
2.801 kelime · ~14 dk okuma
Farklı frekansın yeni bir bölümüne hoş geldiniz. Evet, hoş geldiniz. Bugün Türkiye'de en çok konuşulan konu fon krizi. Ve bu fon krizine...
Bir daha da konuşacağız değil mi ya? Öyle görünüyor. Kesinlikle. Çok uzun zaman konuşacağız.
Kesinlikle ve artık acaba fon krizi yerine bir güven krizi mi demek lazım? Hatırlayalım. 17 Eylül 131-132 fon tasfiye alınıyor. Fonlar işte kapanıyor, temeritte düşüyor.
Önce herkes güzel açıklamalar yapıyor, sorumlularını bulacağız, işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız diye. Ondan sonra dört yüz elli beş bin kişi mağdur. Devletin regüle ettiği bir pazara tefas, tefas takas banka ait sanıyorum. Yatırım yapıyorsunuz ve dolandırılıyorsunuz.
Yani burada bir piyasa riskinden dolayı para kaybettim ya da işte makro bir şeyler değişti, petrol krizi oldu, öyle bir şey değil bu. Burada dolandırılıyorsunuz ve burada nitelikli dolandırıcılık var. Dört yüz elli beş bin kişi, hane halkıyla iki milyon kişi, ondan sonra bu krizden dolayı borsada normal hisseye yatırım yapan yatırımcılar değer kaybediyor. Bir de düzgün yatırım yatanlar da yani asıl onlar en üzülecek insanlar da onlar bu arada.
Yani muazzam bir muazzam bir krize giriyoruz ve sanıyorum şu an tüm Türkiye tek bir şey istiyor. Gerçeklerin açığa çıkartılması, sorunların bulunması, haksız kazanç yapanların bu haksız kazancı geri vermeleri, suça karıştılarsa suçlarının hesabını vermeleri ve mağduriyetlerin giderilmesi. Ve bir de burada şahsi bir şey söyleyeceğim. ...devlet tarafında bazı kişiler, ya bunlar zaten nitelikli yatırımcıydı, bunlar kârı ve kayıpları kabul etmişti peşinen diye talihsiz demeçler verdiler.
Ya nitelikli yatırımcı olmak, nitelikli dolandırıcılığa karşı sizi korumuyor. Karşınızda nitelikli dolandırıcı var, devlet görevini yapmamış. O SPK vs. baştan sona tüm yönetimi mahkeme önüne getirilmeli.
Olacak bir iş değil. Yani sanıyorum fon krizi değil artık bir güven krizi yaşıyoruz. Akan bunun hakkında daftalar... ...siz hiç baktınız mı?
Baktık. Çok net bu söylediğin çıkıyor. Bu arada ben biraz daha beklemeyi tercih ediyordum. Sonra artık dedim ki doğru düzgün veri okuyamıyoruz.
Yani ki ben eminim araştırmalar yapılmıştır ama bir açıklanmıyordu. Dolayısıyla yapalım dedim ben de. Yoksa bir şey söyleyeyim mi? Daha da demlenmesini beklememiz gerekiyor.
Çünkü şu an gördüğümüz rakamlar ki birazdan açıklayacağım bazı rakamları. Onların bile düşük olduğunu düşünüyorum. Çünkü tüketiciye nerede indiğini hala tam görmedik. Çünkü tüketici kendisi farkında değil.
Dolayısıyla vakit geçmesi lazım ki şeyi anlasın tüketici. Desin ki bu olaylardan dolayı ben buralarda tasarruf etmek zorundayım. Bu da şu demek tüketici perakende. Perakende tüm sektörler.
Dolayısıyla zaten likite sorunu vardı. Bu likiteyi daha da etkilerse bütün sektörler böyle domino taşı gibi etkilenecek. Onun için bunun tam etkisini görmek için daha sabırlı olmam gerekiyordu benim. Ama bir taraftan da hiç nitelikli veri yok ortada.
Ve insanlar şirketler karar vermek zorundalar. Çünkü buna göre planlama yapacaklar. Çünkü herkes şey diyordu son çeyrekte toparlar mıyız perakendeciler? Ben rakamları söyleyeyim ki bana yine altını çiziyorum.
Bunlar demlenmemiş rakamlardır. Ben daha etkinin daha derin olduğunu düşünüyorum. Bunu daha son tüketçi tam olarak kavrayamadı. Kavrayınca anlamamız gerekiyor.
Dolayısıyla asıl demlenme bana sorarsan ocak gibi anlarız tam olarak. Ama şu anki durumu anlatayım. 455 bin kişi bu işten mağdur değil gibi görünüyor. Çok daha yüksek rakam.
Bizim Türkiye temsili örneklemde Türkiye'nin %10'u ben direkt etkilendim diyor. Ne diyorsun? Evet %10'u. Şimdi burada şeyden alırsan 60 milyon 18 artı yaş üzerinden alırsan aslında burada 6 milyon kişi ben etkilendim diyor.
2 milyon kişi demiyor. Peki kimler bunlar? Tabii ki direkt etkilenenler var. Orada aileleriyle beraber 2 milyona yakın bir kişiden bahsediyorsun sen.
Ama şöyle düşün şeyde orada görüyor kendisini. Diğer az evvel söyledin sağlıklı yatırım yapan atıyorum altın almış ama altın bir türlü yükselemiyor. Çünkü şöyle düşünüyor. O sadece global olarak bakmıyor.
Diyor ki buradaki likide düştü. İnsanlar elindeki hayatta kalabilmek için altını satmaya başladılar. Hepimizin altını düştü. Örnek olarak veriyorum.
Bunlar kendilerini dolaylı gibi görmüyorlar. Direkt bu olayın mağduru olarak görüyorlar. Dolayısıyla Türkiye'nin %10'u direkt mağdur olarak görüyor kendisini. Bunu görmek lazım.
455 bin kişiden bahsetmiyoruz. Ve ben bu %10'un daha da yükseleceğini düşünüyorum. Az evvel dedim gibi tükeçiye hala inmedi. Tükeçiye indiğinde o %10 olacak, %12, %13'e inecek.
Asıl bilinirlikten başlamak lazım. Şimdi yüzde kaçı şu an bu mevzuyu biliyor? Ve biz bu arada biliyordu da şeyi de soruyoruz. Yani gene de algı bu.
Yani detaylı mı biliyorsun, üstün körü mü biliyorsun? Yüzde 70'i artık Türkiye'nin ben bu olayı artık duydum, biliyorum diyor ve kendisini şöyle adlediyor. Detaylı biliyorum. Algı tabii ki ama detaylı biliyorumdan kastettiği şu ben orada ne olduğunu anladım diyor.
Bu çok yüksek rakam. Türkiye için yüzde yetmiş çok yüksek bir rakam. Yüzde yetmişi diyor ki detaylı olarak biliyorum. Yüzde onu diyor ki ben direkt etkilendim.
Dolayısıyla o dört yüz elli beş bin kişinin çok dışında çok büyük bir kitle var ki diyor ki buradaki olay benim cebimden direkt para götürdü. Yüzde on çok yüksek bir rakam bu arada. Aslında asıl bence rakam yüzde otuz yedi rakam bu çok önemli. Yüzde otuz yedisi Türkiye'nin diyor ki çevremde direkt bir mağdur tanıyorum.
Bu önemli bir rakam. Şimdi bunun hepsi çok yüksek. Yani inanılmaz rakamlar. Neden bu yüzde otuz yedi çok önemli?
Bu yüzde otuz yeden çok önemli olması sebebi bence asıl sana orada soruyu da soracağım. Direkt çevremden bir mağdur tanıyorum demek şu demek insanlar için. Onun için sen güven dedin ya onun altını da çizmek için. Benim kapıma kadar gelmiş bu iş.
Ben son anda kurtulmuşum anlamına geliyor. Çünkü çevremdeki o kişi bana da şey diyebilirdi. Abi para kazanıyorum sen de gel diyebilirdi. Dolayısıyla o uzaklarda bir şey değil.
Yüzde otuz edisi diyor ki yanı başımdaydı. Yarın ben de bu sistemin içinde olabilirdim. Onun için ciddi bir güven bunalımı var. Türkiye'nin yüzde elli altısı ben güven bunalımı içindeyim.
Neyle ilgili? Finansal sistemle ilgili. Peki biz güven duygusunun şeyine bakıyoruz, koalisyonuna bakıyoruz. Güven duygusunun şu aralar en yüksek koalisyonu itibarla.
Yani güven duygusu düştüğü anda karşı tarafın itibarı düşüyor. Hiç bu kadar olmazdı. Yani eskiden güvenin bu kadar itibarı etkiledi. Mesela itibarı ne etkilerdi eskiden?
İşte teknoloji itibarı çok etkilerdi. Çok teknolojiksin, sen itibarlısın. Şimdi diyor ki güvenilirsen itibarlısın. Dolayısıyla aslında bazı şeylere finansal araçların itibarıyla ilgili şu anda soru işaretleri var ama bu problem.
Bizim hemen itibarını kazan. Şimdi sen az evvel dedin ya kim hesabını verecekse hemen hesap vermeli. Çünkü bu o araçlara itibarı geriye kazandırmak. Çünkü bu insanlar görevini yapmayarak finansal araçlarımızın itibarını kaybettirdiler.
Dolayısıyla güvenle itibar konusu çok paralelde gidiyor. O konuda sen ne düşünüyorsun? Şöyle bu fon krizi artık güven krizi oldu. Bence adını öyle koymalıydıysa artık.
Öyle öyle yani bir güven krizi ve güven krizi artık finansal piyasalara sınırlı değil. Bence siyasette de bunun bir karşılığı olacak. Yani bu güveni kaybediyorum. Devlet denetleme görevini yerine getirmiyor.
Hatta bu denetlemeyi yapacak olan insanlar bu işin içinde. ve ben buna nasıl güvenirim yani ben de kendim için soruyorum ben Türkiye'de artık bir fona bir hisseye bir borsaya dün olduğu kadar rahat bir şekilde yatırım yapamam bu işin düzelmesi lazım ben çünkü düne kadar yani lafın gelişi söylüyorum ben işte diyordum burada masak var spk var bddk var şu var bu var e bakıyoruz bunların içinden de insanlar bir şekilde şey Mesela Tehran Yönetim Kurulu Başkanı MKK üyesi, Merkez Kayıt Kurulu üyesi. Bu bir denetleme organı. Bu nasıl olabiliyor? Buna kim izin vermiş?
Abi daha da şey söyleyeyim. Biz şimdi bir Türkiye'nin en itibarlı markaları sıralamasını çıkarttık. Yani Türkiye'de araştırmanın önemli sonuçlardan bir tanesi... ...Türkiye'de parayla itibar satın alınabiliyor gibi bir algı var.
Emre Tez ben tanımam. Hiçbir araya gelmedim. Şirketini de bilmem. Ben de.
Gitmedim de. Çağırıldığımda da gitmedim. Hiçbir zaman görüşmedim de. Net söyleyeyim itibar satın aldı.
Ama bizim şimdi devleti sorguladığımız kadar bir şeyi daha sorgulamamız lazım. Bizim çevremizi de sorgulamamız lazım. Bizim çevremiz de ona itibar kazandırdı. Çevremiz dediğim kurumsal şirketler, beyaz yakanın etkinlikleri.
Biz hep beraber bu adama itibar kazandırdık. Ben bu adama hiç gitmedim. Hiç yan yana gelmedim vesaire. Ve yazılarım var Oksijen'de onun için açık açık da konuşabiliyorum.
Dolayısıyla bizim tarafta da sorgulamamız gereken şeyler var. Yani biz de eğer ki biz dünyayı takip ediyorsak, dünyayı anlıyorsak... ...biz bu adama niye bu itibarı kazandırdık?
Yani konferanslarda konuşmalar, kendisine gösterilen saygı... ...hadi şeyi anlamam bilmediğinden sorumlu değilsindir ya... ...biz de ki belli bir kitle bile bile bunu yaptık ya.
Yani o da benim canımı yakıyor. Bu şöyle, ben de kendisini tanımıyorum. Bu fon şeylerinden hakikaten kimseye de bir şey ilişkim yok yani. Organik bir ilişkim vesaire vesaire yok.
Beni çağırdılar orada araştırmak, ben gitmedim öyle söyleyeyim yani. Ama şunu şey yapıyorum. Yani biri bir şey yapıyor, bazı insanlar diyor ki bu iş doğru değil. Bazı insanlar ya bu adam bir sonuçlar üretiyor, bir şeyler yapıyor diyor.
...diyor, kimseye önden yargılamayı hani o zaman da doğru bulmamıştım. Hani bu adamların kendilerini daha iyi anlatmaları gerektiğini vesaire düşünürdüm hep. Ama nitelikli dolandırıcılık yaptıklarını onlara konduramamıştım.
Öyle söyleyeyim. Hani bu kadar da olmaz mantığıyla. Çok naif bir düşünce bu. Ama haklısın.
Yani buraya, ama ben yine şeye geleceğim. Devletin enstitülerinden sorumluluk istiyorsak biz informal kendi enstitülerimizden de sorumluluk almalıyız. Bence biz de kendi tarafımıza dönüp biz de biraz hesap vermeliyiz. Beyaz yaka da vermeliyiz.
Çıkmalıyız ve demeliyiz ki o konferanslara onlara nasıl sponsor yaptık? Biz o itibarı verdik onlara. Tamam buna katılıyorum. Çok doğru.
Ama yine devletin denetleme mekanizması çalışsaydı ve işte SPK'daki borsaya açılma izinleri bu kadar kolay çıkmasaydı. SPK görevini yapsaydı, denetleseydi vesaire. Biz bunu zaten görürdük. Bak SPK burada bir şeyler açıklıyor.
Burada bir yanlış var, dikkatli olalım denilirdi. Sistem çalışmadığında, ben burada hakikaten devlet tarafında ağır bir sorumluluk görüyorum. Yüzde yüz. Şey yapılması lazım.
Peki bu işin çözümü nedir? Abi şimdi bir kere bir konu çözümüyle gelmeden önce dün şey Morgan Stanley yeniden uyarı onu da soracağım. Yeniden uyarı yayınladı ki biliyorsun Haziran 2027'de karar verecekler. Buna rağmen kaçıncı kere uyarı yayınladı ve dedi ki hala halka açık olan hisselerin bir kısmı gerçekten halka açık değil.
In trading var yani içeriden birilerinin satın almasını söyleniyor ve oralardan fiyatlar yükseltiliyor. Bunu çözün dendi. Şimdi Morgan Stanley günün sonunda formal bir karar verici değil ama söylediği rapor şeyi bizi şeyden... Endeksleri oluşturan bir kurumlardan bir tanesi.
Bizi bağlayan bir tarafı yok ama bağlayan bir tarafı var aynı zamanda. Çünkü yatırımcıyı bağlıyor ve o da diyor ki artık seni böyle büyüyen potansiyelli bir yerde, sınırda bir yerde red çekeceğim. Orada kim var? Pakistan var mesela yani sağlıksız borsalar vesaire.
Şimdi asıl orayı da konuşmamız gerekiyor. Güven meselesi sadece kendi insanımızın meselesi değil. Yani biz dünyada borsalarımız ve finansal araçlarımızın nerede durduğuyla ilgili de Haziran 2027'den bahsediyoruz. Yani bir sene bile yok.
Yani biz bu bir sene içinde ne yapacağız sorusunun cevabını gerçekten bulmamız lazım. Orada çözüm tartışmasına giriyoruz. Şimdi bu çözümün bence iki üç tane ayığı var. Ve bu çözümü konuşması gereken bizim gibi insanlar değil.
Değil evet. Bence bunu yani benim siyasi bir kimliğim yok. Ama muhalefet tarafında olsam bence daha büyük bir konum olmazdı. Ya ben çelenk attılar suya ben o anlamda çok şey buluyorum.
Yani iyi bir tepki esprisini yapmaya kaldı tamam vazgeçtim esprisini de yapmayayım. Ne yaptıklarını bilmiyorum açıkçası. Yani bence muhalefetin en sahiplenmesi gereken insanların ona baktığı çünkü şimdi bunu neden belirtiyorum? Güvensizlik artık hani devlet tarafına da yansıyor.
Devlet denetlememiş, devlet görevini yapmamış, devlet görevini yapmayanları cezalandırmıyor gibi gibi bir sarmalın içindeyiz. Böyle bir durumda bu çok siyasi dengeleri de değiştirebilir. Hiç görmediğimiz bir şekilde. Güven krizi çünkü bu.
E şimdi ne olur normalde mevcut yönetim beğenmezsen muhalefetten birini seçersin, oy verirsin. E muhalefetten de bu konuda böyle çok bir kuvvetli çözüm şeyi falan görmüyorum. 2-3 isim açıklıyorlar, açıklayacaklar, açıklamıyorlar, susuyorlar. 12 ilgiler açıklayacağız diyorlar, açıklamıyorlar.
Aynen öyle. Bir garip şeyleri var orada. Bunun çözümü nasıl? Şimdi...
Bu arada şey söyleyeyim. Güven toparlamanın, dedim ya itibar araştırmamızın sonu. Çok taze, yeni bitirdik daha dün. şöyle bir şey var bir sürü şey var çözüm var pardon sebep var en önemli sebeplerden bir tanesi diyor ki güveni artırmanın yolu sözünü tutar algısını desteklemektir muhalefe daha 12'de açıklayacağım şeyi açıklayamadı korkunç çok kötü yani yarın sözünü dahi tutamayacak durumdasın ama çözümün aşamaları var şimdi birinci yani çözümün birinci aşaması bu 455 bin mağdur dediğimiz kitle var ya Onların mağduriyetinin giderilmesi.
Bir de şöyle bir durum daha var ona da ekleyeyim. Bir de şimdi mağduriyetin giderilmesinden daha önemli bir şey var. Ne zaman konusu var? Şimdi sürünüyorlar.
Geleceğim. Yani o mağduriyetin hızlı giderilmesi o da sene sonuna kadar. Bu da nasıl olabilir? Ben normalde çok liberal düşüncede bir insanım.
Yani devletin rolünün çok az olması gerektiğini. Burada çok ters düşünüyorum. Devletin denetleme konusunda İhmallerinden dolayı Kamu tarafından Ana paraların geri ödenmesi Ondan sonra o paraları kim kaçırmışsa O meşhur 400 küsur kişi Onların hepsinin yakalanması ve mal varlıkların Bu fona geri getirilmesi Ama ilk insanların mağduriyetinin Ana para üzerinden giderilmesi Kar yok tefe tefe önemli değil Hızlı giderilirse Bu birinci adım Peki ilk aşamada Daha da çünkü o clawback yaptıktan da o vakit alacak ya. Bir de TMSF'ler işin içine girecek.
Devletin kasasından bu parayı önden ödemesine nasıl bakıyorsun? İşte onu diyorum. Bence ilk adımda devlet bunu kendi kasasından nedeni de söyleyeyim. Bir burada devletin...
Ben bu ara katılıyorum. Çünkü öncelikle sistemi sağlıklı arttırmaktır senin dertin. Aynen öyle. Bir burada devletin ihmali var.
İkincisi devlet tüm bu işlemlerden yüzde on yedi buçuk stopaj almış. Sadece o stopajları verse. Ondan sonra saklama ücreti almış bilmem ne harcı hurcu kesmiş bunları koysun ama benim de acizane hesaplarıma göre gayri safi milli yasların 0.5'inden bahsediyoruz paralar şey yaparsa.
Bu çok yüksek bir şey bu arada kimse 0.5 demesin yüksek bir şey demezsin. Yüksek bir şey banker kastelli krizi 4.5'tu onu da söyleyeyim ama ondan sonra git işte 2 milyar belli işte o 3 milyar oradan 5 milyar oradan bunları toplayacaksın.
Bir de tecrübelisin. TMSF konusunda artık tecrübeli bir şey. TMSF olayı var, İmar Bank olayı var vesaire. Bence çözüm birinci adımı mağdurların mağduriyetini hızlı gidermek.
Hızlıca ana paranın kamu tarafından ödenmeye. Bunu diyeceğimi hiç tahmin etmezdim. Hayatımda çünkü kamunun bazı şeylerin içinde olmasını istemedim. Bunun için çok kızacak bize seyirciler ama ben katılıyorum.
Ben niye mağdur ediliyorum diyecekler. Nitelikli dolandırıcıların kurbanı olmuş. Bunu dolandırıcıların bir bölümü de denetleme görevinde olan insanlar. Bize kıza arada şöyle diyelim.
Ben hiç işin içinde yoktum. Neden benim cebimden gitsin? Gitmezse emin ol daha çok olacaksın işin içinde. Ve mağdur olacaksın.
Çünkü sistem sağlıklı yürüyemeyecek. Devlete güvenimizin tahsis edilmesi lazım. Bu birincisi. İkincisi 400 kişinin 450 milyar kadar bir şekilde sistemden çektiğini söyleniyor.
Burada da şimdi denetleme kurullarındaki bunların İngilizce tabiri watchdog'dur. Bizim köpekler havlamamış. Çünkü hırsız tanıyorlarmış. İşte bu algının hızlıca şey yapılmıyor.
Kim suçluysa mahkeme önüne çıksın, yargılansın, yargı ne diyorsa olsun, suçsuzla berat etsin, suçsuz değilse gereği yapılsın. Ondan sonra da bu krizi üçüncü adımda da bir şeye çevirmemiz lazım. Fırsata. Onun için de bir örnek vereceğim.
2001'de bankalar krizi olduğunda onun arkasından çok kuvvetli bir BDDK çıktı. TMSF çıktı. Ve sanıyorum bugüne kadar bir daha banka krizi yaşamadıysak onun nedeni o. Dünyaya örnek olacak bir sistem çıktı.
Aynen öyle. E şimdi aynı şekilde biz SPK'yı ve tüm denetleme kurullarını temizledikten sonra... Yani bunun içinde MKK'da bir fonun yönetim kurulu başkanının olmama şartı gibi şeylerinde yapıldıktan sonra çok daha güçlü denetleme kurullarıyla bu güveni geri getirebiliriz. Bunları iki sene sonra yapıyorsak hiçbir değeri yok.
Bunların hepsinin acil üç ila altı ayda tak tak tak tak bitirilmesi lazım. Bir rakam daha vereyim öyle bitirelim mi? Şeyi sorduk duygusal hallerine baktık data da. çocuklaşmış güven kayvanı kaybedip çocuklaşmış hatta regresif leşmiş regresif şu demek bir önceki iyi halime dönmek çocuk gibi davranmak peki ne arıyorlar buna şimdi yeniden birileri herkes kızıyor tamam oysa ki biz verileri söylüyoruz ya durumu söylüyoruz herkes kendi duygularıyla dinlediği için verileri peki ne arıyorsun şu aşamada diye sorduğumuzda baba figürü ayrımcı olmasın diye hadi anne de diyeceğim baba figürü arıyorum demiş yani Yani bunları bu yapanları hadi oradan deyip böyle kafalığına vurup vurup ben bu işi çözerim.
Yani sadece iktidar için demeyeceğim. Baba figürü denince bir kişi akla geliyor. Ama muhalefet için de geçerli. Şimdi muhalefet de bir baba figürü çıkartabilirse bu işin içinden.
Kim şu aşamada ben bunları yaparım ve gelin evlatlarım gelin çocuklarım çocuklar şu anda çocuklaşmış şeyler. Kim bir baba acaba ben bunları da döverim hepsinin kafasını da koparırım ben bu işi çözerim derse... ...o bu işten bir de yükselerek çıkacak gibi görünüyor.
Enteresan. Bu çok enteresan ve şöyle o zaman... Biz burada bir şey daha ektim oradan. En son bunu biliyor musun nerede?
Depremde, büyük depremde görmüştük. Yani bir anda böyle gelsin bir baba bizi buradan bir kurtarsın bu halden çıkartsın demişlerdi. Şimdi aynısını görüyoruz. Siyasal olarak çok sürpriz şeyler de çıkabilir bu işten.
Çok çok güzel bir tespit. Kapanışı Machiavelli ile yapayım. Machiavelli'nin meşhur kitabında Osmanlı ve Avrupa hükümdarları hakkında bir kıyaslama vardır. Orada Avrupa'nın ne kadar birbirinden bağımsız hareket eden ufak krallıklar olduğunu...
...Türkiye'de ise o zamanki padişahın aynı zamanda bir baba figürü olduğunu... ...o baba figürü düşmediği sürece ordunun da düşmediğini anlatır.
On altıncı yüzyıl demek ki aynı şeyde aynı şekilde devam ediyoruz. Bunun için de kızmasınlar lütfen yani valla durum datayı söylüyoruz yani ama tabii o baba figürünün babalarını göstermesi gerekiyor. Öyle de bir soru var. Çok doğru.
Teşekkür ederiz. Çok teşekkür ederiz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.