
4.303 kelime · ~22 dk okuma
Ebeveynin ilk aylarında, yorgunluk, uykusuzluk hali içerisinde kendimize nasıl vakit ayırabileceğimiz ya da ne yapıp da biraz daha iyi hissedebileceğimiz pek de konuşulmayan bir konu. Dedim ki bugün birazcık buraya bakalım birlikte ve hemen bu hafta bile bugün bile uygulayabileceğiniz bazı öneriler getireyim size. Eğer elinizden gelirse içinden bir tanesini seçin ve bakın bakalım sizde işe yarıyor mu? Şimdi bunu şöyle bir uyarıyla söylemek istiyorum.
Özellikle hamilelik döneminde ve bebeğimizin ilk aylarında ciddi bir bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Biz de istiyoruz aslında bilmediğimiz şeyleri öğrenelim çünkü belki de hayatımızda ilk defa bebeğin oluyoruz ve ihtiyacımız oluyor okumaya, anlamaya. Ama birçok araştırma var ki bu dönemde çok fazla bilgiye maruz kalmanın aslında özellikle anneler için hiç iyi bir fikir olmadığını, annelerin kendisini çok daha yetersiz hissetmesine sebep olduğunu bile gösteriyor araştırmalar. O yüzden bu süreçte kendi içgüdülerinizin de çok büyük bir önemi olduğunu, kendi iç sesinizin de yerinin olması gerektiğini Ve aldığınız bütün bilgilerin kendi hayat koşullarınızla uyumlu bir şekilde ancak uygulanabileceğini hatırlamanızı isterim.
O yüzden de beni de dinlerken benim söylediklerimin bazıları sizin için hiç uygulanabilir olmayabilir ve bu çok doğal. Lütfen bu size kendinizi kötü hissettirmesin. O yüzden elimden geldiğince böyle farklı farklı alanlarda size yardımcı olabilecek önerilerle geliyorum bugün. Şimdi bu süreçte öyle bir durum var ki bazen bir başkasının çok işine yarayabilen bir yöntem bizde hiçbir işe yaramayabiliyor.
Başkasının bebeği için çok güzel çalışan mucizevi bir çözüm var ve bizim bebeğimiz de bana mısın demiyor. Aynı şey bizim hayatımız için de geçerli aslında. Yani dinlediğimiz tavsiyeler bizim hayatımıza uygulanabilir olmadığında biz bu sefer o tavsiyeyi de yerine getiremeyip kendimizi daha yeterlisi hissedebiliyoruz. O yüzden ne olur bütün tavsiyelere birden yetişmeye çalışıp kendinizi bir kaygı sarmalına sokmayın.
Onun yerine sezgilerinize kulak verin. Ve genel olarak da şu çok önemli. Mesela bana çok sık sorulan bir soru vardır. Sizce bebeğim güvenli bağlanıyor mu?
Bebek genel olarak mutlu ve huzurluysa burada bir sorun yok. Yani bebek eğer fiziksel ve duygusal ihtiyaçları genel olarak giderilebiliyorsa siz de doğru yoldasınız. Yani bunun çok daha böyle farklı bir yöntemi yok. Hatta biz hep şunu söyleriz.
Araştırmalarla da desteklenen bir şeyden bahsediyorum şu anda. Aslında en doğal yöntemlerle annelik yapmak yapabileceğiniz en iyi şey. Çünkü zaten öyle bir evrimleşmiş durumdayız ki bebeğin ihtiyaçlarını algılıyoruz. Yani evrim hem bebeği kendi ihtiyaçlarını bize anlatabilecek şekilde adapte etmiş.
Hem de bizi onun ihtiyaçlarını anlayabilecek şekilde adapte etmiş. O yüzden eğer böyle çok fazla araya bir şey sokmazsak karşılıklı olarak o iletişim ve etkileşim kuruluyor. Burada hemen şunu da söylemek istiyorum tabii ki bazı anneler için o etkileşim ilk başta kolay olmuyor. Annelik böyle bebek rahmimizi düştüğü anda ya da kucağımıza verildiği anda bir anda otomatik olarak gelen bir şey değil tabii ki.
Yani bu da çok büyük bir yanılgı ve maalesef birçok anneyi çok yetersiz hissettirebiliyor. Birçok annenin ilk haftalarda hatta ilk aylarda ya ben bebeğime karşı hiçbir şey hissetmiyorum diye söylediğini duyuyorum. Ve bu da olabilir bir şey. Yani bu böyle Allah'ım çok kötü bir insansınız ve o yüzden böyle hissediyorsunuzluk bir şey değil.
Bu da son derece normal. Bu bir ilişki ve ilişkinin gelişmesi de zaman alıyor. Sadece bunun içerisinde zaten bebeğin ve sizin evrimleşerek vardığınız noktada o ilişkinin kurulmasını kolaylaştırabilecek bir sürü faktör var. Bizi hiç endişe etmeyin bunu söylemeye çalışıyorum.
Şimdi size vereceğim önerileri dört bahşette topladım aslında. Birincisi geceyi rahatlatmak, ikincisi gündüzü biraz hafifletmek, üçüncüsü bütünlerden hiçbiri yalnız yapmamak Ve dördüncüsü de kendimizi kim olduğumuzu yani anne olmadan önce kim olduğumuzu kaybetmemek. Dilerseniz ilkinden başlayalım. Şimdi birincisi geceyi rahatlatmak demiştik.
Burayı biraz açmak istiyorum. Şimdi burada aslında toplam yatakta kaldığımız sürenin bir önemi yok. Eğer çok fazla uykumuz bölünüyorsa biz yine de kendimiz uykusuz hissedebiliyoruz. Yani uyku saatinden çok kesintisiz blok miktarı önemli.
3 saatlik bölünmüş uykuya kıyasla 3 saatlik kesintisiz uyku bambaşka bir şey. Uyku uykudur diyebilirsiniz ama kesintisiz bir uyku bedeni çok daha fazla toparlıyor. Yani hedefimiz hiçbir noktada çok uyumak değil. Hiç değilse bir bütün parça halinde uyuyabilmek.
O yüzden burada önerdiğimiz önemli sistemlerden bir tanesi bir nöbet sistemi yaratabilmek. Yani mesela geceyi ikiye bölmek. Mesela bir ebeveynin ilk gecenin ilk yarısından diğer ebeveynin gecenin ikinci yarısından sorumlu olması. Böylece ikiniz birden bebekler uyandığında uyanmazsanız ya da sadece biriniz bütün gece sürekli uyanmazsanız ikinizin de biraz daha kesintisiz bir uyku uyuma ihtimali çok daha fazla.
Maalesef bu dönemde birbirimize yardımcı olduğumuz zamanlarda da ikimiz de her uyanışta uyanılımı yapabiliyoruz. Ben de bu arada bu yanlışı ben ve eşim de bu yanlışı yapmıştık yani bunu söylerken onu da hatırlıyorum. Biz de mesela birlikte uyanıyorduk birimiz besliyorduk diğerimiz gazını çıkartıp tekrar uykuya döndürmeye çalışıyordu. Ve günün sonunda ikimiz de defalarca uyanmış bölünmüş oluyorduk.
Ne zaman ki onu ikiye bölebildik. Biraz daha işte bir süre birimiz kalkalım, besleyelim, uyutalım. Sonra diğerimiz kalksın, beslesin, uyutsun. Bizi rahatlattı.
Tabii ki burada emziren bir anne olmakla, biberonla besleyen bir anne olmak arasında bir fark var. Onu gözetiyorum. Şunu hatırlamakta fayda var. Mesela bebek hemen yanı başınızda değilse, aslında onu öneriyoruz.
Bu arada hani onu da böyle bir parantez açayım. Mümkün olduğu kadar birinci yıl içerisinde bebeğin mümkünse anneye bir kol mesafesinde uyuyor olmasını, yatak yanı beşikler var. Hatta öyle bir yapıda oluyorlar ki arada bir blokaj da olmuyor. Böylece anne uyandığı anda bebeğini çok rahatlıkla emzirebilir bir noktada kalıyor.
Bebeği o şekilde uyutmak size de yardımcı olabilir. Ama mesela bebeğiniz hemen ulaşabileceğiniz bir yerde değilse sizin yarınız olmayan yarıda partnerinizin bebeği getirmesi götürmesi bile yani sizin yataktan kalkmamanız bile sonra uykuya dönmenizi kolaylaştırabilir. O yüzden aslında geceyi ikiye bölmek bu anlamda size fayda sağlayabilir. Bir de tabii şu çok önemli gece uyumadan önce ihtiyacınız olabilecek her şeyi mutlaka odanızda tutun.
Mesela bu da benim yaşadığım problemlerden biriydi hatırlıyorum yani o sisteme geçebilmek diyeyim kendi zihnimde zaman aldığı benim gece uykusunda nelere ihtiyacım olabilir mutfağa ya da içeriki odalara gidip gelmeden aynı oda içerisine kılarak hatta yataktan bile çıkmadan ben bu tempoyu nasıl sağlayabilirimi kurmak zaman aldım. O yüzden fırsat bulabilirseniz bugün bir noktada oturun ve ben gece uyandığımda bebeğime bakım verirken neler kullanıyorum? Mesela bir örtümü kullanıyorum, bezimi kullanıyorum, biberonu nerede tutayım, su vereceksem onu nerede tutayım gibi gibi nelere ihtiyaç olacaksa onları belirleyip gece yatağa yatmadan önce belki böyle minik bir kutu haline gece uyku kutusu gibi düşünün. Onu odada bulundurmak bile odadan çıkmanızı, yataktan kalkmanızı azaltacağı için uykunuzun daha az bölünmesine yardımcı olabilir.
Şimdi başka bir söylemek istediğim yine uyku ile ilgili çok önemli. Belki daha önce duymuşsunuzdur. Gündüz kişi kendisine vakit ayıramadığında gece fena halde kaydırma yapabiliyor. Yani o Reels izleme, TikTok izleme, işte böyle gözünüzden artık yaşlar akıyor, uykudan bayılacaksınız ama son bir tweet okumaya çalışma.
Bizim çok sık yaptığımız bir şey ve buna gündüzün öcünü almak için gece uykusunu erteleme deniyor aslında. Ve buradaki o şey çok önemli, öcünü alma. Yani gündüz kendimize hiç vakit ayıramadığımız için gece o sessizlikte biraz daha böyle gündemi takip etmeye, bir şeylerden geri kalmamaya çalışabiliyoruz. Ama şöyle bir şey var ki o algoritma bizim dostumuz değil.
Yani oradaki aslında minicik bir okuduğumuz şey, gördüğümüz bir tweet bizi hem felaket senaryoların ortasına itebilir. Ya da yine mesela anne bebek ilişkisine dair okuduğumuz şeyler bile bize kendimizi kötü hissettirebilir. Yani orada böyle o gecenin bir yarısı karanlıkta bir yandan okumaya çalıştığımız şeylerden bize iyi bir şey çıkma ihtimali yok. Genelde orada biz bir bataklığa çekiliyoruz.
Ve öyle bir hale geliyoruz ki gerçekten en kötü şeyleri yaptığımıza ikna olmuş, çocuğumuz için gereken bakımı vermediğimize ikna olmuş bir şekilde uykuya geçmeye çalışıyoruz. O saatte hem tabii ki marba işe maruz kalmak da hiç iyi bir fikir değil. Bundansa gece uyumadan önce yani bebeğimiz uyuduktan sonra biz kendi uyumumuza geçmeden önce mümkünse ekran kullanmamaya çalışalım. Yani orada belki bir sesli kitap dinleyelim, bir podcast dinleyelim.
Belki işte ne bileyim yine telefonla uğraşacaksak telefonda bizim zihnimizi biraz boşaltabilecek bir oyun oynayalım. Mesela bu benim çok sık yaptığım bir yöntemdi uyumadan önce. Ya da aslında belki hani böyle bomboş içinde hani bizi gelecek hiçbir şey olmayan bir dizi seyredelim. Hatta burada şeyi de önerebilirim.
Yani karakterlerin hali hazırda bildiğiniz, sonunda ne olacağını çok iyi bildiğiniz bir diziyi belki dördüncüye izleyin. Ama oradaki konfor bile yani o bildiğiniz durumların konforu bile inanın bana Instagram'da, TikTok'ta veya işte o anne çocuk forumlarında gezinmekten çok daha iyi gelecek size. Burada aslında şunu da söylemek istiyorum. Bu ekran konusu gece uyku aralarında da çok kıymetli hale geliyor.
Mümkün olduğu kadar telefonu hani böyle kolayca uzanabileceğiniz bir yerde tutmamaya çalışın. Yatağınızın baş ucuna normal bir saat koyun. Hani saate bakmak istiyorsanız. Çünkü orada siz elinize telefonu aldığınız anda gelmiş olan bir bildirime bakmak ya da hani o anda hakkınıza takılan bir şeye bakmak bir anda uykunuzu açıyor.
Ve burada aslında gerçekten olabilecek en iyi şey uyanmalardaki zihni açabilecek aktiviteleri minimumda tutmak. Yani konuşmayı da minimumda tutun eğer partnerinizle birlikte kalkıyorsanız ışık açmayı minimumda tutun. Burada mesela Himalaya tuz lambaları var ya böyle birazcık daha yumuşak sakin bir ışık veren mesela öyle bir ışık açın onu da böyle az da açın daha az hareket edin. Bunlar bebek için değil sadece bebeğin uykusu açılmasın diye değil sizin uykunuzda açılmasın diye.
Ve ekranı burada elinize almamak ve kullanmamak da yine uykunuzun daha az kesilmesini, daha az bölünmesini sağlayacak. Bunlar gece için yapabileceklerimiz. Bu konuya sonra tekrar bir geleceğim. Gelelim gününüzü hafifletme konusuna.
Şimdi uykusuzlukla baş etmenin yarısı gününüzü daha az yorucu hale getirmekten geçiyor. Şimdi burada amaç zaten zihnimizin böyle birazcık daha az overstimule olmasını sağlamak, birazcık daha kendimizi az yüklenmek. Şimdi birinci söyleyeceğim şey çok sık duyduğunuz bir şey olabilir ama bir kez de benden dinleyin. Burada kendimiz için yapabileceğimiz en değerli şeylerden bir tanesi çıtayı indirmek.
Ne demek istiyorum? Şimdi bebeğimiz olmadan önce hepimiz bizim nasıl bir ebeveyn olacağımızı bize anlatıyor ve biz de aslında biliyoruz yani bebeğime full organik yemekler yedireceğim işte evimi çok dar toplu tutacağım tabii ki her şey yerli yerinde olacak uyku saatleri çok belirli olacak ve işte tam o saatlerde uyunacak ben de zaten son derece bakımlı ve iyi bir şekilde bunu halledebileceğim. Gerçekte buna hiçbir önemi yok. Yani gerçekte aslında odaklanmak gereken tek şey kendimizin ve tabii ki bebeğimizin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi.
Ve burada biz kendimizi sağlıklı tutmazsak bebeğimizin aslında kendisini iyi hissedebilmesi de daha zor hale geliyor. O organik yemekler işte ne bileyim her gün yaptığımız dört çeşit yemek, çok düzenli yıkanan çamaşırlar falan. Bunların hiçbirinin bebeğimizin sağlığı için hiçbir önemi yok. Buna hiçbirinin bizim sağlığımız için de önemi yok aslında.
Çamaşır bekleyebilir, zaman zaman hani böyle idare eden bir şeyler de yenebilir. Biz bir günü yeterince sağlıklı, yeterince iyi geçirebiliyorsak bunların problemi yok. Yani o mutlaka bütün her şeyi ben kendimden hamileyken beklediğim şekilde yaparsam aslında günün sonunda bana benden hiçbir şey kalmıyor. Ve daha önemlisi şöyle bir şey var.
Birçoğumuz kafamızda iş listemizi yaparken, to do listemizi yaparken kendimize vakit ayırmayı en sona yazıyoruz. Yani mutlaka mesela o gün çamaşırları yıkayacağım, işte bilmem ne yemeği yapacağım, ondan sonra şu insanı arayacağım, bilmem şu faturayı halledeceğim. Böyle bir liste yaptığımız zaman benim kendimi ayıracağım vakit ancak diğer işleri bitirirsem olacak olan haline geliyor. Bana zaten hiç vakit kalmıyor çünkü benim iş listem hiçbir zaman bitmiyor.
Daha da önemlisi bebek uyuduğu zaman aslında bizim yegane alınımız ve birçok anneden şunu duyuyorum. Bebek uyurken bile bebekle ilgili bir şeyler yapmaya çalışmak. Yani o esnada aslında bebek uyuduğunda eğer iki seçenek arasında kalıyorsanız mesela mutfağı temizlemek biraz uykumu almak. Ne olur biraz uykunuzu almayı tercih edin.
Uyku uyuyamayacak olsanız bile o esnada biraz gözünüzü kapatıp sakince yatmak bile inanın hem gece uykunuzu daha kolaylaştıracak hem de aslında bebeğinize daha iyi bir vakit geçirmenizi sağlayacak. O yüzden en direkt olarak bebeğinize çok daha büyük bir iyilik etmiş olacaksınız. Tabii ki mutfağın da bir noktada düzenlenmesi gerektiğini anlayabiliyorum ya da çamaşırların bir noktada yıkanması gerektiğini. Ama bunun her gün mutlaka olması beklenen vakitte olması gerekmiyor.
Birazcık daha olabilecek son noktada da yapılabilir bunlar. Bir yandan da bu arada bu tip işler için destek isteyebilirsiniz de. Şimdi burada destek istemek konusunu biraz da açmak istiyorum. Biz destek isterken yanımızdaki insanlardan bebeğe bakmalarıyla ilgili değil de ev işleriyle ilgili destek istiyoruz.
Mesela annesi yakında yaşayan anneler bilirler. Genellikle işte o anneannelerden yemek yapması bekleniyor. Ya da evle ilgili birkaç işi halletmesi bekleniyor. Burada ben tam tersini önermek istiyorum biliyor musunuz?
Çünkü bütün gün bebekle ilgilenmek bizi yorabiliyor. Ve zaman zaman bebekle birazcık ayrı kalmak bizim bebekle kurduğumuz iletişimi de daha iyi hale getiriyor. Burada çok uzun sürelerden bahsetmiyorum. Ayrı kalmak derken illa fiziksel olarak çok ayrı kalmaktan bile bahsetmiyorum.
Yani bebek annenizin kucağındayken sizin yan tarafta yemek yapmanız bile bir miktar ayrı kalmak anlamına geliyor aslında. Çoğu zaman bebek sürekli annenin kucağına verilen, annenin bakması gereken bir varlık gibi anlaşılıyor. Halbuki annenin bebek olmadan ne yapıyordu, neye benziyordu? Yani o biraz tepesinde bir bebek ağlamadan yemek yapmak neye benziyordu?
Bunu hatırlamaya ihtiyacı var aslında. Belki görmüşsünüz o geçenlerde benim de sosyal medyada karşıma çıktı. Baba bebeği oyalıyor birazcık. Anne mutfakta bir şeyler yapmaya çalışıyor.
Ama bebek babanın kucağında ve mutfakta. Yani annenin o esnada bebeğin ağlama sesine ya da huzursuzluk sesine maruz kalıyor olması onun dinlenmesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi. Halbuki bebek içeride olsa ve anne biraz sakince yemeğini yapsa anne birazcık dinlenecek biraz belki o yemek yapmak ona bir meditasyon gibi gelecek ve ondan sonra tekrar bebeğinin yanına geldiğinde çok daha rahat ve iyi hissediyor olacak. O yüzden ne olur etrafınızdaki insanlara da bebeğinize emanet ettiğinizde birazcık belki farklı bir odada olma belki birazcık dışarı çıkma gibi şeyleri yapmaya çalışın bunun fark yarattığını göreceksiniz.
Bundan bahsetmişken şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Dışarı çıkmak gerçekten çok önemli. Ama maalesef bebeğimiz olduktan sonra kendimizi eve kapatabiliyoruz. Bu kendimizi eve kapatma hali bize hiç iyi gelmiyor aslında.
Bizim her gün bir 10-15 dakika dışarıda olmaya ihtiyacımız var. Hava soğuk da olsa bu arada. Yani 10-15 dakika bebeğimizle veya bebeğimizi birine bıraktıktan sonra kendi başımıza bir dışarı çıkmak, biraz nefes almak, çok kısa da olsa bir yürüyüş yapmak bize gerçekten çok iyi geliyor. Burada hep bir arkadaşımın hikayesi gelir aklıma.
Bebeği aşağı yukarı iki aylıkken falan çok bunaldığı bir noktada bir gün annesi evdeki çöp poşetlerini tutuşturmuş eline. Kızım sen çık bu çöp at diye. Arkadaşım da şaşırmış yani ne oldu niye ben çöp atıyorum şimdi yani bu kadar insan var falan diye. Annesi yok yok sen at demiş.
Aşağı inince anladım diyor ya benim açık havaya çıkmaya ihtiyacım varmış ya o çöpleri attıktan sonra bir an durup etrafımdaki hareketi gördüğümde arabaları insanları bebeğim yanımda olmadan bir an orada kalabildiğimde anladım ki benim biraz dışarıda kendi başıma durmaya ihtiyacım varmış ve çöpü attıktan sonra kendince böyle bir iki üç sokak yürümüş geri dönmüş ve o gün anladım ki benim bunu her gün yapmaya ihtiyacım var diye anlatmıştı bana. Ne olur siz bunu başkasından beklemeyin, siz kendiniz yapın. Maalesef anne olarak şunu da çok yapıyoruz, bebeğimi başkasına bırakamam, bebeğimi başkasına bırakamam. Ve bunun sanki böyle bir fedakarlık unsuru gibi yani iyi annelik her an bebeğimin bakımını benim üstlenmemden geçiyormuş gibi davranabiliyoruz.
Ama bu doğru değil aslında çünkü siz çok bunaldığınızda, çok yorgun olduğunuzda, tahammülünüz azaldığında bebeğin sizin kucağınızda olması özellikle bebeğe iyi gelen bir şey bile değil. Yani siz 15 dakika, yarım saat, bir saat bebeğinizden ayrı kalıp dinlenip sakinleşip döndüğünüz zaman bebeğinizin sizden alacağı fayda o kadar daha fazla ki ve bunu bebeğinizden esirgemeyin. Hani kendinizden esirgiyorsanız bebeğinizden esirgemeyin diyeyim. Ve şunu ekleyeyim burada.
Belki şöyle bir yerden hatırlarsınız diye söyleyeceğim. Bebeğinize bakarken bir düşünün. Yani bundan 30 sene sonra, 40 sene sonra bebeğiniz tamamen sizinle aynı pozisyonda olsa ve gerçekten onun çok zorlandığını görseniz ona neye verirsiniz? Ona demez misiniz?
Ya yavrum hadi sen çık, bir nefes al, bir kahve iç, bir arkadaşlarınla bir yerde buluş bir saat dur, öyle gel. Ben o esnada bu bebeği oyalayayım. Sen de bir nefes al, bir git güzel duşa gir, biraz uzun kal duşta. Bir işte ne bileyim temiz kıyafetler giy, yat şurada azıcık uyu.
Bunları demez misiniz? Bunları diyeceğinize eminim. Çünkü ona ihtiyacı olduğunu görüyor olacaksınız. Peki bugün kendinize neyi söylemiyorsunuz?
Kendinize bugün bunu söylerseniz aslında çok daha hem kendiniz için hem bebeğiniz için çok daha iyi bir şey yapabileceğinizi biliyorsunuz aslında. O yüzden belki bu zihin egzersizini deneyebilirsiniz. Şimdi aslında ben ister istemez üçüncü öneri grubuma yani bu süreci yalnız taşımama kısmına girdim ama çünkü destek almaktan bahsediyorum. Ama ondan oraya tam olarak girmeden önce çok ufacık bir şey daha eklemek istiyorum.
Kendimize gündüz iyi bakarken aslında iyi beslenmek, dışarıdan aldığımız vitamin gibi destekler varsa bunları ihmal etmemek, temiz hava almak, güneş ışığına çıkmak gibi şeyleri eksik bırakmamamız lazım. Yine şunu da hatırlamakta fayda var. Eğer gündüzleri biraz olsun yürüyüş yapabilirseniz geceleri çok daha rahat ve iyi uyuyabilirsiniz. Uykuya geçişiniz de daha kolay olur.
O yüzden ne olur gündüzleri kendinize iyi bakarken bunları da ihmal etmeyin. Şimdi demişken biraz başlamıştım anneliğin aslında mutlaka destekle de sürmesi gerektiğini anlatmaya başlamıştım. Hadi biraz daha açalım bunu ve şöyle söyleyelim. Aslında anneliği tek başına sürdürmek, yardım kabul etmemek bir başarı kriteri değil.
Burada bir performans sergilemek zorunda değilsiniz aslında. Ve burada bu yükü hem partnerinizle hem de çevrenizde size destek olmak isteyen insanlarla bölüşmek uzun vadede çocuğunuza da çok güzel bir mesaj bırakmış olacaksınız. Yardım isteyebilmek iyi bir şey. Yardım talep edebilmek iyi bir şey.
Çünkü çocuğunuzun dışarıdan hiç yardım istemeyen bir insan olmasını ister misiniz? Çünkü buna siz de dahil olacaksınız eğer öyle olursa. Yardım isteyebilen bir ailede büyüdüğü zaman çocuk dışarının ona destek olabileceğini, el uzattığında elini tutulabileceğini de öğreniyor. O yüzden siz de ona bu anlamda örnek oluşturabilirsiniz.
Maalesef burada şöyle bir minik küçük bir not var. Çoğu zaman yardımı nasıl isteyeceğimizi de bilmiyoruz. Yanımızdaki insanlar da bize yardımı nasıl vereceklerini bilmiyorlar. Yani mesela gelip orada durmak tam bir yardım değil ve yanımızda duran insanı yönetmeye çalışmak da bazen yani onun oradaki vaktini yönetmeye çalışmak da bize ekstra bir yük haline gelebiliyor.
O yüzden mümkün olduğu kadar somut bir şekilde yardım isteyebilirsek bizim daha faydamız var. Yine insanlar bize yardım önerirken bir şey lazım olursa söyle diyorlar. Şimdi bir şey lazım olursa söyle neyin lazım olabileceğini her zaman düşünemeyebiliyoruz ama yani birazcık daha aslında mesela ya marketten şunu şunu alınması lazım sen onu halledebilir misin demek ya da ya ben duş almak istiyorum bir yarım saate ihtiyacım var bebeğimi o esnada oyalar mısın demek ya da gerçekten ah şuradan canım çok kahve çekti onu alıp gelir misin birazcık sohbet edelim demek. ...yemek aslında çok daha farklı ve çok daha somut.
Yine burada sosyal destek vermek isteyen insanlar annenin neye ihtiyacı olduğunu tam anlamaya da biliyorlar. Yani bu somut az önce verdiğim örnekler belki de çok basitçe halledilebilecek şeyler değil mi? Bugün sonuçta telefonumuzdan anında dışarıdan yemek sipariş edebiliyoruz, market alışverişini yapabiliyoruz. Ama bunları genellikle çocuğumuz uyurken yapmaya çalışıyoruz.
Ve işte az öncesi söylediğim çocuğumuz uyurken gözümüzü kapatalım, birazcık sakinleşelim, belki biraz uyuyalım dediğimiz şeyden çalınmaya başlıyor. O yüzden bunları başka insanlardan istemeniz önemli. Ama bir kısmı daha var ki şu açıdan önemli. Başka insanlar yanımıza geldiği zaman, elbise geldiği zaman bize ve birimiz olmadan önceki halimizi de hatırlatıyorlar.
Ya sonuçta biz sadece anne değiliz değil mi? Yani başka kimliklerimiz de var, başka sohbet konularımız da var, başka düşünmek istediğimiz şeyler de var ve bütün yaptığımız sadece bebekle ilgilenmek olduğu zaman yani sadece sanki bütün dünya uzaklaşmış ve bebek ve ben kalmışım gibi hissettiğim zaman bu bana bir yerden sonra çok bunaltıcı gelebiliyor. O yüzden başka insanların gelmesi, başka insanları görmek, başka insanlardan yardım istemek bu bebekten önceki halimi de hatırlatıyor. O dünyanın da hala devam ettiğini hatırlatıyor.
Çünkü günün birinde çok uzak olmayan bir gelecekti. Bebek büyüyecek ve ben o dünyanın tekrar aktif bir parçası olacağım. O yüzden arada o kopukluk hissini hissetmeden yanıma gelen bana destek olan insanlarla o kimliğimi hatırlamak aslında bana çok iyi geliyor. Şimdi tabii yardım istemekten bahsederken ben birazcık daha arkadaşlardan, aileden bahsettim ama partnerden yardım istemek de çok önemli.
Yani burada aslında yardım derken bile kendimi biraz kötü hissediyorum. Çünkü sonuçta bebeği yapan iki kişi ve bebeğin sorumluluğu da aslında iki kişi arasında bölünmek durumunda. Ama bu her zaman gerçekçi bir beklenti olamayabiliyor maalesef. Genelde de zaten bebeğin görünmez yükü, zihinsel yükü anneye kalıyor.
Maalesef o zihinsel yük annenin fiziksel yükünden daha bile ağır oluyor ve anneyi daha fazla zorlayabiliyor. O yüzden haftada bir bile olsa eşinizle oturup bu hafta halledilmesi gereken hangi işler var not almak. Yani zihninizden çıkartıp bir kağıda getirmek bile biraz sizi rahatlatabilir bir. İkincisi kağıda döktüğünüz anda işleri biraz olsun paylaşmak daha mümkün hale geliyor.
Burada ne olur ben hallederim şövalyeliğine girmeyin. Karşınızdaki insandan da bazı şeyleri isteyin. Tekrar söylemek istiyorum. Siz bu bebeği yalnız başınıza yapmadınız.
İşleri devrederken de özellikle partilerinize gerçekten devredin. Yani o bebeğe bakarken onun tepesinde şöyle tut, böyle tut, işte onu yapma, altını böyle değiştir gibi şeyleri sürekli dikte ettiğiniz bir şekilde dinlenebilmeniz mümkün değil. Bebeği birine teslim ettiyseniz gerçek bir mola verin. Zihninizi kapatın ve teslim ettiğiniz insanın da bebeğinizin iyilik halini en öncelikli noktaya koyacağından zaten emin olduğunuz birine teslim ettiğinizi hatırlayın.
Ve bırakın herkes kendi çözüm yöntemleriyle çözmeye çalışsın. Çünkü yine günün sonunda bebeğiniz çok büyük oranda sizinle vakit geçiriyor. Ve başka bir insanı atıyorum bebeğin bezini biraz olsun yanlış takmış olması ya da sizin istediğiniz body değil de başka bir body giydirmiş olması gerçekten dünyanın sonu değil. Ama sizin bir zihinsel mola verememiş olmanız daha büyük bir problem.
Belki de en zor olan başlığa geldim. O da kendimizi kaybetmemek. Ne demek istiyorum aslında biliyor musunuz? Biraz anlattım ama anneliğin özellikle erken anneliğin içindeyken sanki her şey bizi yutup geriye sadece bir tane anne olarak dışarı atmış gibi hissedebiliyoruz.
Halbuki biz hala biziz yani bir şey değişmedi. Bebek sahibi olmadan önceki gizemle bebek sahibi olmuş gizem arasında bir fark yok aynı insanım ben. O yüzden de etrafımda beni anlayan, beni hatırlayan, beni öbür kimliğimle zaten hep yanımda olan insanları var edebilmem çok önemli. Ve bu insanlarla dürüst bir ilişki kurabilmem de çok önemli.
Çünkü çoğu yeni anne içinde bulunduğu zorlukları gizleyecek şekilde hareket edebiliyor. Sanki her şey çok yolundaymış gibi, hiç kötü hissetmiyormuş gibi, hiç bunalmıyormuş, hiç sıkılmıyormuş gibi davranabiliyor. Bazen burada şikayet etmek çok büyük bir lütufa dair nankörlük yapmak gibi hissettirebiliyor. Bazen anneler durumla ilgili şikayet etmekten cezalandırılma korkusuyla kaçıyorlar.
Biraz olsun olumsuz hislerini dile getirdikleri zaman etraftaki insanlar çok sert tepki verebiliyorlar. Hepsi aslında toplumsal olarak bize dayatılan bazı şeylerin sunucu. O yüzden buna başkaldırmamız gerekiyor. Yani anne olmak bir sürü farklı duyguyu içinde barındırmak anlamına geliyor.
Onun içinde çok büyük bir sevgi de var. Onun içinde çok büyük bir yorgunluk da var. Onun içinde çok büyük bir şefkat de var. Onun içinde çok büyük bir sıkılma hal de var.
Ben niye böyle bir şey yaptım? Bu çok çılgınca bir şey deme hissi de var. Bunların hepsini kendi içine taşıyorsun. Özellikle yeni anneyken bu duyguların içerisinde sadece olumlu olanları seçip konuştuğunda ve olumsuz olanları tamamen atladığında aslında rol yapmaya başlıyorsun.
O yüzden ne olur kendi olabildiğiniz halinizle birileriyle konuşmayı ihmal etmeyin. Ve yine ne olur normal olan sizi hatırlamaya devam edin. Aynı müzikleri dinlemeye devam edin. Size kendi giyinme halinizi hatırlatan kıyafetleri giyin.
Belki günde iki cümle bile okuyacak olsanız Eğer kitap okumayı seven bir insansanız iki cümle de olsa kitap okuyun. Herkes için tabii ki farklı bir şey anne olmadan önceki kimlik. O yüzden sizinki her neyse ona yer açın. Bu arkadaşlarınızla sohbet etmekse gerekirse o WhatsApp grubuna 3 günde bir mesaj atın.
Ama mesaj atın. Bir şeylerin hala içinde yer almaya devam edin. Tabii ki bütün bu söylediklerimi yine hani toparlarken şunu söylemek istiyorum. Herkese her şey aynı şekilde iyi gelmiyor.
O yüzden ne olur beni dinledikten sonra siz de bir düşünün. Size hangisi iyi gelecek? Biraz daha iyi bir uyku mu? Biraz sessizlik mi?
Bir arkadaşla sohbet etmek mi? Harekete geçmek mi? Biraz uzunca alınmış bir duş mu? Yani ne olursa olsun bunlardan bir tanesi size iyi gelecek.
Şimdi beni dinledikten sonra şunu söylemek istiyorum. Günlük olarak kendinize 5 ila 10 dakika ayırın. Bakın uzun bir süreden bile bahsetmiyorum. Çünkü o zaten hani büyük kaçış hallerine hiçbir zaman gelmiyor.
5-10 dakikayı bile kendinize kendi dinlenme halinizi ayırabilirseniz bir tane fark bir şeyi bir tane şeyi bugün farklı yapmaya başlayabilirseniz tek bir konuda yardım isteyebilirseniz inanın daha iyi hissedeceksiniz. Burada ne olur kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın, karşılaştırmayın. O çok iyi ben değilim, o halletmiş ben halledemiyorum, annem yapmış ben yapamıyorum. Bunların hiçbirinin bir önemi yok çünkü bilmiyorsunuz o insanların içerinden geçen süreçleri bilmiyorsunuz, o insanların gerçek duygularını bilmiyorsunuz.
Sizin tek bildiğiniz kendi gerçek duygularınız ve kendi gerçekliğiniz. O yüzden ne olur dışarıdan baktığınız dünyaları kendi iç gerçekliğinize kıyaslamayın çünkü bu size hiç iyi gelmiyor. Sonuç olarak aslında demek istiyorum ki kendi yorgun gerçeğinizi başkalarının o böyle sadece size yansıttığı vitrinle karşılaştırmayın. Özetle sevgili arkadaşlar anne olunca kendine alan açma konusu sıklıkla göz ardı ediliyor.
Ancak bir annenin kendine ayırdığı zaman hayat kalitesini çok olumlu yönde etkiliyor. Başkalarının dayatmalarıyla değil de annenin gerçekten ihtiyaç duyduğu desteklerle ebeveynine alan açılıyor. 14 saat kuruluk sağlayan ve 20 farklı pozisyonda sızırmayan molfiks tatlı rüyalar bebek beziyle tek bez bütün geceye yetiyor. Bebeğin de annenin de uykusu bölünmüyor.
Böylece gece uykusunu alan anne ertesi güne daha enerjik başlayarak hem kendine zaman ayırıyor hem de bebeğiyle geçireceği anların keyfini çıkarıyor. Bunun gibi pratik yöntemlerle uykunuzu iyileştirmek veya gündüzlerinizi hafifletmek veya sosyal desteğe daha fazla alan açmak veya kendi kimliğinizi hatırlamak Bence bu yeni annelik sürecini çok daha iyi bir deneyime çevirecek sizin için. Ama yine de bazen içinde bulunduğumuz zor duygular bazen taşınamayacak kadar ağırlaşmaya başlayabiliyor. İçimizde geçmeyen bir yorgunluk hali, dinmeyen bir kaygı, kendimiz gibi hissedememe gibi durumlar ortaya çıkabiliyor.
Ne olur böyle durumlarda dişinizi sıkıp tek başınıza bu durumu atlatmaya çalışmayın. Bir uzmanla konuşun, bir arkadaşınızla konuşun. Gerçekten doğum sonrası depresyon veya kaygı süreçlerinden geçiyor olabilirsiniz. Bunlar oldukça yaygın ama çok rahatlıkla tedavi edilebilir durumlar.
Bu konularda yardım istemek anneliğinizin değil gücünüzün bir işareti. Bence bunu yapabilirsiniz. İşte gördüğünüz gibi size bugün anlattığım hiçbir öneri mükemmellik istemiyor. Hepsi hayatı bir tık daha kolaylaştırabilmenin peşinde gidiyor.
O yüzden eğer bunları minik minik de olsa hayatınıza adapte edebilirseniz daha iyi hissedeceğinize eminim. Umarım bu bölüm size çok iyi gelmiştir. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.