
3.955 kelime · ~20 dk okuma
Pelin Hocası Fakültesi yeni eğitim ve öğretim yılına hepiniz hoş geldiniz. Ben dekanınız Dr. Güleç ve yanımda kim var? Dekan yardımcısı Dr.
Güleç 2. En son 2025'te son dersi beraber yapmıştık ve biliyorsunuz ki biraz sınandık, biraz kardeşliğimiz ortaya kondu. Birazdan backstage'de, arka planda herkes şahit oldu bazı durumlara. Verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dilemeyeceğim.
Kardeşlik böyledir. Gerçekten de teşekkür ederim. Hakkını vere vere beni sinir etti. Karşılıklı canım.
Karşılıklı. Ablamı çok seviyorum. Canım benim. Şimdi arkadaşlar, dediniz ki dozu arttırın.
Biz gerçek bir kapışma görmek istiyoruz. Sınanın istiyoruz. Birbirinizi sınayın istiyoruz. O zaman ne yaptık?
Ben sorular getirdim. Öncelikle daha yumuşak şekilde başlayıp, en sevdiğim yemeği, en sevdiğim rengi sorarak başlayacağız birbirimize. Bakalım ne kadar tanıyoruz sorularıyla. Çıtırdan, en sevdiğim kelime.
Çıtırdan nefret ederim. Kısık ateşte. Açacağız bölümü. Sonra yavaş yavaş dozu arttıracağım.
Ateşin altını birazcık yakacağım. Seni aşağıdan ısıtmaya başlayacağım Sena Güleç. Bölüm sonunda size soracağım. Kanalda veya storyde artık.
Kim daha iyi kardeş bu düello'nun kazanan... Düello. Düvello. Yılbaşında halsiz yazacağız.
Düvello. Bu düvello'nun kazananı kim? Kaybeden kişi kazanan kardeşe hediye alacak. Hediyenin faturasını şeye, kanala açacağız tamam mı?
Faturasını atmayacağız tabii ki. Hediyenin kendisine açacağız falan filan. Okey. Siz belirleyeceksiniz yani bunu.
Şu da olabilir gerçi. Sen kaybedersen eğer... ...ya da ben kaybedersem... ...Bacı Birliği'nden birine hediye alalım.
Birbirimize değil de. Bu ne bana nasıl? Benim kaybetme... ...zaten oransız olarak ben kayıp başlıyorum.
Hayır sen kayıp başlamıyorsun. Ben kayıp başlıyorum. Aşk olsun. Senin kaybet... Ama ben sana hediye alabilirim her zaman. Sen kaybedersen ben seninkinin de kızlarının hediyesini... ...seninkinin... ...senin yerine de ben alırım.
Ne alakası var? Böbcüğüm. Neco. Bugüne kadar seni aldın bana o kadar yemek ısmarlayan ablam.
Sağ ol canım. Sen hediyeyi ben herkese alabilirim. Evet. Tamam böyle yapalım.
Siz de bir tane hediye alın. Onu konuşuruz. Hazırsanız adı ne bunun? Sunama düvellosu.
Ablamın ablası düvellosu. Çünkü ben ablanızım o da benim ablam. Ablamın ablası düvellosu başlıyor. Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz.
Taş, kâğıt, makas. Yavaşsın. Taş, kâğıt, makas. Tamam arkadaşlar, bu düveyle siz göremediğinizi sadece duyabildiğiniz için iptal.
Ben sorularımla başlıyorum. En sevdiğim yemek ne? Taze fasulye. Teşekkürler Vildan.
Senin en sevdiğin yemek hamburger. Aşırmayı düşünüyorsun ama. Hayır sarmam. Sarma.
Sena arkadaşlar genel olarak çok yemek yemez. Ben yemek yemiyorsun şimdi yani. Çok sıkmaya gerek yok. Yani okey tamam.
Böyle mesela benim gibi değil. Ben iştahlı yiyorum böyle. Ben yemek yemeyi çok severim. Aynen.
Yemek yani bilemedim. Senin kadar değil evet. Kıyas yapacaksak evet. Senin kadar değil. Benim için yemek bir gusto.
Benim gustam yok. Benim için röfle bir zevk kendisi. Yemek sevdandan başıma ne belalar açıldı bilmiyorum. Ya o kadar yemek sevmene gerek yok arkadaşlar.
Ben bilemedim, sen bilin, devam edelim. Giyin içimi beğeniyor musun? Beğeniyorum. Tarzı mı?
Betimlecek olsan nasıl betimlersin? Eklektik, rustik falan ne dersin mesela? Daha hanım hanımcık giyiyorsun sen Bora. Hanım hanımcık?
Vamp bir hanım hanımcıklığım var. Feminine energy. Okey. Yok ya.
Ne dersin mesela? Böyle diyorum. Ben böyle diyorum. Sen nasıl ders... Millenial hip hop fan derim seni.
Doğru. Peki sen benim... Şimdi ben biliyorsun ki late millenial'ım. Hani 95'li olduğumda.
Sen gerçek millenialisin. 94. Ama mental olarak da ben daha Gen Z'yi falan biliyorum. Evet, evet.
Mesela... Sen benim kendimi self identify ettiğim hani late millennial, gen z, wannabe, gen z friendly hani wannabe kısmına katılıyorum. Wannabe hep wannabeyim zaten genel olarak şov görme, wannabeylik hep vaki. Peki sen daha çok benim de gen z olduğumu düşünüyor musun?
Z jenerasyonunu yani. Açıklayalım. Bence var bazı elementleri var bence sende. Ama böyle pure bir olduğunu düşünmüyorum.
Genzi olduğunu düşünmüyorum. Pure. Instagram kullanışını beğeniyor musun? Beğenmiyorum.
Neden? Çok kullanıyorsun bence. Ama yani mesleki deformasyon biraz. Başka sorulara geçelim.
Sena, benim en tahammül edemediğim insan tipi ne sence? Düşünüyordum. Ama yanlış oldu, ortaya çıktı son zamanlarda. O yüzden... Ooo!
Kime geldi bu taş? Sana. Başyardır sana geldi. Neymiş?
En çok çeliştiğin insan tipi? Karayelden arsa bağışlayan. Karayelden arsa bağışlayan. Ooo!
Deyimler mi sence? Sen asimilo olmuşsun canım Londra'da. Hiç alakası yok. Sana biraz asimilo olacak.
En sevmediğin insan tipi. Tahammül edemediğim. Senden daha zeki insan tipi. Hiç tanımadın.
Mesela. Şaka. Yok yok zeka bu kadar yeter. Bu bile sorun yapıyor.
Daha fazlası zaten. Emin misin? Doğru. Senin en tahammül edemediğin insan tipi.
Ben gibiyim. Evet. Full of herself for himself. Vallahi öyle.
Sürekli kendi olan. Sürekli kendinden bahseden. Sürekli kendiyle ilgili bir şeylerin en iyi onun olan. Tüm özelliklerin en iyi olduğu kişi.
Kardeş. Ben merkezci, hafif de narsistik eğilimleri... Bakın narsistik kişilik bozuk demiyorum. Narsistik eğilimleri olan, ego bütünlüğü için.
Kendimi açıklayabildiğimi düşünüyordum bu arada. Ama okey, sen tekrar edersin. Benim podcastım. Ama şimdi ben söylüyorum.
Burada ben biliyorsam o olur. Sildiririm her şeyi. Şimdi yapmadan sildiririm. Şaka şaka.
Senin iyiliğin benim iyiliğim. Kendi iyiliğim için sana bunu yapmam. Kendimi düşündüğüm için. Senin en tamir edemediğin, hem boş yapan, bir de çok konuşan, bir de overshare yapan, bir de böyle hani... Başarısızlığa tamir... Ben edemiyorum.
Loser'lara tamir edemezsin. Yok, hiç edemem. Arkadaşlıkta sence benim en büyük red flag ne? Red flag'im.
Arkadaşlığını bilemem çünkü ben senin arkadaşın değilim kardeşim. Ama kardeşlikteki red flag'lerini söyleyebilirim istersen. Söyle bakalım. Kardeşlikte gördüğüm ve arkadaşlığına yansıyabileceğini düşünüyorum. Söyle hadi.
Bence çok çabuk algında ağlıyor. Biri sana bir şey anlatıyor olduğu zaman bence o tam dinlemiyorsun. Tam kendini vermiyorsun. Edeş'e sevdiklerimi say demedik.
Arkadaşlıkta... Beni geldirmez. Hayır, red flag derken benim tam arkadaşlıkla istemeyeceğim red flagler. Ben senin red flaglerini saymayı daha uygun buldum.
Tamam. Ben sordum soruyu. Ne sordun? Bir daha sor.
Arkadaşlıkta bana uymayacak red flag yani. Bu benim red flagim. Ben sana arkadaşlığımı devam ettiremem diyeceğim çok şey var ya benim. Sadakatsizlik, küstahlık, bu ikisi.
Cahillik. Zaten baştan arkadaş olmazsın. Sınır ihlali. Sınır ihlali.
Bunlar, bu insanlar baştan arkadaş olmazsın. Arkadaş olmam. Bir tane arkadaşım var zaten şu anda. Belli.
Bu yüzden belli. Senin bence yine şu an... Açık iletişimciyim ben. Bence sen yine böyle hani hep öne çıkmak isteyen, böyle boş çıkışlar yapan insanlarla arkadaş olmazsın.
Var öyle örneklerim aklıma şu an geliyor. Adını söyleyeceğim. Sansürledik burayı ama tam onun gibi hani boş çıkış yani hani ben bir anda böyle sen bir şey anlatıyorsun o öyle değil de yalnız o böyle değildi. Ben denge inanıyorum gerçekten bence hayatta iletişimde hep denge olmalı.
Hangi birinin fazla olduğu veya daha az olduğu manevi olabilir maddi olabilir bir ilişkinin sürerli olduğuna inanmıyorum ve bunlara boşuna zaman ayırmanı ve zaman harcamanı da gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden söylediklerinin aklına haklısın. Ama bu direkt sadece çok kendini göstermekle ilgili bir şey değil yani. Ben de bu dengeyi şöyle alıyorum kendime.
Hani alma verme dengesi. Herkes de aynı şey olmayabilir o dengede ama alma verme de o kesen, o dengeyi sağlayabiliyorsan, çünkü herkesin ihtiyacı farklı, ihtiyacının karşılanma şekli farklı. Arkadaşlık sürebiliyor. Ne koyduğuna bağlı masaya.
Teşekkürler. Rica ederim. Arkadaşlık konusunda Türkiye'de aklı. Arkadaşlık denince ben gelirim.
Sen? Evet. Bunu da bilmiş olmalıyım. Doğru.
Sen ve senin arkadaşların. Evet, aynen. Edebiyat ve arkadaşlık. Şimdi benim en çok para harcadığım şey ne sence?
Bilmiyorum. Tuba hacım biz ayrı yaşıyoruz ama... Estetik. Şaka şaka şaka aynı.
Belki şey olabilir, kıyafet olabilir. Veya cilt bakımı olabilir. Okey, senin ne diyeceğim? Düşünüyorum.
Genel. Teknoloji. Genel kültür. Gezme çok acı olsun, doğru evet.
Bir ortama girdiğimde ilk neyin fark edilir? Sen. Egon. Doğru mu?
Ben enerji olarak... Aram, şakaydı bu soru. En çok neye sinirlenirim? Her şeye sinirleniyorsun bence.
Çok zor bir şey değil seni sinirlendirmek. Ama çabuk parlayıp çabuk sönüyorum. Sen kint tutuyorsun. Ben hiç kint değilim.
Sen kint... Saatlerce ağzını şöyle kapatırsın, kitlersin ağzını. Kişisine göre. Ve yani günlerce konuşmazsın, günlerce.
Ya en kötü iletişim biçimi bu. Bu ama benim benim söylediğim aynen senin benim için söylediği şey en kötü iletişim için mi? Evet ama benim o noktaya gelmem için çok veriyorum. O noktaya gelmemek için o noktaya geldiğinde biliyorsun.
Yani o saatten sonra sana ulaşamıyoruz. Duvarları örüyorsun. Ulaşmayı ver. Ama hayır yani ben huzur istiyorum.
Barışmak istiyorum. Huzuru önceden sağlayacaktın. Beni bu noktaya getirdikten sonra huzur. Ben hiç de huzur da istemiyorum.
Senden ne istiyorsan al. Seni şu an anlayanlar olacak ama beni de anlayanlar olacak. Yani okey. Sen neresinde en çok mesela düşünüyorum?
Haksız davranmak. Evet doğru. Ben mükemmel bir insanım bu arada. Aynen.
En gizli ama en masum zaafın. Bu nasıl bir soru? Zaafın ne? Benim zaafımı biliyor musun?
Benim zaafım ne? Benim zaafım övünmek. Beğenilmek. Ben yani tatlı değil beni çıkarır diyor.
Burak, Burak şimdi güzel söyle lafı. Hiç öyle bir şey demedin. Burak beni alsın. İkisi bambaşka şeyler.
Bir kere okumanı tavsiye ederim. Ama araştırmanı öneririm bu arada. Tamam okey. Buraya kadar iyi geldin canım.
Dayanabildin, kaçmadın. Şimdi bu saatten sonra... Gerçekten kardeş miyiz? Aynı anadan babadan mı doğduk? Bunu göreceğiz.
Bu soru işareti miydi? Evet, soru işareti. Hala çünkü sürekli bana geçmişte hani beni başka yerlerden aldığınıza dair, kardeş olmadığımıza dair. Çok da benzemiyoruz hani sonuçta.
Aynı doktora yaptırsak da burnumuzu zamanında. Dişimiz idi ama ben dişlerimi tekrar değiştirdim. Neyim dişim yaptırmadın. Aaa sen yaptırmadın, doğru.
Benim doğalar şimdi. Aynen. Şimdi peki, hazırsan kaçamak yok tamam mı? Başlıyoruz.
Gelsin bakalım. Uzattırıyorum. Gelsin bakalım. Bakacağız.
Tamam. Çocukken benim en çok hangi huyumdan nefret ediyordun? Morarına kadar ağlama huyundan. Vaa ben o baby miydim var ya öyle hani crying baby.
Bebeklikten değil yani bebeklik için değil kavga edersin tartışırsın. Her kardeş arasında olmuştur. Kendi kendine morarına kadar ağlıyordun ki ben suçlu çıkayım ve annem bana kızsın. Kızıyor muydu?
Yok annem biliyordu. Herkes biliyordu senin morarına kadar ağlama huyunun olduğunu. Bu bir huy yani normalde huy değildir. Mizaç. Bu huydu.
Mizaç. Ben de senin ispiklemenden nefret ediyordum. Her şey ispikliyordu. İspikçi bir insan olduğunu kabul ediyor musun?
Hayır etmiyorum. Doğru olanı yaptım. Gerekeni yaptım. İspikçilik yapmadım asla. Kabul etmiyorum.
Tamam. Sence kim daha manipülatif? Ben istersem manipülatifim ama sen doğal bir manipülatifsin. Hayatın manipülasyonu bence.
Ben duyguyla manipüle ediyorum, sen rasyonalize edip manipüle ediyorsun. Benimki daha tehlikeli gibi geliyor ama yani senin şeyin çok fazla. Frekansın, manipülasyon frekansın çok fazla. Ben daha sık.
Sen beni manipüle edebilir misin sence? Ediyorum bence zaten. Ha peki. Öyle düşünüyorsun.
Tamam. Peki benim, erkek olsan. Erkek olsan beni beğenir miydin? Ne yapar mıydım?
Beni beğenir miydin? Beğenirdim. Evdeki halimi gördün, her şeyimi gördün. Şu anki halini düşünüyorum. Şu anki halini düşünüyorum.
Tamam peki erkek olsan fiziksel olarak beğenmeyeceğim özelliğin ne olurdu? Kız olsan da ayır ama erkek gözüyle bak. Bende çıkarmıyordun. Ya bu ne saçma bir soru ya. Çok güzel bir soru.
Çok güzel bir soru. Hiç de soru güzel bir soru değil. Hayır. Evet bence veririm.
Sen verir misin? Ben vermek istemiyorum. Sen kardeşimsin. Ben bu şekilde görmek istiyorum. Hayır vereceksin.
Herkesin yeri belli. Hayır vereceksin. Hayır. Tamam o zaman kız olarak baktığında, estetik algınla baktığında, doktor olarak da bakabilirsin.
Neremi değiştirirdin? Fiziğimde kaç puan veriyorsun tipime ve fiziğime? Ben şu an herhangi bir şey söylersem ben biliyorum ki bundan sonraki bir hafta boyunca her gün bu konu konuşulacak. O yüzden ben istemiyorum.
Hayır, hayır, hayır. Her şeyin çok güzel. Ben senin olduğun gibi çok beğeniyorum. Peki kilo mu?
Kilo mu? En çok kilonu beğeniyorum hatta. Senden 3-4 santim uzun olmam mı? Evet, 3 santim.
3 santim. Kıskanıyor musun? Çok okeyim, hiç kıskanmıyorum ki. O kadar.
İster miydin benim kadar uzun? Keşke senin kadar uzun olsam. Çok basket bulandım küçükken. Belki biraz zarımsı var gibi oldu diye.
Teşekkürler. Şey peki... Saçlarımı hala beyazlamadım. Of benim saçlarımda öyle beyaz bir şey var birazcık.
Genetik işte babamda da vardı o. Sana geçmişim. Evet maalesef. Babamın en geçmeyecek şeyi bana geçmiş. Yok bir de keratesiz bir laf.
Beyaz teniniz de güzel ama. Benim beyaz tenim mi? Beyaz teniniz de güzel. Ay ırkçı.
Hayır ya hayır benim tenim de çok güzel. Ama bende ehler danlos var biliyorsunuz. Ne alaka? Annemden geçtim.
Seninle ne alaka? Konuyu çaptırmaya çalışıyorum. Arkadaşlar ablam ağlıyor. Ara vermek zorunda kaldık.
Göz yaşlarını sürelim sonra geliyoruz. I'll be back soon. Dr. Güneş Radyo.
Çok daha iyi. Senin göz yaşlarına kurban olurum ben. Arkadaşlar, olur böyle şeyler. Şimdi hemen devam ediyorum.
Kaldığım yerde acımak yok. Şimdi şöyle, eğer sevgilim olsaydım, bir dakika ama dinle bak şimdi. Erkek olsaydım ve sevgili olsaydık biz. Sence benim hangi özelliğim yüzünden ayrılırdık?
Kesin ayrılacağız da. Kesin ayrılırız bu arada. Kesin ayrılırız. Asla birbirimize uymuyoruz.
Ama sen bu halinle mi erkeksin? Yani bu karakterinle falan mı? Hesap ödüyor musun mesela? Hesap öder miydin?
Hesap ben kesin öderdim. Sen öderdin. Sen öyle kalender verirsin. Ben de öderdim.
Şey diyeceğim. Ay ben çok fena durdum. Şey diyeceğim sana. Kıskançlık.
Kıskançlık. Ben kıskanç mıyım? Sen çok kıskançsın. Daha geçen hafta... Sen annemi neden benden kıskanıyorsun?
Annem bambaşka. Annem herkes. Annem babamdan bile kıskanırım. Annem bambaşka.
Toksik. Başka? Ben çünkü bir zaman kıskançlığım yüzünden ayrılmadım. Çünkü diğerleri de toksik.
Ben senden niye ayrılırdım diye sorayım. Sen benden ayrılırdın. Belki olsak sen benden ayrılırdın. Belki doğru. Derdin ki ben seninle uğraşamam derdin falan.
Ben biraz çapkın olurdum büyük ihtimalle. Yine yine sen. Yine yorardım. Sanki öyle olurdu.
Gezerdim yine. Ben yorulmamca. Sen hiç merak etme. Ha öyle mi?
Evet Allah'a. Peki tamam. Diğer soruyu da geçiyorum. Eğer kardeşin olmasaydım.
Bu sorunun cevabını ben biliyorum bu arada. Kardeşin olmasaydın benimle arkadaş olur muydun? Hayır Allah evlere uzak gideceksin. Yo.
Yani bundan iki sene sonra... Bu arada bu haftadan önce sorsaydın. Olur. Belki derdim ki olmazdım.
İşte arkadaş olmazdım seninle. Bu hafta niye? Bugün müze işte. Asla olmazdım bu arada.
Yani çok zor birisin bence. Sen benim bir arkadaşlarıma sor bakayım ben ne kadar iyiyim. Tamam bence de. Arkadaşlarını alsaydın o zaman.
Alacağım onları. Tamam süper. Bence... Bu hafta niye?
Seni biraz daha büyümüş gördüm. Sana hediye aldım. Bana hediye aldın mı? Yıllar yıllar sonra.
Abarttı. Sen Kamboçya'dan da almıştın bir yıl önce. Kamboçya'dan alma zahmet etseydin. Hayır ben sana hediye alıyorum bu arada.
Bu konu, bu konuyu alıyorsunuz son zamanlarda. Tamam evet. Önemli olan konu bu değil. Ama ben biraz daha olayları farkında, biraz kendinden çıktığını görüyorum.
Bence biraz daha andasın artık, kendinde değilsin de andasın. Sürekli andım, konuşurken konuşabiliyorum, hep kendimi düşünmüyorum. Olabilir evet, bir kısmı da o aynen. Anladım.
O yüzden daha farklı, o yüzden daha güvenilir geliyorsun. Daha predictable da aynı zamanda. Predictable değil, güvenilir. O yüzden bugün geldin, bugün bekledin gelmek için podcast'a.
Hayır, zaten Türkiye'ye yeni geldim. Ama ben hep hani diyordum ki gel yapalım, gel yapalım. Sadece onun için gelmem biraz zordu. Şu an yılbaşı münasebetiyle de beraber gelmiş olduk.
Şimdi ne oldu biliyor musun? Biz seninle hani küçükken arkadaşlık değil de abla kardeş ilişkimiz vardı. Fakat böyle hani o zamanlar bir yaş önemli oluyordu ya hani alt dönem, alt dönem, üst dönem, üst dönem oluyordu zaten. Mesela benim üst dönemimdi.
Bir yaş olsa da aramızda üst dönem diye bakıyordum, büyük diye. fakat sonrasında o yaşlar eridi senin benden kaç yaş küçük arkadaşın oldu falan ve ben ona kıskanmaya başladım yani hani benim ablam beni takmıyor küçük görüyor hani şey anlamında öyle küçük görmek brittle değil hani yaş olarak küçük görüyor olgunlaşmamış görüyor benle hani arkadaş düzeyinde eşit ilişki kurmuyor yerleşik ilişki var aramızda falan ama benden çok daha küçüklerle anlaşabiliyor ne var bunlarda ben yeterince zeki değil miyim? konu bilgisayar kapasitesi tamam bilgisayar değil de konu entelektüel ve duygusal kapasite. benim de biliyorsun ki %30 olan IQ'um terapi ile beraber % kaçlara çıktı yani.
daha da. ve bu arada terapimin son terapim kaldı biliyorsun. terapi sürecinden de bahsedebiliriz istersen. ben hiç bahsetmek istemiyorum terapi sürecinden.
daha iyi olmak istediğim bir süreç değil. ve hani bunu kıskandığımı itiraf edebilirim gerçekten. bu muhteşem bir itiraf. Bu bir Cemile'nin itirafı seninle ilgili.
Ve hani günün sonunda bugün böyle oturup da bir şeyler dertleşip konuşabiliyorsak bu benim başarımdır. Doğru bu arada. Ben sana arkadaş olur muydun? Sence?
Kardeş olmasaydı? Bilmiyorum. Bence çok zor bir soru yani. Olur muydun?
Emin değilim. Çok çatışırdık bence. Bana yardımcı olursan, bir gün böyle dertli olduğum bir gün böyle bana yardımcı veya sorularıma cevap verebilecek biri olarak görseydim, olurduk. Vefadan dolayı mı? Vefadan değil,
üst akıl olarak alacaktım çünkü. Zaten öyleyim. Tamam, öyle bir yerde tanışsaydık diyorum işte. Her zaman üst akıl almıyorsun ya tanıştığın her insandan.
Sakin ol, tamam. Evet, diğer türlü benim fazlalığım seni eksik hissettirmiş. Aynen, aynen. Utanç temelli kişilik geniştirip beni suçlamaya başlayabilirdim.
Doğru, doğru, doğru. Ayrışırdık, kopuş yaşardık. Senle niye arkadaş olamazdın biliyor musun? Her şeye psikolojik çıkarım yaptığın için, her şeye.
O yüzden psikiyatrislerle arkadaş oluyorum genelde. Her şeye olabilir, her şeye bir şeyin var ya, bir açıklaman var. İstemiyorum, açıklamaya gerek yok ya. Canım bu beş yıl ve üstü terapi olanların ortaklığını yapacak bir şey yok.
Hayatı böyle yaşamaya çalışıyoruz. Bir de bence sen terapiye başla. Bu ikisi. Sence ben gerçekten olduğum kişi miyim?
Yoksa böyle güçlü görünmeyi... Neye kıyasla? Neye kıyasla? Dinlesen.
Yoksa böyle güçlü görünmeyi mi tercih ediyorum? Sosyal medyada. Sence oldu mu kişi miyim? Yani yoksa bu kızı bilseniz gerçekten böyle değil falan gibi değil. Ya bence sen arkadaşlarına sorsan olduğun kişisin,
bana sorsan değilsin. Çünkü sana sorsan... Ben seni otuz yıldır tanıyorum. Ben çünkü bu olmak için çaba verdim falan filan.
Emek mi? İngilizcemi beğeniyor musun? İngilizcemi beğeniyorum. Aksa Hanım çok kasıntı buluyorsun.
Kasıntı bulmuyorum. Hadi canım devam edelim. Devam. Kasıntı buluyor musun?
Hayır. Teşekkürler. Rica ederim. Şeyin var mı?
Önerin. Ablanın benden ilgili değiştirmek istediği özellikle sürekli ben merkezci ve kendinden bahseden biri olduğum için arkadaşlar bugün mikrofonu ona çevirmeye karar verdim. Bugün millet olsun istedim. Ben de böyle biriyim.
Epistemoloji kimiliği ile beraber gerçekten alçak gönüllü ve her zaman değişebilen çevik biriyim. Bunu göstermek için de mikrofonu ablama uzatıyorum ve ablam bana artık soruları soruyor. Yine bana soruyor. Ben onun hakkında cevap vereceğim birazdan.
Başlayabilirsin. Bunu yaparken nasıl kendini övdün? Ben gerçekten inanamadım. Tamam devam edelim.
Ben istediğimle devam ederim, sen değil. Soruyorum. Benimle ilgili seni en çok şaşıran değişim ne oldu? Değişim oldum o.
Ben İngiltere'ye gittim ve daha uzaklaştık. Hazır mısın? Kaldırabilecek misin? Kaldıracağım tabi canım. Ne söyleyebilirsin?
Şimdi sen kabul etmesen de eskiden bence daha böyle her şeyi çok doğru yapan biriydin ya. Öyle yani bana göre de öyle. Relatif olarak da öyle. Genel olarak da derslerin iyi, çok düzgün bir evlatsın, muhteşem bir insandın yani.
Hiçbir günahın yoktu. Dine anlamı söylemiyorum. Hayat hani kişilik olarak. Ve İngiltere'ye gittikten sonra ya da işte bizden uzaklaştıktan sonra ya da daha böyle hani özgür ve kendin olduktan sonra bence bu kontrolcülük kendi üzerinde de rahatladı ve herkesin hata yapabileceğini, insanın hata yapabileceğini ve daha böyle sınırların keskin değil de daha esnek olabilmeyi bence çok güzel kendine yedirdin hayatına ve ben o rahatlamayı görüyorum.
Ve genel olarak bu benim hep kovaladığım işte arzu nesnesi dediğim böyle bir şeylerin peşinden koşmaktan ziyade anın içinde aldığın huzur ve mutluluk seni çok tatmin ediyor ve bu muhteşem bir şey. Bu ikisini görüyorum. Kendi için daha çok yaşıyorsun. Kendi için yaşadığın için ben de çok mutluyum.
Açtığım yoldan gösterdiğim hedefe durmadan yürüyeceğimi ant içmiş gibi devam ediyor falan diyor. Küçükken ben saçımı yeşile boyardım. Sonra derdik ki iğrenç olmuş. Ertesi gün bir derdi sen boyardın hatırlar mısın? Ama küçükken ben bir şey alırdım.
Sen derdin ki ay bu iğrençmiş. Sonra giderdin. Ertesi gün çalıp çalıp giyerdin. Konu bu mu?
Hiç böyle bir şey yapmadım. Tabi. Hiç yapmadım. Tamam tamam tamam. Tamam sus.
Şimdi... Kaldıramayacağını söyledin. Sence ben sevgiyi nasıl alıyorum, nasıl veriyorum? Çünkü çok farklı bence alıp veriyoruz.
Sevgi dilini ne? Sen biliyor musun sevgi dilini? Tabii ki biliyorum. Benim hepsi, beşi de var.
Tamam bir daha. Benimki şey az olamaz. Şaka şaka. Unutmuşum.
Tamam tamam unutmuşsun. Bak şimdi sen mesela benim dokunmamdan nefret ediyorsun. Tabii hani romantik ilişkilerin de öyle değildir ama hani benim inanılmaz iyi moralim değil diye düşünüyorum. Kardeşin olarak, annem de öyle yani.
Kimse seni öpsün istemezsin. Geçen, bak ne oldu? Seni kaldırdım ben, böyle havaya kaldırdım. Tek elimle, tek kolumla seni tak diye kaldırdım.
Dedim, kuş gibiymişsin. Dedim, sen gel beni kaldır. Ve biz, hani aramızda 2-3 kilo var falan. Asla kaldıramadı.
İki el ile, ya Allah dedi, kaldıramadı. Buna niye geleceğim? Ayakkabısı yok. Ben çok güçlüyüm.
Hayatım boyunca spor yaptım. Sevgi Dili'ye, yani şunu diyeceğim. Dokunmama izin vermedi. Bayağı zorladım.
Kaldırayım seni, kaldırayım, kaldırayım. Seni Sevgi Dili'nin tamamen hediye almak. Hediye almak. Kelimeler çok önemli ve onun için yaptığın fedakarlıklar önemli bence.
Benim sevgili dilim geçirilen zaman. Anlaşmak. Geçirilen zaman. Ama kaliteli zaman geçirmek.
Quality time. Evet. Ve başkalarının hayatlarını, benim hayatımı kolaylaştırması karşımdaki kişinin ve benim de onun hayatımı kolaylaştırması. Aslında iletişim de bunun içine giriyor.
Beraber zaman geçirmek de bunun içine giriyor. Birçok şey bunun içine giriyor aslında yani. Ama hediye alıp vermekten de hoşlanırım doğru. Ben touch, physical touch çok severim.
Evet onu söyleyebilirim. Daha kışkırtıcı sorular yok mu? Sevgili Sena Gülüç, bana hiç yalan söyledin mi? Tabii ki söyledin de yani şu an hatırladığın en büyük yalan ve hala bir yalan olarak bildiğin bir şey var mı?
Yalan söylemedim de sana söylemediğim şeyler var. Niye söylemiyorsun? Gerek duymuyorum, çok önemli de değil. Yani gerek duymuyorum gerçekten. Hani sırsaklar mıyım?
Yok. Sallanma ya, anneme söylemiyorum hiçbir şeyi seninle alakalı. Yani bazen saklıyorsun, bazen bir anla denk gelirse söylersin. Ben çok da emin değilim.
Ama %90'a saklayabilirsin. Saklarım canım. Birkaç kere bunu test ettim. Saklamadın mı?
Sana söylediğim şeyi anneme de söyledim. Annem demek ki Tuba sana söylerse bana söyle. O dedi ki tamam söylemedi. Demek ki söylememişsin.
Aynen ama annem söylese ama söylemez bu arada. Söyler bu arada. Söylemez aramızı bozmamak için. Yok söyler, bana söyler.
Tamam ben öyle düşünmemiştim. Şu anda benden sakladığın büyük bir sırrın var mı? Yok. Doğru söyle.
Yok. Kardeşim yok, sırrım falan yok. Ben olduğu gibi yaşıyorum. Senin var mı?
Senin kesin vardır. Ben bilmek istemiyorum bu arada. Evet, mesela bu bilmek istemeyişin çok sıkıntı işi yani. Ben mesela ablamın sürekli kendi hayatımda bir şey unutmak isterdim eskiden.
Ablam... Kulaklarını kapatırdı, yapacak bir şey yok hayatımda. İşte bu konu seninle ilgili travmalarından kaynaklı olabilir. Çünkü seninle ilgili travmalarım seninle olan iletişimimizle alakalı ya.
Demek ki bu iletişimden önce sıkıntılar yaşamışım. Beni başarılı buluyor musun? Soramazsın değil mi? Yeni birimi hoşgeldiniz.
Buluyorum. Kendi alanımda iyisin ben. Kendi alanım hangisi? Hesap, podcastlılık mı ya? Zorluk.
Her şey kendi alanımda. Neden kitabımı alıp imzalatmadın? Sen benim hayatımda bir imzasın. Neden kitabımın instastory'unu ha paylaştın ha?
Boş işleri geçelim. Hayatımda imzasın falan filan. Ne gerek var? Ben senin kardeşimsin ya.
İşte elin adamı gelip imzalatır. Ben niye imzalatayım ya? Annenin ben imzalarına geldiğinde kıskandın. Hiç kıskanmadım.
Hiç kıskanmadım. Şimdi öyle bir yerdeyiz ki yaşlarımız otuz otuz bir. Öyle bir yerdeyim ki ne yolun yok değil. Şöyle ki şöyle ki kariyer mariyer devam ediyor bir şekilde.
Ne kaldı geriye yapmadığımız ve hani biraz da böyle annemlerin de beklediği evlilik ve çocuğu. Sence ilk kim evlenecek ve ilk kim çocuk yapacak? Bence sen. Sence ben?
Evet. Neden? Çok merak ettim. Ben hiç meraklı değilim.
Ne oldu da böyle oldu bilmiyorum. Hala meraklı. Şu an meraklı değilim. Şu an kariyerime odaklıyım.
Ama şuna bakar yani. Şu ve birkaç bir şey daha. Şu ve bir sürü şey. İşler çok zorlaştı seninle.
İşler çok zorlaştı. Onu bir gün konuşuruz. Evlilik mevzusunu da çok zor. Hem ekonomik durumu.
Hayır abi ben niye evleneyim? Ya ben niye evleneyim? Evlilik sadece maddet midir? Hayır ama bu kadar sorumluluğu alacağım aşk ve beni sosyal olarak doyuracak, mutlu edecek falan hoş yaş.
Teşekkür ederim. Gerçekten hoş yaş. Çok sağ ol. Yaş derken tabii ki öyle değil.
Bakacağız nasip kısmet. Bakmayın dediğime aşk olunca her şey olur. Kumanlık Zehra. Seni çok seviyorum.
İyi ki geldin. Londra'ya selamlar. Kim daha iyi kardeş? Kimi daha çok desteklediniz?
Kimi daha çok sevdiniz? Size kim daha iyiyse, iyi bir insansa... Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi daha yakın hissediyorsunuz?
Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz?
Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz?
Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz? Kimi kendine daha yakın hissediyorsunuz?
Dr. Gületra Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.