Podcast

191-Evdeki Düşman: Uttam Gogoi Dosyası

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Uttam Gogoi oldukça otoriter bir babaydı. Ve onun bu sert tavırlarından artık bıkan eşi ve kızı çözümler üretmeye başlayacaktı.
‎

Sunan: Sezgi Aksu
‎Hazırlayan: Şeyma Balcı
‎Ses Tasarımı ve Kurgu: Ada Suay Tekdal
‎Yapımcı: Podbee Media
‎
‎Canlandıranlar
‎Uttam: Ada Suay Tekdal
‎Genç kız: Kevser Yağcı Biçici
‎Boby: Gülşah Dim
‎Dedektif: Metin Bozkurt



Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için !
‎------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.841 kelime · ~9 dk okuma

Eve hırsız girdi dediniz ama herhalde anahtarlarınız vardı onlarda. Baksanıza kapılar falan hiç zorlanmamış. Üstelik malınızda mülkünüzde de gözleri yok bu hırsızların belli ki. Evden bir çöp bile çalmamışlar sonuçta.

Yani bilmiyorum ben de anlamadım. Öf yeter! Yeter! Masal anlatmayı kesin artık.

Bize gerçeği söyleyin. Kocanıza ne yaptınız? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar.

Transkriptin tamamını oku

Bugün size dışarıdan bakıldığında gıpta edilen bir ailenin kapalı kapılar ardında nasıl korkunç bir pusuya yattığını anlatacağım. Ne dersiniz? En güvende hissettiğiniz yerin aslında en büyük yalanların söylendiği bir suç mahalline dönüştüğünü duymaya hazırsanız. Başlayalım mı?

Hindistan'ın en doğusundaki Assam bölgesi, muson yağmurlarının etkisiyle her zaman nemli ve çok sıcak bir coğrafyaydı. Bu bölgedeki Lahongaon Mahallesi ise saygın ailelerin yaşadığı sessiz bir mahalle olarak biliniyordu. 52 yaşındaki müteahhit Uttham Gogoi ve ailesi de bu mahallenin en bilinen simalarından biriydi. Tırnaklarıyla kazıyarak bir servet yapmış, Ailesine konforlu bir hayat sunmak için ömrünü inşaat şantiyelerinde harcamıştı.

Zira güzel bir ev, kızının gideceği iyi bir okul, karısının rahat bir yaşam sürmesi Uttam için çok önemliydi. O, bütün bunları sevgi göstergesi olarak kabul ediyordu. Ama inşa ettiği o evin temelleri sağlam olsa da içindeki aile kavramı çoktan çürümeye başlamıştı. Çünkü dışarıda saygın biri olarak görülen bu adam evde sadece bir otorite figürüne dönüşmüştü.

Uttam Gogoi geleneksel değerlere sıkı sıkıya bağlı, kontrolü elden bırakmayı sevmeyen bir adamdı. Evde onun kuralları geçerliydi. Ne zaman yemek yenileceği, ne zaman dışarı çıkılacağı, kiminle görüşüleceği hepsi onun onayından geçmeliydi. Aslında niyeti kötü değildi.

O sadece dış dünyanın tehlikelerinden ailesini, özellikle de 16 yaşındaki biricik kızını korumak istiyordu. Fakat koruma içgüdüsüyle baskı arasındaki ince çizgiyi Uttam çoktan aşmıştı ve bu durum büyük bir felakete yol açacaktı. 16 yaşındaki genç kız için bu ev, konforlu bir yuva değil, adeta bir hapishane gibiydi. Ergenlik çağındaki her genç gibi o da anlaşılmak, başkaları tarafından dinlenmek ve biraz olsun özgür olmak istiyordu.

Ama babası Uttam'ın dünyasında bunların hiçbirine yer yoktu. Ona göre kızının kendi kararlarını vermesi oldukça tehlikeliydi. Bu sebeple baba ve kız arasındaki mesafe her geçen gün açılıyor O sessiz akşam yemeklerinde masaya oturanlar artık birbirine tahammül etmeye çalışan yabancılara dönüşüyordu. Genç kızın tek başına olabildiği tek yer odasıydı.

Uttam kızının odasının kapısını kapattığında içeride nasıl bir dünya kurduğunu bilmiyordu. Ve o kapı kapandığında genç kızın sığındığı tek şey telefonuydu. Genç kız 21 yaşında Deep Jyoti Bragohain adında bir adamla görüşmeye başlamıştı. Onun için Deep Jyoti sadece bir sevgili değil, babasının kurduğu o boğucu dünyadan özgürlüğe açılan tek pencere, tek kaçış yoluydu.

Okul çıkışlarında yapılan kaçamak konuşmalar, gece yarıları yorganın altında yazılan mesajlar günden güne artıyordu. Genç kız babasının motoritesinden ne kadar korkuyorsa Deep Jyoti'ye o kadar bağlanıyordu. Ancak sırlar sonsuza kadar saklı kalmamıştı. Çünkü kızının odasına kapanmalarından şüphelenmeye başlayan baba, onun telefonunu kontrol etmeye başlayacaktı.

Bir hafta odandan dışarı adımını atmayacaksın, duydun mu beni? Bu telefonu eline almak da yasak. Hele bir daha o serseriyle görüştüğünü, konuştuğunu falan duyayım, o zaman görürsün sen dünyanın kaç bucak olduğunu. Of bıktım senden ya bıktım!

Rahat bırak beni artık ya karışma bana! Nefret ediyorum senden nefret! Uttam Gogoi ilişkiyi öğrendiğinde tepkisi beklendiği gibi sert oldu. Kızının elinden telefonunu aldı, evden dışarı adım atmasını yasakladı.

Ona göre sorunu kökünden çözmüştü. Eğer kızı bu adamla iletişimini keserse bu gençlik hevesi de biter giderdi. Ama Uttam kestiği o iletişimin aslında kızını tamamen kaybedişinin başlangıcı olduğunu göremedi. Çünkü evde bu yasak aşkı besleyen Hatta körükleyen ikinci bir el daha vardı.

Uttam'ın eşi Bobby Sonoval. Normalde Bobby her zaman orta yolu bulmaya çalışır, ortamı sakinleştiren kişi olurdu. Ancak bu olaydan sonra kocası Uttam'a karşı yıllardır biriktirdiği öfke, kızının yaşadığı bu krizle birleşince ortaya tehlikeli bir ittifak çıktı. Bobby, kocasının yasaklarına rağmen kızına gizlice destek olmaya başladı.

Telefonlar geri verildi, gizli buluşmalara göz yumuldu. Anne ve kızı evin içinde babaya karşı sessiz bir cephe oluşturmuştu. Her gün karşılıklı oturuyor, nefret ettikleri bu adamı nasıl alt edebileceklerinin planını yapıyorlardı. Bobby Gogoy, kocasının mal varlığının, emeklerinin, ve o büyük evin tek hâkimi olmak istiyordu.

Kızıysa önündeki tek engel olan babasından kurtulup aşkına kavuşmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Günler geçtikçe ortaya oldukça tehlikeli bir plan çıkmıştı ve planlarını gerçekleştirirken bir kişiden daha destek almaya karar verdiler. Bundan sonra Dipjiyoti sadece 16 yaşındaki bir kızın sevgilisi değil, anne ve kızın ortak planının tetikçisi de olacaktı. Bobby ve kızı Uttam'ı ortadan kaldırmak için Deep Jyoti ile bir anlaşma yaptılar.

Bir babanın hayatına biçilen bedelse biraz nakit para ve annenin takılarıydı. Kararlaştırdıkları gün ise 25 Temmuz 2025 gecesi olmuştu. Her şey hazırdı. Deep Jyoti o gece eve girecek, kendisine verilen görevi yerine getirecek ve parasını alacaktı.

ve nihayet o gün gelip çattı. Uttam Gogoi yorgun argın bir şekilde eve gelmişti. Her zamanki gibi ailecek akşam yemeğine oturdular. Yemek masasında çıt çıkmıyordu, herkes birbirine çok mesafeliydi.

Bütün bunların üstüne daha fazla yorgunluğa da dayanamayan baba, yemeğini bitirdikten sonra uyumak için yatak odasına geçti. Bu, anne ve kız için kaçırılmayacak bir fırsattı. Gece yarısı geçtiğinde dışarıda şiddetli bir fırtına vardı. Bu, katiller için mükemmel bir kamuflajdı.

Dipçiyoti ve yanına aldığı reşit olmayan bir arkadaşı, Bobby ve genç kızın açtığı arka kapıdan sessizce içeri süzüldüler. Dışarıda eve girmeyi beklerken yağmurdan sırılsıklam olmuşlardı. Ama bunu hiç önemsemediler. Zira onları bekleyen büyük bir görev vardı.

Hiç vakit kaybetmeden sessizce Uttam'ın yatak odasına yöneldiler. Ama odaya girdiklerinde yatağın etrafına sarılı olan Cibinlik işlerine engel olmaya başlamıştı. Sürekli ellerine, ayaklarına dolanıyordu. Dipsiyoti sevgilisini yanına çağırarak ondan yardım istedi.

Babasının uyanmasından veya Cibinlik'in katillere engel olmasından korkan 16 yaşındaki kız yatağın başucuna geldi. Kendi babası savunmasızca uyurken o, Cibinliği yukarı kaldırdı ve katiller rahat çalışsın diye elleriyle tuttu. Babasının kanı her yeri kaplamaya başlamışken, genç kız hiçbir şey yapmadan Cibinliği tutmaya devam etti. Sonunda amaçlarına ulaşmışlardı.

Uttam Gogoi'nin son nefesini vermesiyle birlikte odadaki o vahşet yerini ölüm sessizliğine bıraktı. Dipjiyoti ve suç ortağı görevlerini tamamlamıştı. Şimdi sıra geride kalanların sahneleyeceği oyundaydı. Burada kısa bir ara verelim.

Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Katiller evden kaçarken Bobby ve kızı panik içinde odayı düzenlemeye çalıştılar. Kanlı çarşaflar kaldırılmıştı. Ayrıca etrafa dağıttıkları eşyalarla odaya bir kavga yaşanmış sesi vermeye çalışıyorlardı.

Ancak o kaosun içinde akıl tutulması yaşadıkları bir an vardı. Katillerin yağmurda beklerken kullandıkları siyah bir şemsiye, Odanın girişinde açık ve ıslak bir şekilde öylece duruyordu. Üstünde onların parmak izleri vardı. Fakat onu oradan kaldırmayı unutmuşlardı.

Tüm hazırlıklarını yaptıktan sonra anne ve kız planlarını harekete geçirmek için ertesi günü beklemeye başladılar. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Bobby Gogoi'nin yardım edin çığlıkları mahalleyi ayağa kaldırmıştı. Herkes telaşlanmış ve ne olduğunu anlamak için Gogoi ailesinin evine koşmuştu. Kapıdaki hareketlilik ise mahalleli için oldukça merak uyandırıcıydı.

Polis şeritleri çekiliyor, olay yeri inceleme ekipleri o büyük, korunaklı eve girip çıkıyordu. Anne Bobby ve kızı polislerin karşısında perişan bir haldeydi. Bobby, kocasının cansız bedeni evden çıkarılırken feryat ediyor. Komşularına sarılıp ağlıyordu.

Kızıysa bir köşeye sinmiş, titriyordu. Herkes onları sakinleştirmek için seferber olmuş gibiydi. Aile dağılmış durumdaydı. Ama prosedürler gereği polislerle merkeze kadar gitmeleri ve ifadelerini orada vermeleri gerekiyordu.

Anne ve kızın anlatacak pek bir şeyi yoktu. Ne olduğunu onlar da bilmiyordu. Evet, öncelikle başınız sağ olsun hanımefendi. Olay nasıl oldu anlatır mısınız?

Kaç gündür başım çatlıyor deyip duruyordu. Doktora gidelim dedim, dinlemedi beni. Ah, o kadar söyledim. En sonunda inme indi işte.

Tansiyonu yükselmiş, uykusunda gitti. Öylece bırakıp gitti bizi. İfadelerini verdikten sonra kurtulduklarını düşünerek rahatlayan Bobby ve kızı evlerine geri dönmek için hazırlanırken Uttam'ın otopsi raporu polislerin eline ulaşmıştı. Raporda yazılanlara göre adama inme inmemişti.

Tansiyonunda da bir problem gözükmüyordu. Ama bir tuhaflık vardı. İnme inen bir adamın kulağında kesikler olmazdı. Tansiyonu fırlayan bir adamın boynunda boğuşma izleri olamazdı.

Dedektif rapordaki garipliği fark ettikten sonra anneden şüphelenmeye başladı. Ve koridorda gitmek için bekleyen Bobby ve kızının yanına döndü. Onlara eline ulaşan raporlardan sonra tekrar kendileriyle konuşmak istediğini söylemişti. Bunu duyan Bobby'nin ağlaması bıçak gibi kesildi.

Gözlerinde yasın yerini saf bir korku almıştı. Çünkü polisin bir şeylerden şüphelendiğini anlamıştı. İnme yalanı daha baştan çürümüştü. Bobby köşeye sıkışmış bir hayvan gibi panikledi.

Sorgu odasına götürülürken, o panikle ikinci bir yalan uydurmak için büyük bir çaba gösterecekti. Hanımefendi bakın. Şu raporlara bakın. Eşinizin boynundaki izleri görüyor musunuz?

Kulağının arkasındaki şu kesiği. Sizce bunlar tansiyon yükselince olacak şeyler mi? Bilmiyorum memur bey. Belki canavriyle falan şey olmuştur.

Ya ne olmuştur ne? Kendi kendine mi yaptı bunları? Bana bakın sizin karşınızda aptal yok. Ne olduysa en baştan anlatın artık.

Tamam tamam tamam durun. Allah kahretsin söyleyemedim işte. Korktum. Korktunuz mu?

Kimden korktunuz? Onlardan. Hırsızlardan. Gece eve girdiler.

Yüzleri maskeliydi. Ellerinde bıçak vardı. Eğer polise giderseniz, tek kelime ederseniz geri gelir kızını da seni de doğrarız dediler. O yüzden yalan söyledim memur bey.

Mecbur kaldım. Bobby'nin ikinci sorguda eve hırsızların girdiğini söylemesi ilk başta araştırma ekibi için mantıklı gözükmüştü. Evi tekrardan inceleme altına aldılar. İncelemelerin ilk durağı salondu.

Televizyon yerindeydi. Pahalı süs eşyaları, masanın üzerindeki tablet, hepsi olduğu gibi duruyordu. Polisler eve giren bir hırsızın ilk başta görebileceği bu değerli eşyaları almamasını garip buldu. Fakat evin diğer odalarında da durum aynıydı.

Evdeki tüm değerli eşyalar, paralar ve altınlar olduğu gibi duruyordu. Ayrıca ortada garip başka bir şey daha vardı. Uttam'ın yatak odasındaki şemsiye dedektif için oldukça şüpheliydi. Onun da incelemeye alınmasını istiyordu.

Polisler tüm odaları inceledikten sonra bahçede de arama yapmaya başladı. Evin arka tarafında polislerden biri parlayan metal bir şeyler fark etti. Yaklaştığındaysa bunların kesici aletler olduğunu görmüştü. Deliller toplanıp sonuçlar alındıktan sonra dedektif Bobby ve kızının yanına döndü.

Artık ses tonunda o ilk andaki şefkatten eser yoktu. Eve hırsız girdi dediniz ama herhalde anahtarlığınız vardı onlarda. Baksanıza, kapılar falan hiç zorlanmamış. Üstelik malınızda, mülkünüzde de gözleri yok bu hırsızların belli ki.

Evden bir çöp bile çalmamışlar sonuçta. Zira şemsiyedeki parmak izlerinin başka birine ait olduğu da ortaya çıkmıştı. Dedektif, Bobby'nin yalan söylediğine, bir şeyler gizlediğine emindi. Bobby artık yolun sonuna gelmişti.

Her şeyi açıklamak zorundaydı. Artık kaçacak hiçbir yeri kalmayan Bobby, o sorgu odasında inkârın fayda etmediğini anlayacak ve o kanlı gecenin üzerindeki sır perdesini bizzat kendisi aralayacaktı. Bobby, kocasının baskısından kurtulup, onun bütün mal varlığına sahip olmak için bu korkunç cinayeti planladığını itiraf etmiş ve her şeyi tek tek anlatmıştı. Uttam Gogoi, kendi parasıyla tutulan bir cellat tarafından, kendi evinde, kendi ailesinin onayıyla öldürülmüştü.

Bobby'nin itirafının hemen ardından, polis telsizleri bu kez tek bir amaç için çalışmaya başladı. O amaç da Dipjyoti Bragohain ve suç ortağını yakalamaktı. Operasyon uzun sürmedi. Polis ekipleri olaydan sadece saatler sonra dipçiyotiği ve yanındaki reşit olmayan arkadaşını saklandıkları yerde kıskıvrak yakaladı.

Ancak soruşturma dosyasındaki en karanlık sayfa henüz kapanmamıştı. Dedektifler olay yerindeki o cibillik detayını öğrendiklerinde 16 yaşındaki kızın o geceki rolüyle ilgili kan dolduran gerçeği de kayıtlara geçirecekti. Genç kız ifadesinde o geceyi anlatırken babasının uyanmaması için gösterdiği özeni soğukkanlılıkta dile getirmişti. Bobby Gogoi, 16 yaşındaki kızı, sevgilisi Deep Jyoti ve suç ortağı planlayarak adam öldürmek ve suç delillerini yok etmek suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Assam halkı, o saygın ve mükemmel ailenin bir gecede nasıl soğukkanlı bir cinayet şebekesine dönüştüğünü dehşet içinde izledi. Uttam Gogoi'nin ölümü ardında çözülememiş sorular değil, rahatsız edici bir gerçek bıraktı. O dışarıdaki fırtınadan korkarken, asıl kasırga kendi yatak odasında, en sevdiklerinin zihninde kopmuştu. Bu dava güven duygusunun bir anlık hırsla nasıl bozulabileceğinin, ve en yakınımızdaki insanların nasıl bir anda en tehlikeli yabancılara dönüşebileceğinin hikayesi oldu.

Evet, bu haftanın karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Aşkım.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)