Podcast

192- Sıradan Bir Aile Gecesi: Michael Miller

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İlk bakışta Miller’lar; herhangi bir evde rastlayabileceğiniz türde, sıradan ailelerden biriydi. Komşularının bile yakından tanıdığı bu sessizlik, bir gecede yerini açıklaması zor bir karanlığa bıraktı. Gerçeklikle sanrının birbirine karıştığı bu gecede; inanç, kullanılan ilaçlar ve bastırılmış bir zihnin hangi karanlık kapıları araladığını inceliyoruz.







Sunan: Sezgi Aksu

Hazırlayan: Aslı Candaş, Sezgi Aksu

Ses Tasarımı ve Kurgu: Ada Suay Tekdal

Yapımcı: Podbee Media



Canlandıranlar:

Michael: Özgür Yılgür

Adriana: Hazal Beril Çam

911 Operatörü: Kevser Yağcı Biçici





Tüm bölümleri dinlemek ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.597 kelime · ~8 dk okuma

Eşimi öldürdüm. Ve çocuklarımı da. Tanrı bana onları öldürmem gerektiğini söyledi. Adresinizi alabilir miyim?

Yanınızda başka kimse var mı? 364 West Windsor Road. Evimdeyim. Tek başıma.

Kapı açık olacak. Teslim olacağım. Lütfen elinizde herhangi bir silah varsa bırakın. Ekipler en kısa zamanda orada olacak.

Transkriptin tamamını oku

Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere Glendale şehrinin kenar mahallesinde sıradan bir aile gecesinin nasıl geri dönülmez bir kabusa dönüştüğünü anlatacağım. Ne dersiniz? Bu şiddeti körükleyen ruhsal hastalığın gizli kapılarını aralamaya hazırsanız başlayalım mı?

İlk bakışta Miller'lar herhangi bir evde rastlayabileceğiniz türde sıradan ailelerden biriydi. Düzenli, sessiz ve hatta sıkıcı sayılabilecek bir hayat sürüyorlardı. Komşuları da onları akşamları ışıkları erken kapanan ve hafta sonlarını evde geçiren kendi halinde insanlar olarak biliyordu. Anne, baba ve iki çocuktan oluşan bu ailenin kızları 10, oğulları ise henüz 4 yaşındaydı.

Michael ve Adriana Miller tam 11 yıldır birlikteydiler. Hikayeleri ise Nisan 1998'de bir Wendy's şubesinde kapanış vardiyasının yorgunluğu içinde başlamıştı. Gece yarısına doğru restoran boşalmış, İçeride sadece birkaç masa kalmıştı. Michael son siparişleri yetiştirirken gözleri bir anda köşede oturan Adriana'ya takıldı.

Onu gördüğü anda çok etkilendi ve gece bitmeden cesaretini toplayarak çıkma teklif etti. İşte bu basit tanışmadan sonra ise bir daha hiç ayrılmadılar. Yaklaşık bir yıl sonra, Ağustos 1999'da evlendiler. Adriana, hayatını ailesine adamış, sevgi dolu bir kadındı.

Onu tanıyanlar hep sakinliğinden ve fedakarlığından söz ediyordu. Michael ise biraz daha karmaşıktı. Zaman zaman şizofreni ve bipolar bozuklukla mücadele ediyordu. İnişli çıkışlı dönemleri, sessizleştiği anları vardı.

Yine de çevresindekiler onu sadık bir eş ve çocuklarına düşkün bir baba olarak tanımlıyordu. Her şey aslında olması gerektiği gibiydi. En azından dışarıdan bakıldığında öyleydi. Olayın yaşandığı gece, Michael saat 21.30 civarında işten çıkmıştı.

Henüz 29 yaşındaydı ve Papa Jones da pizza teslimatçısı olarak çalışıyordu. Vardiyası tamamlanmasına rağmen gün onun için bitmiş sayılmazdı. Çünkü bir süredir ciddi şekilde uyku sorunları yaşıyordu. Bunun nedeniyse büyük ihtimalle kullandığı ilaçlardı.

Doktoru kısa süre önce dozlarını artırmış, hatta yetmediğini düşünerek uykuya yardımcı olması için ek bir ilaç daha vermişti. Ancak Michael'ın bedeni bu yeni düzene uyum sağlayamamıştı. Geceleri genellikle yalnızca birkaç saat uyuyabiliyor, sonra aniden alarm çalmış gibi uyanıyordu, üstelik fazlasıyla dinç bir şekilde. Michael saat 22 sularında eve geldi.

Kapıyı açtığında evin içinde alışıldık bir akşam sessizliğiyle karşılaştı. Çocuklar yatmaya hazırlanırken Michael ve Adriana her zamanki rutinleriyle onları odalarına götürdü. Pijamalarını giydirip ışıkları kıstılar. Michael son zamanlarda dine daha fazla yönelmişti.

Hayatındaki bazı boşlukları ve cevap bulamadığı soruları inançla doldurmaya çalışıyordu. Bu yüzden oğluyla beraber yatmadan hemen önce dua etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdi. O gecede sağlıklı ve bir arada oldukları için Tanrı'ya teşekkür ettiler. Çocuklar kısa sürede uykuya daldıktan sonra Michael, kapıyı aralık bırakarak sessizce odadan çıktı.

O an içinde beklemediği bir huzur hissetti. Sanki her şey yerli yerindeydi. Merdivenlerden aşağı indikten sonra mutfağa geçti. Dolaptan bir şeyler çıkarıp loş ışıkta karnını doyurdu.

Ardından uyku hapını ve diğer ilaçlarını alıp eşiyle birlikte televizyon izlemek için odaya geçti. Adriana House Hunters adlı programı izlerken beraber bir süre birlikte vakit geçirdiler. Fakat Michael'ın bedeni her ne kadar yorgun olsa da zihni durmuyordu. Uyumak istemiyor değildi ama uyuyamıyordu.

Bu yüzden biraz rahatlamak için beraber marijuana içmeye karar verdiler. İkili dumanı içlerine çekerken ev oldukça sessiz, pencereler hafif aralık ve her şey yerli yerindeymiş gibi görünüyordu. Bu sessizlik gecenin ilerleyen saatlerinde yerini çığlıklara bırakacaktı. Kısa bir zaman sonra Michael'ın uykusu geldi.

İlacın etkisi nihayet kendini göstermiş gibiydi. Ama bu her zamanki gibi derin olmayan bir uykuydu. Çoğu gece olduğu gibi birkaç saat içinde aniden uyandı. Saatin kaç olduğunu bilmiyordu.

Sadece evin hala karanlık olduğunu fark etti. Yanına döndü. Adriana derin bir uykudaydı. Onu rahatsız etmemek için dikkatlice yataktan kalktı ve sessizce oturma odasına geçti.

Bilgisayarını açıp internette gezinmeye başladı. Amaçsızca bir sayfadan başka bir sayfaya geçiyordu. Bu sırada Limewire'a girip Eminem'in Jay-Z ile birlikte söylediği Renegade parçasını indirdi. Tam o sırada Adriana uyanmış ve kocasını yanında bulamamıştı.

Önce gözlerini kapatıp tekrar uyumaya çalıştı. Fakat aklı Michael'daydı. Bunun üzerine kocasını kontrol etmek için uykulu bir şekilde mutfağa gitti. Ne yapıyorsun ya?

Saat kaçsa? Saatin farkında mısın? Uyuyamadım, ne yapayım? Uyuyamadım işte ya.

Bıktım. Senin bu uykusuz hallerinden bıktım. Git doktora git yani. Anlamıyorum.

İlacını arttırsın. Ne bileyim koyun say, bir şey yap. Ben uğraşıyorum sonra senin bu uykusuz aksi halinle. Ha ben kendi isteğimle uyumuyorum yani.

Ya gözünü seveyim git yat ya. Gece gece kavga etmeyelim. Michael'ın ses tonunu yükseltmesiyle aralarındaki gerginlik iyice arttı ve ikili kavga etmeye başladı. Tartışma büyüdükçe ikisi de kendini kontrol edemez hale gelmişti.

Michael, Adriana'nın ona daha fazla bağırmasına dayanamadı. Bir an durdu. Odayı sessizlik bürümüştü ve sonra sevdiklerine oldukça düşkün olan bu adam ailesinin sonunu getirecek o şeyi yaptı. Dilerseniz şimdi kısa bir ara verelim.

Dönüşte dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Michael, ürpertici sessizliğin içinde arkasını döndü ve tezgahta duran mutfak bıçağını aldı. Adriana hiçbir şey söylemeden sadece gözleriyle Michael'ın hareketlerini izliyordu. Kocası adımlarını ona doğru yöneltmeye başladı.

Michael, Michael dur. Michael dur ne yapıyorsun? Evin içine Adriana'nın çığlıkları sararken Michael onu birkaç defa daha bıçakladı. Adeta gözü dönmüş gibiydi.

Gürültü üst kattaki çocuk odasına kadar ulaştı. Gecenin karanlığında ne olduğunu anlamayan çocuklar odadan çıkarak mutfağa yöneldiler. Ve hiç beklenmedik bir anda Michael çocuklarına da saldırdı. Karısı ve iki çocuğu kanlar içinde yerde yatarken bıçağı elinden bıraktı ve telefonu buldu.

911'i arayarak operatöre olan biteni anlattı. Adresi verdi ve teslim olacağını söyledi. Sesi gereğinden fazla sakindi. Sanki biraz önce yaşananlar başka birine ait gibiydi.

Polis ekipleri kısa bir süre içinde eve ulaştı. İçeri girdiklerinde karşılaştıkları manzara Michael'ın telefonda anlattıklarıyla birebir örtüşüyordu. Adriana ve küçük kızları mutfak zemininde yan yana yatıyordu. İkisi de hayatını kaybetmişti.

Michael ise yalnızca iç çamaşırlarıyla donuk bir şekilde ayakta duruyordu. Oğulları ise birkaç metre ötede ağır yaralı halde bulundu. Nefesi zayıf ve düzensizdi ama en azından hayattaydı. Hemen hastaneye kaldırıldı.

Doktorlar için yaşaması adeta bir mucizeydi. Ekipler evin içinde arama yaptıklarında üzerinde Michael'ın parmak izleri bulunan cinayet bıçağını buldular. Kanlı ayak izleri evin her yanına, hatta yatağa kadar uzanıyordu. Hemen gözaltına alınan Michael, sorguda sakin ve itaatkar davranmıştı.

Bu yüzden dedektif Macmillan, onun saldırgan olmadığını görünce kelepçelerini çözdü ve konuşmaya başladı. Ancak garip bir şekilde ölmüş eşinden hala şimdiki zaman kipinde bahsediyordu. Yani olan bir akşamdı. Çocuklar uyudu, bir şeyler yedim, ilaçlarımı aldım.

Bir tanesi vitamin, biri uyku ilacı, diğeri de şizofreni ilaçları. Sonra da Adriana'yla bir şeyler izledik. Sahi, nerede o şimdi? Dedektif Michael'ın durumunu duyduktan sonra ruh sağlığı geçmişine inmeye başladı.

Kendisine 2003'te şizofreni tanısı konmuştu. O dönemde paranoyak düşünceleri vardı. Arabaların onu takip ettiğine ve insanların kendisini izlediğine inanıyordu. Aynı zamanda ruhsal savaşları görebildiğini iddia ediyordu.

Tüm bu yaşadıklarını bir gece Adriana'ya anlattıktan sonra karısı hemen yardım almasını istedi. Michael o zamanlar buna ihtiyaç duymadığını söylemesine rağmen kısa bir zaman sonra görmezden gelemeyeceği bir durum yaşandı. Bir gece kum yengecinin yaprağa dönüştüğüne tanık olduğunu iddia etmişti. Bu hatanın yaşanması artık hastaneden yardım alması gerektiğini gösteriyordu.

Michael ayrıca alkol bağımlılığıyla da mücadele etmişti. Bir yıl önce intihar girişiminde bulunmuş, sonrasında da hastanede tedavi görmüştü. Aslında o zamandan beri alkolü bırakmıştı ve ilaçlarını düzenli kullanıyordu. Dedektif eşinin ve kızının öldüğünü, oğlunun ise hastanede ağır yaralı olduğunu söylediğinde Michael buna inanmamıştı.

O an Michael için gerçekle yaşananlar arasında görünmez bir perde vardı. Söylenen her şey ona dışarıdan anlatılan bir hikaye gibi geliyordu. İşte bu kopukluk sorgu ilerledikçe yerini parçalı itiraflara bırakmıştı. İlerleyen saatlerde dedektifler ona neden böyle bir şey yaptığını sorduklarındaysa Michael'ın cevabı oldukça ürkütücüydü.

Yaptığımın yanlış olduğunu biliyordum. Ama o anda ailemin ölmesini istedim. Şimdi de sadece hayatta olmalarını istiyorum. Onları seviyorum.

Bu itirafından sonra Michael, ailesini bıçakladığı sırada Eminem'in Kim adlı şarkısının çaldığını da söyledi. Michael, o an zihninde bir kırılma yaşadığını, düşünceyle eylem arasındaki sınırın ortadan kalktığını söyledi. Karısını artık bir insan olarak algılamadığını, onu bir iblis gibi gördüğünü ifade etmişti. Gerçeklik duygusu, o birkaç dakika içinde tamamen dağılmıştı.

İfadesine göre, boğuşma sırasında Adriana panikleyip bıçağı almaya çalışmıştı. Michael, bıçağı geri çekerkense kendi elini kestiğini söyledi. O andan sonra, ifadesinde sık sık aynı cümleyi tekrar etti. Gözümden uçtu.

Kızının mutfağa aniden girmesi onun anlatımına göre korkusunu daha da artırmıştı. Michael, o an evin içinde bir büyü yapıldığına inandığını, şeytanın herkesi uyutup Adriana'yı öldürmeye geldiğini düşündüğünü söyledi. Gerçeklikle bağının tamamen koptuğu bu anlarda, cinayetleri işlerken Tanrı'nın kendisiyle konuştuğunu iddia ediyordu. Tanrı bana dedi ki, onları İsa'yı öldürdükleri gibi öldür.

Oğluna yaptığı saldırı sorulduğundaysa, en çok onu sevdiği için daha acımasız davrandığını söyledi. Bu ifade, sorgut sanaklarına olduğu gibi geçti. Ardından yatak odasına gittiğini, diz çöküp İsa'ya dua ettiğini ve yaptıkları için teşekkür ettiğini anlattı. Michael'a göre Tanrı, ailesini yeniden hayata döndürmek için onu bir araç olarak kullanmıştı.

İfadelerinde, onları öldürerek günahlarından arındırdığını, bu şekilde cennete gitmelerine yardım ettiğini düşündüğünü Aralık 2009'da Michael Miller iki kez birinci derece cinayet ve bir kez cinayete teşebbüsten suçlu bulundu. Mahkeme her bir cinayet için müebbet hapis cezası, oğlunu öldürmeye teşebbüsü içinse ayrıca 99 yıl hapis cezası verdi. Parol hakkı tanınmadı, duruşma boyunca ailesi Michael'ı savundu. Kardeşi Mitchell, onun uzun yıllardır anksiyete, depresyon, şizofreni ve bipolar bozuklukla mücadele ettiğini anlattı.

Hakimin cezayı yeniden değerlendirmesi talep edildi ancak mahkeme bu talebi reddetti. Olayın üzerinden neredeyse 15 yıl geçti. Michael hala hapiste. Oğluysa artık bir yetişkin.

Ancak çocukluğundan itibaren bilinçli şekilde medyadan uzak tutulduğu için hayatına dair neredeyse hiçbir bilgi yok. Bu dava kamuoyunda hala tartışılmaya devam ediyor. Kimileri Michael'ın bilinçli bir manipülasyon içinde olduğunu savunurken, kimileri ise açık bir psikotik atak yaşadığına inanıyor. Net olan tek şey, O gece Michael'ın derin bir ruhsal çöküş içinde olduğuydu.

Belki de birkaç gün önce doktorunun yaptığı küçük bir ilaç doz ayarlaması bu zincirin ilk halkasıydı. Ama bazı sorular vardır ki ne mahkeme kararlarıyla ne de yıllar geçse bile kesin bir cevaba ulaşır. İşte bu davada onlardan biri. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Güzelmiş.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)