
4.711 kelime · ~24 dk okuma
Ayaklarım üşüyor. Hoş geldiniz. İlk bölümüm sensin. Haziran Cüskan.
Hoş geldin. Hoş bulduk. İyi ki geldin. Teşekkür ederim geldiğim için.
Son zamanlarda feministlerin gündeminde çok şey var. Ben teşekkür ederim Aslında o yüzden senin burada olman benim için çok önemli. Çağatay Yaşam alanlarımızın etrafı sarılmış durumda. Hanım.
Senin de dediğin gibi hep defanstayız, oyunu biz kuramıyoruz. Böyle bir cümlem var ve çok etkileyici bir cümle. Aslında bu programa girmeden de birlikte konuştuk. Üretme kısmını sorduk, şu an ne haldeyiz dedik birbirimize.
Herkes aynı şekilde ne kadar boktan bir hayat yaşadığını, parasız olduğunu, işsiz olduğunu... ...konuştu. Şimdi senden aslında... ...hem Defans'ta olmamızı,
hem oyun kuramamamızı, hem nasıl üretime... ...aç kaldığımızı duymak istiyorum. Şimdi bu Defans'tayız, oyun kuramıyoruz.
Oyun kurduğumuz anlar olduğunu, yerler olduğunu da düşünüyorum. Tamam, ben hani orada... ...bunu bir tweet'ti ve yani o an öyle ifade ettim ama sonra düşündüğümde... ...oyun kurduğumuz bir sürü yer olduğunu düşündüm.
Mesela... ...yakın zaman... Önce Serap Avcı diye bir kadın için bir kampanya düzenlendi.
Bu kadın kendini savunmaya çalışırken, hayatını savunmaya çalışırken... ...katil olmuş bir kadınla ve tabii ki serbest kalması gerekiyordu. Bunun için bir kampanya düzenledi feministler.
Mesela bu bence AKP'nin dayattığı gündemin bütünüyle dışında... ...yapıcı, oyun kuran bir mücadele. Ve kolektif bir mücadele.
Ve kolektif tabii ki, örgütlü bir mücadele. Buralarda ben hani hiç böyle bir şey olmuyor demiyorum ama şunu da gözlemliyorum yer yer. Birçok siyasi hareket şu anda zaten böyle çok AKP kitlenmiş vaziyette. Yani tamamen kendini, onun zıttı üzerinden, onun yaptıkları üzerinden, onunla tanımlayan siyasi... ...yani hatta neredeyse bakıp ülkeye yani sağlıklı bir analiz bile konulamayacak kadar bir panik hali görüyorum.
Bu yer yer bence işte feminizmden etkilenen daha geniş kadın melomunya kitlelerine de tesir ediyor. Bizim de tartışmalarımız kısırlaşıyor. Biz cinsellik tartışan insanlarız, özel hayatı tartışan insanlarız. Bir sürü hayatın çeşitli konuşulmayan, görünmeyen...
...gizli kalan yerlerini tartışan, konuşan, oralara siyaset üreten insanlarız ve... ...bu yavaş yavaş... ...azalıyor yani.
Bu da anlaşılabilir bir şey. Çünkü gerçekten büyük, geniş bir saldırı dalgası var. Ve bu sadece Türkiye ile alakalı bir şey de değil. Daha geniş bir saldırı dalgası.
Belki onu da konuşuruz ilerleyen dakikalarda ama... ...biraz o şey... ...kısırlaşmak,
gittikçe politik olarak kısırlaşmak ve kendine bir düşman üzerinden... ...bir... ...bir baskı mekanizması üzerinden tamamlamak,
bunun ötesine geçememek... ...bize de sirayet ediyor gibi hissediyorum yavaş yavaş. Bunun birkaç da nedeni var.
Yani bir takım feminist yayınlar kapandı. Mesela geçtiğimiz dönemde sadece tek başına tartışma yürüteceğimiz yerler. Mesela beş harflerde ben de çalışıyordum. Beş harfler, ben ayrılmıştım artık ama beş harfler kapandı.
Örneğin yani tartışma yürüteceğimiz alanlarda, politika yürüteceğimiz alanlarda... ...sivil toplumda acayip bir sıkışma var falan. Oralar da biraz daralıyor tabii.
Onun da etkisi olduğunu düşünüyorum ama... ...hani örgütlü feministlerin tam olarak burada olduğunu da düşünmüyorum. Barış'a ihtiyacım var, kadın girişimi de böyle bir şey.
Hani tamamen böyle defanstayız diyemem ama... ...evet içe doğru dönülüyor yani. Doğru bir analiz yapıldığını düşünmüyorum ben şu an Türkiye'deki patriarkayla ilgili mesela.
İktidarın karşısında aslında... ...bir sallanma yaşıyoruz. Doğru analiz yapamamaktan kastım.
Yani örnek verelim ama. Yani manifest kızlarının... ...aynı tip, aynı beden, aynı güzellik unsurlarında bulunan beş kız olması... ...bizim kızların ya da kadınların... ...kendini şişman ve çirkin görmesine neden olan bir tarafı oluyor.
Manifeste verilen cezalar, Jasmine dizisinin de Rütük'ten ceza yemesi gibi olaylar, kadın düşmanlığı adı altında yorumlanıyor ama ana akım bir söylemin peşinde mi takılıyoruz feministler olarak diye sormak istiyorum. Sana yine tweetlerinde, Bağır'a Çağır'a popüler olan tweetlerinden bahsetmek istiyorum. Takılıyoruz bence, öyle bir şey oluyor şu anda. Şöyle anlatmaya çalışacağım.
Sen bir yorumla bize bunu, durumları. Şimdi mesela bir kere zaten Türkiye'deki patriarkayla ilgili bir şey var. Şimdi ben öz olarak bir layıklık tartışması açmayacağım. Layıklık, kadınların ihtiyaç duyduğu bir şey.
Layık anayasa, kadınlar ihtiyaç duyuyor. ...ve Türkiye'de laiklik saldırı altında, bu konuda bir şey demeyeceğim yani. Ve bu Yasmin'e ya da işte, Yasmin mi, Yasmin mi bilmiyorum artık, manifeste... ...bunlara yapılan şey de sonuçta böyle bir işte kadın bedeninin... ...İslami sahiplerle ya da dini sahiplerle ne diyeyim,
sansürlenmesi, özellikle bunu tartışmaya... Açmıyorum, açmıyorum ama... ...bundan yola çıkarak, bu tür baskılardan yola çıkarak... ...Türkiye'de sık sık dile getirilen Türkiye patriarkasının... ...ve Türkiye'deki kadınlara yönelik baskının... ...İslami kurallarla ve anayasalarla yönetilen,
şeriatla yönetilen ülkelerdekine benzeyeceğine dair... ...bir endişe var. Ben bunu çok gerçekçi bulmuyorum bir kere.
Bence Türkiye'deki patriarka şu anda bir yere benzetilecekse... ...yani bu tür baskı mekanizmasını ABD gibi... Maceristan, Polonya gibi ülkelere daha fazla benziyor şu anda bizim yaşadığımız patriarka biçimi.
Yani dolayısıyla mücadele edeceğimiz şeyin ben sadece dini baskılarla alakalı olduğunu pek zannetmiyorum. Yani bundan daha büyük bir şeyle bence mücadele ediyoruz. Ve tam da bu noktada şimdi bu Türkiye'de bir kriz var ve iki odak var. Burada da bu iki odak üzerinden de iki ayrı sermaye var bence.
Yani bunu duymuşsunuzdur zaten bu tespiti. Bir seküler sermaye var, dini sermaye var. Şimdi birçok insan bu ikisinin ayrı olduğunu ve çıkarlarının... ...birbirine çatıştığını iddia ediyorlar ama böyleler aslında.
Yasalar ikisine de yarıyor, her şey ikisine de yarıyor. İkisi de besleniyorlar. Şimdi ben patriyarken de bunların çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Bence bir seküler patriyarka var.
Şimdi manifesteden bahsediyorduk. Yani manifest dediğin grup sadece öyle tek tip görünmek değil. Ben röportajlarını falan izledim. Sürekli diyet yapmaktan ve diyet yapmaktan şikayet ediyorlar.
Mutsuzlar. Mutsuzlar ve diyet yapmaya devam ediyorlar. Ve bir sürü insan diyor ki bana iyi hissettiriyor. Yani hissettirir tabii.
Sen onu izledikçe daha uyumlu hissedersin dünyaya kendini. Daha yani feminizm her zaman iyi hissettiren bir şey değil. O yüzden tabii ki hoşuna gider yani. Şimdi bence bu...
Aynı şeyin sermayede olan şey, ben patriarkada da, erkek egemenlikte de aynı şekilde çalıştığını düşünüyorum. Yani bu Manifes'le, Yasmin'le üretilen seküler kadın düşmanlığı, seküler patriarkayla... ...nini patriarka, yani kadınları eve kapatmaya çalışan sistem, bayağı böyle iç içe birbirlerine yumak olmuşlar yani.
Şimdi o yüzden birisini yanlayarak... ...diğeriyle mücadele etmenin pek mümkün olduğunu düşünmüyorum. Benim bu projelerle, bu baskılarla... ...bunları görmezden gelmemize neden... ...görmezden gelmeliyiz dememe neden olan şey bu.
Biz zaten onlarla da mücadele edecek bir hat geliştirmek zorundayız. Yani bu ikisinin arasındaki biz bu çekişmede bir taraf tutmamalıyız. Feminist olmak tam olarak bu bence. Bir şey anlamadım, yanlayarak dediğin yeri anlayamadım.
Seküler patriyarkanın bize... ...işte sırf dini olmadığı için, sırf seküler olduğu için... ...kazanım diye yutturduğu şeylerle yetinmemek ve onlara karşı da mücadele etmek... ...bu ikisinin çok birbirlerinden beslendiğini ve ikisinin de aynı hedefleri güttüğünü görmek... ...bence feminist olmanın bir gereği şu anda.
Tam da bu yüzden mesela bir sürü insan şey yazdı... Ya çok komik yorumlar okudum ben. Birisi şey yazmıştı mesela, o zaman makyaj da yapmayalım. Yapma abi, yani yapma abi o zaman gerçekten.
Sanki ben şey diyeceğim, oraya hayır, o kadar da değil. Tabii ki de makyaj yapacağız. Yapma yani, eğer çok şeyse böyle bir kirli zevklerimiz olabilir, bilmem ne falan olabilir ama... ...evet yani hani makyaj da o kadar harika bir şey değil.
Sırf mini etek o kadar muazzam bir şey değil. Bunlara yani bizim özgürlüklerimiz kısıtlanıyor. Tabii ki makyaj yapmak ve mini etek giymek istiyoruz, ben de istiyorum falan filan ama... Bunlar temel olarak hak diye savunulacak şeyler değiller.
Yani bir şeyin sırf baskılanıyor olması onu bir kazanıma dönüştürmüyor. Onun izin verilmesini. Vallahi bunlarla ilgili de böyle düşünüyorum. Peki yani o baskılar azıcık da olsa seni şey yapmıyor mu?
Hani baskı yani o kızlar işte ceza aldılar. Hı hı. Abi almasın kızlar gibi bir tarafını. Tabii ki almasın kızlar ama yani almasın kızlar tabii ki. Ama çıkıp da manifest fanı olup... ...sokaklarda da bağıramayacağım çünkü onun da başka bir... ...sermayeden kopup geldiğini biliyorsun.
Evet, yani onun da bir sermayeden kapıp geldiğini görüyorum. Onun da belli bir... ...yani hatta onun bir noktada manifeste mücadele etmek daha zor olabilir... ...şu an geldiğimiz noktada yani.
Bu yazdığım tweetlerden sonra okuduğumda gelen cevapları... ...yani biz manifeste mücadele edecek kimse kalmamış. Halbuki orada da bir problematik bir şey olduğu belli.
Bir de mesela bu konuda bence feminizm arasında, kuşaklar arasında... ...ki kopuşları falan da görmeme neden oldu. Hani... Yani yeni gelenler aslında manifesto feminizmi buluyor.
Evet, hatta da teorik olarak söyleyelim. Hatta diyorlar ki siz burada böyle ikinci dalga feminist şeyler yazıyorsunuz, ediyorsunuz. O bilinçten yola çıkıyorsunuz. Biz buraları açtık.
Ben böyle düşünmüyorum. Üçüncü dalgayla ikinci dalga feminizm arasında... ...birbiriyle birbirini yatsıyan, çelişen şeyler olduğunu düşünmüyorum.
İkinci dalga vardı ve doğruydu. Üçüncü dalga onu ırka doğru, sınıfa doğru, cinsel yönelime, cinsiyet kimliğine doğru genişletti. Ona karşı çıkmadı. Ben mesela Yasmin gibi bir projenin... ...yayınlanmasını,
yaygınlaşmasını, ortalıkta olmasını yani desteklemem için tek bir sebep var. O da sinemacı olman ve bu işin benim de başıma gelebilecek olması. Bunu da yani görmezden gelebilirim açıkçası. Ve desteklemeyebilirim.
Desteklemeyebilirim. Yani öyle şeyler sansürleniyor ve öyle... ...şeyler görmezden geliniyor ki.
Yasin'in için gerçekten mücadele etme yani. Çok... Çok haklısın. Ben de aynı şeyi düşünüyorum.
Dün akşam izledim. Hatta şey yorumu da yaptık. Bunu da konuşalım. Hani çıplak yanında... ...ne kalıyor?
Almadolar kalıyorlar. Çıplak bunun yanında gerçek yani çıplak da... ...çok sorunlu bir iş falan.
Ama yani bunun yanında yani çok... Kötü bir şeyin çok kötü bir kopyası yani. Gerçekten nasıl bir proje? Ben buraya gelmeden önce bunu yayınlayan şeye baktım.
Platformun içeriklerine baktım. Yirmi içerik saydım. Yani daha fazla içerik de var, Türkiye'de üretilmiş olan. Platformun uluslararası ayağı zaten bambaşka bir şey.
O aradaki uçurum, insana kendini gerçekten nasıl bir sömürge olduğunu gösteriyor. Bana prens de... Dünyaya Çernobil, hani çok acı bir şey bu. Neyse ama hani baktım, yirmi projelerini saydım.
Bunlardan üçü kadın senariste ait. Onlardan da aslında iki senarist var. Biri zaten iki projenin de senaristi. Çıplağın senaristi.
Merve Göntem. Merve Göntem. Şimdi bunu istatistiğe döktüğünüzde sizin bir platforma sadece kadın olduğunuz için... Sadece dünyanın yarısına dahil olduğunuz için bu, bak başka hiçbir şey saymıyorum.
Bu platform iş satabilme ihtimaliniz yüzde yedi buçukla beş arasında bir yerde değişiyor. Yani bu inanılmaz bir oran gerçekten. Yani burada yapılmış bir politik strateji var. Bu platformun yaptığı.
Hatta ben zaten Yasmin'in tanıtımlarında neredeyse bunu istendi, arzulandığını... Şöyle bir iktidar baskısı görsek de hakikaten radikal... Rahat rahat konuşulsak. Evet, radikalliği olan yani bu... Bilmiyorum,
2025 yılında bir doggie sahnesi radikal kabul edilebilecek gibi değil bence. Bir durum olsa da biz de bari marijinal olsak falan gibi bir çaba için olduğunu düşünüyorum. Ve bu oyuna gelmemek lazım. Yani yüzde yedi buçuk ne demek?
Senin bu yüzde yedi buçuk oranındaki şansın ne? Ne üretiyorsun? Sen senaristsin. Ben çıplağı da yazmıyorum çok fazla.
Bu konuda şöyle, ben şu anda... ...bu tür programlara insanlar geliyorlar ve başarılarından bahsediyorlar. Bunu artık biraz toksik bulmaya başladım.
Yani ben de işte geçen sene film yazdım. O film şimdi çekilsin diye para aranıyor. Hani çok kötü geçirmedim ama... Biraz böyle işsizlik ve başarısızlık mitosu olması gerektiğine inanıyorum artık. Ben de.
İşsizim. LinkedIn'i yeni açtım iş bulmak için. Orada feminist bir arkadaşımla bağlantı kurdum. Bağlantı kurduğum insanlar falan zaten hiç asla şeylerimi, kartlarımı doğru oynamıyorum.
Doktor rastını bitirmiş bir arkadaşım, bir LinkedIn gibi... Bir başarı kerhanesinde kendisini açmış ve şöyle bir şeyden bahsetmiş yani. Bir buçuk sene içinde yetmiş altı yere CV göndermiş ve iş başvurusunda bulunmuş. Sanırım iki yer mi, üç yer miyle görüşmeye çağırmış ve artık hani o kadar çok zamanımı alıyor ki vazgeçtim.
Yani benim ben de öyle hissediyorum. O kadar çok iş aramak vaktimi alıyor ki. Belki de uğraşmamalıyım yani falan gibi hissetmeye başladım. Şey olmuyor değil mi Haziran?
Yani ben oturayım şu senaryomun kafamdakini yazayım. ...demin bahsettiğim gibi yüzde yedi buçukluk oranlık çözümüm için... ...oradan oraya koşuşturayım,
iş aramaktan kastım yazdığın şeyi satmak. Tabi tabi, geziyorum ben de platform platform geziyorum, götürüyorum onları. Ya belki ben de iyi bir senarist değilimdir ama baktığın zaman da yani kim o iyi senariste iş yapıyor onu da bilmiyorum yani. Çünkü izlediğimiz şeyler de pek...
Yani çok anlamlı şeyler izlemiyoruz. Yani öyle çok parlak yeni isimler falan. Zaten eskiden TV iş yapan insanlar daha dijitali, daha kısa ama benzer şeyler yapıyorlar zaten. Ve evet, ben de yazdım proje.
Yaşlı bir kadınla ilgili bir proje yazdım. Yani bu kadar yine kartlarımı doğru oynamalıyım. Platformlara yaşlı kadın hikayemle gittim. Olmadı.
Ondan sonra satamadım. Her yerle görüştüm. Yapımcım da oldu. Olmadı falan.
Çoğu öyle bir iş artık yani bu sektörde yer almak istiyor muyum? İstiyorum tabii ki. Peki mesela şimdi eleştirdiğimiz mecra sana gelsin. Getir işindesi verilecek mi?
Satar mısın? Çalışır mısın? Satarım herhalde yani. Eleştirdiğimiz şeyleri de yapıyoruz bazen değil mi? Tabii ki. Şu anda öyle bir sistemin içindeyiz gibi geliyor.
Yapmak zorunda olduğum şeyler olduğunu düşünüyorum. Burada benim işimi satmam da o yüzünü ona çıkarmayacak ihtimali var. Evet yani evet eleştirdiğimiz şeyi yaparız. Yapıyoruz, ben yapıyorum.
Bazen. Peki bu dizilerdeki bireysel güçlenme vurgusuyla... ...kolektif feminist mücadele arasındaki gerilim hakkında ne düşünüyorsun?
Bence çok bir gerilim yok da, biz böyle bir durum var yani. Biz mücadele edince, biz kazanımlar elde edince, biz birinç sıçraması yaşayınca... ...ister istemez böyle dizidir, filmdir.
Bunlarda da bir şey oluyor yani, değişiklik oluyor ister istemez. Onlar da mecbur kalıyorlar bunu yapmaya. Bu da faydası olmuyor gibi gelmeye başladı artık. Ama evet, yani mesela örgütlü, hani insanlar mesela... ...çok bireyci bir yerden bir tür özgürleşme planına şey olmuş gibiler.
Ne denir yani? Ona okey olmuş gibiler. Yani dizilerde böyle bir anlatının olması çok yanlış bir şey değil. Ama evet yani insanları çok yani mikro kimliklerde yaratarak, başka şeylerde bularak yani evet.
Demin seküler patriyarkadan bahsediyordum ya, bu aynı zamanda neoliberal de bir patriyarka... ...ve o neoliberal patriyarka, insanlar arasındaki bağların... ...mümkün olduğunca daralmasına,
azalmasına, insanların birlikte hareket edemeyecek... ...uyumlanamayacak, birlikte bir şey üretemeyecek hale gelmesini... ...kar amacı olan hariç hale getirme eğilimi var yani.
Bununla ve feminizmde bu alanda, bu amaçla biraz araç sağlaştırdığını... ...hissetmiyorum diyemem. İkincisi, daha önemlisi yani bireysel olarak güçlenme dediğimiz şey... ...herkes için mümkün bir şey değil ve çok büyütüldüğü kadar da anlamlı... ...bir şeyde olduğunu zannetmiyorum.
Yani çoğunluğumuz, bizim güç aldığımız yer biraz o güç... ...hani o şeyde de kendi özgürleşme hikayesinde de oradan bir gör, bas, boz işte... Şey falan, o hikayeler var ya, bu çoğumuz için pek mümkün bir şey değil.
Pek gerekli de değil. Yani bizim ezilen halimiz de zaten, güçlenmemiş halimiz de anlamlı bir siyasi özne. Yani bir şey satılmaya başlandı artık kadınlara bence. Kendini çok seven bir kadın.
Güçlü kadın. Çok güçlü, çok seviyor kendini. Ondan sonra... Kendilerinin çok farkında, işte ne bileyim, iyi görünüyor her zaman.
İyi görünmüyorsa da kendini zaten sevmek zorunda, ben çirkinim falan diyemiyor. İlişkilerinde ezilmiyor. İlişkilerinde her zaman romantik ilişkilerinde çok güçlü falan işte böyle bir karakter var. Ve bu böyle iki binlerin başından beri sanki böyle yavaş yavaş üretilen bir şey gibi.
Ve şu anda hepimiz o olamadığım... Kampanya gibi. Kampanya gibi, şimdi de o olamadığın için kendini kötü hissediyorsun gibi bir şeye döndü yani. Bunun hiçbir politika anlamı olduğunu zannetmiyorum.
Hemen buradan aklıma mesela bir şey geldi. Bütün o festivallerde artık yıllardır bu böyle satan şey, işte göç hikayesi, azınlık olmak, kadın hikayesi vesaire. Bunları bu kadar kullanma konusunda ne düşünüyorsun insanların? İnsanların öznesi olmadığı şeyleri yazıp yönetmesi vesaire konularına nasıl bakıyorsun?
Bu ayrı. Bir sürü şey birbirine karıştırdım ben de. Ama bir yandan da ne bileyim festivaya gittiğinde bir sürü film aslında birbirini tekrarlıyor. Bu konuyu nasıl destekliyorsun?
Aslında kadınlardan bahsediliyor. ...azınlıklardan bahsediliyor, LGBTİ artılardan bahsediliyor... ...hani güncel olarak sorunlarımızdan bahsediliyor... ...ama biraz bana böyle bazı zamanlar bunlar çok kullanılıyor,
his veriyor. Sana nasıl bir his veriyor? Ya öyle bir dönemdeyiz. Şu anda işte bu yani bu endüstri de sonuçta bu yapısal sistemlerle şekilleniyor birazcık.
Biz böyle bir dönemden geçiyoruz şu anda. Bunda şunu ifade etmeye çalışıyorum. Nasıl bir dönemden geçiyoruz? Kapitalizm ve patriyarka... ...bu mücadelelerin belli kazanımlar elde ettiğini,
bunu görebildiğimizi... ...dolayısıyla bu mücadelelere, mesela işte kimlik mücadelelerine, sivil topluma... ...şuna buna yönelmemizin belli kazanımlar elde ettirebileceğini...
Bence bize göstermeye çalışıyordu bu zamana kadar. Bence bu değişecek. Yakında öyle şey falan olmayacak işte. Hani hep oluyor işte göçmen, gay, cüce filmi falan.
Onlar falan bitecek yakında yani. Şey olacak büyük ihtimalle artık ona ihtiyaç duymuyor bence... ...yapısal sistemler ama bir süreliğine...
Şimdi bu endüstri kendi içinde de... Yani biz memnun olmadığımız, hayatımızdan memnun olmanız belli. Bunu biliyoruz zaten. Bunun içinde, düzen içinde, bir patriarka içinde, kabirizm içinde... ...bunun kurtuluşu olabileceğini bize göstermek ister.
Yani bunu sık sık yapar. Bir süreliğine bence bu hareketler, kimlikler, sosyal hareketler üzerinden bunu yapmaya çalıştı ama... ...yakında bundan da sıkılacak ve aslında bunu göstermeye ihtiyaç da duymayacak muhtemelen.
O yüzden öyle çok çok anlamlı bir şey olarak görmüyorum. Ama sonuç itibariyle şu bir gerçek yani. Daha önce yazılmamış hikayelerin yazılması, anlatıların yapılması. Ya millet mesela şeye çok şey oluyor.
İşte Netflix'te hep LGBT içeriği var. Zaten dünyanın yüzde yirmi beşi LGBT dolayısıyla... İçeriklerin dörtte birinin LGBT olması lazım. Şu an mesela Türkiye dünyada herkes filmlerde LGBT görmekten şikayet ediyor.
Yani nüfustaki oranı simgelemiyor filmler. Onun bir karşılığı yok mesela. Dolayısıyla daha fazla zaten olması lazım. Olması yanlış bir şey değil.
Tabii ki kendimizi ekranda görmek, kendimize ait hikayeleri, kültür bu yüzden var zaten. Yanlış değil mi? Peki, yıldan bayılatan kişinin öznesi olmadığı hikayeleri yazması hakkındaki fikrini de merak ediyor. Biraz işe göre değişen bir şey.
Kimi insanlar kendine... Çoğunlukla gerçekten çöp oluyorlar. Öznesi olmadığı zaman yazan ve nasıl anlattığına da şey yapan bir şey yani. Hani sinema sadece senaryodan veya hikayeden ibaret değil.
Bunun bakışı var, bilmem nesi var. Yani bir sürü farklı şey var. Bence filmle işine göre değişir. Çok katı değilim bu konuda.
Şimdi kısa bir ara verelim. Devam edeceğiz. Evet, devam ediyoruz Haziran Düzkanlı programımıza. Kolektif olmaktan, kadınların birbiriyle... ...bütünlük sağlayıp bir şeyler yapmasından bahsediyoruz ama çok fazla... ...kadınların arasında bir çatışma var,
son zamanlarda özellikle. Bu beni birazcık endişelendiriyor. Herkes bireyselleşmek üzerine, güçlü kadın olmak üzerine hayaller kurarken bir yandan. Bir yandan birleşmemiz de gerekiyor ya.
Bu aradaki o feminist tartışmalar... ...konusundaki fikirlerini merak ediyorum. Bunlar zaten olmalı.
Tartışa tartışa ilerleyeceğiz birbirimize öğrete öğrete. Güçlene güçlene. Devam edeceğiz ama senin bu... ...şeylerin arasında da seni de gördüğüm için tartışmaların arasında... ...ne düşündüğünü merak ediyorum.
Şöyle söyleyeyim ben o kadar şey görmüyorum. Bunun... ...faydalı bile olabileceğini düşünüyorum.
Öncelikle zaten... Öyle düşündüğünü bildiğim bir yerden soruyorum bu arada. Yani benim görebildiğim kadarıyla feminist hareketteki... ...bütün genişlemeler,
sıçramaları tam da böyle çatışma anlarından ortaya çıkmıştı. Yani çok ciddi şey ayrımları, siyasi ayrımlar. Bunlardan bir tanesi mesela işte... FMS Hareketi her zaman çok geniş şeyler düşündü.
Son zamanlarda bir kitap düzeltiyordum mesela, oradan aklıma geldi. Muzlar, plajlar ve askeri üsler. Böyle uluslararası ilişkiler, emperyalizm ve toplumsal cinsiyet üzerine. Orada çok daha süfrejetler zamanında bir çatışmadan bahsediyor.
Uluslararası olarak yani sömürgeciliğin, sömürgeci ülkelerde, işte İngiltere'de... Örneğin Britanya'da sömürgeciliğin bizzat kadınlara verdiği bir özgürlük olmuş. Kadınlar daha fazla seyahat edebilir olmuşlar, bilmem ne. Ama mesela bir takım şeyler kazanmışlar başka kadınların sömürüsünden açık bir şekilde.
Mesela feminist Susan B. Anthony tam bu noktada demişken bu emperyalizm dediğimiz şey, bu sömürgecilik ve o sırada da pardon... ...sömürgeci devletler de tıpkı şu anda da olduğu gibi, ABD'nin yaptığı gibi ya da başka ülkelerin yaptığı gibi...
...İsrail'in yaptığı gibi, oraya özgürlük götürdüklerini, oradaki kadınlara medeniyet götürdüklerini iddia etmişler. Halbuki tabii ki böyle bir şey yok. Yani kitabın yakında kitap çıktığında, bence çok önemli bir kitap ve orada işte... ...aslında nasıl bunun seks işçiliği ve başka bir sürü sömürüyle birleştiğini çok güzel anlatan bir kitap.
Neyse Suzan, ben Antonya demiş ki, siz demiş, bu sömürgecilik dediğim şey, oraya medeniyet falan götürmüyorsunuz. Siz oraya şey götürüyorsunuz. Batı tipi patriarkayı götürüyorsunuz. Oranın bambaşka bir tipi var.
Burada nasıl eziyorsanız kadınları onu öğretmeye gittiniz. Medeniyet falan götürmediniz diye itiraz etmiş. Ve bu bir tartışma meselesi olmuş. Yani feministler her zaman böyle büyük tartışmalar verdiler.
Yine ilk kürtaj mücadeleleri verilirken bir dönem bir grup feminist, lezbiyen kadınların... ...hareketi kötü duruma düşürdüğünü, kötü gösterdiğini söyleyerek... ...onların gizlenmesi gerektiğini iddia etmiş.
Buna karşı lezmiyen kadınlar hareket içerisinde ayaklanmışlar... ...ve bugünkü cinsel özgürlük anlayışımız bizim. Bugün kadın cinselliğine dair bildiğimiz çoğu şey biz, lezmiyen kadınların... ...heteroseksüel kadınlar da aynı zamanda lezmiyen kadınların yazdıklarını öğrendiler sonuçta.
Yani bu tür çatışma anları... Genelde aslında sıçrama anlarına denk gelir. O yüzden... Öğretici ve büyütücüdür. Öğreticidir,
büyütücüdür. Genişletir, daraltmaz. İnsanları eğitir, bir sürü şey yapar. O yüzden öyle çok şey olduğunu zannetmiyorum.
Bir de şöyle bir şey var. Kadınlara şeyi feministlerin kafalarında böyle elinde oklavayla... ...hepimiz eşitiz ve eziliyoruz diye bağırması inandırıcı gelmiyor ve doğru.
Ben şimdi... Doğru yani, patron kadını, işçi kadının... Çok fazla çelişkisi var, bu doğru. Bizim bunu sürekli olarak, sanki bazı aramızda çelişkiler, eşitsizlikler yokmuş gibi davranmamız... ...insana inandırıcı gelmiyor.
Yani mesela benim ana dilim Türkçe ve Türkçe okuyarak büyüdüm. İşte Türkçe konuşarak büyüdüm. Benimle ana dilini konuşmasına izin verilmemiş, onunla eğitim almasına izin verilmemiş bir insan nasıl eşit koşullarda yaşamış olabiliriz? İkimiz de kadınız.
Hayır, öyle olmuyor. Dolayısıyla bu çatışmalar mecburi zaten. Yani dediğim gibi birçok zamanda... ...hareketi genişletiyorlar ve büyütüyorlar bence.
Poldance hakkında da buna benzer tartışmalar çıktı. Yine sen konuya elini attın. Tweetini yazdın. Bu sefer story artmıştım.
Linkten, Instagram'dan, artık hani sosyal medyanın... Her platformda. Şimdi bu konuda bir yandan kadınları güçlendiren... ...hatta bu sisteme karşı devrimci bir duruş olduğunu söyleyen taraf vardı.
Bir yandan da seks işçilerinin sömürü alanını görünmezleştirildiğini... ...söyleyen bir taraf vardı. Bunun hakkında düşüncelerini duymak istiyorum.
Ben görünmezleştirdiğini çok düşünmüyorum. Yani zaten... ...seks işçilerinin yaşadığı şeyin çok gizli saklı bir şey olduğunu da zannetmiyorum.
Yani seks işçilerinin yaşadığı zorluğun... ...hani zaten duyduğumuz, sık sık duyduğumuz şey... ...kimse bu işi yapmaz,
yapmak istemez şeklinde. Bu tam doğru değil ama bir düzeyde de... ...evet çoğu insan, seks işçiliği yapan çoğu insan bunu yapmak istemiyor.
Bu konuda bence kamuoyunda bir bilinç var ama fetişize ettiğini düşünüyorum. Sahip olmadığın bir hikaye almaya dair kendini... Hepimiz arzulanmak isteriz, çoğumuz arzulanmak isteriz. Ve o yüzden böyle şeyler yapmanın tadını anlayabiliyorum.
Ve burada bunu böyle... ...kendin için yapmanın da bir anlamı olduğunu falan anlayabiliyorum. Ama devrimci bir... Değil.
Yani burada şöyle bir kafa karışıklığı var bence. Eminim oradaki bazı kadınlar, bunu yapan bazı kadınlar... Feminizm sayesinde bunu yapıyor. Yani belki asla spor yapmayacak ya da asla bedeniyle böyle bir ilişki kurmayacak bir kadın... ...feminizmin yarattığı bilinç sıçramasıyla bir şey yapıyor yani.
Kendi için bir şey yapıyor. Bu duyguları falan çok iyi anlıyorum. Ondan sonra bütün hobilerim, benim de hobilerim var. Ve hobilerimin yani çok öyle feminist anlamları falan yok.
Ondan sonra hani dolayısıyla bunları... Çok büyük anlamlar yani ben de onları hobi yapacak diye bir alana... ...hayata sahip olmam da feminizmin sayesinde.
Ama bu onları feminizm yapmıyor. Yani ya da bunlarla çok anlamlı, toplumsal büyük değişimlere ulaşacak şeyler haline getirmiyor. Ya ben o yazıdan her şey yola çıktı. Yani zaten feminist... Artık güncel siyasete müdahale ettiğini neredeyse Paul Dans'ın iddia eden... Yani İstanbul Sözleşmesi'nin ne alaka orada falan hani böyle şeyler.
İstanbul Sözleşmesi'ne falan Paul Dans'ın bir faydası yok. Ve İstanbul Sözleşmesi çok büyük bir şey mesela. Yani onu daha hedeflemek daha mantıklı yani. Ve bir yandan şey hoşuma gidiyor yani hani... ...demin dedim yani bunlar bu pol dans tartışması,
o bu şu... ...bunlar çok işte bizim kendimiz yarattığımız politikalar, tartışmalar. Aslında çok bireysel, bireysel yaptığımız eylemler.
Ve onlar önemli tartışmalar. Ama bunu böyle kocaman bir yerde göstermek evet birazcık ciddi bir atılım olmuş. Evet. Bu tür şeyleri her gün, her yerde her kadın sürekli yani yaşıyor.
Hani bunlara çok fazla anlam yüklemenin kendisinde de bir tuhaflık görüyorum zaten. Sınıfsal bir mevzu. Bunu yazdım aslında zaten. Şeyin alıntısını yaptım.
Gorkin'in bir lafı var. Küçük ruhalar böyledir. Her düğünde... ...gelin her cenazede ölü olmak isterler diye.
Biraz öyle bir durum oluyor bu yani. Gerçekten şu an Türkiye koşullarında direniş dediğim şey bu mu yani? Hani para veriyorsun bir stüdyoya. Tamamen platesten farkı ne?
Biraz daha açık sıçık olması yani. Bu da tam işte o AKP şeyinin bir parçası. Yani evet tabii ki şimdi yarın tutuklanıyorlarmış bana. Olabilir, oluyor ya sürekli öyle şeyleri Swinger evlerine falan basıyorlar ya, Allah'ım umarım öyle bir şey olmaz, buradan pole dance komünitesine şimdiden geçmiş olsun diyeyim.
Ama yani evet, o zaman arkanızda duracağız, inanın. Ama hani tabii ki spor yapmanızda bir şey yok ama tek başına yani bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum. Yani çok büyük deneyişler var şu anda. Bilmiyorum, bana anlamlı gelmiyor.
Beni açan şeyler değil. Bir faillik atfetmiyorum ama. Yani onu da söyleyeyim. Bu kadınlar bir şey yapıyor falan demiyorum.
Sadece gerçekten seks işlerini fetişte eden herhangi bir şey. Yani birçoğumuz hayatımızda böyle şeyler yapıyoruz maalesef. Birçok zaman kadın özgürleşirken birbirini ezebiliyor. Ya bu hatalarımız...
Ve yürüdüğümüz yollarda hataları düzeltmek diye bir de bir şey var. Birbirimizi uyarmak vesaire. O yüzden ben benim düğünüme de parmak basmak istiyorum. Düğünümde Filistin bayrağı asılıydı.
Ve ben bunun farkında değilim. Ben bir hata olduğunun farkına bile üç gün sonraki atılan... ...storilerden, Filistin Bayramı'nın orada olduğunun bile farkında olmadığım bir gün yaşadığım için... ...ben de biraz öfkelendim hatta bu konuya.
Sen de beni aslında hani linç eden tarafta olduğunu düşündüğüm için... ...bilmiyorum belki de değilsin, gelip burada benim yüzüme hatalarımın... ...hani aslında doğru olanın ne olması gerektiğini...
...bayrağın orada asılıp olmasının mı problemi olup olmadığını... ...senden duymak istediğim bir program olsun istedim.
Son sorumda. Ben de çok düşündüm bu mevzu üzerine. Ben meselenin sadece bayrak asmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bir tür... ...bu kadar fazla... ...görünmek üzerine... ...bu var olan bir etkinlik... ...yani görünen,
dışarıdan görünen, gösterilen bir etkinlik... Ve görünen, dışarıdan görünmek isteyen bir sosyal çevre. Ben şöyle hissettim. Yani bir kadraj yakalanmış, bir mizansen var orada, bir bayrak var.
Bu ikisi arasında hiçbir bağ yok. Senin fotoğrafın ve bayrak arasında ve o bayrak orada bütün bağlamından, acısından, mücadelesinden... Bir sürü şeyden bağımsızlaştırılmış... Belki bilerek bir bağ kursaydık böyle olmaz mıydı? O kadrajdan tam olarak alınan zevk ve onun orada bir kültürel... ...imgeye dönüştürülmüş olması bende bir rahatsız edici bir şey yarattı açıkçası.
Yani ben oraya baktığımda yani başka bir şey görüyorum. Ve dolayısıyla bu kadrajda... Ama bu sadece seninle alakalı bir şey değil. Hepiniz bundan çok zevk... Yani bunu çok fazla insan paylaşmış.
Bu görüntüyü çok sevmiş. Burada bir bağ kurulmuş ve ben o bağı göremiyorum. Görmekle tanıştım. Sen kurman bağdan hoşlanmadı.
Evet ben bu bağdan hoşlanıyorum. Dekoru arkadaşım yaptı, sanatçı bir arkadaşım. Gerçekten böyle imece usulü. Paramız yok.
Eğlenelim diye arkadaşımızın mekanında... ...var olan bir Filistin bayrağı. Sadece böyle... ...yarım saat,
bir saat önce falan inip böyle dekoru gördüm. Çığlıkçı, harika falan filan. İçeri ben daha çok bakıyorum tabii. Dekor oradan.
Orası giriş yeri. Hep beraber bir baktık ve şey, Filistin bayrağı... ...bunu indirecek miyiz dedi biri.
Ya indirmek çok ayıp değil mi? Herkesin söylediği şey... ...aslında onun oradan indirmenin ne kadar... ...absürt olacağıydı.
Biz de öyle bir yerden baktık. Hatta bir arkadaşımız indirelim... ...alakasızdı.
Burayı doğru yapan kişi. Doğru yapabileceğim bir şey yok bence. Yok, öyle yaşandı, evet. Bu dediğim gibi, bu mevzuyla ya da hayatla nasıl ilişki kurduğuna ait bir şey.
Yani... Ya bilerek assaydık belki şey falan bağlı hani şu an sana şunları soruyor olabilirdim. Ne bileyim. Bunları da sorayım istiyorum.
Çok mesaj geldi bana da çünkü. İşte insanlar konserlerde işte bayrağı sallıyorlar. Düğünlerde bayrakların olması bir şeydi. Orada bilerek yapmadığım için ben onların hiçbirini kendime şey yapamıyorum.
Evet abi düğünde de bayrak asılır. Neden asılmasın gibi bir yerden bakamıyorum çünkü... Onun için asılmadı o bayrak. Ben dediğim gibi zaten bayraklı bir sorunum yok.
Ben dediğim gibi sen... Sen aslında doğru şeyi görmüşsün. Anime'de kocamın en sevdiği şey diyor. Bir resim ve bir de bu yani.
Bu arada çok alakasızlıklar. Anime'yi mesela şu anda hatırlıyorum. Kocamla benim anime fotoğrafım ve yanımda Frize hayatı. İkisi çok kötü.
Bundan hani kusturlaşıyor. Ben animeyi unutmuşum böyle. Kostümleşiyor. Anladım, anladım nedenini.
Konserlerde savurduklarında ne oluyor? Bilmiyorum yani düğünde de bayrak olması çok şey bir şey değil, sıkıntı değil ama bu... Anneme sıçrmışız, sıçrmışız. Şu anda annemeden sıçrığımızı fark etmem benim.
Gerçekten söylüyorum. Çok haklısın Mena. Neyse. Evet.
Neyse bu da böyle bir şeydi yani. Ben de buradan bir açıklama yapmam gerekirse gerçekten. Yani bir yan şöyle bir şey de şey, yani o hatalar yapma meselesiyle ilgili de bir şey var. Senin gibi insanlar için bunlar biraz daha zor olabilir, bu tür.
Ama yani daha nice linçler seni bekliyor. Ama benim gibi insanların da daha dikkat etmesi gerekiyor. Yok, yani böyle olacak bu. Bu cancel kültür, bilmem ne falan.
Yani bu böyle bir şey anladığım kadarıyla. Daha fazla dikkat etmen gerekiyor mu? Belki ama salatabilirsin bence. Sadece bu böyle anladığım kadarıyla.
Yani birileri şey yapabiliyor yani hani... Yanlış yapacaksın ve bunu çok fazla insan görecek. Evet. Oluk barışmada zaten... ...bazı,
altı ayda düşman geliyor. Biraz ben de seyrah ettim, ben de değiştim ve geliştim. Sen tam zor oldun ya. Aynen, hayırlı konular.
Şuradan bir şey patlattı. Yaşım artık, belli bir yaşa ulaştım. Uğraşamayacağım. Neyse ben de bir şey oldum.
Sakinledim diyelim artık. Teşekkür ederim geldiğin için. Ben teşekkür ederim. Gerçekten yine hocam.
Ben davet ettiğin için teşekkür ederim. Bizim için önemli bir ilk konuksun. Ayaklarım pişiyor, bitti. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.