
6.197 kelime · ~31 dk okuma
Arkadaşından yediğin en büyük kazık neydi? Hayatımda hiç kimse canımı bu kadar yakmadı. Evinden tut arabasına kadar benim sayemde alınmıştır. Büyük nankörlük bu arada.
Evet, ben hiç kimsenin hayatını bozmadım. Hiç kimseyi kocasından ayırmadım. Veya ki ben gerçekten o kadar kötü bir kadınım. Ben gerçekten bunu çıkıp söyleyecek yürekte bir insanım.
Bence de bu arada. Gözü alıyorsa kabul edersin. Ben derim ki kardeşim ben böyle bir hatalı bir şey yaptım. Ben artık böyle son kemoterapilerimi alıyorum.
ama ayağa kalkamıyorum, tekerlekli sandalyeye. Bana dedi ki, ben senin bu halini görmek istemiyorum. Sonuçta ben hasta etmedim seni, sana dayanamıyorum seni böyle görmeye dedi. Ben Emir'den önce bir evladımı kaybettim, ölü doğum yaptım.
Gerçekten başın sağ olsun. Çok teşekkür ederim. Ölü doğurdum yani çocuğu ve ertesi gün gidip mynet.com'un anne çocuk servisini açtım.
İşte onlar beni hasta etti. İlişkide, sevgililikte, nişanlılıkta ne iyiyse bölü 2, ne kötüyse çarpı 2 eşittir evlilik. Bu denklemi kabul edebiliyorsan evlenecek. Zaten gözümüz korkuyor daha çok korkuttu.
Teşekkürler biz bekarla devam. Herkese merhaba bir tanem bir konuşalım seninle programa. Hoş geldiniz. Bugün yanında gerçekten senelerdir gördüğüm, severek takip ettiğim Demet Işılvavar.
Hoş geldin. Hoş bulduk bir tanem. İyi ki geldin. Çok teşekkür ederim sağ ol.
Çok güzel gözüküyorsun öncelikle. Çok teşekkür ederim. İnanılmaz zayıfsın. Bak hiç gerçekten Instagram'da göründüğünden çok daha zayıfsın.
Saç rengin olay. Çok teşekkür ederim. Öncelikle bu bakım rutinini bize bir anlat. Estetik ameliyatı.
Tamamen. Ne var? En son karnımı gerdirdim. Ya.
Valla. Ya bakım rutini derken ben çok süslüyüm yani. Senin gibi böyle. Anladın mı?
Hani kendimize bakma halimiz. Biraz Adana Antalya'dan da herhalde ben Antalyalıyım sen Adana olasın. Evet. Biraz birbirine yakın yerler falan ondan herhalde.
Hepimizin böyle ben annemi hatırlardım. Fönsüz dışarı çıkmazdı falan. Ondan sonra biraz herhalde o alışkanlık. Ama tabii işte çocuk, hastalık bilmem ne derken biraz böyle kilo alıp verdim.
Çok da takarım öyle şeylere. Hani böyle balık etli olmayı seviyorum ama hani o göbek beni çok rahatsız ediyordu. Valla bundan dört başa önce gittim karnımı gerdirdim. Hiç spor yapmayı da manasız buluyorum ne kadar güzel oldu.
Ama baksana helal olsun bunu gizlemiyorsun. Gerçekten söylüyorsun yani. Şu an herkes her şeyi sakladığı için. Evet.
Ama çok güzel gözüküyorsun. Çok teşekkür ederim. Maşallah diyelim. Peki spor, işte alışveriş, makyaj bunları gerçekten çok yapıyor musun ya da sosyal medyada mı kendini öyle gösteriyorsun?
Şey yalanını söylemeyeceğim yani kullanmadığım hiçbir şeyi paylaşmıyorum gibi bir durum yok ama tabii ki paylaşım üzerine işte bana hediye göndermeleri üzerine ya da hani markanın bana gelmesi üzerine artık kullanmaya başladıklarım oluyor. Çok sık alışveriş yapan biri değilimdir. Özellikle böyle dizayner şeyleri çok severim. Sırf yurt dışına bu yüzden gittiğim oluyor.
Mesela İsviçre'den çanta alıyorum. İsviçre'de çanta ne alaka değil mi? Ama çok değişik, çok güzel çantaları var falan. Çok değişik markalar var.
Ondan sonra butikleri çok severim. Ondan sonra pazar gezmeyi çok severim. Her yerden her şeyi alırım. Marka takıntın yok o zaman?
Hiç öyle bir takıntım yok. Ama tabii ki bazı böyle love markalarımız var yani. Onları bulduğumda da alırım. Yine onları da böyle limited olan şeyleri almayı seviyorum.
Çok geniş çok büyük bir kıyafet odam var. Ondan sonra ve böyle bazen girip böyle bakıp ondan sonra ya benim bu kadar şeyim nasıl oldu ya falan diye böyle şey yapıyorum. Ama kozmetik işte vitaminler falan onlar benim böyle hayattaki en sevdiğim şeylerden biri. Böyle ara ara girip bakıp bakıp şeyler alıyorum kendime.
En çok para harcadığın kozmetik mi diyelim o zaman. Vitamin. Vitamin. Evet ben en çok onlara para harcıyorum.
Ya öyle bir alışkanlık benim ailem Amerika'da yaşıyor ve çok küçük yaştan beridir ben Amerika'ya gidip geliyorum ablam zaten hep oradaydı ve bu Türkiye'de bu kadar bu supplementler bu vitaminler bu kadar meşhur olmadan önce biz hep Amerika'dan getirirdik ve içerdik böyle o büyük büyük şeyler vardı ya Amerika filmlerinde. Şimdi Türkiye'ye geldiği için de çok mutluyum mesela normal evimizde elektrovitli su içiyoruz falan ondan sonra öyle kendime iyi bakmayı seven biriyim o yüzden en çok ona para harcıyorum. Harikasın. Peki hani spesifik böyle bir tane seçme hakkın olsa herkese tavsiye edebileceğim vitamin nedir?
Magnezyum. Hadi ya. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Bütün hayatınızdaki bütün aksiyete, o uykusuzluk, o kemik ağrıları, o kendini böyle...
Dizlerimin ağrısından uyuyamıyorum demek. Evet şöyle durma hali. Ondan sonra bütün hepsini ortadan kaldıran muhteşem bir şey magnezyum. Duydunuz.
Şimdi geçelim sorularımıza. Birçok medya şirketinde çalıştın. Yöneticilik, genel yayın yönetmenliği, beyaz yaka diyebiliriz. Evet.
Ne işler yaptın? Nasıl influencer oldun? Bu süreçte neler yaşadın? Ben müzik prodüktörünün kızıyım.
Herkesin bildiği Mezleken'in sahibiyiz. Biz işte Sezan Aksu'nun ilk abimli babam yapmış vesaire. Ben hep böyle ışıltılı bir hayatın içerisinde büyüdüm. Seren Serengil gibi.
Evet Seren Serengil gibi çok da severim bu arada. Selam olsun burada. Aynı zamanda ben de kolej mezunu gibi İngilizce de biliyorum o yüzden başka bir iş hiç yapmayı düşünmedim babam da aslında hiç istememişti bu işlere girmeme üniversiteye iletişim fakültesini kazandım iletişim fakültesini okurken de annem bana dedi ki yani bu bir sürünme süreci yani olayı kablo toplamaktan başlatacaklar sana en iyisi sen bunu öğrenciyken başla ben Antalya'dan İstanbul'a üniversiteye geldim ve ilk kanaldaya da başladım işe gerçekten kablo toplayıp zarf taşıdım O Betacam kasetleri o dönemde Müge Anlı Kanal D'de dobra dobra programını yapıyordu. Onun o kasetlerini taşıya taşıya buralara geldim.
Helal oldu. Oradan ayrıldıktan sonra ATV, Kanal 7 vesaire derken 2009'a kadar neredeyse bütün ulusal kanalların hepsinde böyle bir 6 ay, bir sene staj. Stajdan sonra böyle işte ufak bir rakamla işe girmeler falan böyle böyle devam ettim. Çok zor bir sektör bu arada.
Çok zor bir sektör evet. Kameralar çok güzel, ışıklar çok güzel ama onun arka planında dönen şeyler. Önünde olursan çok güzel. Evet çok sıkıntılı, çok ciddi bir adaletsizlik var çalışma performansı olarak herkeste.
Sonrasında da böyle işte CNN Türk'te birkaç bölüm program yaptım falan derken benim ablam işte yine Amerika Türkiye arası gidip geliyordu. Bana dedi ki video çok meşhur olacak yani Amerika artık başladı bütün her şeyi online platformlarda videolar olacak vesaire. Gel dedi sana bir internet videoculuğu eğitimi aldıralım. Eğitimini de aldın bunun yani.
Evet Amerika'ya gittim New York'a ablamın yanına ondan sonra orada bir eğitim aldım. Sonra geldim. Burada önce Doğan Online'da yani bu Doğan grubunun online taraflarında videoya başladım. Sonra Hürriyet Web TV'yi kurduk.
Oradan MyNet'e transfer oldum. MyNet'in de tüm önce video platformu halinde başındaydım. Sonra bütün stratejiyi videoya geçirdikleri için orada genel yayın yönetmeni oldum. Süpersin.
Bak bu kadarını bilmiyorduk mesela bu arada. Evet bayağı çok yoğun çalıştım. Alaylısın yani sen YouTube'da falan. Aynen öyle.
26 yaşında genel yayın yönetmeni oldum. Yanımda böyle 55-60 yaşında amcalar oturuyordu. Ondan sonra böyle şey garip garip geliyordu bana. Sonra oğluma hamile kaldım.
O süreçte son gün, son saate kadar çalıştım. Ama o kadar dinamik bir iş ki ve tam böyle 15 Temmuz sonrasıydı. Oradaki o medyadaki kırılma, 15 Temmuz benim hayatımda habercilik anlamında hiç içerisinde bulunmak istemediğim ve çok zorlandığım bir geceydi. Baktım ki annelikle beraber ben bunu yürütemeyeceğim.
Bir de küçüktü çocuğun daha. Daha yeni doğurmuştum. İşten ayrılmaya karar verdim. Sonra dedim ki bir avukat olsam hukuk bürosu açarım.
Doktor olsam muayenehane açacağım. E benim işim bu. Ben dedim bir YouTube kanalı açayım. Ve o zaman da çok az vardı.
Çok az vardı evet. 2018. Sen ilklerdensin yani. İlklerdenim evet.
Bence çok hırslı bir kadınsın ama bu arada. İnflansırlığın iyi yanını hep konuşuyoruz. Kötü tarafları sence ne? Bir kere kimse sizi sevmiyor.
Evet ya neden? Kimse sizi sevmiyor. Dostluk da çok yok demek ya. İnflansırlık yani dostluk zaten yok bu arada.
Çünkü herkes, sen aslında her oturduğun influencer arkadaşınla onun diliminden parça alan biri olarak oturuyorsun. Aynen öyle. O yüzden de sana çok fazla insan işte davetine çağırır, çok fazla insan sana hediye gönderir, çok fazla insan bilmem ne yapar ama hiçbiri yanında olmaz en ufak bir inçte. Hemen kaybolurlar ve arkandan neler söylediğine inanamazsın.
Evet. İkincisi bence çok böyle bıçak sırtı bir konu influencerlık. Sizi ya çok seviyorlar ya da çok nefret ediyorlar. O çok sevenin nefret etmesi an meselesi.
Üçüncüsü bütün her şeyin ortada ve bunu kabul etmek çok zor. Yani mesela benim oğlum hiç sevmiyor. Hiç sevmiyor. O sokakta onlar mesela en son geçen Bodrum'da tatildeydi.
Ben yoktum yanında. Beni aradı ve dedi ki anne tuvaletteyken kadın gelip benim fotoğrafımı çekti. Hadi ya. Anne lütfen yani bir şey söyle.
Dedim ki bir şey yapamam oğlum. Çünkü ben bundan para kazanıyorum ve insanlar seni izlemeyi seviyor. Evet biliyorum senin kararın olmadan senin yüzünü paylaştık bunu yaptık şunu yaptık ama maalesef ben de böyle geçiriyorum. Ama ben hayat standı olduğumuzu ilerlemek için.
Sonra ben şeye döndüm işte PlayStation'daki bu oyunları nasıl aldığımı zannediyorsun falan. Doğru mu? Ondan sonra tabii ki bunlar zor şeyler ama çok güzellikleri de var. Kontrolsüz de bir gücümüz var bu arada.
Tabii tabii aynen öyle ve şey en güzel de kendi işinin patronusun. Evet. Ben bugün uyuyacağım şu saatte bir şey paylaşacağım dediğinde işe gitmek zorunda değiliz. Ama sence biz daha çok çalışmıyor muyuz yani normal çalışanlardan?
Şöyle otururken bile bir anksiyete, stres ve takipçi kaybetme, görünürlük kaybetme ya da ne bileyim yeteneğini, içerik üreticiliğini kaybetme stresi bile yaşıyorsun. Aynen öyle. Hani ya da ne bileyim bazen kıyaslama oluyor. Ya ben daha çok çalışıyorum, ben daha faydalıyım ama o insana bu marka geliyor bana niye gelmiyor acaba diye kendini kötü hissettiğin, kıyasladığın anlar oluyor ki ben daha yeniyim.
Sen daha iyi bilirsin yani. Tabii evet. Özellikle global marka işbirliklerinden sonra çevrendeki insanların sayısı o kadar azalıyor ki. ...ki ben 2023'te Pantene'nin marka yüzü oldum...
...ya o kadar garip bir hale aldı ki insanlar... ...herkes şunu konuştu mesela...
...nasıl aldı o işleri... ...ben Aslan Yelesi gibi saçım olduğu için almadım ki...
...Türkiye'de ve dünyada ilk defa... ...kanserden saçını kaybetmiş bir kadını...
...marka yüzü yaptılar... ...en son dedim ki çıkıp...
...kardeşim geç o zaman benim yerime... ...sen kemotere bak sen de ol yüzü yani...
...hani yerimde mi olmak isterdim yani... ...ama hiç oralara bakmıyorlar...
...hangi acılı yollardan geldiğinin hiçbir önemi yok... ...sen mesela şimdi Adana'dan çıkmışsın...
...gelmişsin tek başına... Mesela burada bir hayat kuruyorsun işte çok güzel bir evde otur, çok güzel bir arabaya bin. İnsanlar sadece şuna bakacaklar.
Beliz nasıl bu arabayı aldı ya? Evet. Kardeşim ondan önce çektiğim bir sürü çile. O yolları bilmiyorlar.
Hayır o yolları hiç kimse bilmiyor. Bu arada kesinlikle katılıyorum. Yani 24 saat çalışıyor oluyorsun. Evet.
Sürekli aklında bir şey. Ben çok iyi biliyorum mesela uyanıp video yaptığımı. Aynen öyle. Uyumdan uyanıp.
Aynen öyle. Baban müzik piyasasının en büyük prodüktörlerinden birisi. Biraz baban hakkından konuşmak istiyorum. Hani nasıl bir çocukluğun oldu?
Nasıl büyüdün? Ya da bunun ayrıcalıklıkları nelerdi? Ne gördün küçükken? Ben hep stüdyolarda büyüdüm.
İşte Sezen Aksu'yu çıkardığı sene, Gülüm sahibimi çıkardığı sene doğmuşum zaten. İşte Sezen Aksu'nun oğlu Mithat Can hep bizimle beraberdi. Ondan sonra hep böyle bir ünlü şeyi vardı. Yani hayatımız hep öyleydi ama ben onların ünlü olduğunu bilmiyordum.
İnsan ünlü olunca ünlü olduğunu bilmiyor ki. Tabii. Değil mi? Sen şu anda mesela sokakta tanınıyorsun ama hiç öyle yürüyor muyuz?
Yok, ünlü değilim. Aynen öyle normal bir hayat gibiydi benim için sadece şöyle ayrıcalıklarım olurdu mesela benim ortaokul mezuniyetime babam mezdekey getirmişti lise mezuniyetime şarkıcı Berksan gelmişti falan ondan sonra böyle hani şey babamın böyle ütopik sürprizleri oluyordu bir anda şarkıcı çıkıyor falan evden. Onda da ayrı bir çocukluk geçirdim. Ben Antalya'da büyüdüm.
Babam İstanbul'da yaşıyordu. Annem ve babam ayrıydı. Annem de dünyanın en düzenli, en akademik, en düz insanı. Ondan sonra işte akşam onda yeşil çayını içsin falan.
Benim böyle bütün hayaller hep şey falan. İnce sedasına ne olacağım? Uzun tırnaklarım olacak. İnce sigara içeceğim.
Ondan sonra içki içeceğim falan. Annem böyle Allah'ım delireceğim falan. Hep böyleydi. Çok böyle birbirinden farklı hayatlar yaşadım.
Tabii ki babamın avantajı çok benim hayatımda. O zamandan itibaren oyunlu camiasında olmanın şöyle katkıları oldu bana. Psikolojik olarak daha dayanıklıyım bu konuya. Mesela ben çok büyük bir linç yedim bundan aylar önce.
İlk beni babam aradı mesela dedi ki. Neyden yedin? Hani onu da bir anlatalım. Maalesef bir tane magazin haberi yapıldı hakkımda.
Ondan sonra. Doğru olmayan bir şey miydi? Belli bir kısmı doğru belli bir kısmı doğru değil. Çok çirkin ve çok avam bir dille.
Ondan sonra linç ettirildim yani. Ve babam beni aradı dedi ki. hoş geldin bu dünyaya bu dünya böyle bir şey şimdi yarın ertesi günde canlı yayınım var o dönem youtube'da canlı yayın programı yapıyoruz her gün şimdi dedi çık bakalım yarın yayına nasıl çıkacaksın çok merak ediyorum dedi yayına çıkmamayı denedim bu arada dedim ki ben çıkamayacağım valla sonra saçımı savurdum ondan sonra bir iki ay falan çok kötüydüm ve Amerika'ya gittim geldim çünkü durdu cevap vermedim cevap vermedim Ondan sonra... Peki sence cevap vermek mi lazım, cevap vermemek mi lazım?
Çünkü sosyal medyada şerefine, namusuna bile varana kadar neler söyleniyor? Hayatımda ilk defa sustum. Ben susamıyorum çünkü. Hayatımda ilk defa sustum ve hayatımın en büyük hatasını yaptım.
Herkes her şeye cevap versin. Değil mi? Kesinlikle vermesin. Hayatımda ilk defa sustum çünkü beraber olduğum kişinin eski eşinin yaptırdığı bir haberdi.
Ve onun kızı var diye sustum. Onun hatırına sustum. Onun hatırına ve istemedim konuşmak. Hayatımızın en büyük hatasını yaptığımızı konuşuyoruz hala evde Ahmet'le.
Hadi ya. Keşke konuşmalıymışım. Zaten günün sonunda konuştum da bu arada. Evet.
Çıktım pat pat pat. Çıktım dedim ki şimdi benim üzerime attığınız çamur şöyle bir silkeliyorum ve hayatıma devam ediyorum dedim. Sen de benim gibisin duramıyorsun değil mi? Duramıyorum.
Benim içim kaynar. Ben de öyleyim. İlla cevap vereceğim. Aynen öyle ama çok iyi bir form.
Evet. Çünkü cevap verdikten sonra her şey çok değişti. Evet ve içime yani o bana hastalık yapıyor. Ve bir daha da bana böyle bir şey yapma tenezzülünde bile bulunmadılar.
Ama sustuğumda o kadar çok üzerime geldiler ki. Değil mi? Korktuğun düşünülüyor çünkü. Evet.
Halbuki yani korkacak... Zaten bu arada şöyle sistematik hatalar var. Bunları bence yapmasınlar. Evet.
Eğer birine karşı linç ettirecek bir haber yapıyorsan kendini gizlememelisin. Evet. Fake hesaptan yapmamalısın bunları. Kendini gizli tutarsan günün sonunda açık olan her zaman kazanıyor.
Haksız bile olsa. Ben bugün o haberi yaptıran kişiyle de bir sürü dava sürecimiz, mahkeme sürecimiz oldu vesaire ama... Ama sonunda bir sulhe vardık ve hani şu anda da görüştüğüm bir kişi olarak devam ediyor hayatımda. Ona da aynısını söyledim.
Dedim ki velev ki öyle. Velev ki ben gerçekten o kadar kötü bir kadınım. Hasta bir kadını kocasından ayırdım. Metres oldum bilmem ne.
Ben gerçekten bunu çıkıp söyleyecek yürek tabii insanım. Bence de bu arada. Gözü alıyorsa kabul edersin. Ben derim ki kardeşim ben böyle bir hatalı bir şey yaptım.
Olabilir böyle bir şey çünkü insanız hepimiz. Tabii. Tabii. Kimseyi kınamamak lazım.
Evet aynen öyle. O da aynısını söyledi ve hala daha bana ara ara mesaj atar beni affedebilecek misin falan diye. Ondan sonra sağ olsun aynı haberin tam tersini yapmayı teklif etti. Asla kabul etmedim. Bu işler insanların kendi kalitesini gösteren işler. O yüzden birini linç ettirmek çok kolay. Bizi çok kolay linç ettirir.
Çok çok çok iftiratı duyan en kolay şey. Benim şuramda koskoca anne belini gösteriyor de her türlü linç ettirir ama sonunda şunu hiçbir zaman unutmamak lazım. O linçten biz sağ çıkarız. Beliz de sağ çıkar belli onun o fıtratı var.
Ondan sonraki büyümeye de katlanarak izlemek zorunda kalırsınız. Bana da çok iftira atıldı bu arada program sürecinde de öyle. Ayılıp bayıldığım bile oldu ama programa girmeme şansım yoktu yine girdim. Ama o yapılan kötülükler beni daha yükseğe çıkarttı.
Aynen öyle. Bu arada çünkü insanlar seni savunmaya geçiyor bu sefer. Aynen sonra böyle katlanarak izlemek zorunda kalıştık. O zaman babanla ilişkin çocukluğundan beri iyiydi yani.
Üniversite zamanına kadar iyiydi ama üniversitede bu bölümü okuduğum için uzunca bir süre aramız bozuldu. Şimdi çok şükür daha iyiyiz. Çok küçük yaşta evlenmişsin demek 23 yaşında. Nasıl yani aşık olarak mı evlendin nasıl karar verdin?
Yo o zaman öyle bir şey yapamıyorsun yani. Yani bence insanların bu tarz şeyler yapabilmesi, yani aşık olduğunu fark edebilmesi, hayatındaki eş seçimini doğru yapabilmesi vs. Bunların hepsi olgunlukla doğru orantılı şeyler. Biz sosyo-kültürel olarak çocuklar yaşar, büyür, üniversiteyi kazanır ya da kazanmaz, okur.
Okuduktan sonra evlenir şeklinde büyütülen bir nesiliz. Şu andaki ben gençleri çok cesur ve çok güzel buluyorum bu arada. Kesinlikle. Ondan sonra çünkü gerçekten içleri kaynamadığı sürece, gerçekten anlaşabileceklerine inanmadıkları sürece beraber olmuyorlar.
Zaten günün sonunda da ayrıldığım için artık hani o günlere dönüp baktığımda evet yanlış karar vermişim ama çok şükür çok sağlıklı çok güzel bir oğlum var diyebiliyorum. Şimdi de küçük yaştaki insanlara hep şunu söylüyorum. Evet evlilik çok büyük bir cesaret işi. O cesareti hissettiğin an evet yapmalısın.
20'si 30'u 35'i yok bunun. Ama şunu her zaman herkesin bilmesi gerektiğini düşünüyorum. İlişkide, sevgililikte, nişanlılıkta ne iyiyse bölü iki, ne kötüyse çarpı iki eşittir evlilik. Bu denklemi kabul edebiliyorsan evleneceksin.
Zaten gözümüz korkuyordu. Teşekkürler. Biz bekarlığa devam. Şu an hayatında birisi var bu arada.
Çok sevindim. Sen şeyin çok güzel bu arada. Boşandığını da sosyal medyada gösteriyorsun. Açık yüreklilikle konuşuyorsun.
İlişkin olduğunda belli ediyorsun. Kapalı kapılları ardında hayatını yaşayan biri değilsin. Gerçekten objektif olarak gösteriyorsun. Nasıl gidiyor ilişkin? Mutlu musun? İşte tamam budur artık istediğim kişi diyebiliyor musun?
Çünkü bu sektörde de biriyle olmak çok zor. Çok zor evet. Özellikle karşı taraf için çok zor. Çünkü o bu sektöre çok uzak bir adam, bir iş adamı ve hayatında ilk defa benimle böyle tanışıp da ikinci, üçüncü ayında magazinlere düştüğümüz için bazı çok şaşkınlık içerisinde karşıladı bu süreci.
İkinci evlilik ya da ikinci beraberlik şöyle bir şey. Sırtında yüklerinle beraber olduğun bir süreç ve bu aslında ya seni çok daha fazla bağlıyor ya da seni çok korkutuyor. Ben boşandıktan sonraki beş yıl hayatıma hiç kimseyi almadım, hiç kimseyi tanımadım bile. İlk bir sene falan böyle bir hani böyle bir umudum, ümidim var gibiydi ama sonra insan profilini ve o insanla dışarıdaki o ilişki dinamini görünce gerçekten mapustan çıkmış gibi oldum.
Yanamadım yani bir kere erkeklerin hepsi çekmiş. O ne öyle herkes çok kısa boylu. Ondan sonra benim zamanımda benim kuşağımdaki erkekler daha uzundu yani. Ondan sonra ikincisi ağızda devamlı bir yalan.
Kendisinin olmayan mal mülkü bir anlatma. O yeni bir furya bu arada. O ne yaptı o? Kiralık arabalar falan bilirmiş.
Evet kiralık arabalar. Ondan sonra kendisinin olmayan evler. Abilerin evleri bilmem neler falan böyle saçma sapan. Evet.
Ondan sonra bir cömertlik bir centilmenlik falan asla yok. Kadından bekliyorlar her şeyi. Zaten çok zorlu bir süreçten çıkmıştım. Yeni hastalık atlattım.
Hemen arkasından boşandım. Oğlum çok küçüktü. Amerika'ya acaba ailemin yanına mı yerleşsem diye çok düşündüm. Derken çok ciddi böyle bir kendimi dinleme, işime gücüme verme.
Ondan sonra terapileri arttırma falan sürecine geldi. Kendine odaklandığında doğru insanım. Aynen öyle. Aslında birazcık da kendimi sevmeyi öğrendim.
Çünkü kendini sevmenin sosyo-kültürel bir ya da sınıfı falan hiçbir şeyle alakası yok. Biz gerçekten çok acayip defolu bir toplumuz. O yüzden de bunu başarmaya çalıştım. Ve orada belli bazı kriterlerim oluştu kendimde.
İşte dedim ki evlenmiş boşanmış bir insan olmadığı sürece asla beraber olmam. Bekar bir insanda ben olamam. Mutlaka çocuğu olması lazım, empati kurması lazım falan gibi öyle kriterlerim vardı. O kriterlerde olmayan hiç kimseye de vakit bile geçirmedim.
Vakit kaybetmedim. Çok tesadüfi tanıştığımız bir dönemdi. Benim hayranlık duyduğum ve gerçekten zekasına, çalışkanlığına özellikle de geçmiş hayatıyla alakalı kötü konuşmamasına tav olduğum bir adam. Çok önemli.
Hayattaki bence en önemli şeylerden birisi. Çok kötü şeyler yaşadık beraber. Belki bu kadar kötü şeyler bize yaşatılmasaydı çoktan ayrılmıştık. Belki bu kadar hızlı yürümezdi.
Aynı evde değildik. Bu kadar aile olmazdık. Bunların hiçbiri olmazdı. Ama öyle bir şey yaşadık ki gerçekten bir buçuk senedir beraberiz.
Bir buçuk sene içerisinde bir insanın hayatında yani otuz senede görebileceği bütün o inişler çıkışlar. Çok iyi anlıyorum. Karakolluk mu olmadık. Anladım adliyelerde bir sürünmedi.
Yani ben ceza davası falan saçma sapan. Beş yıllık ilişkiye bedel. Aynen öyle bir şeye bedel bir şey yaşadık. Ben çok saygı duyuyorum.
Çok hayranlık duyuyorum. Benim için o Ahmet Bey'dir. Yani ben biraz domestik bir kadınım. Emir için o çok kıymetli bir Ahmet abisi.
Biz onunla beraber çok fazla şey öğrendik. Mutlaka bizim de öğrettiğimiz onun hayatına renk kattığımız şeyler olmuştur ama. Ben hani varlığına duacıyım. Allah başımızdan eksik etmesin diyorum.
Vallahi var ya bak böyle kendi ayaklarının üzerine durup kendi kendi hayatını bu noktaya getirmiş bir kadının bir de impulsörler aşk konusunda şanssız oluyor. Evet çok. Genellikle güzel kadınlar da öyle. Bu şekilde konuşmam bana umut verdi.
Evet inşallah. Ve bana kendimi iyi hissettirdi. Çünkü ben çok artık umutsuz düşünen birisiyim. Çok haklısın.
Ama bunu duyabilmek çok güzel. Allah mutluluğunuzu daim etsin demek istiyorum. Peki kendini sevmekle alakalı bir şey dedin ya az önce. Bunun üzerine çok mu çalıştın?
Sence kendimizi sevmenin en başka hani bu çok klişe bir laf ya. Daha gerçekçi bir maddesini bana söyler misin? Olduğun gibi kendini kabul etmek. Ben bazı şeyleri yapamıyorum Beliz.
Mesela ben aynı anda iki şey yapamam. Gerçekten bu arada. Mesela ben elimde telefonla sana mesaj yazarken buradan ne konuşulduğunu falan duyamıyorum. Ya da podcast dinlerken araba kullanamıyorum.
Ya da ben çok titiz bir kadınım benim için sunum yemek çok önemli çok kıymetli ama bunun karşılığında da mesela karşı taraftan takdir görmeyi seven bir kadınım. Belki zorluktur bu belki çok şeydir ama o takdir beni çok besliyor ve daha çok evime şey yapıyorum. Annelik konusunda eleştirel bir şey kabul etmiyorum çünkü herkesin anneliği biricik asla mükemmel değilim. Bir sürü foyam var bir sürü açığım var bir sürü yanlışım var bazen gerçekten hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Ve duruyorum yani diyorum ki ben bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum. Ben bunu istemiyorum ya. Bu halinde kendini kabul etmek eşittir kendini sevmek. Biz o kadar böyle kendi özellikle sosyal medyada da bunu çok dayatıyorlar.
Yani belki biz de dayatıyoruz farkında olmadan. Kusursuz bir hale almaya çalışıyoruz. İşte bilmem kim sabah sekizde kalkıyormuş spora gidiyormuş onu da yapacağım ben onu da yapacağım. Ben yapamam ben de o hayatın insanı değilim demek işte yapamam.
Aynen öyle yapamıyorsun. Ben sekizdeki sınavıma bile gidemeyen bir insandım üniversitede anladın mı? Yani sabah insanı değilim mesela kalkıp bu sabah yoga yapacağım deyip insanları kandıramam, yapamam bunu ya. Evet yani her şeye yetişmeye çalışmıyorsun, daha böyle oluruna bırakıyorsun, küçülmekten korkmuyorsun.
Kendini sevmek öyle bir şey. Ben hani bunu böyle çok kabaca anlattım her yerde hatta onu da linç ettiler ama mesela bir gün geldim. Ya onu da mı linç ettin? Evet bir gün geldim mesela eve ondan sonra ben araba kullanmayı çok seviyordum.
Bir tane spor bir tane de normal daha böyle hani manda kasa denen iki tane arabam vardı. Bir gün geldim eve dedim ki ben bu arabaları istemiyorum abi hayatımda. Annem o sırada yan bloğumda oturuyor işte gelip gidiyor Amerika'dan. Neden dedi?
Çünkü dedim ben bunun vergisini ödemek istemiyorum, kaskosunu ödemek istemiyorum, trafik sigortası. Ben dedim bunları istemiyorum ya. Mesela bunu çıktım anlattım. İnsanlar bana ama şımarığa bak be bu yaşta iki tane arabası varmış da onu satmış da bunu başarı ferrahisini satan bilgi gibi anlatıyor da bilmem ne falan.
Beni linç ettiler. Dedim ki ya kardeşim size ne? Ben küçüldüğümü de anlatıyorum. Mesela hiçbir zaman yani para grafiğim çok değişti tabii ki.
Tabii. Global bir markanın yüzü oldum. Tabii. Evimi değiştirmedim mesela.
Ya değiştire de bilirdin. Anladım değiştirmedim. Dedim ki yani ben şimdi üç kuruş para aldım. Atıyorum otuz kira verirken bir anda yüz elliye çıkıp da yüz ellilik stresi yaşamak istemiyorum kardeşim.
Ne gerek var? Aynen öyle. Mesela bunları kabul etmek kendini sevmek oluyor. Doğru söylüyorsun.
Evet. Yani kendi yağında da kavrulup mutlu bir hayat yaşayabileceğini bilmek diyorsun. Aynen öyle. Ve kendini başkalarıyla kıyaslamıyorsun.
Evet bazen bazı insanları sadece bir Türk kahvesi mutlu eder bazen bazı insanı Paris'e gitmek mutlu eder ama sen orada devamlı Paris'e giden insanları mutlu zannettiğin için bununla mutsuz olmamalısın. Ben çok bilincindeyim mesela çünkü benim influencer arkadaşlarımla şimdi ben yeni oldum ama olmadığında da yani öyle bir çevrem vardı biliyordum herkes mutsuz. Hani bunun arabayla yatla katla gerçekten alakası yok. Kısmetse olur olacağına çektim bir videoyu gördüm.
O zamandan beri izleyicisin galiba. Benimle tanışmadan önce fikrin neydi? Benim aklımda bir şeyler biliyor muydu? Bizim sezonu izledin mi?
Evet sizin sezona bakıyordum. Yani çok acayip izleyemedim. Ben kısmetse olduğumda ilk. Yani ilk olan kısmetse olduğumda Emre Hamile'ydim.
Televizyondaki. Benim için inanılmaz bir olaydı o. Yani o saçma sapan klipler, o işte şeyler. Güzeldi o.
Çok güzeldi. Bence Kısmetse olur çok güzel bir program. Ve Türklerin çok sevdiği bir programı. Evet aynen öyle.
Oğulcan'la da o dönem aynı ajanstaydık. O da influencer olmuştu yeni yeni. Ondan sonra benim YouTube kanalıma konuk olmuştu. Ama ben Kısmetse olur da size verilen o güzel popüleritenin çok güzel kullanıldığında uzun bir şöhrete dönebileceğini inanıyorum.
Aynen öyle. Bu bazen bir butik açmak olur. Bazen senin gibi sunuculuk olur. Bazen başka bir şey olur.
Ve her bir sezondan bir iki kişi çıkıyor böyle. Senin de bence oradaki elektriğin bunu yapabilecek seviyeli. Yani ben izlediklerimde bunu hatırlıyorum. Teşekkür ederim.
Tabii ki çok güzelsin. Tabii ki hayat sana çok güzel şeyler getirsin. İnşallah. Ama çok başarılı olacağın orada da belliydi bence.
İnşallah, inşallah. Yerim seni sağ ol. Bu konuya pek girmek istemiyorum aslında ama çok zorlu bir süreçten geçtin. Bir meme kanseri atlatsın.
...gerçekten bu ne kadar güçlü olduğunu da gösteriyor aslında. O süreci sosyal medyada da gösterdin. Ve insanlara ışık oldun, örnek oldun.
Nasıl bir süreçti? Böyle tamam bitti ya artık savaşmayacağım dediğim bir dönem oldu mu? Yoksa hep böyle umut dolu ben iyileşeceğim falan. Hiç umut dolu değildim bu arada ben.
Birincisi şok etkisiyle öğrendiğim, çok ani öğrendiğim bir şeydi. Bir de çok gençti demek yani. Çok otuz yaşındaydım evet. Hemen arkasından pandemi oldu.
...oldu. Dedim ki ben bundan ölmesem... ...bundan öleceğim yani.
Öleceğim bir şekilde. O yüzden hiç öyle olmadı. Benim kendimi gösterme... ...sebebim ben herhangi bir içerik bulamadığım için...
...kendimi gösterdim. Ben zaten ünlü olmuştum o sırada. Ama giriyorum...
...kemoterapi gören bir kişi yok yani YouTube'da. Şimdi benden sonra çok fazla oldu ve... ...yolları açık olsun ve hepsi paylaşmaya...
...devam etsinler. Birincisi... ...hiçbir içerik yoktu.
İzleyemedim, göremedim. Neyle karşılaşacağımı... ...öğrenemedim. Dedim ki ben bu işi yapıyorum. En iyisi...
...benim içerik üreteyim. İkincisi... Kafatasım çok güzel çıktı.
Annem beni o kadar güzel yatırmış ki. Kendimi çok beğendim. O yüzden çıkmaya devam ettim. İşte bak yine özgüven ama.
Evet yoksa çıkamazdım. Evet. Zor bir süreçti ama benim için hayatımın ödülüdür. Ben katarsisize çıktığımda daha iyisini söyledim.
Bana ne verirsem ver ben eski Demet'e dönmem. Çünkü bugün kendimi seviyorum diye anlattığım her şeyi tam tersini yapıp zorunluluk gibi davranıyordum. Ben Emir'den önce bir evladımı kaybettim. Ölü doğum yaptım.
Gerçekten başını sağlamış. Evet çok teşekkür ederim. Ölü doğurdum yani çocuğu ve ertesi gün gidip mynet.com'un anne çocuk servisini açtım.
Bir sürü anne çocuk vlogerının vlogerının o sırada işte influencerlık yoktu. Bir sürü vlogerın arasında kardeşim yaz yaşa ya yazını yaşasaydı ne bu böyle Seyit Onbaşı gibi dimdik durmaya çalıştın. İşte onun harbiden hasta etti. Şimdi artık hiç öyle değilim.
Hemen diyorum ki yaz yaşıyorum kardeşim. Ben duygusu olarak buna dayanıklı değilim. Ben burada pes ediyorum. Acımı çekiyorum.
Aynen öyle onu da döndürdüm. Emir'le olan ilişkim için de muhteşem bir süreç. Ben anneliği hep oda işte ne kadar çok vakit geçirdiğin, ne kadar çok parkaya götürdüğün, ne kadar sağlıklı beslediğin falan zannediyordum. Anneliğin hiç onunla bir alakası yokmuş.
Annelik sadece sevgiyle alakalı ve çocuğu güvende tutmakla alakalı. Çok büyük yıkım yaşadık beraber ama çok da güzel. Yani biz çok güzel enkazlarımızdan şato yaptık oğlumla. O yüzden çok güzel devam ediyoruz.
Yani gerçekten büyük bir güç bu arada. Çok sevindim böyle olmasına. Ama şey de çok güzel. Sen bunu bence kendinde eleştiriyor olabilirsin ama acılarını kullanıp bunu faydalı bir işe dönüştürüyor olmak büyük bir zeka ve cesaret örneği bu arada.
Evet doğru. Hani herkes kötü şeylerini anlatmayı sevmez. Herkes hep güzel şeyleri paylaşmak ister. Asıl zor olan sosyal medyada kötü şeylerini gösteriyor olabilmek bu arada.
Çünkü sana şey diyen olabilir. Ay hastalığını kullanıyor takipçi. O da olur anladın mı? Ama sen aslında oradaki o insanları umut oluyorsun.
Daha önemli olan bu yani. Ve kafa da dağıtıyorsun bir nevi orada anladın. Tabii çalışmak, üretmek seni o kadar motive ediyor ki. Hani hasta oldum deyip yatmamışsın yani.
Aynen öyle bir de hepsini geç. Birkaç kişiyi bile kurtarsan ki çok uzunca süre o videolar sayesinde gidip kendini muayene eden, teşhis alan, tedavi gören bir sürü insan oldu. Onlar bile sana çok güzel motivasyon veriyor. Yani o kolektif bilince hizmet etme hali geliyor sana hastalıktayken.
Ama şey dedin mi peki Demet? Niye bu benim başıma geldi? Hani insan hastalıkta hep sorgularmış ya. Onu diyemeden annemler beni çok hızlıca hemen terapiye başlattı.
Ben Gülseren Budayıcıoğlu ile çalışmaya başladım. Ya o kadar tanımak istediğim bir isim ki. Evet onunla çalışmaya başladım. Hala da onun bana bırakmış olduğu diğer terapistimle devam ediyorum.
Onu diyemeden çok hızlı bir şekilde annemler hemen beni gönderip hani bu mental olarak da destek alınması gereken bir süreç diye neden olduğunu anladım yani. Ben her şeyin stresle ve insanın kendi kendine yaptığını inanıyorum. Tabii ki kanser cüresi hepimizin içerisinde var. Ama bunu bu kadar uzun süre bekletmek, kendini ihmal etmek, artık son noktaya gelecek seviyede müdahale etmeye çalışmak benim kendi hatamdı.
Ki bak sen vitaminlerle büyüdün bir insansın bir de yani. Tabii canım fazla fazla içip kötü hücreyi de arttırmışım zaten. Tabii. Aynen öyle.
Her şeyin fazlası zarar gerçekten yani. Amerika'ya niye taşınmadın bu arada? Bir taşınma sürecin olmuş vazgeçmiş gibisin. Yani çok daha iyi değil miydi senin içerik için?
Boşandıktan hemen sonra gittim Emir'le beraber. haber. Ondan sonra nasıl bir hayat yaşamaya başladım biliyor musun Beliz? Bir akşam evde oturuyoruz. Ondan sonra yardımcımız
var. Emir var. Ben varım. Ondan sonra ay ben gideceğim dedim. Şılak diye bileti
aldım. Ondan sonra bizim işte hep vizelerimiz var zaten. Ondan sonra gittim. Dedim ki annemle babama ben dedim gidiyorum. Emir
okula gidiyor ha şey ana sınıfına. Dedim gitmesin üç ay ne olacak bir şey olmaz. Ben dedim gidip deneyeceğim. Oraya gitti.
Dedim ben dönüyorum. Tam olarak böyle oldu. Ne derler Adana'da biliyor musun? Eserekli.
Evet aynen eserekli. Ben öyle. Ben de öyle. Bir yoru bir vura bir yoru bir yoru.
Aynen aynen o yüzden hatta şimdi Ahmet'le aynı eve taşınmaya karar verince ablamla babam şey demiş ona ya bizim Sanen'le ilgili hiçbir kuşkumuz yok da biz buna güvenmeyelim. Bir anda bu başka bir yerden çıkabilir. Ay öyle olmaz inşallah güzel olur ama Amerika no dedin ya. No dedim çok sıkıcı Amerika Türkiye'de yani Türkiye'deki bu muhteşem ben çok seviyorum mizahını da çok seviyorum.
Başımda gelen her şeyi bunları da çok seviyorum. O yüzden yapamadım. Ama her sene mutlaka senede 2-3 haftamı orada geçiriyorum. Şimdi bu ay sonu yine gideceğim bir hafta.
Diyorum ki benim Amerikam geldi. Buradaki saat farkı. Orada ailemle beraber olmak. Emir'i geçen sene ilk defa tek başına gönderdim.
Hadi ya. Evet. Emir şu an kaç yaşında? Şu anda 9 yaşında.
Emir 8 yaşında tek başına gitti. Geçen sene Somerset'de. Ben o sıra benim çocuğum olsa ben de anlattım. Bindirdim uçağına, bindirdim ve gönderdim.
Ondan dolayı deli gibi linçlendim, video çektim falan. Ondan sonra orada şeye gitti, dil okuluna gitti. Zaten anneannesi var, teyzesi var. Onlar onu orada karşıladı falan.
Allah nasip ederse liseyi orada okuyacak o. İnşallah. Ondan sonra onu göndereceğiz. O orada yaşamak istiyor ama ben istemiyorum.
Peki daha önce boşanmış biri olarak tekrar evlenmeyi düşünüyor musun? Boşanmalar hakkında ne düşünüyorsun? Ne olursa hani boşayın gidin diyor ya Seda Sayan. Ne dersin?
Ya şöyle ben hep az önce yayından önce de seninle konuştuk içeride. Hep insanlara şu soruyu soruyorum. Sizin hayatınızı aynı şekilde bırakıyorum. Bütün imkanlarınız, kartlarınız, faturalarınız, eviniz, çoluğunuz, çocuğunuz aynı şekilde kalacak.
Ve bu adamdan ayrılıyorsunuz. Ayrılır mısınız? 10 kişiye soruyorum 9'u ayrılırım diyor mesela. Şimdi o öğrenilmiş çaresizliği devam ettirmeye gerek yok.
İkinci en büyük yanılgı lütfen rica ediyorum hiç kimse bunu yapmasın. Çocuk için evli kalmak. Evet. Ben boşanmış bir ailenin çocuğuyum.
Son derece sağlıklı bir birey oldum. Aynen öyle. Benim ablam annemle babamın evlilik döneminden olan biri. Ve annem hep şunu söylüyor.
İkiniz arasındaki fark bu. Sen çok daha özgüvenlisin. Ablan çok daha kavga ortamı gördü. Aynen öyle.
Bu çok ya bu bir ahraz değil. Bu bir suç değil. Bu bir eksiklik değil. O yüzden bundan imtina etmesinler.
Şimdi bundan imtina etmemek için ne gerekiyor? Kadının kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor. Çünkü boşanmak sıfırla var olan bir şey. Aynen öyle.
O yüzden aslında boşanma konusunda insanın özgür olabilmesi için kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor. Paran olacak yani. Aynen öyle paran olacak imkanın olacak. Gerçekten o çocuğu doğurduğun günden itibaren bir gün tek başına büyütme riskini de özel alacaksın.
Hep bunu derim bak sana helal olsun sorarlar bana 28 yaşındayım evlenmeyi düşünüyor musun falan. Evleneceğim zaman bile beni çok sevsem aşık olsam bütün kriterlerim oysa bile. Hani diyelim ki mesela ben hep şey düşünürüm. Adam milyoner bile olsa ben boşanırken belki de diyecek ki çocuğa da bak kendine.
Evet aynen öyle. Yani ben kendime güvenerek o çocuğu doğururum. Belki de yıllar sonra yüzüne bile bakmayacak anladın mı? Ya bir çocuğu dünyaya getiriyorsan anne olarak ona maddi manevi sahip tek başına çıkabilecek misin diye düşünmen lazım bence.
Aynen öyle yani. O yüzden hani sonrasında da dilerim herkesin evliliği çok mutlu gider. Tabii. Ama boşanmaktan korkulmamalı.
Eğer o adam sizin evinizde değilse sadece sizin nikahınızdaysa dışarıda başka bir hayat sürüyorsa bunun adı evlilik değil. Evet. Bu evlilik değil yani ben bunlara çok karşıyım. Ev arkadaşı bile değil ya adamın başka evi var ama ne oldu biz evliyiz kağıt üstünde öyle bir şey yok.
Bu bir kadının kendine yapabileceği en büyük kötülük. Yani ne demek ben şey. Verilenle yetiniyor işte. Evlenmek ne kadar doğalsa boşanmak da o kadar doğal.
Bu sektördesin uzun zamandır çok da çevren var. İnfluencer'lık ya da sanatçı vesaire arkadaşından yediğin en büyük kazık neydi? Aaa! Söylüyorum.
Evet. Şu sehpasına kadar kendi evimden taşıdığım ilk gün daha hiçbir bana katkısı olmadan anahtar teslim koskoca bir global markayı eline teslim ettiğim anonsör. Ve siz bu deal'ı yapmadınız ama yüzde yirmisi sizin dediğim ve neredeyse benim üzerime kurulan ajansın sahibi beni magazinciler linç ederken bana o magazincinin telefon numarasını vermedi. Üstüne bir de yanlış bir numara verdi.
Onun üstüne bir de benim arkamdan o çok kötü bir kadın demiş ve benim bütün işlerimi iptal ettirdi. Ve bu kişi dostundu da aynı zamanda. Hem iş olarak hem de arkadaş olarak birlikte oldu. Aynen öyle.
Ve yani lütfen olay böyle değil ben hiç kimsenin hayatını bozmadım hiç kimseyi kocasından ayırmadım ben yani ellerim elimde mahkeme kağıtları var 2023 kanıtlarımı gönderdi bana cevap verdi biliyor musun ben bu olaya girmek istemiyorum aradan aylar geçti o magazinci çocuk beni aradığında bu haberi yapan beni aradığında dedim ki neden bana ben sana ulaşamadım. Dedi arayıp sorsaydın. Aynı ajanstaydık bu arada magazinciyle de. Vermedi dedim senin telefonuna.
Bana da Demet çok kötü bir kadın dedi. Yani bu bir kadın mı? Evet. Ay inanamıyorum ya.
Kaç otuz iki falan. Sence niye yaptı bunu peki? Kıskandığı için bence. Ben kıskandığı için olduğunu düşünmüyorum.
Bazen bazı insanlara verdiklerin o insanların kabına çok büyük. Evet. O bence benim onlara yapmış olduğum tüm yardımları, benim onlara yapmış olduğum tüm işbirliklerini, tüm insan... Şu anda para kazandığı bütün influencerları ben getirdim oraya.
Hala da. Evinden tut arabasına kadar benim sayemde alınmıştır. Büyük nankörlük bu arada. Evet, bunlar ağır geldiği için artık beni istemedi hayatında.
Bu bak şeyde de çok olur. Hastalık döneminde yanında olanları istemez insanlar hayatlarında. Cenazede, bak dikkat et cenazede yanındaki en yakın dostuyla hep küser insanlar. Evet ya.
Kötü günleri hatırlatmamak için. O demek ki o yardım ettiğim günleri hatırlamak istemiyorum. Sen ona kim olduğunu hatırlatıyordun aslında. Senin ağzında iziliyordu diyelim.
Evet aynen öyle. Hayatımda hiç kimse canımı bu kadar yakmadı. Bu arada bana diyebilirdi. Ben Demet böyle bir durum varsa ben seninle görüşmek istemiyorum.
Ayrıca hiç kimse kimsenin ahlak bekçisidir. Kesinlikle kimse. Senin asla haddine değil böyle bir şey olmaz. Ama benimle bir ayrılık da şey yapmadan.
Yani şöyle söyleyeyim iş birliği içerisinde olduğum markaları o sırada markaya benim telefonumu verip bundan sonra biz ilgilenmiyoruz siz arayın falan demeli. Sen kimsin ya bu ülkenin ahlak bakanı mısın? Nesisin yani? Hayatımda yediğim ilk ve en büyük kazık budur bu sektörde.
Diğerlerini saymıyorum zaten arkamdan herkes konuşuyordur. Tabii canım onlar basiti yani. Benim de konuşuyordur. Ama canımı çok yaktı.
Ben hayatta hiç kimsenin bana yaşattığını yaşamadan. Öldüğünü görmezsin. Görmedim. Benim çok sevdiğim bir aile büyüğümüz vardı.
Ben artık böyle son kemoterapilerimi alıyorum ama hayal kalkamıyorum tekerlekli sandalyedeyim. Dedim ki neden yanımızda değil ya? Ondan sonra dedim arayıp sesini duymak istiyorum. Çok hayatımızın içinde olan yakın biri.
Bana dedi ki ben seni bu halini görmek istemiyorum. Sonuçta ben hasta etmedim seni. Sana dayanamıyorum seni böyle görmeye dedi. Çok canım yandı Beliz.
Aradan bir sene geçti. Ben iyileştim. Ve onun cenazesine gittim. Ay şoka gibi ya.
Ben yaşadığım bütün acıları yukarıda lojam var olarak değerlendiriyorum. Aynen öyle ya. O yüzden benim canım yanmasın. Benim canımı çok yaktı.
Evet. Aynı yani ne yaparsan yarın öbür gün bil ki karşına çıkacaktır. Evet. Bunu bilerek yaşamakta fayda var.
Aynen öyle. Ben öyle düşünüyorum yani. İyi ki geldin. Sohbetine asla doyum olmuyor.
Ciddi misin? Aşırı dobra bir kadınsın. Çok teşekkür ederim. Aşırı doğalsın.
Gerçekten hani daha çok böyle videolar falan çek ki. Hani konuşarak örneğin mesela soru cevap falan yap. Onu real sat. Biz seni daha çok dinleyelim.
Nasihat falan ver bize yani. Sen de çok daha fazla modere et. Çok daha fazla su. Harika geçsin.
28 yaşında Emir doğurdum. Hiçbir şey için acele etme. Çok acele edeyim. Önünde çok seneler var.
Çok güzel olsun her şey. İyi ki geldin. Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim.
Arkadaşlar bugün bizi izlediğiniz için çok teşekkür ederim. Sizi çok seviyorum. Bu bölümü izlemek istiyorsanız Demet olan programımızı polbi.com'dan ücretsiz izleyip dinleyebilirsiniz.
İyi ki varsınız. Sizi çok seviyorum. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.