Podcast

kısmetse olur mu belis

İzle
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Konuk: Belis Kılıçarslan



kimdir?



3 Kasım 1997’de Adana’da doğdu. Mersin Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri bölümünden mezun oldu. Üniversiteden sonra İstanbul yolculuğu başladı ve make-up artist olmak için çalışmaya başladı. Sonrasında Malta’da dil okuluna gitti ve oradan da Milano’ya taşındı. 2 sene de orada yaşadıktan sonra İstanbul’daki make-up artistlik işine geri döndü. Türkiye’ye döndükten 6 ay sonra Kısmetse Olur’a katıldı.



bölümün videolu halini buradan izleyebilirsiniz: https://podbeemedia.com/v/69c15e78cd306c63a529672e ---------- Podbee Sunar -----Bu podcast reklam içerir.

Bölüm Transkripti

4.122 kelime · ~21 dk okuma

Merhaba. Ayaklarım üşüyor. Hoş geldiniz. Bugün çok önemli bir konuğum var.

Beliz. Kısmetse olur Beliz. Naber Beliz? Hoş geldin.

Hoş bulduk. Yüzü kırmayıp geldin. Ay çok sevindim açıkçası. Hayatımda ilk kez böyle bir teklif aldım.

Transkriptin tamamını oku

Umarım daha büyük tekliflerle karşılaşırım. Başlangıç bu olsun diyelim. Çok heyecanlıyım. Çok farklı yani.

Nasıl? Sevdiğimiz stüdyomuz var. Çok güzel bir stüdyonuz var. Aşırı kıskandım bu arada.

Terası, mekan, yer, location her yeri mükemmel. Hepiniz de çok tatlısınız, çok güzel ağırladınız. Her zaman bekleriz seni. Her gün geliyorum.

Peki başlıyorum programıma. Evet. Kısmetse olur aşkın gücü nasıl gidiyor? Mutlu musun?

Önce buradan başlayalım. Öncelikle ben sana sorayım o zaman izliyor musun? Evet tabii ki. Tamam izliyorsan bana şey diyebilir misin?

Beliz mutlu ya da mutsuz? Ben izleyen biri. Şu an çok mutluyum. Şu an aşırı mutluyum.

Dün gece seni görerek uyuyakaldım. Evet, sen şu sahnede kaldın. Evet, şu sahnede kaldım. Yani şimdi geliyorsun diye biraz böyle salmıştım.

Geliyorsun diye daha abandım tabii ki. Evet. Biraz daha hani güncelde ne oluyor diye bir baktım. Mutlusun, çok mutlusun.

Çok mutluyum. Şöyle mutluyum. Yani Kısmet Solur evinde şöyle oluyor açıkçası. Özellikle ben biraz skandallara karıştığım ve kaos kadın olduğum için beş dakikam mutluysa beş dakikam bir anda bağırmayla ve stres sinirle geçiyor.

Ama ben çabuk yanan ve sönen biri olduğum için beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam ediyorum. Barışla da aramız düzeldiğinden beri, milli nefret olmayı bıraktığından beri yüzüm daha çok gülüyor. Bir ara bir video görmüştüm. İşte bu kız neşesini kaybetti diye hep gülüyormuşum mesela.

Sonraki sezonda hep böyleyim falan. Ama o kız, Barış'ın kaçması seni aşık eden toksik bir haldi. Sen yoksa çok da orada değildin gibi hissediyorum. Öyle demeyelim şimdi Barış sana kızmasın.

Yok Barış da bunun farkında zaten. O aşamada daha çok aşık oldum. Zaten böyle davranmasa olmazdım. Bu programda feminist bakış açısıyla bakıyorum ben şimdi her şeye tamam mı?

Kısmetse olur aşkın gücünü izlerken de hoş geldiniz. İşte ekranda sevgililer birbirlerine merhaba diyorlar ve bir anda... Adamlar, erkekler her kadının kıyafetine karışıyor. Ben burada dedim ki benim bunu biriyle konuşmam lazım.

Sonra tabii ki belli sıçağı olduğum için seni çağırdım. Aslında benim çıkış noktam buydu. Hani bu kadar nasıl izin veriyor bu kadınlar kıyafetlerine karıştırılmasına gibi bir yerden sinirlendim. Sen karıştırmayanda bir taraftasın.

Önce bu kıyafet meselesini bir konuşmak istiyorum seninle. Ya şöyle şimdi ben tutucu bir ortamda büyümeme rağmen Adana'da büyüdüm sonuçta... ...ve benim ailem de çok tutucudur yani.

Aşırı değil ama hani mesela giyinme kuşum ama saç rengime... ...iki tane ablam var abi gibilerdir ama eleştirirler hep böyle. Ben nasıl giyinmem gerektiğini hep ablamlar da çok güzel giyinir.

Onlardan öğrendim. Ve şimdi başımızda bir abi olmadığı için babam bize çok baş edemediği için... ...biz birazcık o konuda özgür büyüdük.

Yani benim babam bile bana çok karışmazken ben hayatıma yeni girmiş bir aydır iki aydır tanıdığım bir insanın lafına bakmam. Ne kadar sevsem bile. Tabii ki de dikkat ederim. Şimdi yazın kıyafetimiz daha açıktı.

Otururken kalkarken kamerada nasıl gözüktüğünü bilmiyorduk ilk sezonda. Sonra ben bunları izleyince biraz daha dikkat ettim ama mesela biri bana onu derse ki o eteği giyme, onu yapma, ben bunu yapmam. Sonuçta bu benim, ben bu yaşıma kadar o şekilde gelmişim. Beni seviyorum diye sen beni öyle görmüşsün, öyle beğenmişsin.

Bunu ben kendim değiştiremem, mutsuz olurum zaten. Zaten bu zihniyette olan birisini de ben sevemem. Mesela Barış kıskanç biri bu arada. Yani çok takıyor bunları kafasına ama korkusundan bana söyleyemiyor.

Hani yapmayacağımı da bildiği için. Ben de onu kırmamak adına biraz orta yolu bulmaya çalışıyorum ama... ...genel olarak büyük konuşmayayım, kimse buna karışamaz yani.

Yapanların da kendi ilişki dinamiği yani ama bence... ...bir erkeğe bu konuda fırsat verilmemeli diye düşünüyorum. Tabii ki de oturuşa, kalkışa, giyime önem verilmeli, dekote falan ama... ...benim hayatım,

benim kararım ona bir şey diyemez. Bu konuda tebrik ediyorum. Ailenden bahsetmişken biraz onu da merak ettim açıkçası. Nasıl bir ailede büyüdün?

Biz üç kız kardeşiz totelde. Babam iki ablama mesela daha tutucuymuştu. Seni saldı. Beni daha özgür bıraktı birazcık.

Tabii ki de bir şeylerimize karışır eder ama hani bizim kendi kararları... ...vermemize izin verir, arkasında durur. Böyle çok giyimdir, kuşamdır.

Mesela babamın bana en çok kızdığı şey kıyafet. Bu değil, ne biliyor musun? Ne? Fotoğraflarda dudağını böyle yapma.

Hep yorum olarak bunu söylüyor ve adam yıllardır bunu söylüyor falan. Bu kadar. O yüzden de dudak dolgunumu erittim. Babam bunu senelerdir erittiremedi ama ben beni sevenler için erittirdim gerçekten.

Biz seni ilk defa mı burada dudakların erimiş göreceğiz? Ekran nerede? Öyle göreceksiniz ama bu bir şey beş katlı kalemli ve rujlu hali bu arada. Bunu da çok konuşmak istiyorum.

Estetik. Meselesi. Evet. Şimdi o ekranın önünde bir kaygı oluşuyordur tabii ki.

Yani güzel gözükme kaygısı. Ama benim anladığım kadarıyla sen zaten bu tipte işte bu dudaklara sahip, bu makyajı yapan bir kadınsın. Evet. Bunu seviyorsun.

Bunu seviyorum. Bu estetik kaygısından bahsedeceğim. Ben bir arkadaşımla kısmetse o Aşkın Gücünüz derken Melody ile böyle ilk başladı hani herkesin mi dudağı... Büyük olur.

Büyük, güzel, hani güzel tartışılır tabii. Ben seninkini okey buluyorum ama hani bu böyle herkesin farklı düşünceye sahip olacağı bir şey. Herkesin de kendi hayatı, kendi dudağı yine dediğimiz gibi. Ama böyle bakıp, ya biz burada çok sırıtırız düşünsene orada olduğumuzu dediğimiz bir an yaşadık.

Bunu da o yüzden konuşmak istiyorum estetik kaygılarınızla. Tabii, en sevdiğim konulardan biridir. Sen bir de makyözlüsün. Evet, istersen seni çok iyi bir dolgucuya götürebilirim.

Nereme dolgu yapacaksın? Mesela baktığın zaman, bak ben bu suratı da seviyorum, doğal, anladın mı? Ama ben doğallıktan yana bir insan değilim, hoşlanmıyorum. Ama sana baktığım zaman ben sana ne yapardım, biliyorsun direkt?

Şuraya küçük bir jawline, ucuna küçük bir çene dolgusu… Hafif de bir dudak kaldırma. Mesela burnun çok karakteristik bence. Çok güzel. Yok burnuma dokundukça. Kaşların doğal,

kalın. Çok hoş. Botoks'a ihtiyacın yok zaten. Bak yaşını söyledin.

Maşallah çok genç gözüküyorsun. Buralarına nazo bir elim bile çıkmamış. Benim daha fazla yani. Ya şöyle aslında çok estetikli gibi duruyorum ama... Sen kaç yaşındasın?

Ben 28 oldum bu sene. Evet. Çok estetikli gibi duruyorum ama mesela benim dudağımda dolgu, burnumda da estetik, alnımda da botoks var. Başka da bir şeyim yok.

Yanaklarımı öyle zannediyorlar ama o çocukluğumdan beri hani tombiklikten gelme bir şey yani. Ama şöyle... Bu estetik kaygısı nereden geldi peki? Bu estetik kaygısı...

Kendime özgüvensizliğimden geldi en başta. Yani küçükken mesela ben de burnumu hiç beğenmiyordum. Çok büyük duruyordum. Hatta bir bilgi vereyim.

Ben İstanbul'da üniversite kazandım. Marmara'yı kazanmıştım. Babam gitmeyeyim diye bana bir şart koştu. Gitmezsen burnunu yaptıracağız.

Ki benim burnum gösterim. Gerçi çıktı, ifşa bile oldu. Yani çok da farklı değildi. Kabul ettim.

İstanbul'a bile okumamaya geldim. Evet. Sonra paramı biriktirip başka bir estetik oldum beden üzerinde. Yani ailem bunu vermediği için.

Söyleyebilirim ne olduğunu. Göğüs estetiği olmuştum mesela. Meme yaptırdım. Evet.

Kendi paramla üniversitede biriktire biriktire bir senede. Babamdan aldığım harçlıklarla çalıştım. Küçük müydün memelerini? Daha küçüktü.

Onun dışında ama şu an gerek var mıydı bu kadarına? Yoktu. Makyajla da yapılabiliyor. Ve artık çok popüler de değil.

Mesela o kadar büyük dudak artık popüler değil. Ama benim yüzüm ve kendim biraz minyon olduğum için pat diye belli oluyor. Çok patlıyor evet. Şu anda çok güzel olmuş.

Ama asıl kaynağı şu, ilk başta tabii ki de kendini beğenmemekten, özgüvensizlikten ve sevmemekten geliyor. Şu anki o fotoğraflara baktığımda ne kadar tatlıymışım, dalga geçiyorlar ama ne kadar tatlıymışım, ne güzelmişim. Keşke hani bu kadar yaptırmasaydım demeye geçiyor ama şu an baktığım zaman anneye çok memnunum. Önemli olan da seninle hissettiğim.

Ama hani bunun başlangıcını bir merak ettim. Küçükken ben de burnumdan çok hoşlanmazdım. Ne olur yaptıralım falan dediğim bir dönem var. Ama şu an benim... Hani bana para versen... Değil mi?

Mümkün değil burnuma dokundurtmam. Zaten dokundurtmamalı kimse. Buradan izleyenler de duysun. Hiçbir zaman eskisi gibi nefes alamıyorsun.

O yüzden estetik kaygı için sağlığınızdan olmayın demek istiyorum. Buradan da koma sofraları. Duyulur. Şey diyecekler, o zaman sen de bozdun estetiğini.

Hayatım geçmişe dönemiyorum, yoksa neler yaparım? Peki, ekranların önünde aşk yaşamak nasıl bir duygu? Hayatının herkes tarafından bilinmesi diye bir şey var şu an hayatımda. Ya bu arada ben de öyle bileyim.

Şimdi benim de kendime göre bir podcast yayınım, programım falan oluyor. Ben de her şeyimi maşallah anlatırım detaylı. Ama bu ekranların önünde yaşamak, kameran bambaşka. Bunu nasıl hissediyorsun?

Artılarını, eksilerini soracağım. Bir de tabuların var mı diye soracağım. Asla ekranın önünde şunu yapmam. Tabuların var.

Ya da şu konuda çok rahatım. Şöyle öncelikle ben bu programa girerken ekranın önünde aşk yaşayacağıma gerçekten inanmıyordum. Aşk yaşamaya mı geldin? Ya herkes hoşlanır. Yoksa ünlü olmaya mı?

Herkes başta ünlü olmak için geliyor. Birinden hoşlanmak, işte çift olarak tutmak, hayatını öyle devam etmek için. Ama ben aşık olacağımı asla düşünmüyordum. Maksimum zaten beğenirim, hoşlanırım, geçer gider diyordum.

2-3 hafta sonra elenirim diyordum. Ama Barış'la biz öyle bir love story yaşadık ki yani inişli çıkışlı vesaire gerçekten de sevdim yani. Ama ilk sezona baktığınız zaman ben çocuğa kendimi ellettirmiyordum bile sarılmasına dahi izin vermiyordum. Ben temastan hoşlanmam yapma etme diyordum.

Aslında bunun sebebi... Hem ekran önünde nasıl gözükeceğimi düşünmem de hani ilişkimiz biterse, ayrılırsak, yarın öbür gün hayatıma başka birisi girerse ne düşünür? İşte ailem izlerse ne düşünür? Vesaire böyle içimden geldiğinde sarılmazdım etmezdim.

Şimdi üçüncü sezonda ilişkimiz tam devam ettiği için mesela bu sefer ben yapışık ikiz gibi oldum. Tam duygularımdan emin olduğum için ben temas bağımlısı oldum. Tabularımı da yıktım. Yapmayacağım dediğim her şeyi yaptım.

Temas mıydı tabuların? Temastı. Yani program çekiminde öptüm bile yani. Tutamadım kendimi öptüm bile yani.

O yüzden... Aman bir öpücük daha ne olacak ya? İşte bunlar benim ablamlar hala arayıp, bak Beliz Türk öpücük adetlerini unutmuyorsun yine tamam mı? Bak falan filan diyorlar.

Bir de Rıçık da bize karışıyor ya. Şimdi birkaç ceza yemişti program. Ondan sonra çok dikkat etmemiz gerekiyor böyle şeylere. Yönetmen mesela tam öpücük diye bağırıyor. Bir de küfürlerim var aralarda.

Benim mi? Evet. Onu görüyorum ben, ağzını okuyorum. Ama benim tutmuş halim kendimi.

Aslında gerçekten normal hayatımda çok küfürbaz bir kız değilimdir, dikkat ederim ama... ...artık kendini ifade edemediğin durumda eh deyip ağzından çıkıyor, bipliyorlar yani. Gözüküyor onlar, çok komik.

Seksist de küfür etmiyorsun. Değil mi? Evet. Biraz eril benim küfürüm.

İşte erkeklere ama öyle etmek gerekiyor zaten. Çekimler nasıl, ne kadar sürüyor, yoruluyor musun diye bir sorun var. Çekimler çok uzun süre sürüyor. Gerçekten yoruluyoruz.

Eve gittiğimde direkt bayılmış oluyorum zaten. Sabah erken saatlerde alınıyoruz, geç saatte bırakılıyoruz. Peki tamam, bir gününü anlat bize o zaman. Şöyle, çok erken, daha holozları ötmeden... Uyanmışken servis geliyor.

Ben serviste zaten uyuyorum hemen biraz. Sonra sete gidiyoruz. Hazırlık aşaması. Hazırlık, kahvaltı vesaire derken.

Orada arkadaşlarım var, erkek arkadaşım var. Sinir, stres var, düşmanlar var. Bir şekilde zaman akıp gidiyor yani. Tam uykum geliyor, uyuyacak gibi oluyorum.

Mesela tak bir olay çıkıyor, tekrar uyanıyorum. O yüzden mesela ben aşırı da yorulmuyordum. Birkaç kere tansiyonum düştü, şekerim düştü, bayıldım, serumluk oldum falan ama... Haftada bir gün mü izniniz vardı?

Yani çekim günlerimiz üç gün. Çekim, bir gün mola. Üç gün çekim, bir gün mola. O şekilde.

Yine yeni bir insani bir şey var. En azından izinleriniz var dinlenmeniz. İzinlerimiz oluyor ama yorucu. Herkes buna dayanamayabilir yani.

Sevgililerinizle program sonrası ya da izin günlerinizde görüşebiliyor musunuz? Bu kesinlikle yasaktı. Bir diskalifiye sebebiydi. Evet.

Bunu herkes çok dikkat etti. Şu an herkes birlikte sıfır atıyor. Ama şimdi artık biz çekimleri bitirdik. Hani bu sosyal medyada da biliniyor.

O yüzden artık daha yeni dışarıda görüşmek, yeni yeni serbest oldu. Yine çok paylaşım yapmayın dediler biz ama biz hiçbirimiz yoktuk. Siz canlı yayındasınız. Hani herkes, bütün yarışmacılar şey oldu.

O da paylaştı, ben de paylaşacağım. O da paylaştı, ben de paylaşacağım. O yani ne olacak bilmiyorum. Aynı eve çıktı Arkan'ım.

Gerçekten öyle bir şeye dönmüştüm. Belki de diskalifiyeyiz bilmiyorum yani. Ama normalde yasak. Ki buna da gerçekten ben çok dikkat ettim.

Çoğu insanın da ettiğini düşünüyorum. Çünkü görüştüğün anda tak diye resmini çekerler ve ifşa alarlardı zaten. Evet, eskiden öyle olaylar çıkıyordu. Görüştüler.

Bir de ben şeye inanıyordum. Görüşürsek büyüsü bozulacak, Barış'ın bana aşkı azalacak, elde etmiş gibi olacak diye düşünüyordum. O yüzden de görüşmek istemedim yani açıkçası. Evet, şimdi kısa bir ara veriyorum, geri döneceğim.

Tamam. Tekrar hoş geldin. Hoş bulduk. Evet, şimdi çok izleniyorsunuz, aşırı izleniyorsunuz değil mi?

Artık Türkiye sizi tanıyor. Böyle izlemiyorum diyen kesim de sizi izliyor ya gizli gizli. Ben de öyle olduğunu düşünüyorum. Var canım onlar.

İzlememiz izleyici. İzlemiyorum diyen yok bu arada ama izleyeceğini tahmin etmeyeceğim insanların izlediğini biliyorum. Bu böyle popülerlik, görünürlük sana ne hissettiriyor? Bunu mu istiyordun?

Hoşuna gidiyor mu şu anda bu? Özellikle sana şunu söyleyeyim Tulu, benim hayat çizelgemde ve hayat amacımda hiçbir zaman oyuncu olmak, ekran önünde olmak, televizyona çıkmak, şarkıcı olmak, ne bileyim, yarışmacı olmak gibi bir şey yoktu. Ben yurt dışına yaşarken, dönmüşken, burada make-up artistlik yaparken benim birlikte çalıştığım abla dediğim insan bir anda beni aradı. Böyle böyle bir durum varmış, görüşmeye git.

Her şey böyle bir anda oldu yani. Zaten ben neye uğradığımı şaşırdım, beni neye beklediğini bile bilmiyordum. Şu an sadece herkesin tanıdığını ve izlediğini şuradan biliyorum. Mesela tanıdığım oyuncu arkadaşlarım var ya, bunlar baya ünlü insanlar.

Bağımlısı olmuşlar yani bu programın ve diyor ki, Beliz ben kendi dizimi izlemiyorum, seninkini izliyorum. Hani o zaman diyorum ki yani bu gerçekten tutan bir program ve sevilen bir şey. Ve ben tanınıyorum artık. Birkaç isim var mesela şarkıcı, oyuncu.

Onların bile beni tanıdığını ve çok sevdiğini duyuyorum biliyorum. Hoşuna gidiyor. İnanılmaz hoşuma gidiyor. Gitmez olur mu?

Ama onun dışında güzel bir his. Eksisi nedir dersen bana bir antisosyallik geldi. Aaa gelir. Dışarı çıkmaya bir çekiniyorum.

Çünkü hani kesinlikle ego gibi düşünme. Normal hayatımda mesela programda daha rahat bir insanım ama... Ne yapacağını bilemem halini bilirim. Şimdi yürüdüğümde mesela herkes böyle bakıyor fısır fısır bir şey söylüyor.

Ya da gelip yanıma konuşuyorlar, ediyorlar falan. Hani böyle bir böyle sanki kalabalığın içindeymişim gibi hissediyorum. Zaten ben evcilmen bir insanım. Çok dışarı çıkmıyorum.

Ama dışarı çıktığımda böyle sanki herkes bana bakacakmış gibi hissediyorum. Böyle tipim de düzgün değilse falan filan anksiyete geçiriyorum. Hemen eve koşuyorsun. Hemen.

Direkt çıkmıyorum daha doğrusu. Programdan önce Berlin'den bir arkadaşım, arkadaşlarım seni izlerken Selvar ve Sebahat çizim yapıyorlardı. Seni çiziyorlardı dedim ya sana cevap geldi. Onu bir açacağım.

Sebat, ben de seni çok seviyorum. Vizem çıkarsa Berlin'e geleceğim. Söz veriyorum. Seninle görüşmek istiyorum.

Öpüyorum. Resmi yolla bana lütfen. Çok komik. Bir gün bir baktım, hepsi seni çiziyor.

Bir gece böyle otururken bir event yapmışlar. Çok komik. Aynı zamanda ünün getirdiği bir şey daha vardır. Linç.

Linç kültürü hakkında bir konuşmak istiyorum. Ne kadar etkileniyorlar? Ben çok etkilenirim mesela. Ben de arada çok güzel linçlerim vardır.

Sen benimkileri görsen fena değil. Ama ünlülükten değil yani benimkilerden. Eleştiri. Evet.

Eleştirmek için. Eleştiri ama büyüyen linçlerdi. Yani hani tanındığım için olan linçler değildi demek istedim. Ve uykularım kaçtı.

Şimdi sen sürekli yiyorsun belli. Tabii düzenli olarak. Seni sevmeyen de çok muhtemelen. Tabii.

Şimdi benim sevenim sevmeyeliğimden daha çok. Kendimi avuttuğum nokta bu. Ama ilk başta inanılmaz zincir yediğim zaman ne yapacağımı şaşırdım. Üzüldüm.

Bir hafta on gün evden dışarı çıkmadım. Sonra dedim ki Beliz değişecek bunlar. Şu an bak gerçekten beni üzdüğünüzü düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Artık kötü yorumlarınızı inanılmaz yaratıcı buluyorum ve sadece gülüyorum.

Bak gerçekten gülüyorum. Devam edin bu şekilde yapmaya. Doğru bir kitle seni sevmiyorsa doğrudur zaten yolun gibi hissediyorum mesela ben. Mesela herkes de seni severse de sıkıntı bu arada.

Herkes beni sevsin istemem. O çok çok çok doğru yolcu. Mesela ben kendi hayatımda da türlü öyle. Ben herkesi sevmem.

Herkes de beni sevemez yani. Zaten ben böyle bir insanım. Ama ilk başta etkiliyordu ilk bir hafta, onu da söyleyeyim. Sonra etkilemiyor.

Tabii ki de bazı ağır şeyler oluyor. Bak mesela o gün aileme, şerefime, namusuma edildiğini vesaire gördüm. Bakıyorum, yazık diyorum ve daha farklı yollara başvurmaya karar verdim. Ama onun dışında yaptıkları eleştiri, mesela bana chat GPT diyorlar.

Biri bir şey atmış. Konuşmamı ben gidiyormuşum, chat GPT'den bakıp tekrar geliyormuşum, söylüyormuşum falan. Orada olay akışında ben ne çıkacağını bilmiyorum. Biri ortaya bak, bence chat GPT'den akıl alıyor.

Bunları öyle yapıyor diye atmış. Şimdi bana chat GPT bir istiyorlar. Ben bunu bir şeref bilirim bu. Onu size söyleyeyim.

Chat GPT bile şokta. Karşılıklı oturup konuşmak isterim chat GPT ile yani. Bakalım bana kaç puan verecek? Ona yakınlaşabilmiş miyim yani?

Gerçekten beni gömmeye çalıştığınız şey bile övgü gibi geliyor bana ve şeref duyuyorum. Sağ olun. Bir de şeyi çok merak ediyorum. Şimdi kadınlarlasın bir tarafta, bir evde ve atıştığın, tartıştığın kadınlar var.

Ama şunu da görüyorum. Çok yükleniyorsunuz bazen birbirinize. Aslında kadın kadının yurdudur. 8 Mart'tan da çıktık.

Böyle bir durum da söz konusu. Ama herhangi bir kadının ezildiğini gördüğünüzde de o kadının yanındasınız, sevmeseniz. Bu konuda kadın arkadaşlarıyla ilgili senden bir şeyler duymak istiyorum yine. Şimdi şöyle mesela antiler bana kadın düşmanı diyen bile var.

Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Çünkü yeri geldiğinde düşmanım dediğim insanı bile vatan savunur gibi... ...yakın arkadaşlarından daha çok savunmuşluğum bile oluyor.

Bu benim huyum yani. Bunu değiştiremiyorum. Haksızlığa gelemiyorum. Gerçekten çok nefret ettiğim ve böyle olduğum isimler var mesela.

Onları bile savunduğum noktalar oluyor ama... ...onların kitlesi için, o için bu için değil. Ben kendi normal hayatımda da böyleyim yani.

O hislerini duymak isterim. Aynen öyle. Benim düşmanlığım olursa bir kadına o da düşmanlık. Yaparım, onu sonuna kadar yaparım ama... ...onu ben kendim yapabilirim kendi meselemde.

Bir başkasının yaptığını görürsem orada müdahale ediyorum doğal olarak. Bu konuda da kendimi vicdanlı buluyorum, içim rahat. Ben savunuyorum deyip sesini çıkartmayanlar utansın. Hiç de öyle bir şey yok yani.

Genelde zaten erkeklerin üzerinden yaşanan, erkek egemen bir toplumda yaşadığımız için. Orada erkeklere en çok sesini çıkaran benim genellikle yani. Çıkaranlar da var bu arada. Ama kafa en çok tutan benim yani ve bundan çok memnunum.

Öyle düşünüyorum. Bir sorum daha var. Para. Şimdi bu program ün verdi, şöhret verdi.

Para kazanıyor musun? Önce herkesin merak ettiği bir şey var. Bu programdan para kazanıyor musun? Şimdi programdan aldığımız bir ücret vardı zaten.

Maaş şeklinde gibi çekim başına aldığımız. Ama dışarıdan, sosyal medyadan daha henüz kazanamıyorum. Onun dışında bilmiyorum, ümitliyim yani. Bir konuya açıklık getirmek istiyorum.

Mesela ben bir tane YouTube videomda işte Barış Hediye seçerken parasıyla ilgili konuşmuşum. Ama çok pahalı işte ben buna 20 bin lira vermem gibi falan. Altına birkaç kişi yazmış. E hani sen 200 bin lirayla geçiniyordun?

Evet 200 bin lirayla geçiniyordun bu arada ya da... İki yüz değil de yüz elliyle yüzle hani ayına göre ben makeup artist ve freelance çalıştığım için bu değişiyordu. Ama benim bu her şeyi topladığımda böyleydi. Yani milyoner değilim arkadaşlar ya da paracı değilim.

O konuda bir anlaşalım. Zengin biri değildin yani. Zengin değildim kendimi dönüyorum. Ama kötü de değildim.

Ama bu parayı ben kendim çalışıyordum. Havadan inmiyordu bana yani. Çalışmadığım zaman kazanamıyordum. Peki bir şey merak ediyorum.

Bölüm başına mı kazanıyorsunuz? Haftalık mı günlük mü? E çekimler bittikçe alıyoruz diyeyim. Zengin oldunuz mu?

Sence olduk mu? Bilmiyorum ki. Alacaklıyım sosyal medyada. Tamam, umarım önümüzdeki günlerde zengin olursun.

Böyle gidersen güzel para kazanırsın gibi gözüküyor. İnşallah ama para odaklı bakmıyorum şu anda. Tabii ki de çok kazanmak istiyorum. Ama önemli olan şey yani önce şu konuda bir sosyal medyada vesaire... ...bir güven kazanmak,

bir süreklilik getirmek sonrasında zaten para geliyor. Özgürlük. olarak baktığımızda bu duruma kendini özgür hissediyor musun ekonomik olarak? Şu anda özgür hissedemiyorum ama özgür hissedebilmek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.

Çünkü yeni bir platforma girdim yani sosyal medyaya. Tam olarak bilmiyorum, anlayamıyorum. Bu arada benim daha önce influencer olma girişimlerim oldu yurt dışında yaşamadan önce. Ama 24 saat... Yurt dışında nerede yaşadın biliyor musun? Ben 2 sene Malta'da yaşadım,

2 sene Milano'da yaşadım. Bundan önce deniyordum, ediyordum. Birazcık takipçim de vardı hatta. Sonra yurt dışına bıraktım tamamen.

Ama şimdi 24 saatte insanlar seni orada tanıyamıyor o storiden. Şu an insanlar benim karakterimi biliyor, nasıl bir tarzım olduğunu vesaire biliyor. Şu an olmak daha kolay benim için. Ama dediğim gibi, süreklilik geldikten sonra, insanlar beni sevdikten sonra o parayı tam olarak almak istiyorum.

Çünkü öyle hakkım olacağına inanıyorum. Bu arada çabalıyorum yani. Çok zormuş bu işler. Fotodur, edittir, mesela hani kolay duruyordu da değil.

Her an vlogluyorum şu an falan. O çok zor geliyor bana yani. Influencer olmak başka bir şey. Evet.

Hiç öyle havadan para falan kazanmıyor insanlar diye düşünüyorum. Çok zor. Kendini çek, kurgula, koş. Zoru seviyorum biliyorsun.

Hiçbir yolum kolay olmadı. Evet. Zaten bunu da konuşabiliriz son olarak. Zorluklarla mücadele eden bir insansın anladığım kadarıyla.

Bu mücadelelerini biraz anlatır mısın bana? Şöyle benim hayatımda hiçbir zaman olacak işim bile tak diye olması gereken işim bile olmadı. Allah benim böyle hep tırmalamamı istedi. Yani herkesin önünde mesela altın şeklinde serpilir ya.

Benim hiçbir zaman öyle hiç olmadı. Kime serpiliyor ya? Benim hiç haberim yok. Çat diye hani gerçekten öyle yani şanslı oluyorlar.

Benim olacak işim bile hep uğraştırır beni yani böyle. O yüzden de ben de zaten... Kolayı sevmediğim, doğru sevdiğim için... Kaç yaşından beri çalışıyorsun?

Yani ben üniversite birinci sınıftan beri çalışıyorum. 18 yaşında mı girdik? 28 yaşında. 10 senedir çalışıyorum.

Yani yoktan var ederim, beni bir ülkeye bırak, dil bilmeyeyim, her işi yaparım, gocunmam, çalışırım. Ben bu hayatta parasız kalacağıma inanmıyorum açıkçası. Çünkü egom yok ve gocunmam çalışmaktan yani. Ve sürekli denerim, denerim.

Bu olmadı mı başka bir şey? Düştün mü kalk yeniden onu dene vesaire. Böyle olduğu için mücadeleyi seviyorum. Ben böyle evde sabit oturan, düzenli para gelsin, memur zihniyetinde bir insan değilim.

Bana ya hayatım hep öyle yaptı. Ya bana yüklü miktar gelir ya da hiç gelmez. Hiç gelmeyince de psikolojim bozulduğu için, kimse de bana sunmadığı için hep çalışmak, çabalamak zorunda kaldım. Ve hep yeni şeyler deneyerek.

Daha da ilerledim yani. Peki bu mücadeleler sonunda kendini nerede görüyorsun? Nerede olmak istiyorsun? Yolun nasıl gitsin istiyorsun?

Vallahi kısmetse olurum Beliz'in yolu yazıyorlar ya. Ya açıkçası kafam çok karışık. Her şey olmak istiyorum şu anda. Görünür olmak çok hoşuma gitti.

Şeyde programda mesela... Her şey olmak istiyorsun. Programda son günler çekilirken böyle yapıyorum. Ya ben şimdi kamera beni çekmeden nasıl yaşayacağım?

Çok alıştım falan yapıyorum. Ama şey, YouTube'a başladın. Aynen öyle. YouTube'da devam etmek istiyorum.

Vlog'unu çektim ben o zaman. Evet yayınlanacak. Evet. Ondan sonra YouTube'da ilerlemek istiyorum.

Ne bileyim işte sosyal medyada, Instagram'da falan olmak istiyorum ama ben hiç eğitimim olmamasına rağmen oyuncuda olmak istiyorum. Hayal mi? Hayal yani. Pitch belli olmaz bu işler.

Buradan bir selam çakalım. Bir duyurulur. Aynen. Bak onun da altından kalkarım.

Neden olmasın? Televizyonda olmak hoşuma gidiyor. Ya da mesela bir Müge Anlı gibi bir program sunmayı çok isterdim. Zaten benim bu hayatta en beğendiğim televizyonda iki insan var.

Öykü Sertar mı? Bir Öykü Sertar, iki Müge Anlı. Gerçekten. Öykü Sertar'la ran mısın?

Ya iyi ben seviyorum ama şimdi Öykü Hanım'ı da linçliyorlar. Hani belisi kayırıyorsun vesaire diye. Yani kayırmıyor kesinlikle. Çok adaletli biri ama keşke... Dün daha tam öyle şey yaptı.

Yeter Veli Sıfır. Tabii. Yani onlar öyle görmek istediği için öyle geliyor. Ama benim o programda lafını dinlediğim ve sus dediğimde sustuğum tek insan Öyküz Sertel'dir.

Ben hemen böyle yapıyorum. Çünkü ona çok saygı duyuyorum ve bir şey söylüyorsa gerçekten de doğru çıkıyor. Yani bir bildiğim var ki söylüyor. Kötü gözükmememiz için, algılanmamamız için.

Çok isterdim onlar gibi olmak, bir meslek yapmak. Konuşmayı sevdiğim için. Ay Neden inşallah olmasın? olur.

Neden olmasın? Yani herkes anasının karnından sunucu doğmuyor. Ben de podcaster olacağımı düşünmüyordum. Değil mi?

Oldun. Sen nasıl oldun? Nereden estin? Ben de böyle, ben seks konuşacağım ya dedim ve oldum.

Kimse dinlemez diye başladım ben. Arıyor. Aynen. Peki şeyi de merak ediyorum, onu da soruyorum, programı bitiriyorum Beliz.

Kulis hayatınız nasıl? Yani mesela atıyorum, Öykü Sertar'ın kulisi de sizin yanınızda mı? Sizin ayrı kulisiniz mi var? Oradaki hiyerarşiyi merak ediyorum.

Erkeklerin ayrı kulisi var, kızların ayrı, Öykü Hanım'ın ayrı. Biz birbirimizi görmüyoruz. Çünkü biz kızlar kulisi biraz daha hızlı olduğu için ve biraz daha olaylı olduğu için, gürültülü olduğu için erkekler ve Öykü Sertar bizden uzak duruyor. Ama kuliste bir sıkıntı yok ya hani her şey çok acele olması gerektiği için.

Çünkü saç, makyaj döndürerek yapıyorlar falan. İyi ben eğleniyorum. Kulis arkasını çok seviyorum bu arada. Yarışmacılardan daha çok sevdiğim insan varsa o da kulis çalışanlarıdır.

Yönetmen, işte bize yardım eden ablalarımız, abilerimiz falan. Ben sürekli gülüyorum. Onlar aşırı komikler. Onlar programda olsa daha çok güleriz o derece.

Güzel geçiyor. Güzel, güzel bir ekip olmuşsunuz. Aynen. Yolun açık olsun.

Teşekkür ederim. Programıma geldiğin için çok teşekkür ederim. Ben de çok teşekkür ederim. Seni tanıma çok mutlu oldum.

Ayakların üşüyor mu? Çorabımı bile çıkartmadım, üşümüyor o yüzden. Tamam. Senin?

Benim şu an üşümüyor ama genelde üşüyor. Neden? Yani benim bütün anksiyeti tam ayaklarıma vuruyor bence. Anksiyetik biriyim zaten.

Ayaklarım üşüyor genelde. Bu programı da bitiriyorum ayaklarım üşüyor üşüyor. Evet, evet. Ben de üşüdüm şu an.

Şu an birazcık üşüdük bu arada klimata. Ayaklarım değil ama kollarım ve tüylerim tükerdi. Peki, ayaklarım üşüyor. Bitti arkadaşlar.

Teşekkürler Bekir. Ben de teşekkür ederim. Herkesi çok öpüyorum. Bu programı podb.medya.com'dan izleyebilirsiniz,

dinleyebilirsiniz ve tüm podcast mecralarından zaten dinleyebiliyorsunuz. Söylememe gerek yok. podb app'i de indirin diyorum ve tamam şimdi kapatıyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)