
4.167 kelime · ~21 dk okuma
Merhabalar herkese. Mecbur Muyum'un yeni bölümüne hoş geldiniz. Bugün yanımda sevgili partnerim Yaşar var ve tabii ki de olay kazığı. O kazak.
Neye borçluyuz bu kazağı stüdyomuza onurlandırmasını Yaşar Bey? Ciddi bir konu konuşacağız. Ne zamandır hakkında düşündüğüm bir konu. Kesin, ben de çok düşünüyorum.
Evet. Bugün para biriktirmeye mecbur muyumu konuşacağız? Bu konuyu ben çok düşünüyorum çünkü ben asla para biriktiremiyorum... ...Yaşar'cığım ve yalnız da değilim bu konuda,
biliyorum. Seyircilerimiz önünde açıkla, mal varlığını açıkla. Mal varlığımı, vallahi şu tablet... Ya geçenlerde bir tweet gördüm.
Belki senin de önüne düşmüştür. Çünkü bayağı konuşuldu. Bir kıza istemeye gitmişler. Kız da diyor ki işte bana istemeye geldiler.
Otuz yaşında ne ev alabilmiş, ne araba alabilmiş. Hayatını kuramamış. Gelmiş bir de beni istiyor falan gibilerinden. Habersiz mi gelip istemiş?
Kızın haberi yok muymuş? Belki bilmiyorum. Bir şey, spontan bir... Yoldan geçerken bir dakika, sizde bir genç kız var mı?
...çok böyle sistemkar bir şekilde yazmış ya. Otuz yaşına gelmişsin. Bir de böyle küçük yaşlardayken otuz yaş çok büyük gibi gözüküyor ya.
Evet. Ben de böyle daha yirmili yaşlarındayken otuz falan gibi görüyordum. O da normal, insani bir şey tabii ki ama. Ben de okuyunca abi ben hani otuz beş yaşındayım... ...ve ne ev ne araba hiçbir şey alamadım yani diye düşündüm.
Gerçekten öyle bir ekonomide yaşamıyoruz ve günü gününe yaşıyoruz... ...neredeyse maaşlı çalışanlar olarak bile. Ne olacak bu halimiz?
Sen niye bu konuda bu kadar düşünür oldun? Şöyle bence insan üniversiteyi bitirir, çalışma hayatına atıldığında... ...yavaş yavaş tabii ki hayat sorumluluğunu daha fazla hissediyor.
Geleceğini düşünüyor, anne babasını düşünüyor. Kendisinin harcama eğilimlerini falan bir daha düşünüyor. O gençlik heyecanı bir kenarda kalıyor. Hayattaki istikrar arayışı artıyor.
Benim içimde öyle oldu. Buna formatif adult halta yani kurucu yetişkinlik de deniyor. Biz o yetişkinliği ve bundan sonraki hayatımızı kurma aşamasındayız. Ben yirmi yedi yaşındayım.
Yirmi beş yaşımdan itibaren yavaş yavaş... Hani paranın daha önemli olduğunu fark ettiğimdeyim. Hani para çünkü gerçekten insanı her şeyini çözmese de... ...problem yaşamamasını da sağlayan bir şey,
birikim de öyle. Evet. Rahat ve huzurlu hissediyorsun. Burada bir araya gireceğim.
Bunu dinleyemeyecek ama Rus bir dostumuz var. Fedor diye çok şey bir adam, zengin bir adam. Sağ olsun her aile dostumuz her yılbaşında beni arıyor ve aynı şeyi diliyor. ...para kazan,
gerisi gelir falan. Hani her şey vardır ya, para, sağlık, huzur falan. Sadece paradır diyorum, zengin olunca anlıyorsun ki... ...işte gerisi geliyor para kazanınca falan diye bir lafı var onun.
Söyledin bana onu hatırlattın. Kesinlikle öyle. Biraz bir de bizim kültürümüzde, pardon sözünü kestim ama... ...hani böyle çok paranın peşinden koşmak da biraz... ...ahlaken düşük bir şey olarak da görülüyor.
En azından ben hani böyle bu tarz Yeşilçam filmleriyle... ...büyüdüm, birçok insanda böyle hisseder. Hani zengin hep antipatiktir.
İşte fakir ama mutludur falan filan. Hani bu söylemlerin yer yer belki ufak tefek doğruluk payları olabilir. Hani hırslı olalım işte ya da hırslı olabiliriz ama açgözlü olalıma gitmek zorunda değiliz buradan ama... ...biraz yetişkinliğe adım attıkça senin söylediğin gibi...
...paranın aslında ne kadar çok şey hallettiğini ve ne kadar belirleyici olduğunu... ...yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz.
Belki burada şöyle bir ayrım yapmak lazım. Para sonuçta bir araç. Yani parayla bir takım metalar satın alıyorsun. Burada bence en önemli şey varlık, yani varlığa sahip olabilmek.
Burada sağlıkla bir varlıktır, huzurla bir varlıktır, ailede bir varlıktır. Ve bu varlıklara erişmek için de sonuçta bir aracıya yani paraya ihtiyacın var. Ve çok finansallaşmış bir dünyada yaşıyoruz biz. Yani atıyorum Amerika'nın veya Trump'ın aldığı bir gümrük kararı senin yatırımlarını, senin birikimlerini, senin paranın değerini uzaktan etkiliyor.
On bin kilometre öteden senin paranın değeri Amerika Merkezi Bankası'nın bu sene faizleri indirip indirmeyeceğinden belirleniyor. Veya işte dünyada birçok emtia var. Kahve bile. Bir borsaya sahip böyle bir dünyada yani senin finansal hareketlerini düşünmemen... ...senin birikimlerini düşünmemen elbette geride bırakıyor.
Ama ben her dediğim gibi mesela varlık açısından bakıyorum. Yani o varlığa sahip olabilmek, bu da biraz bu işlerden anlamayı... ...bu işlere biraz kafa yormayı ve en azından paranın bir kısmını kenara atmaya itiyor.
Ama şimdiye kadar şöyle bir tartışma vardı. Gençler para biriktirmiyor, para biriktirmek istemiyor. Onlar tüketmek istiyor, gezmek istiyor. Gençler sürekli avokadolu tost diyorlar, sürekli dışarıda kahve içiyorlar.
Para biriktirmiyorlar, işlerine gelmiyor. Savurganlık yapıyorlar gibi bir söylem var daha üst jenerasyon tarafında. Allah zaten bu klasik söylem, avokadolu tost. Şimdi evet bir mit vardı, o da şu.
Gençler savurgan, sorumsuz, geleceğini düşünmedikleri için birikim yapmıyorlar, yapamıyorlar. Ama son zamanlarda özellikle Financial Times ve Bloomberg gibi... ...hani finans konusunda uzmanlaşmış medya gruplarına çıkan raporlar, istatistikler var.
Gençler aslında paralarını bir yerlere park ediyor, birikim yapıyor. Ama nereye yapıyorlar? Riskli varlıklara yapıyorlar. Mesela kripto gibi, mesela çok volatil Amerikan hisse senetleri gibi.
Niye? Çünkü ana akım yatırım araçları, arsa, konut bunlar çok pahalandı. Bunlara erişmek çok zor. Yani sen demin kendin de söyledin.
Bir evi alabilmenin bırak imkanı, onu hayal etmek bile bir genç için artık imkansız. Evet, kumara da yöneliyorlar bu arada. Çünkü tabii ki az paran olunca ya da yatırım için ayıracağın az paran olunca... ...onunla çok büyük bir getiri kazanmak istiyorsun,
büyük bir vurgun yapmak istiyorsun. Ve maalesef tabii ki de tasvip etmediğimiz şekillerde... ...online kumar ya da fiziksel kumar, çok gençler oynamıyor ama... ...online uygulamalar üzerinden,
bettingler üzerinden... ...kumara da epey bir paralarını harcıyorlar maalesef. Evet, yani senin bahsettiğin gibi.
Zaten nasıl zengin olacağım, nasıl bu varlıkları alacağım düşüncesi var. Elinde çok fazla para yok. Bari riskli, kaldıraçlı, getirisi yüksek ama riski yüksek varlıklarda şansımı deneyim düşüncesi oluyor. Kripto bunlardan biri.
Şimdi geçenlerde bir akrabayla konuşuyordum. İşte bayram vakti geçen sene. Benim yaşlarımda arsa almış. Gıcık olursun hiç.
Kabus mod bir akrabadır o da. İyi yatırım yapar. Yani nasıl olabilir falan diye hemşerileriyle beraber bir kooperatife girmişler. Seksen kişi, Sabiha Gökçin oradaki o zamanda Kurtköy bu kadar gelişmemiş metro falan da yok.
İyi yer yapmışlar bu arada. Bir arsa almışlar ve seksen doksan tane apartman çıkmış. Çok iyi. Ben bu kooperatifçilik muhabbetini biliyorum Berk'ten dolayı.
Çünkü o bir hukuki danışmanlık veriyor bir kooperatife. Herkes altmış yaş üstü ve bu kooperatif kültürü devam ediyor gayet aktif bir şekilde. Bizim jenerasyonumuza maalesef gelemiyor. Evet.
Muhtemelen hani yapısal sebeplerden ötürü. Ama çok güzel bir şey çünkü ben, benim rahmetli dedelerimden bir tanesi öğretmendi ve bir öğretmen kooperatifine girmiş zamanında. Öyle bir sitede, Öğretmenler Sesi diye bir sitede büyüdüm ben. Çok güzel hani hep böyle öğretmen çocukları, öğretmen torunlarının olduğu bir ortamda.
Aslında güzel bir kültür. Çünkü hep beraber bir arsa alıyorsun, işte orada ev yapıyorsun. Çocukların orada beraber büyüyor. Bazen torunların orada beraber büyüyor ve çok iyi de bir yatırım aracına da dönüşüyor aslında.
Hem yatırım aracı, hem bir hayat tarzı gibi bir şey oluyor. Şu an gidip bir kooperatif üye olacağım yani. Ne kadar iyi anlattın ki. Öğretmenler kooperatifi benimle alın aranıza.
Yok işte, arsa kalmadı be. Bak, bence bireycileştik. Onun da bir net etkisi var. O da var, tabii ki.
Şimdi insanlar tek başına ev almaya, tek başına arsa almaya çalışıyor. Ben bu arada bunu neye benzetiyorum biliyor musun? Mahmut avlamaya benzetiyorum. Ne alakası var?
Yakın zamanda Buz Demir izledin herhalde. Yok, ama izleyeyim. Evet, güzel olur, eğlenirim. Şimdi Mahmut büyük bir şey, tamam mı?
Tüylü, işte dişi var, hortumuyla döversin, ayağının altına alır. Tek başına avlayamazsın. Onu ağlaman için yirmi kişi beraber hareket etmen lazım. İşte biri onun dikkatini dağıtacak diye, biri tepesine çıkacak da... ...biri böyle mızrak batıracak da.
Çok da bu arada atlatmış oldum. Mahmut ablamışlığın var herhalde şanlı Urfa avlarında. Ya yaşamış kadar atlattım. Neyse, şimdi yirmi kişi beraber bir iş hallediyor.
Şimdi ev almak, arsa almak da öyle bir şey. Kooperatif o anlamda mükemmel bir iş bölümü. Bizim kuşağın buna ihtiyacı var. Buradan sesleniyorum bizi dinleyenlerden.
...çileye başlıyoruz. Mecbur muyum dinleyicileri? Mecbur muyum kooperatif? Ben seni Berke sevk edeceğim.
Çünkü o da kooperatif çileye hayran kalmış şekilde şey yapıyor yani. Yapmamız lazım abi falan diye. Çünkü çok, bu arada siteyi yapamasan bile zaten bazen anlaşmazlıklar oluyor... ...ve kooperatif bir ev yapamıyor ya da site yapamıyor vesaire.
Ama yine de bu iki, üç yıl sürdüğü için yine de Arslan değerlenmiş olarak satıyorsun en kötü ihtimalle. Mükemmel, mükemmel. O yüzden jenerasyonumuzu... Bırakın artık şu avokado tostlarıyı.
Girin bir kooperatife dediniz gibi. Mesela hakikaten bireycilikle ve bireysellikle çok az şey çözebiliriz. Çok, çok doğru. Aynen.
Beraber hareket etmemiz lazım. Burada birkaç mesele daha var. O da... Diyelim ki varlık fiyatları şişti.
Bir de bunun yanında kiraların senin gelir payın içindeki oranı da çok yükseldi. Yani insanlar birikim yapıyor dedik ama eskisine kadar daha az yapıyorlar. Çünkü birikime ayıracak paraları da azaldı. Kiralar falan inanılmaz arttığı için paranın çoğu dünyada, Türkiye'de nereye gidiyor?
Kiraya gidiyor. Yani yatırım yapabileceğin maaşın da küçülüyor. Kesinlikle. Peki, bu deneyim ekonomisi diye bir laf çıktı son zamanlarda.
İşte yok yeni nesil, hem buna benim kuşağım olan X kuşağını... ...hem de Z kuşağını dahil ediyorlar. Aslında sahip olmak istemiyorlar, azizim.
Aslında onlar işte araba sahibi olmak istemiyorlar, Über'e binmek istiyorlar. Ya da ev sahibi olmak istemiyorlar da işte Airbnb'den kiralamak istiyorlar. Yani onların böyle bir sahip olmak, onlar daha bohemler falan gibi bir söylem ortaya çıktı. Sen buna katılıyor musun?
Ya vallahi bir dönem sanki bu fikir, bu düşünce etkin oldu gibi. Çok popülerdi bu arada. Evet. Çok, çok popülerdi.
O neyin sonucu biliyor musun? Dünya rahat bir yerdi. Dünyada para boldu. İşte Amerikan egomonyası falan filan.
Daha 2008 krizi bu kadar yaşanmamış. Hani Batı'da refah da devam ediyor. Epstein gibi rezillikler de... İnsanların böyle batıya inancı vardı.
Rahat ve güzel bir dünyada yaşayacağız. Orada varlık sahibi olmamayı göze almak daha kolay bence. Evet. Zaten dünya rahat.
Niye araba alayım ki? Hani araba fiyatları ucuz. İstesem alırım ama almayayım. Ya da ev fiyatları ucuz zaten.
Şimdi bence öyle bir dünyada yani geleceğe dair imser olduğun, varlık fiyatlarının bu kadar şişmediği... ...paranın bol olduğu bir dünyada almak yerine kiralamak daha mantıklıydı. Ama şimdi güvencesiz hissediyor insanlar.
Şimdi varlık fiyatları sürekli şişiyor. Para kendini çekiyor. Böyle olduğunda insanlar sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu anladı. Evet.
Ama bir yandan da güvencesizleştikçe de sahip olmak da zorlaşıyor gibi bir cenderenin içine düşüyorum. Ya benim finansal okuryazarlığım çok az bu arada. Bu konuda bir az dediğim hani ortalama bir vatandaştan yine daha iyidir de olmasını istediğim yerde değil. Çünkü hiçbir şekilde öyle okullarda ya da işte eğitim hayatım boyunca herhangi bir faiz nedir en basitinden vesaire gibi çok basic, çok temel bilgilerden uzak kaldım gibi hissediyorum.
Bir şey daha söyleyeyim mi? Bence kadınlar da kadınlardan bir şeyleri dinlemeyi daha rahat anlıyor gibi hissediyorum. Hani erkekler erkeklerden dinliyor, kadınlar da biraz kadınlardan dinliyor. Fark ettim geçen gün ne düşündüm biliyor musun?
Türkiye'de hiç kadın, ne diyelim, yatırımcı, kadın yatırım ekonomisini anlatan biri var mı diye düşündüm. Ben var, ben takip ediyorum. Bir tane Instagram'da bir kadın var ama bir tane var. Mesela düşün... O da Türkiye'de yaşamıyor bu arada.
Öyle mi? Evet. İsmini unuttum şu an ama düşün YouTube'da işte Instagram'da bütün bu yatırımcıları işte Amerikan piyasalarını, altını takip eden, enerjiyi takip eden herkes erkek. Bence bir kadınlar içinde bu bariyer yaratıyor.
Yani ben biraz bunu nereden düşündüm biliyor musun? Şu an Türkiye'de aslında çok hızlı büyüyen, eğitimli ve çalışan, eli para tutan bir kadın kuşağı var. Ve bence bu kuşak yani bu kadın grubunun en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bu yatırım. Evet.
Yani yatırım dinlemek. Mesela sen de kendin de söylüyorsun. Aslında her konuda çok bilgilisin ama bu konuda biraz eksik kaldığını düşünüyorsun. Niye?
Çünkü aktaran yok yani. Bir de lugatu falan çok şey. Yani hani böyle bir dünyası var onun. Evet.
Gerçi bunu her şey için söyleyebiliriz ama hani bir de ilgi çekici değil. Çok sıkıcı geliyor bana mesela. Hani felsefenin de bir lügatı var, sosyolojinin de var, politikanın da var falan ama... ...kavramları yakalamak çok soyut oluyor.
Yok oradaki faiz orayı etkiliyor. Yok merkez bankası kime tam olarak borç veriyor falan. Hani ben böyle kayboluyorum yani. Birinin bana böyle sıfırdan, böyle çok hani... ...for the means şeklinde,
aptal anlatır gibi anlatması lazım. Ama Allah'tan artık yapay zekayla bu tarz konular konuşabiliyoruz. Lafı ağzından aldın. Ben bu arada bir buçuk senedir hani daha sıkı fıkı finansla ve yatırımla ilgileniyorum.
Yapay zeka bayağı yardımcı oldu bana. Yani bir köşeye chatcipti açıyorum, bir köşede mesela bir şirketin bilançosunu açıyorum. Mesela ebita, ne hemen yazıyorum bilmem ne. İşte IPS falan filan hani böyle o kavramların hepsini anlattırabiliyorsun.
Ve birazcık da şey istiyor, iki üç ay düzenine bakınca artık kafanda bir şeyler oturmaya da başlıyor. Evet, evet doğru tabii. Ama bu dünyaya girmek lazım, özellikle kadınlar olarak. Çünkü Türkiye'de mesela kadınların kendi isimlerine banka hesabı olmaları bile çok... ...yüzde ellinin altında bir şeydi gibi hatırlıyorum.
Yanlış hatırlıyor olabilirim ama böyle bir oran okuyup çok şaşırdığımı ve üzüldüğümü hatırlıyorum. Kadınların da finansal özgürleşmesi de çok önemli bir mevzu. Hani toplumsal olarak da önemli bir mevzu. O yüzden hep beraber keşke biraz daha finansal okuryazarlık kazansak be hanımlar.
Bu arada ne düşünüyorum biliyor musun? Son bir senede özellikle Twitter'da ve Instagram'da karşıma giderek daha fazla yatırım ve finans meraklısı insan çıkıyor. Bu tarz içerikler üreten insanlar çıkıyor. Bu biraz tabii enflasyonu falan tetiklemesiyle ilgili ama Amerikan piyasalarını takip eden hesaplar var.
Baya işte... Emilia'nın bilançosunu anlatıyor. Yok gelecekte işte hafıza çipleri üreten şirketler değer kazanacak falan. Hani bayağı ben Financial Times'e ne okuyorsam bunun Türkçelerini görüyorum sürekli Twitter'da.
İnsanlarda da bu konuda ciddi bir bilinç ve merak olmuştu. Onu hissediyorum. Çünkü işte ev falan artık çok pahalı. Onlara erişmek çok zor.
Bir de işte çok konuşuluyor ya bilmem ne şirket yüzde üç yüz gitti. Şu yüzde beş yüz gitti. İnsanlar da hani bir şey kaçırdığını düşünüyor. Toplumda buna dair ciddi bir hareketlenme var.
Öyle hissediyorum. Evet, kesinlikle. Bu arada kadınlar ve yatırım deyince aklıma tabii ki de altın geldi. Hani böyle altın günü üzerinden ve altın takı alma üzerinden kadınların bir yatırım kültürü var.
Bu da güzel bir şey bu arada ama tabii ki bununla sınırlı kalmasa daha iyi olur. Ben bir kere böyle bir finansçı arkadaşımdan şey, ya işte bana birkaç yatırım tavsiyesi var falan diye böyle laf arasında şey yapıyordum. Ya boş ver anlamazsın sen, git altın takı al dedi bana. Altını alanlar kazandı.
Aldım bu arada. Kuyumcuya gidip böyle ve en hani şey... ...böyle birazcık Alaturka takıları aldım.
Düz ağacında böyle anane bileklikleri olur ya falan hani. Onun bir de böyle şey işlemesi ne kadar fazlaysa o kadar... ...daha değer kaybediyormuş falan filan.
Yani bir işe yaradı ama tabii ki bununla sınırlı kalmasa çok daha iyi olur yani. Kendimle ilgili bir şey söyleyeyim bu arada. Söyle. Şimdi dedin ya hani böyle bir deneyim ekonomisi var vesaire diye.
Gerçekten bir deneyim ekonomisi de var. Çünkü yani insanlar bir şey tüketmenin önemli olduğunu, bir şey tüketmenin bir şeyi sinyallediğini de düşünüyor. Kesinlikle. Ve ben mesela elim biraz daha para tuttukça, biraz daha çalışma hayatına girdikçe... ...daha az harcama yaptığımı ve daha cimri biri olduğumu fark ettim.
Cimrileştim mesela. Niye? Sonra düşündüm, niye böyle oldu? Mesela şu an çok zor para harcıyorum.
Çünkü... Çünkü zor kazanırız. Hem o var ama şimdi eskiden fark ettim ki kendime bir şey ispat etmek için alıyormuşum. Yani bir şey satın alırken işte bir yerde bir kafe içiyorum, bir yerde bir kahve içiyorum.
Bir yerden hediyelik bir şey alıyorum veya ne bileyim bir şeyin olması gerekenden daha pahalı olduğunu biliyorum ama... Alıyorum çünkü alamazsam kötü hissediyorum. Şimdi zaten hani çok şükür alabilirim ama almamayı tercih ediyorum ya. Almamayı tercih ettiğimi biliyorum.
Bu yüzden alma ihtiyacı hissetmiyorum. Yani kendimi ne derler ona? Bir doygunluğa ulaşmış olmak gerekiyor tabii yani. Diğer türlü şey oluyorsun sürekli.
...böyle kendine bir şey kanıtlaman gerekiyor gibi. Aynen, onaylanma ihtiyacı hissetmiyorum. Dolayısıyla insan onu aşınca bence daha da az harcama yapıyor.
Bir de hep şunu düşünüyorum, buna hep bir fırsat maliyeti var. Yani bunu aldığımda şunu alamam. Biraz aslında gerçekten finans ve matematik bilgisi gibi düşünmemiştim yani. Bunu almak başka bir şey alamamak demektir zaten.
Benim en şey zamanım bu arada en cimri eram, garsonluk zamanında saat başı şey alıyordum maaş ve saatin üzerinden hesaplanıyor falan ve o zaman şey diye düşünüyorsun işte atıyorum bu termosu alacağım hani bu benim beş saatime değer mi? Aynen. Gibi. Çünkü yoruluyorsun, hani yer siliyorsun bilmem ne, böyle kıyamamaya başlıyorsun falan.
O eram çok cimri bir eraydı. Şu an mesela şöyle söyleyeyim ben, çünkü bir yandan da insanlara deniyor ki... ...işte tasarruf yapmak aslında fakirliğe sen sabırlı ol demek gibi.
Fakirliğin diğer adı da tasarruf yapmak oldu. Buna katılmıyorum ben. Sonuçta hepimiz geleceğimizi güvence altına almaya çalışıyoruz. Yani o varlığı hissetmeye çalışıyoruz.
Ve bu da hani birazcık işte birikim yaparak, biraz sıkarak oluyor. Elindeki imkanlar neyse, belki çok varlıklı bir halden geliyorsun. Zaten yapmana gerek yok ama benim şu an tasarruf oranım yüzde elli falandır. Hadi ya, zenginsin diye şarjım.
Hayır, hayır, şey gibi düşün. Tasarruf oranı kazandığın paranın yüzde kaçını tasarrufa ayırıyorsun? İyi yüzde ellisini ayırabiliyorsan iyi yani. Hiç harcama yapmıyorum o yüzden.
Çok az harcama yapıyorum. Yine de ben yüzde sıfır yani öyle söyleyeyim. Benim kazandığım gidiyor. Biraz bir Excel tablosu üzerine çalışalım seninle.
Ya bir de benim masrafım çok falan diyor. Kadın olunca çok masrafın oluyor bu arada yani. Ki ben o kadar bakımlı bir kadın bile değilim ama. Yok saçının boyası, zartının zurtu falan.
Ya bir yandan da birikim yapmak zor geliyor. Çünkü hangi araçları kullanacağımızı da bilmiyoruz. Size bugün hayatımızı kolaylaştıran bir bankacılık uygulamasından bahsetmek istiyorum. Getir Finans'tan.
Hayatımızı kolaylaştıran diyorum çünkü getir finansın amacı bu zaten. Yani finansı karmaşıklıktan kurtarmak, birikimi, yatırımı gündelik hayatın içine entegre etmek, daha rahat anlaşılabilir ve erişilebilir bir deneyim haline getirmek. Bu sebeple de oldukça hızlı, kolay ve şeffaf bir anlayışları var. Zaten dijital şubeye gitmeye falan da gerek yok ve kartları da dakikalar içinde kapınıza kadar getiriyorlar.
Benim Ezgi Getir Finans'ta en çok hoşuma giden özelliklerden biri günlük faiz kazanma özelliği oldu. Çünkü böylece paranı uzun süre vadeye bağlamadan da iyi faiz oranlarında getiri kazanabiliyorsun. Çok mantıklı ve kullanışlı bir sistem bu bence. İyi faiz kazanmak için... ...aylarca vade gününün gelmesini beklememiş olmak da... ...çok konforlu.
O zaman ben de sana Getir Finans'ın... ...çok önemli başka bir avantajından bahsetmek istiyorum. Neymiş?
Çok hoşuna gidecek. Hazır mısın? Getir Finans'tan Havale EFT... ...ve Fast 724 ücretsiz sevgili yaşar.
İnanır mısın bilmiyorum bu olaya. Bak bu gerçekten önemli çünkü buna verilen para biraz parayı... Gıcık, gıcık eder. Parayı sokağa atmak gibi geliyor.
Şimdi getir finansı tabii bir güzel özelliklerle gelmiş. Parana iyi bak isimli bir blog sayfası da açmış. Çünkü finansal okul yazarlığı da artırmak istiyor. Demin seninle de konuşmuştuk.
Dolayısıyla bu konuya meraklı olanları da mutlaka bu sayfaya bakmalarını tavsiye ediyorum. Evet, o da çok iyi bir hizmet. Hatta ben bu bölüm için araştırma yaparken birikim yapacaklar için... ...en etkili beş yöntem diye bir yazıları da dikkatimi çekti,
okudum. Bu bölümden sonra sizin de onu okumanızı tavsiye ederim. O halde getir finans ve sağladığı ayrıcılıklar hakkında daha fazla bilgi almak isteyenleri... ...açıklamalardaki linke bekliyoruz.
Evet, şeyden falan bahsedebiliriz biraz. Sen seviyorsundur. Zohran Mamdani. Aslında birçok şey işte ulaşımı ücretsiz yaptı mı, yapacak mı?
Yapa yazıyor galiba. Öyle bir seçim vaadi var. Yurt dışında olan ama... ...Türkiye'de de başka bir şekilde uygulanan bir uygulama var.
İşte kiralara belli bir kota getiriliyor. Council Estate mi bir şey diyorlar. Sen belki daha iyi biliyorsundur. Belli bir ücretin üstüne çıkamıyor o belediyenin kontrolü altında olan o evler.
Böyle biraz daha sosyal konut projeleri. Kira tavan uygulaması. Kira tavan uygulamaları falan. Yani biz okey, yatırım yapacağız tabii ki ya da yapmaya çalışacağız ama... ...bazı şeyleri de acaba devletten bekleyebilir miyiz?
Toplumsal olarak ne gibi taleplerde bulunabiliriz? Bizim yatırım yapmamıza daha elverişli bir ortam hazırlayabilecek. Aslında burada soru şu ya, biz kendimizi güvence altına almak istiyoruz, varlığa edinmek istememizin sebebi de o. Ama her zaman bu bireyci çözümlerle, bireysellikle olmuyor.
Demin de konuştuk bunu. Bazı şeyler kamu eliyle yapılmalı ve kamu eliyle yapıldı insanlar daha da rahat hissedecek. Basit bir örnek, kreş mesela. Şimdi kreş şu an Türkiye'de özellikle çalışan ailelerin, çocuk sahibi ailelerin en büyük gider kalemlerinden biri.
Ve işte kreşe verdiğinde işte bayağı bir para harcıyorsun. Yani sanki bir ev satın almış kadar para harcıyorsun yani. Şimdi ya da anaokulu da öyle. de kreşe gidemezsen orada bir fırsat maliyeti de var ya bir anne olarak kreşe veremezsen bu sefer çalışamıyorsun da evet evet gebelik izni de o kadar uzun değil evet gibi gibi orada bir cenderin içinde buluyorsun kendini yani sonra neden doğum oranlarımız düşüyor yap şu ücretli izne iki yıl Düşmez.
Mesela şunu düşün, sen çocuğunu ilkokulda özel okula vermeyi düşünüyorsun. Bu milyon TL'lerden başlıyor. Bunların her biri aslında topluma farklı açılardan zarar veren, toplumun farklı açılardan kıskaç altına alan şeyler. Burada toplumu güvence altına almak için işte kreş uygulaması, işte okulların iyileştirilmesi, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, bunun gibi aslında birçok alan lazım.
O yüzden sadece bu işi bir birikim veya bireyci bir yerden değerlendirmek gerekmiyor da... ...hani aslında yatırım yapmak, geleceği güvence altına almaksa... ...geleceği toplumsal olarak nasıl güvence altına alırız?
Bu soruyu da sormamız lazım. Evet. Sence peki konut hakkı ve insan hakkı mı? Yüzde yüz öyle.
Bence de. Aynen. Bence konutun... Su da.
Tabii yüzde yüz, evet. Temiz su, erişim. Konutun bu kadar finansallaşması hiç iyi olmadı. Atıyorum beşinci ve onuncu konuttan sonra vergi uygulamaları daha ciddi şekilde düşünülmeli.
Yoksa konut fiyatları yukarı doğru çıkıyor. Kaçınılmaz bir şekilde. Evet, maalesef çok iyi bir yatırım aracı haline geldi ve insanlar... ...alıyorlar,
alıyorlar ve kiraya da vermiyorlar artık. Bu arada bence Türkiye'de bir mesele daha var, gıda güvenliği. Yani gıda aslında, gıda güvenliği de bence önemli bir yaşamsal hak olarak değerlendirilmeli. Kesinlikle, biraz daha solcu politikalara ihtiyacımız var.
Zohran Mamdani duyuyor bizi. Yani solcu ve insanı merkeze alan... Toplumsallığı merkezi alan, nasıl daha yaşarız sorusuna cevap arayan... ...bence politikalarda bunlar ama tabii bunları söylerken bir yandan da... ...neden mesela kendi tasarruf oranımın yüzde elli olduğunu söyledim.
Ki o kadar çok para kazanmıyorum orada. Sadece hani... Senin masrafın yok abi. Aynen masrafım yok, saçım yok mesela öyle düşün yani.
Saçın yok, makyajın yok, kıyafet aynı kaza yedin yüzde yedinci kez giyiyorsun. Tabii canım evet, bu ikinci el bu arada. Bütün bak şu an üzerimdeki her şey ikinci el. Benim de ikinci el.
Bu. Ya ben zaten çok harcamayı mantıklı bulmuyorum. İkinci el de pahalandı, ikinci el de ucuz değil artık. Bak ne zaman çok harcama yaparım biliyor musun?
Çok param olur, çok birikimim olur. Kendimi artık güvence altında hissederim. O zaman rahat rahat harcarım. Şu an ben dünyaya da güvenmiyorum.
Dünya saçma sapan bambaşka bir yere gidiyor. Amerika'nın ne yaptığı belli değil. Hani böyle bir ortamda biraz da seyircilerle de samimi bir ilişki kurduğum için bunu söylemek istiyorum. Hakikaten biraz kenara para atmanın vakti.
Bak şaka yapmıyorum. Gerçekten dünya çok belirsiz bir yerde. O yüzden yani bence zararı olmayan harcamaları kısmakta fayda var. Kendimi de şu an bir finans programında giyindirdim ama... ...samimice bunu,
bunu kendi arkadaşlarıma da söylüyorum, aileme de söylüyorum. Kime denk gelirsem. Abi şu an biraz kenara para atmak lazım. Devir çok kötü.
Evet, haklısın. Babaanne gibiyim. Bu arada ünlü bir Kürt düşünürden alıntı yapacağım sana. Kim o? Ne kadar ünlü?
Yaşar Altundağ'ın sözü. Allah Allah. Şu an hayat kırmızın altında kalanın çöküldüğü bir dönemdeyiz. Evet.
Bu Epşim olayları da bana bunu düşündürdü bu arada. Yani çok karanlık, çok girmeyelim ama. Ama ben ondan önce biraz daha şey, Filistin, Batı'nın ona tepkisi, Batı'nın artık o kadar güvenilemez bir yer oluşu, o Birleşmiş Milletler, insan hakları değerlerinin aslında ne kadar o kanalda başbakanın Davos'taki konuşmasında bahsettiği gibi. ...ne kadar işine geldiği gibi ikiyüzlü bir şekilde uygulandığına böyle artık... ...emin olmuştum zaten son beş yıldır ama bu böyle giderek de ayyuka çıkıyor yani.
Kesinlikle. Her bir yeni skandal bu batının güvenilmezliğine dair... ...ya da işte bu global elitlerin oyunlarına dair... ...direkt karanlık gerçekleri de ortaya çıkarıyor.
Gerçekten güvensiz hissettiğimiz bir dönemdeyiz. Altın niye değer kazanıyor mesela düşün. Yani en temelde diğer varlığa güvenemediği için, dolara güvenemediği için değer kazanıyor. Çok temel aslında.
Evet. Back to basics derler ya. İnsanlar gerçekten back to basics yani. Zaten altın olayı o biraz galiba.
Savaş çıktıkça değer kazanmış. Aynen. Bir de şöyle, yüz bin yıldır tarihin testinden geçmiş bir şey. Yani insanın hayatında var ya, değerli bir şey yani.
İnsanlar hani bunu sürekli kullanmış, değer vermiş. Pırlanta ve pırlanta öyle değil mesela. Değil. Şimdi lab grown çıktı bir de.
Ya kadınlara bu konuda ben... Bence bu bir operasyondur bu arada, pırlanta almayın. Nacizane bir öneri, hakikaten pırlanta aldığında... Değerini kaybediyor bir kere, yüzde kırk falan kaybediyor.
Aynen, acayip kaybediyor. Bu konuda anlaşıldım bence. Saçıma sapan bir şey hanımlar, altından devam. Altın gününden devam.
Okey, güzel bir sohbet oldu sevgili Yaşar. Ben Bamter'in bir konuydu, bir de bize ne lazım biliyor musun? Böyle biraz esprili bir dille yatırım anlatsın biri. Bir bilen, finans bilen biri YouTube kanalı açsın, valla yatırım yapacağım.
Bence biraz öyle neşeli bir şekilde anlatsın. Hani böyle kendime örnek vermek istemiyorum ama benim YouTube kanalım gibi ama finans odaklı. Böyle bir şey yapsın biri ya lütfen. Çok ciddi geliyor.
Ben uyuyorum, sıkılıyorum yani. Biraz hareketli anlatın. Erkekler, bir de özellikle erkekler anlatıyor genelde. Evet.
Dediğin gibi. Bu arada biz seninle çıkışta bir şey konuşalım, yatırımlarımızı konuşalım. Kooperatife giriyormuşuz. Aynen, aynen.
Peki sevgili Yaşar ve mecbur muyum dinleyicileri. Bugün para biriktirmeye mecbur muyum konusunu konuştuk. Ben kendi kuşağımdan, Yaşar kendi kuşağımdan parayla olan ilişkimizi birazcık masa yatırdık, sorguladık. Bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle, hoşça kalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.