4.362 kelime · ~22 dk okuma
Aplaları podcast olarak dinliyorsanız izlemek için de PodB app ve podb.com'u kullanabilirsiniz. Esselamun aleyküm ve rahmetullah. Esselamun aleyküm ve rahmetullah.
Rahmetullah. Nasılsın? Adın rahmetullah olsaydı geçerken. Nasılsın?
Rahmetullah. Efendim rahmet diyebilirsin. Rahmetullah. O da ölürüm bir noktadan sonra.
Ullah. Ullah. Niye? Ullah gibi.
Ayşenurullah. Allah. Tatlım buraya geldik geç kaldık ekip arkadaşlarımız çok tatlılar onlardan hiç bahsetmemiştik bayılıyorum zaten bizi alkış şeyine boğdular alkışa boğdular. Ben de sana şöyle bir şey söylemek istiyorum sen olayları nasıl görmek istiyorsun öyle görüyorsun ekip arkadaşlarımız bizi geç kaldığımız için protesto alkışı yaptı.
Ben bizi gördükleri için çok seviyorum protesto alkışı. Protesto alkışı. Bireysel başladı artık. Böyle yaptılar yani.
Ben de son zamanlarda geçiş yapmak moda oldu. Anladım. Ben başka bir şeyden başka bir yere geçeceğim şimdi orada. Nereye geçeceksin?
Sabah biliyorsun gittik fırından iki tane poğaça iki tane de vişne suyu aldık. 480 TL olduğunu söyledi. Bir ufak böyle bakışlar herkes. Önce ikimiz sonra satan kıza bakıyoruz.
Öyle baktık. O da bize baktı. O da sanki biraz utanıyor gibiydi bu rakamı söylerken. Haklı dedi ki istiyorsanız vişne suları bakkaldan alın dedi.
Biz dedik yok. Böyle söylediğin için senden alacağız. Senden alacağız. Bir satıcı tatlı satıcı.
Ama sonra Ayşenur dedi ki doğru bizim zamanında kafemiz vardı ve poğaçayı iki buçuk liraya satıyoruz diye laf yiyorduk. Yani sanki zannedersin elli yıl önceydi bu. İki buçuk liraya poğaça satıyorduk Nursela. Ne var abi iki buçuk yüzle çarpıldı şimdi.
Okey. Her şeyi yüzle çarpıyorsun yani. Sıfır atar mıyız yakında? Sıfır atalım bence.
Sıfır atalım abi. Zamanında attık zaten yetmedi. Geçki altı sıfır attık. Altı sıfır attık zaten.
Altı sıfır attık. O zaman altıya kadar yolu var. Daha yüzde çarpıldı demek ki altıma sabaklı olunca. İki yüz elli bin lira poğaça denince mesela sıkıntı olacak.
İki yüz elli bin lira poğaça olabilir olmayacak şey değil mi? Mesela iki yüz elli bin lira olur. Enflasyon böyle bir şey. Sıfırlara atarsan iki yüz elli olur.
Aynen. Oha çok ucuz. Bedava. Manyak.
Yani bu fiyatların artışına ben zaten her daim, her dakika, her saniye inanamıyorum da. Bir şekilde herkes yolunu buluyor gibi ama bir yandan da çok zor gerçekten. Kim bu şeyi kaçırdı biliyor musun? bence böyle baby boom istediğimiz jenerasyon yani 70 plus jenerasyon şu anda para şeyi yok mesela atıyorum hala bahşiş olarak işte 20 lira falan veriyorlar yok 20 lira yok yani hey 20 lira kalmadı ya 20 lira vermiyoruz mesela 5 lira hala niye var 10 lira hala niye var banknot olarak 20 lira hala niye var ya da niye 1000 lira yok banknot olarak zaten nereye gitsek 1000 lira veriyoruz yani merhaba nasılsınız 1000 lira mı evet oturabilir miyim 1000 lira 1000 lira her şey 1000 lira her şey 1000 lira nasılsın 1000 lira Bin lira.
Bin lira. Aslında iyiyim cevabım bin lira olabilir. Bin lira. Aynen öyle.
Bin lira. Ben mektup okuyayım diyorum. Ay o kadar poğaçayı anlattık. Sevgili ablalar birkaç aydır okey giden bir ilişkim var.
Fakat çocuk yabancı. Ve ben kavga ederken çok zorlanıyorum. Dilim iyidir ama kavga ederken konuşmayı unutuyorum. Kavga edemeyince de gittikçe şişiyorum.
Bu ilişki böyle nereye kadar gider size gitmiyor. Eğer okey giden bir ilişki varsa yabancıysa ve jeopolitik konumu iyiyse devam et. Evlen bence konuşmasan da olur. Evet abi kavga etmeye de gerek yok.
Niye kavga ediyorsun ki? Başka kavga edecek bir sürü insan var hayatında. Onunla kavga etmeyebilirsin. Jeopolitik konum önemli.
Çetçi pitiyle kavga et. Alman, Fransız, İspanyol, İngiliz. Ondan sonra Avusturya. Kalmadı memleket.
Japon. Japon. Abi Japonla çok güzel kavga edersin. Japon şey olmuyor ama.
Avrupa'ya giriş olmuyor. Japon'a giriş de önemli. Amerikalı da olur. Ondan sonra ama mesela Meksika gerek yok.
Hiç kendine sıkmana gerek yok. Var burada daha çok daha iyi. Daha rahat kavga edebilecek insanlar var. Ben de bu konuda çok zorlanıyorum.
Türkçe'ye geçiyorum. Çünkü zaten kavga ederken söylediğin şeyler önemli değil. O da biraz çabalasın Türkçe öğren. Mesela bir yapalım mı?
Ben öyle şey mesela. Nusena why do you say that gibi oluyor. Ya işte a** koyayım öyle oldu yani. Şimdi bunu nasıl İngilizce'ye çevireceksin?
Onun biraz çabalaması gerekir. Nasıl çabalayacak? Türkçe öğrenerek. Türkçe öğrenmiyorlar.
Abi o zaman kavga etmeyeceğiniz bir ilişki var bence. Bu da güzel kavga etmiyorsunuz. Peki ne konuşabiliyor musunuz hani kavgada İngilizce konuşmak seviyorsanız? Konuşabiliyoruz mesela ben yabancı sevgiliyi bu yüzden seviyorum.
Pratik oluyor benim için dil pratiği oluyor. Çünkü yani İngilizce burada kendi kendime ya da başkasıyla konuşmadığım için çok güzel bir dil pratiği oluyor. Yabancı sevgililerin bu konuda bence çok katkısı oluyor insana. Bir de yabancı burada olmadığı zaman da bir yapay zeka gibi de hizmet alabiliyorsun.
Aynen öyle telefondan mesajla konuşarak hizmetini alabiliyorsun. Bu sefer karşında bot yok canlı insan var. Aynen öyle. Çok güzel. Ben okey gidiyorsa tamamdır. Kötü gitmiyorsa tamamdır yani.
Bence de yani yabancıyı bulmuşsun bence bir süre daha tadını çıkar. Ama bu katlanamazda oldukları oluyor bazen. Mesela benim şu an görüştüğüm çocuk Alman. Görüştüğü ama.
Alman usulü diye bir şey varmış ve ben bunu şaka zannediyordum. Alman usulü yoktur. Bütün dünyada şey deniyordu. Her şey health işte Alman usulü.
Herkesi bölüştürüyor adam başında. Evet mesela bu bana çok dokunuyor. Atıyorum dün yemeğe gittik, benim yanımda kartım yoktu. Bilerek yapmadım, Burcu Esmer söyledi ki yapmadım.
Çocuk ödedi, sonra bana böyle yapıyor. It's too expensive no? Oha ama sen de çok expensive yere götürmüşsün. Abi İstanbul'da sen ne expensive, sen euro kazanıyorsun.
Sen oraya götürüp şöyle yapamazsın. Kartım yok yapamazsın yani. Abi tamam da şimdi ben jeopolitik konumu ve yabancı dilimi geliştirmek için seninle beraberim. Sen şimdi euro kazanıyorsun ve bunun lafını yapıyorsan bana ne katıyorsun sen?
Ama ona da çok pahalı geldi demek ki. Kaç euro ediyordu hesap? 150 euro falan. Çok pahalı demek ki.
Çok mu? 150'den fazla 200. Hayır 150. Euro kaç?
Ben mi çekeceğim abi çocuğu? Hayır tabii ki de asla. Ama gün akşam ben çektim. Çektiriyor işte onu diyorum.
Küçük küçük sokuyor. Ben bugün alayım o zaman ondan 500 lira. Abi bilmiyorum benim öyle bir şeyim yok. Beni dolandıracak herhalde bu.
Sevgili ab... dolandırılmaz abi saçmalama kendine bunu yaptırtma annem bir meditasyon grubuna katıldı 60 yaşından sonra aşırı spritüel oldu konuşmaları o kadar garip ki ben bunlara tarikat olduğundan şüphelenmeye başladım anneme fazla soru sorunca sinirleniyor gizli gizli takipmezsem ne yapsam abi hiç bulaşma çok korkuyorum böyle şeyler çok korkunç ben de Nur Sena'yla bir ara böyle bir şeye verdiğimi düşündüm ama sonra geri aldım sen benim annem misin bebeğin sen de yaylalarda akreplerle takılmadın mı Yaylalar mı? Evet. Çok güzeldi o meditasyon kampları.
Güzeldi ama bir ara gidiyordun yani. Ya evet bu meditasyon kampları birazcık şey çok açık yani. Özellikle hassas insanları çok kolay böyle manipüle edebiliyorlar. Annen 60 yaşından sonra spritüel olmuş.
Spritüel olmak güzel. Oradaki yaş şey önemli değil. Her yaşta spritüel olabilirsin. Konuşmaları nasıl?
Mesela sen de o gruba katılıyormuş gibi yap. Bir grupta yer al. Mesela şöyle şeyler yapıyor mu? Öyle deme.
Seni duymak istemiyorum. Söylenmeleri kulağım kapalı. Pozitif düşünüyorum. falan. Böyle şeyler söylüyorsa daha yolun
başında. Biraz izin ver. Bir sene sonra kendine gelecek. Sonra da arada beni böyle konuşturmuyordu. Evet. Bu konu beni ilgilendirmiyor.
Dinlemek istemiyorum. Evet. Ama sonra bu konu beni ilgilendirmiyor. Dinlemek istemiyorum dediğim yerden çıkmadığım için tekrar aynı duruma geri döndüm.
Yani bir yükselip tekrar aynı bokçukluğuna geri döndüm. Fark etti ki beni dinlemek ona iyi geliyor. Evet. Geç bir farkındalık. Aynen öyle.
Ben mi okuyayım? Evet. Ben mi okuyayım? Okuyorsun zaten.
O yalanmış diyecektim. Yalanmamış. Bana ne bu sevdalardan. Ya biz taşındık Nur Senaylan bu arada.
Fenerbahçe'den Fenerbahçe'ye taşındık. En sevdiğim şeydir bu. Bir sokak öteye taşınmak. Böyle böyle İstanbul'u bitireceğiz inşallah.
Ama yeni evimiz tatlı. Otoparkı yok, asansörü yok, bir dünya para. Evet otoparkı yok, asansörü yok, inşaatı yapan firma kaçmış. Diyorlar.
Yarı bırakmış yani evi şöyle tarif ediyoruz mesela bir sipariş verdiğimizde. O yarım yamalak bina var ya inşaat halinde. Heh orada oturuyoruz. Bildim abla diyor mesela.
bir de ben de şöyle anlattım inşaat halinde bir bina var ya orası dedim böyle bir ses çıkarmadım ya o kadar da inşaat değil yani biraz var ya hani bina biz varız içinde ben el sallıyorum ona görüyor musun bana mesela karşıdaki şantiyenin şefi geldi şey dedi düşün beni orada görmüş sizin binada 4 senedir bitmedi dedim abi 4 senedir bitmedi bize bitecek dediler ya bir de binanın dışına şey yazmışlar Yıkmıyoruz, güçlendiriyoruz. Benim de çok hoşuma gitti yani gerçekten. Çünkü ne bileyim yani dairelerin boyutları düşmüyor, büyüklükleri aynı. Bir de eski binayı tekrar öyle ayağa kaldırmak aynı böyle standart binalar yapmaktan daha güzel bence şu an.
Evet. Keyifli. İçi de keyifli ama mesela salonda bir tane priz var. Yani ben onu anlayamadım.
Hani keşke yıksaydınız güçlendirmek yerine. Çünkü yarım yamalak güçlendirmişsiniz. Yani duvarlar yamuk. Biz onlardan bileceğiz mesela.
mesela. Sadece oradan yazdığından biliyoruz. Evet. Belki eski binanın aynısını teslim etti abi. Belki o
pankartın arkasında şurada biri var. Şimdi geldi bir tane daha soru. Benim aldığım kolyeyi takmışsın. Evet onu takıyorum.
Seninle iyi geçindiğim günlerle onları takıyorum. Onları değil onu. Ablalarım bana gaz verin. İgdaş bir kızın biz.
Ayy. Bizim eve gaz bağlanmadı. 25 yaşındayım. Tek başına yurt dışını Gözünü gezmek istiyorum. Annemler tehlikeli diyorlar. Sizce saçma mı veya tehlikeli mi?
Sen hiç konuşmadan ben söyleyeceğim. Kızım sen bu ülkede yaşıyorsun. Tehlikeli değil mi? Buradayız dışında sana bir şey olmaz. Planını programını yap git yani değil mi?
Abi neresi tehlikeli anlamadım. Siz böyle İzmir'in şeyinde mi yaşıyorsunuz? Delis kenarında bir kasabada mı yaşıyorsunuz? Tehlikeli yani.
Tehlike İstanbul, tehlike Türkiye. Tehlike is here now. No. No?
No. No. Danger is your middle name girl. Yeah.
You are a Turkish woman. Bir Türk kadını her yerde her şeyi yapar abi. Bence de. Hiçbir şekilde.
Sen çok hazırlıklısın abi. Çok hazırlıklısın. Bir sık parayla gittin mi çözersin yani. Yeter ki parasız gittin.
Bir de şöyle bir şey söylemek istiyorum. Biz Türkiye'de yaşayan kız çocukları, kızlar, kadınlar olarak zaten sürekli arkamızı kollamayı öğrendiğimiz için. Mesela sokakta yürüyen bile şöyle yapıyoruz ya. Evet.
Ses mi geldi? Bana mı baktı falan gibi. Bunu yaptığın sürece sıkıntı yok zaten. Zaten yani hep hazırsın.
Sen buna eskiden mi daha çok böyle bu triplerde geziyordun şimdi mi? Mesela ben artık şimdi benimle eşleri olmaz herhalde diye. Abi ben de mesela bir gece annem çok komik yani bir gece yürüyüşe çıktım ben uyuyamadım. Gece bir buçuk falan dörde kadar yürüdüm geri döndüm.
Annem dedi ki kızım çıkma tehlikeli dedim. Anne ya kaç yaşına geldim artık beni de şey yapmazlar. Sonra dedim olabilir olabilir. Yani iki tane organımın olması yetmiyorlar için geri kalanın şey önemli değil.
Yani illa laf atmaları falan da gerekmiyor. Ben sadece şundan rastlıyorum mesela senin o yürüdüğün yolda arabaların kenara çekip yol kenarında öbek öbek erkek yani arada birkaç tane kız falan da çıkıyor şaşırıyorum ne yapıyorlar orada anlamıyorum çekirdek mi yiyorlar içki mi içiyorlar sigara mı içiyorlar ne yapıyorlar tam olarak ne yapıyorlar bir de mesela yola falan bakıp böyle arabalarla böyle bir interaktif şeye giriyorlar etkileşime giriyorlar. Bak şöyle bir şey ben fark ettim doğru orantılı olarak. Böyle bir ülke fakirleşmeye başladıkça o öbek erkek sayısı çoğalıyor.
Mesela dün çocuk da bana aynısını söyledi. Alman çocuk. Niye her yerde erkek var dedi. Burası hep böyle.
Evet. Ben dedim ki sen ne demek istiyorsun ya? Nerede erkek varmış ya? Öbek öbek erkekler vardı.
Bizim görebileceğimiz erkekler. Allah Allah. Ben dedim ki kim erkek? Şu öbekten mi baktın?
Şu oluşu mu oradaki? Oluşu mu? Onları bir bütün olarak alıyoruz. Tek vücut olarak.
Orada bir erkek var benim için. O grup bir erkek. Bir erkek ve kopyaları. Ya dün peki konsere götürdük ya çocuğum.
Çok komiksin sen ya. Ben şeyi fark ettim. Yani baktım şimdi dün konsere gittik. Neyse buraları da çok dikkatli konuşmaya çalışıyorum.
Arkadan bakınca zaten herkesin kafası açılmış. Bir açıklık var. Etleri gözüküyor. Kafa eti gözüküyor.
Kelde mi? Kelde mi? Kafa eti gözüküyor. Kafa devisi.
Aynen. Abi sonra yani direkt böyle dedim. Aa şunlara bak yabancı dedim yani. Yani uzun boylu saçlı iki tane çocuk var ve böyle hani seninkiyle aynı standarttalar.
Ben de çocuğa sordum ya seninki de buradaki yabancılar kimsence gösterin nereden bileyim falan. Abi dedim shine parlıyorlar yani bunlar seninle beraber. Shine shine. Zaten onlar bir araya geldi nasıl ama fıtık fıtık.
Mekan bir şey upgrade oldu yani. Bizim Alman gitti onlara konuşmaya başladı. Ama onlar da ne kadar saçlıydı. Çok saçlılardı.
David Beckham saçları vardı böyle hepsi aynı anda sallanıyor. Evet ve çok katı böyle şey saçları vardı. Keratin bakımı. Ve orayı çok seviyorlarmış.
Yani o konser için gelmişler. Türkiye'ye o konser için mi gelmişler herhalde? Hayır Türkiye'ye o konser için gelmemişler abi. Kadıköy'e o konser için gelmişler.
Yani konserde grup hayvan çocuğu diye. Benim lisan arkadaşımın olduğu bir grup. Çok tatlılardı gerçekten. Sözleri bayıldım yani.
Mesela bir şarkı sırf şöyle. Üst komşum bir köpek. Üst komşum bir köpek. Sen beğenmedin mi bu şarkıyı?
Hayır ben o köpeği şeyde yakaladım. Sokakta köpek kalmadı. İşte biz sokakta köpek kalsın diye bir şeyler yaptığımız için. Evet bir de Abbas Güçlü diye bir şarkıları var.
Çok hoşuma gitti. Abbas, Abbas, Abbas Güçlü. Genç, dinamik, güçlü falan. Çok güzel şarkıları var.
Bize de yapsınlar. Ben gerçekten hayranları oldum yani. Evet ben de beğendim. Bir dahaki konserlerine gideceğim.
Evet. Vay kanka sende ne hareketler var ya. Merhabalar. Ben hiç ilişki insanı olamadım ablalar.
Böyle bir girişi uygun gördüm. Ama hep istedim ve oldu. Çok heyecanlıyım. Ufaktan berbat etme endişesi duyuyorum.
Aşık olmak harika. Korku iğrenç. Hep kötü şeylerin üstesinden gelmeyi konuşuyoruz. Birazdan nasıl güzel şeyler yaşanır diye danışmak istedim.
Sizi çok seven, sizin sayenizde Pod B'yi hep indiren bir izleyiciniz. Kod isim. Mormon ekçe. Bahçelarda mormeni.
Onu bekliyordum. Şarkı böyle yemin ederim. Bakma, bakma. Bahçalarda Mor Meni.
Bu şarkı yasaklansın abi. Hayır, çok güzel. Nasıl bir fantezi? Bahçalarda Mor Meni.
Meninin başka bir anlamı var herhalde. Vardır herhalde. Ben de öyle düşünüyorum. Yoksa böyle açık saçık bir şarkı.
Nasıl Gaziantep'te böyle sınır gecelerinde. Bahçalarda Mor Meni. Biz ne yaptığımızı farkında mıyız ya? Abi bir dakika.
Kankalar. Meni olduğunu emin miyiz? Menü olmasın. Mor menü.
Menekşe değil midir o ya? Ay yeter. Ne diyor bu arkadaşa? Yani ben de mesela böyle hatırlamıyorum ya.
Ya ben çok sevdim bu mesajını bu arada. Ben bayıldım bu mesajın kim yazana gerçekten. Hiç ilişki insan olmadım. Çok açıkça söylüyor.
Çok hoşuna giden bir ilişki yaşıyor şu an. Korkma. Lütfen korkma bak ben burada çok ciddi bir şey söyleyeceğim. Biraz da duygusalım bu konuda.
Yok şaka. bir ilişkiyi bitiren şey insanın kendine ait korkularıdır o korkuları çok yansıtıyorsun yapma yani hiç korkacak bir şey yok hiç korkacak bir şey yok ama sana yemin ediyorum o korkularının üzerine gidip paranoya yaparsan o paranoyan gerçekleşiyor kendi kendini gerçekleştiren kehanet oluyor rahat ol relax ol yaşa güzel şeyi yani güzel şey dedin deneyimler yaşa git farklı şeyler yap yani kısıtlamayın birbirinizi ben onu da demek demek isterim açıkçası. Kısıtlamadan, özgürce. Ya bu zaten korkmak bence manifesto'nun tersi gibi oluyor.
Öyle bir dünyayı sen yaratıyorsun. Ama korku daha güçlü bir dünya yaratıyor Ayşenur ya. Ama o korkunun da daha güçlü bir dünya yaratıyor çünkü negatif bir dünya. Ama o korkunun da bir nedeni var yani. Tek başına
yaratmıyorsun ya. Bir şey oluyor ve onun üzerine böyle bir şey oluyor. Ama niye hiç gitmiyor mesela? Özellikle ilişkilerde böyle oluyor ya.
Tamam bir kere terk edildin diyelim. Bir kere aldatıldın ama 15 tane falan ilişki yaşıyorsun yani ama hep o şey o çok tekrar ediyor anladın mı? Aşık olduğun zamanları hatırlamak yerine. Çünkü onu yaşayıp içinde daha fazla büyüttüğün için bence.
Bir de daha çok canını acıtıyor herhalde. Güzel duygular niye çok çok unutuluyor ya? Evet. Yani çok güzel şeyler oluyor.
Ben de onu düşünüyorum mesela. Çok iyi insanlarla tanışıyorum. Gerçekten iyiliklerine inanamıyorum ya. Ama sonra dönüp bakıyorum hatırlamıyorum bile.
O yüzden bence kötü şeyler çok abartılıyor ve çok güçlü büyüyor. Evet bir de şöyle bir şey var. Mesela aslında herkesin beyin yapısı böyle değil yani zihni şeyi. Bayağı küçükken neyi tekrarlıyorsan onu görüyorsun.
Bizim baktığın zaman bütün işte genel kültürümüzde zaten bir şeylerin ters gitme ihtimaline karşı büyütülüyoruz ya. O yüzden böyle hep bir tetikte olup korku var. Asa sporu değil mi? Evet.
Ama bence bu da eğitilebilir ama zor onu fark ettim. Zor. Etrafında sürekli böyle bir ortam varken kafa yapını değiştirmen zor. Ama böyle uğraşırsan gerçekten oluyor.
Pozitif düşünceye geçebiliyorsun. Ama bir negatif düşünce çat diye onu geri oturtuyor. Abi bence yaşadığımız şeyler de normal değil bu arada. Yani böyle bir şeyden bahsediyorsan çok kötü şeyler oluyor.
Ve insanlar dünyada bu kötü şeylerle kendileri mücadele etmeye çalışıyorlar. Bir de mesela şey yarışı da var. Zaten onlara girmiyorum da sosyal medyada acı yarıştırma yarışı da var. Yani kimin acısı herkesin acısı birbirlerine karışmış durumda.
Herkes kendi içinde olduğu durum için kendisi mücadele etmeye çalışıyor. Bir başkasının hakkını sen korumaya çalışıyorsun. ve eğer bir başkasının aklını sen korumayınca sen linçleniyorsun. Evet. Yani
çok değişik bir durum. Korusan da linçleniyorsun. Evet o yüzden ben emin olun herkesin her şeyden haberi var bence yani benim oluyor ama ben artık kendi balonumu yaratmaya karar verdim çünkü benim de ben de bir kere dünyaya geliyorum yani. Yani çok evet yani ben de bu arkadaşa tavsiyem kesinlikle kendi balonunu yaratması çünkü güzel duygular çok kolay gelmiyor abi. Birinci dünya savaşında
ikinci dünya savaşında da aşk yaşanıyordu sonuç olarak anladın mı? Ona odaklanacaksın. Aşkına ve ilişkine odaklan. Dizi mi izledin bu aralar?
Öyle bir dizi mi izledin? Savaşlı bir dizi mi izledin? Savaşlı ve aşklı. Bir tane dizi izliyorum.
East of Eden diye. John Steinbeck'in şeyi. Çok iyi bir resim var bu. Nazar vardır üzerinde.
Okusana be. Ondan sonra orada 1800'lü yıllarda yaşıyorlar. Çok sıkıcı abi. Düşünsene.
Hiçbir şey yok. 1800'lüler. Yine de aşk var yani. Ama daha da mutlulardır.
Hiçbir şeyden haberleri yok aslında. Mesela adam böyle diyor işte. İşte aşkım diyor kızı karıyı eve kapatmış. Bak diyor iki seneye burada ekinlerimiz çıkacak.
Sen de camdan izleyebileceksin. Ne güzel değil mi? Hayata bak. İki sene evde durup ekinlerin uzamasını bekleyecek.
Hayat durmak be biraz. Bak sosyal medyadan öğreniyorum. Durduğum zaman yaşadığımı fark ettim. Güzellikleri gördüğümü fark ettim.
Hadi lan oradan. Zorundasın. Durunca ne yapacaksın? Oğlum yani durmak demek bakmak mı sadece?
Duruyorum. Ben durunca çok kötü oluyorum Ayşenur. Ben durunca böyle fenalık geçiyorum. Ben bazen iyi oluyorum da yani şu şu artık her dakikada duramayacağım.
Şimdi şurada Galata'da durduğumu düşünsene çarparlar bana. Duruyor mu? Slow life abi. Ben mesela önümde yavaş yürüyenlere slow life hocam.
Ablalarım çok güzel bir sorun gelmiş Nur Senem. Bu yaz yazlık komşularımızla kanlı bıçaklı olduk. Annem evi satmayı düşünüyor. Böyle bir saçmalık yapmasını nasıl engelleyebilirim?
Bence satsın. Bence de satsın. Huzurunuzdan daha önemli değil. Ya bu yazın yazlık komşuları böyle ömrüne bir evlat katıyormuş gibi olmuyor mu yani?
Bir can yoldaşı, arkadaş katıyorsun. Her yaz görmek zorunda olduğun insanlar bunlar. Ve sen o evi alırken bu sözleşmeyi yapmış oluyorsun yani. Ne kadar kötü bir şey değil mi?
Ya ben o evi alıyorum. Tatil köyüne git daha iyi. Ben komşu almak istemiyorum. Aynen öyle.
Mesela bir de şeyden nefret ediyorum ben işte. Annemlerin yazlığı var Bodrum'da. Benim demeyeceğim yani aile evi gibi değil. Annemlerin canı bir zorluğu yok.
Ben yazın gitmeme sebebim komşularıyla muhabbet etmek istememem. Çünkü ben oraya denize girmeye, ailemle vakit geçirmeye gidiyorum. Gidip de orada Hasan amcayla konuşmaya gitmiyorum yani. Ama Nurten abi öyle diyor ya mesela.
Bütün her şeyini zaten anlattı daha önceki günlerde. O yüzden hani şimdi artık biraz geriye çekilmiş, bıkmış gibi. Yani öyle ben... Abi çünkü haddileri çok aştılar ya.
Gelip gidip bana bir şey söylüyorlar ya. Hoşuma gidiyor, beni rahat bırak. Sen de çok inside bilgilerini verdin yani. Onlar kalmadı ki istedi gitti.
Inside bilgilerini verdiklerini boğdum. Birkaç kısımdan. Hep sordu Nur Sena bu arada. Sen görmüyorsun. Peki Ayşenur ben
görmüyorum. Sen şey hakkında ne düşünüyorsun? Bu şezlong kapma ve şezlongları mesela herkesin bir şezlongu bir yeri olması ve bunu sürekli dedikodusunu Bence de Cimer'e şikayet edin. Bence de Cimer'e şikayet edin. Yani eğer o adam
şezlongu sürekli orada tutuyorsa ben olsam Cimer'e şikayet edeyim. Yazlıkta mı? Yazlıkta abi. Yazlıkta mesela annemler böyle diyor ki havlumu bir yere koydum mesela aşağıda aa orası işte şey Neriman'ın yeri. Oraya koyma orası bizim değil diyor
diyor annem bana. Ya ben nereden bileyim ya? Neriman onun tapusunu mu aldın? Evet tapusunu almışlar. Nur sana
işte bu yazlık da böyle bir şey. Ben olsam annemlerin elinde satarım. Ama kendileri bilirler yani. Ben mesela da denizin önünde oturmak yani insanlarla bir arada kalabalık bir şekilde denizin hemen ön setinde oturmaktansa giderim. Aynen öyle. Tek başıma
otururum yani. Aynen öyle. Arkadaşlar çok bak gerçekten bu iş ama onlar bir dakika. Ama bizim gibi onlar bakmıyorlar. Onlar birbirlerini seviyorlar.
Sevdikleri içinde. Sevmiyorlarmış. Sevmiyorlar onu onlar dedikodu şirret kavga sansasyon bundan hoşlanıyorlar. Bir tane siteyle alakalı bu kadar nasıl kavga çıkabilir ya.
Ben zamanında şöyle demiştim ya dedim bunlar hani sonuçta belli bir standartın üzerinde yaşayan insanlar. Daha da kötü. Bu sitede oturduklarına göre herhalde belli bir seviyenin üzerinde insanlardır zaten dedim. Ve onların anlaşamaması benim daha tabii beş sene önce falan beni nasıl hayal kırıklığına uğrattı biliyor musun?
Yani böyle oluyorum. Ulan diyorum şurada 10 tane ev var ya da 15 tane daire ev var. Ve daha bunlar birbirine birbirlerine anlaşamıyorlarsa biz ne bekliyoruz ki bu ülkede dedim. Evet.
Böyle bir konuşma yaptım 5 sene önce. Artık artık hiç alakam yok. Sonra bana birisi dedi ki işte Simla dedi galiba. Ya ama burada çok ego var sen onu düşünmüyorsun dedi.
Evet. Aa dedim o zaman zaten ego çok büyük problem yani. Tabii ki. Benim dediğim olacak.
Tabii ki Ayşenur ego en büyük şirretlik yani başka bir şey yok. Yok sen o insanlarda daha fazla şey var. Bu insanlarla konuşsan ama şey derler yani bu dünya niye böyle falan derler. Aynen öyle.
Bir de ben şeyi çok seviyorum mesela bu sitelerde. Mesela bizim site şöyle söyleyeyim sürümeli sitesi diye düşünün. Yan taraf sürümeli plus. Bir yan taraf sürümeli piu.
Yani fakir, orta, zengin. Piu ve bunlar aynı şeyi paylaşıyor. Evet aynı iskeleyi paylaşıyor. Ama mesela ben yürüyerek o tarafa geçtiğimde böyle bakışlar oluyor.
Abi oraya yazmışlar. Sınırı göremiyoruz ki. Ayırmışlar sınırı görebilirsin. Dikkatli bakmadığın için artık sınır çekmişler.
Evet abi. İskeleleri farklı renge boyamışlar. Evet mesela oradan da izle giremiyorum ben. Ya bir de mesela insan ben de annemle babama şunu söylüyorum.
İnşallah beni izliyorlarsa buradan da bir daha söylemek istiyorum. Yani sen o yazlığa keyif yapmak için gidiyorsun. Sen o yazlığa tatil yapmak için gidiyorsun. Mutlu olmak için gidiyorsun.
Ama sürekli didiştiğin bir ortama girersen eğer hani gerçekten bunun hiçbir farkı yok yani İstanbul'da. İstanbul'da bile daha rahatsın yani. İstanbul'da sokak kavgası gibi yani orada yaşıyorsun. Ama onu seviyorlar ya o kaosu seviyor insanlar.
Bana ne ya? Ben evimden çıktım oraya gitsin herhalde ama mesela orada da şey var ya birden bahçede biri geliyor. İnsan geldi bahçeme. Bir şey konuşuyorduk ya biz mesela annemlerin yanına gittik pazar gittik.
Pazartesi günü sabah kalktık Çin biçme makineleri başladı. Yani anne biz geldik ya hani bugün ne yapayım onun günü pazartesi. Abi beni buldu. Bir de çim biçme vakilesi şöyle ben uyanıyorum yani ben bir de böyle çıplak yatıyorum gibi mesela.
Uyanıyorum abi orada çim biçiyor. Günaydın abi beraber biçelim gibi bir durum oluyor. Ablalarım kendinize işte şimdi yetişkin oldum dediğiniz bir an oldu mu ben hala bekliyorum. Evet oldu benim.
Benim olmadı. Benim oldu. Ben söyleyemem. Benim olmadı.
Ne zaman? Benimle alakalı mı? sen kimsin ya ben senden dolayı şey mi diyeceğim işte şimdi yetişkin oldum Mursan Ağa'ya bir tane geçirdim şimdi yetişkin ilk vergi verdiğin zaman mı hayır abi ömrüm boyunca zaten vergi verecekmişim onu bilseydim daha önce yetişkin olurum sen zaten doğduğundan beri yetişkinsin yetişkin adayı olarak geliyorum ilk vergimi verdiğimde yetişkin oluyorum yok oldu ya benim büyüdüğümü anlayıp yani tek başıma hayatta var olmam gerektiğini anladığım bir moment oldu abi gözün doldu benim de oldu Sen söyle önce. Ben söylemek istemiyorum.
Geçelim bu soruyu. Aynı aynı muhtemelen. Değil mi? Ha senin olduğu evet.
Ben seninkini biliyorum. Evet. O zaten şey ama. Amazon çarısı gibi o.
Onu artık kabul et oğlum. Artık yetişkin ol falan gibi bir şey. Onu kabul et abi. Ya ben yetişkin olmak istemiyorum.
Ben çocuk yetişkin olarak kalmak okey. Yetişkin dediğiniz ne ki? Kıyısından döndün herhalde sen. Hayır yani yetişkin dediğin şey ne tabi olarak?
Yetişkin dediğin şey kendi sorumluluğunu almak. Tamam kendi sorumluluğunu almadan zaten yaşayabilirsin. Bizi ailede başkalarının sorumluluğunu almak lazım. Evet ama bu şey demek değil yani.
Sorumlulukları alıp hala çocuk olarak kalabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Bence abartılıyor yetişkin olmak. Ben mesela sorumluluk aldığımı zannedip.
Mesela bazı şeylerin bitme durumu var ya mesela şimdi. Ya sinirli bir yetişkin olabilirsin. Mesela ben sinirli bir yetişkinim. Evet ben de kızgın bir yetişkinim.
Düzgün bir yetişkinim yani. Evet kendi sorumluluğumu alıyorum ama bu sorumluluğu aldığım için sinirliyim. Ve kendime sinirliyim. Çok sinirliyim.
Evet kendime sinirliyim. Ben de çok sinirliyim. Aynen aynen. Biz bize biraz aslında çocukken insan biraz sorumluluk almalıymış.
Evet aynen öyle. Alıyorduk aslında biz öyle insanlar değildik ya anlamadım ya. Ama yani bu hayat öğretmenler falan şey derdi yeriz. Ya bir hep hüzünlü bakışları vardı yani biz çocukken insanların.
İşte hayat zor hayat başlayınca anlayacaksınız. Siz daha sonra anlayacaksınız gibi bir hüzünlü bakışları vardı. Ben de var ya ne zor abi falan tarzı bir şey yani ne konuşuyorsunuz falan. Evet anlıyorum ama bunu böyle yaşamak zorunda değiliz ya.
Herhalde öyle ama. Ama evet hayat bir üzgünlük getiriyor insanın gözüne, yüzüne, suratına yani. Ama niye sen yetişkinliği üzgünlükle bağladın ki şimdi? Üzgünlük yani yetişkin olduğunuzu ne zaman anlıyorsun?
Anladınız diyor. Yetişkin olduğunuzu. Üzülünce anladım şaka şaka. Hayır yani ben zor bir kararı kendim vermem gerekeni anladım.
Benim yemek kimse veremeyecek diye anladım. Ya da şeyde anlıyorum mesela şimdi yüksek lisansa kendi isteğimle başladım. Bana kaldı sorumluluk. Ben gideceğim.
Kimse beni zorlamıyor. Okul da böyle bir şey. Bana şey diyen yok hani lisede. Gideceksin sabah falan.
Gitmezsem yok okul falan. Ve buna sinirliyim. Biri beni kontrol etsin istiyorum. Çocuk kalmak istiyorum ben.
Ben üniversite bir de derslere gitmedim zorunlu değil diye. Kaldım. Olamadın işte yetişkin o yüzden. Zaten ben olmak istemiyormuşum.
Aslında beni keşke o zaman. Ben gidiyorum farkındayım sana. Görüşürüz çok teşekkür ederim haftaya. Ben teşekkür ederim seni çok seviyorum.
Ben de. Bu aralar sana çok gülüyorum. Evet farkındayım enerjimde yüksek. Bundan faydalan.
Görüşürüz Şeyin de çok güzel Yenek mi bu ne? Çok kıskanıyorsun benim tarzımla Bu annemin mi? Hayır Senin mi? Sen mi aldın?
Bak bu yetişkin mesela Evet Açmazlarınızı açmaya Yeni bölümlerden haberdar olmak için takip etmeyi unutmayın
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.