
3.074 kelime · ~15 dk okuma
Ayaklarım üşüyor'a hoş geldiniz. Ayaklarım üşüyor, ayaklarım hep üşüyor. Ayaklarım sürekli üşüyor. Bugün konuğum Deniz Gökkan diyor.
Senin soyadın Gökkan. Aynen ama bunu bana böyle mahlus olarak söyleyenler de oluyor. Deniz Gökkan. Gökkan diyorlardı askerdeyken falan. Sen askere mi gittin? Yeah.
Aaa. Tabii yani. Aaa ilginç bir başlangıç olacak. Öyle mi?
Hoş geldin ya. ...çok gülüyorum. Ah teşekkür ederim. Son zamanlarda en çok güldüğüm insanlardan birisin.
Böyle ehe ehe ehe falan evde böyle kocam bu kim ya falan diyor senin için. Kıskanıyor mu? Hayır. Sonra onu da gösteriyorum, o da çok gülüyor.
Öyle şeyde kıskanıyor mu? Bilmem, bir ayıp soralım mı? Asla öyle bir yerde değiliz. Ya aşkım ya, şey sen Deniz'i kıskanıyor muydun?
Ne soruyorsun? En son adını anamadığımız birine diss yaptın. Diss kaydettin. Diss yaptın mı denir?
Diss attım, atılır herhalde. Diss atılır, diss atılır. Trap yaptın. İnanılmazdı.
Son zamanlarda dinlediğim en iyi şeydi. Ertesi gün bir daha dinlemek için açtığımda silinmişti. Çünkü bir uyarıyla sana sildirmişler. Maalesef. Geçmiş olsun.
Teşekkür ediyorum. Bundan bahsedememek beni çok üzüyor. Beni de çok üzüyor. Ama senin gönlünü hoş edeyim.
Ben sana şiiri yazdım. Madem şarkım saldırıldı diye... Ama kocam şimdi kıskanabilir. Tabii hayatım o kapıyı zorluyoruz zaten.
Şimdi... Bu şiir, ikimizin de arkilerinin aynı gullum çemberinde oluşundan dolayı... ...herkesin düğününe geleceğim zannetmesiyle alakalı bir şiir.
Çünkü herkes senin düğününe geleceğim ve biz tanışıyoruz zannetti. Şiir. Evet. Tulu'nun düğünü.
Efendim. Ansızın zır zır telefon, hattın öbür ucunda güllüm birileri. Kanka, Tuluğ'nun düğününe ne giyeceksin ve kaçta çıkacaksın? Beraber gidek de mi?
Herkes sandı beni, seni tanıyan bilen biri. Ben seni bilmeden bir gecelik sosyal kabul aldım, iade bile edemeden düğününde hiçliğe oturdum kaldım. Tanışmıyor olsak dahi bir anlığına kümelendik. Belki aynı şarkılara eşlik ettik.
Belki de aynı şişeden bir kadeh içtik. Ve belki de sadece ama sadece telefon rehberimizdeki gay kontaklarımıza ortaktı. Keşke gelseydin bu arada. Niye bilmiyorum yani ama işte.
Birinin peşine takılıp gelseydin. Kime vermişiz bir yerde. Zaten ben seninle yüz yüze bugün tanıştığıma inanamıyorum. Yani sanki daha önceden tanışıyormuşuz gibi bir his.
Ha evet ama birinin düğününe artı olarak gelmek ayıptır. Aa bir dakika tabii derdim yani burada ne işi var derdim. Beni böyle... Ben şeye geldim ya.
Gördük birbirimizi. Ben Hasçelikler düğününde geldim. Düğündeydim. Hangi sorority ile geldin?
Herkes, çünkü dörder dörder geldin. Ben tek başıma geldim. Tekili geldin. Ve kimdim ben?
Hala mıydım? Yani bir hala gibi gelmiştim. Hiç de hala değilsin ya sen. Fotoğrafımı gösterirsem hala olduğumu anlarsın.
Teyzesin, anne tarafısın sen bence. Evet, sana çok güldüğümden, senden çok hoşlandığımdan bahsettikten sonra... ...hemen programı artık başlıyorum.
Hadi bakalım. Şimdi seninle hangi yaratıcı işinden başlayayım, konuşayım diye düşündüğümde dediğim gibi bu kaldırılışın aslında ilk aklıma geldiği anda ama Simsekürt düğünüyle başlamak istiyorum. Biz seni o videoyla tanıdık ama öncesinde... Öncesiyle ve sonrasıyla Deniz kim?
Nerede büyüdün? Nasıl bir ortamdan geliyorsun? İçerik üreticiliğin nereden geldi diye sana hürriyet pazar sorularını bir soruyorum baştan. Tamam.
Bir kendini bana tanıt. Çünkü seni tanımıyorum. Olur bir full paket girelim. Bu gerçekten tanımadığım için soruyorum.
Bu arada evet çok doğal bir yerden, organik bir yerden ilerliyor şu anda. Tanıtayım kendimi. Efendim çıkıyorumdur arada böyle feedinizi sürekli gönderiyi gizliyorsunuzdur. Ya bu çocuk kim lan falan diye.
Ben Deniz Gökkan. Deniz ben. 27 yaşındayım. Buralı değilim.
İstanbul'a taşınalı bir sene oldu. İzmir'den geldim. İzmirli de değilim. Aslında Şanlıurfalıyım ben.
12-13 sene orada. Doğdum, büyüdüm. Çocukluğum orada geçti. Çok seril bir ortamda yetişmedim yani esasında.
Ayrıcalıklı bir ailedeydim. Yani yine imkanlarımız gayet yerindeydi maddi imkanlar olarak ama... ...çok feci bir, yani zorbalıkla mücadele ettiğim bir çocuktuk.
Hani akran zorbalığı... İşte eşek kadar adamlar kadınlardan bile hani böyle ötekileştirildim, itirildim falan. O da beni işte dönüştürdü. Şimdi de aksine çok daha böyle mutlu bir insanım yani.
Daha dirayetli, çetince bir... İzmir'de kaç sene yaşadın? İzmir'de de 12 yaşımda geldik İzmir'e. Biraz gelme hikayemiz de aslında hani bu Urfa'da yaşadığım şeylerden dolayıydı.
Ailen bilinçli. Aynen, evet. Ama ben yine de mesela memleketini... ...kötüleyen birisi olmayı sevmiyorum yani böyle hani memleketimi,
geldiğim... ...yeri oryantalist bir yerden kötülemeyi sevmem. Şeyi de sevmem, mağdur edebiyatı da sevmem.
Yani neticede hepimiz geldik dünyaya, hepimizin bazı konularda... ...bir takım mağduriyetleri var ama bunu böyle romantize etmenin... ...bir böyle benim kimliğim bu gibi üstüne yapıştırmayı... ...ben çok hoşlanmıyorum,
o yüzden... ...ya hayat işte güzel, mutluyum, keyfim yerinde. Ben yazarım efendim, yazar olarak tanımlıyorum kendimi.
...böyle freelance dergileri yazıyorum. Aslında böyle fitilimi ateşleyen şey yazarlık. Mimarım da aynı zamanda mimarlık bölümünden mezunum.
Mimarlık bana böyle taşeron firmayla bina dikmeyi öğretmedi... ...ama işte multikültürel çalışmayı, yaptığım bütün işleri birbirine... ...ya bir işteki eksikliğimi diğer işimle doldurmayı öğretti.
Falan filan işte bu şey gibi arkadaşlarım şey diyor mesela... ...sanki böyle taksiciye götünden bir şey sallıyor gibi istedi. Kendi de bastı.
Evet bu arada ama çok iyi. Her yerden bir şeyler toplamışsın. Her daldan o elmaları toplayıp toplayıp sepetine atmışsın. Sonra açmışım bohçayı.
Aynen bohçaya da açmışsın. Şu anda da ekmeğini yiyorsun gibi gözüküyor yani şey olarak. Manevi anlamda ekmeğini yiyorsun. Şu anda herkesin fark ettiği o kişisin.
Aynen. Simste düğün düzenleme konseptine başka başka birleşimlerle devam ettin. Bu düğünler kültürümüzün neresine duruyor? Senin neden bu kadar ilgini çekti?
Çocukluğundan mı? Şöyle evet geldiğim yerle de alakalı ama şunu söyleyeyim ya düğünler birincisi. Ben şunu çok seviyorum düğünlere dair ve bu içeriğe dair bak içerikte en sevdiğim detay şu. Şimdi bazen farkında olmadan bir şey yaparsın sonra onun farkındalığına varırsın ya.
Bir şeyi çok ciddi olarak yapmayı onu böyle... O platformda, yani o ekranda yaptığında ve gösterdiğinde onun ne kadar mekanik olduğunu gösteriyor aslında. Bu Sipsi'de Kürt düğünü mesela. Hani çok böyle ciddiye alınarak yapılıyor gerçek hayatta ama onu sen orada izlediğinde aslında altındaki o absürtlük direkt açığa çıkıyor falan.
O benim hoşuma gidiyor. Benim bir tane yazar arkadaşım şey anlatmıştı, işte bunlar... Bunun bir tane çok hepimizin bildiği, tanıdığı, ünlü bir yazar. Spora yazılıyor.
Spora gidiyor herif. Ağırlık indirip kaldırırken aynada kendisiyle göz göze geliyor. Sonra ağırlıkları bırakıp siktir oluyor, gidiyor. Yabancılaşıyor.
Ben düğünlerde bunu yaşıyorum. Ne oluyor ki şimdi? Ne yapıyorlar ki? Hani böyle bin tane maddeli bir adet, gelenek, bir şeyler.
Her şey curcuna. Herkes ambale olmuş durumda. Bu benim çok hoşuma gidiyor. ...o dünya ve ben çok keyif alıyorum.
Bunu söyleyebilirim. Düğünlerde çok mutlu oluyorum. Düğünler beni niye bu kadar mutlu ediyor? Düğünüme şiir ızırak galiba.
Evet. Düğününe beni çağırmadın. Anahtar kelimesi düğün olan tek insan Türkiye'de. Yani varlığını var eden tek terim düğün falan yani.
İnanılmaz bir birleşimdeyiz gerçekten şu an. Düğün nasıl bir şey biliyor musun? Oraya gelen birisi gerçekten belli başlı kutsalları oluyor... ...ve bazı şeyleri böyle mahremleri oluyor ya işte... ...ve buna istinaden onun için bir özgürlük alanı oluyor bu kişilerin.
Normalde süslenmiyor, şey yapmıyor, takıyor, takıştırıyor falan. Düğün onun için böyle bir playground ya... Oradaki o insanların masum bakışını görünce hani... ...bu beni çok mutlu ediyor.
O insanlarla eğlenmek falan, akrabalarla. Bunu ben evet romantize ediyorum. Şey gibi yani, bizim kalife sokağa gidip eğlenmemizle aynı şey gibi o insanların düğüne gitmesi. Öyle tatlı yani, çok seviyorum.
Evet, ben de evlenince fark ettim. Düğün acayip bir şey. Değişik bir şey. Ki ben normal evlenmedim.
Tabii, gördük. Gördüm kardeşim manşetler, storyler, threadler. Senin diğer gündem yaratan içeriklerinden de bahsetmek istiyorum. Hadi bakalım.
Şu performatif erkeklik meselesine gelelim. Buyursunlar. Modada düzenlediğiniz bu performatif erkek günü mü diyeyim? Yarışması.
Yarışması. Yarışması. Çok acayip ilgi gördüm. Ben açıkçası sikko buldum.
Yani benim için. Reasonable. Bir erkeği niye bir yerlerde yarıştırıyoruz ve neyini kanıtladığını izliyoruz gibi bir yerde. Ama sinir olur.
Böyle erkeklerle ilgili olduğu için sinir oldum. Anladım, anladım, anladım. Ama zaten sinir olanlar vardır. Muhakkak, muhakkak. İçimizde bir şeylere gıcık oluyoruz.
Siz nasıl karar verdiniz? Bu kadar yoğun bir ilgi bekliyor muydunuz? Bir de sana hemen bütün cevap ver diye soruyorum. Sen performatif bir erkek misin?
Sırayla cevaplayayım. Birincisi bence yarışmanın konteksti o el il takvimi... ...daha safe bir yerden bir kılığa girip yapan... ...hani erkeklerle dalga geçen bir kontekst olduğu için... ...bence ben sana katılmıyorum mesela o konuda.
Ama anladım. Evet. Yani neticede bunu yapan özneler de erkek olduğu için rahatsız olmuşsun. Orada anlıyorum seni.
Kesinlikle. Erkekler bir şey yapıyor ve ben rahatsız oluyorum. Neyse, performatif erkek yarışmasını biz şu yüzden yaptık. Ben bunu izledim, TikTok'ta gördüm, New York'ta, Boston'da falan yapıyorlar.
Çok hoşuma gitti. Dedim bunu getirelim buraya, yapalım biz de modamızda. Aynen, bir de ben böyle hani bir araya gelmeyi çok seviyorum insanlarla. Hani bunu dedim yapalım.
Tam ben bunu planlarken benim önüme TikTok'ta bir ilan çıktı. Hani biz böyle bir şey planlıyoruz diye. Henüz 30-40 like almıştı. Böyle birkaç üniversite öğrencisi, Pırlanta gibiler bu arada, çok seviyorum hepsini.
Onlar da yapıyormuş. Sonra dedim güçlerimizi birleştirelim. İnanılmaz bir yoğunluk vardı. Devam etti veden. Gerçekten.
Ters kelepçe gideceğiz diye düşünüyordum. Polis gelmiş, sivil polis demiş, ne oluyor burada? İşte demişler kılık kıyafet yarışması. Tamam deyip gitmiş yani.
Keyifliydi. Senin performatifliğinden bahsedecek olursak. Aşkım ben çok performatif bir erkeğim yani. Hani çok performatif bir erkeğim.
Sen olsun değil mi? Ben şu an bir performanstayım. Bu ben değil fikirim şu an. Mesela bıyığımla nasıl bir ilişkin var? Bıyığımla çok feci.
Bıyığım benim gerçekten hayati bir organım gibi. Ben kendimi bıyıksız hayal edemiyorum. Ölürsem bıyığıma da bir otopsi düzenlenir bence yani. Bıyıksız yokum kardeş ben.
Bıyık hep vardı gibi zaten böyle anlamıyorum. Sırtına dövme yaptırırsın hatırlamazsın ya öyle bir şey. Bıyıksız çıplak mı hissediyorsun? Bıyıksız ben dudaksızım aşkım.
O benim maskem aslında. Evet. Of, çok kötü oluyor o erkeklerde. Çok kötü, burnumda, dudağım arasında çok mesafe var.
Şu an anlamıyorsun ama... ...ya şöyle bir şey, hani bayağı böyle bildiğin... ...çok aralık var.
Şey gibi, Grinch'in filminde... ...köylüler vardı ya, Who Will? Evet.
Oradaki köylüler gibi oluyor. Böyle minicik burunlu. Var mı fotoğrafın? Şimdi şuraya koyalım.
Şuraya. Şey, veririm koyarsınız yanına. Tamam. Trigger warning ile koyarsınız.
Senin şimdi bıyığınla beraber kısa bir ara veriyorum. Tamam. Birazdan devam edeceğiz. Evet ara verdik.
Harlandık tuvalet şeyde terasta geldik. Ellerini yıkadın mı kardeşim? Bir yıkadım bir üşüdü ellerim. Tamam güzel.
Devam ediyorum o zaman. Tabi buyursunlar. Has çelikler sürecine de dokunmadan edemeyeceğim. Sana yani Uğur'a.
Biz böyle bir sövdük o erkek parçasına. Bir yandan hayatından bir parça gördü herkes, bir yandan da nefret etti senden. Evet. Senin için Uğur ne yaşattı sana?
Benim için Uğur ne yaşattı? Uğur benim hayatımdaki, hayatıma girip çıkan gördüğüm erkeklerin bir karışımı gibi. Ben bütün sektörlerde çalıştım. Sanayide de çalıştım, kurumsalda da çalıştım, böyle freelance de çalıştım.
Bütün oradaki işte benim üstümdeki yönetici pozisyondaki erkeklerin en toksik özelliklerinin Transformers mıydı, neydi? Böyle birleş, sanki robot parçaları birleşti ve uğur oldu gibi bir şey benim açımdan. Evet, en çok rahatsız edici bir karakter. Çok manipülatif, her anlamda berbat.
Ve benim bunu bu kadar profesyonel... İçinden, içinden yaşaman. Nasıl bu kadar kolay yapıyorum bunu? Bir dakika bende de bir sıkıntı var falan diye kendimi sorguladığım anlarda oldu.
Oldu değil mi? Evet sövüldü bana sokakta. Harbiden bunlar gerçek yani. Yeşilçam aktörlerinde taş atarlar ya.
Ben şeye, Bostanlı'ya inmiştim. Üçkuyulari iskeleden Bostanlı iskelede indim. Kulaklığım var. Bir tane böyle rastalı abla, rasta detayı çok önemli bu arada.
Bana böyle parmak sallıyor falan. Ben dedim, fotoğraf mı çektirmek istiyor acaba falan. Sonra çıkardım kulaklığımı. Nur var ya, sen var ya yaşattığını yaşa falan.
Böyle Allah senin... Gerçekten mi? Aynen, aynen. Off.
Çok kötü. Çok tatlı. Geçmiş olsun. Teşekkür ederim.
Son paylaştığın şeyle ilgili de konuşmak istiyorum. Patolojik bireyselleşmeye dair. Konuşalım. Ulan ne patolojik bireyselleşmeymiş ya.
İnanılmaz bir video. Hepimizin yarısına tuz bastı, beğenildi, paylaşıldı. Metropörlerde, dört duvar arasında aslında herkesin yaşadığı acıları eğlenceli bir şekilde dikte ettin bize. Anlattım evet.
Peki sen bu yalnızlığın ve bireyselleşmenin neresindesin? Ben bu yalnızlığa ulaşma ve bireyselleşmenin aslında yani çok fazla dilim yandığı için sadece yani bir şeyi gördüm. ...oraya koydum ve çıktım gibi bir yerdeyim.
Yani ama mesela şey falan oluyor, bu çok büyüdüğü için... ...kontrolsüz büyüyünce de şey açısından bir kıymeti harbiyesi oluşmuyor. Şimdi zaten hani düşünerek, videoyu düşünerek tasarladığım... ...yani o noktada bazı aklımda birkaç isim vardı,
o isimler de paylaştı. Hani burada oksimoron bir şey de var, şey gibi... ...hani kendini ispatlayan da bir yerden aslında video.
Öz farkındalığı o kadar yok ki... ...hani öz farkındalığı olduğunu iddia eden kişinin farkındalığı yok. Paylaşıyor da falan hani videoyu, üstüne de alınmıyor.
Ve o kitle daha çok sahip çıktı mesela, çok komikti. İlginç. Çok ilginç geldi bana mesela bu. O kitleyi biraz tanımlasana.
O kitle aslında şöyle... ...bu atıyorum işte wellness kültürünü bir aracı, aparat olarak kullanıyor. Aslında işte bu self care terimini şal gibi boynuna atıyor falan.
Ama aslında yani bencilliği aslında sarıyor boynuna. Mahallede ben işte kendime bakıyorum, öz bakım diye geziniyor. Ama aslında işte tamamıyla bütün insanlara karşı olan hatalarını, bencilliklerini... Örtü pas etmek için yani kullandığı bir maske gibi.
Benim sadece buydu videoda anlatmak istediğim. Ama işte insanlar kendileri anlamak istediği gibi anladı. Ben hep böyle bir atar giderim ya. Aslında böyle içerik üretirken hep kendimizden bir şey buluruz ya.
Senin sen genelde o dis atmak gibi bir şey yapıyorsun. Ya işte ortada bir herhalde filtresizlik var. Söyleyeyim mi sana ne olduğunu? Söylemek istediğini bu şekilde söylüyorsun ama... ...kendin yaşadığın için değil,
karşındakini eleştirmek için mi? Hem kendim yaşadığım için hem karşımdakini eleştirmek için ama... ...burada çok böyle... Gözümü sıktırttın mı acaba?
Benim kendime gelmem gerekiyor. Eski hoşkanlıklarım arada böyle. Şey... Hiç gücün siktirtilmez.
Pardon arkadaşlar. Sana şey getiriyoruz böyle. Tansiyon ilacı falan. Aynen.
Tutun. Bir göz sikmeyine ilgili bir şey sorabilir miyim? Tutun. Tutun.
Sor aşkım. İstediğin gibi sor bu arada. Sen cevap verme. Program değil.
Artık senin canlan değişti kızım. Senden geçti. Soramazsın. Şey yaptın mı siktirdin mi soramazsın yani.
Of, evet. Maalesef. Neyse, siktir hadi ya. Aynen.
Ama üzüldüm bir. Trouble, orji morji konuşmuyoruz gibi böyle düştüm şu anda. Böyle çok bireyselleşmenin içinde kaybolunca böyle... ...işte o sen misin yoksa karşı tarafım falan derken o kadar yabancılaştım ki.
Bir göz soktum araya. Bir göz soktum, kardeşim bu ne ya? Rahat bırakın beni daha. Her şey hakkıdır.
Hakkı o kadar da yapsın yani. Evet ya, durum böyle. Onu anlamak isteyen anladı. İstediği gibi anladı.
Ben de karışmadım yani. Neticede bir iddiam yok. Hani millet böyle kürsüye çıkıp konuşmuşum gibi davranan falan oluyor. Hani DM'den, abi ben ne yapayım bu konuda peki?
Ne yapmalıyız peki hocam bu konuda falan diye reçete yazdığımı bekliyorsunuz ama... ...benim alanım bu değil. Ben gördüğüm bir şeyi anlattım sadece.
Hani bir cevap yok. O tamamen sende olan bir şey. Sana şey, üstelik sorular geliyor tabii. Bir uzman, uzman mısın gibi.
Evet, evet. Cevap vermem yani. Peki, üretirken politik bir sorumluluk hissediyor musun? Yani araya... Çok güzel soru bu arada.
Laf sokuşturmak, editörümüz Eftel'e koyunca. Şunu da şuradan sokuşturayım, bunu da buradan bir söyleyeyim. Bu aslında hepimizin... Artık güncel sabah kalkıyoruz ve politik bir dünyaya uyanıyoruz ve söylemek istediğimiz çok şey var.
Ve söylemek istediklerimizi kendi yöntemlerimizle söylüyoruz. Sen bu yöntemlerin içine politik mesajlar iliştiriyor musun? İliştiriyorum, bu arada politik bir şey söylememek de çok politik bir şey ki zaten. Hayır, onu başka türlü söylemek, kendi yönteminle ifade etmek... ...bağırmak,
susmak, bir sürü yöntemin vardır senin de. Tabii canım, her şey politik olduğu için neticede. Benim de böyle bu kendimle, etrafla kavgamda böyle politik bir yerden olabilir. Ben bu soruya hem evet, hem hayır demek istiyorum.
İşte şey diye bir eleştiri geliyor işte çok... Bu aslında söylediğin kendi ifade ediş biçiminin altında çok problematik bir şey var. İşte tarzında işte problematik. Ama zaten problematikim ki zaten.
Böyle bir mesajı zaten insanları proveke etmeden ya da problematik olmadan söyleyemezsin ki. Normal bir yolla. Normal bir yolla söyleyemezsin. O konuda orada sorumluluk almıyorum çünkü umurumda değil açıkçası.
Yazıyorsun da, yazarlığından da başta bahsettim. Hem yazarken... Yani önce bir dakika, videodan mı daha iyi kendini ifade ediyorsun... ...yoksa yazarak mı ifade ediyorsun?
Önce onu soracağım. Benim yazdığım şeyler tek başınayken apayrı bir şey hissettiriyor okuduğumda. ...bir tık daha akademik bir tonu oluyor mesela dümdüz okuduğumda.
Bunu videolaştırdığımda bu bir tık daha eklektik bir hale geliyor aslında. Hani ikisi çok apayrı telden çalıyor gibi ama birbirlerini çok güçlendiriyorlar. Senin peki kendin daha iyi ifade ettiğini iddia ettiğin şey hangisi? Video essay.
Video. Evet, video essay çekmek. Peki, hemen arkasından şunu da soracağım. Yazarken ya da video çekerken... ...kendine otosansür uygurluyor musun?
Yani başıma bir şey gelir korkusu var mı? En son videonu kaldırmandın aslında. O otosansür değil, o... O benim o hayvanlığım bu zaten.
Hadi gidip Evliya adama da diss atma kardeşim yani. Onu da yapma. O aptallık olurdu, onu kaldırmamam. Yeni yılı içeride geçirmiş olurdu. Benim de umarım annem dinlememizi bitirmemem.
Selam kulu var. Nasılsınız? Hoş geldiniz. Hoş bulduk, hoş.
Beş gittik. Evet, ya ben kendime otosansürü şöyle uyguluyorum ama... ...bence şu şekilde uyguluyorum.
Söylemek istediğim şeyin etrafından dolanarak... ...yine söylemek istediğim şeyi söylemiş oluyorum. Anladım.
Zaten işte yöntemlerimiz derken bundan bahsediyoruz. Bundan bahsediyoruz. Aynen işte. Son olarak bu göz önünde olmak ve dijital şiddete dair bir şeyler söylemek ister misin?
Dijital şiddete dair bir şeyler söylemek isterim. Yetkide daha da radikal sağa doğru ilerleyen... ...bu dijital ortamımızda artık normalleşti.
İnsanlar daha da tepkisizleşti ama... ...globale kıyasla Türkiye'de dijital şiddete uğrayan kadın sayısı... ...yüzde yetmiş,
yani kadın nüfusunun yüzde yetmişi dijital şiddete uğruyor. Her gün apayrı bir örneğini görüyoruz. Bir selebrit dillere yapılıyor. Spikerlere yapılıyor.
Şarkıcılara yapılıyor. Etrafımızdaki herhangi birisine yapılıyor. O yüzden bu konuda ben şöyle düşünüyorum. Gerçekten talk shit, get hit.
Hani gerçekten eğer sen böyle bir şey yapıyorsan... ...şiddetle karşılık vermek gibi bir yerden değil asla. Öyle bir kürsüde değilim.
Ama mücadele edin yani. Cimer'e şikayet edin. Gerekli derneklere şikayet edin. Arkanızda gerçekten bir topluluk oluşturun.
Bacılarınıza başvurun. Birbirlerinize böyle kol kola girip, tutunup... Savaşınızı verin yani dijital şiddete karşı. Çünkü bunun başka bir tatlı dille gidebileceğin bir yolu yok.
Korkmayın diyorsun. Aynen öyle. Biraz korkun da ama diyorsun. Genel program baktığında biraz korkuyoruz da hayatta.
Tabii canım ya tabii. Artık korkmamak da mümkün değil. Mümkün değil. Peki bu programa ayaklarım üşüyorum.
Bu bölümünü bitiriyorum. Haberin olsun. Bu program böyle. Eda konuşacaktık. Yok bitti.
Bitti mi? Peki. Sormak istediğin bir şey var mı? Çok teşekkür ederim.
Her şey çok, her şeyin çok turuncu. Haa, evet. Yani bir şey pantone çalıştık biz de. Bir mood boardumuz var.
Bir mood boardun var. Evet. Bir fuşyadan, majentalardan, şehvetten sıyrılıp bu kız bir clean girl mu oluyor artık? Hayır.
Kız bu ne? Aşkım siyah beyazdan ancak bu renge geçebildim. Okey, gayet iyi. Evet, yani o kadar bir anında kırmızıya geçebileceğimi düşünebilirim.
Ben bu rebrand'i çok sevdim arkadaşlar. Biz bunu, bu yeni Tulu'yu... Sevdin mi? Daha önce hiç tanışmadığım Tulu'yla kıyaslayınca yeni olduğunu çok böyle sevdim, kalbime aldım.
Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim. Bu program bitti. Ayaklarım üşüyor, bitti.
Bu bölümü podbimedia.com'dan izleyebiliyorsunuz artık. Ve tüm podcast mecalarından da dinleyebiliyorsunuz. Söylememe gerek yok buna.
ve ayaklarım üşüyorum, bitiriyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.