
3.160 kelime · ~16 dk okuma
Anneciğim dikkat et. Merdivenden çıkarken ayakların kaymasın. Sam! Kime diyorum ben?
Merak etme eğleniyor çocuklar. Bir şey olmaz. Hayley! Sen de uzağa gitme.
Görünmüyorsun oradan. Yakında dur. Heather biraz rahatla. Böyle olmaz.
Ne yapayım? Başlarına bir şey gelirse diye çok korkuyorum. Anlıyorum ama burada bir şey olacak değil ya. Biz bizeyiz.
Ben o kadar emin olamıyorum. Yani... Yıllar önceki olayı hatırlarsın. Herkese güvenemeyiz.
Mende mi? Mende Stavik. Evet. Başına gelen şey korkunçtu.
Kaç yıl geçti ama aklıma gelmeyen tek bir gün bile yok. Sence de garip değil mi? Onu buradan biri öldürdü. Belki de tanıdığımız biri.
Kim olduğunu biliyorum. Ne? Şey, ben katilin kim olduğunu biliyorum sanırım. Ben de.
Ben de biliyorum. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle küçük ve görünürde güvenli bir kasabada gerçekleşen, yıllarca çözülememiş bir cinayete tanıklık edeceğiz.
Birbirine sıkı sıkıya bağlı bir topluluğu geri dönülemez şekilde yaralayan bu olay yine aynı topluluğun adalet için seferber olmasını sağlıyor. Ne dersiniz? 1989 yılının şükran gününe gölge düşüren bu tüyler ürpertici olayın cesaret, şefkat ve sağduyuyla nasıl aydınlatıldığını dinlemeye hazırsanız başlayalım mı? Festi'nin soğuk kahveleri, sandviçleri, tatlıları kadar enfes hediyeleriyle Festi Hediye Festivali başladı.
Siz de bu reklamı duyduğunuz anda rotanızı en yakın Opet'e çevirin. Tek seferde 50 TL ve katları tutarında Festi alışverişi yapın. Her 50 TL için bir çekiliş hakkı kazanın. 1 Aralık 28 Şubat tarihleri arasında her ay yapılacak çekilişlerle Fiat 600'ler, iPhone 17'ler, AirPods Acme, Washington eyaletinin kuzeyinde, Kanada sınırına yakın, Bellingham'a yarım saatlik mesafedeki küçük bir yerleşim yeriydi.
Ormanları, nehirleri ve tarlalarıyla insanın içini ferahlatan, herkesin birbirini tanıdığı, yabancı bir arabanın dahi anında fark edildiği bir kasabaydı. 18 yaşındaki Mandy Stavick burada büyümüştü. Herkes geleceğe parlak olan bu genç kızı hayranlıkla izliyordu. Lisede basketbol takımının iddialı oyuncularından olmanın yanı sıra amigoluk yapıyordu.
Derslerinde çok başarılı, sosyal, neşeli ve çalışkandı. İmkanı olan her şeyi denemek ve denediği her şeyde en iyisi olmak istiyordu. Çoğu zaman öyleydi de. 1989 yılında liseden mezun olduktan sonra Central Washington Üniversitesi'nde lisans eğitimine ve yeni hayatına başlamıştı.
Ama aynı yıl Kasım ayında Şükran günü için her üniversite öğrencisi gibi evine, ailesinin yanına dönüyordu. Herkes için mutlu bir dönemdi. Kasaba sakinleri onu kızları gibi görüyordu. Eski öğretmenler, antrenörler, komşular…
Mandy bir anlamda Acme'nin ortak gururuydu. Tam da bu sebeple onun başına gelen sadece kendisini ya da ailesini değil, bütün kasabayı sonsuza kadar değiştirecekti. 23 Kasım Perşembe günü evde güzel bir ziyafet verilmiş, klasik aile sohbetleri ve gülüşmeler salonu doldurmuştu. Mendy'nin büyük şehirde geçirdiği birkaç ayda yaşadıkları merakla dinlenmiş, sofra onun yeni başlayan ışıltılı hayatının maceralarıyla aydınlanmıştı.
Bu kahkahaların acı bir şekilde sona ereceğini o zaman kimse bilmiyordu. Ertesi gün Mandy, dünkü leziz yemeğin ağırlığıyla uyanmıştı. Sportif bir genç olarak bayram rehavetini geride bırakıp koşuya çıkmaya karar verdi ve öğleden sonra Alman kurdu köpeği Kyra ile birlikte evden ayrıldı. Bu ona göre sıradan bir rutindi.
Kendini bildi bileli rahatlamak, eğlenmek, biraz ter atmak ya da sadece düşünmek için kendini çok iyi tanıdığı bu yollara atardı. Koşu rotası belliydi. Evden çıktıktan sonra yolun batısına doğru ilerlerdi hep. Kamyonetiyle yolun kenarına park etmiş genç bir adam, önünden koşarak geçen Mendy'yi izlemişti.
Yol üzerindeki evlerde yaşayan biri, penceresinden baktığında Mendy'yi fark etmişti. Ama o gün hiç kimse, bu genç kızın son kez koştuğunu gördüklerinin bilincinde değildi. Akşama doğru hava kararmaya başladığında, Mandy'nin annesi Mary, uzaklardan Kyra'nın havlamasını duydu. Kızını karşılamak için sevinçle dışarı çıkınca, ürkütücü bir görüntüyle karşılaştı.
Dönen sadece Kyra'ydı. Mandy ortada yoktu. Mary kızının bir arkadaşına uğradığını, o yüzden geç kaldığını düşünmek istiyordu. Fakat saatler geçmesine rağmen Mandy eve gelmemişti.
Kyra'nın huzursuz hali, evin kapısında bir şeyler anlatmak ister gibi havlaması... Mandy'nin ailesi için panik dolanlar başlamıştı. Çok geçmeden polise ve etraftaki komşulara haber gitmesiyle o gece kasabada büyük bir arama ekibi oluşturuldu. Yetkililer vatandaştan da yardım alarak her yerde Mandy'yi arıyorlardı.
Gönüllüler ormanlık alanlara, yol kenarlarına bakıyor, polis helikopter, bot, özel araç dahil tüm imkanlarını kullanıyordu. İnsanlar kasabalarından birinin başına şeytani bir şey gelebileceğine ihtimal vermek istemiyorlardı. Fakat 27 Kasım'da, aramanın üçüncü gününde korkulan oldu. Mandy'nin cansız bedeni bulunmuştu.
Dedektif Ron Peterson, Nuxack nehrinin güney kısmında bir zodyakla suyun yüzeyini tararken gözleri pembe bir şeye kaydı. Spor ayakkabıları. Mandy'nin koşarken giydiği spor ayakkabıları hala ayağındaydı. Ve maalesef solgun bedenindeki tek şey buydu.
Peterson bedeni çevirip Mandy'nin yüzünü gördüğü anı aklından asla silemeyecekti. Nehrin soğuk suyunda sessizce süzülen, hayatı ellerinden alınmış bu genç kız, aynı yaşlardaki kendi kızına çok benziyordu. Her şey için çok geçti. Fakat onu sudan çıkarırken içinden geçen tek cümle, koruyucu bir refleksle, tamam seni tuttum olmuştu.
1980'lerin sonunda DNA teknolojisi yeni yeni kullanılmaya başlanmış ve bugün bildiğimiz standartlara ulaşmamış durumdaydı. Ron Peterson bu anlamda şanslı ve meraklı bir dedektifti. Kısa bir süre önce FBI'den DNA eşleşmeleri konusunda eğitim almıştı. Bu sebeple Mandy'yi sudan çıkarırkenki en büyük kaygısı olası kanıtlara bir zarar gelmemesiydi.
Bilgisi ve çabası sonuç vermişti. Otopside Mandy'nin bedeninde bir erkeğe ait semen bulundu. Bu cinsel saldırıya işaret ediyor ve cinayet için delil teşkil ediyordu. Aynı zamanda eğer bir gün doğru kişiye ulaşılırsa ellerinde kıyaslama yapabilecekleri somut bir DNA vardı.
Şimdi sıra eşleşmeyi bulmaktaydı. Polis kasaba ve çevresinde yaşayan erkekleri sorgulamaya başladı ve toplamda 30 erkek gönüllü olarak tükürük örneği verdi. Ne var ki bunların hiçbiri Mandy'nin bedeninden alınan DNA ile eşleşmemişti. Soruşturma çok sert bir duvara çarpmıştı.
Mandy'nin öldürülmesi, Acme'de yaşayan küçük topluluğun güven duygusunu kökten sarsmıştı. Kasabada insanlar ağlıyor, birbirini teselli ediyor, fakat bir yandan da bunu yapanın içlerinden biri olduğu düşüncesiyle ürperiyorlardı. Dünün komşuları bugün birbirlerine şüpheyle bakmaya başlamışlardı. Bu cinayet, Ackman'in kolektif hafızasının merkezine yerleşmişti.
Mandy'nin lisede basketbol koçu olan Jim Freeman, cenazede yaptığı konuşmada genç kızın insanın ruhuna işleyen gülüşünden ve adeta hayatı seviyorum diye haykıran gözlerinden bahsetti. Bu konuşmayı yapmak onun için çok zordu. Çünkü anne babası boşanan Mandy, onu hep bir baba figürü gibi görmüştü. Şimdi geriye sadece çok sevdiği öğrencisinin el yazısıyla kaleme aldığı bir kart kalmıştı.
Bana ilham veren ve üzerimde en çok etkisi olan kişiye yani Bay Freeman'a her şey için teşekkürler. Siz harikasınız. Mandy 89 sınıfı numara 13 Oysa artık Mandy yoktu. Daha acı olanı katilinin de ortada olmamasıydı.
Ya da orada bir yerlerdeydi. Saklanıyordu. Hatta belki de bu töreni izleyenler arasındaydı. Fakat kim olduğu bir muammaydı.
Şimdi dosyamıza kısa bir ara verelim. Dönüşte kaldığımız yerden devam edeceğiz. 90'lı yıllar boyunca Mandy Stavek davası resmen kapanmasa bile çözülmesi de mümkün olmamıştı. Deliller azdı ve fail ortada yoktu.
Ancak 2009 yılına gelindiğinde vaktiyle genç bir polis memuru, şimdi ise tecrübeli bir dedektif olan Kevin Bohey bu dosyayı yeniden ele almaya karar verdi. Kendisi de Mount Baker Lisesi mezunuydu. Mandy ile aynı sıralardan geçmişti. Dolayısıyla bu, onun için yalnızca profesyonel bir görev olmaktan çok duygusal bir hesaplaşmaydı da.
Bohey, yıllar önce alınmış ifadeleri, ilk günden itibaren tutulan notları, eski şüphelilerin isimlerini tek tek okudu. daha önce yeteri kadar değerlendirilmemiş bir isim gözüne çarptı. Eski bir uyuşturucu satıcısı olan John Wisniewski. Wisniewski, o dönem çevresindeki bazı insanlara Mandy'nin katilini bildiğini ima etmiş ve bu nedenle sorgulanmıştı.
Fakat DNA'sı Mandy ile eşleşmediği için serbest bırakılmıştı. Bowhay'in içinde bu adamın bir şeyler saklıyor olabileceğine dair bir his belirdi. Hatta onunla konuşmak için yeni yaşadığı yer olan Kamboçya'ya kadar gitti. Ne var ki, Wisniewski yeni bir bilgi vermemişti.
Dediğine göre olayla bir alakası bulunmuyordu. Katil hakkında fikri de yoktu. Bohey'in şüpheleri hala sabit olsa da hisler delil yerine geçemezdi. Geri dönmek dışında bir çaresi kalmamıştı.
Araştırma yine çıkmaz sokağa giriyordu. Oysa kasaba bu olayı hala unutmamıştı. Bu ortak hafıza iki kişinin sohbetinde yeniden yankı bulacak, paylaştıkları anılar dosyanın anahtarı haline dönüşecekti. 2013'ün sıcak bir Haziran günü Bellingham yakınlarında yaşayan iki kadın çocuklarına ferahlamaları için eğlenceli bir imkan sunmak istediler ve onları Birch Bay Waterslides adlı su parkına götürdüler.
Heather Backstrom ve Marilee Anderson da yıllar önce Mount Baker Lisesi'nden mezun olmuşlardı ama farklı dönemlerde okudukları için birbirlerini pek tanımıyorlardı. Ancak anne olduktan sonra çocukları aracılığıyla muhabbetleri artmıştı. Kaydıraklardan kayan çocuklarına göz kulak olurken, bir yandan da çimlerde oturup sohbet ediyorlardı. Sohbet sıradan başladı.
Çocuklar, ev, kasaba, gündelik hayat... Derken konu Ekmi'de senelerdir konuşulan ve bir türlü kapanmayan o dosyaya geldi. Mandy Stavik cinayeti. Hala kimin yaptığını bilmemenin verdiği rahatsızlıktan söz açılmışken Marilee aniden beklenmedik bir cümle kurdu.
Kim olduğunu biliyorum. Ne? Şey ben katilin kim olduğunu biliyorum sanırım. Ben de.
Ben de biliyorum. Peki kim sence? Tim. Bess.
İki kadın da donup kalmıştı. Yıllardır kendilerine sakladıkları bu düşünceyi yüksek sesle söylemek ve karşıdan da aynı ismi duymak ürperticiydi. Ama aynı zamanda aralarında tuhaf bir bağ oluşturmuştu. Daha sonra Tim Bess ismini bu denli emin dile getirmelerine sebep olan tuhaf ve korkutucu deneyimlerini paylaştılar.
89 yazıydı. Mandy'nin ölümünden birkaç ay önce. Softball maçı yapmıştık. Sonra biraz eğlenmek için Dairy Queen'e gitmek istedik.
Hepimiz Dan'in kamyonetine doluştuk. Şimdi kocam kendisi, tanıyorsundur. Ama o zamanlar aramızda bir şey yoktu. Ben ön koltukta Dan ve Timbess'in ortasında oturuyordum.
Gözlerin ne kadar güzeledir, hiç fark etmemişim. Vücudun da öyle, bir olgunluk gelmiş sanki. 15 yaşındaydım. Tim 21 yaşındaydı.
Sonra cebimden bir kalem çıkarıp dizlerimin üzerinde gezdirmeye başladı. Hiçbir şey diyemedim. Sadece Dan orada olduğu için daha ileri gidemeyeceğini düşündüm. Öyle olması için dua ediyordum.
O günden sonra Tim'i her gördüğümde yolumu değiştirdi. Marilyn'in hikayesi daha da ürkütücüydü. 1991 yılının Temmuz ayıydı. Henüz bir bebek olan oğluyla birlikte akşam evde yalnızdı.
Kocası o gün bir iş sebebiyle uzaktaydı. Tim? Pardon bu saatte rahatsız ettim. Avdan dönüyordum da biraz geç kaldım.
Eşimi arasam iyi olur merak etmesin. Sakıncası yoksa telefonu kullanabilir miyim? Tabi kullanabilirsin. Fakat Tim tuşlara basarken Marilee bir tuhaflık fark etmişti.
Tuşların çıkardığı sesin ardından aramanın düşmediğini anlamıştı. Bu ona aslında geçerli bir numara çevrilmediğini düşündürüyordu. Çekmiyor. Bozuk galiba.
Tim, orası yatak odası. Ne yapıyorsun? Artık daha fazla dayanamayacağım. Rol yapamıyorum.
Buranın önünden kaçıncı geçişim. Haberin var mı? Yıllardır sadece seni izlemek için geliyorum. Sana aşığım Merali.
Hep aşıktım. Seninle birlikte olmak istiyorum. Şimdi. Şu anda.
Buradan hemen çık. Çık dedim. Yoksa polis çağırırım. Marilyn'in yaşadığı korkunç deneyim Tim'e karşı doğrudan kötü bir his beslemesine sebep olmuştu.
Bu garip davranışı gösteren kişi sapık bir katil de olabilirdi. Her iki kadın yıllar boyunca içlerinden geçen şüpheyi kimseyle paylaşmamışlardı. Küçük bir kasabada belki de masum birini suçlayacak olma ihtimali ikisini de durdurmuştu. Bunun sonuçları çok ağır olurdu.
Yanılmaktan, iftira atmaktan ve dışlanmaktan korkmuşlardı. Fakat o gün Mandy'nin adı bir kez daha geçtiğinde iki kadın birbirlerinin gözünde aynı şeyi gördü. Kararlılık. Bu kez birbirlerinden cesaret buldular ve artık susmamaya karar verdiler.
Marilee aynı liseden mezun oldukları ve artık bir dedektif olarak görev yapan eski arkadaşı Ken Gates'i arayıp durumu bildirdi. O gün yıllardır çözülemeyen dosyada yeni bir sayfa açılmıştı. Tim Bass'in adı polis kayıtlarında vardı ama önceki soruşturmada ne kendisinden ne de ailesinden DNA örneği alınmamıştı. Üstelik evleri Mandy'e çok yakın bir noktada, hatta onun koşur otosunun üzerinde bulunmasına rağmen.
Babası, annesi ve kardeşleriyle dışarıdan bakıldığında saygıdeğer, düzgün bir aile tablosu çiziyorlardı. Bu yüzeysel etiket polisin gözünü boyamış ve onları soruşturmanın dışında tutmuştu. Sonraki yıllarda Tim yakınlarda başka bir kasabaya taşınmış, evlenmiş, hatta çocuk sahibi olmuştu. Sicili temizdi, gündüzleri bir fırının dağıtım kamyonunu sürüyor, akşamları işten evine dönüyordu.
Sıradan, kendi halinde biriydi. Fakat artık şüpheli listesindeydi. Dedektif Kevin Bohey aldığı yeni bilgilerden sonra Tim Bess'in kapısını çaldı. Onunla basit, gayri resmi gibi görünen bir sohbet başlattı ve Mandy'den bahsetti.
Tim onu hatırlamıyor gibi davranmıştı. Hmm... Mandy... Mandy... Kimdi ya o?
Hee... Evet. Nehirde bulunan kız. Bowie için bu oldukça tuhaf bir tepkiydi.
Acme gibi ufacık bir yerde, yıllarca konuşulmuş ve herkesin yüreğine işlemiş bir cinayeti, böylesine geçiştirmek neredeyse anormal bir durumdu. Sohbetin bir noktasında Bass'ten DNA örneği talep etti. Bir çubuk yardımıyla ağız içinden sürüntü alınacaktı. Basit, acısız, kısa sürecek bir işlem.
Fakat Tim Bass bu talebi reddetti. O suç programlarını ben de izliyorum. Masum insanlar DNA'larını veriyor, haksız yere hapse tıkılıyorlar. Gördüm.
Yok. Bunu yapmayacağım. Onun bu çıkışı, Bowie'in daha da şüphelenmesine sebep olmuştu. Ne var ki, ellerinde hala gerçek bir kanıt yoktu.
Polis B'si takip etmeye başlamıştı. Gece çıktığı ekmek dağıtım rotasında, gün içinde gittiği yerlerde onlara bir ipucu vermesini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Üzerinde tükürük örneği taşıyan, çöpe atacağı herhangi bir nesneye ihtiyaç vardı. Fakat Bass ardında böyle bir kanıt bırakmamıştı.
Soruşturma yeniden tıkanmak üzereydi ki beklenmedik bir müttefik ortaya çıktı. Tim Bass'in çalıştığı fırının müdürü Kim Wagner adında bir kadındı. Polis Tim hakkında daha çok bilgi almak için onunla konuştuğunda anlattıkları Heather ve Marily'nin sözlerini doğrulayan bir portret çiziyordu. Tim, en ufak sıkıntıda öfke atakları geçiren, insanlara karşı mesafeli, özellikle de kadınlara yönelik küçümseyici tavırlar sergileyen biriydi.
Kime bile hiçbir zaman adıyla hitap etmiyordu. Ona sadece cinsiyetçi ve aşağılar bir tonda kadın derdi. Polis durumu ve DNA örneği yetersizliğini anlattığında Kim, riski kendi almayı teklif etti. Attığı bu cesur adımdan sonra haftalar boyunca çalışanını gözleyen Kim, öğle aralarında onun ne yiyip içtiğini, çöpe ne attığını ve iş yerinde nasıl davrandığını gözlemledi.
Ama Tim sanki bilinçli bir şekilde geride hiçbir şey bırakmıyordu. Yine de Kim pes etmedi. Ve nihayet 3 ay sonra aradığı fırsat gelmişti. Bir gün Tim'in bitirdiği kola kutusunu ve kullandığı plastik bardağı çöpe attığını gördü.
Kalbi hızla atıyordu. İş yerinde onu görebilecek başka kişiler de vardı. Bir yandan kimsenin dikkatini çekmemek, diğer yandan bu fırsatı kaçırmamak zorundaydı. Sonra nefesini tutup çöp kutusuna yaklaştı ve kaşla göz arasında bardakla kutuyu alıp hızla çekmecesine sakladı.
Uygun an geldiğinde her iki nesneyi de polise teslim etti. Artık sıra laboratuvardaydı. Aylar süren gergin bekleyişin ardından, sonunda laboratuvardan telefon geldi. Dedektif Kevin Bohey, kalbinde bir ağırlıkla kaldırmıştı Ahize'yi.
Ama karşı taraftan gelen cümle netti. Bir eşleşme var. Mandy'nin bedeninden 1989'da alınan DNA'yla, Kim'in çöpten aldığı bardak ve kola kutusundan elde edilen DNA, aynı kişiye aitti. Ve bu kişi Tim Bass'ten başkası değildi.
12 Aralık 2017'de Tim Bass her zamanki gibi işten çıkarken polisler tarafından yakalandı. Kendisine yöneltilen suçlamalar açıktı. Kaçırma, cinsel saldırı, cinayet. Aynı günün ilerleyen saatlerinde dedektifler bir kişiyi daha ziyaret etti.
Mandy'nin annesi Mary Stavick. Yıllarını bekleyerek geçiren ve artık umudunu yitirmiş bu kadın, içindeki yangını az da olsa dindiren bir haber aldı. Kızının katili bulunmuştu. O gün Mary'nin doğum günüydü.
Bunun tüm burukluğuna rağmen bir çeşit hediye olduğunu düşündü. Fakat iş burada bitmiyordu. Tim Bass tutuklandıktan sonra hakkındaki tüm suçlamaları reddetmişti. İlk savunmasında bugüne kadar hiç kimseyle paylaşmadığı bir sırrı açıklayıp, aslında o yıllarda Mandy ile aralarında gizli bir cinsel ilişki olduğunu söyledi.
Ortaya çıkan DNA örneğini gönüllü bir birliktelik şeklinde sunmaya çalışıyordu. Üstelik bu iddia, kendi aile üyeleri dahil onları tanıyan kimseye inandırıcı gelmiyordu. Bu noktada davaya kişisel bir bağ daha eklendi. Mendin'in öldürüldüğü yıl bölge savcısı olarak görev yapan Dave McEachran aradan geçen yıllar içinde emekli olmuştu.
Fakat dosya yeniden ivme kazanınca deneyimli savcı bu davayı bizzat takip etmek için emeklilikten geri döndü. Dahası maaş talebi bile yoktu. Onun için bu görev kariyerinin yarım kalmış hikayesiydi. Tim Bess'in iddiası, mahkeme salonunda savunmanın da temel stratejisi haline gelmişti.
Bess'in avukatları, Mandy ile Tim arasında cinayetten kısa süre önce gönüllü bir cinsel ilişki yaşandığına jüriyi ikna etmeye çalışıyordu. Hatta bir adım daha ileri giderek, adli tıp uzmanı Dr. Elizabeth Johnson'ı tanık olarak çağırmışlardı. Johnson, Saman örneğinin teorik olarak Mandy'nin ölümünden bir ya da iki gün önce de bırakılmış olabileceğini söyledi.
Yani zamanlamanın net olmadığını, bu nedenle eşleşmeden direkt tecavüz sonucuna varılamayacağını öne sürdü. Savcılık, bunun üzerine dosyanın ilk gününden beri işin içinde olan isimlerden birine döndü. Kevin Bohey, Mandy'nin koşu rotasını yıllar boyunca defalarca dolaşmıştı. Olay gününü adım adım yeniden kurgulayan dedektifin topladığı bilgilere göre, Mandy bir noktadan sonra yolun kıvrıldığı, ağaçlık alanın başladığı bir noktaya ulaşıyordu.
Bu bölge bir aracın kimseye görünmeden bekleyebileceği bir yerdi. Mandy hızlı bir koşucu olduğu için onu yakalamak pek kolay değildi. Bohey'e göre fail mutlaka arabada saklanıyordu. Ayrıca deneyimli dedektif, katilin Mandy'yi kontrol altına almak için bir silah kullandığını, tehditle genç kızı araca bindirdiğini, köpeği Kyra'yı ise tekmeyle uzaklaştırdığını düşünüyordu.
Analize göre Mandy, evinden yaklaşık bir kilometre uzaktaki bir noktada cinsel saldırıya maruz kalmış, ardından kaçmaya çalışmıştı. Özellikle bacaklarındaki ve kollarındaki çizikler dikenli çalılıkların içinden panikle koştuğuna işaret ediyordu. Fakat ne yazık ki başaramamış ve muhtemelen arkadan yetişen saldırgan tarafından başına aldığı ağır bir darbe ile etkisiz hale getirilmişti. Tim Bass onu boğulması için özellikle nehre bırakmıştı.
Savcılık 1989 yılında Mandy'nin otopsisini yapan adlı tıp uzmanı Dr. Gary Goldfogel'ı kürsüye çağırdı. O da tüm bulguların bir bütün olarak bahsedilen olaylar zincirine işaret ettiğini doğruluyordu. Yargılama sürecinde sadece uzmanlar değil, Timbes'in en yakınları da kürsüye çağrıldı.
Tim'in artık eski eşi olan Gina, neredeyse 30 yıllık evliliklerinin onun için nasıl bir işkenceye dönüştüğünü anlattı. Tim evlilik boyunca kontrolcü, duygusal olarak istismarcı ve ona sürekli hizmetçi gibi davranan bir tavır içerisindeydi. Sürekli kendisine içecek ya da yemek getirilmesini emrediyordu. Üstelik Gina uzaklaştırma kararı alıp ondan ayrılmayı denemişti.
Fakat Tim çocuklarını elinden almak için her şeyi yapacağını söyleyerek onu korkutuyordu. Bu anlatı Tim'in kadınlarla olan çarpık ilişkisini mahkeme önünde daha net bir çerçeveye oturtmuştu. Tim'in abisi Tom da kürsüye çıktı. Gençlik yıllarında normal olan ilişkilerinin Tim büyüdükçe ne kadar zedelendiğinden, sosyal olarak kardeşinin nasıl zorlandığından, özellikle bir ayrılık sonrası eski sevgilisini arayıp kendini vurmakla tehdit ettiğinden bahsetti.
Bu olay esnasında havaya ateş bile açmıştı. Reddedilmenin ardından Tim, giderek kadınlara karşı öfkeli, saygısız ve adeta iğrenir bir tutum sergilemeye başlamıştı. Tom, kardeşinin Gina'ya yaptığı zulme kendi gözleriyle şahit olmuştu. İfadesinde tüyler ürpertici bir detay daha vardı.
Geçmişte Mandy ile birlikte olduğunu ve gizli ilişkilerini itiraf ettikten sonra Tim ondan da polislerle konuşurken aynı şeyi söylemesini rica etmişti. Tom'a göre bu sayede kardeşi Mandy'yi birçok kişiyle birlikte olmuş gibi gösterecek ve iddiasını güçlendirecekti. Aralarında geçen diyalog Tim'in savunmasının aslında baştan sona manipülatif bir kurgudan ibaret olduğunu ortaya koyuyordu. 30 yıla yakın bir bekleyişin ardından gelen yargılama haliyle kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.
Geçmişte küçük bir kasabanın sınırları içinde kalmış bu cinayet artık bölge medyasında geniş şekilde tartışılıyordu. Savunmanın son ana kadar tutunduğu gizli ilişki savuna karşın savcılık hem bilimsel delilleri hem de timin rahatsız edici davranış örüntüsünü ortaya koymuştu. Kadınlara karşı yaklaşımı, yıllar boyunca çevresindekilere yaşattığı korku, Heather ve Marilyn'in anlattıkları, Gina ve Tom'un tanıklıkları, tüm parçalar birleştiğinde Mandy'nin onunla gönüllü bir ilişki yaşadığı iddiası sadece umutsuz bir kurtuluş girişimi gibi duruyordu. Jüri müzakeresine başladı.
Mary Stevick çok gergindi. Üyelerden biri bile ikna olmadığı takdirde karar çıkmayacak, tüm süreç tekrarlanacaktı. Bu ihtimal onu feci şekilde korkutuyordu. Yıllar süren soruşturma, iki haftalık yargılama ve beş saatlik tartışma sonucu nihayete erdi.
Jüri'nin kararı netti. Tim Bess adam kaçırma, cinsel saldırı ve cinayetten suçlu bulunmuştu. Cezası 27 yıl hapisti. Savcılık cinayetin önceden tasarlandığını kanıtlayacak delil bulamamıştı.
Bu sebeple Bess ömür boyu hapis cezasına çarptırılamadı. Yine de çıkması durumunda artık yaşlı, hayatının sonuna gelmiş bir adam olacaktı. Bu dosyanın en çarpıcı tarafı, davanın çözülmesinde kritik rol oynayan üç kişinin de kadın olması. Tim Bess'in nefret ettiği ve kendinden küçük gördüğü kadınlar, sonunda onun karanlığını açığa çıkarmış ve hak ettiği cezayı bulmasını sağlamıştı.
Heather, Marilee ve Kim'in deneyimleri cesaretleriyle birleşerek bir katili adalete teslim etti. Aradan geçen yıllar sürecin her zaman hızlı olmayabileceğini hatırlatsa da konuşmayı seçen insanların er ya da geç dünyayı değiştirebileceğini gösteriyor bu dava. Ve elbette bir kasabanın kendi kızlarını unutmayıp yarı yolda bırakmamasının nedenle önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Mandy'nin ismi ve anısı tıpkı öğretmenine bıraktığı kart gibi hep özel bir köşede saklı kalacak.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Bu dizinin betimlemesi TRT tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.