
1.777 kelime · ~9 dk okuma
911, acil durumunuzu bildirir misiniz? Babamı ölü buldum. Kan var. Çok fazla kan.
Tamam. Sana yardım etmek için buradayım. Öncelikle bulunduğun yerin adresini söyleyebilir misin? 38, Payson Canyon.
Evin içindeyim. Banyodayım. Teşekkür ederim. Ekipleri hemen yönlendiriyorum.
Babanın nefes alıp almadığını biliyor musun? Hiç hareket ediyor mu? Küvette duruyor. Su... Kırmızı... Her şey kırmızı olmuş.
Boğazı kesilmiş. Boğazında kesik olduğunu söylüyorsun. Doğru mu anladın? Evet.
Tüm boğazı kesmişler. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle Amerika'nın sessiz ve güvenli sandığı Utah'ın küçük bir kasabasında işlenen korkunç bir cinayete tanık olacağız. Cinayetin ardından yaşananlar yalnızca bir soruşturma değil, Aynı zamanda yanlış yönlendirilmiş şüphelerin, dağılmanın eşiğine gelen bir ailenin ve gerçeği ortaya çıkaran beklenmedik bir tanıklığın hikayesi oldu.
16 Kasım 2009 akşamını karanlığa gömen bu ölümün ardındaki sır perdesini aralamaya hazırsanız başlayalım mı? Kay Martinson, eşi Darla ile birlikte Amerika'nın Utah eyaletindeki küçük ve sakin bir kasabada yaşıyordu. İkilinin önceki evliliklerinden çok sayıda çocukları vardı. Bu nedenle evin geleni gideni çok olur, kapısı neredeyse hiç kapanmazdı.
Hayatının büyük bir bölümünü Brigham Young Üniversitesi'nde geçiren Kay, 37 yıl boyunca makine mühendisliği bölümünde profesörlük yapmıştı. Mühendislik ve tasarım alanlarında uzmanlaşmış, öğrencileri tarafından çok sevilen, saygın bir akademisyende. Kay nihayet uzun ve yorucu bir akademik kariyerin ardından emekli olmuştu. Fakat bu, onun için yavaşlamak anlamına gelmiyordu.
Günlerini çiftçilik yaparak ve hayvanlarla ilgilenerek geçiriyor, doğayla baş başa kalmanın tadını çıkarıyordu. Emeklilik maaşının yanında yıllarca yaptığı akıllı yatırımlar sayesinde oldukça varlıklı bir hayat sürüyordu. Bu birikim ona hem seyahat etme özgürlüğü sağlamış hem de ilgilendiği hobilere zaman ve kaynak ayırma imkanı vermişti. En büyük ilgi alanlarından biri ise silah koleksiyonu yapmaktı.
Utah, Amerika'nın silah yasaları en esnek eyaletlerinden biri olduğundan, Kay neredeyse hiçbir kısıtlama olmaksızın farklı tür ve modellerde silahlar satın alabiliyordu. Kendisine kurduğu bu sakin hayatın içinde aile dinamikleri biraz daha karmaşıktı. Kay'ın önceki evliliğinden üç çocuğu vardı. Bunlardan ikisi yıllar içinde kendi düzenlerini kurmuş, farklı şehirlere taşınmışlardı.
Üçüncü oğlu Roger ise Payson kasabasında kalmış, yaşamını babasının hemen yanı başında sürdürüyordu. Çünkü kendisi yıllar önce geçirdiği bir kazada başından ağır yaralanmıştı. Bu olay onu tamamen kısıtlamasa da hayatını eskisi kadar rahat sürdürememesine neden olmuştu. Bu yüzden hem devletten maddi destek alıyor hem de eşip hem evin geçimine yardımcı oluyordu.
İşte Kay'ın emekli olmasıyla da beraber baba oğlun birlikte geçirdikleri zaman oldukça artmıştı. Sık sık görüşüyor, günlerini kimi zaman sohbet ederek, kimi zamansa Kay'ın küçük işlerini yaparak geçiriyorlardı. Bu sıradanlık çok geçmeden yerini kimsenin tahmin edemeyeceği kadar karanlık bir hikayeye bırakacaktı. 16 Kasım 2009 akşamı Kay evde tek başınaydı.
Eşi Darla torunlarını görmek için şehir dışına gitmişti. O sırada Roger ile Pam her zaman olduğu gibi Kay'a uğramaya karar verdiler. Eve yaklaştıklarında giriş yolunun kenarında duran ve daha önce hiç görmedikleri bir araba dikkatlerini çekti. Kısa bir bakışla birbirlerine döndüler.
Kime ait olduğunu merak etmişlerdi. Pam kapıya yaklaşıp zili çaldığında karşısında Kay'ı bekliyordu. Fakat onun yerine daha önce hiç görmedikleri genç bir erkek tarafından karşılandılar. Bu durum aslında hiç de şaşırtıcı sayılmazdı.
Çünkü Mortensen çifti sık sık misafir ağırlardı. Merhaba. Kay evde mi? Evet evet.
İkinci katta. Gelin içeri buyrun. Kay! Ali, nerede?
Üzgünüm, yanlış zamanda yanlış yerdesiniz. Roger ve Pam, onlara doğrultulan silah karşısında adeta dona kalmışlardı. Bu ürkütücü sessizliğin içinde, onları elinde silahla merdivenlerde karşılayan bir adam daha vardı. İki saldırgan hiç tereddüt etmeden evin kapısını kapadı, Roger'la Pam'i duvara yaslayıp ellerini plastik kelepçelerle bağladı.
Yüzümüzü gördünüz. Artık sizi öldürmemiz gerek. Adamlar acele bir şekilde ikiliyi başka bir odaya götürüp kapıyı üstlerine kapadılar. Pam titreyerek ağlıyor, Roger ise korkusunu bastırmak için yüksek sesle dua ediyordu.
Vakit bir türlü geçmezken ayak sesleri yeniden duyulmaya başladı. İçlerinden biri kapıyı hızla açarak içeri girdi ve Roger'ın duasını yarıda kesti. Fakat adam tahmin edilemeyecek bir sakinlikle hiç beklenmedik bir şey söyledi. Devam et, bitir duanı.
Roger bunun gerçek mi yoksa sadece bir tehdit mi olduğunu anlayamamıştı. Yine de başka çaresi yoktu. Plastik kelepçelerin bileklerine verdiği o acıya rağmen gözlerini kapatıp duayı tamamladı. Pam ise gözleri yaşla dolsa da tek bir ses bile çıkaramıyordu.
Dua bittiğinde saldırganlardan biri kapının eşiğinde dikildi ve kısa bir bakışla diğerine işaret etti. Aralarında kelimesiz bir anlaşma var gibiydi. Ve o anda hiç beklemedikleri bir şey oldu. ''Pekala sizi öldürmeyeceğiz ama bir şartla.''
Polise üç kişi olduğunuzu söyleyeceksiniz ve bizi koyu tenli olarak tarif edeceksiniz, tamam mı? T-tamam. Yoksa sizi buluruz. Tamam.
Roger ve Pam aniden birbirlerine baktılar. Ne yaşadıklarını anlamıyor ama öldürülmek de istemiyorlardı. Adam Roger'ın ceketinin cebine eğildi ve kimliklerini aldı. Etrafa son bir kez daha baktı ve hızlı adımlarla odadan ayrıldılar.
Hızlıca kapıyı çarparak dışarı çıktıktan sonra arabayı çalıştırdılar ve bir anda tüm sesler kesildi. Ev neredeyse bir mezar sessizliğine bürünmüştü. Pam birkaç saniye boyunca hareket edemedi. Gözleri hala kapıdaydı.
Sanki adamlar her an geri gelip onları öldürebilecekmiş gibi hissediyordu. Roger ise kelepçelerin bileklerine verdiği acıyı artık duymuyordu. Bir süre hareket etmediler. Nefes bile almadılar.
Sonunda Roger kendine geldi ve bileklerini sürtüp plastik kelepçeyi koparmayı başardı. Hemen babasını aramak için odadan çıkarken Pam çantasından telefonumu buldu. Elleri öyle çok titriyordu ki avuçlarının arasından telefon her an düşecek gibiydi. 911'i aradı fakat kafa karışıklığı yüzünden söylediklerini toparlamakta zorlanıyordu.
Saldırganların yüzlerini görmüş olmasına rağmen tam olarak tarif edememişti. Çağrının üzerine polis ekipleri hızlıca eve yöneldi. Roger ise bu sırada babasını bulmak için yatak odasına bakmış ve misafir odasına göz gezdirmişti. Fakat hiçbir yerde yoktu.
Ne yapacağımı bilemez halde etrafta dolanırken bakmadığı tek yerin banyo olduğu aklına geldi. Koridorda yürürken tek istediği babasının orada olmamasıydı. Kalbi hızla atıyor, nefesi göğsünde sıkışıyordu. Banyo kapısının eşiğine geldiğinde başını içeri uzattı ve dünya bir anda durdu.
Roger banyoya girdiğinde babasını dizlerinin üzerinde küvete doğru eğilmiş halde buldu. Boğazı boydan boya kesilmiş, kan küvetin içine akmış ve kırmızı bir göl oluşturmuştu. Roger bir adım geri çekildi, nefesi kesilmişti. Pam içeriden Roger'a bir şeyler söylüyordu.
Fakat o hiçbirini duymuyordu. Tek gördüğü şey hayatının en güçlü figürlerinden birinin o soğuk banyoda, sessiz ve kanlar içinde yatıyor olmasıydı. Polisler çok geçmeden olay yerine geldiler. Eve girdiklerinde karşılaştıkları manzara kelimenin tam anlamıyla ürkütücüydü.
Kay'ın öldürüldüğü bıçak evin kendi mutfağından alınmıştı. Fakat üzerinde tek bir parmak izi bile yoktu. Asıl şaşırtıcı olansa olay yerinin neredeyse temizlenmiş gibi görünmesiydi. Ne ayak izi ne de yabancı bir DNA vardı.
Halının üzerindeki tüyler bile bozulmamış gibiydi. Kapılar zorlanmamış, pencereler kırılmamıştı. Bu derece iz olmayan bir cinayet tek bir ihtimali doğuruyordu. Kay kapısını açtığı kişiyi tanıyordu.
Peki bu kişi kimdi? Şimdi dosyamıza kısa bir ara verelim. Dönüşte kaldığımız yerden devam edeceğiz. Polis olay yerini detaylıca incelemeye başladı ve yapılan araştırmada oldukça ilgilerini çeken bir şey oldu.
Kay'ın geniş silah koleksiyonundan neredeyse 20 tanesi kayıptı. Daha da tuhaf olansa seçilen silahlardı. Pahalı modeller yerli yerinde dururken saldırganlar yalnızca daha ucuz ve kolay elden çıkarılabilecek olanları almışlardı. Bu tercih soygunun amatörce mi yoksa aşırı planlı mı olduğu konusunda soru işaretlerini çoğaltıyordu.
Tüm bu ayrıntılar içinde polisin şüpheleri tek bir noktada toplanmıştı. Roger ve Pam cinayetin en önemli şüphelileriydi. Dedektiflere göre çiftin 911'deki sesleri fazla sakindi. Yaşadıkları şok göz önüne alındığında bu durum poliste şüphe uyandırmıştı.
Ayrıca karakola gittiklerinde verdikleri ifadeler de tutarsızdı. 3 tane adam vardı. 2 tane adam vardı. Mor eldiven takıyorlardı.
Mavi tüylü eldiven takıyorlardı. Saldırganların sayısını ve görünüşlerini tutarlı tarif edememeleri dedektiflerin güvenini daha da zayıflatıyordu. Çünkü polise göre Pam ve Roger saldırganların yüzlerini görmüşlerdi. Buna rağmen öldürülmüş olmamaları pek mantıklı değildi.
Üstelik eve zorla girildiğine dair bir iz bulunmaması da polislerin düşüncelerini destekliyordu. Bu nedenle Roger ve Pam kısa süre içinde bu davanın baş şüphelileri haline geldiler. Evlerinde yapılan aramalarda ruhsatsız silahlar, yasaklı maddeler ve yüklü miktarda ödenmemiş borç bulunması dedektiflerin miras için cinayet ihtimaline daha fazla yönelmesine yol açtı. Bunların üzerine çiftin girdikleri yalan makinesindeki testi geçememesi tabloyu daha da ağırlaştırmıştı.
Bu baskının altında panikleyen çift bir avukat tutmak zorunda kaldı. 2010 yazında savcı onlara karşı suçlama yapmak için yeterli delil olduğuna inandığını söyledi ve ikili tutuklandı. Hikaye burada kapanmış gibi görünüyordu. Ancak bir anda ortaya çıkan Rachel adında bir kadının söyledikleri soruşturmanın gidişatını altüst edecekti.
Aylardır bu sırrı taşıyorum Söyleyemedim çünkü başıma bir şey gelmesinden çok korktum Martin Eski kocam Her şey yapabilecek biri O gece yanıma geldiğinde yüzünde hiçbir ifade yoktu Sanki havanın soğukluğundan bahsediyormuş gibi Key silahları vermek istemedi biz de hallettik dedi Şok oldum Önce anlamadım Geceler boyunca hiç uyuyamadım Sonra haberlerde o çiftin tutuklandığını gördüm. Bir tarafım konuşursam Martin'in beni de öldüreceğini söylüyor. Bir tarafım masum insanların hapse girmesine göz yumamıyor. Ama ne olacaksa olsun.
Kay Mortensen'in katilleri eski kocam Martin Bond ve arkadaşı Benjamin Reddick. Dedektifler bu ihbarın üzerine dosyayı baştan incelemeye başladılar ve çok geçmeden Martin Bond'un Kane çok yakın bir arkadaşının oğlu olduğunu tespit ettiler. Bu bilgi Kane kapıyı neden hiçbir şüphe duymadan açtığını açıklıyordu. Soruşturma derinleştikçe tablo netleşmeye başladı.
Martin, Kane'in evinde çok sayıda değerli silah bulunduğunu biliyordu. Bu bilgiyi arkadaşı Benjamin'i de soyguna ikna etmek için kullanmıştı. Plan basitti. Eve girecek, silahları alacak ve sessizce çıkacaklardı.
Ya da öyle sanmışlardı. Düşündükleri soygun, Kane silahları vermeyi reddetmesiyle suya düştü. Tartışma büyüdü ve içlerinden biri geri dönüşü olmayan o hamleyi yaptı ve Kane boğazını kesti. Ardından adamlar aceleyle evde buldukları silahları toplayarak evden çıktılar.
Bir kısmını satıp bir kısmını ise toprağa gömmüşlerdi. Polis sonrasında Martin ve Benjamin'in evlerine yaptığı aramada Pam ve Roger'ın kimliklerine ulaştı. Bu ayrıntıyla beraber dedektifler için artık tablo çok açıktı. Çift tehdit edilmişti.
Rachel'ın ifadesinin bir başka kritik yönü daha vardı. Genç kadın, Martin'in obsesif kompülsif bozukluğu olduğunu bildirmişti. Bu ayrıntıysa, soruşturmanın en büyük sorularından birini çözen anahtar oldu. Martin'in titiz ve aşırı kontrollü davranışları hiç iz bırakmadan evden çıkmış olmalarını açıklıyordu.
Martin ve Benjamin kısa süre içinde tutuklandı. Sorgu sırasındaki tavırları nedeniyle aralarındaki bağ ilk dakikadan itibaren çatlamaya başlayacaktı. Benjamin'in yüzündeki ifade sürekli değişiyor, Martin ise soğukkanlılığını korumaya çabalıyordu. Saatler süren sorgulamanın ardından Benjamin, suçunu kabul etti.
Bu itiraf, ona ömür boyu hapis cezasının yanında 25 yıl sonra şartlı tahliye ihtimali sağladı. Martin ise hala inkar ediyordu. Bunun üzerine mahkeme onu şartlı tahliye hakkı olmaksızın müebbet hapis cezasına mahkum etti. Ancak ironik bir şekilde yıllar boyunca inkar ettiği gerçeği hapishanede bir gardiyana fısıldayacaktı.
Kay Mortensen'ı öldüren kişi bizzat kendisiydi. Bu gelişmeyle Roger ve Pam nihayet serbest bırakıldı. Ama yaşadıkları travmanın izi kolay silinecek gibi değildi. Dedektifler, çiftin başta şüpheli görünmesinin nedenini stres altındaki dağınık ifadelerine, 911'deki dalgalı tonlarına ve yalan makinesindeki başarısızlıklarına bağladı.
Aslında hepsi, o gece yaşanan dehşetin insan zihninde yaratabileceği karmaşanın doğal bir yansımasıydı. Fakat bu açıklama bile küçük bir kasabanın içine işleyen güvensizlik duygusunu tamamen silemedi. Ya Martin Rachel'a suçunu anlatma gafletinde bulunmasaydı ya da Rachel korkusuna rağmen konuşmaya cesaret edemeseydi Roger ve Pam muhtemelen hayatlarının geri kalanını işlemedikleri bir cinayetin gölgesinde parmaklıklar ardında geçirecekti. Bu ihtimaller, varsayımlar üzerinden insanları suçlamanın ne kadar kolay ve bir o kadar da tehlikeli olduğunu hatırlatıyordu.
Oysa adaletin şüpheyle değil, her zaman kanıtla ilerlemesi gerekiyor. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bir sonraki dosyada görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hıh.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.