Podcast

Kırılma Anı: İçimizdeki Şeytan I Gonzales Ailesi I Karanlık Dosyalar Videocast #9

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Karanlık Dosyalar podcastinin 156. bölümünde işlediğimiz Gonzales Ailesi davasını, Karanlık Dosyalar Kırılma Anı videocastimizde Uzman Psikolog Sinem Cibaş Karlıklı ile masaya yatırıyoruz.

10 Temmuz 2001 günü Sydney acil yardım hattına korkunç bir ihbar geldi. Korku ve telaş içinde çılgınlar gibi ağlayarak arayan bir genç, Sef Gonzales; anne babası ve kız kardeşini kanlar içinde yerde bulduğunu söylüyor, yardım için yalvarıyordu. Derhal olay yerine gelen polis duvardaki "Fuck off Asians" yazısını da diğer tüm detayları da en ince ayrıntısına kadar inceledi. Cansız bedenler korkunç bir haldeydi.

Katil onları öldürmekle kalmamış, sanki onlardan öç almış gibi görünüyordu.Peki Gonzalesler'in suçu neydi? Bu vahşeti kim, neden yapmış olabilirdi?

Bölüm Transkripti

3.407 kelime · ~17 dk okuma

Selamlar, Karanlık Dosyalar kırılma anında bir yeni bölüme daha hoş geldiniz. Bu videokeste, Karanlık Dosyalar podcastinde anlattığımız konularda, davalarda olan kişilerin psikolojilerini inceliyoruz. Ve onların kırılma anlarını, yaptıkları şeyi yapmalarına sebep olanları konuşuyoruz daha çok. Ve bugün de yanımda Sinem Hanım var.

Hoş geldiniz tekrardan. Merhabalar efendim. Bugün Gonzalez ailesi davasından bahsedeceğiz. Ama eğer bu davayı podcastta dinlemediyseniz açıklamalar kısmından linkine ulaşabilirsiniz.

Çünkü burada olayı çok anlatmıyoruz. Daha çok psikolojilerinden bahsediyoruz. Kişilerin detaylarına da inmiyoruz. Önce bölümü dinleyip daha sonra da gelip bu videocast bölümümüzü izleyebilirsiniz.

Transkriptin tamamını oku

Ayrıca bu bölümü podcast olarak dinleyebildiğiniz gibi görüntülü olarak da podbmedia.com'dan ücretsiz bir şekilde izleyebilirsiniz. Evet, hazırsanız karanlık dosyalar kırılma anı başlasın. Yardım edin!

Lütfen bana yardım edin annemle baba! Kanlar içinde yatıyorlar hepsi! Bütün ailem! Kız kardeşimle!

Ne yapacağım bilmiyorum no... Ne olur bir şey yapın! Yardım edin! Tamam beyefendi, tabii ki size yardım edeceğiz.

Ama öncelikle sakin olmaya çalışın. Hangi bölgeden arıyorsunuz? Northright. Northright.

Bugün Gonzales ailesi davasından bahsediyoruz. Bu davada çok kısa bir şekilde söyleyecek olursak yani çok baskı altında ve beklenti ve baskı altında büyüyen bir çocuğun ailesini katletmesiyle sonuçlanan bir olay var. Ve bunda aslında kız kardeşini de katlediyor ailesiyle birlikte. Ama hep sebep olarak insanların da mantık yani yorabildiği şey motivasyon.

Bu çocuğun çok baskı altında kalması ve hayatının çok kısıtlanması... ...bunun sonucunda aslında bir özgürlüğünü kazanmak için... ...aynen başka bir yol bulamayacağını düşünüp bu şekilde ilerlemeye karar vermiş olması.

Kendisi zaten bahsedeceğimiz kişi Seth. Bir müzisyen olmak istiyor. Asıl hayali bu. Müziğe aşık birisi ve sahne almayı da çok isteyen birisi.

Ama anne babası gençliklerinde çok sıkıntı yaşamışlar ve çocuklarının bunu yaşamasını istemiyorlar. Çoğu anne babada olduğu gibi ve çocuklarının çok başarılı olmasını istiyorlar. Ondan tıp okumasını istiyorlar ki o da kazanıyor zaten ama tıp Ona göre değil gibi hissediyor ve bir yerden sonra hukuk alanına geçiş yapıyor. Aile bundan memnun.

Tıp da güzel, hukuk da güzel onlar için. Ama aslında onun istediği ikisi de değil. O direkt sanatla, müzikle içiçi olmak istiyor. Hatta sahne aldığını ailesi öğrendiğinde adeta kıyamet kopuyor evde.

Sen nasıl böyle bir şey yaparsın? Bir daha sahne alırsan arabanı alırız, harçlığını keseriz. Birazdan men ederiz falan tarzı şeyleri oluyor, evet. Ve buna benzer bir şeyi sevgilisi olduğunu öğrendiklerinde de yaptıklarını biliyoruz daha önce.

Ve yine okuldaki notlarını değiştirdiğinde de yaşanan bir şey var. Böyle bir patlama anı. Ve aslında gerçekten çok büyük bir baskı altında yaşıyor. Yani bu durumu yaşayan insanlar da böyle sonuçlar doğabiliyor mu?

Buradan başlayalım isterseniz. Evet, Sef'in ailesi başarılı, zengin. Baba işte göçmenlik avukatı yapan bir adam. Hem annede hem babada çok ciddi bir başarı isteği var.

Hatta çocuklarının da hukuk ya da okumasına da kendileri zaten karar veriyor. Çocuğun herhangi bir şekilde bir tercih yapma, hayatının herhangi bir yerini de bir fikrini beyan etme... ...ya da ona uygun bir şekilde tercihlerini seçebilmek gibi bir özgürlüğü yok maalesef.

Ve bu durum özellikle de oradaki o aileye karşı mahcup olmamak. Ben de başarılı olmalıyım, zorunluluğu ama başarısız olması ister istemez. Korkunç muhtemelen bir başarısızlık kaygısı, başarısızlığından utanma ve her zaman da dediğimiz aslında bunların öfkeye dönüşmesi. Yani dolayısıyla buradaki kaynağı yok edeyime dönmesini istiyormuş, dönsünmüş gibi bir durum olmuş sanki.

Fakat işin rengi pek öyle değil gibi. Ben genel olarak SEF'le ilgili yaptığım araştırmalarda birkaç tane enteresan nokta buldum. Bunlardan bir tanesi, SEF'in bir ailenin Filipinler'de bir deprem olduktan sonra Avustralya'ya göçmesi ve o depremde de SEF'in enkazda kaldığını, hatta babasının da kendi canı pahasına onu enkazdan çıkarttığını öğrendim. Şimdi bir enkazda kalma durumu söz konusu, bu çok büyük bir travmadır zaten kendi başına.

Ve ilerleyen zamanlarda da Sef'te alta kaçırma problemleri var. Kız kardeşi bunları sürekli olarak eşe, dosta, akrabaya anlatıyor ve abisini rezil ediyor tırnak içerisinde. Şeydeyken, okuldayken başarısız oluyor tıpta. İşte notlarla oynuyor, değiştiriyor.

Bunu gene anneye, babaya söyleyen kız kardeş. Bir taraftan bir sanki özellikle altı kaçırma, evveliyatındaki enkaz altında kalma... Sanki duygularıyla, belirli şeylerle arasına bir mesafe koymuş gibi Sef. Onun için tek istediği şey müziğini yapmak.

İstediği kız arkadaşla, istediği bölüm. İşte para olsun, pul olsun, arabam olsun gibi bir portreti çiziyor aslında. Değişik bir zaten çok da genç olay olduğunu 21 yaşında bildiğim kadarıyla cinayeti işlediğinde. Tam da aslında bizim hala beyinsel olarak neurolojik gelişimin devam ettiği, hala ergenlik sayabileceğimiz bir dönem içerisinde, muhtemelen oralardaki ergenlik karmaşaları, ailenin başarı baskısı, işte alta kaçırdığı için bir anda utanması, ama başarısız olması, kendi isteklerini yerine getiremiyor olması, bir sürü, bir sürü, bir sürü kırılma anı var aslında.

Evet. Ama yine şöyle geliyor bana sanki, Siz de onarlarsanız. Estağfurullah. Sanki onun böyle en büyük kırılma noktası aslında bu... ...müzik yaptığını,

sahneye çıktığını öğrendiklerinde ettikleri tehditler olmuş gibi sanki. Belki de kendini kapana kısılmış hissetti. Çıkamayacağı bir şeyin içinden ve hayattaki en büyük sevgisi müzik sonuçta. Onun da elinden alınacağını düşündü belki de ve ondan sonra daha da öfkeye yordu bunları.

Olabilir mi acaba? Tabii tabii yani sonuçta kısıtlanmak, engellenme duygusu çok ağır bir duygudur. Yani bir şeyi düşünün mesela hani bir yerden bir yere gitmeye çalışıyorsunuz ve birisi sizi tutuyor. Yani bunu fiziksel olarak da yaşamış birisi Sef.

Hani depremde enkaz altında kalmış. Aynen öyle aslında. Kapana kısılmış zaten. Yani bunun ne kadar kaldığını bilmesek de.

Aynen öyle. Aslında kapana kısılmış bir... ...hayvanın karşı tarafı saldırması gibi aslında.

Psikolojik olarak kapana kısdırmışlar bu sefer de. Fiziksel olarak bunu zaten yaşamış ama... ...kendi hayatında yapmak istediği şeyleri de... ...yapamayacağı bir şekilde seçimlerini engellemişler ve... ...ailesi farkına varmadan onu bir kafesin içine koymuş yani.

Evet ve bunların her biri çok ağır çünkü çocuk müzikle ilgilenmek istiyor. Bir kız arkadaşıyla gezmek istiyor. Ama her birinde ailesi arabanı alırız. İşte seni mirastan mahrum bırakırız.

Bir mahrumiyet şeyi de var yani. İsteklerimi ve şu anki yaşam koşullarımı da kaybedeceğim korkusu. Dolayısıyla hepsini öldüreyim. Hepsine ben bütün her şeye ben sahip olayım aslında.

Evet ve bu cinayeti aslında öfkesini de çok Görebiliyoruz. Önce kız kardeşiyle başlıyor zaten. Bir soğukkanlılık da hakim bir yandan da. Tezat gibi aslında ikisi ama kız kardeşini özellikle en kötü durumda olan o diyorlardı.

Benim gördüğüm araştırmalarımda gördüğüm kadarıyla. Olabilir. Kız kardeşini bir beyzbol sopasıyla darp ettikten sonra öldürüyor. Bıçaklayarak diye hatırlarım, yanlış hatırlamıyorsam.

Ve daha sonra bir 40 dakika falan evde takılıyor. Annesinin gelmesini bekliyor. Annesi eve geliyor, ona saldırıyor. Daha sonra babası gelince bu sefer ona saldırıyor.

Ve yine onlarda da çok kötü bir durum. Tabii annesinin yüzü tanınmaz hale gelmiş. Babasının ciğerleri delik deşik olmuş. Kalbi, diğerleri boğazını kesmiş.

Her şeyi aslında böyle öfkesini alana kadar... Bir cinnet getirmiş gibi sanki. Evet, yani şey de ilginç. Aradan mesela böyle bir kırk dakika falan geçiyor yani ilkiyle de.

Hani tekrar tekrar bu cinneti yaşamış gibi bir nokta var. Ve gerçekten çok ilginç geliyor. Ardından da gitmiş ailenin banyosunda duşunu almış. Çıkmış, üstünü giyinmiş.

Bir de insanları şaşırtmak için olay yerini sahnelemiş. İşte duvarlara Asyalılarla alakalı bir şeyler yazıp vesaire. Ki zaten bu şekilde de yakalanıyor. Üzerinde kıyafetinde boya olduğu fark edildiğinde emin oluyorlar.

Zaten evdeki bıçakları kullanarak bir saldırı gerçekleştiriyor. Hani dışarıdan birisi girmiş gibi değil. Hiçbir yerde bir zorlama da yok evde zaten. Saatlerce de vakit geçirmiş.

Bunun ardından da çıkıyor, arkadaşıyla eğleniyor bütün gece. Ulaşıyor, geziyor. Hiçbir şey olmamış gibi ve sonra eve geliyor sanki ailesini o şekilde bulmuş gibi arayıp yardım istiyor polislerden. Yani çok soğukkanlılık da var burada.

Cinnet geçirmiş gibi ard ardına ama çok da gerçekten rüpertici bir soğukkanlılığı da var. Korkunç, korkunç aslında hepsi. Sonraki davranışları da öyle zaten. Bu bir psikopati belirtisi midir mesela bu yaptığı şeyler?

Lokopati varmış gibi en azından bir narsistik kırılım yaşamış gibi. Narsistik kırılımı şöyle kısaca şey yapayım. Bunlarda çok ciddi bir yüksek ego anlayışı kendilerince olduğu için. Buna yönelik herhangi bir tehdit, bu kendi yüksekliklerine en iyi olmalarına yönelik herhangi bir tehdit geldiği anda çok ciddi bir karşılık verirler aslında.

Ve her bir aile bireyine yönelik bence bu kadar öfkeli ve hani cinnet getirdim hadi kardeşimi öldürdüm 40 dakika geçti ama orada bir sakinleşmek gelmesi lazım. Annesiyle beraber yeniden aynı şeyi yaşıyor. Aradan zaman geçiyor, babasıyla aynısını yaşıyor. Sonra dışarıya çıkıyor.

Dediğin gibi planlı, programlı her şey. Bütün ifadelerini ona göre veriyor. Ama işte üstündeki spreyle de bir yandan... yazlı spreyi de üstündeki tişörtünden de buluyorlar.

Bir yandan da dezorganize olmuş. Yani gençlik işte, çocukluk hatası da yapmış. Sonrasındaki uydurma ifadeleri, ben aslında işte kapının önündeydim de, oraya gitmiştim de, işte, ne bileyim, cenaze ortamında çıkıp, ailem sana gelsin diyerekten şarkı söylemesi. Hâlâ içinde bir şeyler soğumamış yani.

Gibi sanki, evet. Sanki hiçbir şey soğumamış gibi. sahne alması ailesi için yani kıyameti koparttıkları bir olay. Ve onların cenazesinde, bu ironi de çok şey yani, onların cenazesinde sahne alıyor.

Ve onlara hani, bu da size gelsin. Dalga geçer gibi. Yani evet, dalga geçer gibi. Eğer beni duyuyorsanız, sizleri çok seviyorum.

Bu şarkı size gelsin. Sorry. Allah'a emanet olun. Dışarıdan bunu okuyan ve bir haber olarak okuyan birisi olarak diyeyim en azından.

Aa, manyak mı ne falan dersin yani. Bu dedirtecek bir şey gerçekten. Zaten direkt ailenin bütün mirasını almaya çalışması ve annesinin mücevherlerine kadar bozdurup, işte gidip kendisine araba alması, işte lüks bir ev satın alması falan. Bunların hepsi böyle şey gibi hani...

Kurtuldum. Kurtuldun. Oh rahatladım. Parti veriyorum şimdi.

Yani bir pişmanlık da yok aslında. Yok. Sonraki işte pişmanlık olmaması da aslında bence en planlı programlı bir de tabii şey de var. Öncesinde de anneyi zehirlemeye çalıştığına yönelik işte bir takım bitkiler sipariş veriyor.

Evet, evet. Evde masanın altına yapıştırmış galiba onları da. İşte sonra bahçede hatta onun tohumlandığını, çiçeklendiğini de görüyorlar sonrasında. Uzun vadeli bir plan resmen.

Yani tabii şey, anneyi ya da aile bireylerini zehirlemek... Uzun vadede yavaş yavaş öldürmekle daha sonra kanlı bir şekilde cinayete döndürmek birbirinden çok çok farklı motivasyon varmış gibi sanki. Ama çok ciddi bir plan program söz konusu. Uzun zamandır aslında ne yapacağına karar vermiş, bunu biliyor.

Yöntemini seçmeye çalışıyor aslında. Ve hani zehirlemek uzun vadede de öldürebilir ama kısa şekilde de ölümlerine sebep olabilir. Belki daha acısız bir ölüme de sebep olabilir. Bunu yapmaktan vazgeçip ya da yapamayıp çok daha vahşi bir şekilde onları öldürmeye karar veriyor.

Yani adeta o gün hayatındaki bir günü... çeşit çeşit vahşeti ayırıyor yani. Herhangi bir pişmanlık falan gibi bir şey aramak da saçma. Hemen ardına gidip partiliyor yani. Ben eminim sadece o tişörtü giyerken dikkat etmediği için pişmanlık duyuyordur.

Evet olabilir. Şey çok enteresan, çok organize, işte ilaç, zehir siparişi vermek, onu yetiştirmek, işte öyle anneyi zehirlemek, zehirleyerek öldürmek aslında zaman ister. Organizasyon var, plan program var yani tamam kafaya koymuş ama bir yandan da panikli davranışlarda söz konusu sonrasındaki özellikle ifadelerindeki şeyler. İşte diyor ki yakalandığında ben diyor aslında diyor o gün diyor geneleve gitmiştim.

İşte arabası ile ilgili şey çıkıyor ayağa ben aslında geneleve gitmiştim. ...yalan ifade falan verdiriyor. Gittiği kadın o hafta şeymiş, of güdü zamanıymış, birlikte değilmiş.

Çok da panik halinde verilen de açıklamalar aslında. Şey tabii enteresan, bir yandan çok organize bir şekilde planlı programlı aileyi öldürme planı, bir taraftan da çok panikli davranma. Sanki bir yetişkin aklı başında bir hedefe kilitlenmiş, bir taraftan da panik halinde bir çocuk varmış gibi. Sanki iki farklı...

bir insanın iki farklı dönemini eş zamanlı yaşamış gibi bir portret çizdi bende. O yüzden her birini ayrı ayrı, yetişkinliğini ayrı, çocukluk dönemini ayrı ayrı analiz etme ihtiyacı hissettim ben. Bana da şey gibi geldi, doğru mudur bilmiyorum ama bu bir özellik midir? Narsistik özelliklerinden bahsettiniz ya, belki de kendine çok güveniyordu hiç.

...bunun yakalanmasına sebebiyet verebilecek bir şey yaşayacağını düşünmüyordu belki de. Hani uydurduğu o işte eve birileri girmiş, yabancılar yapmış... ...hikayesine çok güveniyordu belki de.

Ve tabii boya olacağını hiçbir şekilde hesaba katmamıştır üstünde. O da ilahi adalet gibi bir şey olmuş aslında. Ve hani polislerin işte bu eve dışarıdan birisi girmiş olamaz. Bunu içeriden birisi büyük ihtimalle yaptı.

Bu aileyi tanıyan birisi yaptı gibi bir düşünceye varacaklarını belki düşünmedi. Hani üzerindeki boyanın fark edilmesi ve bunların bu detayların da fark edilmesinden sonra belki de o paniği yaşadı. Çünkü belki kendine o kadar güveniyordu ki. Herhangi bir şekilde ben burada elime yüzüme bulaştırmayacağım diye emindi belki de.

O narsizminin getirdiği o çok iyi plan program işte yazdım tahtaya hatta şey söylüyor ben iki kişiyi kaçarken gördüm arkalarından kovaladım falan bir senaryo işte kardeşimi kurtarmaya çalıştım ama ortaya çıkıyor ki ölüm saati aslında çok farklı. Bir şey var evet, o kurgusuna da çok güveniyor. Asla yakalanmayacağım kafasında. Belki onun gururuyla ailesinin cenazesinde konser veriyor belki de.

Çok ciddi dalga geçercesine çünkü. Ve hani planlamadığı şey yani kendisinden şüphelenilmesi ve yakalanacak olması... ...durumunu idrak ettiğinde de belki bu yüzden sorgularında verdiği ifadeler değişiyor.

Taksiciyi işte araya katıyor mesela. Ama şöyle olmuştu, ama böyle olmuştu. Belki de o çırpınışı yani. O konuda bir plan yapmayacak kadar, eğer hani benim nerede olduğuma dair bir şey çıkarsa... ...ben şunları söyleyeceğim diye bir planı oluşturmayacak kadar kendine güveniyordu belki de.

Ve o B planı olmadığını, o senaryoya geldiğini fark ettiğinde belki de paniklemiş olabilir. Orada sanki olayın ciddiyetinde de değilmiş gibi sanki. Aslında bundan dolayı bir ailesini katlettiği için belki üç tane ağırlaştırılmış müebbet alacak. Bildiğim kadarıyla yasalar öyle.

Orada üç ağırlaştırılmış müebbet almış. Fakat buna karşın sadece elli paperle mevzuyu kapatmaya çalışması gerçekten bende bir oradaki o çocuk sef varmış gibi geldi bana. Dedim ya bir yetişkin olarak sanki o organizasyonunu anlamaya... Yani bir tarafta ben başarısız oldum, aileme utanç kaynağı oluyorum.

O yüzden benim dikkatli olmam lazım diyen sef varken... Bir tarafta da daha dürtüsel, işte aman karnedeki beşi dört yapayım, üçü beş yapayım diyen bir sef var. İşte taksiciye lipoper veren var. Muhtemelen kendi cep harçlığına göre düşünerek şey yapıyor.

Onların her biri işte ayrı ayrı davranış örüntüsü gibi sanki. Ama bir psikopati bence varmış gibi. Belki de şey diye düşündü, hani o kadar big deal değil ki kafasında bu durum. Ben buna 50 doları versem de bunu hallederim gibi bir şey yaptı.

Belki de ilk sorgudan sonra taksicinin peşine tekrar düşeceklerini düşünmedi. Düşünmemiş olabilir. Tekrar sorgulayacaklarını düşünmedi. Zaten bu seri katillerde de çok görülen bir şey.

Bu seri katil olmuyor, onunki tabi mass murder oluyor bir yaptığı şey ama... ...kendi bıraktıkları izler fark edilmeye başladığında... ...bir paniğe kapılıp aslında... ...daha böyle saçma sapan... ...şeyler yaptıkları da biliniyor yani.

Onda da aynı şey olmuş gibi sanki değil mi? Böyle bir... ...fark edildiği anda... ...bir anda bir çocuk... ...ortaya çıkıyor içinden bu sefer.

Bir panikle davranıyormuş gibi. Her şeyi planlayan gidiyor... ...ve bu sefer bir hani... ...ne yapacağını bilemeyen bir çocuk ortaya çıkmış gibi oluyor aslında.

Olabilir. Seri katillerde... ...şimdi şeyler tartışılır hep zeka ve... ...işte seri katiller çok mu zekidir yoksa nedirler falan diyerekten.

Bazı seri katillerin çok zeki olduklarını biliyoruz biz mesela. İşte Ted Bonte mesela hukuk okuyan, işte kendi soruşturmasını... ...hatta mahkemede kendi kendini savunmaya çalışan bir kişi.

İkna kabiliyeti çok yüksek. Ama bunun dışında tabii birkaç tane faktör de var zekanın dışında. Bir şeyleri özellikle de aynı cinayeti tekrar tekrar işleyince... bir yerden sonra artık o işle ilgili bir uzmanlık kazanmış oluyoruz aslında.

Bir pratiklik de kazanmış oluyoruz. Ama pratiklik aynı zamanda dikkat dağınıklığını da getirir. Bu sebeple işte ne bileyim nüfus kağıdını maktulün yanında unutan katilleri biz biliyoruz mesela. Ya da işte alıyor götürüyor bir yere mağduru.

Sonra işte birlikte olacak ya da tecavüz oluyor. Ama işte götürdüğü yere işte otele, pansiyona kendi adını soyadını kaydetmiş. Blank diyerekten buluyor mesela polisler. Genel olarak da zeka sevilerinin daha düşük olduğunu biz biliyoruz.

Aslında suç işleyen insanların genel olarak zaten eğitim düzeyleri de daha düşük olmuş oluyor. Burada da sanki sefte bir zekasal da bir şey varmış gibi. Bir yandan aslında çok zekiymiş ve o yüzden de bundan kurtulmak için planlı, programlı işte yavaş yavaş annemi zehirleyeyim, yavaş yavaş şunu yapayım, hiç benden şüphelenilmesin derken, bir taraftan da böyle sanki bir çocuğun saflığıyla da hareket ediyormuş gibi sanki. Hep dönüp dolaşıp geldiğimiz şey aynı aslında.

Taksiciye vermiş olduğu para, cenazede şarkı söylemiş olması. Bir tarafta bir dürtüsellik de varmış gibi şey vardır ya çünkü çocuklar hani... Bu davranışı ben yapsam beni işte deli zannederler ama çocuk yapınca çok normal karşılanır. Burada bence bir şeylik var SEF'te, bir durumsal bir sanki gelişim dönemleriyle ilgili bir takım sorunlar varmış gibi sanki.

Yani hani mesela şey olur ya, bir çocuk atıyorum bir koltuktan diğerine atladı ve düşmedi. Herkes düşersin falan dedi. Düşmedi. Bunu fark ettiğinden, noktadan sonra hani bir şey olur ya böyle işte ben bu sefer daha uzaktan o koltuğa atlayacağım.

İşte bir de takla atarak atlamayı deneyeyim falan. Hani böyle sanki şey gibi böyle ilk başta hani benim hikayemi yuttular. Ben bir de şarkı söyleyeyim cenazede falan. Onu da yapayım.

Gerçekten bir çocuksu bir şeyi de var. Yani dürtüsel yaptığı bir şeyler de var gibi. Evet haklısınız. O zaman bu davada en önemli kırılma noktaları nedir diyebiliriz mesela?

En önemli kırılım noktası bence ailenin aşırı başarı odaklı olması. Ve çocuk başarısız olduğunda bunu ele alacak bir mekanizmada olmaması aslında. Yani orada hala sen başarılı olmak zorundasın. Niye notlarını bozdun?

O zaman alacağız biz senin elinden bunları. denmiş olması bence en önemli kırılım noktası ve ben şöyle bir mesaj çıkarttım kendime. Dışarıdan baktığımızda aslında her şeyin çok güzel gittiği bir aile ama içerisi yangın yeri. Yani evde içi yanan bir çocuk var.

Ve bu anne baba ve çocuk kız kardeşinin katline kadar devam ediyor. Belki kendi ruh sağlığı da bozulmuş. Ve baktığımız zaman aslında göçmenlik avukatı yapan bir baba. Anne ona keza eğitimli, kız kardeş öyle.

İşte her akşam birlikte yemek yiyorlar. Asya kültürü zaten falan. Ama içerisi yangın yeri. Demek ki her uzaktan baktığımızda güzel gözüken, başarılı olduğunu düşündüğümüz...

...yapılarda bile aslında böyle çok büyük çatlaklar olabiliyormuş demek ki. Evet, dışarıdan her şey güllük gülistanlık görünebiliyor tabii ki. Kimsenin hayatının içini bilemiyoruz.

Özellikle de sosyal medyanın bu kadar yaygın olduğu bir günde ki buna girsek çok daha konuşuruz. Çok daha konuşulur, evet. Ki şöyle bir şey de çıkarıyorum ben bu davadan, yani her şeyin fazlası zarar. Çocuğun başarılı olmasını isteyip bunu onu teşvik etmek belli bir noktaya kadar okey.

Ama hiç yapmamak da zararlı. Bu seviyede yapmak da zararlı. Herkes tabii çıkıp da ailesini katledecek diye bir şey kesinlikle yok ama bir noktada... ...bir bağ zedeliyor yani belli ki.

Ve o çocukla aralarına bir set çektiği bir durum oluyor bunun yani. Bunu çevremizde de çok görmüş olabiliriz zaten. Ben gördüğüm için söylüyorum hani yakın çevremden olsun... ...küçükken,

okuldayken gördüğüm şeylerden dolayı olsun. Hani hep bir özgür iradesini kullanmasına hiç izin verilmeyen insanların... ...ebeveynleriyle arasını set çektiğini çok net gördüm yani.

Tabii engelleyici faktör oluyor çünkü ebeveyn dediğin gibi... ...ve gizli gizli ondan yapmaya başlıyorsun. Ve bu sana haz vermeye başlıyor bir yandan.

Çünkü yapmak istiyorsun yani hani gençsin... ...ve bir şey bir şey yapma arkadaşların yapıyor ve sen yapmak istiyorsun. Yapamazsan dışlanabiliyorsun.

Ya da işte onlar atıyorum bir partiye gidiyorlar, bir geziye gidiyorlar... ...ve ertesi gün gelip anlatıyorlar. sen bundan mahrum kalmış oluyorsun.

Tabii ki çocuklukta, ergenlikte bunlar çok çok daha yüksek. Bugün biz yatışkinlik halimizle iş yerindeki arkadaşlarımız partiye gitse, niye beni çağırmamışlar deriz. Hatta 30 yaşın üstüne aman çağırmasınlar, gitmeyeyim deriz aslında. Ama ergenlikte çok daha bambaşka orada o sosyalleşme, onlarla birlikte olma, farklı olmama aslında.

Hem farklı olmalıyım ama onların da bir parçası olmalıyım. Çok çok önemli. Kabul edilme aslında. Dolayısıyla mutlaka ailelerin, Sevil Atasoy'un bir şeyi vardır, mutlaka her akşam birlikte yemek yiyin.

Aile, bütün herkes otursun ve birbirlerine gününü anlatsın. Nasıl geçti, ne oldu, ne bitti, eleştirmeden. Yeter ki orada bir çocuğun bir değişimi varsa. dersleriyle ilgili zorlandığı bir şey olabilir, arkadaşıyla ilgili bir şey yaşamış olabilir, anlatabileceği bir kapısı olsun.

Hiç eleştirmeden, kabul ederek. Ve çocuğun kapasitesi doğrultusunda aslında. Yani çocuğun kapasitesi 100 üzerinden 80 ise, o kapasiteyi en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz aslında? Çünkü bu ister istemez o 80 kapasitenin de ağzına düşmeye sebebiyet verebiliyor çocukta.

O yüzden aile bu noktada çok önemli. Çok iyi söylediniz gerçekten. Aileyle olan ilişki herkes için çok karmaşık olabiliyor ama... ...gerçekten bunların söylenmesi gerekiyor yani.

Bilinçli ebeveynler olabilmek için en azından. Ki hani kendimizi yerine koyduğumuz zaman da ebeveynlerinde... Yani hiç kimse tabii ki çocuğuyla arasında öyle bir uçurum olmasını istemez. Onun kötülüğünü istemez.

Kimse istemez tabii ki. Ama bunu işte bilinçli olmadığımız noktada maalesef yapabiliyoruz. Yani insanın bilinçli olmadığında her konuda pişman olacağı şeylere imza atabiliyor. Çok güzel söyledin.

Başka eklemek istediğiniz bir şey var mı? Her şeyi konuştuk gibi geldi. Karanlık dosyalar kırılma anında anlatmamızı istediğiniz, konuşmamızı istediğiniz davalar varsa bunları da mutlaka bizlere, Sinem Hanım'a, bana ve Pod B'ye iletin. Yani üçümüzden birisine iletseniz de olur.

Biz bunları bir yerde toplarız ve sizin istekleriniz doğrultusunda da burada davaları konuşuruz. Evet, karanlık dosyalar kırılma anında bir bölümün daha sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın, hoşça kalın.

Bölümün tamamını podbmedia.com'dan izleyebilir, aynı zamanda tüm podcast platformlarından da dinleyebilirsiniz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)