
2.338 kelime · ~12 dk okuma
Farklı Frekans, yeni bölüme hoş geldiniz. Bugün biraz Avrupa'da ne oluyor, neler oluyor konuşmak istiyoruz. Çünkü bir şeyler söylüyoruz, sonra tuhaf şeyler oluyor. Mesela diyoruz ki devletçilik, ulusalcılık, birliğeçilik artıyor diyoruz.
Ama seçimlerde tuhaf şeyler oluyor yani. Son birkaç haftada ne oldu? Almanya'da yerel seçimler vardı. Önce aşırı Saksonya, yok Saksonya-Thüringen eyaletinde...
...ve aşırı sağ parti olarak alınan AFD birinci parti oldu. Biz oradan şey kanı altına varmamız gerekir. Demek ki aşırı sağ yükseliyor ama öyle olmuyor.
Ondan sonra Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern oldu. Bu yerel yani bunlar eyalet seçimleri. Ve bunlar hani bir sonraki Almanya genel seçimlerinin en büyük göstergesi... ...ve bir muazzam bir değişiklik oldu.
...oldu. Berlin'de Sol Parti kazandı. Sol Parti'nin adayı Ela Hanım, o Berlin aynı zamanda bir eyalet...
...yani Berlin'in hem belediye başkanı hem eyalet başkanı olacak. İlk kez bir Türk Berlin'de bu pozisyona... ...geldi. Onda ayrıca birkaç yorumum olacak. Aynı gün ama onların en kuzeydeki Mecklenburg-Vorpommern...
eyaletinde aşırı sağ parti, birinci parti oldu ve Almanya'nın en köklü partilerinden Hristiyan Demokrat Parti parlamentoya giremedi. Muazzam. Çok şaşırtıcı. Aşırı bir sağ bir sol vuruyor. Hep uçlar.
Ve normalde Almanya'nın yani Sosyal Demokratlar ve Hristiyan Demokratlar, arada bir Yeşiller ve Liberal Demokratların 50 sene hükümdarlık dönemi bitti, orta eriyor. O zaman şu tanımlarımızı ...belki kırmamız lazım. Sağ ve soldan öte aşırılar...
...yani iki tarafta da yükseliyor gibi görünüyor. Aradaki bu orta yolcular... ...eleniyor gibi görünüyor yani.
Bence bu... ...orta, merkez-orta... ...dediğimiz kesim...
...Almanya'yı burada biraz öncü... ...kabul edelim. Ben bunun aynı şeylerini...
...işte İtalya'da da... ...aşırı sağ diyebileceğimiz bir parti...
...Meloni öyle. Fransa'da... ...işte Le Pen ayak sesleri...
...işte İngiltere'de Nigel Farage gelecek mi gelmeyecek mi? Hollanda'da Gary Wilders mı? O uzun boylu sarışın var falan.
O bir geldik gitti gibi şu anda. İşte Portekiz'de ikinci parti olan aşırı sağ parti. Hepsinin söylemleri benzeri. Yani göç kötü.
İşte Avrupa Birliği çok iyi değil. Çıkalım, bağımsızlık yapalım vesaire. Bunda hiçbir yere gitmeyeceğini İngiltere örneğinde görüyoruz. İngiltere'nin işine yaramadı Brexit.
Biraz bu konuları konuşalım diyoruz. Ve bir Berlin'in özelinde bir şey diyeceğim. Berlin'de birinci parti aşırı sol parti... ...Dilinke oldu.
Üçüncü parti aşırı sağ parti... ...AfD oldu. Çok enteresan bir şey.
Yani toplumun seçmenlerin yüzde ellisi aşırılara kaydı. Neden? Ne oluyor? Hani Berlin dünya şehri, liberal şehir...
...vesaire diyoruz. Ne oluyor orada? Ben şöyle biraz okuyorum, sen de fikrini söylersin ama liberalizm neoya geçince patladı gibi hissediyorum.
Yani ben şöyle söyleyeyim, liberalizmi çok eleştiren tarafta değildim eskiden. Çünkü ben hep söylüyorum, komünist bir ülkede doğdum ve bir liberalizme ihtiyacım vardı benim. Yani sonuçta devletin her şeyi kontrol ettiği, nasıl düşünmem gerektiği, neye inanmam gerektiğini bana söylediği, ...evimi verdiği ve nerede yaşamam gerektiğini, hangi mesleğe sahip olmam gerektiği bir yerden geliyorum.
Kolektif bir yönetilen bir ülkeden, aslında hiç kolektif olmayan bir ülkeden geliyorum. Dolayısıyla liberalizme ihtiyacım vardı. Şimdi liberalizmde dünyaya bazı faydaların olduğunu da yani kabul etmek zorundayım. Yani oldu.
Ne zamanki neoliberalizme geçti olay ve tamamıyla bu, yani liberalizm 50 yıldır. Neoliberalizm son 15-20 yıldır aslında. Ne zaman ki neoliberalizme geçti bu olay ve bu neoliberalizm dünyasına o bırakın yapsın o lezzetfer dünyasına çok uçlara gidince ve bırakıldı ve yapıldı ve yapılan şeyin getirdiği sonuç o kadar insanları ve insanlığı ezdi ki ben biraz reaksiyon gibi görüyorum. Yani ben aşırı sağda yükselişte aşırı solda yükselişte ikisinin bir şeye reaksiyonu var.
var. Yani eğer sola olan reaksiyonsa sadece aşırı sağ yükselir. Eğer sağa çok yükselik tepkisi aşırı sol yükselir. Ama sanki ikisinin bir ortak noktası var ki ikisi de aynı anda yükseliyor. Benim çok daha basit
bir teorim var. Sadece onu bitireyim hemen o teorine geleceğim. Dolayısıyla ben liberalizmin, neoliberalizme geçişinin aslında reaksiyonu gibi görüyorum. Bu iki tarafı da ve iki tarafın da reaksiyonu sonuçta iki tarafta yükseliyor gibi görünüyor.
Ama aynı zamanda şunu da soracağım sana bir de neoliberalizmin ölümüne şahit oluyoruz şu anda. İkisinin de düşmanlığından büyüdüğünü düşündüğü bir şey öldüğünde artık eninde sonunda bu ikisinin de karşılaşmak zorunda kalacaklarını... ...ve bunu dünyaya nereye götüreceğini ben merak ediyorum.
Onunla ilgili de senin fikrini duymak isterim. Benim düşüncem çok hani liberalizm neoliberalizm dönemlerinin bitmesi ki öyle geri geleceğine de bir gün inanıyorum. Bunların hepsi böyle dalgalar. Ben ama çok daha basit bir nedene bağlıyorum bunu.
Bence son on, on beş senede bu Avrupa ülkelerinde merkez orta partilerin beceriksizliğinden dolayı insanların yeni alternatiflere yöneldiğini. Yani mesela Berlin özelinde oradaki insanların yarısının aşırı sağ veya sol olduğunu düşünmüyorum. Bu bir tepki. Beceriksizliğe karşı bir tepki.
Bir sinyal. Yani bu bir sonraki seçimlerde işte sekiz sene, dört sene sonra değişebilir. Ama şu an için insanlar bıktı. Hep konuşan, bir şey karar veremeyen, bir şeyi çözümleyemeyen siyasetçiler...
...vaatlerini yerine getiremeyen siyasetçiler ve dünyada çok böyle uç noktalarda vaatleri olan... ...keskin yapacağına inandığınız insanları ve sanıyorum bu yoldan geçmemiz lazım...
...ve onların da bazı şeyleri yapamayacağını göreceğiz. Arjantin'e ne düşünüyorsun bu konuda? Çünkü bu bence iyi bir örnek.
Onların yoldan geçelim ve onların da yapamayacaklarını görelim dediğinde... ...benim ilk aklıma gelen Arjantin'deki deli aklıma geliyor. Çünkü evet şu an geçiyorlar.
Adamı bir deliyi seçtiler. Çünkü dediğin gibi kırk yıldır seçtiğimiz orta yolcuların da yapmadığını gördük. Aynen öyle. Ve senin söylediğin konseptin biraz ispatı gibi duruyor.
Ben bir sonraki seçimde Arjantin'de ne olacağını merak ediyorum. Ben de çok merak ediyorum. Arjantin şöyle uzak bana yani hakikaten uzaktan izliyorum işte Berlin Londra yaşadığım yerler arkadaşlarım var onların şeyleri mesela bak Berlin üzerinde iki anekdot hikaye anlatacağım birincisi benim Berlin'deki arkadaşlarımın çoğu artık Berlin'de oturmuyor ve bunların hani hepsi Alman Türklerden falan bahsetmiyorum. En çok dinç yediğimiz konuya gireceğimi söyleme bana şu anda.
Bir bölümü Mallorca'ya taşındı. İşte bir bölümü Milano'ya taşındı. Bir bölümü Kıbrıs, Dubai vesaire. Ama mutlu değil.
İkincisi son senelerde özellikle benim dijital sektörden Berlin'e taşınan... ...çünkü aslında çok cool bir şehir Berlin. Çok pahalı da değildir.
Sakindir. Gece hayatı, kültür, sanat çok iyidir vesaire. Dirindir vesaire. Çoğu döndü.
Yani çoğu derken hani geçenlerde çünkü baktım on kişinin sekizi dönmüş. Aradım neden döndünüz dedim. Hepsinin ortak bir söylemi vardı. Bir hayal ettiğimiz Berlin değildi bu.
Yani insanlar çok yardımsever değil, mesafeli, soğuk. E dedim Almanya yani sonuçta giderken de hani İspanya beklemiyordun bunu. Tamam dediler ama düşündüğümüzden çok daha soğuk, çok daha dışlayıcı vesaire. İkincisi Berlin'de sanki birili bir uç noktaya yani ya işte göç olmasın...
...Almanlar daha çok iş bulsun sağ pozisyonlarda ya da işte LGBT pozisyonları... ...işte herkes çok güzel bilmem ne vesaire olması.
Oralarda değilsen sanki sen iki tarafında düşmanı oluyorsun. Arada kaynıyorsun dediler. Biz kendimizi rahat hissetmedik. Ve mesela benim yaşadığım Berlin böyle bir Berlin değildi.
Ne kadar yaşadın Berlin'de? Berlin'de bir altı sene yaşadım. Altı sene yaşadın. Hangi dönemlerde?
2000'lerin başında 2008'e kadar. Ama o zaman çok da en parlak olan dönemlerdi. Tabii tabii. Daha yeni Berlin duvarı yıkılmış.
Gerçekten o değişim rüzgarları Scorpion's estiği. Bütün Doğu Avrupa'nın özgürlüğünü sembolü olan bir duvarın yıkıldığı dönemle... Öyle öyle. Her şeyle.
Benim yani yaşadığım bugüne kadar en kozmopolit şehirdi. Yani sadece değişik ülkelerden değişik insanlar değil, aynı zamanda da o değişik kültürler ve hoşgörü kültürünün hakim olduğu bir yerde. Bu bitti. Yani artık aşırı sağ, aşırı sol geliyor.
Bir de hep Türk basınında şeyi görüyorum. İşte D-Link Partisi'nden Ela muhtemelen belediye başkanı, eyalet başkanı olacak falan. Ela bir Alman vatandaşı. Yani Türkçe bilmesine ve anne babasının Türkiye'de doğmuş olmasına bakmamamız lazım.
O başka bir dünyanın bir vatandaşı. Ve mesela bu Linke Partisi, Türkiye hakkında en sıkıntılı, açık ara en sıkıntılı parti yani. Hani yapmadığımız soykırım kalmıyor, bilmem ne kalmıyor, şu kalmıyor falan. Bizim için bence büyük bela.
Zaten şey, öyle bir derdim de yok. Yani biz zaten biz kendimiz güçlü olalım bizi birisi sevecek sevmeyecek zaten yani öyle bir şey yok yani ama şöyle oradan açtığın için oradan gireceğim ben işte o demir perlerinin arkasında kalan bir ülke olarak benim için Berlin duvarı özgürlüğün sembolü olacaktı yıkıldığında benim için iç savaşın şeyine döndü sonra sonucuna döndü. Ama acaba şeyde mi bu işin içinde aslında Avrupa Birliği yeniden linç edilmeyi de göze alıyorum. Acaba dünyaya artık bu mesajları verebilecek bir yerde mi değil?
Yani dünyanın sistemlerini değiştirebilecek kaderini o Avrupa Birliği çünkü bizim için neydi? Birleşmiş bir Avrupa United Avrupa'ydı. Yani bir mesaj veriyordu pazarları açtığında bir mutluluk bir zenginlik bir paylaşım veriyordu. ...acaba bu hikaye bitti diye mi aslında bir ideolojik bir mesaj veremez hale geliyor?
Bence Avrupa cazibesini her geçen gün kaybetti. Orası net. Yani insanlara karşı hani kendi kültürlerine katmaları... ...muhtemelen dünyanın az yerinde bu kadar hani yabancılarla ilgili tartışılır, konuşulur...
...hani belki Japonya'da falan vardır orada. Bir şekilde bunu kabullenemiyorlar. Ekonomileri zayıfladı.
Eski ekonomik güçleri kalmadı. Markaları zayıfladı. Mesela bunlar... Çözüm bulamıyorlar.
Linç yiyoruz ama doğru arkadaşlar seyircilerimiz bir baksınlar. Yani Avrupa Birliği'nin en büyük markalarının performanslarına baksınlar. Duygusal olarak söylemiyoruz. Rakamlarla konuşuyoruz.
Evet. Ne Çin'le rekabet edebiliyorlar ne Amerika'yla rekabet edebiliyorlar. Ekonominin sayıları çok açık yani. Özellikle yani lokomotif olan Almanya içinde.
Bir de şöyle bir şey de var. Şimdi hep birleşen bir Avrupa gördük elli sene. Yani Brexit'le beraber... Ve ona verdiği bir mesaj vardı.
Dünyaya birleşme mesajı veriyordu. Brexit'le beraber kırıldı o. Ve bazı mesajların ben çok hipokratik olduğunu da düşünüyorum. Yani Suriye'den göçmenler gittiğinde herkes ayaklandı.
Bunları istemiyoruz diye. Ukrayna'dan sarışın mavi gözlü göçmenler geldi. Herkes evini açtı. Yani Avrupa'nın bir hipokratik...
Hipokratik bir şeyi var. Yüzü var yani. Bir de şimdi Brexit'le beraber ilk defa Avrupa'dan bir çözülme oldu. Şimdi geçen geçenlerde Wales, Kuzey İrlanda ve Eskoçya'nın temsilcileri bir yerde buluşup bir açıklama imzalamış.
Ama bu böyle kusura bakmasınlar. Senin çıkma hakkın varsa o da diyor ki benim de senden çıkma hakkım vardır. Muhtemelen yani eğer hani bir on sene verip uzun vadeli bakarsak muhtemelen Birleşik Krallık İngiltere'ye dönüşecek. Ve sonra bakacaklar diyecekler ki ya biz ne güzel bir şeyin parçasıydık Birleşik Krallık olarak İngiltere kaldık diyecekler.
İnanılmaz bir şey olur. Bu arada en nihayette hani neyse ki hepsinde futbol takımı var FIFA'da en azından orada bir değişiklik olmayacak. Ya biraz daha bu arada daha agresif bir teori de söyleyeyim. Neoliberalizmin sebep olmasını şöyle açıklıyor bazı araştırmalar.
Neoliberalizmin iklime verdiği zararın aslında tüm bunlara sebep olduğunu Yani dünyada savaşlar çıkmasının dönemini tahmin etmek istersen Kuraklığa bak diyor, su sorununa bak diyor, ısınmaya bak diyor, üretime bak diyor Neoliberalizm aslında dördünü yükselteceğim derken bir taraftan da dördüne de çok zarar verdi Ve aslında neoliberalizm şirketlere bırakın yapsınlar dedikçe şirketler yaptılar Dünyanın belli başlı ülkelerinde ve topraklarında insanlar susuz kaldılar, üretimsiz kaldılar, gıdaya ulaşamaz hale geldiler. Bu sefer nereye yönlendiler? Yani daha iyi gördükleri Avrupa'ya yönlendiler. Avrupa'ya girdikçe etki tepki durumu oluştu ve iki taraftan da aşırı şeyler yükselmeye başladı gibi görünüyor.
Onun için aslında neoliberalizm nasıl buna sebep oldu diye bakıldığında bazı araştırmalar diyorlar ki iklime bak. Yani iklime verdiğin zarar sadece küresel ısınma değil ki iklime verdiğin zarar aslında Afrika'da üretilme ya da doğu ya da uzak doğuda ya da belli başlı şeylerde bölgelerde üretimi etkilediğin zaman bu göç demek. Göç olduğu zaman sana geliyor. Sana göç geldiği zaman da sen de etki tepki yaratıyorsun ve aşırı şeyler yükselmeye başlıyor.
Buna bir sorum olacak yani böyle bir niyetin olmadığını biliyorum ama teoride deseler ki bir ülkeye taşınman gerekiyor. Üç sene oradan çalışacaksın. Hangi ülkeyi seçersin? Nedense Londra'yı seçerdim diye düşünüyorum ama net söyleyeyim hiç taşınma arzusunda değilim çünkü...
Hayır hayır biliyorum ama neden Londra? Yine Avrupa. Evet doğru kozmopolit bulduğum için daha çok ruhumu besleyeceğini düşündüğüm için o şehri daha ruhumu besleyecek diye düşünüyorum. Ekonomik olarak bakmıyorum.
Hala çünkü hep şunu söylüyorum. Fırsattan hala... Bunu besleyecekse Berlin'e taşın. Evet ama fırsatlara soracaksak ben fırsatları hala Türkiye'de görüyorum.
Şunu söylüyorum. Gelişmemiş problemli ülkelerde para kazanırsın diye düşünüyorum. Yani her şeyin sistematik olarak çalıştığı, her yerin uzmanlığının dolu olduğu bir yerde nasıl para kazanacaksın? Hala Türkiye gibi her nereye dokunsan elinde kalıyor ya.
Her tarafı problemli olan yerde girişimci ol diye söylüyorum girişimcilere. Ama Londra'ya taşınacaksam sadece kozmopolit şehir olduğu için seviyorum. Onu söyleyeyim yani. Yoksa onun dışında Londra'da şu an Londra'da yaşayabilirim.
Yani çok rahatlıkla yaşarım. Kırka yakın ülkeye zaten ihracım var. Teknoloji iş ihracı diyorum. Her yerde yaşarım.
Ama İstanbul'da yaşanır ya. Ben de öyle düşünüyorum. Artı kendi ülkemde hiçbir zaman bir kimlik problemi yok. Kendimi açıklamak zorunda değilim vesaire.
Kırk sene yurt dışında yaşayan bir insan olarak bunu hep vurgulamak istiyorum. Hani bunu üç beş sene ekspet zor anlar. Londra tabii her zaman bir opsiyon. Bunlar güzel büyükşehirler.
Muhtemelen Paris, Berlin, Avrupa'da olmasına rağmen cazibesi yüksek. Niye Berlin değil onu da söyleyeyim. Şimdi güzel bir soru sordun. Düşünüyorum şu anda ne diyeceğim.
Ya balkondan beni seyreden Alman teyzeleri ve sürekli bir hata yapmamı bekleyen Alman teyzeleri çekemem yani şu anda. Bu sanki bir ön yargı. Ama çok yani böyle bakıyorlar sürekli. Bu Türkler ne yapacaklar?
Hemen uyarı. Mektup yazıp hemen şeye koyma yani. Evet öyle bir önyargım var Berlin'de. Ben sanıyorum bir şey yapsam Doğu tarafında.
Singapur. Singapur'a. Çok uzak yani. Çok uzak.
Yani gitmek... Hiç gitmek istemiyorum. Berlin'den kaçma sebebim on katı orada var ya. Yani o kadar disiplinli yer ki Singapur.
O bana çok şey yapmaz ama ben şeyi seviyorum. Büyüme hızı olan. ...işte etraftaki ülkelerden başarılı insanları bir şekilde bünyesinde toplayan...
...yeni bir dinamizm yapan şu an Singapur. Hani belki geçen sene Dubai, Katar'da diyebilirdim. Hani orası biraz İsviçre zannediyordum.
Ortada olduğumuzu hatırladık. Bizim ofisimiz var orada ya Dubai'de. Ortada olduğumuzu hatırladık. Bu arada Singapur'da Singapur nasıl oldu?
Yani faşist bir şeyle oldu yani. Bir tane liderin başarısıyla buraya geldi. geldi. Orasının da bir tartışmamız gerekir. Demek ki bazen faşizmde çalışıyor.
Ben onu tartışmam. Ben şeye dünyanın yüzde yetmiş üçü otokratik rejimlerde yaşıyor. Hani demokratik değil. İnsanlara faydası olduğu sürece bu da bir dengedir.
Son bin senede zaten hep krallar, padişahlar, kayserlerle dünya şey yapmış. O insan ve topluma faydalı olduğu sürece ki Singapur öyle yani onun için hani faşist kelimesini onlar için için kullanamam. Yok bir önceki başkalarından bahsediyorum. Faydalı bir sistem yaratmışlar. Singapur'un ismini unuttum.
Bayağı. Faydalı bir sistem yaratmışlar. Çok sert bir sistemle Singapur'u buraya getiriyor. Singapur ondan önce balıkçı şehri.
Bu kadar yani. Tabii tabii. Aynen. Ama ben muhtemelen biraz daha doğuda hani eğer gitmem gerekirse şey yaparım. Sanki oranın dinamizmi
çözüm odaklı, hızlı akışlarıyla biraz daha bana hitap ediyor sanki. Yine de İstanbul'da kalacağız ikimizde. Öyle görünüyor. Kesin. Ben hiçbir yere şu an taşınmak
İstemiyorum. Bizi linç edebilirsiniz. Görüşmek üzere arkadaşlar. İyi günler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.