
2.400 kelime · ~12 dk okuma
Ayaklarım üşüyora. Hoş geldin Nis. Hoş bulduk efendim. Ayaklarım üşüyor ve Ezgi çok güzel şeyler tasarlıyor.
Özellikle tasarladığı botlara bayılıyorum. Teşekkür ederim. Konuğum Ezgi Kareyal. Hoş geldin tekrar.
Hoş bulduk. Çok güzelsin, çok şıksın. Sen de öylesin. Teşekkür ederim.
Önce tasarımcı tarafın hakkında konuşmak istiyorum. Yaratıcı tarafını nasıl fark ettin? Biz Öykü'yle kardeşimle çok şeydik zaten yatkındık. Hep böyle mesleklerle en azından sanatla ilgili bir şey yapacağımızı hep biliyorduk.
İlkokuldan beri yani böyle işte çizeriz falan bir şeyler yaparız. Ne bileyim küçüklükten beri dergileri takip ederiz. Fashion TV vardı biz çocukken full oradaydık. Böyle defileler yapardık falan filan annemin eşarplarıyla.
Öyle bayağı kreatif bir çocukluğumuz oldu. Zaten biliyorduk yani. Annemler de biliyordu. Zaten o zamanlarda ilham almaya başlamışsın sen bir şeylerden.
Yani evet, muhtemelen. İlham kaynakları nelerdi diye sorsan başka bir şeylerin var mıydı? Yani öyle açıkçası bir şey söyleyemem. Hani biraz içgüdüsel yapıyorum.
Aslında yaptığım her şeyi öyle sabit bir yerden işte beni etkileyen şu akım var falan filan yok da. Ama şey var mesela Marmara Güzel Sanatlar'da okuduğum için bir Bauhaus'un, Bauhaus ekonominin o minimal tavrı falan filan çok beni tabii ki yönlendirdi, etkiledi. Ama o üniversite çağlarında zaten. Peki, o büyürken, küçükken yaptığın defiller zamanından belki üniversiteye geçtiğinde, hani o süreçte... Bir şeyler hayal ediyordum.
O defileleri yapıyordunuz ikizinle beraber. Şu an hayalini kurdun, hayatımı yaşıyorsun. Londra'ya gittin, moda için çok çabaladın. Yıllardır seni biliyorum ben.
Hani tanıyorum en azından. Gerçekten de işlerimi beğeniyorum. Yalandan bir şey söyleyecek biri değilim. Teşekkür ederim, biliyorum.
Çağırmam da. Sevmesem. Bok gibi ya. Saçmalama engellemesi falan hep.
Benim fikrim de senin gelmen. Bunu da her sürü biliyorum. Şoal san! Hayalini kurdun, hayatımı yaşıyorsun.
Bugün şey yapıyordum, Vision Board yapıyordum. Bilmiyorum Vision Board bilmeyenler için, herkes biliyordur da. Bilmeyenler için... Herkes bilmiyor olur.
İşte ya bilmiyorum ben de öyle şeyler yapan bir insan değilim de bu sene yapasım tuttu. Vision Board işte senenin bu seneden beklentini işte görsellerini... ...sayfaya koyuyorsun da falan hani onlara bakıyorsun ediyorsun girmeden yeni yıla.
Bugün yaparken şeyi hatırladım. 2026 için yapıyorum. O şeyi hatırladım. Biz öyküyle lise dönemi falan olabilir.
Ortaokul lise dönemi. Çizimde seviyoruz dedim ya her zaman işte çizerdik ederdik falan. Hayallerimiz işte böyle işte sevgilimizi çiziyoruz, mesleğimizi çiziyoruz çalışırken falan. Hepsi oldu inanıyor musun?
Her detayına kadar olmuş. Böyle bir tane biz küçükken çizgi film vardı Nickelodeon'da. Sihirli kalemle çocuk çiziyordu ve o bölümde o çizdiği şey iyi yaşıyordu. Böyle biraz kabus vari şeyler falan.
Onun gibi bir şey yani. Bu benim de geçenlerde kendim için dikkatimi çektiğim bir şeydi. Ben çok hayal kurardım. Çok böyle romanlar okurdum.
O romanların içindeki karakterler olurdum. İşte biz avcılarda yaşardık çok uzaktı ve ben hep böyle bir gün şu avcılardan uzak bir yerde işte kendi hayatımı kuracağım falan dediğim... O evin aynısında yaşadığımı falan fark ettiğim, böyle geçen sene falan oluyor bu, böyle bir şey fark ettim. Görsel olarak gözümün önüne getirdiğim her şeyi aslında hayali gerçekleştirmişim sonradan tekrar düşününce.
Güzel bir hissiniz. Evet yani çizmek de. Hayal etmekte, evet. Çok güzel.
Ben şok geçirmiştim. O çizim yaptığımız kağıtları buldum. Dedim hepsi olmuş yani bu kadar mı olur diye. Bizim de şey vardı, biz de bahçeli evlerde oturuyorduk.
Galata'da oturma hayalimiz vardı. 14 senedir burada oturuyorum falan. Biz komşu olduk. Evet.
Yan apartmanımızda oturuyor Ezgi. Tulum'un kocasını gördük. Biraz daha aynı göreceksin galiba. Sizin tanışmanız artık şart oldu.
Peki, zaten ikizinden hemen bahsettin. Bir ikizle büyüme konusu bir meselesi ikizlere hep sorulur. Benim de gerçekten dikkatimi çeken bir konudur. Hatta senden öyle bir his almıyorum ama...
Genelde tanıdığım ikizlerle şey vardır. Hani böyle içten içe o ikizi, ikiziyle bir çatışma yaşar. Bilmiyorum yani sende de olabilir tabi. Ben öyle hissetmiyorumdur belki.
Nasıl bir hissi büyürken ikizinle büyümek, bir ikizinle olması? İnanılmaz güzel bir şey. Bence anne baba açısından da çok güzel bir şey. Çünkü hani ben hatırlamıyorum annemle babam bizimle oyun oynasın.
Hani biz öyküyle annemle babam televizyon izlerdi. Biz içeride oyun oynardık. Hani o abi kardeş çatışması falan filan da yok bizde. Yani hani git buradan oynamak istemiyorum falan.
Biz hep beraber vakit geçiriyorduk. O yüzden hani hep de yeni okula başlamak falan atıyorum. Hani şeydir, çocuk için bir güvensiz alana giriyorsun, tedirgin edici bir şey falan. Biz yanımızda, kardeşimize gidiyoruz falan.
O yüzden onlar hep güzel anılar bizim için. Ama ne zamanki böyle ergenlik, işte birey olma telaşı hayatına girdi mi... Tabii ki o zaman... Bir savaş mı başladı? Savaşları mı? Mücadele mi?
Sana sormuyorum, sen de zaten... Aynısından yersin falan gibi şeyler de olduğu için hep tek insanmış. Aynı kıyafetleri giyerek mi büyüdünüz? Aynı hiç onu yapmadı.
Bir bireydiniz ya. Hep böyle alakasız şey hatta yani tam zıttı yetiştirmeye de çalıştı. Öykü'yü bale kursuna gönderip beni gitar kursuna gönderme falan. İyi bağırıyor.
Zaten karakter olarak da öyleydik Öykü'yle. Farklı karakterlerde misiniz? Öykü birazdan böyle hanım hanım çıktı. Sen delisin.
Senin deliliğinin farkındayım. Öykü çok... Ya seni de çok tanımıyorum ama senin deliliğini fark ettiğim bir dönem oldu. Beraber bir iki kere takıldık.
Bu bizden falan dediğimi hatırlıyorum. Tam biz bu soruları hazırlarken bir tane video karşımıza çıktı. Seni çekiyorlar. Yanında da işte sevgilin var.
İşte Öykü Hanım diyorlar sana. Bu yeni geçtiğimiz iki gün önce olmadı. Evet, yeni yeni. Yani hani rahatsız oluyor musun?
Ünlü ikizi olmak da bir şey ya. Hani tamam ikizin olmasına da zaten rahatsız oluyorsun. Hani bir noktada. Artık rahatsız olmuyorum da şey zaten Öykü'den ziyade Zehra Avşar'a daha çok benzetmişler beni.
Evet. Evet. Benziyorum da bu arada bence. Çok doğru.
Doğru değil mi? O yüzden artık o kadar benzemiyorum. Sehra Bebek! Hoş geldin.
Sehra Bebek, tekrar hoş geldin programımıza. Vay be, sen kaçtıydın Ezgi? Doksan. Aynı jenerasyon.
Aynı jenerasyon. Annenin aracısından da kolay olduğunu söyledin. Sen peki ikiz çocuğun olmasını ister misin? Onu sorayım.
Ben isterim ya. Anne baba açısından çok kolay bence çünkü. Ebeveyn olarak istemem ama çocuk açısından kendisi bilir. Onu ne yaparsa yapsın ama ebeveyn olarak çok rahatım. Sonrasını düşündüğünde ama bir gıcık olma şey olur mu acaba?
Onları düşününce yani. Tek tek yapsak, araya bir sene koysak. Zaten o yüzden mi doğurmuyoruz ya kendimizi düşündüğümüz için. Peki, burada kısa bir ara verelim.
Sonra biraz da güncele dair bir şeyler konuşmak istiyorum. Evet, tekrar devam ediyoruz. Sürdürülebilir modaya dair bir şey yapıyor musun? Yani sürdürülebilir moda bence çok geniş bir tanım.
Hani herkes şeyi anlıyor, sürdürülebilir moda deyince böyle işte... ...recycle ile sürdürülebilirliği hep böyle karıştırıyorlar. Karıştırıyoruz, ben de karıştırıyorum.
Uygularken. Aslında sürdürülebilir modanın içine dair recycle. Ben sürdürülebilir modaya dair hani şöyle bir yaklaşım geliştiriyorum sadece. ...ucuz ve kolay tüketilebilir ürünler yapmamayı tercih ediyorum.
Yani alışveriş alışkanlıklarımı değiştirmeyi... ...konusunda insanları da teşvik ediyorum. Mesela Öykü'ye çok söylüyorum.
Kardeşime hani işte tabii onların daha zor. Hani oyuncu oldukları için işte orada burada sürekli bir yerde eventte giydiklerini giyemiyorlar tekrar falan. Onlar tabii her şeyi yeniliyorlar. Tüketime aslında katkıda bulunmak zorunda kalan insanlar var.
Zorunda kalmak. Evet. Yani ben... Şöyle düşünüyorum, yani her şey o kadar pahalandı ki... ...hani gerçekten... ...alışveriş yapmamaya çalışıyorum.
Ne bileyim... ...tüketime destek vermemeye çalışıyorum ama ne yaparsam yapayım atıyorum. Kilo aldım... ...hani son 11 yılda,
15 kilo aldım. Yani geçen gün kendime bir pantolon almak zorunda kaldım. Yani böyle oralara girmek hiç istemiyorum. Sen bu sektörün içinde...
Bu pahalılıkta, işte hani sen uzun süre sürsün, ben güzel en kalitesini yapayım diyorsun ama... ...bu pahalılığın içinde o kumaşı pahalı alıp, o kumaşı pahalı diktirip... Çok zor canım şu anda.
Zorlanmıyor musun? Ben bayağı zorlanıyorum şu anda. Bundan çok sene önce değil, yani bir 6 sene önce... ...15 bin liraya böyle bir line-up yapabiliyordum yani hani... ...Fashion Week'in karma serisine hazırlandığım bir dönem vardı.
O zaman pandemiye denk gelmişti. Runway çekimlere oluyordu sadece, video çekiliyordu runway'ler. Öyle bir karma serisinde defilan var, on günde... ...hani bir de zaman kısaldıkça daha çok para harcaman gerekir ya,
üretimde hep öyledir. On beş bin lira, yirmi bin lira harcayıp... ...şey yapmıştım, koleksiyon yapmıştım yani runway koleksiyonu.
Tabii şeyler dahil değil. Saç makyajı ve mankenler onların karşıladığı bir şeydi. Ama yani şu anda 15 bin liraya bir tane takım dikemiyorsun. Dikemezsin.
Yok dikemezsin. Düşünüyorum. Öyle bir enflasyona maalesef boğuşuyorsun. Bizim... Yani benim ve çevremin çözümleri şunlar olmaya başladı artık.
Genelde. Yani ben mesela bir şeyi artık giymiyorsam, bir de böyle... ...aynı şeyi giymekle ilgili de bir enerjisel bir şey oluyor.
Yani farklı bir şey giyince iyi hissediyorsun ya. Şöyle çözümler bulmaya başladık biz iki yüz senedir arkadaşlar. Montlarımızı değiştirmek. Takas pazarlarının çok popüler olması.
Artık hani dünya bizi o tarafa götürüyor bence zaten. O takası yapmak durumunda kalıyorum. Takas güzel burada var mı öyle bir olay? Takas pazarı gibi bir şey yok. Feministlerin,
kolektiflerin falan yaptığı şeyler olabiliyor. Ne bileyim, Sude falan da Sude Belkıs falan da böyle bir şeyler yapıyordu. İşte böyle bir küçük küçük komüniteler. Kadıköy'de bazı yerlerde işte giymediğin kıyafetleri 200 liraya satmalar.
Hani hem başkasının işine yarasın, hem birazcık cebime harçlık girsin. Gençlerin de yaptığı bir şeyler var. İkinci el pazarları zaten. Mesela İstanbul'da çok pahalı ikinci el.
Onu da biliyorum yani. Biz mesela işte şehir dışına çıktığımda ben daha çok onları didikliyorum. Hani yurt dışında zaten çok ucuz. Ama genel olarak böyle sistemler ve yöntemler geliştirdiğimiz bir dünyadayız artık.
Sen bir modacı olarak, bir markası olan bir olaya... Benim mesleğim bu. Bu konuya nasıl bakıyorsun? Senin takaslaştığın insanlar var mı?
Giymediklerini verdiğin insanlar? Benim takaslaştığım insanlar yok ama ben çok az alışveriş yaparım. Gerçekten senede 2-3 parça bir şey alıyorum. Ve hep onları giyiyorsun.
Evet, hep onları giyiyorum. İşte öyküye de aşılamaya çalıştığım şey o. Yani parası olan insanlara da yani parası olunca... ...insanlar genelde şeyi yapıyorlar hani çok alım yapıyorlar,
çok da tüketiyorlar. Hani onlar bir sene sonra çöp doluyor. Mesela işte mass production yapan firmalardan aldığın ürünler... ...mesela Zara'dan doldursan bir poşet,
bir poşette atıyorsun bir ay sonra. Çünkü gerçekten kalite olarak hani kalmıyor da bu arada. Eskisi gibi de değil ritim kaliteleri. Yani ama mesela ben kendi takip ettiğim tasarım markalardan... ...böyle gerçekten hayalini kurup,
ya işte param olsa da şunu alsam dediğim o objeye sahip olunca... ...o zaman o benim için çok kıymetli oluyor ve evladiyelik oluyor. Yani o mesela hani bir ayakkabı değilse, çer çöp olacak bir şey değilse... ...hani giyilmekle eskiyecek bir şey değilse... O zaman dolabında kalıyor.
Yani bu parçalara sahip olduktan sonra atıyorum işte ne bileyim küçük küçük şeylerle... ...styling yaparak işte onları yeniden giyebilirsin. Yeniden yenilmiş gibi gösterebilirsin.
Ama parçanın kaliteli ve tasarım olmasına ben kendi dolabımda da daha çok önem veriyorum. Yani bir tane olsun ama güzel olsun. Tamam. Babam çok sorardı onu.
Evet. Yani biraz daha zaten moda şeyi de eskiye dönüyor. Biraz daha böyle işte moda evlerinin arttığı... ...işte insanların özel tasarımlar yaptırdığı yani... ...moda dünyasının projeksiyonunda bu da var mesela.
Hani Mass Production'dan çıkıp işte... ...Couture House'ların falan filan yeniden... ...revaçta olacağı bir planda düşünüyorlar.
Bence öyle olursa şahane olur gibi geliyor. Az tüketim ama kaliteli. Senin de ürünlerin öyle gözüküyor bu arada. O botlardan bir tane alacağım param olmuş.
Sürekli böyle hani o paranın olduğunda ne alsam ya diye böyle girer bakarsın ya. O botlara ben bir giriyorum. Çok sevindim. Çok güzeller.
Şu anda da fakir edibiyatı yapmıyorum bu arada. O kadar da pahalı değilim zaten. Onu diyecektim işte. O kadar da pahalı değil diyecektim de hayat zor ya.
Gerçekten 30 tane şey düşünüyoruz. Ben de çok zorlanıyorum. Şimdi bir şeyler satarken tüketime teşvik de ediyorsun ya hani bu tüketimi biraz durduralım diyoruz işte ama bir yandan da bir mağaza açtın ve bir şeyler tükettiriyorsun insanlara. Bu ben böyle yıllardır umarım annem dinlemezdi.
Korunun, korunmadan sevişmeyin dedim, dedim, dedim. Sonra hamile kaldım. Geçenlerde kürtaj oldum korunmadan seviştiğim için. Onun gibi bir şey.
Aslında hatalarımız, hatalarımız değil de yapmayalım istediğimiz şeyleri yaptığımız o anlar hep var. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun? ...tüketimi biraz durduralım deyip aslında bir şey satmak.
Ya bu konu aslında yani biraz da senin dediğin gibi şey bir konu yani... ...hani biraz ne bileyim... ...insani ve işte kendi içinde biraz çelişkilerin de barındığı bir konu.
O yüzden benim de bütün işte ne bileyim ilk üniversitemi... ...9 senede bitirmemin hani şeylerinden, sebeplerinden de bir tanesi buydu. ...hem sanat yapmak istiyorum ben aslında ama bu şey işte ne bileyim... ...çamaşır makinesi çiziyoruz biz işte tuşlu kalem çiziyorum ben falan bu mu... ...üretim mi sadece işte bir de bizim okulda şey de var ergonomi,
ergonomi, ergonomi... ...hani önce işlevsellik falan yok ben hani... Öyle de bir yerde değilim, ben güzel olsun istiyorum falan.
Biraz böyle çelişkilerin de olduğu hani insanları böyle işte tüketmeye teşvik ediyorum ama ben orada mıyım? Ben de aslında bunu doğru bulmuyorum gibi bir zihin yapısına ben de sahibim. Çoğu zaman bu gitgeli yaşıyorum yani ama... Dediğim gibi bunun içinde yapmayı sevdiğim şeyi de yapmaya devam etmek... ...ve de bunun en az zarar veren yollarını bulmayı çabalıyorum. Çelişe çelişe en az zararlı.
Bari olmuş zaten böyle çelişkili bir durum ya işte dediğin gibi. O yüzden ben de en az şekilde çevreme zararlı olmayı umuyorum sevdiğim şeyi yaparken. Ben de. Peki, sen seks konuşmaya benim programıma gelmedin ama madem geldin, bir aşk hayatını sorayım.
Sen artık aşıksın, nişanlısın, nişan yüzüğün var. Evet, nişanlıyım. Evlenmedin değil mi? Evlenmedim ama sola takıyorum.
Az da değiştiriyorum da. Nasıl aşk hayatını? Artık evli gibi düşünüyorum kendimi. İlk defa bir sevgilimle aynı eve de çıktım.
Nişanlandığımda aileler de tanışıyor. Zaten evlendik artık yani. Evlendiniz ama bir evlilik de patlatacaksın gibi. Bilmiyorum.
Düğün mü, o kafalar... Çok zor, çok boş var. Sen nasıl yaptın? Bir de benimkisi yani. Bir de sen yaptın yani.
Düğün değildi ki benimkisi de yani. Bir de düğünü düşünemiyorum. Ben o aileli bir düğünü düşünemiyorum. Benim ailem de kalabalık bu arada.
Sizin ailenizde sanki böyle düğün düğün istermiş gibi bir şey de var. Onlar böyle bir zorunluluk yapmazlar ama biz çok sıkı fıkı bir aileyiz. Yani böyle herkes dıdısının dıdısıyla görüşür. Yani hani teyzemin, anneannemin kuzenleriyle falan.
Ben ailesizken çok zorlandım. Yani şey çok annem, babam ve bitti. Çok fazla. Biz bir yılbaşı yemeği yapıyoruz, kırk kişi oluyoruz.
Çok geçmiş olsun. Özgeciğim sana. O zaman bütün hayallerimizin gerçek olması dileğiyle sen çizmeye, manifestlamaya devam et. Ben de uzaklara bakıp hayal kurmaya devam edeyim.
Ayakların üşür mü? Buz gibiler benim ayağım, vampir durumum var tabi ki. Ben hep ayakları üşüyen insanlar çağırıyorum evet tamam. Doğru yoldayız.
Doğru yoldayız. O zaman program bitti Ezgi. Çok teşekkür ederim bana vakit ayırdığın için. Ben teşekkür ederim beni çağırdığın için. Çok tatlı bir sohbetti.
Rahat mısın? Rahatım. Rahatladın değil mi? Çok tatlı geçti.
Güzel geçti. Teşekkürler. Ayaklarım üşüyor bitti ve bu bölümü podbimedia.com'dan izleyebilirsiniz ve tüm podcast mecralarından dinleyebilirsiniz.
Ayaklarım üşüyor yani ben. İzlenebiliyorum fodbimedia.com'dan.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.