
4.223 kelime · ~21 dk okuma
Perivacaları, abla podcast, abla podcast, evet ablam podcast. Arkadaşlar, sizi yani ghostlayan sevgili gibi yapayalnız, çılçıplak, bir anda, ansızın bıraktığım için çok özür dilerim. Ama biliyorsunuz ki korkularda en iyi ne gelir? Maruziyet.
Birazcık böyle maruz bırakmışım. Şaka şaka, tabii ki öyle bir şey istemedim ama hayat şartları arkadaşlar. Tusa çalışacağım falan, ben işte yoğunlaşacağım dedim. Ama gelin görün ki şu an Tusa sanırım bir hafta falan var.
Bilmiyorum ayın kaçı. Bu podcastı yapıyorum. İnşallah yarın koyacağız. Hatta şu an saat gece 11 falan.
Siz yokken benim uykularım şaştı. Siz yokken çok zorlandım. Ben de sizin yokluğunuzu kaldıramadım. Bu arada harbi sizi çok özledim.
Dedim ki ben bu arayı nasıl kapatabilirim? Peribacalarımın gönlünü nasıl alabilirim? Toxic... Flirt gibi.
Nasıl onları manipüle edebilirim ki? Ya şaka şaka, manipüle etmeyeceğim ama nasıl gönlünüzü alırım diye düşündüm. O zaman dedim ki, ben peribocalarıma videocast yapayım. Hem beni dinleyebilsinler, podcast şeklinde aynı tüm platformlarda olsun.
Hem de görmek isteyen, izlemek isteyen de podcastı rahat rahat izleyebilsin. Olur mu? Hoşunuza gitti mi? Hem de dedim ki, hep konuşmamı istedikleri bir konu var.
Ne o? İngilizce. Bir o, bir de ADHD. ADHD, unhinged.
Yani ADHD'nin daha çok konuşulmayanları. Ben nasıl tanı aldım, bunu hiç anlatmadım. İlk başladığımda, o zamanlar daha kullandığım ilaçları, onları bunları hiç konuşmamıştım. Şey yapmıştım, böyle yüksek voltajda hayat, enerji zor, bana da zor falan.
Orada ADHD olduğunu söylemeden söylemeye çalışmıştım. Ben o zamanlar gerçekten, yani şu an bakıyorum, stigmatizasyondan belki çekiniyordum, belki bilmiyorum. Bu kadar itselleştirememiştim. Ama Şimdi çok rahatım.
Siz yokken ne yaptım biliyor musunuz? Konuya geleceğiz. ADHD'nin dürtüselliğini, onunla bununla çocuklukta fark edilmeyen ADHD'yi, işte gerçeklerin ADHD'yi, ne nöroisotlı olmak ne, yani nöro divergence, yani nöroçeşitlilik ne. Onun dışında doktora gidiyorsunuz, doktor diyor ki size, işte dersleri nasıldı çocuklukta?
İyiydi. O zaman ADHD değilsin. Böyle bir şey var mı? Ya da kadınlar neden ADHD'de tanı daha az alıyor daha?
Borderline teşhisi koymada bir yönelim var. Genel olarak psikiyatri de bu bir gerçek by the way. Benim argümanım değil, bu bir fact. It's a fact.
Çok özlemişim sizi. I can't believe you're doing this right now, yeah? Hiç gelmeyeceğimi sandınız mı bir ara? Om niye gelmeyeyim?
Bana hep yazdınız. Abla podcast bittin. Niye bitsin? Ama tabii siz de haklısınız.
Ama yok. Bitmeyecek inşallah hiçbir zaman. Çünkü her platformun kitlesi farklı. Her platformda konuştuğun konular farklı.
Ben burada ne kadar derine inersem ineyim. Siz bunu dinlerken haz alıyorsunuz. Burada buluştuğumuz nokta çok özgür ve sadece niş insanlar dinlediği için. Rahat rahat konuşabiliyorum ve benim göz bebeğim.
Siz beni gerçekten ilk tanımaya podcast ile başladınız. Hatırlıyor musunuz? Nöbetten kaçar, kaçar şimdi hemen soruşturma. Nöbetten gelirdim arkadaşlar.
Size ağlardım. Siz bana mesaj atardınız falan. Bir yazmış ki, abla ben senin hastane kahveslerini özledim. Ben de özledim biliyor musunuz?
Abi hasta bakmayı, hastaneyi çok özledim. Şaka mı? Bir de acilde senin yerin doldurulabilir ama şimdi istediğin bölüm falan, burada bu tuz olmazsa, diğer tuza gireceğim, yapacak bir şey yok yani. Bir şekilde olacak.
Bu tuz niye olmayabilir? Çünkü ben saçma bir şekilde olacağına inanıyorum. Olmayacağını görmem lazım. Bahane diğeri biliyorsunuz, yapacak bir şey yok.
Görmem lazım yani. Olursa olur, olmazsa bir sonraki tuza. Olacak bir şekilde. Neyse.
Ne diyordum falan. ADHD sadece bu değil arkadaşlar. ADHD sadece dikkat eksikliği değil. ADHD, dikkat ve regulasyon bozukluğu.
Oraya geleceğiz. Bir saniye. Yani çalınmış dikkat tamamen ADHD değil. Kitap okudunuz mu?
Whatever you guys. Ben siz yokken ne yaptım biliyor musunuz? Bakın çok ilginç. Hazır mısınız?
Hayatımda ilk kez, ilk kez bir ilaç kullanmaya başladım. Ve bu ilaç ne? Antidepresan. Ve terapim bitti ya.
Ben böyle geziyorum. Terapi bitti. Terapistimi çok sevmeme rağmen. Ona minnettar, şükran, ruhuma CPR yaptı.
Kalp masajı yaptı. Beni geri döndürdü falan. Ama buna rağmen ben böyleyim. İyi oldu bitti.
Zaten daha fazla bir şey bana katamam falan. Oğlum ne oluyor? Sonra ben bana ilaç yazan psikiyatriste buluştum. Bana dedi ki, Tuba Hanım, acaba çok daha kötü zamanlarınız oldu.
Ve o zamanlar antidepresan kullanmıyordunuz. Fakat şimdi siz kendiniz isteyerek antidepresan kullanmak istediniz. Ve bu da daha stresli olduğunuz, aslında iyi de olduğunuz, depresyonda da olmadığınız. Fakat hayattaki en büyük farkın terapinin bitmesi ve terapistinizle artık görüşmüyor olduğunuz zaman denk gelmesince tesadüf mü dedi?
Ben derim ki asla değil. Yani erkek arkadaş da olduğu gibi terapistimle bile ayrıldığımda yasımı yaşayamıyorum. Bir şekilde rasyonalize ediyorum. Diyorum iyi ki bitti falan.
Kanka yaşasın acını. Yani oturup da hüngür hüngür ağlamana gerek yok. Fakat bu da bir bitti. Artık sonuçta o benim beş yıl boyunca her hafta beni gördü, tanıyor, biliyor.
Arkadaş değil tabii ki. O arkadaşlık ilişkisi değil. Orada bir hierarşik bir ilişki var o terapistin. Ama bir de benimki psikodinamik olduğu için yani en ince ayrıntıma kadar her şeyimi bilen tek insan falan.
Onunla artık konuşmuyorsun, görüşmüyorsun. Nesne kuramını bırak yani. Nesne devamlılığın olmayabilir, nesne sürekliliğin olmayabilir. Gözden ırak, gönülden ırak olabilir.
Çocuklukta bunu edinmemiş olabilirsin. Fakat o ambivalansla kalabil yani. Arkadaşlar, neyse... Ben antidepresan kullanmaya başladım.
Şu anda tam doza erişmediğim bir önceki dozundayım. Yani böyle full etkiye az daha var. Fakat gerçekten bana iyi geldi. İhtiyacı olana iyi gelebilir.
Bu antidepresan öven bir şey değil aslında. Zaten hani genelde herkes daha şey bakıyor ona. Fakat benim o irritable halimi, daha böyle tahammülsüz, öfkeli... Çünkü benim depresyonlarım öyle oluyor yani.
Böyle hüzünden ziyade sinir, stres, öfke böyle... Semer Sarıkaya'nın bir tane editi var ya, bağırıyor. Öyle benim depresyonlarım. Sonra da en son yatağa çekilmece falan.
Velhasıl kelam ADHD'yi konuşacağız. Benim updatelerim bu kadar. Siz ne yaptınız, ne ettiniz bana yazın. Özledim.
Her podcast sonrası abla dinledim böyle böyle böyle böyle... Ne yaptınız ha bensiz trafikte? Ne yaptınız okula giderken? Ne yaptınız uyurken?
Gerçi uyurken çok dinlenmiyorum da. Ne yaptınız ya? Yokluğumu hissetmiyorsanız ben gideyim o zaman. Let me go.
Gergin uyku. Neyse şu ara durumlar karışık. Bu şarkıları söyleyemeyim. Arkadaşlar, şey var ya, gelmek için Üçüncü Dünya Savaşı'nı mı bekledin abla falan.
Orada savaş var, ben diyorum ki, ben döneyim bari. Madem, Allah korusun, madem böyle bir şey olacak, son zamanlarımız... Tamam, tamam, şaka yaptım, şaka yaptım. Arkadaşlar, tamam, başlıyorum.
Doktor Gületç Radyo'ya hepiniz hoş geldiniz. Welcome back to our show again. Şimdi bir tanem, açık konuşuyoruz, her zamanki gibi. Daha önce telefonunuza, şu elinizdeki şeye, merete, birkaç kere bile olsa o zehri yaydıysanız, şimdi girip açın, tamam mı?
TikTok, Instagram, herhangi bir platform. Abi kaç kişiden biri acaba ADHD? Merhaba, ben de ADHD. Önceden yurt dışında daha çoktu.
Şimdi Türkiye'de de türedi bu. Herkes maşallah ADHD. Maşallah herkes gifted. Herkeste şey var, işte twice exceptional bir birey.
Herkes neuro spicy, neuro isotlu. Yani ne? Neuro spicy, işte baharatlı beyin. Tamam, ben neuro isotu ben buldum.
Tehlifini alacağım. Whatever you guys. Ama gerçek bu mu? Şimdi ben size oran vereceğim.
Sosyal medyaya girdiğimizde maşallah herkes zaten ADHD. Ama ben sosyal medya üzerinden yapılan anketlerden bahsediyorum. İnsanların %30 ya da %50'si, %30 ila %50'si kendisinde ADHD olduğunu düşünüyor, tamam mı? Fakat epidemiolojik çalışmalara göre, arkadaşlar toplumun %5'inde gerçekten ADHD'yi var.
Yani 20 kişiden birinde. Evet, çocuklarda bu oran daha yüksek. Yetişkinlerde ise %2, %4 civarı. Yani kendine ADHD'yi sananların çoğu aslında bu stolen focus, yani çalınan dikkat kitabındaki gibi modern dünyanın getirdiği bazı alışkanlıklarla maalesef çok insani Dikkat eksikliği yaşayan insanlar.
Pek hiç düşündünüz mü mesela, bir insan neden herhangi bir dahiliye hastalığı... Mesela, ben de romatoid artrit var falan. Ya da ben de nefrolitiyazis var, yani böbrek taşı. Demiyor da, bir zaman herkes borderline'dı.
Bir zaman tüm baddyler borderline'dı, tamam mı? Öncesinde tüm sanatçılar bipolardı. Sonra bir zaman tüm böyle yakışıklı erkekler narsist oldu. Şimdi herkes maşallah hediye içtiği.
Neden? Öncelikle bir insanın romozit artriti olması için eklemlerinde bir sıkıntı olması lazım değil mi? Ama psikiyatrik hastalıklar insani deneyimlerden çok da uzak şeyler değil. Herkes zaman zaman bir şeyleri unutur, dalgındır.
Bunun fizyolojik sebeplere bağlı olması da gerekmiyor. Unutulsun diye illa B12'nin de eksik olması gerekmiyor. İnsanı zahir unutabiliriz. İnsanın doğasında var bu.
Eşyanın tabiatında böyle bu. Ya da herkes bazen üzgün olur ama her üzgünün depresyonda değil yani. Herkes bazen odaklanamaz. Herkes bazen ilişkilerde böyle duygusal şeyler yaşar, böyle yoğun çıkışlar falan yaşar.
Fakat psikiyatrik hastalıklarda bu insani deneyimlerin farkı, bazen yapısal olması, organik olması, genetik olması, yani kaynaklandığı sebep. Bazen de yoğunluğu, işte ev bozması, sürekliliği, devamlılığı, başladığı yaş, her yerde olması. Bambaşka şeyler yani. Dikkatin dağılmasıyla hediye işliyor olmak.
Tabii bir de şu da etkili maalesef. Bazılarının hoşuna gitmeyecek bu. Psikiyatride arkadaşlar bir fenomen var. Yani insanlar, ben de dahil, acılarını anlamlandırmak istiyor.
Zaten sürekli bunu söyledim. Yani benim bu podcast, işte yaptığım içerikler falan, hep bu acılarımı sublime etme isteği, işte bu anlatmam falan. Herkeste de bu var. Ve bazen bunun yolu bir tanı etiketinin üzerine giydirmek oluyor maalesef.
İşte hani o yaşanan kaotik deneyimi bir kavramın içine koyup, onunla o tanıya beraber böyle sarılıp rahatlıyor. Fakat artık ADHD tanısı için threshold çok düşmüş oluyor. Dikkatin mi dağınık? Abi dikkate dağınık olmayan mı var?
Varsa onda problem var yani. Bir de arkadaşlar, maalesef bir fenomen daha var. O da sekonder kazanç. Burada şunu demek istemiyorum.
Kişi bile istiyor, millet kandırıyor falan. Hayır. Bazen insan farkında olmadan da bilinç dışı mesela sekonder kazanç elde ettiğini düşünüp bunu yapabilir. Ne demek bu yani?
Sekonder kazanç ne demek? Bir semptomun, bir tanınlığın o kişiye dolaylı yoldan bir kazanç sağlaması. O kişinin bundan avantaj elde etmesi. Bir aidiyet hissi, bir topluluk hissi, ADHD komüniti, nöroistrofotiler komünitesi.
Bunları ben de yapıyorum ama ben de gerçekten var falan filan. Yok, ben bunları bilimsel bir yerden de anlatıyorum ve size kendimi katmayayım konuya. Yani var ya da yok bende. Ben bunu yapıyorum ya da yapmıyorum.
Sebepler bunlar. Hangisini alıyorsanız alın. Ya da mesela şey var ya, ADHD olunca evini toplayamıyorsunlar var ya da arkadaşına mesaj atamıyorsun ama bende ADHD var kanka falan. Gelemeyeceğim kanka ben buna.
Oluyor yani bu ama harbi zor olduğu için mesela ben o yüzden söylüyorum beraber iş yaptığım insana diyorum ki bakın bana deadline'ı erken söyleyin. Biz işte 12'de buluşacaksak bana deyin ki 10'da buluşacağız. Ben zaten anca 12'de gelirim falan ve böyle bu şekilde insanları yormadan kendimi düzenliyorum, kendimi regüle ediyorum. Ne oluyor arkadaşlar?
Bu böyle olduğunda gerçek hastalara zarar veriyor. Çünkü herkes ADHD zaten. Herkes de var falan. En gıcık olduğum şey de var. Herkes de yok kardeşim.
Ayrıca ya da çok fazla yaygınlaşıyor. Gereksiz ilaç kullanımı, herkes tanı alıyor. Ayrıca bu mis diagnoz. Yani yanlış bir teşhis.
Çünkü sorun ADHD değilse çözüm de ADHD'nin çözümü değildir. O yüzden bunu insanların kendine yapması da kendilerine de zarar verir. Şimdi ADHD özelinde mesela hangi semptomlar? Tamam mı?
İnsan deneyiminin semptomları dedim ya. Benzer şeyler dedim. Procrastination, erteleme, herkeste var. Yani %95 sor, vardır.
Var değil mi? Hepinizde var. Sabırsızlık, sıkılma, işleri yarım bırakma, hiperaktif hareketle hızlı konuşmayan dalgındır mesela, o vardır. Bir şekilde uydurursun.
Bakın, veriyi hipoteze uydurmakla hipotezi veriyi uydurmak arasında fark var. Biri bilim, diğeri değil. İşte dikkatini dağılıyor, sürdüremiyorsun, işleri hep yarım bırakıyorum ben falan. Tolga geçmiyorum yani.
Öyle gibi oldu. Fakat gerçek ADHD ile ne fark var bu semptomlarla beraber? Semptomun olması hastalık anlamına gelmiyor. Fakat semptomun şiddeti, sürekliliği, ciddi işlev kaybı... Zaten bunu psikiyatrist anlıyor.
Tanı nasıl konur ona da geleceğim. Fakat konu burada test değil, DSM-5 değil. Tanı arkadaşlar doktorun klinik kararıyla konuluyor. Bunun bir alanme süreci var, hem kendinden hem yakınlarından.
Bazı değerlendirmesi var. Test bazı doktorlar yapıyor standart izi olsun diye. Fakat testte, sen Mokso diyelim ki, onda ADHD var çıktınız, bu demek değildir ki kesinlikle var. Yok çıktınız, bu demek değildir ki kesinlikle yok.
DSM-5, şu anki en güncel psikiyatri kitabı. Oradaki, baktınız işte ben karşılıyorum. Hayır. Doktorun tüm anamnezle beraber, tüm öyküyle beraber, onunla diğerlerin dışlara falan filan karar vermesi gereken bir süreç.
Tahmin edebileceğiniz bazı şeyler söyleyeceğim. Bu neden peki son zamanlarda arttı? Çünkü arkadaşlar yani teknoloji geçti. 15 yıl önce herkesin evinde hem televizyon hem bilgisayar hem ipad hem bir şey telefon yokken şu anda sosyal medyada bırakın tüketmeyi herkes bir şey üretiyor bile yani.
hem üretiyor hem tüketiyor. Sürekli bildirim. Hook, attention span düştü. Herkes 3 saniyede bir şey vermeye çalışıyor.
Hustle culture, multitask kültürü. Her işi bir arada yapayım falan filan. Üretkenlik, bunun pompalanması falan. Kronik stres, kötü hava, kötü silikon diyanetim, uyku bozukluğu.
Zaten dopamin reseptörlerimizin aha gitmiş vaha kalmış. Bunların hepsi hiç ADHD'li olmayan bir insanda da dikkat sistemini bozuyor. Bu yüzden sosyal medyadaki o insanlar gerçekten ADHD semptomları yaşıyor olabilirler. Gerçekten.
Onların semptomlarını küçültmek veya... Hayır, siz bunu yaşamıyorsunuz, abartıyorsunuz değil. Yaşıyorsundur bunları. Bu sende ADHD olduğu anlamına gelmiyor prensesim.
Çünkü ADHD nörobiyolojik bir farklılık. Yapısal bir farklılık bu. Peki bendeki bu semptomlar modern dikkatin sebep olduğu, dikkat eksikliği mi yoksa gerçekten Attention Deficit and Hyperactivity Disorder mı? Tamam mı?
Bu arada bence bunun da tabii ki değişmesi gerekiyor isminin. Attention Deficit değil yani. Dikkat! Deficite eksikliği değil.
Attention Dysregulation falan. Executive Function Disorder. Şimdi gerçek ADHD ile nasıl ayırt ederiz? Bunu anlatacağım ama bunu anlattıktan sonra da ben nasıl tanı aldım onu söyleyeceğim.
Çünkü burada çok önemli bir detay var arkadaşlar. Bakın gerçek ADHD çocukluk döneminde başlar. Tamam mı? 12 yaşından önce izleri vardır.
O yüzden siz ADHD tırnası alırken ailenizden de dinlenirsiniz. Sadece kendinizden değil. Peki o zaman yani şu soru doğrulanıyor mu? Çocuklukta, işte okulda dersi, başarıların iyiyse ADHD değilse... Hayır.
Mesela ben kendi örnek vereceğim. Çocuklukta başladıktan sonra mesela ne görülebilir arkadaşlar? Erkeklerde bazen farklı oluyor, kız çocuklarında farklı olabiliyor. Zaten türleri var ya ADHD'nin, daha dürtüsellik baskın olan var, duygusal olanı var, daha inatentif, yani daha böyle işte dikkat bozukluğuyla giden var, daha dalgın olan.
Herkesin bildiği gibi işte, sınıfta oturamama, ödevlerini yapmama, dalgın olma, dikkat eksikliği olma, çocuğun yaramaz olması falan filan, hani duramaması, zapt edilmemesi. Okey, bunlar zaten çok bilindikçi semptomlar. Ama bir de benim türlerim gibi var. Burada da başka semptomlar devreye giriyor.
Birazdan anlatacağım bunu, az daha bekleyin. Eğer sizin içinde bulunduğunuz dünyadan ötürü dikkatiniz çalındıysa arkadaşlar hırsızlar tarafından, o zaman siz sevmediğiniz işte sıkılabilir fakat sevdiğiniz işte ya da mesela ilişkilerinizde falan bunu gözlemleyebilirsiniz. Yani yaşamın her alanında olmaz genelde çalınan dikkatden ötürü. ADHD'de arkadaşlar, hangi semptomlarınız varsa bunlar ilişkilerde de, okulda da, çok sevdiğiniz bir şeyde de çıkabilir.
Yani her yerde ADHD'li kişi aynı patterni gösterir genelde. Ve öyle 25'ten sonra çıkan bir şey değil. Geri baktığınızda güzel sorgularsanız, yaşam boyu bir örüntü var. Yaşam boyu devam eden bir süreç.
İşte bazen okul değiştirme, bazı yaşlarda fazla dürtüsellik, hep bir zaman yönetimin sorunları, hep böyle her yaşın ayrı ayrı sıkıntıları var, tamam? İşte bir de DHT'de, Typic Hyperfocus. Bunun tabii ki derin çalışmadan farkı var. Bunu anlatmıştım daha önce.
Hani derin çalışmada kişiye niyetle başlayabilir ve bir niyetle bitirebilir. Zararlı değil, kişiye zarar vermez. Çok güzel bir Deep Focus'tur. Fakat Hyperfocus öyle değil.
Hiperfokus gerçekten insanı yiyip bitiren, çok stresle ortaya çıkan, yumurta buraya dayandığında seni zorlayan iğrenç bir süreç. Yani evet, o işi yapıyorsun ama bir sorun nasıl yapıyorsun? Hayatından yiyor. Fakat sizin dikkatiniz çalındıysa ve ADHD değilseniz, bu hiperfokus hikayesi böyle olmaz.
Arkadaşlar, gerçek ADHD de gerçekten bu semptomları hayata dağıtabilecek, kişiyi çok derin depresyona, yaşamak istememeye sürükleyebilecek kadar şiddetli olabiliyor. Fakat dikkatiniz çalındıysa, evet performansınız düşer, yapamıyorum dersiniz ama hayat tamamen dağılmaz yani. Hatta şunu merak ediyorum, bu podcast'ı dinleyenlerin kaçı ADHD tanılı, kaçı ADHD olduğunu düşünüyor, kaçı ADHD tanısı konuda ama bende ADHD yok aslında falan diyor. Hatta kaçı da ADHD ilacı kullanıyor söylemek isterseniz, hepsi anonim kalacak.
Anket yapacağım inşallah. Çok önemli bir yere değinmeyi unuttum. ADHD etiketinin cazibesi, dayanılmaz cazibesi. Neden arkadaşlar?
Şimdi sosyal medyada iki uç anlatı var. Bir tanesi çok daha tabii gürültülüyor çünkü daha hoş geliyor kulağa. Diğeri gerçekten zorlayıcı olduğu için bu insanların bunu paylaşması da daha zor oluyor. Bir de dikkat çekici değil yani ilgi çekici gelmiyor çok.
Ne bu anlatılar? İşte hızlı, farklı, eğlenceli zihin, kaotik falan filan böyle bir anlatı var benimkine. Bir de diğer tarafta gerçekten yıkıcı, potansiyelini gerçekleştiremeyen kişi var orada. Peki gerçek ne?
Arkadaşlar ADHD tek bir şekilde kendini göstermez, tek bir şekilde present olmaz. Bu iki ucun arasında bir spektrum. Beynimizin dikkat düzenleme sisteminin farklı çalışması. ve güdütücü işlev bozukluğu, inhibisyon bozukluğu.
Bazen rutin işlerde zorlanma. Mesela benim ödediğim icranın haddi hesabı yok ve hani çok basit şeyler yani işte HGS'dir, olur budur, sürekli icra diyorum. Sürekli eve icra dosyası takibi geliyor. Avukatlarla artık hani özür diliyorum, diyorum ki lütfen kusura bakmayın, lütfen.
Annem diyor, kızım işte şunu öde, şunu öde. Yok arkadaşlar, icra gelecek, avukat beni arayacak. Bakın Tuğba Hanım şöyle oldu, böyle oldu. Yok diyorum, ben bir kere kaç senelik ceza dedim ya.
Ben Boyabat'tayken memuriyet eğitimi oluyor. Online eğitim arkadaşlar ve basit bir sınav. Bunu sırf geciktirdiğim için soruşturma açıldı bana. Orada diyemedim tabii ADHD mi var falan.
Özür dilerim dedim şöyle böyle falan filan. Hallettim sonra. Ama yani hani soruşturma açıldı, ben ifade verdim. Sırf niye?
Rutin işleri yapmak istemediğimden. Yapamıyorum yani. Çok zor geliyor. Ama bu sosyal medyada bir nörogeleşimsel farklılık ya da bir sıkıntı değil de sanki bir özellik.
İşte benim beynim farklı, ben işte ben sizden farklıyım, ben sizin gibi değilimme dönüşüyor. ADHD gerçekten hayatınızı zindan etmeye başladığında bunu böyle özellik gibi algılayamıyorsunuz zaten. Ben bugün 30 yaşındayım ve yaşla beraber ADHD ile yaşamayı öğreniyorsun. Ve semptomlar azalabiliyor genelde.
Bir de akademi falan da rahatladı ya. Artık işte ilişkilerdeki falan denge bir de ilaç kullanıyorum. Anca, anca böyleyim yani. Ne zorluklarını yaşadım, ne siz sorun, ne ben sorayım kaldıramayabiliriz.
Ve ADHD ile olduğunu söylediğinde daha böyle gifted, daha zeki olduğunu düşündürdüklerini düşündüren insanlar için kötü bir haberim var arkadaşlar. Hazır mısınız? ADHD'li insanlar daha zeki iddiasını bilimsel araştırmalar desteklemiyor. ADHD ile zeka arasında özel bir bağlantı bulunamadı.
Hatta ADHD semptomlarının şiddetiyle IQ arasında hafif bir negatif korrelasyon bulunmuş. Bu ne demek? Yani genel olarak ADHD'li bireylerin IQ skorlaması, IQ'ya ne kadar inanırsınız bilemem. Ama genel olarak popülasyondan 7-10 puan arası daha düşük diyor çalışmalar.
Bunun bir sebebi var mı acaba? Evet, var. Executive bir bozukluk, yani yürütücü işlev bozukluğu. IQ testinde ne lazım arkadaşlar?
Yürütücü bir işlev. Hiç girdiniz mi bilmiyorum. Orada gerçekten şöyle düşünün yani, su dokuyu nasıl çözüyorsunuz? Su dokuyu çözmek için değil mi?
Bir yürütücü işlev lazım, o lazım. Böyle su dokuyu çözerken... o dikkati vermen lazım. Zeki olsan bile o performansı gösteremezsen IQ skorun düşük gelebilir.
İşte ADHD'lerin de zeki olsa da performansı sıkıntı olduğu için, zekasını performansa aktaramadığı için daha düşük çıkabiliyor. Ama bu demek değildir ki her ADHD'li düşük zekalı. ADHD'yi düşük IQ'da da, yüksek IQ'da da, orta IQ'da da görülebilir. Fakat IQ'nun yüksekliği kişinin yaşam boyunca nasıl kompense ettiğine, ne kadar zorlandığına, akademik başarısına etki edebilir.
Ailelerde şöyle bir afinite oluyor, bir yatkınlık. Çocuğum sınıfta çok sıkılıyor, o zaman ADHD. Hayır, senin çocuğun ADHD değil. Sıkıldığında oturmayı öğretmemiş olabilirsin mesela.
Bu çocuk oyun oynarken, çocuk arkadaşlarıyla hiçbir sıkıntı yaşamıyor da, okulda sıkılıyorsa, çocuk okulda sıkılıyor kardeşim. Öğretmen değiştiriyorsun. Benim pislik anayasi. Şaka yapıyorum.
ADHD bir zeka göstergesi değil fakat ADHD bir zeka eksikliği de değil. Beynin dikkat ve işlev, sürdürme ve inhibisyon dediğim yerlerde farklı çalışması. Peki, bir de şuraya geleceğim. Sonra kendi tanımına sağlığından bahsedeceğim.
Ben, abi her şeyi anlatacağımı düşünmüştüm. Böyle çok güzel dedim işte ilaçlarla konuşuruz, onda konuşuruz falan filan ama o kadar çok konuşasım geldi ki uzun olacak yani. Hani 5 saat konuşmayayım. Onu da diğer bölümde yaparım.
Peki arkadaşlar, bir insan ADHD'liyse ve zekiyse... O zaman ne olabilir? Tanı alması gecikebilir. Neden?
Arkadaşlar hazır mısınız? Çünkü şu an söyleyeceğim şeyi ilk kez bir platformda söylüyor olacağım. İlk kez yani dijital ayak izime bunu bırakmış olacağım. Ben tanıyı ne zaman aldım biliyor musunuz?
Gerçek tanıyı. Sosyal medyaya başladıktan sonra. İnanabiliyor musunuz? Hatta öncesinde bana sen de hiperaktif vitamin var dediklerine diyordum ki, öf diyordum işte hep hareketli olan herkes illa hızlı konuşuyorum diye, kafam çalışıyor diye işte ADHD mi var çok biliyorsun diyordum.
İnanabiliyor musunuz? Çünkü o zamana kadar hayatım boyunca hiçbir doktor ki yani ben çocukluktan beri gidiyorum psikiyatriste, hiçbir tanesi de çıkıp demedi ki bu çocuk da ADHD var. Ve yani şu an bana baktığınızda bir geçen Twitter'da yazmış ki, şu ülkede nöroisotlu olduğuna en emin olduğum kişi Dr. Güneş.
Ben hep bir zamana kadar, özellikle bir zamana kadar, hani psikiyatristlere güvendim, bu konuda benden daha iyi biliyorlardır dedim falan filan. Ve hep böyle benim dürtüselliğimi, yaşadığım sıkıntıları, işte borderline mı acaba, bipolar mı acaba, işte yok ergenlik mi acaba, yok şımarıklık mı acaba, yok histerionik kişilik bozukluğu mu acaba, yok cac curt mu acaba falan filan. Peki tabii diyeceksiniz ki sen 5 yıldır terapi almıyor musun psikiyatristen. Nasıl bunu sana söylemedi?
Arkadaşlar benim aldığım terapi psikanalitik yaklaşım. Yani psikodinamik psikoterapi olduğu için burada tanı söylenmiyor. Hastalık tedavi edilmiyor. Siz kendinizi tanıma sürecinde, kendi analiziniz sürecinde bir şekilde iyi olursanız oluyorsunuz.
O yüzden zaten benim terapi çok zor. Ama bana iyi geldi günün sonunda. Ettiği end of the day. Ve böyle artık ben zaten 5 yıl aldım ama 3 yılın sonunda direncimi kırmıştım.
Ve ben artık baş edemediğimde bu sefer tüm hikayemle tekrar artık en son yine böyle sora sora bir psikiyatriste gittim. O bana dedi, Tuba Hanım artık hani bunu kabullenip hani böyle böyle nasıl yani dedi, siz daha önce kimse bu tanıyı koydu mu? Dedim hayır koymadılar. Çünkü abi ne oluyor?
İşte zeki, yani bu şeyi düşünmeyin. Zeki, abi tamam zekiyim işte bu kafası. Yani zeka çok matahsa bir şey değil, zorluk yani anladınız mı? Okey bu konu bu değil yani.
Buraya geçelim. Zeka arkadaşlar ADHD'yi özellikle çocuklukta maskeleyebiliyor çok rahat. Benim çocukluğuma baktığımda ben, derslerim hep çok iyiydi. İşte liseye kadar, lisede böyle ilk sınavda 15 aldım.
Aslında ailemi alıştırmak için yaptım bunu ve sonra 70 aldığım her şeyde bana böyle tebrikler falan filan bunu bilerek yaptım. Üniversitede ekseli aldım. Yine devamsızlıktan falan kendi sıkıntılarımdan. Sonra ama tıp kazandım.
İşte özel okul arslanında Türkiye derecesi yaptım. Sürekli böyle altın veren sınavlar vardı. Altın alıp duruyordum falan. Böyle hırslı ve çalışkandım yani.
Hem çalışkandım hem de derslerim iyiydi. Sınavlarda da başarılı oluyordum. Ama aynı zamanda ben ilkokulda beş okul falan değiştirdim arkadaşlar. Son sene bile değiştirdim ya.
Sekiz sınıfta bile değiştirdim yani. Hiç umurumda olmadı. Sonra gittiğim okulda da birinci oldum. Birinci olarak mezun oldum.
Lisede çok değiştirmeyi düşündüm. Üniversitede değiştirdim. Üniversitede bile tıpkı Zıtta bile değiştirdim. Çok yapılmaz yani bu.
Çünkü uyum problemi yaşıyordum. Canım sıkılıyordu. O insanlardan, o okuldan değiştirmem gerekiyordu. Bu da mesela çok büyük bir semptom aslında yani.
Benim böyle hani bir yerden bir yere derste böyle atlama zıtlama değil de ya da işte dalma falan değil de çok sabırsız zorlanıyordum. Çok sıkılıyordum. Uyum problemi yaşıyorum diyordum. Ve buna salgınlıyordu.
Işte Tılbağa çok zeki. Beni psikiyatriste götürüyorlardı işte o zamanlar. İşte IQ testi falan. Çok zeki deyip Yollanıyordum yani.
Çünkü bir şekilde, hani anlatacağım, yapı ve otoritenin de sayesinde ben bir şekilde idare edebiliyordum sonuç olarak. Aileme sorun çıkarmıyordum küçükken o anlamda. Ve kimse de o yüzden düşünmedi ki hani nörogeoleşimsel bir sıkıntı var mı? Ama dönüp baktığında, puzzle birleştirdiğinde benim bu son psikiyatristim tak yani direkt.
Şimdi arkadaşlar bakın çok önemli bir yere geliyorum. Structured bir hayat, yapılandırılmış bir hayat kişinin kendini idare etmesini, özellikle çocuğun, ergenin idare etmesini kolaylaştırır ve semptomları gizleyebilir. Nasıl? Benim okulda hocam vardı.
Evde ailem vardı. Annem, babam. Hep başımda helikopter aile böyle vız vız dönüyor yani. Ve hep böyle daha tabii ki otoriter.
Annem derslerimizle hep ilgiliydi. Her şeyimizle hep ilgiliydi. Biri bana ne yapacağımı söylüyor, biri beni sınırlandırıyor, biri benim bir şey yapmama izin vermiyor ve ben de oradan çıkmıyorum. Ama ne zamanki gelin görün ben Gazi'ye gittim, yani Ankara'ya.
Otorite kalktı, aile sıkıntısı yok, sınıfta kalsam bir daha yapabilirsin. Yani tek başıma yaşıyorum falan, başka şehirdeyim. Otorite kalktı, bence uzuttum. Başta ergenlik gibi gözükürken sonra daha büyük sıkıntılar olmaya başladı.
Ve tabii ki daha görünür hale geldim. Ve aynı zamanda okul zamanında bu yürüdücü işle... Yani daha net görevler. Daha net olduğunda ADHD'leşmeyi anlayacak.
Böyle kısa ve parçalanmış görevler her zaman daha kolay. O yüzden orada ödevini yap, okula git falan bu kadar. Ama yetişkinlikte işler değişiyor, senden beklenenler artıyor. Kendini organize etmek, zamanı yönetmek... Artık diyelim ki bir sıkıntı yaşadın değil mi?
Sen yetişkin bir insansın, hocayla sen görüşeceksin falan. Yani bir şeyler benim için o zamanlar kontrolden çıktı. Ve benim o zamanlar psikiyatrik başvurum artmaya başladı tabii ki. Bir de mesela yüksek zekada şöyle bir telafi olabiliyor.
Dikkatini veremesen bile tamamen, diyelim ki hani hiperfokusla değilsin, dikkatini veremiyorsun ama konuyu hızlı anladığın için zekadan ötürü daha az bir süre dikkatle toparlayabiliyorsun olayı. Yani o yüzden son dakika çalışmaları arada bir şekilde koturuyorsun ve hoca diyor ki çok zeki ama biraz dağınık, biraz böyle şey falan filan. Ama bu benim anlattığım sadece benim deneyimim. ADHD dediğim gibi herkesle asla aynı görülmez.
Aynı şekilde ilerlemeyebilir, aynı sıkıntıları yaratmayabilir. O yüzden kendimizi kimseyle kıyaslamıyoruz. Anlatacağım daha çok şey var ADHD ile. Bunun ilacı, osu, busu, her şeyi anlatacağım ama bölüm bölüm yapalım.
Zaten ADHD'liler şu an çoktan kapatmış olabilir. Hayır, kapatmanızı biliyorum çünkü hojunuza gidiyor. Böyle hızlı konuşuyorum ya. Bence sizi tutuyorum.
Biri demiş ki anlamıyoruz seni falan, diğeri demiş ki sadece ona ADHD'liler anlar. Hayır! Arkadaşlar, bu kız beni çok yoruyor. Dr.
Grech çok yorucu diyenleri çok iyi anlıyorum. Çünkü Dr. Grech beni de çok yoruyor. Ama şükürler olsun her şeye.
Çünkü buradan diyorum ya, 30 yaşıma geldim. Artık bundan sonra böyle daha azalarak inşallah semptomlar devam edecek. Yaşamayı öğrendim onunla. İyi doktor nasıl bulur, nasıl doktorumuza güveneceğiz?
İyi terapisi nasıl çıkar? Hepsini konuşacağız. İyice hızlandım. Sizi çok seviyorum.
Yine sonuna bıraktım. Saat iki falan. Bir buçuk iki. Bilmiyorum.
Bakacağım birazdan. Ve şimdi de edit'e atacağım. Yarına yetişecek falan. Bilmiyorum.
Yani böyle bir şey. Neyse arkadaşlar. Bu gece de bana yük yok. I love you.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.