
1.669 kelime · ~8 dk okuma
Selamlar hepinize sevgili karanlık dosyalar dinleyenleri. Hayatımıza kaldığımız yerden devam etmenin anlamını kaybettiği bu zor günlerden hep beraber geçiyoruz. Birbirimize destekle, omuz omuza. Hepimize tüm içten dileklerimle geçmiş olsun diliyorum. Kayıplarımız için başımız sağ olsun. Bana, bize ihtiyaç duyduğunuz anda buluşmak üzere çalışmaya devam edeceğiz.
Mücadele ve dayanışmayla zor günlerimiz üzerine güzel bir gelecek inşa edeceğiz. Umutsuzluğumuzu umuda çevireceğiz. Bölüme geçmeden bu ortak hissiyatımızı Karanlık Dosyalar podcastini beraber hazırladığımız Pod B medyayla dile getirerek bölümü açmak istedik. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bu hafta 20. yüzyılda Fransa'da yaşanan en karanlık gecelerden birine gideceğiz.
Bu gecenin kahramanları olan Papen kardeşleri tanımaya hazır mısınız? Fransa'nın motorsporlarıyla tanınan Le Mans kentinde anne Clemence der ve baba Gustave Papin'in çocuğu olarak dünyaya gelen Papin kardeşler sorunlu bir aileye doğmuşlardı. Söylenenlere göre Clemence'ın Gustave ile birlikteyken onun işvereniyle de bir ilişkisi vardı. Ancak Clemence hamile kaldıktan sonra Gustave Ekim 1901'de onunla evlendi. Beş ay sonra ilk kızları Amelia doğdu. Clemence'in işvereniyle hala ilişkisi olduğundan şüphelenen Gustave başka bir şehirde yeni bir iş bulup ailesini oraya taşımaya karar verdi. Ancak Clemence, Laman'dan ayrılmaktansa kendi canına kıymayı tercih edeceğini söyledi. Bunun ardından evlilikleri daha da kötüleşti ve Gustave çözümü alkol şişelerinde buldu.
Christine, 8 Mart 1905'te doğdu. Ancak annesi ona bakmıyor, sevgi göstermiyordu. Bundan ötürü Christine, doğumundan kısa bir süre sonra halasıyla amcasına verildi. Onlarla 7 mutlu yıl geçirdi. Christine'in küçük kardeşi Leah, 15 Eylül 1911'de doğduktan birkaç hafta sonra dayısına verildi ve dayısı hayatını kaybedene kadar onunla yaşadı.
1912'de 10 yaşındaki Emilia, Gustave'ın ona tecavüz ettiğini iddia etti. Ancak Plemens, Emilia'nın babasını baştan çıkardığına inanıyordu. Bu yüzden onu Bonpasteur Katolik Yetimhanesi'ne gönderdi. Bu yetimhane, gaddarlığı ve disipliniyle tanınan bir yerdi. Kısa bir süre sonra Emilia'ya Christine ve Leia da katıldı. 15 yaşına kadar orada yaşayacaklar, sonrasında da bir iş bulacaklardı.
1918'de Emilia bir manastıra girmeye karar vererek ailesiyle olan ilişkisini fiilen sonlandırdı. Tespit edilebildiği kadarıyla hayatının geri kalanını da orada geçirdi. Christine de yetimhanede kaldığı süre boyunca rahibi olması için teşvik ediliyordu. Fakat Clemence buna tahammül edemedi. Christine ve Leia'ya rahibi olmayı yasakladı. İşe girip çalışmalarını istiyordu.
Christine, manastırda çeşitli ev işleri konusunda eğitim almıştı. Bu eğitim, onun bir eve yatılı hizmetçi olarak girmesini kolaylaştırmıştı. Christine, söylenenlere göre çalışkandı ve iyi bir aşçıydı. Ancak bazen emirlere karşı geliyordu. Bu da onun başlayacak husuruydu. Leah, sessiz, içe dönük ve itaatkar olarak tanımlansa da Christine'e göre daha az zeki olduğu düşünülüyordu. Yine de işverenler kızların işlerinden memnundu.
Ancak anneleri Clemens, maaşlarından memnun değildi ve onları daha iyi ücretli işler aramaya zorladı. Kız kardeşler, Löman'daki çeşitli evlerde hizmetçi olarak çalıştılar. Mümkün olduğunca birlikte çalışmayı tercih ettiler. 1926'da Christine ve Leia, Lansel'in ailesinde hizmetçi olarak yatılı pozisyonlar buldular. Evde emekli bir avukat olan Monsieur René Lansel'in, eşi Madame Leonie Lansel'inle küçük kızları Genevieve yaşıyordu. Büyük kızları evliydi.
Birkaç aylık mükemmel hizmetin ardından Christine, Madame Lancelin'i, Leia'yı oda hizmetçisi olarak işe almaya ikna etti. Lancelin ailesi, Le Mans şehrinde Rue Bruyere 6 numarada iki katlı güzel bir evde yaşıyordu. Anlatılanlara göre aile onlara iyi davranıyordu. Kızlar aileyle aynı yemeği yiyor, ısıtmalı bir odada yaşıyor ve o zaman için makul bir ücret alıyorlardı.
Aslında Lanselinler böylesine özverili ve çalışkan yardımcılara sahip oldukları için Fransız üst zümresi tarafından kıskanılırlardı. İki kız hayatlarını çalışmaya adamıştı. Ancak anlatılanların aksine kız kardeşlerin işverenleriyle alışılmadık bir ilişkisi olduğu için Lanselin evinde her şey yolunda değildi. Birincisi, orada çalıştıkları 7 yıl boyunca kızlar René Lanselinle hiç konuşmamıştı.
Onlar Rene'nin eşi Madame Lancelin'den emir alırdı. Hatta bu emirler yazılı talimatlar halinde verilirdi. Leonie aynı zamanda mobilyaların tozunun alındığından emin olmak için mobilyalar üzerinde rutin olarak beyaz eldiven testleri yapıyordu. Mükemmellik talep eden bir kadındı. Christine ve Leia aile için çalışmaya başladıktan birkaç yıl sonra Madame Lancelin depresyona girdi ve kızlar onun akıl hastalığının hedefi haline geldi.
Madame Lancelin'in temizlik kontrolleri bir saplantı haline gelmişti. Madame Lancelin'in kızlara fiziksel olarak saldırdığı bildirilen çeşitli durumlar bile vardı. Söylenenlere göre zamanla istismar daha da kötüleşti. Cinnet halindeyken kızların kafalarını duvara vuruyordu. 2 Şubat 1933 Perşembe akşamı Monsieur Lancelin bir aile dostunun evinde akşam yemeği için Madame Leoni ve Genevieve ile buluşacaktı.
Madame Leoni ve Genovy o gün alışverişe çıkmışlardı. Ailenin akşam geç saatlere hatta belki de sonraki sabaha kadar eve dönmesi beklenmiyordu. İki kardeş gün içerisinde işlerine devam ettiler. Bu işlerden biri de tamirhaneden ütüyü almaktı. Ancak eve getirip ütüyü elektrik prizine taktıklarında bir sigorta attı. Lanselinlerin akşam geç saatlere kadar eve dönmeyeceklerini düşünerek onarmak için sabaha kadar beklemeye karar verdiler.
Ancak Leonie ve Genevieve beklenmedik bir şekilde eve döndüler. Eve döndüklerinde evde hiç ışık yanmıyordu. Papen kardeşler, Madame Lancelin'e elektrik kesintisinin Christine'in bozuk bir ütüyü fişe takmasından kaynaklandığını açıkladılar. Madame Lancelin bunu duyunca fazlasıyla sinirlendi ve kız kardeşlere saldırdı. Christine ilk başta karşı koymamaya çalışsa da sabrı taştı.
madem Leone'nin kafasında kalaylı bir sürahi kırdı. Bunu gören Genevi'ye, Christine'e saldırmak için annesinin yardımına koştu. Kontrolünü kaybeden Christine iddiaya göre, onları öldüreceğim diye bağırmaya başladı. Yaşananları duyan Leia, tavan arasından aşağı koştu ve Leone'ye saldırdı. Christine ise bu sırada onu kışkırtıyordu. Leone'nin kafasını yere vur ve gözlerini oy diye bağırdı.
Kardeşinin isteğini kabul eden Leia denileni yaptı. Christine ise Genevieve'e saldırdı ve onun gözlerini oydu. Ardından Christine aşağıya mutfağa koştu. Mutfaktan bir bıçak ve bir çekiç aldı. Her iki silahı da üst kata getirdi. Bir noktada kardeşlerden biri halaylı ağır bir sürahi kaptı ve onu her iki kadının kafasına vurmak için kullandı.
Bu vahşet yetmezmiş gibi kurbanların kalçalarını ve baldırlarını parçaladılar. Tam olarak gözleri dönmüştü. Katiller kendilerini temizlediler. Evdeki her kapıyı kilitlediler. Odalarında bir mum yaktılar ve kaçınılmaz sonu beklemeye koyuldular. Bir süre sonra Mösyö Lansel'in eve döndüğünde evin karanlık olduğunu gördü.
Karısının ve kızının davet edildikleri akşam yemeğine gitmek için çoktan evden ayrıldığını düşünüp yemeğin olduğu eve gitti. Ancak arkadaşının evine vardığında ailesinin orada da olmadığını gördü. Akşamüzeri 6.30-7 gibi damadıyla birlikte evine döndü. O sırada Papen kardeşlerin odasındaki ışık dışında tüm evin hala karanlık olduğunu fark ettiler. Eve girmeye çalıştılar.
Fakat ön kapı içeriden sürgülü olduğu için eve giremediler. İki adam da bunu şüpheli buldu ve bir memurdan yardım istemek için yerel polis karakoluna gittiler. Polisle birlikte Lansel'in evine döndüler. Polis bahçe duvarından tırmanarak eve girdi. İçeri girer girmez, Madam Lansel'in ve kızı Genevieve'in cesetlerini buldular. İkisi de dövülmüş ve tanınmaz hale gelene kadar bıçaklanmıştı.
Her ikisinin de gözleri oyulmuştu. Madame Lancelin'in gözleri boynundaki eşarbın kıvrımlarındaydı. Genevieve'in gözlerinden biri vücudunun altında, diğeri de koridorun diğer ucundaki merdivenlerde bulundu. Papen kardeşlerin de aynı sonu paylaştığını düşünen polis aceleyle yukarı çıktı. Ancak Papen kardeşlerin odasının kapısını kilitli buldu. Memur kapıyı çaldıktan sonra cevap alamayınca, kapıyı açması için bir çilingir çağırdı.
Odanın içinde Papen kardeşleri yatakta yan yana çıplak bir halde buldu. Yakındaki bir sandalyede üzerinde saçlar yapışmış olan kanlı bir çekiç buldu. Kızlar çifte cinayeti hemen itiraf ettiler. Christine beyanında ya onlar ölecekti ya biz dedi. Ve bunun nefsi müdafaa olduğunu iddia etti. Lea ise polise şu andan itibaren sağırım ve dilsizim dedi.
Papen kardeşlerin vahim vakası dönemin aydınlarının ilgisini çekmişti. Cinayetlerin sınıf mücadelesinin bir sonucu olduğunu düşünüyorlardı. Kızların kötü ruhlu efendilerine isyan ettiklerine inanıyorlardı. Bu da zenginlerin hizmetçisi olarak çalışan insanların yaşadığı kötü koşulların bir sonucuydu. Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Jean Jeunet gibi önde gelen entelektüeller suçu sınıf savaşının bir örneği olarak gösterdiler.
Savunma kız kardeşlerin cinayet sırasında geçici olarak delirdiğini savundu. Deliliğe kalıtsal bir eğilimin kanıtı olarak tımarhanede ölen bir kuzeni, şiddetli öfke krizlerine eğilimli bir büyük babayı ve intihar etmiş bir amcayı gösterdiler. Uzman psikologlar daha sonra duruşmanın ardından Papen kardeşlerin paylaşılmış delilik durumu olarak da bilinen foli adöye maruz kaldıklarını savundu. Paranoyadan mustarip olanlar genellikle zulmeden olarak bir anne figürünü seçerler.
Papen kardeşler vakasında zulmeden Madame Lens elinde. Bu tür durumlarda Christine'in Leia'yı etkilemesi gibi kişilerin birinin deliliği diğerini etkilemektedir. Savunma avukatlarının söylediklerine göre paranoid şizofrenin teşhisi zor olabilir. Çünkü paranoyak kişi oldukça normal görünebilir. Christine ve Leia göz temasını sınırlamak ve sersemlemiş gibi dümdüz karşıya bakmak gibi akıl hastalığı belirtileri gösteriyorlardı.
Mahkeme kız kardeşlerin ruhsal durumlarını belirlemek için üç doktor atadı. Doktorlar ikisinin de herhangi bir zinsel rahatsızlığı olmadığı sonucuna vardı. Heyet raporuna göre yargılanmaya uygundular. Duruşma sırasında kız kardeşler birbirlerini korudular. İkisi de işlenen suçların sorumluluğunu kabul etti. Mahkeme, Papen kardeşlerin akıl hastası olmadığına ikna olduğu için onları suçlu buldu.
Christine Papin, 30 Eylül 1933'te Le Mans'da halk meydanında Guillotine'le idama mahkum edildi. Lea Papin bir suç ortağı olarak kabul edildi ve 10 yıl ağır çalışma gibi daha hafif bir cezaya çarptırıldı. Ancak daha sonra Christine'in cezası da hapse çevrildi. Kardeşler hapse atıldı ve birbirlerinden ayrıldı.
Christine, Lea'yı göremediği için aşırı derecede üzülmüştü. Bir noktada hapishane yetkilileri yumuşadı ve iki kız kardeşin görüşmesine izin verdi. Christine blüzünün düğmelerini açarak kendini Lea'ya attı. ''Lütfen evet de'' diye bağırdı.
Yetkililer Christine'in kardeşinden ensest bir ilişki talebinde bulunduğunu düşündüler. Ancak davaya atanan doktorların söylediğine göre, Christine'in kız kardeşine olan sevgisi, diğerlerinin öne sürdüğü gibi ensest bir ilişkiye değil, aile bağlarına dayanıyordu. Temmuz 1933'te Christine kendi gözlerini oymaya çalıştı. Bunun sonucunda ona deli gömleği giydirildi.
Daha sonra soruşturma yargıcına ifade vererek cinayetlerin işlendiği gün hapishanede yaşadığına benzer bir olay yaşadığını ve cinayetleri tetikleyenin bu olduğunu söyledi. Lea'dan ayrılmanın Christine'e çok ağır geldiği ortaya çıktı. Ayrıldıktan sonra durumu hızla kötüleşti. Lea ile birlikte olmak için yalvaran çeşitli mektuplar yazmıştı. Ancak dileği yerine getirilmeyecekti.
Sonunda yemek yemeyi reddetti. Depresyon ve delilik nöbetleri yaşadı. Hapishane yetkilileri, profesyonel yardımdan yararlanacağını umarak onu bir akıl hastanesine nakletti. Yine de Leia'dan ayrı olduğu için kendini aç bırakmaya devam etti. 18 Mayıs 1937'de, Kaşeksi'den, diğer adıyla vücudun tükenmesinden hayatını kaybetti. Leia, hapishanedeki iyi halinden dolayı 10 yıllık cezasının yalnızca 8 yılını çekti.
1941'de serbest bırakıldıktan sonra Nantes şehrindeki bir kasabada yaşamaya başladı ve annesi de yanına geldi. Sahte bir kimliğe büründü ve hayatını otel hizmetçisi olarak devam ettirdi. Bazı kaynaklar Lea'nın 1982'de öldüğünü belirtiyor. Ancak Fransız film yapımcısı Claude Ventura, Lea'yı 2000 yılında Papin Kardeşleri Ararken adlı filmini çekerken Fransa'da bir bakım evinde bulduğunu iddia etmekte.
Lea olduğunu iddia ettiği kadın onu konuşamaz hale getiren bir felç geçirmişti. Bu kadın 2001 yılında öldü. Kız kardeşlerin dünyadaki ayrılıklarında hazinleşen hikayeleri Nant'taki Buteliye mezarlığında huzura erişti. Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.