
3.469 kelime · ~17 dk okuma
Ayaklarım üşüyor. Bitti. Bitti mi? Bitti.
Bir bak bakalım. Wow. Programa hazır mısın? Çok hazırım.
Heyecanlıyım. Ayaklarım üşüyor. Hoş geldiniz. Tulu ben.
Bugün benim için bok gibi bir gündü. Uyandım. Bok gibi bir güne uyandım. Kalkamadım yerimden.
Kahve içtim. İki bardak Dibek kahvesi. Kafeyi Nazlı'ya. Sonra... Yattım.
Bir oraya yattım, bir buraya yattım. Suratım kocamandı. Reglo oldum. Her yerim kan içindeydi derken... ...duş aldım ve 15 dakika rotayla... ...stüdyoya geldim.
Ve bir anda... Bu hale geldim gördüğünüz gibi. O suratımın şişli yemişliği gitti. Sevgili Mert Kengar geldi ve bana dokundu.
Sadece dokundu. Ben bir anda cimcime ve kıza bağladım. Hoş geldin. Hoş buldum.
Canım. Baya yakıştım arkadaşım. Çok tatlı oldum. Yaparken keyif aldım ben de.
Evet, keyif aldık. Bir anda bütün dünyam değişti valla. Böyle konuşması daha da kolay oldu benim için. Bilmiyorum, böyle ışıltılar falan var ya, odak sende şu an.
Ama sende de bir odak var, merak etme. Her zaman sende bir odak var. Hoş geldin. Hoş buldum.
Ayaklarım üşüyor, başlıyor. Evet, her özel anımda çağırdığım, kendime ona emanet edebileceğim bir isim geldi. Mert Kengar geldi. Kendisi bir makyaj artisti.
Ama sana şu soruyu sormak istiyorum. Seni bir makyaj artisti, makyaj sanatçısı olarak tanıtayım mı? Yoksa daha kapsayıcı bir tanımı tercih eder misin? Bu soruyu ben de kendime çokça soruyorum.
Aslında genel multidisplayer bir artist olarak kendimi her şeyi kapsayacak bir şekilde, bu şekilde ifade etmeyi daha doğru buldum. Yani güzel sanatlar çıkışlıymış, o yüzden sanatın her dalıyla böyle şu yaşıma kadar aralıklı olarak ilgilenmeye çalıştım. Bundan sonra da ilgileneceğimi hissediyorum. Elinde ne rüs geliyor?
Seviyorum denemeyi. Teşekkür ederim. Make-up artist. Modellik de yapıyorsun.
Evet, modellik de yapıyorum. Grafik okudum. Art direction, creative direction, fotoğrafçılık da çok seviyorum. Kendi kendine çünkü çok güzel videolar çekiyorsun.
Aslında sen kendinin bir tuvalisin. Evet aslında. Peki bu tuvale ne zaman başladın? Yani bir gün aynaya bakarken, aa bir dakika ya ben bir şuraya bir dokunuş yapacağım deyip, kendini ne zaman boyamaya, resim yapmaya suratında başladın?
Ya aslında bu hani birçok insanda böyle küçükken başlar ya, bende yani dediğim gibi hep böyle bir şeyleri güzelleştirme ya da değiştirme içgüdüsel olarak vardı. Ama böyle makyaja özellikle yoktu açıkçası. Ama hani şöyle şeyler hatırlıyorum, annemi izliyordum makyaj yaparken. Bir kere falan maksimum.
Gizlice bir şey sürmüşümdür. Hepimizin böyle minik bir anısı vardır. Benimki de hani maksimum bu. Ama şey yapardım hani ne bileyim.
Makyaj dışı olacak ama mesela taşlı bir pantolon vardı. Hani bir kot pantolonu. Onun üstündeki taşları söküp tırnağına yapıştırırdım falan. Ben erken uyanırdım.
Annem uyuyordu falan. Hani ilgilenirdim aslında. Böyle sürekli annemin saçıyla oynardım. Ona makyaj yapmıyordum aslında.
Bak saçıyla oynamışım, tırnaklarıyla oynamışım ama makyaj yaptığımı hatırlamıyorum. Makyaj olayı da ne zaman başladı? Aslında karantinada başladı. Karantinada birçok insan aslında kendini keşfetti bence. Kendini buldu.
Ben de podcast yapmaya neredeyse bir öncesinde başladım ama evet. Özellikle karantinada. Aslında karantinadan önce de okurken böyle fotoğraf derslerinde falan öyle kendime ne bileyim akrilikle falan böyle Makyaj malzemem yoktu. Bu highlighter kalemlerle falan.
Yapıyordum bir şeyler. Daha sonra karantinada arkadaşımdan böyle bir... Dedim ki bana palet alır mısın? Böyle renkli bir palet istedim.
Ve onunla başladı aslında bir serüven. Sosyal medyada gördüğüm şeyleri dedim ki bunu ben de çok istiyorum. Kimlerden etkilendin? Sosyal medyada ne gördün?
Aslında yabancı böyle küçük creator'lardı yani. Ben o zaman Twitter'da yayınlıyordum özellikle. Nasıl söyleyeyim? Mesela sulu boya artistinin artwork'ünü yüzüne uyarlıyor ve bu beni etkiledi.
Evet öyle başladım aslında. İlk makyajım o şekilde. Yüzümü boyamışım, çizgiler geziyor. O beni etkiledi.
Sonra yavaş yavaş makyaj malzemeleri toplamaya başladın. Evet, evet. Bu da maliyetli bir iş. Evet, kesinlikle.
Bu bir yatırım. Çok. Değil mi? Yani sen kaç yıldır bu hikayede kendine yatırım yapıyorsun?
Zorlanıyor musun? Şimdi karantinadan sonra kendime yapacağım şekilde minik minik bir şeyler alıyordum, deniyordum tabii ki. Ama özellikle İstanbul'a taşındıktan sonra yaklaşık 3-4 yıl oluyor bu. Markalar PR göndermeye başlayınca...
En çok onlar aslında, onların desteğiyle kitim oluştu. Çok minnettarım. Evet. Yani evet masraflı kesinlikle ama uygun fiyatlı ürünlerle de teknik çok önemli.
O yüzden teknik öğrenince, sürekli deneyince doğruyu bulana kadar dediğim gibi teknik çok önemli. Benim mesela en çok kullandığım ruj, nude rujum vardır benim. Beni tanıyan herkes onu bilir. Böyle kalem çekerim bir tane nude.
Ya evde mesela işte hani bir sürü markadan rujlar var, bilmem ne var. Yok arkadaş, ben gidiyorum Gratis'ten en ucuz kalemi alıyorum ve bitince panik oluyorum. Yani gerçekten hani insan alıştığı hani para, pul, işte lüks, fiyatı daha yüksek falan yani siktir edin. Gerçekten o malzemeyi bulduğunuzda akıyor gidiyor gibi hissediyorum.
O çok güzel bir his aslında. Ne istediğini bulmuş olma hissi. Ben imreniyorum açıkçası. Ama değişiyor.
Dönemsel değişiyor. Bu çok uzun sürdü. Çünkü değişir o. Kesinlikle.
Dönemsel. Evet. Dönemsel bir şey vardır. Bir malzeme vardır.
Ama o kaldı. Evet. Niyotojilerim de başka renklerle süremem. Yani sürmemeyi tercih ederim.
Başka bir renk yerine falan gibi. O yüzden evet maliyeti az, malzemelerle de harikalar yaratabileceğini tahmin edebiliyorum aslında. Doğru. Kesinlikle.
Çünkü zaten aslında sanat... Hani öyle bir şey. Ya marka vermeyeyim ama hani böyle 30 liraya 40 liraya dudak kalemleri var. Ve muhteşem çalışıyorlar.
Bazı arkadaşlarım hani... Bunu mu kullanıyorsun? Aynen, diyebiliyor hani. Hani şunu al, bunun aynı rengi şu markada olabilir falan.
Ama ne yapayım, bu da çalışıyor. Evet. Mutlu ediyor. Evet.
Aynen. Eğer marka kompleks, hani böyle şey yoksa, o çalıştığım sanatçıların, kullanıyorum zaten. Zaten bir yandan da böyle alışveriş, tüketim çılgınlığına da birazcık kendimizi durdurmak istiyoruz sonuçta. Yani eminim sen de böyle bir yerden bakıyorsun bu hikayeye.
Modacı arkadaşım da geldiğinde bunu da konuştuk. Hani makyözler için de geçerli bu hikaye bence. Gerçekten o boşa harcanan paralar, boşa harcanan malzemeler, Alıp kullanmadığın binlerce makyaj malzemesini değerlendirmek zorundasın artık sen bugün. Bugün uyandığımda onu nasıl değerlendireceğim diye düşünün arkadaşlar.
Hepiniz düşünün lütfen. Deli gibi alışveriş yapmayın. Öyle trendler var. Project Pen diye işte hani elindeki bitene kadar yeni bir şey almıyor insanlar.
Güzel gerçekten. Evet, zaten bir allığı bitirmek de yıllar sürüyor, değil mi? Evet, eğer make-up artist değilsen. Tabii ki, senin bir allığı bitirmek ne kadar... Yine uzun sürüyor bu arada,
make-up artist için bile. Hani eğer 40-50 kişilik bir dans ekibini hazırlamıyorsan... Bir sene de biter. Daha fazla.
Daha fazla sürer. Bir sene, diyelim aynen. Bu da böyle bir moda oldu. Ben bu makyaj malzemesini 3 yıldır kullanıyorum.
İtirafı. Çünkü o bir şeydi önce. Söylemeyelim kimseye falan gibi bir şeydi sanki. Değil mi eskiden?
Hani bu kadar yıldır kullanılmaz, tarihi geçmiştir, su var. Değil mi? Üstünde ayları yazıyor 12 ay, 6 ay. Organik şeyler hala bir sene falan ömrü diyebiliyorum.
Daha böyle vegan ürünler, organik ürünlerin. Ama diğerleri maşallah gidiyor. Kokmadığı sürece kullanıyorum ya. Mesela bazı aldıklar kokuyor.
Kötü kokuyor. Evet ama bazı yani çalışıyorsa özellikle toz ürünler zaten çok uzun süre gidiyor. Herhangi bir nem olmadığı için içinde. Peki Mert bugün bildiğimiz kişi olmasaydın ne yapıyor olurdun sence diye bir sorum var.
Yani bu hayat dışında başka bir hayatı hayal ediyor muydun? Ben az kalsın bu arada şey oluyordum, ne oluyordum? Tıp teknisyeni mi denir bilmiyorum, doktorluk. O yola gidiyordum bu arada.
Lise döneminde falan. Öyle bir hayat, bence kesinlikle başka bir evrende doktor falanım ben. Tıpla ilgileniyorum kesinlikle. Nasıl ilgileniyorsun?
Eee... Örnek var. Yani lisedeyken rehberlik hocamı durdurmasaydı ben sağlık meslek lisesine gidip hani oradan bir an önce... İşe atılacaktın. Aynen,
aynen, aynen. Hani bir an önce o dürtü olduğu için aile tarafından çalışman lazım. Park kazanman lazım. Ben de öyle bir çıkış yolu arıyordum ve küçüklükten beri böyle ilkokulda falan hani herkese ne bileyim meslekler falan tanıtılır ya bana hep doktor denk geliyor falan.
Böyle bir ne bileyim sanki yol çizilmiş gibi hissediyordum sonra rehberlik öğretmenim dedi ki... Anadolu Lisesi'nde şu an puanın yetiyor, Mustafa Kemal Anadolu Lisesi. Tarsus'ta doğup büyüdüm bu arada. Evet, biraz oraya da gireceğim birazdan.
Benim en sevdiğim konu senin doğman, büyümen ve Tarsus'ta kendini bulma hikayen. Sonra hocamın sağ olsun, ona tekrar teşekkür ettim yıllar sonra. Sizin sayenizde şu an mutlu bir şekilde istediğimi yapıyorum, deniyorum bütün sanatlarlarını. Mert'in hocasına çok sevgiler. Gerçekten.
Çok önemli insanlar. Kadıköy Sineması'nda da bu arada Mert makyajımı yaptı. Annemle tanıştılar. Annem onun manevi kızı ilan etti.
Adını değiştirdi. Adını Karma koydu. Güzel bence. Kesinlikle.
Çok güzel bir şey oldu. Çok havalı. Bence Mert de okey. İstediğin her şey okey ama Karma'yı ben de sevdim.
Yakıştırdım ben. Yakıştırdım evet. Anlamı falan da güzel. Evet güzel.
Peki Mert, sence makyaj bir güzelleştirme aracı mı? Yani ben bugün gerçekten uyandım kendime, bunu da söyledim. Hem şiş hissediyorum, hem çirkin hissediyorum. Nasıl olacak dedim ve tesadüfen seninle bu makyajı yapmaya karar verdik.
Makyaj yapıp sen bana makyaj yapacaksın ve programı kaydedeceğiz diye konuşmuştuk. Aslında ben güzelleştim. Ama bir yandan da aslında psikolojik olarak kendimi iyi hissettiğim bir tarafa da geçtim. Yani güzellik algısı değişir ya aslında.
Benim çirkin bulduğum hal aslında karşı tarafa gelmeyebilir. İşte zaten rengliyim, uyandım, şişim falan filan. Benim böyle hissetmem çok normal. Ama sen ne düşünüyorsun?
Sadece güzelleşmek için mi yapılır makyaj? Buna bireysel cevap vermem gerekirse, kendimi ben... ...güzelleştirmek için de, kendimi ifade etmek için de kullanıyorum.
Yani nasıl söyleyeyim? Hani o gün feminan hissediyorum ve daha yüzümü feminan hale getirebilmek için belli kontür... ...teknikleri uyguluyorum falan.
O yüzden bir güzelleştirme... Sağlanıyor. Evet, yani tabii ki sağlanıyor. Ama aslında bu gerçekten bir süreç bence.
Makyajsız da iyi ve yeterli hissetmek. Zordu benim için. Senin yetersiz hissettiğin alanlar, anlar, noktalar neler? Görünüş olarak mı, makyajda mı?
Görünüş olarak. Görünüş olarak. Yani senin makyajla kendini düzelttiğin noktaları merak ettim. Yani minimum yüzümle boynum aynı renk değil.
Biraz daha koyu mesela yüzüm. Gildim daha beyaz aslında geri kalanı. Ona uydurunca aslında birçok şey çözülüyor benim için. Sen ona takıtsın. Daha mutlu oluyorum.
Sen oraya bir bakıyorsun. Biraz evet. Başka neye bakarım? Kaşım varsa taramak isterim.
Bugün kaşlarını boyadın, sabah. Sarıydı kaşların. Evet, açıktı. Dedim ki şimdi kırmızı rüstüreceksem, gülmezsem iyi hissediyorum da gülünce böyle bir kaşlı daha iyi hissedeceğimi düşündüm o yüzden.
Seninle sohbet ederken de hep güleceğimi bildiğim için kaşımı boyadım. İyi yaptın. Çok yakışmış. Diğeri de okeydi.
Yarın büyük ihtimalle tekrar boyarım yani. Ha öyle. Ben öyle. Bir açar, bir kurulturum. Bu program için kaşlarını boyadın diyebiliriz o zaman.
Diyebiliriz, kesinlikle. Peki, o zaman çok kısa bir ara veriyorum. Sonra geri döneceğim, buradayım. Evet, geldim, geri geldim.
Yeni gelmedim, geri geldim. Geri geldin. Geri geldim. Hiç fazla bulunmaktan korkup kendine sansür uyguladın mı?
Bu fikrim de değişti aslında. Evet, önceden. Yani özellikle yaşamayı devam edebilmek için gireceğim ortamlara uyum sağlıyorum. Yıllar içerisinde sağladım da.
Eğer bir yere tek gidiyorsam kesinlikle biraz maalesef uyguluyorum. Tone it down. Hani kendimi azaltmaya çalışıyorum bazen. Ama eğer birisiyle gidiyorsam hiç umudu olmuyor.
Hani bir kişi olması yeterli yanında sevdiğim bir arkadaşım. Güven destidir. Evet, evet, evet. Hani nereye bakacağımı, kiminle konuşacağımı, elimi nereye koyacağımı bildikten sonra.
Yani evet. Ama mesela dışarı çıkarken falan toplu taşıma falan kullanıyorum. Bu şekilde biniyorum. Sabah makyajını evde yapıp buraya geldi.
Bir sıkıntı yaşamadın. Yok yok. Kendime sansür maalesef uyguladığım anlar oldu yani. Kısacası maalesef yaşamama devam edebilmek için alanlara uyum sağladığım oldu maalesef.
Hepimizin oluyor. Oluyor değil mi? Evet evet. Hepimizin oluyor.
Yalnız değil. Aynen. Yani sonuçta sen iddialı bir makyaj sanatçısısın ve kendinde de o uygulamayı gerçekleştirdiğin için soruyorum bunu. Evet evet evet.
Ama bir yandan da hani görünür bir lubunyasında ya hani internette... İnternet boom'u geldi. İnternette sonuçta bir sürü paylaşım yapıyorsun ve milyonlarca izlenme alıyorsun. Rihanna beğendi bir videonu.
Yanlış mı hatırlıyorum? Rihanna değil ama birçok ünlü beğendi. Rihanna değil miydi o? Katy Perry beğendi, Lady Gaga beğendi.
Lady Gaga'yı Rihanna sanmam. Lady Gaga beni pre-postladı TikTok'ta. Katie Twitter'da birkaç kere. Buradan çok selamlar.
Canım kendine iyi bak. Baya bir üne sahipsin aslında. Gerçekten başarılı olduğunu uzaklardan seni beğenenler gördükçe daha iyi anlıyoruz. Zaten biz beğeniyoruz da.
İnternette olmak, kendini paylaşmak sana nasıl hissettiriyor diye soracağım. Viral olduğun zamanlar ne değiştirdi senin için? Şimdi ün kısmında ben henüz orada hissetmiyorum ama yaklaşıyoruz. Görünür Lubunya olma kısmında katılıyorum kesinlikle.
Hani öne çıkan isimlerden olduğumu düşünüyorum. Ya bunu zaten aslında benim şu anki asıl amacım bizden birisinin, bu bizim hani Lubunyalardan birisi O kalabalığın içine girsin. O bilmiyorum, o reklamda bizden birisi olsun, o billboardda bizden birisi olsun. Ki o küçük yalnız hisseden Lubunya'nın ilhamı ya da yalnız hissetmemesini sağlayalım falan.
Aslında gerçekten hayat gayem gibi bir şey şu an. Küçük Mert'e. Bir selam çakmak istiyorsun o billboardlarda. Çünkü evet, büyürken, ben büyürken etrafında benim gibi kimse yoktu.
O yüzden çok sessiz, sakin ve kendimi böyle sürekli bir kabuk içinde, kendi kabuğuna çekilmiş bir şekilde yaşadı. Belli bir yaşa kadar. Sonra hani açıldı. Ve şu an büyük ihtimalle o yüzden hani tarzıma yansıyor bu kendimi ifade etme şekli.
Fazla geliyor. Fazla özgür hissediyorsun artık çünkü. Ve hani o küçüklüğünün, kabuğunun içindeki Mert'in acısını çıkarıyorsun. Çok normal.
Evet, çok güzel. Bunu yapabilmen harika. Herkes küçükken yaşadığı, hayal ettiği şeyi yaşamıyor. Daha doğrusu hayal ettiği şeyi yaşamıyor.
Bunları paylaştıkça, dışarıda insanlar gördükçe, selam verdikçe başarabildiğimi biraz hissediyorum insanların mesajlarıyla. Bazen o kadar güzel mesajlar geliyor ki çok duygulanıyorum. Yani sanırım hayalimi gerçekleştiriyorum şu an. İnsanların hayatına dokunabiliyor gibi hissediyorum.
Güzel, çok güzel. Ve onları gururlandırmak istiyorum gerçekten. O yüzden çizdiğim bu yolu da daha dikkatli ilerlemeye çalışıyorum o yolda. Anlatabildim mi bilmiyorum.
Ben anladım. Peki bu kadar görünür olmaya başladıktan sonra bir baskı hissettin mi? Özgürlüğün daha mı arttı? Şimdi hem sansür var hem çok özgürleşme var.
Hangisi daha tartıda? Baskın. Özgürleşme sanırım ya. Çünkü bir destekmiş gibi hissediyorum.
Ben de öyle derdim senin için. Başka bir kelime de olabilir ama hani o destekle birlikte bence daha da özgürleşmeye ben cesaret buluyor olabilirim gibi hissediyorum. Kesinlikle özgürleşmek diyeceğim galiba. Tamam.
Evet. Bir de tabii görünür olmanın başka bir hikayesi de linç yemektir. Özellikle bizim ülkemizde bir lübunya olmak zor zanaattir. Görünür bir lübunya olmak çok zordur.
Linçler seni nasıl etkiliyor? Şimdi hangi linçler? Onu düşünüyorum. Birçok farklı... Gelen mesajlar,
söylenen laflar, edilen küfürler... Birçok şeye maruz kaldığını düşünüyorum. Evet. Onlar çok etkilemiyor.
Eğer görünüşümle ilgiliyse... Yani şöyle etkiliyor bu arada. Geçiyorum ama tabii ki derinde bir yerde o yer ediyor ve böyle acaba... Aynaya bakarken geliyor o.
Hani ne kadar umrumuzda olmazsa olmasın bir yerde bence... Acaba mı? Gibi böyle kendime soruyorum açıkçası. Ama etkilemiyor.
Etkilemesine izin vermemeye çalışıyorum. Lynch edilecek bir malzeme vermemeye de çalışıyorum aslında insanlara. Yıllardır aslında izliyorum, tüketiyorum ve içerikte üretiyorum. O yüzden dikkatli ilerlemeye çalışıyorum.
Lynch'le ilgili belki bir tane anım vardır. O da yanlışlıkla Mitki konseriyle ilgili bir anı var. Haa evet! Ben de Twitter'da gördüm.
Ama Lynch değil artık bence o. Yani artık insanlar da farkında onun çok komik olduğunu. Ne? Anlatsana o hikayeyi.
Doğru. Yani Mitzki İstanbul'a geldi. 2022 sanırım. Emin değilim.
Ben de çok severek dinlerim. Arkadaşlarımla gittik. Bekleme alanındayız. Beklerken herkes oturdu.
Biz de oturduk. Bekliyoruz. Daha sonra kapılar açıldı. İçeri girdik konserimizi.
İzledik, dinledik, ağladık, gittik evimize. İki yıl sonra ben TikTok paylaşıyorum ve bir kişi bunu alıp Twitter'a atıyor. İşte bu çocuğun saçlarına bayılıyorum falan gibi. Güzel bir şey.
Sonra bir sürü alıntılar. Bir tanesi de... Şey, bu çocuk Mitzki konserinde ne yaptı, şu kadar like anlatırım. Orada bir like topladı insanlardan.
Herkes de merak etti, beğendi büyük ihtimalle. Sonra altına anlatmaya başladı. 15 tane falan ama nasıl uzatıyor? Ne yapmışsın?
Yere oturmuşum. Benim max yapacağım şey yani, yere oturmak. Yani beklerken herkesle birlikte oturduk, herkesle birlikte kalktık. Ama orada insanlar bizi itmiş, kalkmış, güvenlik bizi uyarmış.
Herkes kalkmamızı söylemiş, biz umursamamışız. Oturmaya devam etmişiz. İnsanlar asıtım krizine girmiş falan o havasızlıktan. Havasız bir yerde beklediğimiz yer, haklılar.
Ama hep birlikte oturup, hep birlikte kalktık. Öyle bir kaos asla hatırlamıyorum. Ve orada neden ben mimlendim onu bilmiyorum. Yani orada... Ama saçların dikkat çekmiş hayatım.
Yani herhalde ondan diyormuşum şimdi. Ama yani ben suçlandım gibi oldu. Daha sonra şu an hala dalgası geçiliyor. Miski tekrar geliyor. Evet, ben de yeni gördüm.
Aynen, sen paylaşmışsın Twitter'dan. Ben anlamadım. Ney bu acaba falan dedim. Bak şimdi sen söyleyince Twitter'a söyledim. Çok komik.
Artık ben de gülüyorum. Bence onlar da gülüyor zaten. Kaç yıl geçmiş bu. Bir de Lynch değil ki bu.
Komikmiş bu. Aynen, çok komik. Çalıştığın insanlarla olan yansımanı merak ediyorum. İnsanlarla çalışırken bu iş beni yansıtıyor mu?
Yaptığım makyaj beni ne kadar yansıtıyor diye bir endişen oluyor mu? Ama genelde yansıttığın insanlarla çalışıyorsun. İşte hani örnek verecek olursam Aleyna Tilki ve Manifest grubunun bazılarının makyajını sen yapıyorsun. Ne düşünüyorsun bu konuda?
Ne hissediyorsun? Bazen inanamıyorum. Bu arada hani yaparken falan çok severek yapıyorum. Ve şanslı hissediyorum.
Nasıl hissediyorum kısmında? Yani beni yansıtıyor mu kısmında kesinlikle bir meç olduğumuzu hissediyorum. Şu an Alayna ile güncel olarak. Umarım uzun yıllar devam eder.
Ya mesela beni yansıtmayan bir makyaj yaparken bile ben orada bir şey öğrendiğim için onu deneyim olarak alıyorum. Ve çok yönlü ikizlerim ben. Çok hızlı sıkılabilirim falan. O yüzden... Ne bileyim,
dümdüz bir glam makyajını yaparken de böyle aslında orada bir araştırıyorum, bir şey öğreniyorum. O da bana keyif veriyor. Sürekli bir yeni bir şey deniyorsun Cemel Abla. Zaten trendler yenileniyor.
Bu yeni makyaj yarışması hakkında ne düşünüyorsun? Aslında güzel bence. Yani bir sezon daha gelir diye düşünüyorum. Tam izleyemedim.
Ben bu süreçte çok az şey izleyebildim bu yıl başladığından beri. Ama bence ülkemizde böyle şeylerin olması güzel. Kesinlikle. Bir jürilik teklifi yok mu?
Belki ikinci sezonda. Henüz yok öyle bir şey ama yani yarışmacı olarak katılmayı da düşündüm mü? Düşünmedim açıkçası. Çünkü manifeste makyaj yaptığımız için orada eğer iyi bir yere gelirsem böyle belki torpil falan gibi şeyleri kaldırmak istemezdim.
Hani torpille buraya geldim. Hayır canım, ne alaka? Zaten katılmana gerek yok bence. Ya bence de, aynen.
Bence de, ben de öyle düşünüyorum. Sen kendini bence kanıtladığın işler yaptın. Teşekkür ederim. Makyaj olarak şu an en azından ilk beş insanımdır belki Türkiye'de, akla gelen belki.
O yüzden hani... Oraya çıkmama gerek yok görünürlük için. Onu demek istiyorum hakikaten. Jüri lütfen ikinci şeyde beni çağır. Son olarak da şu soruyu sormak istiyorum.
Nasıl bir hayatın var ve nasıl bir hayal ettiğin hayat var? Açıkçası ben bir buçuk yıldır freelance çalışıyorum. Ve o yüzden kendimi disipline... Etmiş bir kadın olarak.
Edemiyorum. O Seda Sayan'la yapamayacağım. Hayır, yok şu an. Yani çok çabalıyorum ama hala çabalıyorum.
Olacak inşallah. Nasıl bir disiplinden bahsediyorsun? Yani bir rutinim yok kalktığımda yaptığım. Bu beni üzüyor biraz. Nasıl?
Uyanıyorsun. Bir dakika bir günümüze anlatayım. Uyanıyorsun. Tamam.
Yataktan çıkamıyor musun? Mesela evet üç aydır ben yataktan çıkmıyorum. Ama bu bir rutin. Bu bir depresyon çeşidi.
Bu senin elinde olan bir şey değil. Böyle hissediyorum. Tamam o zaman senin de bir rutinlerine dönmen. Onlara başlaman ya da hiç olmadığını bilir.
Kimse seni şey yapmaz. Yargılamaz. Senin böyle bir sabah kalkıp bir kahveni koymam. Bir kahvaltı.
Evet. Bir işte yüzünü fıt fıt yıkamam. Yani yıkamadın bile biliyor musun? Ama bilirim o depresyonu.
Sen değil misin? Ben de makyajımı silip yatmam. Mesela mümkün değil. Ama sabahleyin... Her şey yolundaysa hayatımda o yüz yıkanacak,
o serumler sürülecek, o kremler sürülecek. Onları sürdüğüm zaman iyiyim ben diyorum. Ama akşamları çok sallamıyorum. Makyaj yapan biri değilim de o yüzden de bu arada.
Hani şey gibi düşünmeyin her gün fondöten sürüyorum ve yüzümü yıkamayıp yatıyorum gibi değil. Bir ruj sürüp çıkıyorum ben. O yüzden yani sabah rutinlerini yapmak gerçekten insana şey diyor. Güne güzel başlamak.
Her şey yolunda. Şimdi sende şöyle bir şey var. Yolunda olmayan şeyler var. Ben bu rutinleri yapamıyorum.
Ama bu uzun süredir var. Ben o yüzden yakınıyorum. İş yoksa ne yapacağımı bilemiyorum. O yüzden böyle bilmiyorum.
Bir şey var. Onu bulacaksın ama. Bulacağım değil mi aynen. Bulacaksın.
Hepimizin o dönemleri olur. En başta ne zaman öğrendik yani. Ben de 30'dan sonra rutinlerimi Alıştım ve öğrendim. Öyle hissediyorum.
30'uzlarda. Kaç yaşındasın? 27 olacağım Mayıs'ta. Tamam yani bu en sancılı dönemlerin bir depresyonu.
Karanlık, akşama kadar yatılır. Akşama kadar yatılır. Oyun oynanır. Oyun oynanır.
İçilir, sıçılır. Sen çok içen, sıçan biri değilsin. Ben sigara içmiyorum. İçki çok az içerim.
Evde içmem dışarıda. Tek başıma bana da içmiyorsun. Yok yok hiçbir zararlı alışkanlığım. Bana zarar verecek şeyleri olabildiğince yapmamaya çalışıyorum.
Yemek yemek de biraz zor oluyor ama. İşte onu yapman lazım. Bence kendine yemek yapmayı, eve alışveriş yapmayı bir şey yap. Dışarıdan mı söylüyorsun yemek? Mesela ben vegan besleniyorum ama pis besleniyorum.
Vegan ama pis seni. Vegan burger yiyorum. Patates kızartması. Patso.
Ama ev yemeği yapmayı da çok severim. Elimde lezzetlidir. İşte ama iyi hissedince öpüyorsun muhtemelen. Tabii tabii.
Tamam işte, istediğin her şeyi yapabilecek birisin sen. Ben çok unutkanım. İyi bir günde ben kalkarım, kahvaltımı yaparım, hatta yemeğimi de yaparım aynı zamanda. O bir dinlenir, daha da güzel olur.
Ben şu an çıkmışım depresyondan şu an. Sen yarından itibaren depresyonda değilsin. Evet, evet. Bana mesaj at, yarın kalkıp kahveni koy.
Tamam. Tamam, o zaman depresyondan çıkmanı kutluyorum. Kutlayalım. Ve buraya geldiğin için çok teşekkür ediyorum.
Ben teşekkür ederim. Beni de bugünkü depresyondan çıkarttığın için sana teşekkürler borçluyum. Zaten güzeldin, minicik dokunuşlar ve ışıltılar ekledik. Işıltına ışıltı ekledik.
Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim beni davet ettiğin için. O zaman Ayaklarım Üşüyor bitti. Ayaklarım Üşüyor'u podb.media.com'dan izleyebilirsiniz.
Podb App'ten izleyebilirsiniz ve tüm podcast mecralarından dinleyebiliyorsunuz. Mert Kenger konuğumdu. Çok teşekkür ederim. Bu program bitti.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.