Podcast

ortamların yıldızı olmanızı sağlayacak genel kültür bilgileri

Dr. Gulec Radio

8 ay önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Arkadaşlar nerdesiniz? Peribacası fakültesinde ders başladı. Bir ortama girdiğinizde çok dil dökmeden ayırt edilmenizi sağlayacak, bazı İngilizce kelimeler ve bazı genel kültür terimleri var. Sadece gurmelerin bileceği ve kullanacağı türden... Bu bölümü dinleyen ortamlarda parlar benden söylemesi



"Yakın Arkadaş Olsaydık" imzalı kitap linki: https://www.amazon.com.tr/dp/B0GJDXFVPZ?fbclid=PAdGRleAPpE0xleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZA8xMjQwMjQ1NzQyODc0MTQAAafdMepQJ_kkrMTKr3zzD9gTW7MpVuEXEevVSmnewsDRCD0V_nO5cI-VcMRarg_aem_lYX4uu6DIO00Y1zF5zd8jw



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar ------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.841 kelime · ~24 dk okuma

Arkadaşlar pardon napıyorsunuz? Peri Bacası Fakültesi. Hiç demiyorsunuz bu kız nerden abla söndürüyor musun? Aşkım görüşmeyeli çok uzun zaman oldu.

En son yine konu kalmıştım ve dinleyemiyordum. Şaka bir yana. Sağ olsun tüm konuklarım. Ben fark ettim ki ben tek başımayken çok daha iyi adapte olabiliyorum.

Diğer türlü heyecanlanıyorum abi. Heyecanlanınca da çok hızlı konuşuyorum. Bazen dinleyemiyorum. Dinledim sanıyorum.

Transkriptin tamamını oku

Sanıyorum ki ben asırlardır dinliyorum. Ama hayır yani. Evet, geliştirilmesi gereken bir durum bu arada. Haklısınız.

Zaten o yüzden evden çıkmıyorum. Tek arkadaşımı dinleyebiliyorum falan. Sağ olsun. Beni kompansiye ediyor.

Tek başımayken, dediğim gibi kendim her konuştuğumu anladığım için daha rahat konuşuyorum. Onun dışında şu anda çok zorlu şartlar altında podcast kaydediyorum. Why though? Çünkü tatlım.

Kırdım. Adını da bilmiyorum. Şu masaya koyduğum, şu oynattığım uzun şey var ya, podcast koyduğum... Podcast diyorum, anladınız işte.

Neydi şu? Mikrofon. Ben şu an bu ara genel kültür terimlerinden falan bahsedeceğim. Neydi şu?

Mikrofon. Guys, update vereyim. Ama öncesinde bugün ne konuşacağız? TikTok'ta bir yakın var.

Disgustingly educated, yani mide bulandırıcı derecede eğitimli ve entelektüel, intellectual aura'ya sahip olmak, tamam mı? Bunda linçleyen bir tayfa var her zamanki gibi, as always. İşte yok bu cringe'miş de, şuymuş da, buymuş da. Öncelikle bu konudaki sosyolojik fikirlerimden bahsedeceğim.

Sonrasında da asıl olay. Aşkım bak, bir ortama girdiğinde böyle yani dil çok dökmeden, kendini anlatmaya kalkmadan hem İngilizce hem genel kültür terimlerinde sadece gurmelerin yani gurme genel kültüre sahip ve gurme İngilizceye sahip insanların bileceği ve kullanacağı ve karşında o insan varsa senin de o insanlığın sınıfını... Şaka şaka, abartma. Senin de iyi olduğunu, tamam sen de birisin falan anladın mı?

Anlayacağı kelimeler vardır. Bunlar vardır arkadaşlar, bunlar gerçektir. Her zamanki gibi ben sizin comfort content creatorınız olarak YouTube'da da... A-ah!

Artık I'm a YouTuber guys. Biliyorsunuz ki YouTube'da size divan edebiyatı konuşuyorum. Comfort content yapıyorum. Yani comfort food diye bir şey var ya.

Mesela yarın da bunu söyledim. Türklerin abi, lahmacuk falan. Benimki fo. Yani böyle hemen onu yiyince iyi hissedersin, böyle evrin gibi hissedersin falan muhabbeti.

Neyse işte ben de Comfort Creator, Your Favorite Betty in Medicine, Your Dr. Bestie, başka A Little Bit Nervous Bytes falan filan. Tamam mı? Benim tanımlarım bunlar.

My adjectives. Ve günün sonunda, yine arkadaşlar, bazı gerçekleri inkar etmeden, nasıl ki Pretty Privilege varsa, var abi var, inkar edin ama var, yine kitabın ortasından, gerçekleri inkar etmeden ve çözüm üreterek, gerçekten işimize yarayacak. Hem yeni girdiğimiz bir ortamda, toplantılarda, dating hayatımızda... kariyerimizde her şeyde işimize yarayacak genellikle terimlerinden bahsedeceğim ve size yaklaşık 20 tane karşıdakini etkileyecek ve aa bak bu kız İngilizce biliyor yani bilmiyor olamaz ki bu kelimeyi böyle kullandı dedirtecek İngilizce kelimelerinden bahsedeceğim.

Hazırsanız başlıyoruz. Doktor Gileç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Guys, şimdi update'e geçtik. Birincisi, bir 10 gün falan herhalde, 10 saat yaklaşık, bazen 12, bazen 13, canlı yayın yaptığım YouTube'da ders çalıştım.

Tuz çalışıyorum, biliyorsunuz ki. Sonra fark ettim ki, bana herkes dedi ki, ben üniversite sınavlarıyken daha önce hayatımda hiç bu kadar çalışmadım. Yani ben maksimum, net 4 saat çalışırdım, oturduğum saat başına 6. Ve hayır, tuz öyle bir sınav değil.

Hayır, şöyle başta koçla çalıştım, biliyorsunuz. Koç, bilmiyorsunuz gerçi, podcast'ta anlatamadım. Ohoo salmışım burayı. Valla ben de bırakmışım.

Hakikaten yani rezil bir kadınsın. Rezil bir karısın. Kadı ne? Kadı divan edebiyatı deyince aklım kaydı arkadaşlar.

Biliyorsunuz ki işime verdiğim önemli bir ehemmiyet. Şimdi. Koç uyumadı çünkü bana diyor ki fizyoloji çalış fizyoloji. Kanka bence okuyamam şu an okuyamam.

Yani benim artık 30 yaşında o kadar fazla distraktörüm var ki. Distraktör ya. Distract ediyor beni. Ve bu sebeple sorudan gideceğim dedim.

Bana dediler ki hayır asla o kitaptan başlamak çok zor. Bunu okuyabiliyorum. Ne yapayım? Ve ben 10 saat falan çalışamam.

Çalışmam da gerekmiyor. Kazanamazsam kazanabilirim okey. Çünkü bu ara çalışamıyorum bu arada. Son 6 gündür hiç çalışamadım.

1-2 gün önce falan 1 ay 1.5 saat baktım. Çünkü imza gününe gittim Bursa'ya. Çok güzel geçti.

O işlerim yetişti. Hala bak işlerim yetiştiremiyorum. Geçen hafta sırf bu yüzden podcast yapamadım. Bir de hastam var, evde hasta bakıyorum.

Trip yiyorum falan. Çok iş var arkadaşlar. İşlerin bazılarını devretmeye çalışıyorum. Fakat zor oluyor.

Çünkü bende bir know-how var. Nasıl hissediğimi biliyorum. Orada mükemmeliyetçi değilim karşıya. Ben asla öyle olduğunu düşünmüyorum.

Ben öyle miyim acaba diye çok sorguladım. Hani ben kendimden beklediğim performansı bekliyorum. Hayır, hayır. Bu değil.

Çok sorguladım. Tüm böyle beni tanıyan herkese sordum falan filan. Yok öyle bir şey. Ve bir ekip falan olması lazım artık.

Yetemiyorum tek başıma. Zaman yetmiyor. Sürekli çalışıyorum. Sürekli, gece gündüz.

Uykusuz da olmaz çünkü eğer böyle devam edersem depresyona girerim. Bundan çok korkuyorum. Böyle rahat olmak istemiyorum çünkü benim depresyonum hüzünle başlamıyor. Aynen böyle irritabilite, tahammülsüzlüğüm, sinir, stres, öfke böyle başlıyor.

Önce uykularım azalıyor çalışmaktan. Ondan sonra zamanla böyle bitkin oluyorum. Sonra bir anda yatağa. Sonra karanlık.

Yaşlayamayacağımı bildiğim için devretmeye çalışıyorum bir şeyleri birilerine. Yani canlı yayın bir taraftan YouTube vlog, bir vlog yapmışım abi. Bir vlog ya, oturup kendimi üç kere izledim. Arkadaşlarım da YouTube'a yani böyle... Ya komedi olmasın yalnız da... Burada size anlatacağım bu şey var ya hani... Genel kültür terimleri falan... Onun her sahnesi öyle.

Bilmiyorum, çok hoşuma gitti. Ben YouTube insanıymışım. Niye diyeceksiniz? Çünkü... İnstagram'da... Bir şeyi böyle... O 40 dakika falan bir şeyi sıkıştır sıkıştır 40 saniye.

Hook yap, o yap, bu yap. Kitle zaten bambaşka YouTube'dan. Bayıldım yani YouTube'a. Zaten çok da böyle güzel gidiyor orası da.

Valla... O kadar çok fikir var ki hakkımda. Mesela konsept Girl Talk var. Onu haftaya yapacağım, soru alacağım sizden.

Sadece kişisel sorular, sadece sınırlı sorular, Q&A. İkinci konsept, We Need To Talk About. Yani hakkında konuşmalıyız. Ne hakkında?

Araya girecek. Atıyorum Picos hakkında, Endometriosis hakkında, Body Dysmorphia hakkında, Zayıflama Yerleri hakkında, Umutsuzluk hakkında, Hayatını Anlama hakkında, Depresyon hakkında, Kadın Eğdiye İşlisi hakkında, Mobbing hakkında, İş Yerine Taciz hakkında. Konuşuruz, konuşalım. Bir konsept de bu.

Diğer konsept vloglar zaten. Diğer konsept bazı tıbbi videolar yapacağım. Ağız sağlığı, dişlerime ne yaptırdım? Yok nasıl zayıfım?

Onu da yapacağım bu arada. Gerçek her şeyi yani. Çünkü bence hakikate ihtiyacımız var. Biraz da moral polis ötede dursun.

Zaten linçleniyorum her türlü. Zaten iftirayla linçleniyorum. Madem iftirayla linçleniyorum, bir de böyle linçleyin gerçeklerle. En azından dokunmaz yani bana.

En azından yapmışım derim. Sefam olsun. Hah derim. Diyorum çünkü.

Onun dışında en son Flör T6'da nerede kaldık bilmiyorum ama şu an yok yani. Ama iyiyiz çünkü çok işim var zaten. Aklıma bile gelmiyor yani. Tırnaklarım yok.

Rezalet oldu tırnak. Toynak oldu toynak. Toynak şu anda. Tek iyi yanı o kadar kalın ki kıtlayamıyorum.

Ayaklarımı da pedikür yaptırdığımda eve çağırdığım için, eve çağırınca kalite düşüyor arkadaşlar. Zamanı yok diye eve çağırdım. 3-5 işi bir yere dahal ediyorum. Bir tane balkon pedi aldım.

Onu da yürürken edit yapıyorum. Yürürken... Çalışıyorum falan filan. Hem yürümüş oluyorum.

Evden çıkmadığım için embolu atmayayım şimdi ben. Yo eksikti. Pedikür yaparken tırnağımın yarısını kesmiş. Ve ayakkabı giyemiyorum.

Allah razı olsun. Teşekkürler. Onun dışında da ne kadar çalışacağım tutsa. Şimdi çalışamıyorum 5-6 gündür de kazanacağımı inanıyorum hala.

Bugün anneme diyorum ki, anne bak bu sınavda olur ama olmazsa diğerine olur, tamam mı? Emin değilim, olmazsa çalışır mıyım bir daha. Yoksa İngiltere'ye gidip, research yapıp gelip buraya klinik mi açarım? Ben bilemiyorum arkadaşlar.

Ama anne böyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Yahu dedim, çıldırdım. Ya dedim, bak ben bu rastresimi regüle etmeye çalışıyorum, yönetmeye çalışıyorum.

Diyorum ki yani, olur diyorum ama olmazsa deyip kendime hani... ...hayır hayır falan çıldırdım arkadaşlar biraz. Dedim ki çıldırma sakin ol.

Şşş, dedim bir şey yok tamam. Burada her şeyi bir arada götürmeye çalışıyorum sonuçta. İşlerimden vazgeçemem yani. Tuzsuz kazanmak için on saat çalışamayacağım.

Bir daha çalışırım. Ne olmuş? Belki de kader olması gereken gibi olur yani. Olması için de böyle olması gerekiyor.

Şaka şaka. Çok istiyorum, çok istiyorum. Kazanacağım inşallah. Hala halledeceğimi sinirleniyorum bir şekilde.

Şimdi, bir tanem. Ben geçen bir canlı yayın yapıyordum yine orada ama TikTok'ta. TikTok canlı yayını da çok nadir yapıyorum. Çok kötü oluyor yani, kitle çok kötü.

Bazen iyi, bazen. Kalabalık olunca baya kötü. Biz bize eklenir, öyle resimler açtığımda güzel. Orada dedim ki arkadaşlar işte hani abla nasıl böyle kendini geliştiriyorsun falan dedim.

Ben çalıştım, hayata çalıştım. Ben böyle biriyim. Ben hayatı yüksek voltajla yaşamayı seviyorum. Bunun bedelini de ödemeye hazırdım ve ödedim bayağı da bedelini.

Her şeye çalıştım. Date öncesi menü çalışırdım dedim. Çünkü çok komik bir yanım var. Ama şu an bunu anlatmayacaktım.

Neyse. Çok eskiden çok küçüğüm falan. Biriyle suşi date'e gittim. İlk kez suşi yiyeceğim ama.

Karşımdaki de biraz bana bir gay, tamam mı? Yani şu an midem bulandı. Her neyse, whatever arkadaşlar. Suşi söyleyeceğim.

Bilmiyorum yani ne ne falan. Böyle baktım. Hepsinde avokado var. Daraltmak için dedim.

Benim avokado elejim var. Mantıklı bir yalan bu arada. Ondan sonra hee falan filan. Ondan sonra ben tabii yani hırs arkay.

Ben böyle bileyim. İngilizceyi de böyle öğrenmiştim dalga geçirince. O günden sonra tüm mutfaklara hakim oldum. Second cheapest wine söyleyen erkekleri zorbaladım.

Hem de second cheapest wine mi söylüyorsun diyerek. Ben bunu hak etmiyorum arkadaş. Ben burada durmam falan. Sonra bir eğer sommelier bana date'imin yanında bak sen bir cücücü yapmaya kalkarsa sırf onun için menüde olmayan şarabı söyleyip Susturmaya başladı.

Yapma abi, sen de bana yapma. Ben sana yapmayacağım ama sen kaşınıyorsun yani. Smeb lan var mı? Yok.

Tamam o zaman kanka, sen bana bunu getir. Anladın mı? Yapmayacaktın çünkü. Neyse arkadaşlar.

Tuba Gül'e çizme sektöründekiler... Hayır, onlar bana yapıyor. Abi, aynı şey gibi var ya bazı öyle yerler. Sen kendin, rahat rahat alamadığın ürünü, karşıdaki kişi alırken düşünüyor diye, onu kötü hissettirirsen, snob-sering yaparsan, kusura bakma, bunu yaşarsın.

Yapmayın, o zaman siz de yapmayın. Almayacaksınız. Her neyse. Şimdi dediğim gibi, ben çalıştım.

Yürüyüşüme, kelimelerime, cevaplarıma. Hazır cevap biri değildim. Sosyal clue, clue... Social clues'ı anlamıyordum yani, sosyal ipuçlarını.

O yüzden biri bana sınırlılar yaptığında ne cevap veririm? Ya da biri bana bir şey söyledi mi? O an genel bir sınırlılarla cevap veriyorum ama sonra onu özele indiriyorum ve bir daha karşılaştığımda taaak cevap veriyorum. Çünkü hazır abi, çalıştım.

Çünkü ben anlamıyordum sosyal clue'ları. O yüzden hepsi hazırlanmış cevap onların. Kendimi built ettim, tamam mı? Ve ben bunun ekmeğini her gün yiyorum.

Bunun sırrı çünkü sadece ne pretty privilege ne zeka. Bunlar genel kültür, kullanabildiğin kelime, doğru anda doğru kavramı seçebilmeye, bağlamdan kopmadan. Çünkü bunlar, bir anda bir kelime söylersin masanın enerjisi değişir abi, insanların sana bakışı değişir. Ben üzerimdeki logolarla insanların bana bakış açısının değişmesini istemem.

Tam tersi kimliğimle, kişiliğimle, söylediğim kelimelerle. En sevdiğim şey, belki daha önce söylemişimdir, giderim bir parfüm mağazasına, Üzerimde hiçbir logo olmaz. Hiçbir şekilde bir şey belli etmem. Başta karşılamalarıyla ortadaki davranışları ve sonraki uğurlamalar arasındaki fark... Abi sana mı kaldı ders vermek?

Ders vermek değil, mutlu oluyorum. Bunlar küçük küçük benim mutluluklarım. Benim psikiyatrisim bunu çok doğru bulmuyordu bu an. Ama ne yapayım ben de bundan mutlu oluyorum yani.

Çünkü o kadar alışılmış ki hani üzerindeki logoyla bir değer biçilmeye. Bir de böylesini görün. Ben vereceğim bu dersi insanlığa. İstemeyebilirsiniz.

Böyle bir tutkunuz da olmayabilir. Böyle biri olmak istemiyor da olabilirsiniz. Bu anlamda hırsınız da olmayabilir, arzunuz da olmayabilir. Benim öyle arkadaşlarım da var.

Okey, bu çok okey. Ama ben böyle biriyim. Ben böyle biriyken, vlogumu izlediğinizde, abonesi böyle birisin dendiğinde, cevabı bu. Çalışıyorum.

Ve ben, no gatekeeping, harbi hiçbir şekilde, diğer en sevmediğim kelime, naçizane, bir de çıtırından arkadaşlar, doğruları anlatacağım size. Nasıl yapabilirsiniz? Ben böyle bir olmak istemiyorum, gıcık da oluyorum diyenler varsa, sizi nereye almak isterim? Disgustingly educated akımını cringe bulanlara.

Kısaca ondan da bahsedeyim. Sosyolojik fikirlerimi, biraz da psikiyatrik ve biraz da felsefik fikirlerimi. Bir de antropolojik. Şimdi arkadaşlar, görmediyseniz gidin yazın Arama Motoru, en sevdiğim Arama Motoru TikTok'a.

Tick tock on the clock but the party don't stop you know. Bu arada ben Walkingped üzerinde Hulk konseri veriyorum. Hulk, Ozan'ı, Doktor Güneş olarak. Ücretsiz arkadaşlar.

Katılabilirsiniz. Yayınlayacağım o videoyu da. Canlılarla yapıyorum bunu. İstek şarkıda alıyorum bardağıyı.

İngilizce, İspanyolca, İtalyanca fark etmez. Ne kadar yetiyorsa kelime davranacağımızı söyleriz. Şimdi gidip bakıyorsunuz TikTok'a, ne yazıyorsunuz? Disgustingly agitated.

Şimdi her akımın karşıtları oluyor haliyle. Ama bazen insanlar, bakın bu tetikleyebilir bu cümlem, bir şeyi cringe ilan ederken aslında kendileri ya istemedikleri için ya da erişemeyeceği veya erişmek istemeyeceği ya da konfor alanından çıkmak istemeyeceği için küçümsemeye kalkıyor haliyle. Bu aslında çok bilinen bir mekanizma. Yani bir kadının mesela kendi kültürünü, eğitimini, zekasını estetik bir şekilde göstermesini cringe bulmak.

Bir yerde hani bahsettiğim ya, pretty people'ı da yok saymak, onu da yok saymak. Kanka bunlar gerçekler. Come on, it's life. We live in.

Çünkü güzellik nasıl ki bazı kapılar açıyorsa açıyor maalesef. Kültür de açıyor abi. Bu daha iyi, geliştirilebilir. Kişinin genetiğine daha az bağlı olan, çünkü zeka değil sadece buradaki faktör, geliştirilebilecek bir şey.

Cringe aslında çünkü o avranın, o serve ettiğin şeyin yarattığı rahatsızlık. Aslında şunu anlıyoruz, bir kadın hem güzel olabilir, hem zeki olabilir, hem kötülüğü, hem de bunu zarifçe ya da biraz da hak eden hak ettiği gibi bir şekilde gösterebilir. Buna da cringe değil, buna da agency. Yani kendi alanını yönetmek.

Ego sophistication, arkadaşlar. Yok ben istemiyorum kardeşim derseniz. Ben kendinin en iyi versiyonu olmayı da güncü buluyorum derseniz. Bu arada bunu anlıyorum.

Kendinin en iyi versiyonu olmak için konulan videolarda bakıyorsun. Hiçbiri iyi versiyonu değilsin. Başarıyla ilgili video koyuyorsun kanka. Hangi başarın var?

Yok işte şu üç şeyi yapın. Yapmışsın olmamış şey gibi. Coaches don't play. Evet hani coachlar oynamıyor okey ama.

Yani ben de hani sosyal medyayla ilgili bir şey veriyorsan bana bir tavsiye, öğüt, naçizane. Sen de bir şeyler yapmış ol mesela. Anladın mı? O konuda yap bari.

O yüzden kesinlikle katılıyorum şuna. Kişisel gelişim tavsiyesi verenler. Zaten yani aşırı toksik bir alan. Seçeceksin yani.

Seçip eleyeceksiniz. Yapacak bir şey yok. Bize kaldı. Bu da bize kaldı.

Bazı kelimeler var orada. O kelimeyi kullanıyorsa kaç abi. oturup her şeyi Burcu'ya bağlıyor. Oturup her şeyi bağlanma teorisi.

Abi teori teori. Teoriye her şeyi bağlayamazsınız. Var böyle de bir şey dersin geçersin. O yüzden bize kalıyor.

Bir gün bunu da yapmak istiyorum aslında. Uzman da yetmez. Bir şeyin uzman olması bir şey. Doğru söylüyor anlama gelmiyor.

Appeal to authority yani uzmana hükümeti de yapmayacağız tamam mı? O yüzden bir insanı nasıl eleyebilirsiniz? Atıyorum işte Barsak hakkında bir şeyler söylüyor. Sor abi sor.

Barsak'ta hangi hormon sentezleniyor? Söyle o zaman madem çok biliyorsun. TikTok ansiklopedisinden mi okudun? Rezalet yani.

İnanmayacaksınız bu kadar basit. Her doktor da her şeyi bilmez, ben de her şeyi bilmem. Ben sadece bildiğimi, öğrendiğimi bildiğimi. Öğrendiğimi aktarıyorum, aktarıcıyım.

Doğru bilgiyi ulaşabiliyorum, öğrendiğimi aktarıyorum. I tell you something or teach you something without making you feel dumb. Çünkü we're all dumb. You have to be dumb to learn something.

Hakikaten o bilgi açlığı, bilgi aptallığında olmalıyız ki. Aptallığı anladınız mı? Dumblığında yani. Dumblığında.

Olmalıyız ki bir şeyler öğrenmek isteyelim. Bende o var. Öğreniyorum. Öğrendiğimin doğru olduğundan emin olmaktan sonra aktarıyorum.

Ve bu doğru her zaman değişebilir. Çünkü bilim öyledir yani. Gerçeğe yakınlığa göre bilginin doğruluğu değişebilir. Azıcık ara.

Ben bir enayi boşaltıma geliyorum. Önce İngilizce kelimeler. Ardından genel kültür terimleri. Ve size çok güzel bir kaynak vereceğim.

Her şey orada var. O kaynakta açıyorsun abi. Çekiyorsun sayfayı. Yıl 2026.

Bir gün duş almazsın. Kullan şu chat.gpi'yi. Bunun için de bir şey olmaz.

Date'den önce iyi gider. Size vereceğim hangi sayfalarda olanlar. O sayfayı okutuyorsun. Chat.gpi'ye diyorsun ki ben bunu nasıl kullanırım.

Bir şekilde konuyu oraya getiriyorsun ve o kelimeyi kullanıyorsun. Girl, he's down! I love you. Geleceğim.

Welcome back, Queen Serenade. Bunu demiştim. Bu arada, yalan yok, özlemişim kanka sizi. Valla özlemişim.

Bir de, biliyor muydunuz, podcast'ta yorum yapabiliyorsunuz. Puan verebiliyorsunuz. Puanı biliyorsunuzdur da yorumu biliyor muydunuz? Bölüme de yorum yapabiliyorsunuz.

Ben hala nereden yapıldığını bilmiyorum. bilenler bilmeyenleri anlatır diye düşünüyorum. Bir de Apple Podcast'ta falan da şey yapabiliyorsunuz direkt, oraya gözüken bir yorum şeklinde ben okuyunca mutlu oluyorum. Onun dışında, bu söyleyeceklerim arkadaşlar, bazılarına acımasız gelebilir.

Yani, şöyle olabilir. Hmm, ben böyle İngilizce konuşmuyorum, o zaman mesela Tuğba benimle arkadaş olsaydı böyle böyle mi düşünürdü? Hayır, öyle bir şey yok. Benim arkadaşlarım, benim date'lerim hepsi İngilizce.

Öyle bir şey yok yani, öyle değil. Fakat ben böyle yapıyorum. Ve benim bir yapmak isteyenler varsa, bu podcast, onlara fitresiz bir şekilde nasıl yaptığımı söyleyeyim podcast. Mesela şöyle, birisi, ne kadar çok kitap okudun, nasıl kitap okunması gerektiğini, kitap hakkında edebiyat bilgisi olanlar hakkında güzel güzel övgü dizdiğinde, nasıl ki kitap okumayanlarla görüşmem, onu da diyor olabilir bu arada da.

Yani ezmemiş oluyorsa, ben de diyorum ki, ben İngilizceyi böyle konuşuyorum, böyle konuştuğumda, ya da başka biri bu kelimeyi böyle söylediğinde, aa diyorum bak bunun İngilizcesi yani, kötü olma imkanı yok. Böyle kelimeler var tamam mı? 50 kere söylemiş oldun da, ne önemi var bunu diyebilirsiniz. Benim için var.

Herkes her şeye aynı önemi vermek, ehemmiyeti vermek zorunda değil. Benim için varsa bir başkası için de olabilir. Olanlar devam etsin. Bu arada eğer bu İngilizce olayı hoşunuza giderse her bölüm 5 kelime yaparız.

O bölümün kelimesini de hatta söyleriz. Konuyla ilgili olan falan. Tamam mı? Başlıyorum.

Yalnızca gurme İngilizce'ye sahip olan kişilerin doğru telaffuz edeceği anlamını bağlama uygun kullanacağı kelimeler. Bir. Bu arada aksan önemli değil fakat telaffuz önemli, doğru olması. Vague.

Vague. Vague. Ne bu arkadaşlar? Vogue gibi düşündüm ama a ile.

Vague. Yani muğlak, belirsiz. Mesela nasıl kullanırız bunu? Diyoruz ki... The symptoms are vague.

The things that you're saying are vague. Like they don't have any predictive value. Yani bu hastanın semptomları mesela muğlak, belirsiz. Bunun bir böyle hani predicted, tahmin ettirici bir değeri yok.

Yani predictive value. Tamam mı? Vague. Diğer kelimemize geçiyorum.

Dichotomy. Türkçesi ne? Dikotomi. Bu daha çok psikiyatrik bir terim.

İkilik, zıtlık. Ama hayatta da çok güzel kullanılır. Polarize denilebilir. Polarize yerine dichotomy.

Mesela ambivalans. Benziyor fakat farklı. İkiliği de barındırabilmek, ambivalansla kalabilmek, ambivalansla rahat edebilmek. Diğer kelimeyi geçiyorum.

Remnant. Remnant. Ne bu? Kalıntı.

Arta kalan. Hatta size bir şey söyleyeyim mi? Ben İngiltere'deyken bir kadın vardı işte, nütüsyoncu. Ben böyle bir şey olmuştum.

Remnant. Aa dedi, sen bu kelimeyi nereden biliyorsun? Dedim, ne alaka falan. Kanka, sen bizi ne zaman... Rahat olun.

Başka bir kelimeye geçiyorum arkadaşlar. Mundane. Mundane. Nereden geliyor bu?

Bak çok güzel bir şey söyleyeceğim size. Hazır mısınız? Are you ready guys? Mundanus, yani latince mundanus, dünyevi, dünyasal olan.

Mundane de sıradan, daha böyle, not really interesting, tamam mı? Sıkıcı, sıradan. Very ordinary, öyle bir kelime. Şimdi diyeceksiniz ki, karşımdaki bunları anlamıyorsa, mesela şey diyeceksiniz, dichotomy, yani hani ikilik, zıtlık falan, ekle yanına.

Diğerine geçiyorum, bu daha bilinebilir. Solitude, solitude. Alone değil yani solitude bilinçli yalnızlık. Daha önce bunu işlemiştik bu arada.

Şimdi bakın çok kullanabileceğiniz bir kelime aslında bu. Açar mısın? Biri bir şey söylüyor, diyorsun ki aa açar mısın falan. Elaborate, elaborate, elaborate please diye.

Elaborate, tamam. Şimdi bakın, Türkçe konuşuyorsunuz, nüans diyoruz değil mi? Ama İngilizce konuşuyorsunuz. Bu arada en zor söylenen kelimeler hem Türkçe'de olan hem İngilizce'de olan.

Mesela sinema. Çünkü biz alışığız ya sinema demeye. İngilizce konuşurken de araya sinema diyoruz. Ama o zaman ahenk bozuluyor, intonasyon bozuluyor.

İyi bir İngilizce konuşan birisi her dilde o dilin özelliklerine göre onu söyler. Mesela Türkçe konuşurken sinema diyorum ama İngilizce karşısında sinema, sinema, sinema, foto. Foto değil, sinema. Fake stream, fake book.

Instagram. Başka? TikTok. YouTube.

Podcast. O yüzden de nüans ne? Nuans. Nuans.

W yapıyoruz. W yaparken de V değil. Uuu. What are you saying?

Uuu. Anlamadım. What değil. Arada bak fark çıkıyor.

Görüyor musun bak? Like whatever you say. Like whatever you say. Whatever you say.

Anlamadım. Nuans. Arayı W yapıyoruz dudağımıza. Al bu derdini.

Evet kankam. Podcast. Devam. İyi misiniz?

Are you okay? Are you doing alright? Love. Son bir de canımın meslektaşlarım, doktorumun bir tane kelimesi söylemek isterim.

Özellikle İngilizce okuyanlar varsa, hocanız da illa ki bu kelime geçiyordur, İngilizce okuyanlar varsa da Türkçesini kullanıyoruz. Ama ben hep yanlış duydum yani, exacarbate falan, exacarbation, ama exacibate doğrusu. Exacibate, ex var, fakat ex oluyor. Exacibate, yani alevlenmek, hastalığın alevlenmesi, tamam?

Beğendiniz mi? Sevdiniz mi bunu? Sevdiyseniz arkadaşlar, her hafta yaparız. Sevmediyseniz de yapacak bir şey yok, yapmayız.

Okey, Dr. Ogrech toplum içindir. Neye geçiyoruz arkadaşlar? Bitmedi işkenceye.

Gurme genel kültüre. Bunun için hepsinin bir arada olduğu bir kaynak önereceğim size demiştim. Türkiye'nin en genç divan edebiyatçısı ve aynı zamanda wannabe influencer doktoru var. Dr.

Ogrech diye bir kadın. Kendisini ne kadar yani çok tatsız bir etmesem de, sevmesem de, Bu işi iyi yapıyor Harbi. Dr. Güneş Dili ve Ecebiyatı Terimler Sözlüğü çıkarmış.

Ne var içinde? Sayfa 215'den başlıyor bu kısım. Öncesinde testler yapmış kendisini. Dopamin salgılatan testler diyor.

Kendisini yapmamış, size yapmış. Terimler Sözlüğü'nde bak, ilişkisel haller. Sayfa sesi duyuyor musunuz? Sosyal medya ve internet, günlük mizah, yaşam, slang and random, psychology, psikoloji, kendilik ve felsefe.

Başlıklara bak. Psikoloji, psikanalist, felsefe, mantık. Bak bak. Pop kültürü kavramları.

Toplumsal davranışlar iş hayatı. Yeşiller ve sebzeler. Biraz da sağlık. Dünyanın çiftli foodları.

Meyveler ve beriler. Beriler sanki meyve değilmiş gibi. Kök, baharat, içecek, fermenter, sağlık, temel, tabi bilimler falan filan. Arkadaşlar başlıyorum.

Productivity Porn. Yani verimlilik videoları izlemek ama uygulamamak. Zoom Fatigue. Yani online toplantı yorgunluğu.

Hustle Culture. 7-24 çalışmanın övülmesi. Bunlar iş hayatı. Mesela Emotional Labor.

İşte duyguları bastırmak fazla, bundan yorulmak falan filan. Pop Kültür Kahraman'a geçiyorum. Bunları biliyorsunuz. Biraz da bildiğiniz yerden söyleyeyim.

Daha zevkli oluyor. Amınmam, yani badem ana. Yani kültürel anoreksi mirası. Obsesif diye tanesi yani bir tane.

Nepo baby, bunu biliyorsunuz. Ünlü ailesi sayesinde, ünlü olmuş kişi. Goldina, bir onları da sağ olsun TikTok'umuz. Savory girl, dil tozu seven, hafif edgy vibe.

Sugar free ama attitude loaded. Ondan sonra bir tane... Bunların hepsi böyle tek tek yazıyor kelime olarak. Yanıl anlamları.

Ay, Felsefe Man, en sevdiğim bölüm. Bak şimdi. Strawman. Ne yani bu?

Strawman, çarpıtılmış argümana saldırmak. Yani saman adam safsatası. Şimdi karşı tarafın sözlerini, hani önermesinin de sözünün olduğu gibi değil de, çarpıtarak, kolay yıkılacak, daha çabuk alt edilecek sahte bir versiyonuna çevir, tamam mı? Onu çürütmek.

Çünkü diğerini çürütemiyor. Örnek de vermiş bak. Bu kadına bak. Örneğin A, fast food'u azaltmak sağlık için iyi bir adım diyor A kişisi.

B kişisi de strawman safsatası yaparak diyor ki oldu o zaman sen diyorsun ki bir daha çamurger yemeyelim. Ölüne kadar yeşillik yiyelim. Kardeşim bu kadın onu mu söyledi? Başka?

Ad hominem. Artık bunu öğrendiniz. Ad hominem. Rabbim yani sen ad hominemcilerini de Allah alsın.

Ne olur şunlara bir el at. Ad hominem ne? Önermeye değil kişiye saldırmak. Yani argüman bypassı.

Argümanı bypass ediyor doğrudan kişiye. Benim tıbbi referans göstererek yaptığım bir videoya diyor ki sen çiğ et yemişsin. Senin sözün mü geçer? Şimdi burada ne oluyor bir tanem?

Benim yaptığım çıkarıma, verdiğim bilgiye değil de bana laf söylemek. Çiğ et yiyen birinden tavsiyem var. Aferin sana. Slippery Slope var bir de.

Kaygan zemin safsatası. Safsatası çok zor bir kelime abi. Küçük bir adamın kanıtsız bir şekilde zincirleme büyük felaketlere yol açacağını iddia etmek. Yani, bugün kola içtin o zaman yarın alkolik olacaksın.

Kanka nereden ona geldik? Bakın şimdi bakın. Biraz önce öğrendik. Aktif çağrışım yapın.

Dichotomy neydi? Dichotomy yani Türkçesi dikotomi. False dichotomy ne o zaman bir tanem? Dichotomy neydi?

Zıttık ikilik. False dichotomy ise yanlış ikilem. Yani sahte dikotomi. Yani, İki uç açanak yaratmak veya dayatmak.

Ya benimlesin ya düşmansın. Biraz önce bahsettim yine. Appeal to authority. Yani otoriteye başvurma, öykünme, otoriteyi yüceltme.

Diyor ki işte şöyle şöyle böyleymiş. Diyorum nereden duydun? Diyor ki çünkü ilk istedi. Diploma fetişi yani.

Abi x dedi de eee. Sadece otorite dediği için be die doğru kabul etmek bu yani. Ama uzmanlar böyle diyor safsatası yani. Eee kardeşim.

Kanun mu? Ibrimensh. Free will. Nihilism.

Bunları biliyoruz. Geçiyorum başka bölüme. Sizin için daha zevkli olacak kısımlar var. Mesela Aesthetic Lifestyle.

Grunge Girl. Cottagecore. Grunge Girl'e ne doktanlar aylenir. Zıkkım Karanlık Place.

Zıkkım Karanlık Place yazmış bu karı ya. Bu karı çok fena. Cyberpunk, siyah giysiler, maskeler, dystopik geleceğin giyimi yazmış. Bak bak hem de öngörülü bir kadın.

Y2K estetik. 2000'ler Britney Spears kelebek toka. Duh! Psikolojiden bi' azıcık da vereyim.

Trauma dumping, hep söylüyoruz. Traumalarını dump etmek. Ortağında travma kuşmak. Unsolicited advice.

Kimseye istemeden verilen tavsiye. Yani kolektif halk genetiği. Silent treatment. Susarak cezalandırma.

Duygusal oruç yazmış. Overthinking. Zihinsel ruminasyon. Dream scrolling.

Ece sabaha kadar kötü haber okumak. Negatif bilgi intoksikasyonu. Main Character Energy. Artık bunu biliyoruz.

Hayatı film gibi yaşamak. Paralysis by Analysis. Bakın şimdi. Paralyze.

Analyze. Ama isim olunca... Diğerleri ne çünkü? Verb of Feel.

Paralyze. Analyze. İsim olunca Paralysis Analysis. Şimdi söyleyeceğim kelimeni.

Paralysis by Analysis. Yani fazla düşünmekten, analizden hareket edememe. Paralize olma, felç olma. Delusionship.

Ne bu? Delusionship de olabilir. Hayal ilişki kurmak. Ragequitting.

Ne bu? Ragequit yaptı. Ragequit yaptı. Bir canlı yayında sinirlendi.

Ragequit yaptı. Artık yapmıyor. Sinirlani terk. Akut öfke deşarjı.

Sosyal medya terimlerinden bahsedeyim azıcık. Cancelled. Biliyoruz. Vibe check.

Ortamın enerjisini ölçmek. Mesela gidiyorsun hemen vibe check yapalım. Vibe check ortam nasıl? Nasıl bir enerji de?

Stan. Aşırı fan. Fandom. Fandom sendromu.

Cancelled. Ne? Toplumca dışlanmak. Sosyal kardiyak arrest.

Yani kalp krizinin sebep olduğu kalp durması. Beta energy, pasif, edilgent, simp. Söyleyeyim bakayım. Aşkım hadi.

Tamam. Finsta. Fake insta. Yani fake instagram hesabı.

İlişkilerle ilgili terimler var. Mesela işte gaslight falan geçiyorum artık. Onlar eleyağa düştü de. Submarine'in kaybolup aylar sonra haaayn diye dönmek.

Paperclip'in aylar sonra nabız yoklaması mesajı. Partner varken yedek adaylar tutmak. Duygusal airbag. Yani kuşun ile yastık.

Ick. Ick. Ne bu? Ek, bir anda soğuma.

Menchild, bu ne? Anlaşılıyor isminden. 35 yaşında, hala çocuk gibi erkek. Bak çok güzel bir terim söyleyeceğim size.

Dry texting, yani ok yazıyor, k yazıyor. Anlamadım. Hippocomunikasyon. Nerede abi komünikasyon?

İsotun nerede oğlum senin? Breadcrumbing, orbiting. Breadcrumbing neydi? Ekmek kırıntısı.

Ufak umut kırıntıları atıp kaybolmak. Bu breadcrumbing. Orbitin ne? Orbitin ne?

Yörünge. Mesaj atmadan sadece story izlemek. Yani orbitin dolanıyor senin ama hiç gelmiyor. Benching ne?

Benç. Benç de oturtuyor seni. Getekte tutuyor. Caffeine Season.

Artık bunu bilelim yani. Ha soft launch, hard launch var. Bunlar ne? Ben hiçbirini yapmıyordum güya.

Sonra koydum. İlişkini soft yaptığında, soft launch yaptığında az az gösteriyorsun. İşte elini melini, tırnağını, erkeği, kılını mılını. Fakat hard yaptığında bildiğin böyle her şeyini gösteriyorsun suratını mıratını.

Abi çok zevkli ya. Bak intern doktor ne? Fellow ne? Konsultan ne?

Resident ne? İnternet doktoru ne? Hepsini açıklamışım. Bak maça, yeşil çay, kombuca, kefir, mate.

Bunlar ne? 14 Şubat geliyor. Çocuğun bilmediği kelime. Kusur alıyor musun?

Tak tak tak. Psikiyatrik ilaçları SSRI, SNRI, TCA yani tesitlik antidepresan bunlar ne? En güzeli de ne biliyor musun? Onu da söyleyeyim size.

Biliyor musun? Genelde yanlış bilinen tıbbi terimler. Grip ve nezle. Şimdi bu ikisi genelde karıştırıyor.

Sanki aynıymış gibi. Ben size anlatayım bir tanem. Şimdi önce nezle. Nezle en basit olan burnu akıntısı hapşırık ve hafif seyreden bir hastalık.

Tamam mı? İngilizcesi ne bir tanem? Nezle'nin common cold. Tamam mı? Common cold.

That's it. Genel bir soğukluk. Nezle işte. Grip ne peki?

Grip. Grip'in ingilizcesinde flu. Niye flu? Bak influenza sebepli çünkü.

Influenza'daki flu grip işte bir tanem. Influenza bir virüs. Yüksek ateş, kas ağrısı, halsizlik. Halk arasında nezle ve soğuk algılının genelde grip olsa da aslında tıbbi olarak doğru olan influenza virüsünün sebep olduğu hastalık.

Tamam? Ve virüs kaynaklı olduğu için, virütik olduğu için bu hastalık. İnfluenza virüsü. Neye işe yaramaz?

Antibiyotik. Çünkü antibiyotik neye karşı? Bakteri. Mesela enfeksiyonla, iltihabın farkını söyleyeyim bakayım.

Aynı geliyor değil mi? Kulağa. Aaa. Enfeksiyon, bir mikrobun vücuda girmesi ve enfekte etmesi.

Tamam mı? İltihapsa, vücudun savunma cevabı. Tamam mı? Kanserle tüm bunların farkı ne?

Kanser kötülüğü. That's it. Her tümör kanser değil yani. Ama her kanser bir tümördür zamanında yani.

Prebiyotik ne? Probiyotik ne? Probiyotik, faydalı bakteri. Okey, easy.

Prebiyotik ne? Faydalı bakterilerin besini. Bak diyetleri de yazmışım, hepsini. Intermittent fasting yani aralıklı oruç, keto diyeti, Atkins diyeti, low carb diyeti yani düşük karbonhidrat, Dukan diyeti, vegan diyeti, vegetarian diet ama anlatmışım ne olduğunu.

Olmadı yani one meal a day şu an yaptım. Günde tek öğün. One meal a day. Mediterranean diet.

Akdeniz diyeti. Dash diet, mine diet, flexitarian diet, carnivore diet, zone diet, detox diet, raw food, paleo diet, plant based diet, gluten free diet, superfood diet. Guys ne yapayım daha? Ben ne yapayım mesela?

Al. Yazmışım longevity. NMN işe yarıyor mu? NR.

Respiratrol. Q10. Ve hepsinin de şeyini ya. Bak bak.

Beynime odak. Lines main. Aslan gerisi de. BHC.

Ethylene. Yanına da. Kanıt derecesini işe yaramıyor. Yaramaz.

Bak sadece bundan bir örnek vereceğim sonra artık sonra kapatacağım şunu yani şu olayı. Fertilite ve gebelikte takviyeleri yazmışım. Şimdi. Polat, molat, vitamin D3, omega 3, geçiyorum.

Gelelim mesela makaruta. Tamam, maça değil, maka. Fertilite ve libidoda desteği var deniyor. Fakat demişim ki, zayıf kanıt.

Libidoyu arttırdığı yönde sınırlı kanıt var. Fertilite, yani dorganlık konusunda kesin kanıt yok. Aa, bir daha ne yapayım? Royal jelly.

Dorganlık destekleyici olarak satılıyor. Fakat sınırlı kanıt var. Antioxidantikleri var. Ve hayvan deneylerinde dorganı desteklediği görülmüş.

Antioksidan ve hormonal dengeleyici etkileri sayesinde... ...dorganlık üzerinde doğal destek sağlayabilir. Nadir'de olsa alerjik reaksiyonlar bildirilmiştir.

Mesela anafilaksi. Alerjik bireyler dikkatle kullanmalı. Doktoruna sormalı. Abi otur aç oku.

Tuvalette. Çünkü yakar. Öyle. Teşekkürler kendisine.

Biraz nefretim azaldı bunları okuyunca. Şimdi aşkım, asıl olay ne? Bu podcastın altına bir link bırakacağım. Amazon linki.

Orada hem imzalı kitap var, hem stokları yeniledim. Yeni baskı, hepsi orada. İmzalı kitap isteyen o linkten alabilir ve sadece Amazon'da. Fiyat da burada iyi diye.

Ayrıca stokları buraya daha da çok koyduk. Sizi seviyorum bir tanem. Şu İngilizce konusundaki muhabbeti devam ettirecek misiniz onu bana bir yazın. Tamam?

Sayın bay bay. I love you. Görüşürüz haftaya.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)