin zamanını, yerini bekliyorsun ama bu taktik midir?
Yoksa hani biraz öğrenme midir? Regülasyon mudur? Kendini yetebilmek midir? Onu düşünüyorum.
Çünkü bu içeri yazılırken şey düşündüm. Şimdi taktik yapmayalım. Taktik kötü bir şeydir deyince de akla şu geliyor ya. İşte her şey olduğu gibi söyleyelim.
Hiç sınır çizmeyelim. İşte ilk haftadan seni seviyorum diyeyim. İlk haftadan sen benim için çok değerlisin. Saatlerce mesaj atayım.
Mesaj atmadığı için ona kızayım. Yani taktik yapmamanın değili de... Aslında sınır çizmemek olmamalı, o da sağlıksız. Bir spektrumun iki kötü ucu gibi geliyor bana.
İnsanlar sanki birinden kaçarken sonra doluya tutunuyor. Ben burada şunu çizmek istiyorum. Yani aslında ilişkide en sağlam temel şeffaflıksa bir noktada... ...o şeffaflık sınır çizmeyle beraber gelmediğinde de tehlikeli.
Yani şeffaflık kendi içinde de bir takım sınırlara tabi olmalı. Evet burada şimdi Aristoteles'in altın ortası çağrışımı yaptın bana. Dürüstlüğün de bir fazlası ve azı var diyor mesela. Yani her özelliğin bir fazlası azı var.
Fazla şeffaflık yani bu sefer de hani şey oluyor, boşboğazlık oluyor. Hani her aklından geçeni söylemek de olmamalı, stratejik olmamak. Ama fazla stratejik olunca da böyle sürekli karşındakiyle de satranç oynuyormuşsun hissi de... ...çok sağlıklı bir ilişki temeli olmayabilir.
Sen Aristo'dan bir örnek verdin. Ben de başka bir halk, Ozan'dan vereceğim. Vaktinden önce açan gül zulümdür. Yani her şey vaktinde güzel.
Dolayısıyla hani bir şeyleri de doğru yerde, doğru zamanda söyleyebilmek lazım. Ama ben tabii şunu sorguluyorum. Hani niye geçmişe kıyasla daha fazla taktiğe ihtiyaç duyuyoruz? Şöyle gibi.
Öyle mi acaba? Bence öyle. Kazanovalar, Mazonovalar ne taktikler yapmışlar yani zannetmiyorum. Bence şu çok konuşulur ve şey oldu yani hani sosyal medya sayesinde artık insanlar ortak deneyimleri üzerinden birleşebiliyorlar.
Bir örgütlenebiliyorlar ya da işte şey yapabiliyorlar, duygudaşlık yaşıyorlar. Ama yani her zaman bu aşk oyunudur. Ben de başka bir halk ozonundan bahsedeceğim. Kenan Doğulu.
Ve ölümsüz eseri. Ozan'dır bu. Aşk oyunu buna derler güzelim. Seçmelisin birini.
Bir şöyle bir böyle derken kaçırıp harcarsın sevgileri diyor. Sevgili Kenan Doğulu. Kesinlikle flörtün bir tarihi var. Evet.
Ama demek istediğim şey... Ve bu bir oyunun da bir stratejisi var abi. Ya şöyle ama geçmişe kıyasla artık... Bu yeni bir şey değil.
Daha fazla flört ediyoruz ya. Şimdi eskiden insanlar... Bir kişide flört edip evleniyordun. Hatta belki flört bile etmiyordun.
Yani şimdi burjuva toplumlarında falan. Sizin sınıfta belki hani flört vardı da bizim sınıfta yoktu. Hayır, biz görücü usulü evleniyorduk. Şöyle, toplumdaki o ilişkiye dair beklentiler ve ilişkideki roller artık biraz sarsıldı ya.
Yani beklediğimiz roller yok. Ve aslında hepimiz bu modern dünyada, bu şehirli dünyada, bu kadar hızlı dijitalleşen dünyada bilinmez bir ilişki alanı içerisindeyiz. Dolayısıyla biraz taktik yapmak, bu belirsizlik, daha görev ve sorumlulukların tam oturmadığı, kimin hangi rol üstleneceğini bilmediğimiz bir çağda birazcık kendini güvence içine almanın, o riskten kaçınmanın... Veya buna dair bir aksiyon almanın yolu oluyor gibi hissediyorum.
Çünkü eskiden her şey belliydi. Aşağı yukarı. Taktik yaptığın zaman, burada taktikten kastın ne? Onun açalım mesela.
Benim aklıma hep böyle işte geç cevap verme, bir sıcak davranma, bir soğuk davranma. Hemen niyetini belli etmeme, niyetin kendi içinde belli olsa da. Böyle şeyler geliyor. Sonunda mı böyle çağrışma oluyor? Kesinlikle ve en temelde nihai amacı hala kendini arzulanabilir kılmak.
Çünkü içinde oğlumuz çağda eğer sen karşı tarafı arzu ettiğini belli edersen... ...artık eskisi kadar arzulanmayacakmışsın hissi var. Evet ama bu bıyığın çağı özel bir şey değil.
Kesinlikle ama bizim çağda biraz daha bence bariz olmasının sebebi daha böyle bir tüketim kültürü içerisindeyiz ya. Yani bir insan işte bir piyasaya çıktığında işte beş, on kişiyle konuşabiliyor veya kafasından beş, on kişi geçiyor. Yani illa beş, on kişiyle konuşmuyor olsan bile mesela birkaç kişi senin story'ini like'lıyor. Birkaç kişinin sen story'ini like'lıyorsun.
Birkaç kişiye bir ay önce DM'den yazmış oluyorsun. Böyle kafanda bir takım yedek listesi var işte. A yediği, B yediği, C yediği. Dolayısıyla yani onlara her zaman arzulanabilir kılmak istiyorsun kendini.
O yüzden o sana mesaj attığında mesela yarım saat içine yazdıysa sen iki dakika içine yazmıyorsun. Bir saat sonra yazıyorsun. Evet. Vesaire vesaire.
Bu güzel bir şey bence. Çünkü hani taktik ya da gerçek. Ben mesela şeyden hoşlanmam. Yani...
Biriyle diyelim flört edeceğiz ve belki bir ilişkiye dönüşecek iyi giderse... ...ya bütün oda bana çevrilsin, hayatın en orta yerinde ben olayım falan filan. Onun yerine kendi bir meşguliyeti olduğunu hissetmek.
İşte başka bir gündeme olduğunu ve arada da bana yazdığını, başka hedefleri olduğunu... ...ve hani makul bir sürede tabii ki ne bileyim yani on gün sonra cevap vermediği bir senaryodan bahsediyorum. Öyle yapmadığını boş adam gibi mi düşünüyorsun?
Boş yani. Yani aynen bir kere şey şöyle deneyler buldum bu arada. Bu scarcity yani sana çok talep olduğu ya da hani sana çok muhtaç... ...karşındaki insan çok muhtaç olmadığın hissiyatını veren bütün bu taktikler... ...hani biraz soğuk davranma,
biraz belki geç yazma, çok meraklıymış gibi... ...çok hevesliymiş gibi davranmama. Hani kadınlar için naz olarak şey yaptığımız.
Bunun zaten çok, çok eski evrimsel bir tarihi var. Yani evrimsel psikolojiden bahsederken birazcık korkuyorum ama... ...namussuz da çok iyi açıklıyor böyle şeyleri.
Yapacak bir şey yok yani. Çok açıklama gücü yüksek. Tabii ki her şey. Seni red bilgilerle masaya oturmaya davet ediyorum.
Her şey değil evrimsel psikoloji. İnsanlar... Onlar da çok evrimsel psikolojiyi o literatürü kullanıyorlar. Kırmızı giymem, Red Pill'e alakalı olur mu? Kırmızı giymem,
aşk konuşacağımız için ben kırmızı giyiyorum. Tamam, evrimsel psikolojiyle alakası yok yani. Yok, tabii ki evrimsel psikoloji bütün insan davranışı repertuarlarını açıklamak için yeterli değil. Ama bir yüzde yetmiş, yüzde yetmiş beş bir explanatory power'ı var.
Ama Hitler'in haklı tarafı vardır. Hayır canım, ne münasebet. Tamam, peki. Yani şu açıdan yani tabii ki mesela ayak fetişini açıklayamaz evrimsel psikoloji en basitinden.
Değil mi? Yani... ...ayak fetişine sahip olmak senin neslinin ya da genlerini bir sonraki şeye aktarmana bir hizmet etmeyecektir Ne bileyim işte erkeklerin daha genç global olarak, küresel olarak daha genç kadınları tercih etmesi.
İşte kadınların erkeklerde belli bir tarz işte daha ne bileyim maddi şeylere önem vermesi. Fiziksel, ama... sağlıksal iki tarafında sağlık gösteren, fertilite işte doğurganlık sinyalleyen özelliklere önem vermesi falan. Yani bunlar artık hani artık helva yapsana yani biraz.
Onda bir zahmet evrimini açıklayalım. Ama nazı da evrimini açıklayabiliyoruz. Katılırım. Nasıl?
Valla ben kendim bakıyorum. Nazlı kadın başımızın tacizine. Ama evrimsel ilişkisi ne yani? Sen seviyorsun okey de.
Düz bir erkek olarak... ...ortalama erkek olarak hani bende var. Toplumun çoğunda vardır diye düşünüyorum. Evet,
evet. Naz seviyorlar. Bir şeyin peşinden koşma ve onu elde etme arzusu gibi. Bu dopamin, dopamin beklentiyle şey oluyor.
Aslında elde ettiğinde o kadar dopamin salgılamıyorsun. Olacağını hayal etme zamanı o beklenti dopamin salgılatan şey. Bu bir şey, bir faktör. Ama bir diğeri de ki ben enteresan buldum.
Erkeklerin evrimsel olarak kadınlarda önemsediği şeylerden biri sadakat. Bunun da evrimsel bir sebebi var. İç gebelik yüzünden kadınlar hamile kaldığında babanın belirsizliği... ...her zaman zaten çağlar boyunca bir mesele olmuş yani.
Ve sadakat çok önemli bir sinyal tabii ki karşı tarafa verdin. Çünkü ben sadakatli, namuslu belki bir kadının sinyalini verdiğin zaman... ...bu sefer hani benden başka kimseyle olmaz bu.
Hissiyatını oluşturmak karşı tarafta. Bir erkek için değerli oluyor. Nassız bir kadın da hemen hani belki hafif meşrep falan filan diye tabir edilen... ...evrimsel bir perspektiften tabii ki.
Herkes için böyle olmak zorunda değil ama şöyle hissettiriyor evrimsel bir açıklamayla. Hani bu bana karşı bu kadar hevesli ise herkese karşı bu kadar heveslidir. Bu kadın. Dolayısıyla da babalık, paternitiği tehdit eden bir durum olarak algılanıyor.
Nassızlık. Ve bu sadece Türkiye özellikle de Orta Doğu toplumlarına, daha geleneksel toplumlara özel bir durumda değil... ...gibi gördüm ben, baktığım kaynaklarda.
Çok hızlı senin anlattıklarındaki böyle kafama çağrışan şeyleri söyleyeyim. İlk başta şöyle başladın ya aslında kafamızda bir imaj var. Yani o bana hemen yazmadığında veya tamamen ilgisini bana çevirmediğinde aslında o insanın kendine ait bir hayatı, kendine ait bir çizgisi olduğunu düşünüyorum. Birazcık mesela bu taktiğin bence böyle bir yönü var.
Şu an biz hayatımızda bir teknik direktör gibiyiz ya. Yani düşün işte aynı anda kontrol etmemiz gereken bir kere... İşte işimiz var, işimizdeki başarımız var, kariyerimiz var. Bu hayatın bir koşulu.
Uzun bir enerjimizi ve geniş bir zaman dilimizi buraya ayırıyoruz. Ama sadece bununla sınırlı değil. Mesela kendi imajımız var. Sosyal medyadaki imajımız var.
Hayattaki imajımız var, statümüz var. Bedenimize sağlıklı bakmaya çalışıyoruz. Aile ilişkilerimizi iyi geçindirmeye çalışıyoruz. Arkadaşlarımıza buluşmaya çalışıyoruz.
Yani bir insan böyle bir orkestra şefi gibi... Aynı anda altı, yedi tane şeyi yönetmeye çalışıyor ve hatta bunu nasıl daha iyi yönetirsin? Bunu daha fazla nasıl iyi zaman ayırabilirsin? Bunu nasıl verimlileştirebilirsin?
Kendi statü nasıl iyileştirebilirsin? Gibi böyle bir sürü tavsiyeler, tartışmalar, ne bileyim buna da içerikler var. Ve burada aslında ilişki de artık eskiye kıyasla böyle hayatının merkezine oturan, işte bütün hayatını yöneten, işte iş, aşk, aile, arkadaşlık ilişkilerini mahveden bir şey olması uncool oldu. Düşünsene şimdi eskiden kara sevda diye bir şey vardı.
Şu an kara sevdaya tutulan birine insanlar böyle dışarıdan biraz salak, mal gibi falan bakıyor. Günümüz toplumuna adapte olamamış. Çünkü günümüz toplumundaki insan, ideal insan her şeyi böyle ayırabilen, her şeyi sterilize edebilen. Dün gece eşiyle çok sıkı bir kavgaya tutuşmuş olsa bile veya sevgilisine ayrılmış olsa bile... Derse gittiğinde,
işe gittiğinde çok verimli bir şekilde onu ayırdı, bunu ayırdı. Duygularını tasnıf etti ve tamam ben şu an çalışabilirim diyen insan oluyor. Hani beklenti bu yönde. İşte tam bu noktada biz aslında bu taktikleri de hedge ediyoruz.
Finansal piyasalarda öyle bir laf vardır. Hedge etmek, risk hedge etmek bilmem ne. Taktik de böyle bir şey gibi geliyor bana. Yani ilişkideki riski hedge ediyorsun.
Çünkü aslında hayatındaki diğer alanlar... ...kötü etkileyebilir. İşte ilişki kötü giderse, işin kötüye gider bilmem ne ama... ...iş de önemli,
kariyerin önemli, statün önemli. O yüzden o ilişkideki taktiklerle... ...bir nevi hep böyle bir koruma alanı, buffer zone derler ya... ...bir böyle savunma alanı yaratıyorsun.
Böyle bir hava yastığı gibi hani... ...hayatındaki o insanın sana tamamen değmesini, senin ona değmesini engelleyen... ...böyle bir takım can bariyerler gibi düşün.
Böylece kendini aslında güven altına alıyorsun. Hani hec etmek gibi geliyor bana günümüzdeki gibi. Tampon bölge oluşturuyorsun. Aynen öyle.
Tehlikeli, fazla yakınlaşacak ve hayatını fazla infiltre edecek... ...bir hale gelmesini engelleyecek bir şey kullanıyorsunuz. Aynen emniyet kemeri gibi.
Buradan şuna geleceğim ama arzuyla bu... ...gerçekten beraber yürüyebilir bir şey mi? Çünkü arzu dediğimiz şey veya yoğun duyguların dediğimiz şey böyle... Seni tamamen kontrol eden işte,
mesela Fransızca'da şey derler hani aşka düşersin. İngilizcede de öyle. Aşk düştüğün bir şeydir aslında. Kontrolü kaybettiğin bir şeydir.
Senin artık eski emniyet kemerlerin hepsinin koptuğu bir şeydir. Sen başka bir dünyaya gidersin. Dolayısıyla aşk, arzu, sevgi, o ilişkinin kendisi normalde bu kontrole hiç gelmez. Hiç istemez.
Ama bir yandan da biz bunu kontrol etmeye çalışıyoruz. Bence meselenin ana gövdesi burası. Arzu kontrol edilebilir bir şey mi? Edilmeli mi?
Ettiğimizde mutlu olur muyuz? Bence aşkı yaşamak lazım aşık olduğun zaman. Ama ben bu en baş flört evrisini aşkla şey tutamadım. Yani bir o aşkın gelişimi olarak görüyorum.
Yani hani hemen aşık olduğunda da birazcık bence duygularını kontrol edebilirsin. Ama yine de onu hani keyfini sürebilirsin. Ama insanlar zaten o evreye bile gelemeden yani npc gibi konuşuyorlar. Bazen gerçekten şey gibi konuşuyorlar yani hani bu senin güveni alma modun.
Bir de şeyden bahsedeceğim. Şimdi sen söyleyince aklıma geldi. Bir de erkek tarafına ne? Kadınlar işte naz sinyalliyor.
Naz vesilesiyle sadakat sinyalliyor vesaire dedik. Erkekler ne sinyalliyor? Yani erkekler şunu sinyalliyor, ben sana bakabilirim ve sen benim yanımda güvende hissedebilirsin sinyallıyor diye düşünüyorum. Evet, şey genel küresel araştırmalarda da yani bütün dünya çapında yapılan araştırmalarda da kadınlar, erkeklere olanla çok daha fazla işte erkeğin maddi gücü, aklı, becerikliliği.
Bu arada başka karakter özellikleri de var. İşte iyiliği, iyi kalpliliği falan filan hani sadece maddiyat üzerinden değil ama... Bu arada hani bütün flörtleri potansiyel olarak evliliğe gidebilir bir perspektiften yorumluyor evrim. Tabii ki öyle olmak zorunda değil ama hani oradan yola çıkıyor diyelim ve şey çok büyük bir yatırım.
Birinden çocuk yapmak çok büyük bir fiziksel yatırım. Bir kadın için inanılmaz bir biyolojik yatırım. Ölebilirsin yani hani şu an ölmezsin muhtemelen de eski çağlarda yani evrimsel psikolojiden baktığımız için. Çocuğu doğururken ölebilirsin.
Diyelim ki ölmedin, her şey yolunda gitti. Uzun süre ona bakım vermen, çok yoğun bir şekilde bakım vermen lazım. Çok muhtaç olduğu için ve sen çocuğunu işte emzirirken sana işte yemek getirecek, seni koruyacak bir erkeğe gerekiyor. Evrimsel perspektiften söylüyorum tabii ki yani.
Bu yüzden de kadınların daha seçici olduğu da, hani hep klişedir yani... ...kadınlar seçer, erkekler kendini beğendirmeye çalışır falan filan... ...bunu açıklıyor evrimsel psikoloji.
Hani bunlar zaten hani birçok insanın belki kulak aşinalığı vardır da... ...bir tekrar üstünden geçmek istedim. Erkekler de şeyi sinyalliyor.
İşte bak ne kadar çalışkanım, ne kadar işkoliyim. Özellikle modern çağda işte. Çok yoğunum canım. Hani şey, Seda Sayan'ın meşhur sözü var.
Uyuyan adamdan nefret diye. Aslında çok evrimsel bir şey yani. Uyuyan bir adam var, çalışmıyor, yemek getirmiyor, para getirmiyor. Hani bu adam bana nasıl bakacak?
Benim babaannemin bir lafı vardır bu arada. Bir gün erkek eve eli boş gelirse saçı sakalık hanıma batar diye. Çok iyiymiş. Aynen.
Bir gıcık oldu. Bir de şey, Nas şu konuda da meşhur Woody Allen'ın bir sözü vardır. Beni kabul eden hiçbir kulübo üye olmak istemiyorum. Çok hızlı, sana meraklı biri olduğu zaman, birazcık da özellikle kendinden emin olmayan bir tipsen, biraz özgüvensiz bir tipsen, ya bu kız ya da bu erkek benim bu kadar içime düştüyse bir enayilik vardır.
Hissiyatı da yaratabiliyorsun ister istemez. Senin bütün bu anlattıklarının böyle aslında ana özne arzu ya, yani işte... Lakan'dır. Aynen, tam oradan hani... Lakan'la da böyle selam çektiğini anladım zaten.
Yani aslında bir arzudan bahsediyoruz. Bu arzu tatmin edilebilir mi? Veya tatmin edildiğinde artık bir arzu olur mu? Şimdi buradan şuna geleceğim.
Lakan'a göre hiçbir arzu tatmin edilemez bu arada. Edilemez zaten, evet. Sadece yerini ikame ediyorsun. Aslında aradığın bir şey belki A şahsı başlangıçta ama sonra fark ediyorsun ki sen A şahsını da istemiyorsun.
Aslında şahısları veya şahısları elde etmeyi seviyorsun. Yoksa sen benim 49W'daki lakam videomu mu izledin? Şöyle, şimdi burada beni rahatsız eden şey şu bütün bu taktik meselesinde de. Yani bütün mercek karşı tarafa odaklanılmış durumda ya.
Sen bütün hareketlerini aslında karşı taraf ne yapar ve ne yapacak diye... Düşünerek yapıyorsun yani atıyorum üç saat sonra mı mesaj atacaksın yoksa beş saat sonra mı mesaj atacaksın yoksa mesajının uzunluğu üç cümle mi yoksa dört cümle mi olacaktan başla nasıl davranacağını, ne giyeceğini kadar aslında karşı tarafın hamlelerini görüp onu değerlendirip onun üzerine yaptığın bir değerlendirmeden geçiyor ve bu bana rahatsız edici geliyor. Ama bunu çok bilinçli bir şey gibi, habis bir şey gibi anlatıyorsun ama... ...çok bilinç dışı yaptığımız şeyler de var,
yani atıyorum... ...biriyle konuşurken köle dokunmak falan, hiç fark etmiyorsun onu yaptığını ama... ...o bilinç dışı olarak içinden gelebiliyor yani.
Ya da ne bileyim, saçımla oynamaya başlamak falan, böyle beğendiğim biriyle konuşurken. Ama bunlar da flörtöz hareketler. Bu benim bahsettiğim, gerçekten insanların üzerinde düşündüğüm... Ama bu da bir sinyalleme.
Tabii ki sinyalleme. Şimdi sinyalleme ile biraz o yüzden taktiği ayırıyorum. Taktik sanki içinde biraz daha böyle bir... Rasyonelite ve şey var.
Bilerek yapıyorsun. Yani aslında bir strateji belirliyorsun. Ve burada dediğim gibi rahatsız eden şey karşı odaklı ya. Bence kendisini bilmeyen insan ilişki içinde de mutlu olamaz.
Şimdi o insanı taktikle bilmem neyle falan filan elde ettin. İşte belli bir... Arzu hala böyle alevlendirdin ve onu sürdürülebilir kıldın ama ilişki içerisinde sen sürekli karşı tarafa odaklanarak bir şeyleri değiştiriyorsun ya. O zaman sen ne istediğini bilmiyorsun.
Yani sen kendi ne istediğini bilsen, kendi sınırlarını çizebilsen, ne istediğini şeffaflıkla ve sınırı çizerek anlatsan... Sen zaten başlangıçta oyunun kurallarını veya işte kitabın bütün bölümlerini gösterdin. Ben böyle bileyim, bunu talep ediyorum, böyle yaparım. Buna geliyorsan gel beraber yürüyelim.
Aksi halde ama zaten sürekli karşı tarafa göre böyle eğilip büküldüğün, su gibi böyle şekil aldığın bir şey oluyor ve o insan nasıl mutlu olacak? Çünkü karşıdaki insan da değişebilir. Zaman içerisinde farklı koşullarda yaşıyorsun. Yani sen ne istediğini bilmiyorsun ki karşı taraftan ne istediğini bilesin.
Sen sadece react ediyorsun. Yani aslında tepki gösteriyorsun. Sanki bir ilişkide mutlu olabilmek için önce kendin olabilmen lazım. O da bir takım böyle sınırlar, prensipler, bir alan çizerek gerçekleşiyor gibi düşünüyorum.
Evet de yani kendin olma... Olursun, bir ilişkiye başla. Sen elbette duamına bakarsın. Aynen, sonra kendine olacak vaktin olur yani.
Bir de diyelim ki taktik yaptın. Şimdi ben zaten ilişkiler dışındaki hayat çok yorucu ve yıpratıcı. Bana tipi gibi geliyor. İş dünyası bilmem ne, işe geliyorsun.
Ayşe şunu yapmış, yok işte patronla konuşmuş. Yemeğe çıkmış, ona mail atmış, arkandan onu konuşmuş. O bunu yapmış. Şimdi bir sürü şey var.
Bu zaten çok yorucu bir şey. İlişkiye dönüp bir de ilişkide de hani sürekli bunları matematik hesabı düşünmek, şöyle yapayım, böyle yapayım. Bana çok yorucu geliyor. Bana da heyecanlı geliyor.
Şunu hayal ederim yani şu an sen konuşurken mesela hani... ...mesaj geldi böyle bütün kız arkadaşlarınla konuşmaca, strateji yapmaca... ...ne cevap versem hem optimum cevabı bulmaca.
Bunlar hayatın rengidir ya. Hmm, bilemiyorum. Sen artık ilişki yorgunu olmuşsun. Flört yorgunu olmuşsun.
İlişki zede. Yani ben hani biraz daha o güven duygusunu aradığım için belki de. Çünkü aksi halde böyle belki de belirsizlikle mücadele edebilen biri değilimdir. Bilmiyorsun yani belki de.
Sen belirsizlikle daha çok mücadele edebiliyorsun. Bence sen de mücadele ediyorsun. Senin çok daha fırtınalı bir profesyonel hayatın var mesela. Ben çok daha böyle bir kendimi sağlama alma.
Sen böyle çok daha risk alan ki bu özelliğine saygı duyuyorum bu arada. Bir tavrın var gibi geliyor bende sana baktığımda. Buradan ama şimdi bende bir aydınlanma yaktım. Belki ben hani profesyonel hayatta bu riski almaya daha meyilliyken... ...duygusal hayatımda o riski almaya daha az meyilliyim.
Sen ise belki profesyonel hayatında daha az risk alırken... ...duygusal hayatında daha fazla risk alabiliyorsun. Evet olabilir.
Böyle aslında karakter farklılıkları oluyor. Olabilir. Bu arada bütün bunları şimdi anlattım ya. Hani işte güvende olmak, işte ilişkideki taktiği böyle biraz manipülatif görmek.
Ama şunu da kabul ediyorum. Şimdi bir ilişki de şöyle sağlıklı olmuyor. Kendini olduğu gibi anlatmak, bütün duyguları filtresiz bir şekilde iletmek bu da sağlıklı bir şey değil. Burada ben paratoptim.
Bu duyguyu, bu şeyi öldürür ya. Arzuyu öldürür. Arzuyu öldürür. Bir de bu işler böyle yürümüyor.
Çünkü yani aşık... Şimdi ben bu arada bu cumartesi bu yayınlandığında yapmış olacağım da... ...Cerrahpaşı Tıp Fakültesi Psikiyatri Kulübü'nde aşk ve idealizasyon diye bir atölye yapacağım.
Onun için de çok heyecanlıyım. Tıp öğrencileriyle bir araya gireceğim için bu arada. Bir idealizasyon olması lazım aşk için. İdealizasyon olabilmesi için de bazı bilgiler olacak.
İşte Yaşar şunu yapıyor, bunu yapıyor. Mesela senden hoşlanan birini varsayalım. Yaşar şöyle biri, böyle biri, böyle biri ama şu taraflarını da tam bilmiyorum. Böyle yarı yapılmış bir puzzle parçası gibi olması lazım ki kafanda kendin kalanını tamamlayacaksın.
O idealizasyonun gerçekleşmesi için çok şeffaf olamazsın. O yüzden böyle aman ben her aklıma geleni söylerim. İstiyor musun, istemiyor musun kızım be falan hani o tarz böyle bir filtresizlik. ...ya da hani böyle niyetini çok erken belli etme ya da fazla hevesli gözükme... ...o arzuyu öldürüyor.
Çünkü idealizasyon gerçekleşemiyor. Katılıyorum. Hatta bir el arttırayım. Sadece ilişkilerde değil.
Ortaklık ilişkilerinde, anne baba ilişkisinde, arkadaşlık ilişkisinde... ...bir takım kontroller, bir takım farkındalıklar, bir takım doğru zamanını beklemeler... ...her zaman geçerli ve olmak zorunda.
Çünkü sen atıyorum aklına geleni her söylediğinde... Her canın istediğinde bir şey ifade etmeye çalıştığında, mesela karşıdaki o an konuşmak istemediğinde konuşmaya zorladığında... ...sonuç iyi olmuyor.
Demek ki bu bizi bir yere kadar duygularımızı, dürtülerimizi, düşüncelerimizi regüle etmeye itiyor. Bunu yapmadığında bu hayatta istediklerini elde edemiyorsun. Yani birazcık aslında insan kendini kontrol altına almalı. Buradan ama bence ideal senaryo şu.
Parato-optimal derler ya. Şimdi yüzde seksene, yüzde yirmi. Yani bir ilişkide, özellikle duygusal ilişkide... Bu arzuları filtreleyebilecek ve onu böyle kontrol edebilecek kadar bir yandan akıllı ve rasyonelize.
Ama yeri geldiğinde de onları böyle şelale gibi boşalttığında da o ilişki bunu kaldırabilecek kadar da güçlü ve geniş şeffaf olmalı diye düşünüyorum. Yani çoğunlukla kontrol altındasın, çoğunlukla kontrollüsün karşılıklı. Ama yeri geldiğinde hata yaptığında veya onu boşaltmak istediğinde de o ilişki onu kaldırabilecek güçte ve kuvvetli olmalı bence. Yani bu içeriğe düşünürken... ...hakikaten yani acaba taktik yapmamak mı lazım sorusunu kendime sorarken... ...geldiğim cevap bu oldu benim için.
Bu belki biraz daha hani ilişkiler başlayıp... ...devam ettikten sonra. Diğeri çünkü sürekli böyle satranç oynar gibi yani.
Sürekli beraber olduğun bir insana karşı o kadar strateji yapamazsın ama... ...ufak tefek bence oturmuş ilişkilerde de bazı stratejiler... ...olmak zorunda yani atıyorum.
En basın hani... ...hatasız olduğunu ya da haklı olduğunu düşünsem bile özür dilemek. Bu da bir strateji olabiliyor.
Uzun ilişkilerde yaşanan şeyler ya da ne bileyim... ...karşı tarafı bir iltifat etmek belki çok da içinden gelmese de onu iyi hissettirmek için falan gibi. Yani strateji hayatın her şeyinde var ama çok habis ve manipülatif, makyeverlis bir taraftan yapılmaması gerekiyor.
Yani belki de diplomatik... Senin anlattığın haliyle stratejik veya taktik gibi değil de bir tavır, bir tutum... ...hani daha bir olgunluk gibi geliyor.
Çünkü hani taktik böyle şey gibi, işte yirmi iki yaşında bir çocuğun yaptığı bir şeyken... ...aslında hayatın doğal içinde olan bir şeyden bahsediyorsun. Hepimiz bunu yapıyoruz.
Esnafla muhabbet ederken de ne bileyim indirim almak istiyorsan... ...abi kızın nasıl falan diye soruyorsun. Bir açıdan bu da taktik aslında ama aslında...
O toplumsal ilişkilerin devamı için yaptığım bir kod, bir rol gibi oluyor. Dolayısıyla bence ilişkilerde bu var. Bu var ama bunu sürekli kontrollü, sürekli düşünerek yapmak... ...o işi biraz sıkıntılı.
Tabii, tabii. O zaten böyle çok makyajalist, antisosyal bir yere doğru gider. O değil yani. Daha ne bileyim, belki ilişkinin bekası için yaptığın şeyler.
Bir de ilişkinin başı ile sonu aynı değil zaten. O yüzde yüz. İçinde olduğumuz problem şeyi gibi düşündürtüyor bana. Şimdi insanlarla çoğunlukla sosyal medyadan tanışıyorsun.
Bir çoğunlukla. Çoğunlukla sosyal medyadan. Bu arada sence sosyal medyadan mı tanışan daha çok vardır? Yoksa dating uygulamalarından mı? İkisini beraber alıyorum bu arada.
Sosyal medyadan tanışıyorsun. Bence sosyal medyadan tanışan daha çok vardır. Olabilir. Şu da çünkü artık çok kolay.
İnstagram'dan on tane fotoğrafını like'la al seni beğendim. Aynen. Sosyal medya derken tabii flört uygulamaları falan dahil ediyordum. Asıl azalan şey sosyal bağlamda biriyle tanışmak azalıyor ya.
Mesela sosyal medyanın ve flört uygulamaları doğası gereği bu tarz taktikleri açığa çıkaran, fışkırtan şeyler. Yani işte... ...online olup olmadığını görüyorsun, mesajdan konuşuyorsun.
O yüz yüzelik yok, o bağlamsallık yok, o arkadaşlık ilişkisi gelişmiyor. Yani her şey çok sterilize ve çok böyle hedef odaklı oluyor, çok güdümlü oluyor. Arkadaşlık ilişkisinde doğal, normalde hani hepimizin kafasındaki o ilişkilerde işte tanışıyorsun, sohbet ediyorsun, bilmem ne, onu tanıyorsun. Zaten o taktiği ihtiyaç kalmadan o belirsizlikleri yönetebileceğin farklı alanlar oluyor.
Ne bileyim, bir öğretmenine veya bir arkadaşına veya bir işi yaparken ki davranışından ona dair bir bağlam çıkarıyorsun ya. Bu insan sabırsız, bu insan endişeli, bu insan çalışkan, bu insan bilmiyorum yaşlılara saygı duyuyor. Her neyse annesini arıyor. Şimdi o bilgileri toplayamadığın için sosyal medya veya flört uygulamalarından ve zaten baştan yüdümlü olduğun için o belirsizlikle yönetebilmek adına sürekli taktik yapıyorsun.
Yani insanlarla tanıştığımız evrenin sağlıksızlığı bizi bu sağlıksız ilişki patenlerine götürüyor diye düşünüyorum. Evet bu arada bu anlattığım bana şey hatırlattı. Hep şey karşılaştırması yapıyorlar ya işte Türk kızları yabancı kızlar ya da Türk erkekleri yabancı erkekler ve genelde de işte yabancıları daha çok beğenilir buluyor iki tarafta falan. Aslında bu sinyal eksikliğinden de kaynaklanıyor.
Yani sen o atıyorum o İngiliz çocuğun ya da o işte ne bileyim Alman kızın sinyallerini okuyamıyorsun. Eyvallah. Ve o sana hani o idealizasyona yer sağlıyor aslında. Hani belki Türkiye'de konuşsan işte bir şivesinden irite olacağın... ...işte şarj diyişinden irite olacağın ya da başka bir hareketini barzoca bulacağın... ...ya da kroca bulacağın ya da neyse hani olumsuz herhangi bir şey bulacağın... ...bir insan mı yabancı konteksinde o kültürün kodlarını okuyamadığın için... ...işte atıyorum birinin könlü olması sana bir şey ifade etmiyor.
Belki işte oranın köyünden ve köylü bir insan ve sen köylüleri beğenmiyorsun mesela ama o sinyali okuyamıyorsun. O yüzden de hani beğeniyoruz yani yabancıları. Ve belki de çok sonra fark ediyoruz yani hani çok da uyumlu olmadığımızı. Burada hani şeyde o idealizasyona daha az yer oluyor aslında.
İki tarafı var yani. Yüzde yüz katılıyorum. Yüzde yüz katılıyorum. Bir de ha erkeklerin sinyalleri, yani zaten maddi şeyleri geçiyorum.
Hani pahalı bir saat, zart zurt işte arabam var. Hemen oturur oturmaz mesela şey koyma, araba anahtarı koyma falan filan var. Ben ortaya yüreğimi koyarım bu arada. Onun dışında erkeklerin sinyallediği önemli bir özellik daha var.
Okuduğum kitabın bahsettiği. Bu arada Evolution of Desire and Mating Strategies diye bir kitap okudum. Bağlılığını sinyallayacağı bazı taktikler olabiliyor. Mesela işte ben oldum olası Beşiktaşlıyım.
Hani bir takıma bağlanırım ve işte oraya ona sadakat diyorum. Hani seni yarı yolda bırakmamın sinyalini böyle tersten verdiği erkeklerin de çeşitli stratejileri var. Çocukluğumdan beri berberimi değiştirmedim. Mesela falan.
Çok eski arkadaşlarım var. Evet mesela benim berberim artık yok ama. Çünkü saçım yok. Niye?
Hala saçım olmadığı için. Sakal tıraşını yapıyorsun. Kendim yapıyorum. Doğru doğru bu tarz aslında bir takım mesajlar yoluyla.
Ya da işte kadınlar da belki tersini yapıyor olabilir. Yani gece dışarı çıkmıyorum falan her neyse. Ya da işte hani on ikiden önce eve dönerim. Sevmem ben gece hayatımı. Mesela mesela.
Ya ne buluyorsunuz şu kulüplerde ya? Başımız şişiyor canım falan. Ama şimdi kapatırken biraz şeye tekrar parmak basmak istiyorum. Demin dedim ya, ilişkinin doğasında aslında arzularını kontrol ettiğin ve hareketlerini regüle ettiğin bir...
Ekosistem var yani, bunun içine giriyorsun. Bu hayatın olgunluğunun bir parçası. Şimdi demin ona taktik demeden ne demeliyim diye düşündüm. Tanıma aslında, yani karşı tarafı tanıyoruz.
Ve bu tanıma durumu içerisinde nasıl davranman gerektiğini biliyorsun. Yani çok ufak bir örnek vereyim. Mesela partnerin diyelim ki açık çay içiyor. Şimdi mesela bir yere gittiniz.
Biz iki çay alalım, bir açık olsun dediğinde... ...partnerin şey diye düşünüyor ya, beni düşünüyor. Yani benim zevkimi biliyor, nasıl çay içeceğimi biliyor ve... ...işte o koyu bir çay geldiğinde,
demli geldiğinde onu içmeyeceğim. Ondan rahatsız olacağımı biliyor ve ben bunu söylemeden hamle yapıyorum. Şimdi bu taktik midir değildir. Tanımadır aslında.
Dolayısıyla hani taktik... Ve değer verme. Aynen, taktiğe karşıyım derken dediğim gibi yani... ...olduğum olası böyle bütün fitresizliğiyle duyguları,
dürtüleri boşaltmak değil. Tanımak ve onu da böyle kontrollü, özgüvenli bir şekilde yapmak. Ve buna da tanıma diyorum. Herkes de kendisini en başta ve karşıdakini tanımaya davet ediyorum.
Bu olay, bu anlattığın şey aklıma şey getirdi. Benim bir doğum günümde annemler çikolatalı pasta almıştı. Ben de çikolata sevmiyordum, sinir krizi geçirmiştim. On, on bir yaşındayken siz benim neli pasta sevdiğimi bilmiyor musunuz bunca zaman?
O zamandan beri çok dikkat ediyorlar. Nightmare mode bir çocuktum yani. Bu arada bir sinyallenemeyecek bir şey ve sende olan, daha doğrusu... ...fake edilemeyecek bir sinyal.
Nedir o? Mizah. Allah Allah. Evet.
Çünkü mizah işte akıl, ironi yapabilme becerisi vesaire vesaire ve onu fake edemezsin yani. Sadık biri olduğunu fake edebilirsin yalan söyleyerek. Ya da işte ne bileyim zengin olduğunu da fake edebilirsin belki bir yere kadar ama... ...komik biri olduğunu fake edemezsin.
Şeye benzedi bu. Chat GBT şaka yapamıyormuş falan gibi. Yapamadığı şeyler. Aynen ama yapamıyorsun.
Çok kötü şaka yapıyor bu arada. Çok kötü. Berbat şaka yapıyor. Bayağı kötü.
Şimdilik, şimdilik. Peki güzel bir sohbetti. Teşekkürler Yaşar'cığım. Söyleyeceğim başka bir şey var mı? Seyirciyi yine göreve davet ediyorum.
Bize Instagram DM'den yaptıkları taktikleri yazsınlar. Çok iyi fikir. Çok iyi evet. Yaptığınız taktiği yazın.
Yaptığınız ve işe yaradığını düşündüğünüz taktikleri yazın. Ben de kullanacağım bundan sonra. Zaten yapıyorsanız işe yaradığını düşünüyorsunuzdur muhtemelen. Ben de sevgili hanım arkadaşlarımı naz yapmaya davet ediyorum arkadaşlar.
Bu oyunlara gelmeyin. Naz'a devam. Bir işlevi var ki bunca zamandır duruyor. Anadolu'da bir de iş vardır bilirsin.
Ne? Fazla naz? Yok. Yemeğin salçalısı, kadının nazlısı diye.
Kadının kalçalısı diyebiliyorum ben onu. Öyle de ben değiştirdim. Fazlana da aşık, usandırır da var ama. Aynen, tadında olmalı.
Onu tadında bırakmayı bilirler sevgili kız kardeşlerim. Çok teşekkürler dinlediğiniz için. Bir sonraki bölümde yine bir toplumsal tabuyu masaya yatıracağız. Bizi dinlemeye devam edin.
Hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.