Podcast

KISKANMAK: peribacası fakültesi evliliğe hazırlık dekanlığı ders #1

Dr. Gulec Radio

10 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Sevgili peribacalarım, ben biliyorsunuz ki hayatımda ne olursa size anlatıyor, mutluluğumu da dertlerimi de burda sizinle paylaşıyorum. Şimdi de girdiğim bu evlilik yolunda öğrendiklerimi, sağlıklı ilişkide olması gereken şeylerin neler olduğunu, zorlandığım noktaları, bunları nasıl çözdüğümü de size anlatmaya karar verdim. Birlikte halledicez. Hazırsanız ilk ders başlıyor!



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar ------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

5.044 kelime · ~25 dk okuma

Peribacalarım, naber güzellerim? Valla şimdi yapacağım bölümü bu kadar kısa zamanda yani bu kadar yakını yapacağımı hiç düşünmüyordum. Çünkü uğruna çok da düşündüğüm bir konu değil de yaklaşık ne kadardır? Beş yıldır.

Biliyorsunuz ki benim olayımla fakültemizin dersleri nasıl ilerliyor? Ders programı benim hayatımda karşıma çıkan sorunlarla ve bunlara bulmaya çalıştığım çözümlerle sorunları anlama ihtiyacımdan ortaya çıkıyor. Bu yüzden bugün de daha çok hani sorun değil de bir de hayatımın bu yönünü tadıyorum şu anda. Bununla nasıl başa çıkmaya çalışıyorum, nasıl anlamlandırıyorum bunu konuşacağız.

Konumuz ne? Kıskançlık. Romantik ilişkilerde kıskançlık, arkadaşlarda kıskançlık, ailede kıskançlık ayrıca haset yani envy. Bunu da konuşacağız.

Transkriptin tamamını oku

Hazırsanız başlıyoruz. Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Şimdi bir tanem öncelikle hepimizi tebrik etmek istiyorum. Şefak Operasyonu sona erdi.

Yaptığımız tüm operasyonlar sonucunda bu ara gerçekten fenalardayız, devamdayız. Şimdi öncelikle iki gün önce olan Power Podcast ödüllerinde aday gösterildiğimiz iki türde de ödülü aldık. Teşekkür ederim sizlere. O kanalımızda yaptığımız son iki saatlik operasyon belli ki işe yaramış.

Öncesinde Apple Podcast'ta, Top Show'larda ikinciyi, Most Followed Show'da ikinciyi, Tabi Education'da birinci olmuştuk teşekkür ederim. Sonra Spotify Türkiye'de 76.000 peri bacamın en çok dinlediği, 156.000 peri bacamın en çok ilk 5'inde dinlediği böyle bir cümle.

Ve 176.000 peri bacamın da ilk 10'undaydık. Bunun dışında bir tane Spotify Türkiye'nin de paylaştığı ilk 10'un arasındaydık. Zaten teşekkür ediyorum.

I love you. Siz böyle yaptıkça ben anlatmaya, birbirimizin hayatına anlam katmaya, win-win bir şekilde hayatımızın kalitesini yükseltmeye devam etmek istiyorum. Ben bu hayatı sizinle yaşamayı çok seviyorum. I love you!

Ay bu arada bölümün sonunda sizden biraz önce kanalda kıskançlık hikayeleri aldım. Bir tane anlatsanız ne anlatırsınız diye. Onları okuyacağım, onları yorumlayacağım. Şimdi kıskançlık nedir arkadaşlar?

İngilizcesine jealousy, bir de haset var. Hasetin ingilizcesine envy. Şimdi kıskançlığı kaça ayırıyorum tamam mı? Dörde.

Romantik ilişkilerde kıskançlık, arkadaşlar arasında kıskançlık veya arkadaşı kıskanmak, aile arasında kıskançlık ya da sosyal medya gibi farklı formları var tamam mı? Bunun dışında kıskançlık duygusunun neyini konuşacağız? Biyolojisini ve psikodinamiğini konuşacağız. Araştırıyordum arkadaşlar yaşadığım sorunlarla ilgili anlamaya çalışırken.

Öğrendiğimi söyleyeceğim. Ay bu arada bunu henüz psikiyatristinle konuşmadım diyecektim ki bir haberim daha var. Ne oldu biliyor musunuz? Bilmeyenler için tekrar söylüyorum defaatle.

Benim uzun bir psikiyatrik öyküm var, tamam mı? Bayağı iskara dayanıyor. Psikiyatrik öykünün yanı sıra bir de terapi öyküm var. Son 5 yıldır aynı psikiyatristle her hafta terapiye gidiyorum.

Yeri geldi Kenya'da girdim, yeri geldi işte konteyner kentte falan girdim. Yani her hafta, her hafta bazı hafta iki kere görüştük ve psikodinamik psikoterapi deşiyor falan anlatmıştım. Fakat ilaç yazmıyor çünkü o psikodinamik psikoterapi. Yazabilir psikiyatrist ama terapi yapıyor.

Bir de ilaç için, ilaç kullanacağım zamanlar ilacı yazan, düzenleyen ya da kesen doktor o da başka psikiyatrist. Şimdi bu terapi yapan doktorumla sona geldik arkadaşlar. Ayrılıyoruz. Ve Aralık sonu, son terapimizi yapıyoruz.

Ben ilk başta bunu bir buçuk ay önce falan duydum. Tuba'nın süreci konuşmamız gerekiyor. Arkadaşlar ben bir ağladım. Dedim hayır konuşmayalım falan filan.

Çünkü teraplar girende böyle bitmez yani. Bu çok başarılı aslında. Diş genelde nasıl biter? İki taraf böyle birisi az gelmeye başlar ya da ben iyi oldum der.

Sonuçta bir maddi yükü var yani. O maddi yükü de iyi ki insan çok da böyle vermeye okuyor olamayabiliyor ama ben artık o kadar terapistim. Hayatımla ilgili her detayı ve yani en iyi arkadaşım gibi, tabii ki arkadaşım değil de o anlamda ve hani... Onu çok özleyeceğim.

Onu sizi çok seviyorum. Dinlemiyorsunuzdur bence ama belki terafi bittikten sonra dinlersiniz. Siz hayatıma öyle dokundunuz ki yani. Sanki ruhuma CPR yaptınız.

Yani ruhuma kalp masajı. Ruhumu tekrar canlandırdınız. Çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

5 sene bana öğretmen oldunuz. Hayat dersi verdiniz. Abi ben başka bir bölüm yapayım. Terapistime ayrılık mektubu.

Tamam. Hadi hadi. Yazdım şu anda bunu. Okey.

O gün dedim ki ilk başta bana ayrılıyoruz falan bitiyor deyince özlemedin. Bitiyoruz deyince dedim durun ben daha evlenmedim. Ne münasebet. Abi sonra şu an böyleyim.

Öyle mi? Tamam o zaman. Ne oldu abi? Ne oldu?

Ne oldu biliyorsunuz. Arkadaşlar bitiyor telefi ve şöyle bir süreç izleyecek. Ben bir süre terapisiz kendimi gözlemleyeceğim. Çünkü gerçekten şu anda başıma bir şey geldiğinde böyle sanki psikiyatristimin süper vizyonu varmış gibi metakognisyonla yani düşüncenin düşüncesiyle farkındalıkla hayatımı yaşıyorum.

Mesela evet ben dürtüsel biriyim, impulsif biriyim yani dürtülerimle hareket edip böyle fevri davranabiliyorum, kabul fakat ne yapıyorum? Sağlıklı bir ilişki, sağlıklı bir insan, sağlıklı tepkilerim olsun diye bir şeye fazla duygulandım. Yani herhangi bir duyguyu diyelim ki fazla yaşadım çünkü ben öyleyim. Limbik sistemimde hemen diyorum ki Tuğba şu anda mantıklı yaklaşmıyorsun.

Duyguların gerçekçi değil, gerçeğini yansıtmıyor ve labilsin. Ne yap? Sakinleş. Diyorum ki karşıdakilerine Ben şu anda bir şeyleri fazla hissediyorum, fazla hassasım ve mantıklı düşünmüyorum.

Lütfen biraz zaman alayım diyorum. Mola alıyorum arkadaşlar. Shutdown yapıyorum. Kendimi kapatıyorum.

Tabii kendimi kapatmasam daha iyi. Biraz daha hani böyle serbest olsam, esnesem. Onu da yapacağım. Ve o sürede de sakinleşiyorum.

Tamam mı? Sakinleşiyorum. Tamam diyorum. Okey.

Sonra mantıklı düşünmeye başlıyorum. Çünkü hep diyorum ya, prefrontal ve limbik örtüşmüyor ya her zaman. Yani mantığımızla duygularımızı yönetemiyoruz ya. Ama ne yapabiliyoruz?

Ben mantığımla davranışlarımı yönetiyorum. O hissettiğim taşkın duyguyu, ister iyi ister kötü, yansıtmıyorum karşıdakine. Çünkü karşıdakinin bir suçu yok. Benim de suçum yok.

Ben öğrendim bunları yönetmeyi. Ve bu çok güzel bir şey. Zaten daha ne bekliyoruz ki? Bu dürüstsellik anlamında söyledim.

Bunun dışında kendimi gözlemleyeceğim bir süre ve eğer tekrar bir terapi ihtiyacı hissedersem başka bir terapistle Tekrar psikodinamik ya da divana yatarak yani psikanaliz yaparak. Ama o haftada 3 oluyor, uzun dakikalar oluyor ve zorlayıcı bir süreç. İlerleyen dönemlerde eğer hedeflerim veya hayallerim gerçekleşirse bilemiyorum ne kadar bunu yapmak isterim. Zor zamanlarda terapi ekmek benim için daha kolay ama gerçekten terapinin faydalı olması açısından iyi zamanlarda başlamak da çok etkiliymiş arkadaşlar.

Şimdi gelelim kıskançlıkla ilgili söyleyeceğim diğer şeye. Hangisi sağlıklı kıskançlık, hangisi sağlıksız kıskançlık? Bunu ayırt etmeliyiz. En başında şunu söyleyeyim.

Kıskanmak duygusunda hiçbir sıkıntı yok. Genel itibariyle retroaktif kıskançlık falan filan değilse, onu da konuşuruz ne olduğunu. Ama kıskançlıktan sonra geçtiğimiz aksiyon ya da bunun bize hissettirdiğiyle başa çıkamam mı? durumu sağlıksız olarak hissettirilebilir.

Ve kıskançlığımızın nereden kaynaklandığı, nereden root ettiği de bize dönük bize çok şey söyler. Tamam mı? İkincisi, neyi konuşacağız dedik? Haset.

Haset ne dedik? Envy. Peki, haset ne anlama geliyor? Envy okey de kıskançlıktan farkı ne?

Lakan dediğimiz beyefendi, Haset için neler söyler? Ya da hasetin karanlık yüzüne ya da haseti nasıl üreticiliğe, yaratıcılığa dönüştürebiliriz? Yani Freudiyen bir sublimasyon deriz. Yani hasedi nasıl yapıcı olarak kullanabiliriz?

Çünkü kullanabiliriz. Haset ve kıskançlık. Kimin kitabıydı? Melanie Klein.

I love her. Şimdi arkadaşlar, bir de burada bazen mesela şunu söyleyeceğim. Bu da bence çok önemli. Şimdi romantik ilişkilerde kıskançlıktan bahsedeceğim.

Onun üzerinde konuşuyorum. Üçüncü kadını kıskanmayız. Tamam mı? Mevzu kadın değildir, mevzu insan değildir, mevzu orada partnerimizle kadın arasındaki diyalog veya iletişim biçimi de değildir.

Ama bizim egomuzun öncelik ihtiyacı, görülme ihtiyacı, kadının kendisinin yani bizim konumumuzun tetiklenmesi, bunlar bizi rahatsız edebilir ve bu bizim tarafımızdan acaba ben kıskanıyorum mu diye düşünülebilir fakat bu kıskançlık değil ya da biz bunu dile getirdiğimizde partner tarafından öncelik olma ihtiyacımız kıskançlık gibi adlandırılabilir ve böyle olan durumlarda o partnerimizin aklında o kadınla ilgili bir durum yoksa bile bizim o rahatsızlığımız öncelik olma ihtiyacı o kadın benden daha mı iyi o yüzden tehdit mi oluşturuyor gibi algılarsa karşı taraftan acaba gerçekten o kadın Daha mı iyi? Sorusuyla beraber neye dönüşür? Kendini gerçekleştiren kehanet. O yüzden buna da izin vermemek gerek.

Kimsenin aklına karpuz kabuğu sokmamak gerek. Eğer bu konu kıskançlık değilse, o zaman burada kullanacağımız kelimeler çok önemli. Erkeklere bunları anlatırken, ben erkekler konusunda bir kişi asla değilim fakat kendim bunu fark ediyorum. Bu konuyu anlatırken kişiden bağımsız olduğunu, kişinin alakası olmadığını, buradaki konumun ya da öncelik ihtiyacının, ekonominin ihtiyacının olduğunu, tabii ki ama karşıdaki erkek de bunu ne kadar anlar, duygusal zekâsı ne kadar yüksek ya da ne kadar empati yapmaya hazır, ne kadar seviyor.

Karşıdaki insan sizi kaybetmek istemiyorsa ve sevmiyorsa, istediğiniz kadar anlatın. Sen bu kadını mı kıskanıyorsun? Kardeşim, seni var ya... Seni şurada şimdi devam ediyorum.

Bir de, hasetten sonra, ben size kendimle ilgili şunu söyleyeyim. Romantik ilişkilerdeki kıskançlığın bir tarafa, bunun dışında, hani orada da kendime öz eleştiri yapacağım, burada da o zaman madem, söyleyeyim. Hayatımda hiç bir kere bile haset duygusunu tatmadım. Bir kere bile.

Sevdiğim arkadaşlarımın başarısından çok mutluluk duyarım ve her zaman desteklerim onları. Bunu hani, yakın tarih ya da daha uzak geçmişteki tüm arkadaşlarım şahit ve çok seviyorum. Hatta, Hatta size şunu söyleyeyim. Böyle güzel bir hayalleri ve hedefleri varsa arkadaşlarım bana söyler.

Ben içimden geçiririm ve olur. Ve maşallah diyeyim. Ve oluyor yani. Oluyor ve der ki Tuğba şunu bir düşün ve bir dua et.

Buna bir odaklan. Hatta ben geçen, neyse. Bir arkadaşım ona yazdı. Dedim ki, sabahtan beri evrenle iletişim içerisindeyim.

Dostuma diyeyim işte. Bir tane sevdiğimi değer vereyim birine. Bu iş olacak inşallah falan filan diye. Böyle hani bunu yapıyorum.

Çok da enerji insanı değilim hani. Ama abi geçiriyorum içimden bilmiyorum. Böyle bir şekilde oluyor. Şimdi...

Kapatırken de sizin mesajlarınızla beraber şunu söyleyeceğim. Bu duyguları nasıl yönetebiliriz? İlişkiyi, IQ'umuzu nasıl geliştirebiliriz? Nasıl başarabilebiliriz bu kıskançlıkla?

Ve ilişkimizi artık bir süre sonra hani boku çıkmışsa, bu sağlıklı versiyonla nasıl tekrar evirtiriz? Bunu anlatacağım. Şimdi kıskançlık temelde kötü bir duygu değil. Hatta kıskançlık ilişkiyi ateşleyebilir falan.

Bende sanki yani ilişki koçu ama gerçi ilişki koçları da benden daha iyi söyleyebilirlermişim. Kuzum şöyle ki... Arkadaşlar ben gerçekten en kıskanç kişi değilim tabii ki. Okey.

Fakat coşkulu biri olduğumun farkındasınız. O yüzden aslında o duygu bende asla bile onu fazla hissettiğim için gerçekten anlayabileceğimi düşünüyorum bazı durumlarda. Ve bende önceden güvensizlik şaması da var. Yani güvenmiyorum kimseye.

Ve birine güvenmediğinizde o tehdit algısıyla beraber kıskançlığın çok yüksek düzeyde olması da kaçınılmaz. Ama oradaki şey kıskançlıktan ziyade güvensizlik. O yüzden ben zamanında bunlardan çok muzdarip oldum. Hem kıskanılmaktan hem kıskançlıktan.

Bu sebeple en doğruyu bilmeyebilirim ama yanlışını yaşadığım için Benim gibi olanlar varsa onları anlayabileceğimi düşünüyorum. Kıskançlık temelde kötü bir duygu değil ama yönetilemediğinde kötüleşen bir duygu. Hem bize zarar veriyor o hisler, iğrenç bir his. Kalbim acıyor benim.

Hem ilişkimize zarar veriyor, yoruyoruz. Hem kendini gerçekleştiren kehanet olabiliyor eğer ortadaki sorun bir kadınsa. Benim hiçbir zaman kendimle ilgili de, bir kadında bir sorunum olmuyor. Genelde benim sıkıntım birinciliği hissetmemek ya da partnerimin o anda yaptığı davranışın beni kırdığını anlayamaması.

Mesela bunu nasıl yapıyorsun abi falan muhabbetindeyim. Yani anla anla. Mesela bana der ki biri yani şu an genel söylüyorum. Yapma de yapma.

Hayır ben niye sana yapma diyorum ya. İçgörün yok mu? Sen yapma. Bana empati yapma motivasyonun olması gerek.

Benim ilişkideki aradığım kriter. Empati yapma motivasyonu. Şimdi arkadaşlar, romantik kıskançlık. Kıskançlık deyince akla gelen en bilinen form.

Yani burada temelde ne var? Partnerimizin başka biriyle ilgilenebilecek korkusu. Tehdit. Acaba elimden gidiyor mu?

Kaybetme korkusu. Benim olduğunu düşündüğüm... şeyi kaybedebilirim. Şimdi kıskançlıkta elimizde bizim olan bir şey var.

Hasette ise bizim olmayan, sahip olmadığımız bir şey var. Ve kıskançlık olduğunda limbik sistem ateşleniyor, böyle prefrontal, kapanıyor ve düşünemiyorsunuz. Ya diyorum ya ben sakinleşmeyi bekliyorum falan. Çünkü saçma yani orada kıskandığımız şey.

Ve genelde de karşı tarafın suçu olmadığında ben ona bakıyorum. Yani niyet iyi mi, kötü mü, suç var mı? Yok. O zaman konu benimle ilgili.

Benim buradaki ateşlenmem, benim sıkıntım. Kendim için de çözebilirim. Karşılarken hiç bir suçu yok. Şimdi birine değer veriyorsak, biraz kaybetme korkusu normal tabii ki.

Bu sevgilinin de göstergesi olabilir tabii ki ve çok normal. Ama tabii ki şöyle bir şey, bunu hepimiz biliyoruz, seven insan kıskanır. Şimdi şöyle, seven insan tabii ki kıskanır. Hiç kıskanmayan sevmiyor mudur?

Bana göre şöyle, hiç kıskanmıyorum, diğer insanın kıskanmadığım dediği şey aslında güvenmiyor değilim demek istiyor. Yoksa yani tehdit görmüyorum çünkü hani güveniyorum beni bırakmaz beni aldatmaz falan filan. O yüzden de kıskanmıyorum hani demek oluyor olabilir. He tabi hiç kıskanmayan insan da olabilir ama ben mesela böyle biri değilim.

Ama kendime hep şunu söylüyordum yani şunu sordum evet ben hani kıskanabilirim fakat güvenin olduğu yerde kıskançlığın aksiyona geçmesi gibi bir şey söz konusu olmuyormuş arkadaşlar. Yani kaybetmek istemediğin birini kıskanabilirsin ve bu güven duygusundan veya güvensiz hissetmekten bağımsız. Fakat gerçekten birine güveniyorsan, o zaman ve karşı taraf, yani partnerin suçu yoksa, o zaman kendi içine kıskançlıktan ötürü onu suçlamak, bunu kaosa çevirmek, böyle bir aksiyon almak, küsürtülmeye geçmek, yakıcı olmak, işte burada bir güven olmamış oluyor. Yani güven yok demek ki.

Mesela güven duymadığınız bir ilişkide, bir tehdit algıladığınız, bir kıskandığınız tamam mı orada? Hemen böyle senaryolar canlanır. İşte beni aldı çakma, daha iyi biri mi o, şu mu bu mu falan. Ama kıskançlıksa sadece ve güvensizlik yoksa o zaman ne?

Ben onu kaybetmek istemiyorum. Hissi. Ama onunla beraber onu seviyorum, değer veriyorum, kaybetmek istemiyorum. Bu bağ, bu kıskançlık değil.

Şimdi, güven duyduğun bir partnerde, onu senin aldatacağını düşünmüyorsun. Sana zarar vereceğini düşünmüyorsun. Bağınızın sağlam olduğunu düşünüyorsun. Ama yine de, birisi diyelim ki ilk gösterdi, hani böyle bakıyor falan, sen de minik bir tarama yapabilirsin.

Yani ben, bunu ben söylüyorum, bu benim fikrim sadece. Hani, bakarsın bu bir tehdit mi? Konumu sağlam mı, kendi konumun? Ya da partnerin nasıl davrandı buna, nasıl cevap verdi?

Okey yani hani, bunların üçü de okeyse, bu biyolojik bir mekanizma. Yani bunu hepimiz yaparız. Risk optimizasyonu, tehdit riski var mı? Bunu gözlemlemek çok bence okey.

Ne oluyor ilişkin sağlıklısa ve güveniyorsan bunu görüyorsun ve bu üçü okey yani hani neyin tehditi zaten ben ona güveniyorum falan o zaman kontrolcü olmuyor bu kıskançlık yasağa dönüşmüyor dedik yani patlama şeklinde olmuyor. Maksimum ne oluyor? Kusura bakma bu hoşuma gitmedi bu tutum bir daha da yapmazdı yani sınırları hatırlatır mesela bu bize. Ve böyle bir şey ilişkiyi büyütür deniyor.

Fakat güven yoksa o zaman senaryolar kuruluyor kafada, işte sen zaten şöyle böyle kontrolcuda bunu kapa, bunu yapma, bunu etme, telefon karıştırmalar falan. Ama yine söylüyorum, hissettiğimiz bazı farklı davranışlar, yani ilişkide güvene dayalı kıskançlık değil de, konum netliği, işte bilincili olma ihtiyacı, daha önde olma ihtiyacı falan. Bunlar kıskanmaktan ziyade güvenle çelişmeyen, kıskançlık olmayan konumlandırma ihtiyacı. Bunu da biraz önce söylediğim gibi net bir şekilde ifade etmek gerek.

Arkadaşlar kısa bir mola verip hemen geliyorum. I'll be back soon! Şimdi biraz size brutal şeyler söyleyeceğim. Hazır mısınız?

Öncelikle kıskançlık, iğrenç duygu. Ben nefret ediyorum. Asla bu hissi hissetmek istemiyorum. Zaten diyorum ya kadınlardan ziyade partnerimden ötürü bir şey olsa yani benim partnerimin edilgen olduğu durumlarda ben çok sıkıntı yaşamıyorum.

Tamam mı? Çünkü zaten partnerim eğitilmiştir. Böyle nasıl davranacağını bileceğim. Fakat etken olduğu, kendisinin vesile sebep olduğu durumlar I'm sorry ama yani bunlar biraz sıkıntı.

Şimdi Şunu anladınız arkadaşlar. Kıskançlık yönetilmesi gereken bir durum tamam mı? Biz kendi duygularımızın sorumluluğunu alacağız. Hangi durumlarda?

Partnerimiz bile isteye yanlış bir aktivasyon göstermediğinde. Ve ne zaman ortaya çıkıyor kıskançlık? Temelde arkadaşlar romantik bir tehdit varsa. Şimdi yani erkek olarak örnek vereyim.

Hadi biz kadınlardan örnek verelim. Ben erkek olsam tamam mı? Ve benim bir kız arkadaşım olsa ve kız arkadaşıma yani kız arkadaşım da böyle çiçekici karizmatik bir kadın olsa saçma sapan bir dayı böyle naber güzelim yazsa yani. Ama böyle harbi yani hani statü olarak işte oku eğitim olarak böyle bir adam çok da güzel bir şekilde ulaşmaya çalışsa tehdit algılarım ve benim terörime, benim alanıma nasıl girmeye çalışıyorsun diye huzursuzluk çıkarırım yani.

Tamam mı? Tatlar kaçar arkadaşlar. Çünkü neden? Birine tehdit var, diğerine tehdit yok.

Yani benim kadınıma başka bir erkek yürüdüğünde normalde eğlenebilirim, çıksınabilirim, aşağılayabilirim veya şaşkına bu böyle mi yazdı diyebilirim. Fakat eğer tehdit algılıyorsam o zaman kıskançlığa dönüşüyor ve buradaki anahtar şu. Bu bizim algımız tamam mı? Bu gerçek bir tehdit de olmayabilir.

Ama biz böyle hissediyoruz bunu. Ve kıskançlıktan hareket etmek, yani bu tehdit gerçek olmayabilecekken bile biz buradan hareket ettiğimizde ne oluyor? Genelde buradan gelen hareket o karşıdaki adamı, şimdi ben kendimi adam olarak konuşuyorum ya erkek olarak, küçümseyebilirim, eleştirebilirim veya kontrolcü davranabilirim. Ve partnerime ne demiş oluyorum kendi yanımdaki hanımefendiye?

Bak güzelim, belki bu adam benden daha iyi. Ve partnerim de bunu düşünmeye başlayabilir bir süre sonra. Ve bu da işte o kadar vurguluyorsun ki onu yani. Bir süre sonra kendini gerçekleştiren kehanet.

Bu yüzden önerilen şu anladığım benim. Böyle durumlarda o kötü duygu yükselse bile ne olsa olsun hani poker face'i takınıp kaygısız bir tavır gösterebilmek yapabiliyorsanız yani. Ama bunlar hangi tavırlara göre? Hani hafif rahatsız edici ama normal sınırda aşmamış.

Mesela atıyorum bir kokteyl partisinde biraz daha uzun konuşmak, sosyal medyada iletişim kurmak, birinin DM atması mesela bana göre bunlar hiç normal şeyler değil. Valla senaryoları arttırmak istemiyorum çünkü sinirim bozuldu. Tamam işte arkadaşlar biraz fazla uzun konuşmak, biraz fazla ilgi, biraz fazla şu falan filan işte. Ama ne yapmak gerekiyor arkadaşlar burada dikkatinizi verdiğiniz şey büyür tamam mı?

Burdak kısım burası biraz dikkatli olacağız. Şimdi arkadaşlar böyle bir durumda tamam mı? Konuşacaklar ve gidecek bitecek. Fakat siz burada dikkat oraya çekerseniz ne olur?

Kıskançlık sahnesi oluşturduğunuzda daha az çekici olursunuz. Aslında partneriniz biraz kıskandığınız için hoşlanabilir de, o size bağlı, nasıl söylediğinize. Ve günün sonunda, o forbidden fruit effect var ya, yasaklı meyve falan, daha çizmedici olabilir yani. Bak, bunlar aramızda, tamam mı?

Şöyle bir şey okudum bu arada, bence biraz toksik ama. Nasıl düşünebiliriz mesela, kendimizi geliştirdik, geliştirdik, geliştirdik falan. İşte ben, yine erkek olarak konuşuyorum. Bir erkek düşünün diyor ki, ben bir kadının en iyi seçeneğiyim.

Ve işte manipülasyona gelmiyor bu kişi, kontrolcülük yapmıyor, kıskançlıktan hareket etmiyor, kral modu. Krallar ne zaman arkadaşlar kıskanır? Kral olmayı bıraktıklarında. Erkekler böyle düşünüyormuş yani.

Ve eskiden krallar nişanlılarını alıp tüm krallığa gösterirmiş arkadaşlar. Ve bütün köylüler o kadına böyle flört edercesine övgüler falan söylermiş. Ve kral sinirlenmezmiş. Neden?

Çünkü onların kadına duyduğu bu hayranlık kralın seçimini övme biçimiymiş. ooo yani ben bunu garip biliyorum lan bu erkekler ve kral bilirmiş ki arkadaşlar kadınlar krallarını bırakıp köylüye gitmez dafook arkadaşlar her neyse şimdi konuyu bu sefer kadınlarla yani bize çevirelim şöyle bir şey var her zaman partnerinizin edilgen olduğu bir yerde yani bir hareket yapmadığı bir yerde sadece durarak bile bir sürü kadından ilgi çekebilir değil mi bu okey Zaten bunu engellemenin tek yolu ne? Kimsenin istemeyeceği biriyle olmak. Bunu biz ister miyiz?

Hayır. E o zaman? Yani bunlar iyi hoş güzel ama tabii ki bence biraz toxic düşünceler de var burada. Şu anki partnerimle çok böyle clean bir ilişkimiz var.

Zaten en baştan hani başlamış bir ilişki. Hani böyle şey yok zaten. Hiç böyle sorunlar olmuyor zaten. Yani hani... Ben bunların yaşadığım bir ilişki istemiyorum mesela.

Yani ben partnerin böyle bir kokteyl partine gitmiyoruz zaten de. Gittiğimde uzun uzun falan filan tanımadığı biriyle böyle şeyler olmuyor yani. Bunlar benim ilişki anlayışımda yok. Biz evlilik konuşurken, biz işte ne zaman çocuk yapmak, onu bunu falan böyle şeyler.

Biz bambaşka bir ilişki yaşıyorum. Ben ve ben bunun daha huzurlu, daha temiz olduğunu düşünüyorum. Onları niye konuştum? Bunlar da var diye.

Fakat benim ilişki anlayışımda şu an böyle şeyler yok. Ben partnerim bilmeden daha önce konuştum ya da bir şey kim varsa herkesi çıkardım. İstemiyorum ya. İstemiyorum arkadaşlar.

Tek gördüğüm erkek o bu kadar nokta bitti ben böyle biriyim. İstemiyorum. Ve karşımdaki de böyle. Tamam bu kadar.

Biz böyleyiz. Yani ben bu doğrudur diye savunmuyorum fakat ben böyle temiz bir şiridi olmak istiyorum. O yüzden ben gideceğim de uzun konuşmaz ki Tuba'm nerede der bakar etrafa. Böyle yani bu böyledir.

Ne yapayım? Ben böyle seviyorum ya. Ben böyle ilişkiler seviyorum. Yani benim için rahatsız olduğum bir durumda yok işte ben kıskandığımı belli ettim.

Kıskanmak değil diyorum ya. Bendeki durum başka çünkü. Öyle bir şey olmuyor. Kıskanabileceğim bir durum zaten.

Ama rahatsız olduğum bir şey varsa da bunu söylerim. Karşımdaki de anlar. Çünkü anlamak istiyordur. Çünkü seviyordur.

Çünkü empati kurmak istiyordur. Ve bunu da o kadına işte oraya yasak elma falan filan. Benim için bunlar söz konusu değil. Fakat gün gelir olur.

Aklımızda bulunsun. Normal şartlarda böyle bir şey olursa direkt çekip giderim. Beni biliyorsunuz. Ama şimdi yapmıyorum böyle şeyler.

Daha böyle savunma mekanizmalarımı indirip daha esnemeye çalışıyorum. Çünkü seviyorum, çok seviyorum ve daha uzun gitmesini istiyorum. Şu an böyle. Haset ne peki arkadaşlar?

Haset de iki kişi arasında olan. Onda var, bende yok duygusu. Yani bir eksiklik hissi, bir yetersizlik hissi. Fakat kıskançlık, sahip olduğu şeyi kaybetmek korkusu.

Lacan diyor ki, biraz önce bahsettiğimiz gibi, kişinin kendisinde bir eksiklik veya yoksulluk hissetmesinden doğan duygudur haset ve diğer kişi de olup kendisinde olmayan bir şey görmesiyle tetiklenir. Ve bu eksiklik gerçek de olabilir ya da tamamen zihinsel bir yalınsama da olabilir, tamam mı? Ve... Mesela şöyle düşünelim, geçmişte hasetten kaynaklı çocuklukta hangi yıkıcı darmaşızlar yapılabilir arkadaşlar?

Birinin saçını kesmek, saçına sakız yapıştırmak, saç çekmek, cimciklemek, böyle rahatsız etmek, bullylemek, yani bully hasetten gelebilir. Ve bunun dışında genelde ülkemizde de böyle, böyle başını kaldırmaya çalışan insanı, böyle başına tokmakla vuran bir oyun var ya, ona gibi aşağı çekmeye çalışıyorlar. Bu da mesela o hasedin sosyal hayatımızda öne çıkan kişiyi aşağı çekme eğilimiyle simgeliyor. Hasedi.

Haset arkadaşlar gerçekten çok güçlü bir duygusal enerji tamam mı? Yanlış kullanırsa, bu duygusal enerji yanlış yönlendirilirse, yanlış sublimedilirse, doğru mu oldu bu tabir? O zaman yıkıcı oluyor ve zarar verebiliyor. Fakat doğru yönlendirdiğinde ne yapıyor?

kişiyi harekete geçiriyor, büyütüyor ve başarıya itiyor. Çok özel, çok güzel. Peki nasıl azalıyor bu haset özgüvün arttıkça? Şimdi benim haset duygu neredeyse yok yani hiç de hissetmedim olmadı da böyle bir şey.

Gerçekten biri başarılı olduğunda içimde böyle ufak burukluk bile olmuyor. Benim zaten kendimde öyle bir yarışım var ki başkasının yarışına bakmaya zamanım kalmıyor. Çünkü benim kendi yolum, kendi kariyer çizgim, kendi hedef setim var. Ve ben şöyle soruyorum kendime yani, ben bugün dünden daha iyi miyim?

Ben neredeyim? Tabii ki benimki de biraz biliyorsunuz ki toksik oluyor ama ben kendimden daha iyi değilsem benim sorunum bu. Başkasıyla kıyaslamıyorum kendimi. Irrelevant oluyor yani. Yani o iyi yaptı,

bravo, devam etsin, harika, çok mutlu oluyorum insanlar için. Benim yolum etkilemiyor çünkü yollarımız farklı. Yani ben self-reference, kendimden referans alarak bir şeyler yapan biriyim. Referansım sadece kendimim.

Ve kendime içeriden motivasyonlu, içten dönen bir motorlu olduğum için dışarıdakilerin başarısı da beni tehdit etmiyor. Çünkü elimden alınan bir şey yok. Yani o bir basamak çıkan kişi yüzünden ben bir basamak inmiyorum. Öyle değil bizim merdiven.

Araştırmalarda da onu söylüyor. Özgüven de yükseldikçe, hasret azalıyor ve hani ilginç de bir şey var arkadaşlar. Haset hiç olmaması da depresif bir duygu ile eşleştirilebiliyor. Tabii bendeki bu değil.

Ben kendi potansiyelimi gerçekleştirmekle meşgulüm. Hatta bununla dertleniyorum. O yüzden Tugba ne yaptı? Tugba abimken ne kadar geçti?

Benim derdim bu. Şimdi storlarınıza geçmek istiyorum da neyi konuşmadık biliyor musunuz? Yakın arkadaşlarda kıskançlık ve haset ya da sen olma isteği. Bu birkaç kere başıma geldi mesela.

Ve hani çok kötü bir his, çok kötü. Ya zaten ben sana arkadaş olmak istiyorum. Ben, benle arkadaş olmak istemiyorum ki sen niye ben olmaya çalışıyorsun? Abi tırnağımı yediğim, yemek dinlediğim, müzik kullandığım kelimeler... Tabii ki insan insana benzer,

arkadaşlar birbirine benzer, sevgilinin kullandığı kelimeleri kullanıyorsun. Ama sen niye ben oluyorsun? Sen senken güzeldin. Ben onun arkadaşı olmak istiyorum.

Ve bu çok üzücü. O yüzden de zaten az arkadaşım var falan filan. Hepimiz de bunlar başına geliyor. Kadın arkadaşlarımda da yaşamadım.

Çünkü benim hiçbir zaman yani grubum olmadı kadın grubu. Ben bir kere bile kadın grube tatile gitmedim bir kere falan diyorum ya. Ben... Dertliydim kendimle.

O yüzden kadın arkadaşlardaki belki hani o olmaya çalışmak, kıskanmak falan bunları konuşuruz. Ama şu an ona zamanımız yok. Daha eğlenceli işler yapacağız. Arkadaşlar en komiğinden başlamak istiyorum.

Bir eski sevgilim Atatürk'e de ne yakışıklı adam dediğim için kıskanıp tweet atmıştım. Atatürk'e de bir şey demezsin be adam. Valla bence Atatürk'ün yakışıklılığı değil de belki orada hani gücü, işte o hani liderliği, başarıları falan. Ama Atatürk'te kıskanmazsın ya.

Yani benim yok ya. Bir kadın düşündüm mesela. Yok ya. Düşündüm hani böyle çok bilim insanı, boşarılı falan bir kadın.

Yok yani. Ben de Scarlett Johansson'ı kıskanmıştım bir kere. Erkek arkadaşının geçmişine fazla takılmamak lazım değil mi? Benden önce birçok kişiyle görüşmüş olduğumu biliyorum.

Eskidendi ama overthink malum. Şimdi bir tanem sen daha önce kimseyle hiç görüşmedin. Bakın bence bu çok önemli bir şey. Eğer daha önce hiç kimseyle görüşmediysen, ilk sevgilinse, tamam mı?

İlk öpüştüğün kişiyse ya da öpüşmediysen ilk elini tuttuğun kişiyse falan ve onu daha önce olduysa bence burada bir hani eşitsizlik ve adaletsizlikler ötürü kötü hissetmek normal. Fakat onun dışında benim düşündüğüm iki üç şey var burada. Kendimi iyi hissetmek için. Birincisi ve makul bence.

Şimdi bir kere geçmişe takılı kalıp, onları sürekli kıskanmak, retroaktif kıskançlık, bu takıntı zaten. Bunu sonra konuşuruz, konuşmadık bunu. Burada şöyle bir şey var. Ben diyorum ki, bir insanın o güne kadar ne yaptığı, tanıştığı bir güne kadar beni ilgilendirmez.

Zaten, yani çok büyük şeyler dışında tabii ki yani, adam öldürmedir, o duruma bağlamışlıkla, biliyorsunuz neyi kastettiğimi. Ve benim aşık olduğum o erkeği veya partnerim işte benim aşık olduğum o kadını bugün o kadın yapan şey geçmişi. Geçmişte ne yaşadıysa ve geçmişte bunlar nasıl başa çıktıysa geçmiş onu nasıl şekillendirdiyse bugün aşık olduğum insan oldu diyorum. Ve bunun dışında kendi geçmişinizi de düşünün yani Siz de birileriyle beraber oldunuz.

Siz de görüştünüz. Siz de date'e çıktınız. Siz de başka birine aşık oldunuz veya sandınız. Ya da heyecanlandınız.

Ve benim gibi mesela ben bazen koyuyordum bunu date'e gidiyorum falan filan. Abi yaptım yani. Hepimiz yaptık ama günün sonunda o an biliyorsun ki daha önce hiç hissetmediğini hissediyorsun. Ve karşı tarafta böyle.

Ve hiçleşmenin anlamı yok. Hiç. Benim bir kuralım var biliyor musunuz? Ben şunu diyorum.

Ben eskiden kalan hiçbir şeyin adını dahi duymak istemiyorum. Bilmek istemiyorum. No more info, thank you. Hiçbir şey.

Evin steril olsun, araban steril olsun, dilin steril olsun, telefonun steril olsun. Diyorum ki, biz tanıştık mesela sevgili olduğumuz zaman direkt diyorum ki, eskiye ait ne varsa silinmiş olsun. Zaten öyle falan filan derdi. Yani bu sosyal medyadakilerde de öyle takip edilen her şey falan filan.

Bunu ben demedim. Zaten yapılıyor bu. Sevince yapıyorsun isteyerek de. Hiçbir şey görmek istemiyorum.

Hiçbir şey bilmek istemiyorum. Yani ne zaman bitti, kimdi, neydi, neydi. Umrumda değil. Anlatabiliyor muyum?

Her bilgi overthink'e sürükler. Her bilgi sizi rahatsız edebilir. Ve halbuki umrumda değil ya. Hiç yani.

Bilmek istemiyorum. Ben huzurluyum. Bir de, siz popüler olunca arkadaşlar, neler neler, ne mesajlar geliyor, yalandalar. Ya mesela, çok komik ya.

Şey düşündüm, ben böyle birine sormuştum bunu. Çok popüler birine. Hani ne geliyor mesela size falan diye. Demiştik ya.

Mesela diyorlar ki, senin kız arkadaşın şöyle böyle elimizde kasetleri var. Ya yalan mesela ama huzur kaçırmak için, tamam mı? O yüzden böyle mesajları da ister bu dozda olsun ister olmasın, yani bana da bir sürü şey geliyor. Gerçekliğini sorgulamadan umursamıyorum.

Gerçekliğini sorgulamadan. Çünkü güven böyle bir şey. Çünkü gerçek çıksa ne olacak abi? Derim ki eski sevgilisi mesaj attı.

Gerçek. Eee ne yapayım? Eski sevgilin de. Ne yapayım?

Bana ne kanka? Eee yani eee. O yüzden gerçek olması veya olmaması değişip fark etmez. Çünkü huzur...

Kaçırmıyor benim ama yani tatsız şeylerimden görmemek lazım, bilmemek lazım. Umurumda değil o yüzden. Ben geçmişi asla ve asla karıştırmıyorum, umursamıyorum, yargılamıyorum. Diyorum ki şükürler olsun geçmişin seni bana getirdi bu kadar.

İyi ki bir şeyler fail etmiş, biz buluşmuşuz. Kader olaraktan. Anlatabiliyor muyum? Böyle bakıyorum.

Ama yine diyorum eğer senin geçmişinde bir tane hiçbir böyle münasebet olmadıysa, hiç kimseyi sevmediysen falan, hiç ilişkin, uzun ilişkin olmadıysa yani bu da zor. Ayrıl başka biriyle. Oha bu mesela şu ki çocuğu annesinden kıskanıyordum. Şimdi arkadaşlar bu normal kıskançlıktan bambaşka bir şey.

Birazdan onu konuşalım. Şimdi ben size biraz önce anlattım ya bazı şeyler kıskanmak değil fakat öncelik istemek ya da yerini bilmek, yerini anlamaya çalışmak, ilgi payını kaybetme riski falan. Burada aslında bir tanem bana göre Asla kıskanmıyorsun oğlanı. Asla.

Ama ne var? Bağlanma pozisyonu. Mesela kıskanılan kişi çocuk. Sen neyi kaybettiğini sanıyorsun burada?

İlgisini ve zamanı. Çünkü niye annesiyle daha çok görüşmek istiyor? Annesiyle daha fazla vakit geçirmek istiyor? Ve sen diyorsun ki ben neredeyim artık?

Ben onun önceliğim miyim falan? Ve bu hani kötü, bencil, toksik bir duygu değil aslında bir yerde. Yani bu evrimsel bir şey. Çünkü diyorsun ki hani partnerim artık işte annesiyle daha çok yatırım yapıyor, daha çok... Ben artık geri plandamıyım.

Yani bir de temelde belki sadece annesiyle olan bir durum yok da hani genel olarak da ilişkide duygusal yakınlık azalmaya başlamış olabilir. Çiftle geçirilenler, ikinizin geçirdiği vakit azalmıştır veya sohbetin yoğunluğu azalmıştır. Partnerin ya sevgilinin artık daha yorgundur falan. Sen de artık hani bunu ifade ederken bilinç dışında başka şeyler hissetsen de bilince yansıması Annesiyle konuştuğunu gördüğün için mi atıyorum ya da ona çok gidiyor.

Annesini kıskanıyorum. Hayır. Annesini belki de kıskanmıyorsun. Aşkım yani belki tabii ki.

Burada temelde bence yapılması gereken en büyük şey farkındalık. Yani gerçekten annesini mi kıskanıyorsun? Ya da annesinden çocuğu mu kıskanıyorsun? Ya da eski yakınınızı, özel alanlarınızı özleyip önceliğini değiştiğini düşünüyorsun.

Çünkü böyle aktarırsan, bu duyguyu daha doğrusu adlandırırsan, suçluluğun azalır, hissettiğin. Belki de utanç azalır. Çünkü insan bunu demekten utanabilir. Çünkü stigmatiz ediliyor ve duygun daha rengili olur, daha rahatlayabilirsin.

Ve bu konuyu partilerinle konuşmak da kolaylaşıyor. Çünkü bir erkeğe ben seni anneden kıskanıyorum demek çok zor bir şey yani. Kötü kıskançlık duyuluyor. Bu durumda daha büyük romantik zamanlar, beraber geçirdiğiniz vakti arttırabilirsiniz.

Mesela ben geçen dedim ya sinemaya götüreyim falan seni hani. Sinemaya götürebilirsiniz. Ben geçen ne yaptım biliyor musunuz? Çok güzel böyle bir toplantısı vardı, önemli bir işi vardı.

Ben de o gün böyle hep benimle geliyor ya mesela her yere. Ödül törenlerine, oraya, buraya, fuara. İşinden, gücünden geliyor direkt böyle zaman ayı. Ben de o yüzden dedim ki onun toplantısı var, ben de yanında olmalıyım.

Ve çok böyle tatlı bir notla senin iş motivasyonunu, toplantılara hazırlanırkenki halini falan görmek beni çok mutlu ediyor, seni gurur duyuyorum. ben sürekli hayatım boyunca seni bu şekilde görmek istiyorum falan böyle senin için işte evrenle iletişim halindeyim bugün çok güzel olacak falan gibi bir şey böyle not yazıp böyle bir sürü çikolatayla paket yaptırdım tamam mı bunu da gönderdim toplantının hemen sonrasında falan ve böyle hani Bunun gibi böyle küçük sürprizler yapılabilir. Mikro zaman bulunabilir. O zaman benim yerim geri geldi, bak yerim sağlamlaştı hissedebilirsin bir tanem.

Ya da belki partnerinle anlayabilecek birisi bunu konuşup hani, hayır senin yerin değişmedi, sen hala benim için çok özelsin. Sadece işte annemin şu an şöyle bir şeye ihtiyacı varı duymak bile seni çok iyi hissettirebilir. Arkadaşlar mesajlarınıza bakıyorum da yani muhteşem. Ben şöyle fikir buldum.

Çok uzun sürecek bu bölüm yoksa yani bitmeyecek. Ben şu anda bunu kapatıp hemen ardından bir bölüm daha yapıyorum ve full sorularınıza cevap veriyorum tamam mı? Yüzün ablu olayım bir kere de. Ve bir de retroaktif kıskançlığı da orada bir soruyla açayım.

Sizi çok seviyorum. Sizin için haftaya, benim için 10 dakika sonraya tekrar görüşüyoruz. I love you.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)