
1.590 kelime · ~8 dk okuma
Sen mi geldin? Ya akşamki rezervasyonumuza yedi mi demiştik, sekiz mi? Ona göre bence bir kreston alıp anneme bıraksam diyorum. Ama... Aa, hayırdır? Aa, bu güller ne böyle? Şimdi sen mi aldın? Nathan? Ne oluyor? Ne oluyor? Kim var orada? Nathan? Ne oluyor? Nathan!
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için sevgililer gününü kana bulamış Denise Luthold davasını seçtim. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?
Nathan ve Denise Leuthold, İranoi'da üç çocuklarıyla mutlu bir hayat süren, herkesin imrendiği bir çiftti. Lisedeki aşkları evliliğe evrelen Leuthold çifti, şehir merkezinden uzak, mütevazı bir hayat sürüyorlardı. İkisi de çevreleri tarafından iyi insanlar olarak bilinirlerdi. Kiliseyle bağları çok sıkı olan Nathan ve Denise, aynı zamanda misyonerlik faaliyetleri sayesinde neredeyse bütün dünyayı gezmişlerdi. Hatta kötü ilişkilerden kaçan Litvanyalı genç kadınları, daha iyi bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için ABD'ye getiriyor, burada kalacak yer ve iş bulmalarına yardımcı oluyorlardı. Mutlu bir düzenleri vardı. Sosyal biçiftili youthholtlar. Sık sık dışarı çıkar, arkadaşlarıyla vakit geçirirlerdi. Nathan deneyisi başkalarının yanında her zaman onore ederdi. Onun kendisine yakışır bir eş olduğunu herkese göstermek isterdi. 14 Şubat 2013 Nathan o sevgililer günü herkesten önce uyandı ve camdan dışarı baktı.
Bir gecede her yer karlarla kaplanmıştı. Nathan kahvaltıyı hep beraber karı izleyerek yapmak için mutfak masasını hemen pencerenin önüne çekti ve sıcak çikolata yapmaya başladı. Özellikle küçük kızları Janelle sıcak çikolataya bayılıyordu. En çok da hava buz gibiyken. Nathan, Denise'i uyandırmadan önce çocukları uyandırdı. Banyolarını yaptırıp hazırladı. Çocukların neşesi evi ısıtmıştı. Dışarıdaki soğuğu hissetmiyordu Nathan. Denise hala uyanmamıştı. Onu uyandırmak için Nathan çocuklarla beraber yatak odasına girdi.
O gün Nathan her şeyin çok özel olmasını istiyordu. Denise'e bir sürpriz hazırlamıştı. Asla tahmin edemeyeceği bir sürpriz. Önce çocukları okula bırakacak, oradan da kiliseye gidecekti. Denise'den Janelle'i Crash'ten almasını rica etti. O sırada Nathan da eşine yapacağı sürprizi hazırlayacaktı. Denise başına geleceklerden habersiz, eşinin kendisine hazırladığı sevgililer günü sürprizi için hazırlık yapıyordu.
Günün ilerleyen saatlerinde küçük Janelle'in Crash'inden bir telefon geldi. Arayan Crash'in müdürüydü. Denise'in Janelle'i almaya gelmediğini söyledi. Nathan da ardından eşinden haber alıp almadıklarını öğrenmek için kayınpederini aradı. Kayınpederi Denise'e saatlerdir ulaşamadığını, aramalarına cevap vermediğini söyledi.
İsterse eve gidip Denise'e bakabileceğini, Janelle'i de okuldan alabileceğini söyledi. Nathan kayınpederinin sürekli anahtarla eve girmesinden ve çocuklarla haddinden fazla ilgilenmesinden çok rahatsızdı. Nathan sorun olmadığını, kendisinin kızını alacağını söyledi. Ardından Janelle'i crash'ten aldı ve Denise'i kontrol etmek için evlerine gittiler.
Saat 15.13, evin pencerelerinden biri kırıktı ve garajın kapısı açıktı. Janelle korkuyordu. Nathan ona sakin olmasını ve polisi arayacağını söyledi. Nathan hemen 911'i aradı ve garaj kapısının kırık olduğunu, eve birinin girmiş olabileceğini söyledi. Ancak evde eşinin olduğundan ve onun için endişelendiklerinden hiç bahsetmedi.
Polis olay yerine geldi ve evi incelemeye başladı. Ev dağıtılmış, bir takım elektronik eşyalar alınmıştı. Polisler bir hırsızlık vakası olduğunu düşündüler. Ancak polis memuru Richard Linticum, olay yerine girdiğinde orada bir hırsızlık yaşanmış gibi gözükmediğini düşündü.
Oturma odasındaki elektronik eşyalar çalınmamıştı ve çekmeceler yere atılmak yerine yere yerleştirilmişti. Bir olay yeri teknisyeni de evde herhangi bir boğuşma belirtisi olmadığını ifade etti. Ayrıca dolapta siyah bir eşofman üstü bulunmuştu ve bu eşofmanın üzerinde barut kalıntısı vardı. Nathan polislerle birlikte eve girdi ve evdeki üç silahtan ikisinin kaybolduğunu söyledi. Nathan'ın soğukkanlı tavırları polisin dikkatini çekti ve ondan şüphelenmeye başladılar. Bunun üstüne Nathan'ın arabasının bagajına bakmaya karar verdiler. İçeride dövizler, farklı güvenlik kutusu anahtarları ve çok sayıda sahte pasaport vardı.
Nathan'ın telefonunu da kontrol ettikten sonra Aina isimli bir kadına soyulmakla ilgili mesaj attığını ve kadının ilginç şeklinde yanıt verdiğini gördüler. Bu Nathan'ı sorgulamak için yeterli bir kanıt oldu. Onu sorgu odasına götürdüklerinde karısının başından vurularak öldürüldüğünü söylediler. Nathan bu haberle ilgilenmiş gibi görünmeye bile çalışmadı. Yüzünde en ufak bir şaşırma dahi yoktu. Herhangi bir duygu belirtisi göstermediği için dedektif aynı cümleyi tekrarladı. Ama Nathan aynı soğukkanlılıkla duruyordu. Bakın size onun öldüğünü söylerim. Eşiniz öldü tamam mı? Evet evet anladım.
Peki. İçeride değerli bir şey var mıydı? İçeride? Evde mi? Odanızda. Yani özellikle o odada. Hmm. Yoo. İki saat vardı. Benim iki saatim. Ama çok da önemli değiller yani. Birkaç yüz dolarlık bir şey.
Nathan hiçbir tepki vermiyordu. Dedektifin dikkatini en çok da Nathan'ın Denise'e hiçbir zaman karım ve eşim dememesi çekmişti. Denise'den hep o diye bahsediyordu ve konuyu sürekli kendisine getirmeye çalışıyordu. Ne kadar iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir vatandaş ve iyi bir Hristiyan olduğunu vurgulamaya çalışıyor, yaptığı yardımları anlatıyordu. Nasıl bir insan eşi öldükten sonra kendisinin ne kadar iyi biri olduğundan bahsedebilir ki? Bir katil mi?
Burada ufak bir ara veriyoruz. Ardından tekrar birlikteyiz. Altı saatlik bir sorgulamanın ardından Nathan birinci derece cinayetle suçlandı. Bir saniye, geri dönelim. Mesajlaştığı bir kadından bahsetmiştik. Kim bu ayna?
Nathan ve Denise Aina'yla Litvanya'da misyonerlik yaparken tanışmışlardı. Aina ve annesi sık sık kiliseye gelirlerdi. Aina da genellikle Leeutholtların çocuklarına bakımları konusunda yardım ediyordu. ABD'ye geri dönecekleri zaman, Leeutholtlar, müzik ve kilise işleriyle ilgilenen bir değişimi öğrencisi olarak Aina'ya sponsor oldu. Nathan bu genç kadınla fazla ilgileniyordu. En azından Denise böyle düşünüyordu.
Bunu Nathan'a söylediğinde ise gereksiz kıskançlık yapmakla suçlandı. Ancak Denise haklıydı. Nathan kısa sürede genç kadına takıntılı hale gelmişti ve onunla uzun süreli bir ilişkiye başladılar. Ina başlangıçta Nathan'la bir ilişkisi olduğunu inkar etmiş, ancak daha sonra Nathan'ın Chicago'ya yaklaşık 20 kez onu ziyarete geldiğini ve Nathan'la uygunsuz bir ilişkisi olduğu için başka bir üniversiteden atıldığını itiraf etmişti.
Nathan ve Aina'nın ortak bir banka hesapları da vardı. Bu hesap aracılığıyla Nathan ona yiyecek ve giyecek satın alıyor, ayrıca onun geçim masraflarını karşılıyordu. Yatak odasındaki ajandada Denise'in Nathan'a yazdığı bir mektup bulunmuştu. Denise bu mektubu Nathan ve arkadaşlarıyla akşam yemeğinden döndükten sonra yazmıştı. Nathan onu yine sudan sebeplerle küçük düşürmüştü. Başkalarının yanında her zaman kibar ve iyi bir eş olan Nathan, baş başa kaldıklarında her zaman bu kadar iyi değildi.
Notta, Nathan'ın 20 yaşındaki bir çocukla ortalıkta takıldığını ve onu küçük düşürdüğünü yazmıştı Denise. Nasıl oluyor da böyle düşünebildiğini anlamıyorum. Ama benim canımı bugüne kadar söylediklerinden daha fazla yıkacak bir şey yapabileceğini de hiç sanmıyorum artık. Bunları hak edecek ne yapmış olabilirim ya da ne yapmamış olabilirim ki? Ben gerçekten bilmiyorum artık. 17 yıldır seni memnun etmeye çalıştım ve asla başaramadım.
Hiçbir zaman yeterince iyi olamadım. Yaptıklarım sana hiçbir zaman yeterli gelmedi. Ve ölmemi istediğini biliyorum. Aptal değilim ama sen bana ölmeyi bile beceremiyorsun diyeceksin bunu da maalesef biliyorum. Ben bu ilişkide sürekli gururumu ayaklar altına aldım.
Bana ait olan bir şeyi geri kazanmak için kendimi defalarca küçük düşürdüm. Ben pes ediyorum artık. Artık seni memnun etmeye falan da çalışmayacağım. 20 yaşındaki biriyle ortalıkta dolaşarak beni küçük düşürmek mi istiyorsun sen? Hı? İyi. Ama ben küsmeyeceğim. 17 yıldır seni memnun edemediysem, şimdi yapacağım hiçbir şeyle de seni memnun edemeyeceğim ben. Biliyorum.
Ben bunun için sırf sen istiyorsun diye çocuklarımı falan da terk etmeyeceğim. Her fırsatta bana kötü bir anne olduğumu söylüyorsun. Ama bunu düşünen tek kişi sensin. Hiç tanımadığım insanlar bile benim anneliğime iltifat ediyor. Bu yüzden senin mükemmellik saplantına aldırmayacağım artık.
Ben her zaman olduğum kişiyim ve daha zayıf değilim. Hatta birçok yönden daha güçlüyüm. Bunda da senin oyunlarına aldanmayı reddediyorum artık ben. Her daim beni ihmal ettin, eleştirdin, hepsini sineye çektim. Ama şimdi de bu çıktı başıma. Ne kadar daha, ne kadar devam edeceksin? Daha ne kadar yapacaksın bunu bana? Ha? Aa, tamam evet. Ben ayrılana kadar. Doğru. Söylediğim buydu değil mi? Peki. İyi bekleyişler sana. Nathan'ın takdirini kazanmak gerçekten çok zordu. Denise artık bundan vazgeçmişti. Nathan'ın bir narsist olduğunu anlamıştı. Sessizlik!
Ruri, 20 yaşındaki Aina Doberleit'i de dinleyecekti. Aina, Nathan'la ana vatanı Litvanya'da 6 yaşındayken tanıştığını söyledi. Sonra 18 yaşına geldiğinde, Nathan onu okuması için Amerika Birleşik Devletleri'ne getirdi. Nathan'ın masraflarını karşıladığını, onu gezilere çıkardığını, onunla atış yapmaya gittiğini, ancak bir gece bile onunla kalmadığını söyledi.
Nathan'a ona aşık olduğunu asla söylemediğini iddia etti. Ancak eyalet savcısı Jerry Brady büyük bir kanıtla karşısına çıktı. Peki bu mesaja ne diyeceksiniz? Sizin tarafınızdan Nathan Lloyd Holt'a gönderilmiş. Şöyle yazıyor. Seni hayal kırıklığına uğrattığım farkındayım. Şu andan itibaren bu ilişki için elimden geleni yapmak istiyorum. Hayatında olduğun için çok mutluyum. Ben böyle bir mesaj göndermedim.
Hepsinin kaydı var Bayan Ayna. Sayın Yargıç, aynı konuşmada Deniz'in öldürülmesinden sonra sanık Nathan Lloyd Holt'un tanık Ayna Dobilay'da polisle konuşmamasını söylediği mesajlar da var. Buyurun, bakabilirsiniz. Bunların üstüne, Nathan'ın hücre arkadaşı David Smith, Nathan'ın aleyhine ifade verdi. Nathan'ın karısını başından vurduğunu ve sonra da olaya hırsızlık süsü verdiğini kendisine itiraf ettiğini jüriye söyledi. Nihayetinde jüri, Nathan Lyoth oldu, Denise Lyoth oldu öldürmekten suçlu buldu. Karara varmaları sadece 90 dakikalarını aldı. Nathan, 80 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Nathan Lloyd Holt, yıllarca yasalara saygılı bir vatandaş olmuşsunuz. Hep iyi şeyler yapmışsınız. Ama bu yaptığınızla hepsini bitirdiniz. Kendinizi yok ettiniz. Siz kendi çocuklarınızın evinde annelerinin canına kıydınız. Ötesi var mı? O ev sizin çocuklarınızın belki de güvende hissettiği tek yerdi. Kendinizden utanmalısınız. Sizin artık bir isminiz bile yok. Sadece bir numarasınız artık. Bunu unutmayın. Soğuk, gri ve izole bir rücede yapayalnız öleceksiniz.
Cinayetin haberi medyada birçok yerde, metresine sevgililer günü hediyesi olarak karısını öldürdü şeklinde yayınlandı. Bu başlıkları düşününce olay insanın tüylerini daha da diken diken ediyor. Bir insanın hayatındaki herhangi bir şeye çözüm olarak cinayeti görmesi, herhangi bir sebebin ona cinayet hakkını verdiğine inanmasını asla aklım almıyor. Özellikle de diniyle bu kadar içli dışlı olan ve sözde inançlı birisinin bunu yapmış olması büyük bir ironi.
Düşünün, öyle gözünüz kararıyor, öyle bencilleşiyorsunuz ki, sırf başka birisiyle birlikte olabilmek için bir insanı öldürmeyi kendinize hak görüyorsunuz. Bunun üç küçük çocuğunuza yaşatacağı travmayı bile göremeyecek kadar körleşiyorsunuz. Düşüncesi bile içimi yakıyor resmen. Böyle insanları hiçbir zaman anlayamayacak bir karakterde ve mentalitede olduğumuz, güvenli ve sağlıklı ilişkilere sahip olduğumuz hayatlar yaşamamız dileğiyle.
Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.