
2.148 kelime · ~11 dk okuma
Ne var orada? Parti mi? Dağıtmışlar bayağı. Ya sen ben de gelirdim. Biz niye gelmedik?
Tartil günü sabahına sınav koydukları için olabilir mi? Her türlü kalacağım zaten. Bari eğlenseydim. Sen şu arabayı nereye park ettin ya?
Şu köşeye. Bir dakika şu ne ya? Çimlerinin üstünde bir şey var. Anlamadım.
İnsan mı o? Evet evet biri yatıyor. Hey! İyi misin?
Sarhoş olmuş. Burada bırakamayız. Yardım et. Hadi kaldırıp götürelim.
Tanıyor musun sen? Yok. Yok. Yurtta kalıyordur herhalde.
Hadi kızım biraz yardım ettik. Dur. Bayılmış bayağı. Nasıl taşıyacağız o kadar yol ya?
Pardon pardon. Bize biraz yardım eder misiniz? Arkadaşımızı yurda götürmeye çalışıyoruz da. Kalpol Üniversitesi öğrenci işleri. Buyurun.
Kızım kristim. Günlerdir ona ulaşamıyorum. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar.
Bugün sizinle 1996 yılında bir gece bir üniversite kampüsünde başlayan ve 30 yıl boyunca aydınlatılamayan Amerika'nın en büyük gizemlerinden birini takip edeceğiz. Genç ve hayat dolu bir kız, binlerce öğrencinin arasında, üstelik yanında insanlarla yürürken bir anda buharlaşıp yok olacak. 30 yıllık başarısız bir polis soruşturmasından sonra bu kayıp davası bir podcast yayını sayesinde çözülecek. Ne dersiniz? Kristen Smart'ın son gecesinde onunla birlikte yürümeye hazırsanız başlayalım mı?
Kristin Smart 20 Şubat 1977'de Almanya'nın Bavyera bölgesinde dünyaya gelmişti. Bir erkek ve bir kız kardeşi vardı. Smart ailesi Almanya'da mütevazi ve huzurlu bir hayat yaşıyorlardı. Kristin'in annesi Denise ve babası Stan öğretmenlerdi.
Bavyera'da Amerikan askerlerinin çocuklarına öğretmenlik yapıyorlardı. İngilizceleri iyi olduğu için onlara Amerika'da çalışma fırsatı sunuldu. Denise ve Stan çocuklarının daha iyi bir hayat yaşayacaklarına inandıkları için bu fırsatı değerlendirmeye karar verdiler. Kristen küçükken aile Kaliforniya'daki Stockton şehrine taşındı.
Kristen liseyi burada okudu. Amerika'ya hemen uyum sağlayan Kristen iyi bir öğrenci, uyumlu ve cana yakın bir kızdı. Üniversiteye başlamadan önce Hawaii'de kamp danışmanı ve can kurtaran olarak çalıştı. Aynı yıl Kaliforniya Politeknik Eyalet Üniversitesi'ne, kısaca bilinen adıyla Cal Poly'ye başladı.
Christine, San Luis Obispo kampüsünde yurtta kalıyordu. Ne yazık ki bu çok sevdiği kampüs, ilerideki 30 yıl boyunca Christine'in son görüldüğü yer olarak anılacaktı. 1996 baharında Christine 19 yaşındaydı ve üniversitedeki ilk yılını bitirmek üzereydi. 24 Mayıs Cuma gecesi kampüste bir neşe ve kutlama havası hakimdi.
O hafta sonu anma günü tatili vardı ve öğrenciler son derslerinden çıktıktan sonra kampüsün dört bir yanında partiler başladı. Kristin de son dersini verdikten sonra sınıftan bir arkadaşı onu bir partiye davet etti. Parti kampüsün hemen dışında üniversitenin kardeşlik kulüplerinden birine ait bir evdeydi. Kristin partide kimseyi tanımıyordu ama arkadaşına eşlik etmeye karar verdi.
Partinin erken saatlerinde Kristin'in arkadaşı rahatsızlandı ve yurda erken dönmeye karar verdi. Christine'in o hafta sonu bir tatil planı yoktu ve biraz daha partide kalıp sosyalleşmek istedi. Üzerinde para veya kredi kartı yoktu ama çıkışta yürüyerek yurda dönebileceğini düşünmüştü. Gece iki sularında partinin yapıldığı evin yakınından geçen iki öğrenci Christine'i çimenlerde sızmış olarak buldular.
Onu yurduna götürmek üzere yerden kaldırdılar. Christine'i taşımakta zorlanınca oradan geçen başka bir öğrenci daha aralarına katıldı. Üçü hep birlikte Christine'i Muir Hall yurduna doğru götürdüler. Bu üç kişi Christine'i son gören kişilerdi.
Uzun bir süre kimse Christine'in ortadan kaybolmuş olduğunu fark etmedi. Anma günü tatili dolayısıyla hafta sonu uzamış, çoğu öğrenci tatile gitmiş, Hatta birkaçı tatilini uzatmıştı. Tatil dönüşü derslere katılım seyrekti. Dolayısıyla bir öğrencinin birkaç gün ders kaçırması kimsenin dikkatini çekmedi.
Bir kişi dışında. Kristi'nin annesi Deniz, kızı telefonlarını açmayınca endişelenmeye başladı. Okulu arayıp kızının kaybolduğunu söyledi. Fakat okul bu endişeyi pek ciddiye almadı.
Kızım Kristi. Günlerdir ona ulaşamıyorum. Herkesi aradım. Yurdundaki kimse onu görmemiş. Kızımın başına bir şey geldi. Lütfen bulmama yardım edin.
Sakin olun hanımefendi. Hemen panik yapmayın lütfen. Öğrenciler bazen ailelerine haber vermeden tatile gidebiliyorlar. Bu her gün karşılaştığımız bir durum.
Christine yapmaz. Bana haber vermeden bir yere gitmez. O öyle biri değildir. Telefona cevap vermemezlik etmez. Öyle ortadan kaybolmaz.
Başına bir şey geldi diyorum size. Tamam. Tamam. Birkaç gün daha verelim ona.
Eğer ortaya çıkmazsa polise bildiririz. Olur mu? Şu aşamada polis de onu kayıp saymayacaktır. Bir hafta geçmesi lazım.
Kızınız yetişkin sonuçta. Ama Christine ortaya çıkmadı ve üniversitenin kararıyla kayboluşundan itibaren bir hafta boyunca kimse Christine'i bulmaya çalışmadı. Halbuki bir hafta kayıp birini bulmak için çok uzun bir gecikmeydi. Bu kayıp davasının çözülmesini 30 sene uzatan da işte bu bir haftalık gecikme oldu.
Christine sonunda üniversite tarafından kayıp ilan edildiğinde ailesi çoktan polisi aramıştı. Kampüste kapsamlı bir arama başlatıldı. Polisin atlı birlikleri her yeri aradılar. Christine'in öldürülmüş olması ihtimali giderek güçleniyordu.
Kampüse kadavra arama köpekleri getirildi. Bir ceset izine rastlanamayınca yer altını radarla görüntüleyen cihazlarla toprak tarandı. Fakat Christine'den hiçbir iz yoktu. Genç kadın hala hayatta olabilir miydi?
O gece yurduna ulaşabilmiş miydi? Parası ve kredi kartı olmayan bir kadın ne kadar uzağa gitmiş olabilirdi ki? Polis o gece Christine'i son gören insanlarla, onu yurda götüren üç öğrenciyle görüştü. İsimleri Tim Davis, Cheryl Anderson ve Paul Flores'ti.
Üçü de Christine'in yanından birer birer ayrıldıklarını söylediler. Önce Cheryl, sonra da Tim kendi yurtlarına dağılmışlardı. Paul'un yurduna yaklaştıkları sırada Christine açılmış görünüyordu. Christine'in yurdu Muir Hall, Paul'un yurduna çok yakındı.
Christine tek başına yürüyebileceğini söyleyince Paul kendi yurduna dönmüş ve Christine yolculuğuna tek başına devam etmişti. Polis Christine'in yurda ulaşıp ulaşamadığını öğrenemedi. Kimse onu görmemişti. Saat geç olduğu için çoğu kişi odasındaydı.
Christine'e yardım eden 3 öğrencinin hikayelerinde bir tutarsızlık yoktu. Eğer Christine odasına ulaştıysa hiçbir eşyasını almadan çıkması ve hiçliğe karışması olası değildi. Polis yolda başına bir şey gelmiş olabileceğini tahmin etti. Fakat bu yönde hiçbir kanıt bulamadılar.
Aramalar genişletildi, sorgular derinleştirildi ama Christine canlı olarak da ölü olarak da ortaya çıkmadı. Olayın üzerinden yıllar geçti, polis hiçbir ilerleme kaydedememişti ama Christine'in ailesi pes etmedi. FBI, Christine'i öncelikli kayıp vakaları arasında tutuyordu ve onu bulmaya yardımcı olabilecek bir bilgi karşılığında 75 bin dolar ödül vaat ediyordu. Bu kayıp genç kızın soruşturması kamuoyunun da ilgisini çekmişti.
Sakramentalı bir iş adamı, Christine'in cesedini bulana 100 bin dolar ödül vaat ettiğini söyledi. Halk davayla ilgilenmeye başlayınca üniversitenin başta bu olaya dair ihmali tepki toplamaya başladı. Christine kaybolduktan sonra bir hafta beklenmesi, delillerin yok edilmesine zemin hazırlamış olabilirdi. Kamuoyu tepki göstermeye başlayınca 1998'de Kaliforniya Eyalet Meclisi bir yasa çıkardı.
Bu yasaya göre artık Kaliforniya'daki devlet üniversitelerinin güvenlik birimleri, kayıp öğrencileri veya öğrencilere yönelik şiddet ihtimali taşıyan vakaları hemen yerel polise bildirmek zorundalardı. 1 Ocak 1999'da yürürlüğe giren bu yasaya Kristen Smart Kampüs Güvenliği Yasası ismi verildi. Kristen kayboluşuyla tüm kampüsleri daha güvenli hale getiren bir yasaya sebebiyet vermişti. Ama kendisinin nerede olduğu hala büyük bir gizemdi.
25 Mayıs 2002'de kaybolduğu günün tam 6. yıl dönümünde Kristen Smart yasal olarak ölü ilan edildi. Bu süreçte soruşturmaya şüpheli bir isim de eklendi. Yakın zamanda çözülen başka bir cinayet vakası medyada oldukça ilgi çekmişti.
Kurban Lacey Peterson'ın kocası Scott Peterson tarafından öldürüldüğü ortaya çıktığında Hulk, Christine'in katilinin de Scott olabileceğini düşünmeye başladı Çünkü Scott da aynı dönemde Christine'le aynı üniversitede okuyordu Polis bu ayrıntıyı dikkate aldı ve konu üzerine inceleme yapıldı Fakat Scott Peterson olayla bağlantısı olduğunu reddetti ve polis onu şüpheliler listesinden çıkardı Söylentilerin dayanağı yoktu. 6 yıl geçmişti. Ne bir ceset vardı ne de şüpheli. Üstelik yıllar sonra polise ulaşacak olan tek önemli delil de polis kayıtlarına geçirilmeyecek ve kaybedilecekti.
Şimdi burada kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. 6 yıllık soruşturmanın sonucunda ortaya çıkan tek kanıt, Kristen Smart'a ait olduğu düşünülen bir küpeydi. Bu küpe, üniversite kampüsüyle hiçbir bağlantısı olmayan, başka bir bölgede herhangi bir evden getirilmişti.
Küpeyi bulan kişi evde yaşayan kiracıydı. Kendisine ait olmayan bu küpenin Kristen Smart'la bir bağlantısı olabileceğini düşünmüştü. Çünkü kendisinden önce bu evde yaşayan kişi, Christine'e son yürüyüşünde eşlik eden öğrencilerden birinin annesiydi. Bu öğrenci, Christine'in yanından en son ayrılan Paul Flores'ti.
Polis, Paul'un annesiyle görüştü fakat kadın küpeyi tanımadığını söyledi. Böylece küpenin gerçek bir delil olmadığına karar verdiler. Küpe kayda geçirilmedi ve bir süre sonra da polis merkezinde kayıplara karıştı. Fakat Christine'in ailesine göre kızlarını son gören kişi olan Paul Flores bir numaralı şüpheliydi.
2007 yılına kadar devam eden aramalara Flores ailesine ait araziler de dahil edildi. Toprak kazıldı, köpekler dolaştırıldı ama işe yarar tek bir ipucu çıkmadı. Yine de 2005 yılında Christie'nin ailesi Paul Flores'e karşı haksız ölüm davası açtı ve manevi tazminat istedi. Ailenin avukatı bu davada ücret almadan çalışıyordu.
Fakat Flores 5. maddeye başvurarak kendi aleyhine ifade vermeme hakkını kullandı ve dava delil yetersizliği nedeniyle düştü. Flores ailesi ise karşılık olarak duygusal acı gerekçesiyle Smart ailesine dava açtılar. Ama bu dava hiçbir zaman bir karara bağlanmadı.
2016'nın Eylül ayında polis yeni bir ipucu üzerinde çalıştığını duyurdu. FBI'in ceset arama köpekleri Cal Poly kampüsünde Christine'in yurduna yakın bir yamacın 3 ayrı noktasında kazı çalışmaları yürüttü. Üç günün sonunda üç noktada da şüpheli maddeler bulunduğunu söylediler. Ama bu maddelerin davayla ilgili olup olmadığını belirlemek için uzun bir analiz süreci gerekiyordu.
Bu analiz 2020 yılında bile hala sonuçlanamamış olacaktı. Dosya hiçbir yeni gelişme olmadan beklemeye devam etti. Bu bekleyişi sonlandıran olay analizlerin başlamasından üç yıl sonra gerçekleşti. Üstelik kayıp genç kızın gizemini aydınlatan kişi polis değil, bir podcast yayıncısı oldu.
Christie'nin kaybolduğu bölgeye yakın bir yerde büyüyen Chris Lambert ismindeki bir müzisyen, 30 Eylül 2019'da bu trajik olayı araştıran bir suç belgeseli podcast'i kaydetmeye başladı. Your Own Backyard isimli bu podcast serisi 30 milyondan fazla dinlendi Ve halkın bu unutulmuş davayı yeniden hatırlamasına sebep oldu. Chris Lambert tanıkları ve davayla ilgilenen polis memurlarını programına konuk etti ve kanıtları analiz ettirdi. Christine yıllar sonra yeniden gündemdeydi.
Şov popülerleştikçe yeni tanıklar ortaya çıkmaya başladı. 1997'den beri aynı duran Christine'in kayıp ilanı panosu bile Ocak 2020'de yenilendi. Davaya ilgi artınca dinleyiciler Christine Smart'a ne olduğuna dair kendi teorilerini üretmeye başladılar. Ve kısa sürede bütün teoriler aynı kişiyi işaret etmeye başladı.
Christine'in yanından en son ayrılan öğrenci Paul Flores. Kamuoyu baskısıyla polis yıllar sonra ilk kez Paul Flores'e dair araştırmasını derinleştirdi. Paul artık 43 yaşındaydı. 29 Ocak 2020'de Paul'a ait iki kamyonete delil olarak el konuldu.
Bir hafta sonra ise Paul'un yaşamış olduğu dört ayrı adres için arama emri çıkarıldı. Arama sırasında Paul kısa süreli olarak gözaltına alındı. Polis onun telefonunu ve mesajlarını takip etmeye başladı. Ve soruşturma ilk kez sonuç verdi.
Paul'un Los Angeles'taki evinde kan dondurucu bulgular ortaya çıktı. Tecavüz suçlarında kullanılan uyuşturucu maddeleri ek olarak, Paul'un birçok farklı kadına cinsel saldırıda bulunurken görüntülendiği video kasetler bulundu. Böylece Paul Flores'in yıllardır yakalanmamış bir cinsel saldırgan olduğu ortaya çıktı. 2021 yılının Mart ayında dedektifler bu kez de Paul Flores'in babası Ruben Flores'in evinin bahçesini aradılar.
Yeraltı radarları ve kadavra köpekleri polisi evin ahşap verandasına yönlendirdiler. Ekipler verandanın altını kazdıklarında ceset bulamadılar. Ama toprak analizlerinde insan kanı, çürüme izleri ve Christine'in kaybolduğu gece giydiği kıyafetlerin lifleriyle eşleşen maddeler tespit edildi. Savcılığa göre Christine'in cesedi yıllarca bu verandanın altında gömülü tutulmuş, ancak polis aramaları başlayınca oradan çıkarılıp başka bir yere taşınmıştı.
Cinayeti kanıtlayan bir ceset bulunamamış olsa da biyolojik kanıtlar mahkeme için yeterli oldu. 13 Nisan 2021'de Christine'in kayboluşundan neredeyse 25 yıl sonra Paul Flores cinayet suçlamasıyla, babası Rubens'a cesedin saklanmasına yardım ettiği için cinayete yardım ve yataklık suçlamasıyla tutuklandı. Yargı süreci 6 Haziran 2022'de başladı. Bölge sakinlerinden oluşan 1500 kişilik bir jüri toplandı.
Paul ve Ruben Flores'in davaları aynı anda aynı jürilerle görüldü. Flores ailesinin avukatları ısrarla müvekillerinin masum olduğunu savundular. Ortada bir tanık veya delil olmadığı için Christine'in 25 yıl önce Paul'un öldürmüş olduğu asla kanıtlanamazdı. Fakat savcılık Paul'un suçlu olduğundan emindi.
Sayın Hakim, Kristen Smart o gece yurt odasına hiç dönmedi. Paul Flores onu kendi odasına götürdü, ona tecavüz etti ya da etmeye çalıştı, sonra da öldürdü. Ardından babasının yardımıyla cesedi verandanın altına gömüp sonra oradan tekrar çıkardı. Paul Flores 25 yıldır üstünü örttüğü bu cinayetin cezasını artık çekmelidir.
Jüri savcılığa hak verdi. Cinsel saldırı suçu artık zaman aşımına uğramıştı. Ama tecavüze teşebbüs sırasında işlenen bir cinayet, birinci derece cinayet suçlaması için yeterliydi. Paul Flores en az 25 yıl yatmak şartıyla müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Babası Ruben Flores ise beraat etti. Mahkeme salonundan çıkarken gazetecilere oğlunun haksız yere tutuklanmış olduğunu söyledi. Bu suçlama için ortada hiçbir kıvıtı yok. Sistemin gerçekleri değil de hislere göre şekillenmesi çok yazık.
Smart ailesi için üzgünüm. Kızlarının kayboluşuna dair hala gerçek bir cevap alamadılar. Paul Flores'in temiz başvurusu reddedildi. 2024'te bir hakim Ruben Flores'in Smart ailesine Christine'in ölümünün ardından yaptıkları masraflar için 350 bin dolar ödemesine karar verdi Sonunda katil hapisseydi Fakat Christine Smart'ın cesedi hala bulunamadığı için dosya kapanmadı Soruşturma devam ettikçe Flores ailesinin bir üyesinin daha suça ortak olduğu ortaya çıktı Paul'un annesi Susan'ın evinde yapılan aramalar sonucu toprakta insan kalıntılarına işaret eden örnekler bulundu.
Soruşturmayı yürüten dedektif Ian Parkinson, Christine'in birçok kez taşınmış olduğunu düşünüyordu. Cesedi henüz bulamamış olsalar da Paul'un hem annesinin hem de babasının kurbanın bedenini bir süreliğine arazilerinde sakladıkları aşikardı. Susan şüpheliler listesinde yer almasına rağmen yeterli kanıtı olmadığı için suçlanmadı. Fakat dedektif Parkinson, Christine'i bulup ailesine teslim edene dek dosyayı kapatmamaya kararlı.
Mahkeme yıllar sonra Christine Smart'a ne olduğu sorusunun bir kısmını yanıtlamayı başardı. Fakat günümüzde bile yanıtlanamayan bir soru var. Christine nerede? Paul bugün demir parmaklıklar ardında çürürken, Kristen Smart'ın bedeninin nerede olduğu hala büyük bir gizem.
1996'da bir gece, 19 yaşında bir kız kampüste yürüyerek ortadan kayboldu. Ve 30 yıl sonra ailesi hala onun dönmesini bekliyorlar. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.