
2.937 kelime · ~15 dk okuma
Ayaklarım üşüyorum. Yeni bölümüne hoş geldiniz. Hoş bulduk. Bakın karşımda kim var?
Aydit. Sana Aydit diyoruz direkt. Aydit, Ayça. Ayça diyor muyuz?
Ben Ayça olduğunu az önce öğrendim. İlk defa tanışıyoruz. Genelde insanlar Big Five'dan dolayı Ayça olarak daha çok şey yapıyor. Ben hiç o insan değilim.
Big Five'ı tabii ki biliyorum, takip ettim. Fakat isimleri aklında, hafızasında harika tutan bir kişi değilim. Benim ismim ne? Tulu.
Soluğa özlü, biliyoruz ya. Hemen sınava sokuyorlar. Umarım annem dinlemez. Ben dinledim yani, o yüzden biliyorum.
Tamam ama bu sefer artık umarım annem dinlemez. Hayır. Ve vedalaştık. Görüşmek üzere.
Güzeldi. Evet ağlayarak kapattık ama... Önümüzdeki maçlara bakıyoruz dedik ve yeni programımızla dimdik ayakta karşınızdayız. Helal olsun.
Sevgili dinleyicilerim buradayız ve karşımda Aydin. Merhabalar. Evet biz seni şimdi Big Five dönemiyle tanıdık. Sen ama onun öncesinde de üreten bir kadındın anladığım kadarıyla ve bildiğim kadarıyla.
Bize biraz bilmediğimiz taraflarını, nasıl bir hayatın olduğunu anlatır mısın? Genelde işte Big Five'da falan beni biraz kaki görüyorlardı. İşte çok böyle burnu havada, çok soğuk, gıcık bir tip olarak görüyorlar. Ki dışarıdan da öyle zannedildiğim oldu küçüklüğümden beri.
Ama aslında ben sadece ne istediğimi çok iyi biliyorum. ...neye ne cevap vermem gerektiğini çok iyi hissedebiliyorum. Dolayısıyla insanlar biraz bunu... ...garip karşıladılar.
Yani yarışmada sanki ben hep mahçup ve... ...hep böyle çok teşekkür ederim olmalıymışım gibi ama hani ben... ...bir şeye sahip olduğumu düşünüyorum ve bunu oraya göstermeye gitmişim ve... ...iddialı olacağım tabii ki yani ne yapacağım ki başka orada pısmayacağıma göre.
Ya annem... Emekli, endüstri mühendisi. Babam elektronik mühendisi işte. Öyle takılıyoruz.
Kardeşim var bir tane, erkek kardeşim. Dört tane de kedim var İzmir'de. Yani mesela... ...dans beni zorlamıştı Big Five'da.
İşte zamanda dansı bırakmak zorunda kaldım çünkü... ...ödeyemiyorduk yani kursun parasını. Bu da beni hırslandırdı zamanla ve beni böyle birine çevirdi ve... ...hırslı biri yaptı beni.
Ve istediğim şeyler konusunda da istediğimi almak istiyorum. O yüzden gıcık görünüyorsam yapabileceğim bir şey yok yani. Yani gıcıklık vardır ya. Ben de gıcık bir insanımdır.
O yüzden gıcıklı insanları çok severim. Neydi? Öncelikle sevgili dinleyicilerim, regli oldum ben bir hafta sonra tekrar. Hormonlarım yerinde değil.
Lütfen kelime dağıtacağım için herkesten özür dilerim. Deli deliyi gördüğüm için. Hiç önemli değil. Öyle ben odamda şarkı söyleyen bir kızım.
Hala yapıyorum yani. Ortaokuldayken Madison Square Garden'da hayal ediyordum kendimi. Hala öyle. Onu soracağım şimdi.
İlk tutunduğun anı hatırlıyor musun müziğe? Ne bileyim, yatak odanda, duşta, çocukluk odanda, işte sokakta yürürken çekilen klipler vardır, kulağında kulaklık. Bize onları bir anlat. Şöyle, ben Disney çocuğuyum zaten, Disney ile büyüdüm.
Dolayısıyla ben hep her şey olmak istedim. Oyuncu da olmak istedim, müzik de yapmak istedim. Güzel de görünmek istedim yani. Daha sonra ne oldu?
Hepsi grubu benim için çok büyük bir tutkuydu yani Justin Bieber dışında. Justin beni dünyaya açan bir kapıydı. İşte dans etmeye, dil öğrenmeye falan. Ama Hepsi grubu daha yerel bir şeydi ve daha benim kendimi keşfetmemi sağladı.
Böyle 5-6 yaşındayken hep mahalledeki arkadaşlarım ve babaannemlerin yazlığının orada falan. Hep bir arkadaş grubum vardı koreografi yaptığım. Böyle her gün diyor, hayır bunu yanlış yapıyorsun falan diye. Biraz şey dedim, High School Musical'ı izledim mi, oradaki şarpeydim ben yani.
Çok güzel. Yani tamamen çocuklukların, çocukluğundan gelen bir müzikali sevdası. Evet, kesinlikle. Bir günde şey, Hepsi grubunun bir şarkısını söylüyordum.
Sesime en yakın hissettiğimde Gülçin'di ve taklit ederek öğreniyorsun yani şarkı söylemeyi. Ben de onun sesini taklit etmiştim. Bir arkadaşımın ablası da dedi ki... ..."Aa,
sizin sesiniz benziyor gibi." falan. Sonra benziyordur dedim, geçtim. Sonra bir gün duşta Lady Gaga, Poker Face söylüyordum.
Çok net hatırlıyorum. Babam sonra ben çıktım, şey dedi... ..."Sen güzel şarkı söylüyorsun." falan.
Ama benim için o kadar keşfetmediğim bir şeydi ki, zaten herkes söylemiyor mu gibi bakıyordum. Özel bir durum değildi benim için. Daha sonra ortaokulda işte söz yazmaya başladım. O zaman tabii İngilizce yazıyordum, hep İngilizce dinlediğim için.
2018'de bir prodüktörle tanıştım. O da dedi ki, ben işte beat yapıyorum, sektöre girmek istiyorum. Ben dedim, okey. Ama bir sene boyunca Türkçe yazmayı öğrendim.
Çünkü ne yazsam çok cringe ve çok kötü geliyordu. Türkçe fonetik olarak zor bir dil müzik için bence ve... ...hani ben biraz da Amerikalı bir yerden baktığım için derdimi çok arabesk anlatamıyorum.
Onu da yedirmek ve bir füzyon yaratmak çok zor oluyor yani ama... ...mesela Ezhel'in müptezel albümüyle birlikte şey oldu, cool geliyor yani Türkçe'de. O beni çok etkilemişti.
Öyle öyle yazdıkça yaptıkça. Aslında şeyden yani biraz edebiyat, Türk edebiyatına falan, işte şiirlere falan da alsan aslında oralardan da çok ilham alabileceksin. Sen direkt dinlediğin şeylerden ilham almayı hedeflediğin için biraz zorlanmışsın. Evet olabilir.
Ama yani ne bileyim. Bir şiir falan bile seni alıp böyle bir yere götürür ki biraz oralara bakabilirsin. Sanki kendime şiir okuyup, şiir okurum bu arada, şiir okuyup şarkı yazıyormuşum gibi diyecektim kendimi aşağılayacaktım. Sen şimdi...
Hani hepsi bende olsun dedin ve bu hepsinin içinde güzel de olmak istiyordum dedin. Evet. Ben şimdi aslında bu sektörün kadınlar üzerinde yarattığı baskılardan... ...birinden hemen bahsetmek istiyorum.
Beden üzerine olan bu algıdan bahsetmek istiyorum. Belli bir bedeni ve güzellik standartlarını dayatan bir sektör var karşımıza. Evet. Yani sen aslında...
Bu işi yapmak için, o sahnede o dans etmek için, o mikrofonla iyi performansını sergilemek için, için değil de zayıf ve işte çok iyi gözüken, işte aşırı spor yapan, yediklerine dikkat eden biri olmak zorundaymışcasına bir dünyayı yaşıyorsun. Evet. Bunu yaşıyorsun. Evet.
Ve bu sana ne hissettiriyor? Bu bir zor bir aşama, durum. Yani şöyle, maalesef kadınlar için bu beden algısı sektörden önce başlıyor. Yani ben, yani çok küçükken bile çok çirkin hissettiğim zamanlar oluyordu.
Yani altı yaşındayken kendimden nefret ediyordum, hiç sevmiyordum. İşte o zaman beğendiğim bir çocuk vardı, şey demiştim ama, iyi domuza benziyorsun. Bir tane çökerim sana. Öyle bir şeyler söylemiş işte.
Bunlar beni zaten yeteri kadar etkilemişti küçük bir çocukken. Aslında küçükken uğradığımız zorbalıklar bizi bir yere getiriyor. Ben de burnum çok büyük, kıllıydım mesela. Çok kılım var diye dalga geçerlerdi böyle.
Annemden gizli bacaklarımı alıp okula gittiğimi hatırlıyorum. Ve hani annem ağzıma sıçmıştı, çok küçüktüm. Hani bir sürü zorbalığa uğradık. Ama bugün ben 37 yaşıma geldiğimde bir sene içinde 10 kilo aldım.
İnsanlar bana yüzünden böyle ne kadar kilo almışsın, neden bu kadar kilo almışsın diyebiliyorlar ve bundan çok rahatsız oluyorum. Aslında ben de yani... İnsanlar bunu diyor mu gerçekten? İnsanlar kalınca, kilo alınca, alırsan sen de bir gün mutlaka buna bir maruz kalacaksın diyorlar.
Demeye cüret ediyorlar. Ki ben böyle hani çocukluğumdan beri çok zayıf biriydim. Alışınca buna da okey oluyorsun zaten. Ama ben yani bu dediğin gibi zorbalığa çocukluktan uğradın.
Peki şimdi sektörün içinde diktat edilen bir durumun var mı? Hayır. İşte spora gittin mi? Dansını yaptın mı?
O yemeği öyle mi yedin? Şöyle dans konusunda oluyor. Ya ben çok şükür o konuda yalan söylemeyeceğim. Babamın genetiklerinden dolayı.
Metabolizmam çok hızlı. Yani hiç kendimi böyle çok beğenmediğim bir durum olmuyor. Zorlamıyorum yani. Ama işte dediğim gibi çocukken yaşadığım şeyler bana olmayan şeyleri çok varmış gibi de gösteriyor.
Mesela çatlaklarımı almıştım. Allah'ım ben bir yaz şort giymedim. Bütün yaz... ...uzun şeyle,
uzun paçalı eşofmanla falan gelmişti falan. Ama ondan rahatsız oldun. Evet, rahatsız oldum işte. Geçti mi şimdi?
Yok, duruyorlar. Ama şu an o kesin, şu an o kesin değil mi? Çünkü şey yani, bu benim hayatımı etkilen hayati bir durum değil... ...ve kurtulmak istediğimde işlem yaptırır,
kurtulurum falan ama... ...insan işte hayatını zindan ediyor kendine. Şu anda şöyle...
Ee, ya ben K-Pop dinliyorum 2013'ten beri ve K-Pop'taki bütün o grup üyeleri, idoller bir ürün zaten. Ve onların yaşadığı baskıyı falan görüyorum. İşte böyle şirketleri zorla kilo verdiriyor, bilmem ne falan filan. Burada gördüğüm kadarıyla öyle bir şey yok çok şükür ki.
Bunu yorum yapan insanlar yapıyor genelde. Ha şuran çok kötü, buran çok kötü, bilmem ne. Bana mesela bir ara şey yazıyorlardı, travestiye benziyor. And I'm okay with that.
Bayağı iyi yani. Güzel buluyorum çünkü yani. Bunu böyle bir şey, tam hakaret olarak söylemeleri evet. Evet evet, çok garip yani.
Peki, Big Five sürecinden bahsedelim birazdan. Bir süre rahatsızlığın sebebiyle yarışmadan uzaklaştın ama solo bir kariyer elde ettin. Bu konuda ne düşünüyorsun? Bu yarışmanın içinde hem uzaklaşıp sonra birden aslında kendini var etmen bence... Belki de grup olmaktan çok daha başka bir başarı.
Daha bireysel bir başarı. Yani onların başarısını küçümsediğim için söylemiyorum. Manifestin başarısını küçümsediğim için söylemiyorum. Ama her şeye rağmen bir saniye ya biz bu kızı burada bırakamayız.
Bu kızla da bir kariyer planı çizeceğiz dendi. Dendi. Ya şöyle, Big Five benim hayatıma garip bir dönemde çıktı aslında o audition duyurusu. Ben o zaman işte mezun olalı üniversiteden bir sene olmuştu ve bir sürü işte çalıştım.
İşte yönetmen asistanlığı yaptım, bir tane CEO'nun asistanlığını yaptım. ...yazılım danışmanı olarak çalıştım evden falan. Böyle böyle can kurtaranlık yaptım, bir sürü iş yaptım.
Çünkü şey oldum bir noktada, okurken bir de Ankara'da okuyordum. Müzik yapabileceğim insan bulamıyordum ve yalnızdım ve benim için sadece bir hobiydi. Küsmüştüm, toksik bir ilişkiye dönünce müzikle aramdaki, salmıştım onu biraz. Ama sonra fark ettim ki ne yaparsam yapayım, egom hep bana sorular soruyor ve mutlu olmadığımı söylüyor. ...ve gerçekten de öyle para kazanıyorum ama sevdiğim şekilde kazanamıyorum falan dediğim bir dönemde... ...ne yapacağım,
ne yapacağım? Audition şeyini gördüm işte, duyurusunu gördüm Big Five'ın... ...ve işte K-Pop'a da aşina olduğum için bir kız grubunda olmak bana çok okey geldi ki... ...zaten Hepsi grubu diye bir şey de var hayatımda falan.
Öyle bir dönemde girdim ve kendime de güveniyordum açıkçası yani. Zaten ben bunun için doğmuşum gibi hissediyorum gerçekten. Yarışmada da şey tempo çok yoğundu. Yani 24 saat içinde hem hangi şarkıyı öğreneceğimizi öğrenip, dansını öğrenip, stüdyo kaydını alıp... Bir de oradaki kızların çoğu profesyonel dansçıydı ve ben hani dansı bırakmış bir kızdım zamanında.
O yüzden o çok zorlamıştı beni, o yoğun tempo. Bir de ben, ya yalan söylemeyeceğim, biraz tembel bir insanımdır. Tembel bir insan olunca da kendini öyle bir tempoya sokunca sanki... ...altı ay askerlik yapmışım gibi hissettirdi gerçekten.
O çok zorlamıştı beni ama işte belimden sakatlanınca... Çok üzüldüm ve bunu söyledim yani. Ve onlarla konuştuk. Onlar da hani bu kadar emek verdin ve biz sana inanıyoruz dediler sağ olsunlar.
Ve solo bir kariyer... ...planı çizildi. Solo kariyerinle devam etmek okey mi?
Yoksa manifest grubunun içinde olmayı ister miydin? Şöyle, solo kariyer benim zaten başından beri yaptığım bir şeydi. Ama grup olmayı da orada tattım. Big Five'da grup olunca da çok güzel artıların ve eksilerin var.
İşte belli bir sorumluluğu bölüşüyorsunuz ve herkes kendi üstüne düşeni yapıyor falan filan. O da çok güzel. Kızlarla da gurur duyuyorum. Yani çok başarılı işler yapıyorlar.
Ve şey diyorum, vay be... Neler oluyor falan. Çünkü mesela oradan Mina benim en yakınımdı yarışma sürecisince. Ve hani birlikte neler konuştuk, neler yaşadık falan.
Şu an çok mutlu oluyorum onların adına. Ama ben de mutluyum diyorsun. Ben de mutluyum ama yani. Mine ile falan bir grup arkadaşı olmak isterdim ama... ...hayırlısı neyse o oluyor bence yani.
Belki ben o grupta olsaydım belimin sakatlığından dolayı çok daha... ...saçma sapan sonuçları olacaktı falan. Gerçekten bence olması gereken oldu.
Ama şey dediğim de oluyor yani. Olmuştu. İşte acaba grupta olsaydım ne olurdu falan. Çünkü bu yaşanmamış bir ihtimal yani.
O yüzden bunu soruyordum bazen kendime. Ama şu an düşününce, okey yani ben çok mutluyum gerçekten. Çünkü benlik bir şey değil. Onların temposu.
Kısacık bir ara vermek zorunda kaldım. O dakikadayım. Sen de birazcık daha düşün bakalım. Şimdi kısa bir ara veriyoruz.
Manifeste mi olmak isterdin? Ben çok mutluyum solodan. Kızları izliyorum. Sahnede arda arda o kadar dans etmek benlik bir şey değil.
Ben çok terliyorum. Ben çok tembelim. Ben çok terliyorum. Çok terliyorum, bir de tembelim. İnsani duysaydın var senin.
Ayça bu arada sana kötü bir haberim varsa insansın. Nasıl yani? Robot değilsin yani. Çok normal şeyler yaşıyorsun.
Çok terliyorum, çok yoruluyorum. Belim ağrıyor. İşte tembelim. Çok tatlısın.
Teşekkür ederim. Peki. Türkiye'de R&B ve Hip Hop'ta kadınların yeri sence nerede duruyor? Çünkü birazcık bu sektör erkek hegeman bir sektör.
Birazcık denmez hatta baskıcı bir erkek profili var. Merakla da böyle biraz merak da ediyorum. Normalde çok ilgi alanındayım da böyle belgesellerini falan izliyorum. Şu çerep belgesellerini.
Kimlerden olmuş? O kimmiş? Benim eşim. Eşim Türkçe rap çok seviyor.
Onunla beraber böyle deli gibi ben de birazcık araştırmaya başladım. Ama gerçekten çok erkek var. Çok. Yok kadın yok. Sadece erkek var.
Bu konuda ne düşünüyorsun? Valla garip geliyor ama yani bir yandan da Türkiye'deki... ...işte çocuk yetiştirme tarzı bilmem ne falan filan kadınların yaşadığı baskılar.
Yani ben bir küfredince bile böyle bir şey oluyor. Allah Allah falan. Ama yani of ne yapayım? Sanki böyle kadınlar istediğini anlatamazmış gibi hissettiriyor ve kusasım geliyor.
Çok sıkıldım. Yani Türkçe rap'te de erkek egemenliği artık böyle bu konuyu gerçekten şey yapamıyorum bile. Konuşamıyorum bile çünkü yok yani. Gerçekten yok ve bunun sebebi de bence...
Kadınların çekiniyor olması yani ne bileyim. Bir şeyi kadın tepkisini gösterdiğinde o zaman isyan ediyor oluyor. Deli kadın oluyor. Aşırı abartan kişi oluyor.
Kadınların arasında da bir takım isimler var. Vermeden nasıl anlatacağım? Bir takım şeyler de var. Kadınlar da var.
Ama kadınları boklayan kadınlar var genelde. Onlar da var evet. Onlar çok beni rahatsız eden var. Bir tane isim var.
İsmini vermek istemiyorum. O beni çok rahatsız ediyor. Hani genel olarak kadınlara saldıran bir tarafta duruyor. Zaten üç beş tane isim var.
Kendini güçlü hissetmek istiyordur. Erkek onayı alıp. Belki. Bilmiyorum.
Sen kim olduğunu anladın mı? Yok. Zaten o öyledir dedim muhtemelen bilinçaltımda ve hiç aklıma bile gelmedi yani. Büyük kadın düşmanı ve beni çok rahatsız ediyor.
Bu programda da umarım lütfen bu şeyi çıkart demezsin bana ama ben de bunu böyle rahat rahat... Kadın düşmanı olduğunu söylemek isterim senin karşında. Ben kendisiyle çok diyalog kurdum zamanında. Beni de muhatap etme.
Neyse yani sonuç olarak erkek hegemon sektörün içinde kadının zorlukları neler dediğimde kadınlar tamam az ama zorluk olarak ne yaşıyorsun? Yani mesela ...yatak odası yani bedroom diye bir sözüm var tamam mı? Ve bunu herhangi bir, şu an çok dinlenen bir Türkçe rapçinin... ...sözlerinde görebilirsin aslında ama... ...bunu ben yaptığım için,
bir kadını yaptığım için herhalde... ...daha mı salak geliyor anlamıyorum. Ya da sanki ben kadın olduğum için daha anlamlı... ...ve böyle insanın hayatına dokunan şeyler mi söylemeliyim?
Yani sanki böyle kadın olunca... Daha fazla eğlenemezmişsin. Aynen, eğlenemezmişsin ve daha proper olman gerekiyormuş gibi. Bilmiyorum ya, genel hani Türkiye'de kadına olan tavır nasılsa, müzikte de öyle aslında.
Çünkü Türkiye'de de maalesef müzik yapan insanlar kendini daha yetiştirmiş, daha böyle dikkat eden insanlar değil. Yani bence... Bu biraz da bundan kaynaklanıyor. İnsanların arz, talep meselesinden kaynaklanıyor. Peki,
aslında buna şey diyebilir miyiz? Otosansür uygulatıyorlar sana diyebilir miyim? Tabular, bazı tabuları sana içine işliyorlar ve sen diyorsun ki... ...şimdi ben bunu yaparsam,
burada bunu dersem, işte bilmem ne, o istediğin... ...gevşeklikte bir şey yapamıyorsun, eğlendirip. Çünkü eskiden buna bu kadar dikkat etmiyordum ama artık gerçekten...
...aptal insanlarla muhatap olmak istemiyorum. Muhatap da olmuyorum ama... ...onların salak yorumlarını görmek istemiyorum.
Biraz daha dikkat ediyorum, evet. Yani aslında ben bir... ...artık public figure olduğumu anlamaya yeni yeni başladım.
Çok farkında değildim bir şeylerin. Hala insanlar böyle fotoğraf çektirmeye falan gelince bir garip hissediyorum kendimi. Dolayısıyla biraz daha... Uyum sağlamaya çalışıyorum yaşadığımız topluma ama bu kendimi de çok kaybetmeden yapmak istediğim ve yapmaya çalıştığım bir şey.
Yani üç tane şey söyleyeceksem belki ikisini söylüyorum. Yani ister istemez onları biraz filtreliyorum çünkü kendime sınırlar çizmem lazım. Ya aslında fazla iddialı birisin ya, sen aslında gözüken sınırlarını çiziyorsun. Ama eyvallahı olmayan bir tarafın da var.
Tabii ki. Bu sektörde eyvallahı olmadan kalabilmen... Ben mesela bu programa işte... Gerişte de söyledim ya, umarım annem dinlemez referansını duyanlar.
Korkuyor. Özellikle genç kızlar. Özellikle işte başında birileri varsa işte falan. Senin koşarak gelmen, o eyvallahı olmamanı bana kanıtlamış bir şeydir.
Anında bana tamam evet çok isteriz tabii ki cevabı geldi mesela. Korkmamak, o tavrı almak, söylediğin gibi hani tamam kendini dizginleyebilirsin ama dizginlediğin yerde de bir anda siktir edip hayatını bildiğin yerden devam etmeni dilerim. Çok teşekkür ederim, çok isterim. Şöyle, çok şanslıyım ki beni babam yani bir kadın olarak yetiştirmedi.
Bir insan, bir birey olarak yetiştirdi. Aynı şekilde annem de. Dolayısıyla ben kendimle o ayrımı hiç yaşamadım. Toplum bana bunu yaşattı ve biraz empoze etti.
Eyvallahım olmaması da bence biraz bu yüzden. Çünkü yeri geliyor anneme, babama bile eyvallahım olmuyor ki. Onların da istediği buydu zaten benden hep. Ya ben bir bireysem kendimi savunmalıyım ve yanlışa da yanlış demeliyim ki... ...ben dediğim gibi 2019'dan beri iki yıllara verdim.
Onun dışında hep şarkılar çıkardım ve bence... ...bunun böyle kendi kendime değil de bir yarışma sayesinde olması... ...bu daha görünür olmamın sebebi de eyvallahım olmamasıydı çünkü... ...çok fazla şeye hayır bu ben değilim ve ben böyle biri değilim istemiyorum dedim yani.
Bunlar da... Benim tabii sürecimi biraz daha yavaşlattı çünkü pişman olduğum şeyler yapmak istemiyorum. Kimseye yaranmak istemiyorum. O yüzden eyvallahım yok gerçekten de.
Ay benim de yok. Herkes tek başına bireysel olarak mükemmel. O yüzden çok teşekkür ederim gelmen için. Ben çok teşekkür ederim.
Umarım annem dinlemez. Benim dinlediğim ve benim de ufkumu açan bir podcast'tı. Çünkü senin de eyvallahın yokmuş yani böyle bir podcast yapmışsın Türkiye'de. O yüzden çok mutlu oldum, çok teşekkür ederim.
O zamandan beri seni takip ediyorum ve cesaretine de hayran kalıyorum. Çünkü tabu olan şeyleri kaç kişinin dinleyeceğini bilmeden anlatmak ve kendi dünyanı açmak çok zor. Müzik yaparken kendi dünyamı açıyorum ve bazı şeylerden utanıyorum bile bazen ama benim yani. O yüzden seni sen yapan şeylerden bahsetmen falan ne bileyim, bana çok ilham vermişti yani.
O yüzden çok mutlu oldum beni çağırmaya. Çok tatlısın, çok teşekkür ederim. Ne kadar sevdik birbirimize, arkadaş olalım biz. Burcun ne?
Oğlak, oğlan aslan. Benim de kardeşim oğlak, ben de başağım. Öyle çok mutlu oldum. Senle o zaman bir kadeh bir şey içmeye varım diyorum.
Ve Ayaklarım Üşüyor'u bitiriyorum. Ayaklarım Üşüyor bitiyor, bitti. Kendisini yani podcastimi tüm podcast mecalarından dinleyebiliyorsunuz. podbimedia.com'dan da izleyebiliyorsunuz.
İzlenebilir olan yeni podcastım. Yeni ise yenidir. Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.