Podcast

İlişki Seçimlerimde Statü ve Fizikselliğe mi Odaklanıyorum?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir teoriye göre heteroseksüel ilişkilerde bireyler, karşısındaki insanın statüsüne göre ilişki kurmayı seçiyor. Bu teoriye göre kadınlar para ve saygınlığa, erkekler ise gençlik ve güzelliği kendisine kriter olarak belirliyor. Peki bu teoriler ne kadar doğru? Daha da önemlisi bunlar gündelik hayatımızdaki kararlarımız nasıl etkiliyor? Yakın İlişkiler'in bu bölümünde bu konuyu sorgulanıyor. İlişki seçimlerimizde verdiğimiz kararları bu perspektiften değerlendiriliyor.


Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.605 kelime · ~13 dk okuma

Herkese merhaba. Bugün beraber partner seçimindeki kriterler üzerinden konuşalım istiyorum. Ve bu kriterlerde özellikle de kadınların paraya ve statüye, erkeklerin de güzelliğe ve gençliğe baktığı teorisi üzerine biraz gidelim istiyorum. Bu teoriler doğru mu?

Bunlar gündelik hayatımızdaki kararlarımızı nasıl etkiliyor? Gerçekten bunlar üzerinden mi hareket ediyoruz? Biraz bunları sorgulayalım istiyorum. Biraz da bunların üzerinden hareket ettiğimiz zamanlarda... ...bu bizi sığ yapar mı?

Mesela atıyorum, feminist bir kadınsak... ...ve partnerimiz de statüye önem veriyorsak... ...bu bizi feministlikten atar mı?

Transkriptin tamamını oku

Bu soruları da sormak istiyorum çünkü bence bunlar önemli. Çünkü aslında bunlar çok doğal sorular... ...ama bazen bu soruları sormaktan kaçındığımız için... ...kendi içimizde derin bir suçluk duygusu duyuyoruz.

Mesela bu kriterlere de baktığımızda... Ve bu kriterler gerçekten tamamen göz ardı edilmeli mi? Yoksa dahil edilmeli mi? Nereye kadar dahil edilmeli?

Bunu da beraber bir anlayalım isterim, konuşalım isterim. O yüzden hazırsanız hadi gelin beraber partner seçimini konuşalım. Şimdi, aslında bizim alanımızda üzerine uzun uzun konuşulan bir cinsel stratejiler teorisi var, David Bass'ın. Ve bir yandan da bu teori ebeveyn yatırımı teorisiyle el ele gidiyor.

Merak etmeyin, hemen anlatacağım. Özetle şunu söylüyoruz. Tabi bu arada hemen şu bilgiyi vererek başlayayım. Bu teoriler heteroseksüel ilişkiler üzerinden olduğu için... ...podcastta da heteroseksüel ilişkileri üzerine anlatmak durumundayım.

O yüzden bu girişi yaptıktan sonra tekrar dönüyorum. Bu teorilere göre üreme maliyeti yüksek olan cinsiyet, kadın cinsiyeti... Ve öyle olunca da kadın eş seçiminde seçici davranmak zorunda. Çünkü kadınların üreyebilecekleri diyelim dönem, kısıtlı bir dönem.

Ve ayda bir tane yumurta üretiyorlar. Onu da zaten hayatlarını ancak belli bir döneminde yapabiliyorlar. Ve bir yandan da bu işin biyolojik yatırımı da yüksek yani. Gebelik dediğin kırk hafta sürüyor, işin emzirme kısmı da var.

Bütün bunlardan dolayı bu teoriler diyor ki, kadınlar eşlerinde iki tane önemli kritere bakarlar. Bir tanesi kaynak kazanma yeteneği, ikincisi de bu kaynağı sunma isteği. Kaynak kazanma yeteneği işte statüyle, hırsla, mesleğiyle, kişinin ya da işte erkeğin biraz daha olgun ve yaşını almış olmasıyla ilişkili olabilir diyor. Çünkü erkeğin birazcık daha yaşını almış olması istikrar ve kaynak birikimini sinyaller diyor.

O yüzden de kadın dediğin bu teoriye göre Erkek de işte paraya da bakar, statüye de bakar, olgunlaşmaya da bakar. Ama erkek için üremek oldukça düşük maliyetli bir şey. Yani son derece rahat bir şekilde hamiyane tabirle spamlarını etrafa saçtıkları için, saçabildikleri için... Onlar için önemli olan, kadının doğurganlık sinyalleridir.

Ve bu yüzden de bu doğurganlık sinyallerini maksimize eden kriterler de... ...gençlik, fiziksel olarak güzel olmak, simetri ve sağlıklı görünüm. Şimdi, baktığımızda bu arada... ...gerçekten de bizim fiziksel güzellik olarak algıladığımız şey... ...gözümüze fiziksel güzellik olarak görünen şey... ...çoğu zaman aslında kadın özelinde söylüyorum,

erkek için de ayrıca konuşuyoruz ama... kadın özelinde bir doğurganlık sinyali. Yani mesela bu belin kalçaya oranının, işte bu kum saati ölçülerinin aslında kadının doğurganlığını maksimize eden ölçüler olduğu bulunuyor. Bu arada meme büyüklüğünün doğurganlıkla hiçbir ilgisi yok ya da emzirme kabiliyetiyle hiçbir ilgisi yok.

Ama belin kalçaya olan oranının gerçekten önemli bir yeri var doğurganlıkta. O yüzden de işte ne bileyim mesela cildimizin güzelliğinden, saçlarımızın parlaklığından tutun. Bunlar ya da yüzümüzdeki simetri bunların hepsi bizim ne kadar iyi bir gen havuzuna sahip olduğumuzu... ...ya da aynı zamanda ne kadar dorganlığımızın maksimize edildiği hayatımızın döneminde olduğunu gösteren şeyler.

Hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama... yaşaldıkça saçlarımızın parlaklığı azalıyor cildimiz kötüleşiyor ya da işte mesela atıyorum elmacık kemiklerin çıkıklığı azalıyor yüzümüzde kırışıklıklar başlıyor bunların hepsi aslında bizim o böyle peak yaptığımız dorganlığımızın peak yaptığı dönemden uzaklaşmamızın işareti O yüzden de bu teori diyor ki erkekler partnerlerinde gençlik ve güzellik arıyorlar. Bu modeli de desteklemek için bazı türlü çalışmalar yapıyor ve bunlardan çıkardığı sonuçlarla da bu teorisini destekliyor. Şimdi gerçek hayatta gerçekten ama erkekler gençlik ve güzellik peşinde kadınlar da para ve sütü peşinde mi?

Basın çalışmalarından sonra buna yapılan kritik itirazlar var. Ve bu itirazlar şimdi size anlatacağım. Benim de doktora eğitimimi aldığım perspektifle çok uyumlu. Önce bunu anlatacağım.

Ama sonra bunu kadınların para ve stüdyo araması... ...erkeklerin de işte güzellik ve gençlik aramasını... ...gerçekten çok sığ ve kötü bir şey mi yapıp yapmadığını soracağım.

O yüzden lütfen podcast'ın sonuna kadar bir karar vermeden beni dinleyin. Şimdi baktığımızda insan türünde... ...hayvanların diğer türlerinizden, birçok hayvan türünden farklı olarak... ...uzun süreli ilişkiler kurma... ...babanın baba olarak... ...babalık rolü içerisinde... ...çocuklarının başında kalma... ...anne baba olarak... ...ilişkiyi sürdürme gibi... ...yatkınlıkları var.

Bu mesela... ...Evrim Saati'den önemli bir başlık. Erkeğin... ...baba olma isteği var mı?

Çocuk dünyaya geldikten sonra... ...baba kalıyor mu? Yoksa hiçbir rol üstlenmeden gidiyor mu?

Birçok hayvan türünde baba kalmaz çünkü. Ve şu da çok önemli bir soru. İnsan aslında tek eşliğe yatkın bir canlı mı yoksa çok eşliğe yatkın bir canlı mı? Bunu başka bir podcast'ın konusu olarak buraya bırakayım.

Sonra bunun hakkında konuşalım. Ama hemen küçük bir spoiler vereyim. Aslında insan bunların tam ortasında hem tek eşliğe yatkınlığı var hem de çok eşliğe yatkın olduğu yerler var. Dediğim gibi bunu başka bir podcast'da uzun uzun konuşalım.

Aslında şunu görüyoruz, insan evrimleştikçe ve aslında insan zekası arttıkça, beyin büyüdükçe, bugünkü halimizi aldıkça insanların üremekten çok uzun sürede duygusal bağ kurmaya programlandığı ortaya çıkıyor. Yani bizim gerçekten bağlanmaya ihtiyacımız var, evrimsel olarak bağ kurmaya ihtiyacımız var. Ve bu pair bond dediğimiz, bir arada uzun süre kalan çiftlerin insanın, çocuklarının daha sağlıklı ve daha uzun süreli hayatta kalmasını yani böylece evrimsel olarak türümüzün devamını sağladığını gösteren çalışmalar var. Bu arada mesela hatırlıyorum kadınların yumurtlamasının, yumurtlama döneminin daha doğrusu çok açık göstergelerin olmayışı bile erkeğin kadının yanında onun sadece yumurtladığı dönemde kalmamasını ve seksin sadece yumurtlama döneminde yapılmamasını da sağlayan bir mekanizması var.

Dediğim gibi bunları bir başka podcast'te size anlatmak istiyorum. Ama şimdi burada hemen şundan bahsedeceğim, yani işin neden evrim teorisinde sadece kalmıyoruzdan bahsetmek istiyorum. Birincisi, şöyle bir araştırma var. Bence çok etkili bir araştırma sonucu.

Tek yumurta ikizleriyle yapılan bir çalışma var. Tek yumurta ikizleriyle yapılan çalışmada bakış açısı şu. Eğer bizim bütün amacımız üreme stratejileri üzerinden maliyetleri azaltmak ve olabilecek en iyi gene yakalamak olsaydı, tek yumurta ikizlerinin partner seçimlerinin birbirine çok benzemesini beklerdik, değil mi? Ama baktığımızda ikizlerin eşlerinin birbirine benzerliği, rastgele seçilen insanların eşlerinin birbirine benzerliğinin hiç farkı değil.

Başka bir deyişle aslında eş seçimi böyle mükemmel kriterlere dayalı bir filtreleme üzerinden olmuyor. Aslında tamamen tesadüfen seçiyoruz eşlerimizi. Bir başka araştırma daha var bununla ilgili. Daha önce bir podcastımda bahsetmiştim.

Speed dating öncesinde insanlara, sen ne arıyorsun partnerini diye sorulduğunda liste edikleri kriterlerle daha sonrasında yaptıkları partner seçiminde buldukları kriterlerin birbiriyle hiç uyumlu olmadığını gösteriyor çalışma. Başka bir de işte biz bir şeyler aradığımızı düşünüyoruz ama sonunda kendimizi partner olarak seçtiğimiz insanlarla bizim baştaki kriterlerimiz birbiriyle eşleşmiyor. Bir bulgu daha söyleyeceğim size. Bunu bence kendi hayatınızda da sıklıkla görüyorsunuzdur.

Kağıt üzerinde mükemmel görünen partner adayları karşımıza geldiklerinde bizde hiçbir duygu uyandırmayabiliyorlar. Bazen fiziksel olarak hiçbir çekimi hissetmiyoruz. Bazen fiziksel olarak aslında çok hoş bulduğumuz bu insanlar mesela bize itici geliyorlar. Yani kokularını sevmiyoruz, işte ne bileyim bir el hareketlerini sevmiyoruz.

Yani aslında partner seçimi o kadar çok farklı faktöre dayanan bir şey ki Mesela biliyor musunuz, bunu daha önce herhalde podcastlerde bahsetmemiştim. Transferans diye bir kavram var. Bu kavram, fraudiyen bir kavram ve terapiyle ilişkili olarak da kullanılıyor. Ben şu anda öyle bir yerden bahsetmiyorum.

Ben şu anda şundan bahsediyorum. Bazen bir insana karşılaşırız ve o insana bir anda inanılmaz bir olumlu ya da olumsuz duygu hissederiz. Anlamayız yani neden ben bu insana karşı şu anda böyle hissediyorum. O insanın mesela daha önceden pozitif duygular beslediğimiz bir insana bazı benzerlikleri olduğunu fark ederiz bazen.

Aynı şekilde gülüyor, aynı şekilde konuşuyor. El hareketleri aynı. Ve o insan, o insan olmamasına rağmen ben geçmişteki insana karşı hissettiğim duyguları bu insana transfer ederim. Ve o transferimden dolayı, ya biri karşılaştığım insana karşı... ...bazen çekim hissederim,

bazen de itilme hissederim. Yani bu insan mesela dediğim gibi... ...kağıt üzerinde mükemmel biridir... ...ama karşılaştığımda bütün geçmişten getirdiğim duyguların transferinden dolayı... ...ben bu insana karşı negatif hissetmeye başlarım.

Bir çalışmadan daha bahsetmek istiyorum. O da çok geniş bir örneklemle yapılan. Yani çok böyle on binlerce insanın katıldığı bir çalışmada... insanlara partnerinizde aradığınız özellikleri önem sırasına göre dizin diyorlar ve bu listede birçok şey var.

Para var, statü var, güzellik var ama bir yandan da nezaket var, güvenilirlik var, zeka var ve kadınla erkeklerin bu anlamdaki yani liste sıralamalarındaki farklılıklara bakılıyor ve her iki cinsiyet içinde listenin en tepesinde nezaket, güvenilirlik ve zeka bir de sağlık yer alıyor. Yani burada sonra biraz daha şahane bir şey görüyoruz ama kadınlarda para ve statü erkeklerin sıralamasına göre biraz daha yukarıda erkeklerin sıralamasında fiziksel güzellik kadınların sıralamasına göre biraz daha yukarıda ama en tepede bunlar yer almıyor ve aslında yine baktığımızda kadınlar genellikle daha böyle uzun vadeli ilişkileri için baskın erkeği değil de daha uyumlu ve nazik erkekleri tercih ediyorlar. Yani aslında iyiler kazanıyor uzun vadeli ilişkilerde. Başka bir deyişle şunu söylememiz gerekiyor bence.

Güzellik veya statü ideal eşi bulmak için değil de uygun olmayan adayları elemek için kullanılan bir eşi kriteri olarak değerlendirilebilir. Daha önce partner seçimiyle ilgili olan podcastta şeyden bahsetmiştim hatırlar mısınız bilmiyorum. Partner seçimi aslında böyle bir ters üçgen gibi bir Huni gibi çalışıyor. Yani sonuçta baktığınızda bizim aşık olabileceğimiz bir sürü insan var etrafımızda teknik olarak.

Ama neden aşık olmuyoruz? Hatta bazılarımız hiç aşık olmayı beceremiyoruz etrafımızda bir sürü insan olmasına rağmen. Ve yani bu Huni'de giderek daralan, işte partner havuzuna giderek daralan kısmında... ...bazı insanların partner adayımız olma ihtimalini artıran unsurlar arasında... ...güzellik veya işte para,

statü bir unsur olarak yer alıyor. Ama ben bir insandan gerçekten hoşlanıyorsam... ...yani ne kadar parasının ya da statüsünün olduğunu düşünmeden de bu hoşlanmayı gerçekleştirebiliyorum.

ya da bazen normalde hiç çekici bulmayacağımız tipte bir insandan ciddi ölçüde hoşlanabiliyoruz. Yani burada aslında ortada oluşan faktörler, bu ilk başta bizim için önemli olduğunu düşündüğümüz kriterlerden farklı olabiliyor. Aslında bir de şöyle bir tarafı daha var bunun. Bence oranın hepimiz farkındayız.

Şimdi tam bütün bunları anlatmışken, asıl her şeyi birbirine bağlayacağım kısma geçmeden, isterseniz minik bir ara verelim, ondan sonra devam edelim. Evet, geri döndük. Şimdi şunu söylemek istiyorum. Kendi tecrübelerimize baktığımız zaman ya da etrafta gördüğümüz ilişki tecrübelerine baktığımız zaman bence şunun hepimiz farkındayız.

Ya da farkında değilsek de şimdi ''Aa evet'' diyeceksiniz. Ya diyelim ki ben partnerime gerçekten onun statüsü veya parası için tutuldum. Ya da işte partnerim bana benim fiziksel güzelliğim ya da gençliğim için tutuldu. Bu faktörler uzun vadeli ilişkileri sürdürmek için yeterli faktörler değiller.

Yani ben diyelim ki karşımdaki insanın gayet güzel parası var, statüsü var ama ben bu insanla hiç dostluk edemiyorsam ilişkin içerisinde. cinselliğimiz kötüyse, konuşacak hiçbir şey bulamıyorsak, karşındaki insan kötü niyette bir insansa ya da benim anlattıklarımda hiçbir şey anlamıyorsa, ben bu insanla uzun süreli olarak birlikte kalamıyorum. Ben bu insandan çocuk yaptıysam bile, diyelim ki yüksek yatırım maliyetinden dolayı bu insanı tercih ettim, ben bu insanla zaten çocuk büyütmek istemiyorum ki belli bir yerden sonra. Hani böyle benden uzak olsun hissi kaplıyor içimi.

Ya da diyelim ki genç, güzel, işte fıstık gibi diye ilişki kurduğum bir insan doğal olarak zaman içerisinde gençliğini ve güzelliğini bir miktar kaybedebiliyor. Ya da işte çok genç ve çok güzel olabiliyor ama ben onunla yine konuşacak bir şey bulamıyorum. Ya da işte karakterinden hiç hoşlanmıyorum. Ya da işte az önce anlattığım gibi belki onun çok kötü bir anne olduğunu görüyorum.

Ve bu insanla beraber hayatımı sürdürmek istemiyorum. Temelde aslında benim çocuklarımın sağlığını ve iyiliğini en maksimize eden unsurlar benim uzun süreli bu insanla birlikte olabilmem ve o insanla uzun süreli yol arkadaşlığı yapabilmeyi kabul edebilmem. Şimdi ben uzun süreli yol arkadaşı olarak göremeyeceğim bir insanı baştan kendime partner olarak belirlesem ne, belirlemesem ne? O yüzden de temelde bana güvende hissettiren, iyi hissettiren, huzurlu hissettiren biriyle birlikte olmalıyım.

Ve tabii ki bu arada insan türünün bağlanmasında yer alan mesela oksitosin, baktığımızda bizim uzun uzun sohbet ettiğimizde, birbirimizin gözünün içine bakabildiğimizde, karşılıklı oturup konuşabildiğimizde, dert ortaklığı yapabildiğimizde, içimizi açabildiğimizde daha çok salgılanan bir hormon. Yine aslında mesela sevişme söz konusu olduğunda da insan türünün penisi diğer hayvan türlerinden birazcık daha farklı bir yapıya sahip. Daha esnek ve normal boyutumuza göre birazcık daha büyük. Bunun yüz yüze ve aslında bağ kurmayı arttırıcı yani böyle göğüs göğüse karın karına cinsellik pozisyonları için evrimleştiği de düşünülüyor.

Yani biyolojimiz bile bizi karşılıklı olarak yakın olmaya, göz göze temasa ve okstasin ...salgılamaya yönlendiriyor. Bu mesela çok etkileyici bir bulgu. Böyle olduğu için de aslında yani bağ kurmanın... ...paradan,

güzellikten çok daha büyük bir yeri var. Bir de tabii şöyle bir bulgu daha var. Cinsiyet rollerine eşitlendiği toplumlarda... ...kadınların ve erkeklerin partner seçimleri dramatik ölçüde değişiyor.

Mesela toplumsal cinsiyet eşitliğinin daha iyi kurulduğu toplumlarda... ...mesela İskandinav toplumlarında... kadınların erkeklerdeki ekonomik kaynaklara verdiği önem belirgin ölçüde azalıyor.

Başka bir deyişle bu, kadınların statü ve para aramasının biyolojik bir kader değil de ekonomik bir zorunluluk olduğunu kanıtlıyor. Yani kadınların zaten çok daha eşit koşullarda çalışabildiği ve para kazanabildiği yerde partnerinden para ve statü beklentisi kalmıyor. Şimdi bir de şöyle bir şey daha sormak istiyorum çünkü önemli bir soru. Yani ekonomik olarak bağımsız bir kadın olarak ben statü arıyorsam, paraya önem veriyorsam bu benim feminist duruşumla çelişir mi?

Bu beni sığ bir insan yapar mı? Ya da ben bir erkek olarak Fiziksel güzelliği önemsiyorsam, bu beni sığ bir erkek yapar mı? Ben bunun cevabının hayır olduğunu düşünüyorum. Yani mesela güzellik arayışı, fiziksel çekicilik arayışı, kadın içinde, erkek içinde sığ bir arayış değil.

Sonuçta biz fiziksel olarak çekici bulduğumuz insanlarla birlikte olmak istiyoruz. Doğal olarak çünkü bu insanla uyuyacağız, bu insanla uyanacağız, bu insanla sevişeceğiz ve bu insanlığın bize her baktığımızda iyi hissettirmesi, ona bakmanın bize keyif vermesi sığ bir tercih değil. Ha ben bütün tercihimi bunun üzerinden yapıyorsam bu problemli bir şey ama bunun da benim kriterlerim arasına yer alması kadar doğal bir şey olamaz. Bir kadın olarak.

Bir erkek olarak fark etmez. Burada cinsiyetleri ayırdırmamıza gerek yok. Karşımızdaki insanın güvenilir bir kaynak sahibi olması... ...ve bunu aramak,

bunu talep etmek... ...sığ bir arayış değil aslında. Yani bu bir rasyonel bir önlem aslında gelecekte... ...daha böyle istikrarsız ve belirsiz bir duruma düşmemek adına... ...aldığımız,

alacağımız bir önlem. Bu arada altını çizmek istiyorum ki... kadın veya erkek olarak ayırt etmeden yapmamız gerekiyor. Yani şu anda mesela değişen dünya ekonomisi içerisinde tek maaşla, tek çalışan bireyle aileler geçinemiyorlar.

Yani o yüzden ben partner seçerken partnerimin bir işinin olması, ya da para kazanma potansiyelinin olması ya da parasının olması bana kendimi daha güvende hissettirdiği için, bunun bir problem unsuru olarak ilişkimizde bulunmaması beni rahatlattığı için, ben bu arayışta olabilirim, bu beni kötü veya sığ bir insan yapmaz. Yani aslında paraya da statü, temsil ettiği şey itibariyle, yani temsil ettiği şey benim bu insana duyacağım bağımlılık, finansal bağımlılık değil de bu insan olan ilişkimin daha istikrarlı, daha güvenilir, daha hayata beraber tutunabildiğimiz bir şey olması açısından önemli oluyor. Tabii ki burada yine şunun altını çizmek istiyorum. Ben karşımda bunu arıyorsam kendimin de bu anlamda elimden geleni yapıyor olması gerekir diye düşünüyorum.

Yani ben eğer karşımdaki insanda maddi anlamda bir güvenebilirlik arıyorsam, bunun sadece karşımdan beklediğim bir şey değil, benim de sağladığım bir şey olması lazım ve eğer ben de çalışıyorum, çaba harcıyorum, gerçekten sahip olduğum potansiyeli hayata geçirmeye çalışıyorum diyebiliyorsam, o zaman karşımdaki insanlardan da bunu beklemenin hiçbir sakıncası yok. Hatta yani bunu birlikte yapmanın, hayatta beraber mücadele etmenin, deminden beri bahsettiğim bağ kurmaya olan olumlu etkisini düşününce, zaten bu çok daha iyi bir ilişki. İşte böyle sevgili arkadaşlar. Umarım bu odadaki fili konuşabilmişizdir ve size bu bakış açısını duymak iyi gelmiştir.

Hani aslında amacımız en güzel ya da en parası olan insanı bulmak değil. Amacımız bize iyi hissettiren, güvende hissettiren ve gerçekten aslında uzun bir yol arkadaşlığında yanımızda görmek istediğimiz partneri bulmak olmalı. Ve o güveni ve ulaşılabilirliği sağladıktan sonra partilerimiz her şeye aslında çok daha iyi oluyor. Ama tabii ki bu insana karşı fiziksel bir çekim duymamız da çok kıymetli.

Bunu da atlamayalım diyerek bu bölümü bitiriyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Herkese çok sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)