Podcast

rutinleri, gebeliği, atlattığı lohusalığıyla meriç aral

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Konuk: Meriç Aral



kimdir?



17 Kasım 1988 tarihinde İstanbul’da doğan Meriç Aral, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu ve aynı zamanda yan dal olarak karşılaştırmalı edebiyat eğitimi aldı. Aldığı oyunculuk derslerinin ardından 2012 yılında ekran yolculuğu başladı. Dizi oyunculuğunun yanı sıra tiyatrolarda yardımcı yönetmenlik yaptı, sinema filmlerinde rol aldı, podcast serisi yayınladı.



bölümün videolu halini buradan izleyebilirsiniz.



-----







----- Podbee Sunar -----



Bu podcast reklam içerir.

Bölüm Transkripti

2.557 kelime · ~13 dk okuma

Ayaklarım üşüyor, başlıyor ve karşımda oyuncu. Artık yeni bebeği olan, uzun zamandır görmedim, çok sevdiğim bir arkadaşım var. Meriç Aral. Hoş geldin Meriç, beni kırmayıp bu loğusa halinden buralara kadar geldin. Loğusa değilmişim ben artık.

Loğusalık geçti mi? Bitti, bitiyormuş. Yani daha doğrusu çelişkili şeyler var bu konuda. Hormonların nasıl?

Yani önceden nasıl olduğunu unuttuğum için artık alıştım bu halde. Her şeyi unutuyorum ve her şeyi uyduruyorum. Hormonlarım bu seviyede. Herkesin adını yanlış söylüyorum.

Transkriptin tamamını oku

Şey gibiyim ya, bir tık böyle aptal gibiyim. Yani çocuk doğuran arkadaşlarımdan gözlemlediğim şeylerden biri bir sürü aptal gezmeleri. Galiba tam bilimsel açıklamasını bilmiyorum ama bazı hormonlar birazcık insanı şey yapıyormuş, aptallaştırıyormuş. Kötü de olmuyor bu arada yani bence.

Sen eğleniyorsun. Çok eğleniyorum. Her şeyi yanlış söylemek, her şeyi yanlış isimleri falan uydurmak baya eğlenceli oluyor. Küfürleri falan uyduruyorum falan.

O kadar. Tabii canım. Ama yani şeyi tam bilmiyorum, loğusallık işte, kimisi kırk gün diyor, kimisi işte daha uzun diyor. Ben şu an işte beşinci aydayım doğumdan sonra.

Her geçen gün low salı azalıyor bence insanın. O kafadaki sis böyle biraz açılmaya başlıyor. Ama bence o kadar çok bebekle ve evde oluyorsun ki insanlarla iletişim kurmayı unutuyorsun birazcık. Ben zaten çok sosyal biri değilim.

Benim için Hakikaten iyice bebek gibi oldum yani sosyal olarak. Biraz zorlanıyorum ama kendimi zorluyorum dışarı çıkmak için ya da yetişkin bireylerle sohbet etmek için. O yüzden teşekkür ederim beni davet ettiğin için. Ben gerçekten bunu hissederek davet ettim.

Bu kadının bir konuşmaya, bir yere gitmeye ihtiyacı olabilir hissi geldi. Genel olarak her şey yeni doğuran insanın. Bugün benim işim var deyip evden çıkmanı istedim. Evet güzel bir his.

Evet artık geri dönülemez bir biçimde sürekli aklım çocuğumda öyle bir değişiklik oluyormuş gerçekten. Ben böyle olacağını düşünmüyordum. Herkes söylüyordu ama şaşırdım. Hakikaten sürekli böyle güneş işte iyi mi ne yapıyordur acaba uyudu mu uyandı mı ne oluyormuş. Bir kameradan izleme olayın var mı?

Yani yok. Gece bir yere yemeğe falan gittiysem eğer 1-2 saat, o zaman hani uyuyor mu, uyandı mı diye bakıyorum ama tamamen kendi keyfim için. Bir bağımlı gibiyim ben şu anda. Evet, çok normal oldu galiba.

O bağımlılığımı tatmin etmek için bakıyorum bebeğime. Ama onun haricinde daha henüz şeyde değilim. Her yerde kamera var ve sürekli kameradan bebeği izliyor değilim. Çünkü zaten hareket etmiyor, yatıyor genelde.

Şeylere geçebildin mi, rutinlerine? Sen mesela sabah kalkarsın, bir kahveni koyarsın, kitaplarını okursun, okumalarını yaparsın. Yaparım hayatım. Vallahi beni hamileyken de en çok korkutan şeylerden biri rutinlerime dönemeyeceğim, ne zaman dönebileceğim.

O beni çok düşündürüyordu gerçekten. Rutinlerim tamamen değişti. Yani rutinlerimi, yeni hayatımı adapte ettim. Güzel.

Öyle olunca tabii ki yine elimden geldiğince sürdürmeye çalışıyorum. Kahve içiyorum tabii ki sabah kalktığımda. Her sabah kitap okuyamıyorum. İşte bir seçim yapmam gerekiyor.

Bazen yoga yapıyorum, bazen kitap okuyorum. Bazen hiçbirini yapamıyorum, bazen hiçbirini yapmıyorum. Yapmaya çalışıyorsun ama. Yapmaya çalışıyorum ama evet.

O bana iyi gelen bir şey. Beni iyi hissettiriyor. Yavaş yavaş kavuşuyorum. Rutinlerimi adapte ediyorum daha doğrusu.

Evet. Bedeninle ilişkin anne olduktan sonra nasıldı? Nasıl oldu? Şuradan başlayayım ben buna.

Hamileyken öncelikle bedenimle ilişkim nasıldı? Ben hamile kaldıktan sonra öncelikle çok şaşırdım. Çok kilo aldım ve o kiloları nasıl vereceğim diye düşündüğümden daha çok bedenime düşkünmüşüm ben. Ama şuradan biliyordum.

Ben spor yaparım çok, severim giyinmeyi, süslenmeyi, iyi görünmek isterim. Evet, bu bilgiler vardı bende ama bu kadardı. verebileceğiz mi bu kiloları kadar şey olacağım düşünmüyordum itiraf edeyim biraz düşündüm baya düşündüm bu yememe engel olmadı ama şey oldum ya bir sarsıldım açıkçası ben hamileliğimde bu kaygıları çok yaşadığım için doğurduktan sonra böyle şey oldum a böyle hani artık hamile değilim ve Yani hızlıca iyileşme şeyine geçebilirim, yaşasın falan gibi bir moda girdim. Tabii meme vermek de baya şey yapıyor, yapıyormuş yani.

Eritiyor. Eritiyor insanı. Ben yogama da bilmem sporuma da yani olabildik en sağlıklı zaman ne zamansa başladım. O yüzden kilo verdikçe ve toparlandıkça mutlu oluyorum.

İtiraf edeyim. İyi hissediyorsun. Evet, şey değilim. Sal, aman canım falan.

Salmak benlik değilmiş yani. Mutlu etmiyor beni. Bu benim kendi bedenimle ilişkim. Ben daha kendimi görmeye alıştığım halimde görünce daha memnun oluyorum.

Böyle söyleyeyim. Ben seni en son ne zaman gördüysem, düğünündeki sanki. Olabilir. Şu anda da aynı görüyorum seni.

Teşekkür ederim. Sen mutlu ol hayatım. Teşekkür ederim. Aynı formuma gelmedim Ben daha. de şişman olsaydım da seni de hala çok beğeniyordum.

Bu arada ben de beğendim kendimi. Onu da itiraf edeyim. Çok tatlı gözüküyor fotoğrafların. O da gerçek.

Bu arada ben her zamanda en son hamile kaldığım kiloda da değildim. Ben çok kilo alıp verdim önceden de. Ama o son halim benim için çok iyi bir haldi. Şu an tam o hale dönmedim ama bu halimden çok memnunum. Çünkü şeyi fark ettim,

kod pantolonu çok giyiyorum. Kod pantolonu giyemeyince ne giyeceğimi bilemiyorum. Benim tek dardım kıyafetlerimin olmaması. Yüzde yüz.

Şöyle, çok büyük bir dert. Kot giyememek, ne giyeceğim yani? O zaman ne yapacağım ben? Sürekli aynı şeyi böyle ince, keten gibi pantolonu da giyemiyorsun.

Sürekli elbise de olmuyor. Bir kombini tamamlamak için bir jeane ihtiyacım var. O jeane giyinmek için de zayıf olmam gerekiyor. Hiçbir kotuma giremiyorum hala.

Şu an ama güzel, iyi görünüyor altındaki. Bir tane aldım artık. Ama onları artık, onlar büyük oluyor seviyesine getirdim kendimi. Eski kotlarıma girebiliyorum yavaş yavaş.

Ya zaten işte bakalım ben girebilecek miyim? Benim bir çabam yok şu anda. Giresin. Sağlık olsun, sağlık olsun. Abi kocam sürekli etriyor ya.

Her gün evde mantı açan, hamur yapan bir şey var. O bir şey. da da çok güzel çok güzel bir şey. Şu an tadını çıkarıyorum. Ya bu söylediğim tamamen benim bedenimle ilişkim.

Herkes böyle değil zaten olmasın da yani. Ben yemeği de çok severim. Bu arada ben o yüzden... Ay çok uzattım ama.

Biri sorsun diye bekliyor musun? Ben hamilelikte alınması gereken kilonun çok önemli bir kısmını ilk dört ayda aldım. Ve böyle dört ayın sonunda doktoruma gidince dedim ki... Kadın dedi ki bana, yani Meriç dedi, bir bu kadar daha var hani.

Bu kadar daha mı alacaksın? Çok bahsettiğim kilo... Doktorun da feminist. On küsür kilodan bahsediyor. Doktorun da feminist.

Alacaksın falan demiştir abi öyle mi? Yani şey değil, o tamamen beni düşündüğü için yani, sonrası zor olmasın sana gibi bir yerden söyledi. Ben de ilk o 3-4 ay aşırı yemek yedim, aşırı iyi geldi, çok mutluydum. Sonra böyle şey oldum, bir dakika ya, bir bu kadar daha alırsam çok iyi olmayacak galiba falan da neyse, frenledim ve neyse yani 20 kilo aldım sonuçta, 18-20 kilo falan aldım.

Çok önemli bir kısmını da verdim. Sonunda o arşiv gerçekten infilak edecek gibiydim. Bazı kadınlar hamileliği çok seviyormuş. Mesela ben o kadar sevemedim yani.

Şükür çok keyifli bir hamilelik geçirdim ama Yani kolay bir şey değilmiş. Allah kolaylık versin buradan bütün gebelere. Aynen. Hiç kolay değil.

Ben dün Geber Aşkımı izledim. Seninle konuştuk zaten. Aman tanrım yani. Şey oldum.

Zor iş ya. Çok zor. Çok zor. Gerçekten.

Şimdi kısa bir ara veriyorum. Kısa bir aramız bitti bu arada. Devam ediyoruz. Merhaba tekneyiz.

Ama hiç büyümedi tipi. Böyle kaldı. Biraz büyüttü. Çok az.

Benimki de sakalları çıktı lokumu. İnanılmıyorum. Yani yaşlanmaktan mıdır nedir? Tipi değişti.

Göstereyim mi? Göster. Ahaa! Lokum! Sakalları çıktı Lokum'un.

Aaa! Bayağı. Evet. Neden bilmiyorum.

Bebekle nasıl anlaşıyorlar? Bebekle daha çok şeyleri yok yani. Birbirleriyle çok fazla temasları yok. Daha arkadaşı olmadılar.

Kardeşi olmadılar. Lokum yanılmaz merak ediyor. Güneş de lokumu çok merak ediyor ama daha çok küçük olduğu için ve sürekli eli ağzında olduğu için biraz böyle dokundurup böyle şey yapıyorum şey yapmışlar kafasını koklatıp kelini şeyini koklatıp bebeğin Bir öyle alıştırma şekli var. Onları yaptıkça... Yapıldı değil mi onlar?

Evet, evet. Alıştılar yani. Lokum alıştı. Daha üstüne çıkma evresinde daha var.

Evet, biraz dikkatli olmak gerekiyor. Şimdi güneşin böyle tam işte yerde, hani yeni yeni hareketlenmeye çalıştığı bir döneminde. Lokum da gezerken ona basacak diye ben korkuyorum. Asla öyle bir şey yapmaz da.

Ama sen tabii insanın aklına en kötüsü gelir. Çok haklısın, çok haklısın. Peki bebeğin için güçlü kalmaya çalışırken işte ne yapmaya çalıştın? Sabah kalktın, emzirdin, evde işte bir şeyler, rutinlerini yapmaya çalışıyorsun.

Birden böyle kırılgan, ağlak, duygusal bir hale çöktüğün zamanlar oldu mu? Ya itiraf edeyim. Henüz olmadı. Aa!

Evet. Yani işte yine benim bence ben hamileyken çok korkuttum kendimi. Yani şeye çok hazırladım. Çok alışveriş hazırladın.

Çok kötü geçti. Her şey çok zor oldu. Herkes öyle diyor ya çünkü. Çok kötü geçecek, işte eyvah yandın.

Bayılıyor millet bunu söylemeye. Yandın, eyvah ne yapacaksın? Uyku yok bundan sonra sana artık beş sene falan. Hani böyle söylüyorlar sürekli.

Ben de hamileliğimde terapiye tekrar başladım. Zaten herkes bir şey söylüyor, hiç benlik bir şey değil. Kendim bu deneyimi nasıl yaşıyorum, neler beni korkutuyor, neler beni iyi hissettiriyor, bir oralara bakmam gerekti falan. Ve böyle gerçekten çok endişeli bir hamle geçirdim bu sebeplerden.

Bu bebeği hayatıma nasıl adapte ederim ben noktasında çok endişeliydim. O kadar korkmuşum ki bunun tatlı taraflarını hiç düşünmemiş. O sevgide derinleştiğin, o yoğun hisler, o mutluluklar, o gülücükler falan. Onları hiç düşünmediğim için henüz o şeyi...

idare edebiliyorum yani hiç büyük konuşamam hiçbir konuda asla ama evet fiziksel olarak yorucu bir şey ama bence bu annelik ya da yeni doğum yapmak hani zorlanıyor musun zorlanmıyor zorlanmakla kadar öyle bir şey öyle onun açıklanabilecek bir şey değil çok derin bir şey deneyim yani bir insanın hayatının başlangıcında onunla ona refakat ediyorsun Sevginin büyüklüğü insanı zaten büyülüyor. Peki bu toplumsal olarak annelere dayatılan şeyler... ...işte yapman gerekenleri söyleyenler... ...işte bizim zamanımızı diyen diğer anneler,

anneleriniz vesaire oldu mu? Yoksa hani ya da... Bu şeyler geldiğinde, öyle yapmalısın, böyle yapmalısın diyen çok olmuştur. Oluyor.

Yani çok seviyorlar insanlar hamlelere akıl vermeyi, kendi tecrübelerini paylaşmayı. Çok istiyorlar, çok seviyor insanlar. Ben böyle şeylerden kendini koruyabilen biri olduğumu düşünüyorum. Sen senin bir domuzluğun var. Evet,

çok domuzumdur. Hani hiç o konularda insanları şey yapmaya... İlgiyle dinleyeceğim bir şey varsa mutlaka dinlerim. Kırmam da insanları.

Ama kendi alanıma çok sokmam ben öyle şeyleri. Yani çok şükür ki yakın çevremde de öyle biri yoktu. Ama sosyal medyası var, bilmem nesi var. Tabii oralardan çok şey geliyor.

Yani bence o... Bilmiyorum hamlelere niye insanlar bu kadar çok akıl vermeyi seviyorlar ve onların mutsuz olmasını ve yani bir şekilde... Sen daha şimdi iyisin, sonrasını gör. Bunlar senin daha iyi günlerin falan.

Yani hani bunu anlayamadım. Ben bundan kendimi olabildiğince uzak tutmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Sürekli Instagram algoritmamı yeniledim. Görüşmedim kimseyle.

Yani çok az insanla görüştüm. Bir şey söyleyeceksem şunu söylemeliyim. Bence herkesin şunu hatırlamaya ihtiyacı var. Bu senin deneyimin ve sen yaşıyorsun bunu.

Bu senin hayatın, senin hamileliğin, senin bebeğin, senin kocan. O kadar çok herkes sanki bir beraber yaşıyormuş gibi ki bu Instagram yüzünden. Onu öyle olmadığını hatırlamak ve böyle biraz... Bir dakika ben ne yapıyorum bu konudayı düşünmek gerekiyor bence.

Peki kocanla bebek büyütürken paylaşımlarınız, kurallarınız, görevleriniz var mı? Yani bu bildiğimiz Türk erkeği modundan çıkan bir kocan mı var? Çocuk konusunda. Altını değiştiriyor sadece.

Erkekler için de çok ilginç bir şey bence bu. Ya bir kere bence benim anladığım ister istemez kadınla bebek yani götle don gibi yani açıkçası hani şey değil yani böyle ayrılmaz bir şeydesin yani fiziksel olarak uzun gibi yani senin gerçekten. O yüzden erkekler birazcık ne yapacaklarını da bilemiyor, şaşırıyorlar ve hep kendilerine bir görev verilsin de onu yapayım istiyorlar. Kendi kendine o görevi almıyorlar. Kendi kendine de alıyor,

bir zaman sonra alışıyor ve yapmaya başlıyor. Yani şöyle oluyor, bizde şöyle birazcık oldu. Gece mesaisini ben alıyorum çünkü meme veriyorum. Yani o uyku ve uyanıklık arasındaki şeyde bebek de beni istiyor, ben de bebeği istiyorum.

Zaten bebek şu an sende. Evet. Yani şey olarak, hani o seni hep istiyor. Meme, memesin sen. Memeyim,

işte şeyim yani her şeyim yani ama anne için de bir bağımlılıkmış, ona da dikkat etmek gerekiyormuş, ben onu düşünmemiştim. Sabah mesaisinde beni dinlendirmek için Serkan devreye giriyor. O benim için zaten o sabah rutinlerim veya benim için her şey zaten o çok önemli. O yüzden bir de tabii ki Nino var yani sağ olsun Allah razı olsun.

Yani böyle bir destek ekibin varsa... Olur. Olmayana da Allah kolaylık versin. Gerçekten.

Bunu herkes söylüyor biliyorum ama belki tekrar duymaya ihtiyacı olanlar vardır. Çok zor iş. Fiziksel olarak. O yüzden kolaylık diliyorum.

Sabah kalkıyorsun. Gece uyumadan çalışmak. Evet yani kendini bir şekilde hep motive etmen falan gerekiyor. İşte o dediğin sevgi zaten seni motive eden şey muhtemelen.

Evet. Peki son soruma geliyorum. Çalışmayı düşünüyor musun? Düşünüyorum tabii ki.

Yani ne zaman başlayabiliyorsun? Sence başlayabilirsin? Bir de hemen soruma şunu da ekleyeyim. Hayatında büyük değişiklikler olduktan sonra oyunculuk senin için bugün hala aynı yerde mi duruyor?

Bir de anne olan oyunculara bu erkek ilgemen sektörün bakış açısındaki değişikliklerden bahsedelim istiyorum. Kadınları direkt farklı bir yere konumlandırıyorlar. Sen böyle bir durumla karşılaştın mı? Yani bu aslında sadece o dizi setinde olmuyor da hani hamile kalan kadınlara özel şirketlerde de bir yol verilir, bir şey olur, çocuğun var mı diye sorulur işi alınırken.

Düşünüyor musun diye sorulur. Aynen. Daha henüz öyle bir şeyle karşılaşmadım ama bu karşılaşmayacağım anlamına gelmiyor. İş geliyor mu sana şu an?

Şu an daha bebeğim çok küçük olduğu için çalışamam zaten. Ama işte mesela baharda yazı doğru falan. Eğer güzel bir şey olursa yani zamanına uydurabileceğim bir şey olursa çalışmak istiyorum. Daha bir şey gelmedi o yüzden bilmiyorum ne gelecek hani yani sektörel olarak nereye konumlandırılacağım bilmiyorum ama fiziksel olarak ve Bilmiyorum, onların değerlendirmesine bırakılan bir şey olduğunda beni rahatsız ediyor.

Ben kendimi nasıl değerlendiriyorum, bununla ilgilenmek istiyorum. O yüzden bilmiyorum şu anda. Zaten şu anda sen çalışmayı düşünmüyorsun. Düşüneceğim zaman da buna bakarız.

Çalışmayı düşünüyorum tabii ki ama şu an çalışamam. O yüzden çalışacağım zaman önüme gelen şeylere göre değerlendirip buna cevap verebilirim bence. Oyunculuğa bakışım da... Bence değişti.

Çünkü hayata bakışım zaten değişti. Biraz daha açıldığımı ve daha derinleştiğimi hissediyorum. Ama bu nasıl yansıyacak onu bilmiyorum. Ama biraz daha yaratıcı bir şeyin içinde olmak istiyorum.

Tabii ki ben kamera önü oyunculuğunu çok seviyorum. Dizisi, filmi... Ama yazdığım bir şeyleri... içinde olmak ya da böyle öyle daha böyle kreatif tarafında da olmak.

Ona biraz emek harcamak istiyorum bence. O zaman o yazmaktan başlayıp sonra onu dönüş yapılandırmaya başlamak daha tatlı geliyor kulağa. İnan bana çok tatlı geliyor. Evet yani öyle şeylerin hayali içerisindeyim şu anda. Abi ne tatlı.

Buraya girmeni çok sevindim bu kafaya. Evet. Öteki de okey de yani. Bence de çok okey.

Çünkü sen çok okuyan bir işte ne bileyim araştıran Yani seviyorum yazı çizişlerini. İlgim, alakam var yani. Yazdığını bilmiyordum ama. Yani yazıyorum ama kimsenin okuduğu bir şey yazmadım henüz.

O yüzden bilmiyorsun. Güzel güzel, çok güzel. Biraz oralar olursa, yani oyunculukla ya da yaratmakla ilgili şeylerde daha oralardayım şu anda. Çok güzel, umarım olur.

Umarım. Aynen, şöyle seni bir camın önünde, çaşma masanda yazarken hayal ediyorum. Çok güzel olmuş bu program Tuluş. Evet aşkım bitti.

Çok kısa sürüyormuş. Hayırlı olsun sohbetimizi. Çok sevdim. Yani çok mu konuştum acaba diye düşündüm.

Aşkım yarım saat konuştuk sadece. Çok komiksin ya. Gerçekten asosyalliğini. Aşırı asosyayla.

Çok tatlısın. İyi ki geldin. Ben de çok güzel bir program oldu. Bence de.

Ben çok özlemişim kayıt yapmayı. Evet. Belki podcastına devam edersin. Valla istiyorum.

Yeni bir podcast yapmak istiyorum hatta. Çok iyi. Hemen podb'yle görüştürelim seni. Evet bir görüşelim.

Yani şu an net değil kafamdan. Bunu ayrıca konuşalım. Tamamdır. Ayaklarım üşüyor mu?

Ayaklarım çok üşür benim. Benim de üşüyor. Ama bugün ayaklarım kayıyor. O şakam da güme gitti.

Evet, başında şey olmuştu. Çok komikti. Ayaklarım kayıyor, bitti. Teşekkürler.

Bu bölüm bitti arkadaşlar. Bu bölümü tüm podcast mecralarından dinleyebildiğiniz gibi podbimedia.com'dan izleyebiliyorsunuz. Podbi app'i de indirmeyi unutmuyorsunuz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)