Podcast

yalnız olmak neden özel hissettiriyor ve ölüme yürüyen penguen

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

penguen videosu: https://www.youtube.com/shorts/UD4gJ-m_e4I

belgeselin adı: Encounters at the End of the World (yönetmen Werner Herzog)



Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.892 kelime · ~14 dk okuma

Şimdi size gerçekten yaşanan bir hikaye anlatacağım. Koloni halinde yaşayan bir penguen sürüsü var. Soğuk olduğu için zaten beraber takılıyorlar. Arada yemek yemeye gidip geliyorlar yakın bir yere.

Ama durup dururken içlerinden bir penguen başka hiçbir penguenin olmadığı bir yere doğru yürümeye başlıyor gruptan ayrılıp. Bildiğiniz gruba arkasını dönüyor ve ilerliyor. Önünde de hiçbir şey yok yani. Antarktika var.

Sadece buzullar var, dağ var. En yakın dağ da 70 kilometre yakınlığında. Ve önünde hiçbir şey yok. Gerçekten etkileyici bir görüntü böyle bir penguen'i tek başına görmek.

Transkriptin tamamını oku

Bu bahsettiğim şeyleri yönetmen Werner Herzog'un 2007'de çıkan Encounters at the End of the World belgeselinde görüyoruz. Ve belgesel 2007'de çıkmasına rağmen şu an bu görüntüler aşırı popüler oldu. Çünkü insanlar bunu izledikten sonra penguenin o gruptan ayrılıp kendi yolunda ilerlemesiyle ilgili inanılmaz bir bağ kurdu. Bir kere ben de lisede yazlıkta arkadaşlarıma saklambaç oynuyorduk.

Ve yazlıktayız yani her yere gidebilirsiniz. Ben de sıkılmıştım biraz sosyalleşmekten ve yani sıkılmış mıydım yoksa sosyalleşmekten zorlanıyor muydum onu da bilmiyorum. Hani istediğiniz kadar iyi sosyalleşemediğinizde ben yalnız olsam daha iyi diye düşünüyorsunuz ya. Belki de öyle düşünüyordum.

Neyse ben saklananlardaydım saklambaçta ve şey yapmıştım. Direkt eve gitmiştim ve oturmuştum ve arkadaşlarıma da hiçbir şey dememiştim. Herhalde beni aradılar bir süre. Sonra da salıp günlerine devam ettiler.

Biraz ayıp etmişim yani. Haber verebilirmişim ben eve gideceğim diye. İlla yani hani şey, mistik olacağım. Arkamdan sorsunlar.

Cem nerede? Dünyanın en havalı insanı bize haber vermeden saklambaç oynarken evine mi gitti? Gerçekten bizim gibi biri değil. Bir kere de böyle izole olmak konusunda şey yapmıştım.

Bir hafta sonu ortaokul arkadaşlarımla buluşacaktık. Ama ben çok fazla buluşmak istememiştim. Ama böyle onlara gelmeyeceğim de yazmak istememiştim. Çünkü bir bahanem yoktu.

Hani evde oturmak istiyordum gibi. Ya da evde oturmak istiyor muydum ona da emin değilim. Anladınız mı yani? Neyse, benim aldığım karar şu olmuştu.

İki gün boyunca telefonumu kapayayım ve hiçbir şekilde açmayayım. Evet böyle bir şey yapmıştım. Sonra da pazartesimi artık... Pazar akşamını açıp bir yalan uydurmuştum.

Telefonum bozuldu da gelemedim mi? Demiştim. Yazamadım mı? Demiştim. Ki o sırada Facebook da var aslında.

Hani bilgisayarımı açıp Facebook'tan yazabilirdim. Ama böyle bir şey yapmadım. Ve bilim insanları penguenin bu grubu terk edip başka yere yürümesini eğer belgeselin tamamını izlerseniz şey diye açıklıyor. Hani bu böyle hayatın anlamını arayan veya derinliğini bulmuş bir penguen değil.

Sadece nereye gideceğini bilememiş gerçekten. Bir penguen yaralıysa açsa ya da başka bir problemi varsa bazen yanlış yere gidebiliyormuş. Ve bu penguen öleceğini de bilmiyor. Ne yaptığını bilmeden içgüdüsel bir şekilde sürüyü bırakıp yürümeye başlıyor.

Yani ne yaptığını bilmiyor. Diğer penguenlerin yardım etmemesi biraz ayıp tabii ki. Gidip yani gruba tekrar katmaya çalışabilirler ama sanırım hani öyle bir toplum da değil penguenler. Ama bu tabii şey sorusunu ortaya çıkarıyor yani insanlar bir şey ne kadar fark ederek yapıyorlar ya da diğer hayvanlar bir şey ne kadar fark ederek yapıyor.

Bunları da bu bölümde biraz konuşacağım çünkü bence gerçekten ilginç konular. Ama tabii ki biz insanlar olarak bunu kendi düşüncelerimize çevirip anladığımız için bir anda tüm internette bu penguenin ne kadar yalnız ve havalı olmasıyla ilgili insanlar paylaşımda bulundu. Herkesin bir robot gibi yaşadığı bu dünyada sürüyü terk edip başka şeyler yapmak aslında gerçekten yaşamak demek. İnsan bazen yürüyüp çok uzaklara gitmek istiyor ve dönmemek istiyor.

Ve bunu sadece ben hissediyorum. Çünkü ben yalnızım. Ve işin komiği, yani illa metaforla düşünmemiz gerekirse bu videoyu hiç izlememiş insanlar var. Çünkü 7.24 sosyal medyada değiller.

Aslında teknik olarak sosyal medyaya girmemek de hani grubun yaptığı şey yapmamak ya. Bu kadar çok insanın aynı anda hikayelerinde bu pengueni paylaşıyor olması aslında daha çok sürüdeler. Ama yine de yalnız ve özel hissetmek çok fazla analiz etmiş oluyor olabilirim ama böyle bir yalnız hissetmenin içinde hani kendine has özel değişik biri olma isteği de var veya değişik bir şeyler yapma isteği de var ve bu da tabii ki çok normal. Bazen insanlar, bu bana da oluyor, bir şeyi daha çok konuşmayı seviyorlar yapmaktan çok ve mesela bazı insanlar gerçekten farklı şekillerde farklı hayatlar yaşıyorlar ama bazı insanlar da bazı sebeplerden dolayı Sürüden çıkamıyor ve bununla alakalı konuşuyor ya da konuşmak daha basit bir hale geliyor.

Gerçekten farklı şeyler yapmaktansa aslında yapılması gerekeni söyleyip o şekilde yaşamıyorsun. Ya da bazen mesela bu arada ben tek çocuktum. Bu bilgiyi de vermiş olayım. Bazen yalnız kalmak istiyorsunuz. Çünkü insanlar size nasılsın ne yapıyorsun desin istiyorsunuz.

Aslında mesela bir grubun içinde aldığınız ilgiden yeterince memnun değilsiniz. O yüzden gruptan uzaklaşıyorsunuz ki sizin gerçek değerinizin farkına varsınlar. Siz dünyanın etrafının sizin etrafında dönüyor dünya. Abartıyorum bu arada şaka yapıyorum yani.

Ama yani tabii ki her hissin içinde bir sürü böyle aynı anda hissettiğimiz şey var ya ve hani bir şeyleri hissetmek doğrudan dallama olduğumuzu göstermiyor. Yani bunları hissediyorsak da ki herkes bazen hissediyor olabilir. Yani olan şeyler sadece bunları adlandırabilmek güzel bence. Benim lisede de böyle bir dönemim vardı.

Birkaç farklı senede lisede. Mesela bir tanesinde teneffüslerde 5 dakikalık teneffüs olsun 10 dakikalık teneffüs olsun sınıftan sınıfa gidiyorduk biz. Çok havalı bir okulda okuduğum için. Hem şaka hem gerçek.

Ve teneffüslerde sınıftan sınıfa giderken ben müzik dinliyordum. Hani insanlarla etkileşimde olmamak için. O da biraz hani kendini izole etmiş oluyorsun insanlardan. ya da daha ileriki sınıflarda öyle teneffüslerinde mesela beraber oturabileceğim bir sürü arkadaşım olmasına rağmen ben gidip sınıfta tek başıma oturuyordum bazen yemek yedikten sonra çünkü hem sosyalleşmek yoruyordu hem de insanlarla bazen tek taraflı bir ilişkim vardı yani kendimi çok fazla açıklamıyordum insanlara kendi duygumu ve düşüncelerimi ve bence bu özellikle erkeklerde oluyor ve kendi duygularını ve düşüncelerini açıklanacak bir şey gibi hissetmiyorlar Ama hissetmeyince de böyle hislerini birine anlatmayınca hepsinin içinde yaşamak da zor oluyor.

Ya da birine anlatırken mesela hani terapi olabilir ya da arkadaşına anlatırken insan bir şey ya da yazarken mesela kağıda yazarken üstüne düşünmüş oluyorsun. Ama hiç kimseye anlatmayınca üstüne düşündüğünde böyle o düşünceler tam hani Anlaşılamayabiliyor ama bu arada yani Penguin o kadar çok popüler oldu ki Trump bile Amerika Başkanı Trump bile Penguin ile bir paylaşım yaptı ve o kadar saçma bir paylaşım ki bilmeyenler için çok politikaya girmeyeceğim merak etmeyin hızlı geçeceğim. Amerika yani Trump Groenland bölgesini ülkesini Danimarkaya bağlı özel bir bölge Danimarkadan almaya çalışıyor. Ve şey diyor, Amerika'nın buna çok ihtiyacı var.

Orası güvenlik açısından çok önemli bir yer. Ama aslında zaten orada Amerika'nın üstü de var. Neyse yani bu böyle baya konuşulan bir konu. Ve resmi Beyaz Saray hesabı Trump'la o pengueni el ele tutuşup uzaklara yürürken bir fotoğrafını koymuş ve şey demiş, pengueni takip edin diye.

Bu arada da bir de Grönland bayrağı koymuşlar. Hani biz burayı aldık gibisinden. Ama işin en komik kısmı belgesel. Antarktika'da geçiyor ve Grönland'da kuzey kutbunda ya da penguenler yok.

Penguenler sadece güneyde var. Yani Antarktika dünyanın bir ucunda, Grönland dünyanın öbür ucunda birbirlerine olabilecek en uzak yerdeler. Ve biraz önce dediğim gibi herkes kendini doğru şey yapıyormuş ve yalnızmış gibi hissediyor. O yüzden saçma sapan insanlar da bunu paylaşabiliyor.

Yani Elon Musk paylaştı mesela. Şu an aşırı sağcı partileri destekleyen, dünyadaki beyaz insanların yok edilmeye çalıştığını düşünen biri. Ama beyaz diye bir etnik kimlik tam olarak yok yani. Zaten beyazlar yıllarca birbirlerini öldürmüşler.

Avrupa'da olan savaşlar hem birbirleriyle savaşıyorlar hem de gidip başka ülkeleri sömürüyorlar ve o ülkelerin stabil bir şekilde büyümesini engelliyorlar. Ama Elon Musk B'ye göre dünyada beyaz insanlar silinmeye çalışıyor ve beyaz insanlar medeniyeti temsil ettiği için dünyada medeniyet yok olacak. Ve Elon Musk da kendini o penguen gibi gören bir paylaşım yaptı Twitter'da. Ya da mesela İsrail'i düşünün.

Şu an İsrail'in yaptığı soykırımı dünyadaki çoğu insan hatta çoğu ülke karşı geliyor. İsrail'de yaşıyorsanız da bir sürü insan hatta ...tepki veriyor yapılan soykırıma. Ama tabii ki İsrail'de doğup büyüdüyseniz beyninizin yıkanma olasılığı çok daha yüksek.

Çünkü küçük yaştan haberlere maruz kalıyorsunuz. Okulda size aynı şey öğretiliyor. Kültür zaten bunun üstüne olduğu için ülkedeki. Beyniniz yıkanıyor yani.

Ama mesela İsrailliler de şu an, İsrail'de yaşayanlar da... ...dünya için iyi bir şey yaptıklarını... ...ve herkesin onlara karşı gelmesine rağmen... ...yaptıkları şeyi yapmaya devam ederek... ...kendilerini o penguen gibi de düşünebilirler.

O yüzden... Grubun içinde sızmak veya toplumun dışına çıkmak... Ya toplumun dışına çıkmak bu arada farklı şeyler yapmak gerçekten önemli bence. İlla bizim önümüze sunulan hayatı yaşamamız gerekmiyor.

Ve yani birçok insan hayatlarında sırf bu yüzden zorlanıyorlar. Ama yani bireysel de değil, onu da anlamak çok. İnsanlara zor mu geliyor anlamıyorum. Yani zaten hepimiz yalnız hissettiriliyoruz.

Yani mesela İstanbul'da yaşıyorsun. 2 saat boyunca işe gidip geliyorsun. Zaten sonrasında arkadaşınla görüşecek bir vaktin olmuyor. Kira ödemeyi düşünüyorsun.

Böyle kötü haberler görüyorsun. Zaten bilerek kötü haberler daha çok veriliyor. Yani zaten kötü şeyler oluyor yani o anlamda demiyorum da. Ya da yani tüm dünyada bu şekilde insanlar biraz daha yalnız ve kötü hissediyorlar ve problemleri hani kendileri çözebileceklerini söyleniyor onlara ve bu penguen olayı da bir tık öyle hani kendin böyle grubun dışına çıkıp işte tek başına yürürsen sen ve dünyaya karşı falan öyle bir şey bilmiyorum bu podcastta hep bunu konuşuyorum ama yine aynı konu buraya geldi.

New York'un yeni belediye başkanı Zoran Mamdani yemin töreninde ilginç bir şey demişti. İlk İngilizcesini okuyacağım, sonra Türkçe çevireceğim. Bir cümle zaten. Türkçe'ye çevirdiğimizde de şey gibi, katı bireyciliğin soğukluğunu kolektivizmin sıcak havasıyla değiştireceğiz diyor.

Çünkü kapitalist bir toplumun içinde yaşarken böyle bireysel olarak yapabileceğimiz şeylerin sayısı da çok fazla değil. Zaten herkesin amacı para kazanıp kapitalist oyunun içinden çıkmak yani. Ve evet kolektif bir şekilde yaşıyoruz zaten. Yani bizim kullandığımız her araç gereç birileri tarafından yapılmış.

İnsanlık tarihi de geriye gittiğimizde yani. inanılmaz bir efor sarf etmiş. Tüm insanlar yaşamışlar, ölmüşler, su içmişler, zehirlenmişler, suyu temizlemeye çalışmışlar. Yani sürekli bir şeyleri değiştirmişler ve bir şeyleri iyileştirmeye çalışmışlar.

Ama bunu para kazanmak için mi yapmışlar sizce? Yoksa insanlar daha iyi bir hayat yaşayabilsin diye mi yapmışlar? Hem kolektif olarak gerçekten birbirine sahip bir çıkan dünyada yaşayabilsek ama aynı zamanda da sırf bu kolektif dünyada yaşadığımız ve bazı şeylerden yararlandığımız için mesela Görücü usulü evlilik yapmamız gerekmese, annemiz babamız bize ne yapacağını söylemese ama biz okullara gidip bir şeyler öğrenip bir şey yapmaya karar versek ne kadar güzel bir dünyada yaşamış oluruz. Mesela sırf kadın olduğunuz için insanlar sizden belirli şeyleri yapmanızı beklemese veya erkekler ve kadınlara farklı davranmasa, gerçekten her insana eşit bir şekilde davransa Ne güzel olur.

O yüzden yani tabii ki herkes saçma şeyler düşünüyorken kendi düşündüğünüz şeyi gerçekten düşünüp taktıysanız bu düşüncelerinizi açıklamak kötü bir şey değil ama burada sıkıntı olan herkese bunu söylediğimizde saçma sapan düşünceleri olan birine de insanlara karşı gel diyoruz. O yüzden bizim esas yapmamız gereken şey Doğrudan fikirlerimizi söylemek ve tabii ki bunları söylediğimizde insanlar buna karşı gelebilecek ama yine de o rahatsız hissetsek bile bunu yapmak ve tabii ki bunu en kolay yapabilecek insanlar da bu zorlukları yaşamayan insanlar. Peki hayvanlar ne yaptıklarının ne kadar farkında oluyorlar? Ben bunu birkaç sene önce düşünmüştüm.

Yani hayvanlar öleceklerini biliyorlar mı? Çünkü insanların en değişik olaylarından biri de. Hem öleceğimizi biliyoruz hem de her gün unutuyoruz. Çünkü yani hem anlaması zor bir konsept hem de üstüne çok düşünülmeyen bir dünyada yaşadığımız için bence problemlerimizden biri de bu yani.

Hani sanki sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi yaşamamız ya da bazen de ölüm korkusundan dolayı bazı şeyleri ertelememiz ve aslında yaşamak isteyip yaşayamamız. ve hayvanlar başka bir hayvanın öldüğünü anlayabiliyorlar. Dürtüyorlar mesela, hareket etmiyor ve o uyku mu yoksa değil mi anlayabiliyorlar. Ve mesela bazı filler, diyelim grup halinde dolaşıyorlar.

Bir fil arkadaşları öldü bir yerde. Tekrar oraya gittiklerinde o fil arkadaşlarının orada olduğunu hatırlıyorlar. Ve o arkadaşlarının öldüğü yere gittiklerinde de daha farklı davranıyorlar normalden. Ya da mesela bazı şempanzelerde bir bebek örürse annesi o bebeği yanında taşımaya devam edebiliyor ve yine hani grup içinde mutsuzluk olabiliyor.

Herkes üzülebiliyor olanlara. Ya da yani ölümün tam olarak gerçekleştiğini anlamaları ya da kabul etmeleri hani biraz vakit alabiliyor bebeğe bakmaya devam ettikleri için. Bazı şempanzeler bazen hata yapıp şaşırıp yani hata yaptıklarını da anlayabiliyorlarmış. Mesela ...sıkıntıları olan başka bir şempanze var.

Gidip hani ona bir şey yapacaklar ve gidip vuruyorlar falan. Sonra onun aslında yanlış biri olduğunu anladıklarında... ...böyle hassiktir falan oluyorlarmış.

Yani hata yaptıklarını anlıyorlarmış ve... ...bu da komik yani, eğlenceli. Başka bir şeye baktığımda da şey vardı.

Babunlar var. Onlar da hep beraber uyuyorlarmış ağaçlarda ve... ...bu Robert Sapolsky'nin bir podcastinde...

Dinledim, linkini koyarım aşağıya. Babunların bir seslenmesi varmış ve o seslenmeyi yaptıklarında hani herkese neredesiniz, ne yapıyorsunuz, buralarda mısınız demek oluyormuş bu. Hani birbirlerinin yerini anlamak için falan. Ve bu babunlar beraber uyurlarken bazen mesela bir babun rüya görüyormuş ve şey diye bağırıyormuş, neredesiniz diye bağırıyormuş ama hani evdeler aslında yani.

Zaten ağaçta ve herkes uyuyor. Diğer babunlar da he he falan yapıyormuş böyle. Hani buradayız, aynen aynen falan diyorlarmış. Yani, tabii ki bunları söylemiyorlar da... ...Darwin Hitchcock'e biraz o şekilde oluyormuş.

Çünkü Robert Sapolsky böyle yıllarca babunları gözlemlemiş. Bunu da direkt kendi gözleriyle görmüş. Bayağı eğlenceli. Bu penguen belgeseline gelecek olursak... ...Encounters at the End of the World belgeseline.

İlginç çünkü belgeselin başında yönetmen Werner Herzog... ...bu arada bayağı havalı bir adam, şey diyor... İyi filmler çekmiş bir adam.

Belki yaptığı diğer şeyleri başka bir bölümde konuşurum. Ben Antarktika'ya giderken tatlı penguenleri çekmeye gitmiyorum diyor. Zaten gittiğinde ilk çektiği şey orada bin kadar araştırmacı insan var. Onların yaşadığı yer ve gerçekten böyle çamur içinde küçük küçük binaların olduğu saçma bir yer.

Zaten yönetmen de şey diyor. Buradan hemen gitmek istedim. Çünkü burada ATM vardı para çekmek için. Yoga dersleri, aerobik dersleri vardı.

Ve böyle hiç hani Antarktika denince aklınıza gelecek bir yer gibi de değil yani. Sanki daha çok Mars'ta insan üstü kurulmuş gibi böyle Oradaki araştırmacılarla veya orada yaşayan insanlarla konuşuyor. O çok ilginç. Çünkü bu penguinin videosunu insanlar paylaşıyor ya Instagram'da.

Bu insanlar da, araştırmacılar da aslında yani gerçekten tuhaf şeyler yapmışlar. Böyle dünyanın garip yerlerinde gezmişler. Ve en sonunda bir anda kendilerini Antarktika'da bulmuşlar. Ve çoğunun böyle benzer hikayesi veya dünyaya böyle benzer bakış açıları var.

Hepsi gerçekten zor şeyler yaşamış insanlar. En sevdiğim şeylerden biri dalgıçları gösteriyor. Buzun içine dalıyorlar ve gerçekten çok zor bir olay. İpsiz falan dalıyorlar daha kolay dalabilmek için.

Ve buzun altındaki okyanus çünkü. Yani kara parçası da var ama buzun üstünde olduğu bir okyanus parçası. Bir dediğim yani devasa büyüklükte bir okyanus parçası da var. Onun içine dalıyorlar ve iki yeni, üç yeni tür keşfediyorlar mesela bilim insanları oradaki.

Bu belgesel bize şeyi çok anlatmıyor işte şu canlı şunu yapıyor, bu canlı bunu yapıyordan çok bize oradaki ortamı gösteriyor ve gerçekten sadece o okyanusun içindeki aşırı garip uzaylıya benzeyen canlıları görmek zaten Zaten yönetmen Werner Herzog da bilim insanlarından birine şey diye soruyor. Hani okyanusun altı o kadar korkutucu gözüküyor ki insanların veya diğer primatların okyanustan korkup çıktıklarını düşünebiliyorum. Çünkü gerçekten çok zor bir yer. Hani oradan kaçıp kendimize yeni bir yer bulmaya çalışmışız gibi bir şey diyor.

Diğer bilim adamı da, bilim insanı da olabilir diyor. Baya komikti. Belki biliyorsunuzdur, Tiktalik öyle bir canlı var. O ilk denizden çıkan canlı olarak biliniyor.

Hatta bazen insanlar o Tiktalik'e sövüyorlar. Çünkü şu an dünyanın iyi bir yere olmadığını düşünüyorlar. Ve keşke orada kalsaymışsın diyorlar. Ben de bir tane ödül töreninde ödül aldıktan sonra TikTalik'e teşekkür etmiştim.

Çünkü o olmazsa biz olmazdık demiştim. Hani o, o herkese karşı çıkıp tüm kararlılığıyla karaya çıkan TikTalik. Belgeselde aklımda kalan şeylerden biri de böyle bilim insanları yeni tür bulduktan sonra ...onu kutlamak için gidip gitar çalıp eğleniyorlar.

Ve bilmiyorum sanatla bilimin birbirini desteklemesi gerçekten çok keyifli. Ve bence sanatla ilgilenen insanlar yeterince ikisi arasındaki dengeyi tutturamayabiliyorlar. Ama mesela bilimle ilgilenen insanların çoğu veya bir şekilde başarılı olan insanların çoğunun sanatla da ilgilendiğini görebiliyoruz. Ve belgeselde şeyden de bahsediyorlar.

Neyiz? Yani biz içinde yaşadığımız evrenin bir parçasıyız ve belki de evrenin kendini anlamak için kendini anlamaya çalışan tek bunu yapan şeyler belki de insanlar. Çünkü sadece yaşamıyoruz içinde bulunduğumuz evrende aynı zamanda bu evrenin nasıl olduğunu da anlamaya çalışıyoruz. Belki de bizi hani tek hücreli canlılardan veya diğer hayvanlardan En çok ayıran şey bu.

Gidip uzaya bakıyoruz. Dünyaya benzeyen gezegenler kaç ışık yılı uzaklığında? İşte orada, o dünyada ne kadar kolay yaşanabilir? İçinde hangi gazlar var?

Yani deli şeyler yapıyoruz. Ya da gidip hücrelere bakıyoruz. Hani atom altı parçacıklara bakıyoruz. Her şeyi anlamaya çalışıyoruz ve giderek de aslında daha çok şey anlıyoruz gerçekten.

O yüzden insanların bu özel şeye sahip çıkması da önemli tabii ki. Ve belgeselde konuştukları başka bir konu da küresel ısınma. Dünyanın sonunun geleceğini düşünen küresel ısınma yüzünden bazı bilim insanları vardı belgeselde. Ya da bir şekilde dünyanın bu şekilde ilerlememesini isteyen insanlar vardı.

Ve 2007'den beri kaç yıl oldu? Şu an mesela küresel ısınma en çok konuşulan problemlerden biri de değil. Çünkü o kadar fazla yapay problem ortaya çıkarıldı ki dünyada. Hani doğa insanları öldürmeden önce biz mi insanları öldürmesek diye konuşmaya çalışıyoruz.

İnsanlar saçma sapan şeyler söylüyorlar. Yok işte dünya zaten soğuyor falan gibi. Yani bütün bilim insanları bir şeye inanırken hala böyle garip bir dünyada yaşıyoruz. Evet bu Penguin'le ilgili düşündüklerim böyleydi.

Bu üst üste ardı ardı gelen beşinci bölüm oldu podcast'ın her hafta. Aynı günlerde gelmese de ilk zamanki düzenimize dönüyor muyuz acaba podcast? Eski düzenine dönüyor mu? Bakalım.

Sadece film izlemiyorum. gmail.com hesabına görüşlerinizi İsteklerinizi ve taleplerinizi, zaten aynı kelime galiba, mail atabilirsiniz. Onun dışında Spotify'da puan verebilirsiniz.

Apple Podcast'ta sadece puan vermeyebilirsiniz, aynı zamanda yorumda yazabilirsiniz. Biri şey yazmış, bir erkek için reasonable konuşuyor yazmış. Reasonable konuşuyor da hani makul konuşuyor. Erkek olmam için o benim makul konuşmamı engelliyor.

O da demiş ki, erkek olmasına rağmen makul konuşuyor. Ya da bir erkek için olabildiğince mi makul konuşuyor diyordu. Öyle bir şey diyordu. Kendinize iyi bakın, görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)