Podcast

41 - Benim Berbat Hayatım: Rachelle Waterman

Karanlık Dosyalar

3 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Lauri Waterman, eşi Carl ve kızı Rachelle ile huzurlu bir hayat yaşıyordu. Lauri'nin ergenliğe girişiyle birlikte evdeki huzur bozulmaya, tartışmalar artmaya başladı. Tartışmaların artışı Waterman ailesini geri dönülemez bir noktaya götürecekti...

*Bu bölümdeki bazı unsurlar rahatsız edici olabilir*

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Hazal Beril Çam, Ant Arın Şermet, Sezgi Aksu
Ses Tasarımı ve Kurgu: Can Birgehan
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Rachelle Waterman: Cemre Kaboğlu
Lauri Waterman: Tülin Özen
Carl Waterman: Tansu Biçer
Brian: Can Birgehan
Rachelle'in arkadaşı: Hazal Beril Çam



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.485 kelime · ~12 dk okuma

48 yaşındaki Lori Waterman bir aydır kayıp. Arama çalışmaları devam ediyor. Lori Waterman'ın yanmış cesedi ormanda bulundu. Lori Waterman cinayeti gizemini koruyor. Lori Waterman'ın cinayetiyle ilgili son dakika gelişmeleri elimize ulaştı. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için Lori Waterman davasının sır perdesini aralayacağım. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?

Waterman ailesi Amerika'nın Alaska eyaletindeki Prince of Wales adasında yaşayan sıradan bir aileydi. Mutlu bir çift olan Carl ve Lori Waterman çocuklarını adanın en büyük kasabası Craig'de büyüttü. Burası herkesin birbirini tanıyıp kolladığı bir kasabaydı. Komşuculuk ölmemişti. Abisi Jeffrey ile beraber oyunlar oynayarak mutlu bir çocukluk geçiren Rachel, öğretmenlerinin de gözbebeğiydi.

Watermanlar inançlı bir aileydi. Her pazar kiliseye gider dua ederlerdi. Rachel ve Jeffrey, anne ve babaları günah çıkartırken bekleyen diğer çocuklarla kilisenin bahçesinde oyunlar oynardı. Arkadaşlarının çoğu kilisedendi. Rachel'in

Transkriptin tamamını oku

annesi Laurie, kilise için yardım kampanyaları düzenlerdi. Hatta Craig'de manastır yaptırmak için faaliyetlere bile başlamıştı. Laurie sıcakkanlılığı ve yardımseverliğiyle kasabada çok sevilirdi. Babası Carl ise eşi Laurie kadar sosyal değildi. Düzenli olarak kiliseye gider ve vaktinin çoğunu ailesiyle geçirirdi. Özellikle pazar akşamları tüm aileyle beraber yemekte olmaya özen gösterirdi. Abisinin üniversite için şehir dışına gitmesiyle yalnızlaşan Rachelle, ergenlik yıllarında asileşmeye başladı.

Koyu renkle giysiler giyer, çeşitli piercingler takardı. O tatlı kız artık tatlı olmak istemiyordu. Rachel kendine yeni uğraşlar arıyor, bunun için araştırmalar yapıyordu. Yeni ilgi alanı da vika öğretisi ve cadılıktı. Rachel'in bu alışkanlıkları özellikle annesini çok rahatsız etmişti.

Bu denli muhafazakar bir ailenin, özellikle kilisede bu kadar aktif çalışmalar yürüten Laurie'nin kızının yeni tarzını benimsemesi mümkün değildi. Ona kiliseye gitmesi, piercinglerini çıkartması ve eski kıyafetlerini giymesi konusunda daha fazla baskı yapmaya başladı. Laurie, kilisedekilerin Rachelle hakkında ne düşünecekleri konusunda oldukça endişeliydi. Carl ise bunu çok sorun etmiyordu.

Lori ile ufak tefek çatışmalar yaşasalar da huzurlu hayatlarına devam edebiliyordu. Her şey Rachel kendinden yaşça büyük erkeklerle çıkmaya başladığı zaman değişti. Rachel reşit değildi. Ancak çıkmaya başladığı kişiler reşitti. İlginç bir şekilde Rachel'in çıktığı kişilerin ortak özelliği kumral, kısa boylu ve uzun burunlu olmalarıydı.

Peki, Rachel'in çevresinde çıktığı çocuklar dışında böyle biri var mıydı? Evet, vardı. Babası kısa boylu, kumral ve uzun burunlu biriydi. Rachel'in annesi Lori, kızı için çok endişeliydi. Onunla konuşup bu kişilerin kendisinden faydalanmaya çalıştığını, bu ilişkilerin doğru olmadığını anlatmaya çalışıyordu.

Bu ilişkilerin yasal olmaması bir yana, Rachel ergenlik çağındaydı. Ve duygusal açıdan savunmasız bir dönemdeydi. Bundan ötürü zarar görebilirdi. Babasıysa durumdan haberdar olsa da Rachel'e kızmamıştı. Senin de bir şeyler söylemen lazım Carl. Kızın beni dinlemiyor. Ne söyleyebilirim Lori? Senin yüzünden benden nefret ediyor. Abartıyorsun Lori, ergenlik bu. Hepimiz yaşadık.

Raşel, 16 yaşını sabırsızlıkla bekliyordu. Reşit olduktan sonra kimse ona bir şey diyemeyecek, o da istediğini yapacaktı. Raşel, 16 yaşına geldiğinde ailesi için her şey daha da zorlaştı. Yasaların gözünde artık yetişkin bir birey olduğundan ailesinin yapabilecekleri maalesef ki çok sınırlıydı. Evin içinde tartışmalar arttığı için artık kimsenin huzuru kalmamıştı.

Rachel ise bu süreçte kendine bir blog oluşturdu. Bu blog onun için bir savunma mekanizmasının iteneğindeydi. Rachel tüm öfkesini, kırgınlığını bu sayfalara akıtıyordu. O kadar yoğundu ki duyguları ne kadar yazsa da dinmiyordu. Hayatından, okulundan, yaşadığı kasabadan ve en çok da annesinden nefret ediyordu. Yazılar da zaten bunlarla ilgiliydi.

Blogunun adı, Türkçesi, benim berbat hayatım olan My Crappy Life'tı. Ben hiçbir şeyim. Ben bu kişi olmak için yaratılmadım. Onların olmamı istediği kişiye dönüştüm. Rachelle ile Lori'nin arası iyice bozulmuştu. Bu süreçte arkadaşlarına annesinin ona psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığını anlatmaya başladı.

Söylediğine göre annesi kilo vermesini istediği için Raşel'i aç bırakırdı. Hatta bir keresinde onu merdivenlerden aşağı itmişti. Raşel bu konuda şunları yazdı. Dün gece annem olacak kadın kafayı yedi, beni resmen evden kovdu. Ben de bir arkadaşımın evine gittim. Bunu öğrenince de çıldırdı. Birini anlatırım diye korktu herhalde. Hemen eve gelmemi istedi.

Nasıl da sevgi dolu bir aile değil mi? Eve geldiğimde resmen uçuyordum. Tabii merdivenlerden aşağı. Rachel'in arkadaşları ise ona inanmakta güçlük çekiyordu. Çünkü anlattıklarında tutarsızlıklar vardı. Hepsi Lori'yi tanıyordu. Eve geldiklerinde her zaman güler yüzlü olan Lori, onlara kek yapar ve onlarla uzun uzun sohbet ederdi. İnanç konularına girdiğinde bazen lafı uzatması onları sıkıyordu, o kadar. Başka hiçbir sorunu yoktu. Hal böyle olunca Rachel'in anlattıklarına pek de inanmıyorlardı.

Şüphe duymalarının diğer bir sebebi ise Lori'yi yıllardır tanımalarına rağmen onun bir kez bile sinirlendiğini görmemiş olmalarıydı. Ya bu çok güzel olmuş. Bir dilim daha alabilir miyim? Çok yedim ama. Ay olur mu? Tabii tabii. Sizin için yaptım. Eee? Arkadaşına ne yaptınız? Aranızı düzelttiniz mi? Yani evet. Benim de birkaç hatam olmuştu. O da özür diledi. Ben de diledim. Düzelttik yani. E ne güzel işte. Üzmeyin yavrum birbirinizi.

Hem Steven ailesi de çok düzgün insanlar. Ben tanıyorum hepsini. Hem yaşı yaşına, boyu boyuna. Değil mi? Daha ne olsun? Öfff! Hadi abi çıkmıyor muyuz artık ya? Yeter! Çok yedin! Kaç sen kaç! Hemen kaç! Bölüme ufak bir ara verirken sizi bu ayki partnerimizle tanıştıracağız. Ardından tekrar birlikteyiz. Rochelle annesinin başkalarının yanında Melek, evde ise şeytan olduğunu söylüyordu.

Arkadaşları da, madem öyle bunları polise anlatmalısın dediğinde ise, o buna pek sıcak bakmıyordu. 14 Kasım 2014, Cuma. Raşel, annesi olmadan babasıyla baş başa vakit geçirmek istiyordu. Okulun voleybol takımının kaptanı olan Raşel, gidecekleri deplasmana babasıyla beraber gitmek istediğini söyledi. Babası, pazar akşam yemeğine kadar eve dönmüş olmaları koşuluyla kızıyla beraber maça gitti.

Lori'nin planı evde tek başına huzurlu bir gün geçirmek ve Rachel'in en sevdiği tatlı olan böğürtlenli turtayı yapmaktı. Ancak işler istediği gibi gitmedi. Carl ve Rachel çok güzel vakit geçirmişlerdi. Rachel çok mutluydu ve bunu çok daha sık yapmak istiyor, annesinin bunun önündeki engel olduğunu düşünüyordu. Pazar akşam yemeğine yetişebilecek saatte çıkmış olmanın verdiği rahatlıkla Carl arabada güzel bir şarkı açtı.

Eve gittiğimizde annenin senin için yaptığı şeyi görünce kendinden geçeceksin. Ne yapmış? Tahmin et. Birdlande turt ama. Evet. Harika değil mi? Değil. Her defasında aynı şey. Bıktım artık. Eve yaklaştıklarında, Raşel babasından önce kendisini eve bırakması, sonra da ona kızarmış tavuk alması için ısrar etti. Karl onu kıramadı ve kızını eve bırakıp kızarmış tavuk almaya gitti.

Aradan 45 dakika gibi bir süre geçmişti. Carl eve döndüğünde, Rachel koltuğa yayılmış televizyon izliyordu. Lori ortalıkta yoktu. Mutfakta boş bir şarap şişesi ve böğürtlenli turta duruyordu. Bu pazar, o akşam yemeğini yemeyeceklerdi. Rachel, annen nerede? Bilmem. Bu şişe ne böyle burada? Bilmem, annem içmiştir.

Raşel, annen ne zamandan beri içki içiyor? Not falan bırakmamış mı? Nereye gidecek ki bu saatte? Valla ben bilmiyorum. Geldiğimde kimse yoktu. Sen tavuğu aldın mı? Hiç böyle şey yapmazdı. Al, burada.

Kola almadın mı baba? Carl cevap vermedi. Yatak odasına girdi. Yatak dağınık değil, aksine yeni düzenlenmişçesine düzgündü.

Ama bazı eşyaların yeri değişmişti. Carl kendini daha fazla tutamayıp paniğe kapılarak koşar adımlarla aşağı indi. Roşe ben annene bakmaya çıkıyorum. Nereye gidiyorsun? Ya bir arkadaşına falan gitmiştir. Dur dur tamam ben de geleyim. Tavuktan bir but daha aldı ve babasının peşinden arabaya bindi.

Karl ve Rochelle her yerde Laurie'yi aradılar. Ancak çabaları boşunaydı. Laurie hiçbir yerde yoktu ve kimsenin ondan haberi de yoktu. Karl bunun üzerine polisi aradı.

Polis derhal bir arama çalışması başlattı. Bilerek ortadan kaybolmak Lori'nin yapacağı bir şey değildi. Eşini seven, ailesine ve cemaatine sıkı sıkıya bağlı bir kadındı. Kaybolduğunu duyan herkes Lori'nin başına bir şey gelmiş olmasından endişe duydu. Rachelle bu süreçte bir şey olmamış gibi okuluna gitmeye devam etti. Carl ise işe gitmeyip evde kaldı. Sürekli polislerle iletişimdeydi.

Polis Waterman'ların evine arama yapmak için geldi. Geldikleri gibi de endişelerinin artmasına neden olacak kanıtlar buldu. Yatak odasında yırtılmış bir lateks eldiven ve sentetik bir ip parçası vardı. Bu gelişme sonrası Lori'nin kaçırıldığına hatta daha kötüsü canından olduğuna dair korkular arttı. Hemen ailesi ve arkadaşları Lori için gönüllü olarak aramalara katıldılar.

Bütün kasaba alarma geçmişti. Kilise bile adeta Lori için çalışıyordu. Çok geçmeden bir şeye ulaştılar. Waterman ailesinin evinden 64 kilometre uzaklıkta yanmış bir araç vardı. Aracın Lori Waterman'a ait olduğu polis tarafından belirlendi. Polis arka koltukta yanmış insan kalıntıları buldu. Kalıntıların kimliğinin belirlenmesini beklerken Lori'yi tanıyan kişilerle görüşmeye başladılar.

Karl ve Rachel'in şüpheli olmadıkları çabucak belirlenmişti. Fakat yine de onları da sorguladılar. Amaç, Lori'nin genel rutini, karakteri, çevresi hakkında bilgi edinmekti. Rachel, sorgu sırasında annesiyle arasının çok iyi olduğunu söyledi. O sırada polisin önünde Rachel'in blog'u açıktı. Blogunda sayfalarca annesinin ona şiddet uyguladığını yazmasına rağmen polise bunlardan bahsetmedi.

Ayrıca sevgilisi hakkında da yalan söylemişti. Sevgilisi Jason, Rachel'in okulunda hademeydi ve kendisinden 8 yaş büyüktü. Bugüne kadar ki diğer tüm hademelerden daha yakışıklı ve gençti. Başka birçok iş yapabilecek kalibrede bir insandı. Ancak o, lisede hademe olmayı tercih etmişti. İlginç değil mi? Rachel, Jason'la görüşmek için elden gizlice kaçardı.

Bu görüşmelerde Jason'ın en yakın arkadaşı Brian'la da görüşürdü. Üçü sürekli bir aradaydı. Ancak işin şöyle bir tarafı da vardı. Brian da bir zamanlar Rachel'le sevgiliydi. Ancak Jason'la ilişkilerini umursamıyor gibi görünüyordu.

Bir araya geldiklerinde, Rachel sürekli annesinden gördüğü şiddetten bahsediyordu. Kendisini öldürmeyi düşündüğünü bile söylemişti. Jason'la olan ilişkisini öğrendikten sonra Lori, kızını korumak için onun evden çıkmasını yasaklamış, Jason'ı okul idaresine şikayet etmişti. Jason, Lori'ye sevgilisiyle görüşmesine izin vermediği, onu işinden ettiği ama en çok da Rachel'e şiddet uyguladığı için öfkeliydi.

Polis, Rachel'in yalan veya eksik ifade verdiğinin farkındaydı. Böylelikle, Jason ve Brian'ı daha derinlemesine araştırmaya karar verdiler. Jason ve Brian'ın öz kardeş olduklarını ve ikisinin de 18 yaşından küçük kız çocuklarıyla cinsel ilişkileri olduğunu öğrendiler. Bu kızların çoğu 15 yaşındaydı.

İkisi de sürekli küçük kızlarla tanışıp ilişki kurabilecekleri ortamlarda bulunuyorlardı. Hatta Jason belki de bu yüzden Hademe olmayı seçmişti. Brian'la Rachel bir partide tanışmış ve ilişkiye başlamışlardı. Kısa süre sonra ilişkilerinin bitmesinin ardından Brian, Rachel'i Jason'la tanıştırmıştı. Sanki bir şebeke gibi çalışıyorlardı. 24 yaşındaki Jason, Rachel'e karşı oldukça sahiplenici bir tavır benimsedi.

ona karşı fazlasıyla kontrolcüydü ve üzerinde bir otorite kurmuştu. Polis, Brian ve Jason'a dair bilgilere ulaşırken beklenen o haber geldi. Yanan araçtaki cansız bedenin Lori Waterman'a ait olduğu dental kayıtlar sayesinde belirlendi. Polis Jason'la görüştüğünde, cinayetin yaşandığı gece boyunca Brian'la 1987 tarihli The Princess Bride filmini izlediklerini söyledi.

Kısa süre sonra ilk verdiği ifadeyi unutup hikayesini değiştirdi. Yeni ifadesinde hafta sonu Brian'la takıldıklarını ancak gece kendi evinde uyuduğunu söyledi. Sonraki gün polise bir telefon geldi. Arayan kişi bir otoparkta siyah kapişonlu maskeli bir adam tarafından saldırıya uğradığını söyledi. Bana bak. Seni bir daha Rachel'in yanında görmeyeceğim. Ona yaklaşırsan seni sucuk yapar tosta basarım. Anladın mı lan?

Boynunda da çizik şeklinde bir yara vardı. Maskeli adam için verilen eşkal Jason'a benziyordu. Jason'la Brian tutuklandılar ve Jason suçu Brian'a attı. Lori Waterman'ı Brian'ın öldürdüğünü söyledi. Polis Jason'dan üzerinde bir ses kayıt cihazıyla Brian'a cinayeti itiraf ettirmesini istedi. Jason bu isteği kabul etti ve işe koyuldu.

Ancak Brian'la konuşmaları sırasında kendisinin de suçlu olduğunu ağzından kaçırdı. Beceriksiz ve umutkan bir suçlu kadar polislerin işini kolaylaştıran bir şey olamazdı. Nitekim polis ikisini de Lori Waterman'ı öldürmekle suçladı. İkisi de direnmeden suçlarını itiraf ettiler. Brian, Lori'nin Rochelle'e şiddet uyguladığını söyledi.

Jason, Brian'a Lori'nin kızını aç bıraktığını, dövdüğünü ve ona işkence ettiğini anlatmıştı. Brian da geçmişte şiddete maruz kalmıştı. Bundan ötürü öz kardeşiyle birlikte bu olaya müdahale edip, çaresiz kızı kurtarmayı kendilerine görev edindiler. Jason'la Lori'yi öldürmek için plan yapmaya başladılar. Brian, bunun sırf Rachel'i kurtarmak için olduğuna inanmıştı. Jason, Rachel'le kafayı bozmuştu.

Laurie Waterman'ı Rachel'in hayatından tamamen çıkartacak ve bu sayede onun üzerindeki tek otorite figürü olacaktı. Annesi onu korumak için araya giremeyince de Rachel tamamen Jason'ın kontrolü altına girecekti. Bundan ötürü Brian'a Rachel'in uğradığı şiddetten bahsetmeye başladı. Ona Laurie Waterman'ı bir an önce öldürmesi gerektiğini söyledi.

Brian bu şiddeti kendisine kanıtlamasını talep etti. Jason da bir Skype görüşmesi sırasında Rachel'in annesinden şiddet gördüğüne bizzat şahit olduğunu, Lori'nin kızını beysbol sopasıyla dövdüğünü söyledi. Bunu duyan Brian, cinayet planını kabul etti. Cinayeti işlemek için çeşitli yöntemler düşündüler.

Cinayetten bir ay önce Brian, Laurie'yi vurmaya çalıştı. Ancak silahının bir parçasını yanına almayı unuttuğunu fark etti. Bu sayede Laurie o gün hayatta kaldı. Başka bir günde eve girip Laurie'yi bıçaklamayı planlamıştı. Ancak Brian eve vardığında içeride bir sürü misafir olduğunu görüp kaçtı.

Bu başarısız girişimlerin ardından Jason, Rachel'e Brian'ın Laurie'yi öldürmeye çalıştığını anlattı. Rachel ise onlara bir daha böyle bir şeye kalkışmamaları için yalvardı. Ancak onu dinlemediler. Carl ile Rachel'in voleybol maçı için kasabadan ayrıldıkları o hafta sonunda Brian, Waterman'ların evine gitti. İçeri girmek için elinde çok fazla opsiyon yoktu. Ya üst kata tırmanıp camdan girecekti ya da kedi kapısını kullanacaktı.

Üst kata tırmanması, komşuların onu görmesi ve yakalanması demekti. Bu sebeple tercihini kedi kapısından yana kullandı. Laurie sesleri duymuştu ve eve giren kişiyi aramaya başladı. Brian ise ondan saklanmaya çalıştı. Brian'ı arkası dönük halde gören Laurie, onu eşi zannetti.

Carl, siz erken mi geldiniz? Boyuyla, burnunun şekliyle gerçekten de Carl'a çok benziyordu. Bunu fırsat bilen Brian, Lorion'a yaklaştığı an onu bağladı ve ağzını eliyle kapattı. Ne oluyor? Sen, sen, sen kimsin? Sesini çıkarma. Söylediklerimi yap. Seni burada gebertirim. Kimsenin de ruhu duymaz. Kes dedim sesini.

Şimdi ağzını açacağım. Bu şişenin hepsini kafana dikeceksin. Tek seferde. Anlaşıldı mı? Sakın bağırayım deme kafanda kırarım bu şişeyi. Planı sarhoş halde Lori'yi araba sürdürmek ve sonrasında kaza yaptırmaktı. Böylelikle cinayete kaza süsü verecekti. Bütün şişeyi içirdikten sonra Brian, Lori'yi alıp dışarıda Jason'la buluşmaya götürdü.

Belli ki planlarında bir aksilik yaşanmıştı. Belki de Lori'yi sürücü koltuğuna oturtmayı başaramamışlardı. Bundan ötürü ikisi birden Lori'nin boynunu kırmaya çalıştılar. Ancak başarısız oldular. Lori'nin boynunu kırmayı beceremeyince vahşice bir ölüm planı yaptılar. Planları kadını öldüresiye dövüp bilincini kaybettirmekti.

Ancak Laurie bundan da canlı çıkmayı başardı. Ölüme direniyordu. Ardından Brian sinirini kontrol edemeyerek Laurie'yi boğarak öldürdü. Laurie öldükten sonra onu arabanın arka koltuğuna yerleştirdiler. Uzak bir yere gittiler ve arabayı ateşe verdiler.

Polis bu vahşet hakkında Rachel'i sorguladığında, Rachel olayla hiçbir bağlantısının olmadığını söyledi. Telefonundaki mesajlar incelendiğinde, Rachel'in Jason'a o hafta sonu babasıyla kasaba dışında olacağını söylediği bir mesaj bulundu. Annesinin kaybolduğu gün de okulda biraz garip davranışlar sergilemişti. Hatta bazı arkadaşlarına, annesinin büyük ihtimalle sarhoş halde araba kullanırken kaza yapıp bir yerlerde öldüğünü düşündüğünü söylemişti.

Ancak Lori'nin alkol almadığını göz önüne alırsak kızının böyle bir şeyi iddia etmesi de çok garipti. Rachel'in şüpheli ifadeleri polisin dikkatini çekti. Ve Rachel'i de Jason ve Brian'la birlikte bu cinayete karışmış olmaktan sorguladılar. Jason başlarda Rachel'i savunsa da daha sonra onlardan annesini öldürmesini Rachel'in istediğini söyledi.

Brian duruşmalar sırasında çok pişmandı ve perişan haldeydi. Sürekli bunları sadece Rachel'in hayatını tehlikede olduğunu sandığı için yaptığını söylüyordu. Brian en az 33 yıl olmak üzere 99 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Jason Brian'ı suçlamaya devam etti ancak suçlu olduğunu da kabul etti.

O da en az 16 yıl olmak üzere 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Rachel, olaylarla hiçbir alakasının olmadığını iddia etmeye devam etti. Ancak sonunda yaşananları kabul etti ve annesinin aslında ona şiddet uygulamadığını söyledi. Hem Jason hem de Brian onun aleyhinde ifade verdiler. Ancak jüri ortak bir karara varamadı. Rachel, ihmal suretiyle kasten adam öldürmekten suçlu bulundu.

Sadece 3 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. Sizce verilen cezalar yeterli miydi? Raşel'in sadece 3 yıl hapis cezası alması konusundaki düşüncelerinizi merak ediyorum. Bana sorarsanız annesine karşı beslediği nefretin sonucunun böyle olacağını tahmin etse bile yakalanacağını düşünmemişti. Peki annesine karşı bu kadar nefret beslemesinin sebebi neydi? Onu babasından mı kıskanıyordu?

Yakalanmış olmasına rağmen sadece üç yıllık bir ceza alması bana kararın pek de adil olmadığını düşündürdü. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Hıh.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)