Podcast

70 - Maribel Ramos: Yan Odadaki Tehlike #Podbee Dinlesen Duyarsın

Karanlık Dosyalar

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Maribal Ramos, Orange şehrinde kendine yeni bir hayat kuracaktı. Ancak yan odasındaki tehlikenin farkında değildi...

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Hazal Beril Çam
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandırmalar:
Maribal/Lucero: Bilgesu Akın
K. C. Joy: Tolga Güneş
Dedektif Ramirez: Cemre Dalyan
Dövmeci: Şevval Balkan
Anne/Polis: Hazal Beril Çam
Muhabir: Gökbey Karataş



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.280 kelime · ~11 dk okuma

Umarım bu kadar uğraştığını değer. Ya merak etme. Son dokunuşlar az kaldı. Acıyor mu? Saçmalama. Neden pengar kaplanı peki? Bir anlamı var mı? Var tabii. Bak, bir pengar kaplanını asla doyuramazsın. Her zaman daha fazlasını ister. Tek bir avla asla yetinmez. Hepsini aynı anda ister. Olmanın kralı aslanmış.

Bengal Kaplanı her şeyi tek başına yapar. Öyle sürüsüyle falan değil. Aynı benim gibi. Kim gerçek kralsan söyle. Evet, evet, evet. Bitti. Kral Bengal Kaplanı diyorsun yani sen. Yani. Bakayım. Bak bakalım. Güzel. Tam istediğim gibi olmuş. Maribel buna bayılacak. Süper. Kim o? Sevgilin mi? Evet. Öyle de diyebiliriz.

Anladın mı? Umarım beğenir. Baya iyi konuşuyorsun bu arada. Helal olsun. Ben burada doğdum büyüdüm. Bence senin gibi konuşamam. Kitap oku. Belgesel izle. Teşekkür ederim önerin için. Rica ederim. Görüşürüz. Görüşürüz.

Transkriptin tamamını oku

Keşke artık Merable Line'e de kalamazsınız. Ona da söyledim. Lütfen sen de daha fazla uzatma ve evden ayrıl. İkiniz için de en iyisi bu. Kes sesini! Kes! Hiç kimse bizi ayıramayacak. Hiç kimse! Ben

Sezgi Aksu. Burası karanlık dosyalar. Bugünkü bölümde sizlere yanlış seçimlerinin kurbanı olan Maribel Ramos'un ortadan kayboluşunun hikayesini anlatacağım. Ne dersiniz? Seçimlerinizi tekrar gözden geçirmeye hazır mısınız?

Irak ve Afganistan'da ABD ordusu saflarında askerlik yapmış, 36 yaşındaki savaş gazisi Maribel Ramos, yeni bir hayata başlamak üzere Kaliforniya'ya taşınmıştı. Katıldığı iki savaşın ardından fiziksel ve psikolojik olarak yıpranan Maribel, 2008 yılında orduya sunduğu katkılardan dolayı şeref belgesiyle terhis edildi. Bunun üstüne Maribel, annesiyle beraber Orange şehrine taşınıp Cal State Üniversitesi'nde ceza hukuku dersleri almaya başladı. Artık daha sakin ve huzurlu bir hayatı olmasını istiyordu. Annesiyle beraber yaşıyor, kız kardeşi ve yeğeniyle sık sık görüşüyordu. Yıllardır yuvasından uzakta, farklı ülkelerde, silah sesleri ve kan kokusunun içinde yalnız bir hayat süren Maribel, huzuru ve mutluluğu yeniden tatmıştı.

Maribel etrafına karşı sevgi dolu ve şefkatli olduğu kadar korkusuzdu da. Onun bu hali annesini her zaman tedirgin ediyordu. Maribel, niye getirdin yine o kızı buraya? Tedirgin ediyor beni, diyorum bakışlarında. Tuh! Kötü bir şey var onun. Anne! Duracak şimdi, niye böyle konuşuyorsun? Sessiz sakin bir kız, kimseye bir zararı yok. Bak kızım, kardeşine de hep söylüyorum, sana da söyleyeyim.

Asıl sessiz insanlara dikkat edin, güvenmeyin. Ya bana hiçbir şey olmaz, merak etme. Canım annem benim. Bu, Maribel'ın annesiyle yaptığı son konuşma oldu. Beraber yaşamaya başlamalarından kısa süre sonra, annesi hayata gözlerini yumdu. Maribel tekrar yalnız kalmıştı. Ve buna alışması kolay olmayacaktı.

Koskoca evde, annesinin her zaman oturduğu koltuğundaki örtüsünü bile kaldırmadan tek başına duvarlara bakıyordu. Ağlamıyordu. Ağlamak ona göre değildi. Ancak dışarı çıkmayı, sosyalleşmeyi bırakmıştı. Doğru düzgün yemek bile yemiyordu. Kız kardeşi Lucero, Maribel'in bu halinden endişelenmeye başlayınca ona bir ev arkadaşı bulması konusunda ısrarcı oldu.

Evin içinde yeni bir insanın, farklı bir sesin olmasının Maribel'a iyi geleceğini düşünmüştü. Maribel bunu çok istemese de kardeşinin ısrarına kayıtsız kalamadı. Ve yeni bir ev arkadaşı için internete ilan verdiler. Lucero, bu ısrarının hayatının belki de en büyük pişmanlığı olacağını bilmiyordu. Maribel'la ev arkadaşı olmak isteyen adaylar arasında onun sonunu getirecek kişiyi aradıklarından habersiz dolaşıyorlardı.

Bir tanesi Maribel'ın dikkatini çekti. Quan Charles Joy, 55 yaşında. Maribel, yaşadığı şehirden ayrılıp Orange'da yeni bir hayat kurmak isteyen bu yalnız adamla bir bağ kurduğunu hissetti. Kendisi gibi yalnız, ailesini ve işini kaybetmiş, hayatında birçok acı yaşamış bu adam, Maribel'a kendisini hatırlatmıştı.

Daha önce hiç evlenmemiş, çocuğu olmamış Casey Joy'un hayatında sadece köpeği vardı ve onunla birlikte taşınmak istiyordu. Marable bu ihtimale daha da çok sevinmişti. Hayvanları çok seviyordu. Lucero, Marable'ın kendisinden yaşça büyük, yabancı bir erkekle yaşaması konusunda endişelenmiş olsa da Marable'da askeri eğitimi almış olmanın verdiği bir korkusuzluk vardı.

Üstelik ona göre Casey Joy kendi halinde sessiz sakin bir insandı. Kimseye bir zararı olamazdı. Merible ve Casey Joy birlikte yaşamaya başladılar. Her şey iyi gidiyordu. İkisi de birbirinin yalnızlığına iyi gelmişti. Birlikte dışarı çıkıyor, köpeği gezdiriyor, yemek yiyor ve spor yapıyorlardı.

Casey bir plajda çalışıyordu. Evden işe, işten eve gidip geldiği, sakin bir hayat vardı. Marible ise tekrar eskisi gibi sosyalleşmeye başlamıştı. Marible yalnız kalmaması için Casey'i tüm aile yemeklerine davet ediyor. Vaktinin çoğunu onunla geçiriyordu. Kardeşi Lucero bundan çok memnundu. Marible'ı hayata döndürdüğü için Casey'ye minnettardı.

Öyle ki bazen Marible'dan ayrı onunla görüşüyor, aile yemeklerine Casey'yi önce o davet ediyordu. Ancak Casey'nin son zamanlardaki halleri Lucero'ya garip gelmeye başlamıştı. Daha genç görünmek için tarzını değiştirmiş, küpeler takmaya başlamıştı. Koluna da kocaman bir Bengal kaplanı dövmesi yaptırmıştı. Marible buna bayılacak.

Daha genç gözükmek için estetik ameliyatları olmaya başlaması Lucero'yu tedirgin ediyordu. Casey'nin neden bu şekilde davrandığını anlayamıyordu. Ta ki o telefonu alana kadar. Konuşmada Casey, Marable'a aşık olduğunu, onunla evlenmek istediğini söylüyordu. Lucero onunla sakin bir şekilde konuşmaya çalıştı.

Ona iyi bir insan olduğunu ama Marable'la birbirlerine uymadıklarını, aralarında çok fazla yaş farkı olduğunu söyledi. Ancak Casey ikna olmuşa benzemiyordu. Marable için her şeyi yapacağını, onun ruh ikizi olduğunu söyleyip durdu. Lucero artık Casey'nin neden böyle davrandığını anlamıştı. Lucero bu konuşmadan çok rahatsız olmuştu. Ablasının Casey'ye karşı böyle duygular beslemediğini biliyordu.

aynı evde kalmalarının ablası için kötü olabileceğini düşündü. Ama Maribel bunları ciddiye almamıştı. Casey, Lucero ile olan konuşmasından sonra Maribel ile görüşüp ona bunların geçici duygular olduğunu söyledi. Onunla arkadaşlığına devam edecekti. Ancak bu süreç Maribel'ın düşündüğü gibi ilerlemedi. Casey işinden ayrılmış ve Maribel'ın onu reddetmesinin üzerine agresifleşmeye başlamıştı.

Kiradan payına düşeni ödemiyor, Maribel'ı zor durumda bırakıyordu. Maribel da artık bu işe bir dur demek için Casey'i karşısına aldı. Ona ay sonunda evden çıkması gerektiğini söyleyecekti. Ancak karşılaştığı tepkinin sertliği, hiç kimseden korkmayan Maribel'ı korkutmuş, hatta ağlatmıştı. Artık onunla aynı evde kalmaya korkuyor, geceleri kapısını kilitlemeden uyuyamıyordu.

Bu şekilde yaşamak Maribel için çok zordu. Sonunda polisi arayıp yardım istemeye karar verdi. Merhaba, 10. polis departmanı. Bu konuşma kaydediliyor mu? Evet, her konuşma kaydediliyor. Güzel. Şöyle ki, ayın sonunda evden ayrılması gereken bir ev arkadaşım var. Bugün beni ürperten bir şeyler söyledi. Sanki bana zarar verecekmiş gibiydi.

O bu evdeyken kendimi güvende hissetmiyorum. Tehdit altında hissediyorum. Adınız nedir? Adım... Mary. Mary Blue Ramos. Neden ağlıyorsun Mary Blue? Çünkü korkuyorum. Ev arkadaşından mı? Evet. Size bildirmek için aradım. Eğer bir şey olursa, bir şey yaparsam kendimi korumak için yaptığımı bilmenizi istedim. Şimdi kısa bir ara veriyoruz.

Ardından hemen davamıza geri döneceğiz. Bu konuşma 21 Nisan 2013'te Maribel'ın kayboluşundan tam 12 gün önce yapılmıştı. Maribel'ın kayda geçen son konuşması ev arkadaşından korktuğunu söylediği konuşma olmuştu. Son görüldüğü yerse apartmanının güvenlik kamerasıydı. 2 Mayıs akşamı posta kutusuna hiçbir zaman geciktirmediği kirasını bırakmış ve evine geri dönmüştü.

Sabah ailesiyle yapacağı softball maçı için erken uyumayı planlıyordu. Ancak o maça hiçbir zaman gidemedi. Lucero ablasına ulaşamayınca telaşla evine geldi. Marible'ın arabası garajda duruyordu. Odasının ışığı ise açıktı. Ancak kapıyı kimse açmıyordu. Böyle olunca Lucero polis çağırdı. Ve içeri zorla girdiler. Marible yatağını bile toplamadan ortadan kaybolmuştu.

Lucero'nun söylediğine göre bu imkansızdı. Biri ona bir şey yapmış olmalıydı. Casey de ortalıkta görünmüyordu. Ama aslında oradaydı. Evin hemen karşısında arabasında oturmuş dürbünle olanları seyrediyordu. Ortalık biraz sakinleşince arabasından çıktı ve tüm soğukkanlılığıyla olay yerine doğru yürümeye başladı.

Ne yaptın ona? Ne yaptın? Söyle! Ablam nerede? Kesin! Katilsin sen! Ne oluyor burada? Katilsin sen! Canavar! Ablam nerede?

Maribel ortadan kaybolmuştu. Ailesi, arkadaşları, herkes her yerde onu arıyordu. Mahallede fotoğrafını bastırıp her yere asmışlardı. Tüm televizyonlarda onun haberleri vardı.

Evet sayın seyirciler, eski bir asker olan Maribel Ramos hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldu. Şu an biz de onun evinin önündeyiz. Görüntüleri görebiliyorsunuz. Ailesi ve arkadaşları her yerde onu arıyorlar. Yetkililer de bunun şüpheli bir kayıp olduğu kanaatindeler. Biz de buradan an ve an sizlere son dakika gelişmelerini aktarmaya devam edeceğiz. Maribel Ramos davasını alan kişi, dedektif Joey Ramirez'di.

Orange gibi küçük ve güvenli bir şehirde daha önce hiç böyle bir olayla karşılaşmadığını söyledi. Bu konularda tecrübe sahibi olmasa da yapılacak ilk iş belliydi. Merville'ı son gören kişiyle konuşmak. O da ev arkadaşı Casey Joy'dan başkası değildi. Ve dedektif Ramirez şunu çok iyi biliyordu. Bir soruşturmada o kişiyi son gören kişi her zaman baş şüphelidir.

Buraya geldiğiniz için teşekkür ederim. Öncelikle tutuklu değilsiniz. Bunun altını çizmek istiyorum. Ev arkadaşınız Maribel için herkes çok endişeli. Ve onu bulmak için... Evet. Ben de çok onu merak ediyorum. Maribel benim en iyi arkadaş. Onu en son ne zaman gördünüz?

9 akşam gibi biz konuştuk sonra ben çıktım dışarı 1 saat döndüm döndümde Ede yoktu Nereye gittiniz peki o aradaki 1 saatte? Arabayla çıktım dolaşmaya Tustin'in oralara gittim sonra geldim 1 saat dolaşıp döndünüz Nasıl? 1 saat boyunca dolaştınız yani hiçbir yere gitmediniz mi? Yoo gitti gezdim geldim Casey'nin bu soruşturmada söyledikleri, hal ve hareketleri dedektif Ramirez'i değil ikna etmek daha da şüphelendirmişti. Üstelik Marvel'ın polisi arayıp Casey Joy'dan korktuğunu söylediği kayıtlar da vardı. Ancak bunların hiçbiri Casey'i suçlamak için yeterli değildi.

İşin ilginç tarafı, Casey aynı gece polisi aramış ve ev arkadaşının yani Marable'ın eve gelmediğini, onun için endişelendiğini söylemişti. Polis ise aradan 24 saat geçmeden kayıp ihbarı almadıklarını belirtip telefonu kapattı. Bunun üzerine Casey, Lucero'yu arayıp ablasıyla ilgili endişelendiğini söyledi. Ancak Lucero, ablasının nerede olduğunun onu ilgilendirmediğini, ablasının peşini bırakmasını söyleyip telefonu kapattı. Dedektif Ramirez, tüm bu bilgilerle beraber Casey'nin konuşmasından da işkillenmişti. Dili bilmiyor değil, daha çok rol yapıyor gibiydi. Ve bunu araştıracaktı. Tecrübesizliğine rağmen dedektif Ramirez hiç de fena gitmiyordu. Casey'nin etrafındaki insanlara onu sormaya başladı.

dövmecisinin söyleyeceği çok fazla şey var gibi görünüyordu. Niye gelmişti ki buraya? Dövme yaptırmaya mı? Yani... Hem de böyle... Nasıl biliyor musun? Bu kadar bir Bengal kaplanı yaptırdı koluna. Asıl kral Bengal kaplanıymış, aslan değilmiş falan bir şeyler anlattı ama... Ay... Pek dinlemedim ya. Sevgilisi istemiş galiba dövmeyi. Öyle bir şeydi. Sevgilisi mi? Kimmiş sevgilisi? Hmm... Ya... Söylemişti ismini de... Annabel...

Maryble? Maryble de. Maryble olabilir mi? Evet evet. Maryble. Maryble buna bayılacak. Çok iyi oldu falan. Öyle gitti valla. Aynen Maryble. Dedektif Ramirez, Maryble'ın kardeşi Lucero ve Casey'nin dövmecisiyle konuştuktan sonra daha da emin oldu. Casey, Maryble'ı takıntı haline getirmişti. Ondan karşılık alamayınca da onu öldürdü. Üstelik soruşturmadan sıyrılmak için iyi konuşamıyor gibi davranıyordu.

Halbuki Ramirez ufak bir araştırmayla Casey'nin Amerika'ya çok erken yaşta taşındığını öğrenebilmişti. Ve bununla da sınırlı kalmadı. Casey'nin kız kardeşiyle konuştu. Kız kardeşinin söyledikleri Ramirez'i daha da tedirgin etmişti. Çünkü kardeşinin söylediğine göre Casey öfke kontrol problemi olan, agresifleştiğinde gözü hiçbir şeyi görmeyen biriydi.

Öyle ki kendi öz kardeşi korkusundan ona uzaklaştırma emri çıkarttırmıştı. Casey'nin Marible'a ailemden herkesi kaybettim demesinin aslında kendisinden kaynaklı, ürpertici bir kayıp olduğu da ortaya çıkmış oldu. Ama artık çok geçti. Marible hala ortalıkta yoktu. Ramirez soruşturmaya devam ediyordu. Marible'ın sevgilisi Paul, Ramirez'e yeni bilgiler vermişti.

Söylediğine göre Maribel kaybolmadan bir gün önce Casey'ye tekrar evden ayrılmasını söylemişti. Casey gitmek istemeyince Maribel telefonuyla sevgilisi Paul'u arayıp hoparlörü aldı. Paul ona eğer evden çıkmazsa gelip kendisini zorla çıkaracağını söyledi. Maribel'ın telefonundan yapılan son aramaydı bu. Casey tekrar sorguya çağrıldı. Bu aranızda geçen tartışma

Nasıldı? Yani ne kadar kötüleşti? Çok bir şey olmadı. Aradı Paul'u, sonra kapısını kapadı odada gitti. Ben de dışarı çıktım. Döndüm de evde değildi. O anda dedektif Ramirez bir şey fark etti. Casey'nin kolu çizikler içindeydi. Ve bunu saklamaya çalışıyor gibiydi. Kolumdaki çizikler nasıl oldu peki? Casey çizikleri ilk defa görmüş gibi kollarına baktı.

Farkında bile değilim. Bu izlerin yeni oluştuğu çok belliydi. Kabarmışlardı ve üzerinde kurumuş kan vardı. Eisenhower Parkına gideriz hep. Olta atarız orada. Oltadan mı oldu yani bunlar? Hayır, hayır. Oltayı çalılardan kurtarmaya çalışırken oldu herhalde bunlar. Ramirez en güvendiği polislerden oluşan ekibini kurup Casey'nin bahsettiği parka gitti.

Orada gerçekten de bu izlere sebep olabilecek dikenler vardı. Aksini kanıtlayamıyordu. Artık Casey'i adım adım takip etmekten başka şansı yoktu. Ramirez ve ekibi görünmezlik zırhını giydi. Onun ensesinde bir rüzgar gibi dolaşacaklardı. Casey evinden çıktı. Arabasına bindi. Ve şehir kütüphanesine doğru yola çıktı.

Kütüphanede bilgisayarlar ücretsiz olarak kullanılabiliyordu. Ramirez ve ekibi de kütüphaneyle anlaştıklarından onun ne yaptığını saniye saniye izleyebiliyorlardı. İnternete girdi ve gizli sekmeyi açtı. Arama motoruna yazmaya başladı. ''İnsan vücudunun çürümesi ne kadar sürer?'' Bunu yazdığını gören ekip şoke olmuştu. Casey başka bir siteye girdi. Gizli sekmeyi kapattı.

Marible'ın kaybolma ilanının altına... Ne olur onu bulun. Marible'ı çok özlüyorum. yazdı. Herkes Casey'nin Marible'ın ölümüyle ilişkisi olduğundan artık daha da emindi. Ama bunların hiçbiri kanıt değildi.

Bir insan gayet masum bir şekilde bir cesedin ne kadar sürede çürüyeceğini merak edebilirdi. Hiçbir şey olmamış, Casey tutuklanamamıştı. Ama ertesi gün, Casey tekrar aynı kütüphaneye gitti. Aynı bilgisayarın başına oturdu. Ve bilgisayardan gizli sekmeyi açtı. Marable için açılan findmarable.com'a girdi.

Orada Lucero'nun ablası için düzenlediği bir farkındalık yürüyüşü olduğunu gördü. Yürüyüş Peters Canyon'daydı. Lokasyonu görünce Casey panikledi. Parkın adını internette haritadan açtı ve uydu görüntüsüne geçti. Haritayı yakınlaştırdı. Daha da yakınlaştırdı. Parkta yolun kenarında duran ıssız bir ağaç tüm ekranı kaplamıştı. Bir süre o ağaca baktı.

Sonra arama geçmişini sildi ve oradan ayrıldı. Dedektif Ramirez ne yapacağını çok iyi biliyordu. Casey'nin işaretlediği konumu alıp derhal bölgeye doğru gittiler. Ve o ağacı buldular. Ağacın etrafını kazmaya başladılar. Ve tahmin ettikleri gibi bir ceset buldular. Cesedin kime ait olduğu belli değildi. Haber kısa sürede yayıldı.

Otopsi sonuçları çıkana kadar Lucero gelip cesede bakmak istedi. Ablasını her haliyle tanıyabileceğini düşünüyordu. Ancak Ramirez buna izin vermedi. O sırada Casey ile görüşmek üzere yola çıkmışlardı. Casey de haberleri izliyordu ve geleceklerini biliyor olmalıydı. Polisler oraya vardığında camdan aşağı atladı ve kaçmaya çalıştı. Ancak başaramadı. Ramirez onu yakalamıştı.

Otopsi sonuçlarına göre cesedin Maribel Ramos'a ait olduğu kanıtlanmış oldu. Duruşmada Casey'nin Maribel'i nasıl öldürdüğü kanıtlanamadı. Hatta neredeyse kendini aklamayı başaracaktı. Ancak dedektif Ramirez, Casey'nin Peters Kanyon'undaki ağaca yaptığı sanal turu kanıt olarak gösterdi.

Ramos ailesinin avukatı da yaptığı savunmayla onun serbest kalmasına izin vermedi. Bunun üstüne Casey Joy, 15 yıl sonra şartlı tahliye ihtimaliyle müebbet hapse mahkum edildi. Maribel, hiç tanımadığı bir yabancıyla evini, hatta hayatını paylaştığı için, ona iyilik yaptığı için öldürüldü. Bunun tek sebebi Casey Joy'un hastalıklı aşkına karşılık vermemesiydi.

Bazı erkeklerin istediği her şeyi elde edebileceği düşüncesi çok korkunç. Casey umarım hak ettiği cezayı bulur ve hiçbir zaman o hapisten çıkamaz. Böylece Maribel Ramos'un ailesi belki biraz olsun huzur bulur. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)