
2.815 kelime · ~14 dk okuma
Orta batı eyaletlerinde onlarca genç kız kayboldu. Bazıları öldürülmüş halde bulundu. Bazıları ise hiçbir zaman bulunamadı. Pori Depes 20 yaşında. Appleton, Wisconsin. Rain Ritchie 16 yaşında. Laporte, Indiana. Wendy Felton 16 yaşında. Marion, Indiana. Michelle Dewey 20 yaşında. Indianapolis, Indiana.
Merhaba, ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün size sarnılar ve gerçekler arasında gidip gelen Larry Hall davasından bahsedeceğim. Acaba Larry cinayet hayalleri kuran zararsız bir psikopat mıydı yoksa onlarca genç kızı acımasızca katleden bir seri katil miydi? Hazırsanız başlayalım.
29 Mart 1993 19 yaşındaki Trisha Reitler kayboldu. Trisha akşam 8 gibi yürüyüş yapmak için yurt odasından ayrıldı. O hafta Rolling Stone'da Backstreet Boys posteri vardı. Trisha tam 6 aydır bu sayının çıkmasını bekliyordu. Dolabındaki en güzel köşeyi ayırmıştı bu poster için. Arkadaşı Mandy'nin dolabı posterlerle doluydu. Ve Trisha bunu biraz kıskanıyordu.
Marketten dergisini aldıktan sonra yürüyüşünü biraz uzatmaya karar verdi. Hava kıştan bahara geçen güzel bir havaydı. Trishia biraz hava aldıktan sonra elindeki dergiyle kampüse yürümeye başladı. O gece Trishia'nın babasına bir telefon geldi. Ailesi,
emniyet güçleri ve medya her yerde Trishia'yı arıyordu. Ancak 19 yaşındaki Trishia kaybolmuştu. O posteri hiçbir zaman dolabına asamadı. Trisha kaybolduktan sonra kampüste ve yurtta herkes tedirgin olmaya başlamıştı. Etrafta potansiyel bir katil olduğu her yerde konuşuluyordu. Özellikle saat 8'den sonra kimse dışarı çıkmak istemiyordu. Bir hafta sonra Trisha ile aynı yurtta kalan Kristen ve Mandy aynı markete alışveriş yapmak için gittiler.
Kampüs marketten rahatlıkla görülebilecek kadar yakındı. Hemen gidip geliriz diye düşündüler. Çünkü tatlı krizleri tutmuştu. Yurttan çıktıklarında hava kararmaya başlamıştı. Tricia'nın yürüdüğü yoldan yürüdüler. Aynı dönemeçlere döndüler ve hatta aynı kahverengi kamyoneti gördüler. Yolu yaraladıklarında Mandy biraz tedirgin olmaya başladı. Bir şey diyeceğim. Ne oldu? Şu kahverengi kamyoneti fark ettin mi? Hangi kamyonet?
Kristen bir şey fark etmemişti. Bir dakika sonra kamyonet tekrar yanlarından yavaşça geçti. Kristen iyice gerilmeye başlamıştı. Aynı kamyonet üçüncü kez yanlarından yavaş yavaş geçtiğinde korkup kaçmaya çalıştılar. Kampüsteki güvenlik görevlisine içinde uzun favorileri olan bir adamın bulunduğu bir kamyonetin kendilerini takip ettiğini söylediler. Güvenlik hemen durumu polise bildirdi.
Sen ne gezesin burada? Arkadaşım buraya yeni taşındı. Adresi bulamıyorum. Neredeymiş bu arkadaşın? Söyle bakayım adresi. St. John sokakta. 12 numara. İyi. Şimdi bak şuradan düz devam et. İlk sahadan gireceksin. Tamam? Fazla dolanma. Aslında o adreste kimse yoktu. Ancak polisler bunu bilmiyordu. Larry'nin gitmesine izin verdiler.
20 Eylül 1993, Trisha'nın kaybolmasından 6 ay sonra 15 yaşındaki Jessica Roach, Georgetown, Illinois'da kayboldu. O günün başında Jessica'nın içi içine sığmıyordu. Babası ona yeni bir bisiklet almıştı ve Jessica yeni bisikletine kavuşacağı için okuldan eve dönmeyi iple çekiyordu. Fıstık yeşili bisikletinin tekerleklerine ne renk süs takacağını düşünüyordu.
Eve geldiğinde annesinin hazırladığı sandviçi bile yemeden dışarı attı kendini. Deli gibi bisiklet sürmeye başladı. Babası onu çok uzağa gitmemesi konusunda tembihlemiş, en fazla aşağı caddedeki parka kadar gitmesine izin vermişti. Jessica babasını dinlemiş olsa da bu hiçbir işe yaramadı. Jessica'nın cansız bedeni haftalar sonra Illinois'da bir mısır tarlasında bulundu. Trişia davası gibi bu da aydınlatılamadı.
Bir sene içinde Larry'nin kamyoneti beş farklı şehirde daha görüldü. Kamyonetin içindeki uzun favorili adam, genç kızların yanlarına yaklaşıyor ve onları taciz ediyordu. Ondan şikayetçi olan onlarca kadın vardı. Alo, polis mi? Yanımdan geçerken bana lek attı.
Ama bu şikayetler bir sonuca varmadı. Larry'nin kamyoneti, Jessica'nın cansız bedeninin bulunduğu tarlaya yakın yerlerde de görününce, Dedektif Beaumont, Larry ile konuşmak istediğini söylemek için V5 polis karakolunu aradı. Konuştuğu polis memuru, Larry'yi çocukluktan beri tanıdığını, onun böyle bir şey yapacağını düşünmediğini söyledi. Larry biraz garip biriydi. Nasıl garip? Yani, saf. Ne bileyim, biraz yarım akıllıydı. İkisi vardı, geri. O bizim gibiydi.
Ama Larry farklıydı. Farklıydı ne demek? Düzgün anlat şunu. Ya bakın amirim, evet Larry farklı biriydi ama onun böyle bir şey yapacağını hiç sanmıyorum. Ona biz bakacağız. Sen yorum yapmayı kes, bildiklerini anlat. Larry'nin
annesinin söylediğine göre Larry doğduğunda rengi maviymiş. Yeterince oksijen alamamış. İkizler annelerinin karnındayken Gary, Larry'nin de besinlerini yemiş. Oksijensiz kalmasına sebep olmuş. Bir nevi yamyam ikiz gibi düşünebilirsiniz. Bu da Larry'nin zihinsel olarak eksik doğmasına sebep olmuş. Peki annesi, babası, onlar nasıl insanlardı? Ailenin durumu pek iyi değildi. Ekonomik sıkıntılar çekiyorlardı. Anneleri çok despot bir kadındı. Baba ise alkolikti.
Bazen onlara şiddet de uyguluyordu. En çok da Larry'i. Çünkü Larry işini çok zorlaştırıyordu. Özellikle geceleri. Dikkatli ol. Tamam baba. Bak şurada elinde yüzüğü var onu da al. Bu mu baba? Gerizekalı yüzük mü bu? Kadın ayağını çekiştiriyorsun. Tamam baba. Larry'nin babası mezarcıydı. Larry'nin de çocukluğu mezarlıkta geçmişti.
Kasabadakilerin söylediklerine göre Larry'nin babası insanların beraber gömüldüğü değerli eşyaları, ölülerin kollarını, parmaklarını kesmek pahasına alıyormuş. Hatta kamyonetlerini bu sayede satın aldıklarını söyleyenler bile var. Küçük Larry tüm bunlara şahit olmuştu. Larry'nin biraz yavaş hareket ediyor ve söylenenleri geç anlıyor olması da arkadaşları arasında hep alay konusu olmuştu.
Özellikle kızlarla arası hiç iyi değildi. Larry onlara yaklaştığı an ya kaçıyor ya da onunla dalga geçiyorlardı. İkiz kardeşi Gary, Larry'yi hiç yalnız bırakmıyordu. Ve beraber enteresan bir hobi edindiler. Amerikan iç savaşı canlandırmalarına katılmaya başladılar. Kulağa ilginç geliyor değil mi? Bence de öyle.
Larry ve Gary şehir şehir gezip iç savaş canlandırmalarına katılıyorlardı. Bu sayede birçok arkadaş edindiler. Ancak Larry arkadaş edinebilmiş olsa da kızlarla arası hala iyi değildi. Onlarla iletişim kuramıyor, bir kız gördüğünde çok sessizleşiyor ve garip davranışlar sergiliyordu. Bu bilgiler dedektif Beaumont'u daha da şüphelendirdi ve derhal Larry ile konuşmak istedi.
Ona bu şehirlerde ne yaptığını sorduğunda Larry savaş canlandırmaları için rol aldığını söyledi. Şehir şehir gezip iç savaş canlandırmalarına katılıyordu. Dedektif Beaumont ona Illinois'da tanımadığı kızlarla konuşup konuşmadığını sorduğundaysa iki kıza yol sorduğunu ancak ona çok kaba davrandıklarını söyledi. Dedektif Beaumont iyice şüphelendi ve büyük bir kumar oynadı. Jessica'nın fotoğrafını çıkarıp masaya koydu.
ve Larry'e onu tanıyıp tanımadığını sordu. Larry fotoğrafı gördüğü an kafasını hızlıca sağa çevirdi. Fotoğrafı görmek istemiyormuş gibi elleriyle yüzünü kapadı ve bu kızı daha önce hiç görmediğini söyledi. Ama o an öyle bir şey söyledi ki dedektif Beaumont'un adeta kanı dondu.
Jimmy Keen, okulun en havalı çocuklarından biriydi. En güzel kızlarla o çıkar, onun yaptığı her şey popüler olurdu. Uzun boylu, fit ve bir o kadar da yakışıklıydı. Girdiği bir ortamda karizmasıyla dikkatleri hemen üstüne çekerdi. Jimmy Keen'in kim olduğunu ve Larry ile ne ilgisi olduğunu merak ettiğinizi tahmin ediyorum. Beaumont'un kanı donmuştu en son. Buraya nasıl geldik değil mi?
Ben de bu iki apayrı insanın nasıl bir araya geldiğini öğrendiğimde ufak bir şok yaşadım. Hepsine geleceğim. Şimdi ufak bir aramız olacak. Ardından tekrar birlikteyiz. Jimmy en çok da cuma gecelerinin yıldızıydı. Amerikan futbolunun gelecek vaat eden genç yeteneklerindendi. Herkes ona asesin yani suikastçı derdi. Çünkü oynadığı her oyunda mutlaka birini oyun dışı bırakırdı.
Jimmy bununla beraber kickboxla da ilgileniyordu. Çok fit ve güçlüydü. O sadece arkadaşlarının değil, ailesinin, özellikle de babasının göz bebeğiydi. Her maçına, her antrenmanına gelir, ona her zaman destek olurdu. Larry'nin çocukluğunu düşününce imrenilmeyecek gibi değil. Jimmy'nin her şeyi vardı. Parası dışında. Okuldaki zengin çocuklar ondan daha iyi giyinmeye, daha çok dikkat çekmeye başlamıştı.
Ancak Jimmy'nin popülerliğini kaptırmaya niyeti yoktu. Acilen para bulması gerekiyordu. Ama Jimmy birinin yanında asgari ücretle çalışabilecek biri değildi. O çok para, güzel kızlar, pahalı arabalar, altın saatler istiyordu. Böyle olunca Jimmy en kestirme yolu tercih etti ve uyuşturucu satmaya başladı.
Jimmy bu işte de kısa sürede yıldız olmuştu. Onda adeta şeytan tüyü vardı. Herkese hemen kendini sevdiriyor, insanların kanına hızlıca girebiliyordu. Her anlamda. Jimmy sadece 20 yaşındaydı ve kendi imparatorluğunu kurmuştu. Son model arabalar, evler, giyinme odaları, partiler, güzel kadınlar... Her şeye sahipti. 15 sene boyunca bu imparatorluk büyüdükçe büyüdü. O bir bağımlıydı. Ancak uyuşturucuya değil, paraya. Ama Jimmy'nin tek hassasiyeti para değildi. Bir de babası vardı.
Belki de hayatta gerçekten sevdiği tek insan, babası. Babasının bitmeyen borçları Jimmy'yi daha riskli oynamak zorunda bırakmıştı. Para hiçbir zaman yetmiyordu. Ve nihayetinde o gün geldi. Kaldır ellerini! Yat yere yat yat yat! Jimmy için her şey bitmişti. 10 yıl ceza aldı ve hapse girdi. Jimmy gibi biri 10 yıl hapiste ne yapacaktı?
1994 Kasım V5 Indiana Larry Hall ilk kez bir itirafta bulundu. Larry o gün dedektif Beaumont ile konuşurken çok korkunç itiraflara başlamıştı. Herkesin tüyleri diken diken oldu. Anlattıkları kolay sindirilebilir şeyler değildi. Daha önce hiç görmedim dediği Jessica için bir anda farklı şeyler söylemeye başladı. Önce onu bağladım sonra ona tecavüz ettim.
Aa hayır hayır. Önce pantolonunu çıkardım. Sonra kendi pantolonumu çıkardım ve ona tecavüz ettim. Sonra onu ormana öylece bıraktım. Çok kötü gözüküyordu. Acısını dindirmek istedim. Kemerimi çıkardım ve onu boğazından ağaca bağladım. Nefes alamıyordu. Artık acı çekmiyordu.
Ama onu hiç görmediğini söyledin. Bilmem. Hatırlamıyorum. Kardeşim gördün mü görmedin mi? Gördüm. Ya da görmedim. Bilmiyorum. Bu kadınların hepsi birbirine benziyor. Larry, Tricia'nın kaybolduğu zaman oralarda kamyonetiyle dolaştığını söyledi. O zaman da bir kıza tecavüz ettiğini ve sonra onu boğduğunu itiraf etti. Beaumont artık onun bir seri katil olduğundan emindi.
Tricia'nın cesedinin yerini öğrenmek istiyordu. Böylece katili kanıtıyla beraber yakalamış olacaktı. Ancak ertesi gün her şey tepetaklak oldu. Larry geldi ve anlattıklarının hiçbirinin gerçek olmadığını, hepsinin sadece rüyaları olduğunu söyledi. Dedektif
Beaumont, hayatında ilk defa böyle bir şeyle karşılaşmıştı. Larry yeni hikayesinde ısrarcıydı. Dün söylediği her şeyden bugün vazgeçmişti. Beaumont afallamış olsa da akıllı bir adamdı. Larry itiraflarından vazgeçse de sağlam bir görgü tanığının olduğunu hatırladı. Jessica'nın cansız bedeninin bulunduğu mısır tarlasında bir çiftçi kahverengi bir kamyonet ve kamyonetten çıkan uzun favorili bir adam gördüğünü söylemişti. Beaumont derhal Larry'nin evine arama ekipleri gönderdi.
Larry'nin odasında etraftaki parkların, üniversitelerin ve bisiklet yollarının listeleri vardı. Bu liste tam da birçok genç kızın kaybolduğu yerleri gösteriyordu. Kamyonetin içini de muşambayla kaplamıştı Larry. Etrafta yedek muşambalar da vardı. Ama en ürkütücüsü şuydu ki, Larry kendine notlar yazmış, etrafa asmıştı. Fiziksel temas kurma. Kondom al. İki tane daha deli kemer al.
Bunlar yetmezmiş gibi evde o dönem kaybolmuş bir takım kızların olduğu gazete haberleri ve Larry'nin eklemeler yaptığı bir takım pornografik resimler vardı. Dedektif Beaumont'un söylediğine göre Larry bu resimlerdeki kadınların boyunlarına dolanmış ipler eklemiş, ağızlarının etrafına kanlar çizmişti. Tüm oklar onu gösteriyordu. Ancak Larry bu kez de bunların hepsini bilerek hazırladığını, polisin dikkatini çekmek, kendini önemli hissetmek için yaptığını söyledi. Teşkilatın kafası hepten karışmıştı.
Dedektif Beaumont bunların hepsinin gerçek olduğuna, Larry'nin bir katil olduğuna emindi. Ama kanıtlayamıyordu. Larry'yi şimdilik içeride tutabiliyorlardı. Ancak kesin bir yargıya varılamamış, ceza verilememişti. Beaumont'un ihtiyacı olan tek şey, Jessica'nın cesedinin yeriydi. Eğer Larry'nin ağzından bunu öğrenebilirlerse, Larry'nin suçu kesinleşecek ve ceza alacaktı. Ama nasıl?
Larry'nin ağzından bu lafı kim alacaktı? Polislere konuşup sonra hepsi hayalimdi diyerek inkar ediyordu Larry. Ancak bulunamayan bir cesedin yerini söylediğinde o da benim hayalimdi demesinin bir anlamı olmayacaktı. Ve Beaumont'un aklına bir şey geldi. Çok tehlikeli bir şey.
Jimmy koğuşundaki herkesle arkadaş olmuştu. Diğer mahkumların karşılarında tir tir titrediği çete liderleriyle arkadaşlık ediyor, hatta sırlarını dinliyordu. İnsanların ihtiyaçları için dışarıyla bağlantıya geçip onları bir şekilde çözüyordu. Çok geçmeden buranın da en popüler mahkumu oldu. Demiştim ya, şeytan tüyü. Hal böyle olunca dedektif Beaumont bu durumu kendi lehine kullanmak istedi ve onu yanına çağırdı.
Gel gel. Herkes bayılıyormuş sana. Ne iş? Seviyorlar ya sağ olsunlar. Dışarıdan mal çözüyormuşsun millete. Kim diyor ya? Yok öyle bir şey. Herkeste merhaba merhaba. O kadar. Biliyoruz biz o merhabaları. Amirim ben yemin ederim... Kes! Şimdi sana söyleyeceklerimi iyi dinle. Bu Larry Hall'ı biliyorsun değil mi? Yani.
Güzel. Seninle elinin yanına sokacağız. Herkese kendini nasıl sevdirdiysen ona daha çok sevdireceksin. Yavaş yavaş sana güvenecek. Sonra da Jessica'nın cesedinin yerini öğreneceksin. Oldu. Başka bir isteğiniz var mı? Bak bunu başarırsan direkt talih olacaksın. Ben canımı sokakta bulmadım. Asla kabul edemem böyle bir şey.
Selam, ben Jimmy Keen. Ben de Larry Hall. Evet, Jimmy tabii ki teklifi kabul etmişti. Annesiyle telefonda konuştuğunda babasının çok hasta olduğunu ve ona ihtiyaçları olduğunu öğrendi. Jimmy ikilemde kalmıştı. Görevi çok zordu. Dünyanın en tehlikeli hapishanelerinden birine, onlarca katilin, psikopatın arasına bir seri katille arkadaş olmak için girecekti.
Özgürlüğüne kavuşmak için belki de ölümü göze alacaktı Jimmy. Bu karar Jimmy'nin hayatta verdiği en iyi karar da olabilirdi, en kötü karar da. Ama ya yapsaydım ve başarılı olsaydım diye düşünmekten kendini alamayacağını da biliyordu. Artık kararını vermişti ve geri dönüşü yoktu.
Hapishaneye ilk adımını attığında dizleri titriyordu. Ancak burada zayıflığa yer olmadığını biliyordu. Kendini birkaç gün hazırladıktan sonra işe koyuldu. Jimmy Larry'nin her hareketini takip etmeye başladı. Larry ne yapıyor, ne seviyor, ne yiyor, kimlerle konuşuyor hepsini tek tek inceledi. Gerçekten çok titiz ve dikkatliydi. Artık Larry ile iletişime geçebileceğini düşündüğü noktada onu tek başına koridorda yakaladı ve kütüphanenin yerini sordu.
Larry kütüphaneye kadar Jimmy'ye eşlik etti ve kitaplardan konuşmaya başladılar. Larry, bilim kurgu romanlarını oldukça meraklıydı. Frankenstein'ı tam 16 kere baştan sona okuduğunu söyledi. Jimmy'nin kitaplarla pek arası olmasa da Frankenstein'i çok seviyormuş gibi davrandı. En azından bir kere okumuştu. Şah-mat. Yine sen kazandın.
Sonuç o kadar önemli değilleri. Güzel bir oyundu. Ben sonuca bakıyorum. Yok ediyorum. Nasıl? Anlamadım. Şaka. Espiri yaptım. Sen hep yapıyorsun ya. Ben de yaptım. Evet. Evet çok iyi şakaydı Larry. Jimmy ve Larry'nin yeni arkadaşlığı iyi başlamıştı. Beraber satranç oynuyor, sohbet ediyorlardı. Jimmy her şeyin doğal ilerlemesi için yavaş hareket ediyordu. Ancak bu yetmezdi. Larry ile daha yakın olması, onun güvenini tamamen kazanması gerekiyordu. Jimmy onu başkalarından korursa bunu başarabileceğini düşündü.
Bir gün Larry televizyon salonunda maç izlerken bir mahkum gelip kanalı değiştirdi. Haberleri izlemek istemişti. Ben izliyordum. Başka zaman izlersin. Ne dediğini duydun. Maçı aç. Sana ne oluyor lan? Jimmy
akıllı olduğu kadar güçlüydü. Kickboksçu geçmişini de düşünürsek adeta Larry'nin ağzından laf almak için yaratılmıştı. Dedektif Beaumont gerçekten çok akıllı bir adamdı. Larry, Jimmy'nin onu bu şekilde sahiplenmesinden ve korumasından çok etkilenmişti. Artık ona tamamen güveniyordu. Ve bir gece beraber otururlarken bir anda dökülmeye başladı. Onu marketin oradan aldım. Sonra arabaya bindirdim. Çok bağırıyordu. Bağırmasını istemedim. Ağzını bağladım. Sonra... Sonra... Tam olarak hatırlamıyorum. Uyandığımda...
O çıpsaktı. Nefes almıyordu. Tricia kaybolduktan sonra polisler onun kanlı kıyafetlerini süpermarketin arka sokağında bir arazide bulmuştu. Ama ceset yoktu. Larry, Jimmy'e cesedi yaktığını söylemişti. Ancak bunlar Jimmy'nin özgürlüğü için yeterli değildi. Jimmy ona karşı çok anlayışlı ve arkadaşça davranıyor, her sırrını anlatabileceğini söylüyordu.
Çünkü ancak cesedin tam adresi onu özgürlüğüne kavuşturabilirdi. Haftalar sonra Jimmy, Larry'yi bir harita üzerinde işaretleme yaparken gördü. İşte dedi, o gün bugün. Larry haritaya kilitlenmiş, Indiana, Illinois ve Wisconsin civarlarında spesifik birkaç noktayı elindeki kırmızı kalemle işaretliyordu. Larry'nin elinde el yapımı bir sürü tahta şahin vardı.
Haritada işaretlediği yerlerin üstüne koymuştu hepsini. Hayran hayran onlara bakıyordu. Ooo Larry! Çok güzel görünüyor. Sen mi yaptın bunları? Evet. Gerçekten çok güzeldi. Bu şahinler bütün cesetleri gördüler. Jimmy, Larry'i yumruklamamak için kendini zor tutuyordu. İhtiyacı olan bilgilere ulaşmıştı. Harita üstünde işaretler ve Larry'nin itirafları.
Artık özgürlüğüne kavuşacağından emindi. Larry ile tüm işi bitecekti. Ondan gerçekten tiksiniyordu. O gece Jimmy rahatlamış bir şekilde hücresindeyken bir anda kalktı ve Larry'nin yanına gitti. İçindekileri artık tutamıyordu. Sen bir manyaksın. Ruh hastasısın. Bu gezegende yaşayan en aşağılık varlıksın. Larry ürperdi ve ondan uzaklaştı. Artık anlamıştı. Seni Beaumont gönderdi değil mi? Seni Beaumont gönderdi değil mi? deyip duruyordu. Jimmy'nin bütün maskesi düştü. Şimdi ne olacak? Larry haritasını da şahinlerini de derhal yok etti. Hiçbir kanıt kalmamıştı ve Beaumont'un şartları belliydi. Ceset yoksa özgürlük yok.
Jimmy, Larry'nin ona o zamana kadar anlattığı her şeyi Beaumont'a anlattı. Beaumont, Jimmy'den emin olmak için onu yalan makinesine bağladı. Jimmy doğruyu söylüyordu. Yapabileceği her şeyi yapmıştı. Jimmy, endişe içinde Beaumont'tan gelecek kararı bekliyordu. Jimmy Cain artık özgürdü. Evine döndü ve babasının son beş senesini beraber geçirdiler.
Jimmy özgürdü ama Trisha'nın annesi ve babası hala kızlarını arıyorlardı. Öldüyse bile en azından ona bir mezar yapmak istiyorlardı. Jimmy'nin bu ilginç hikayesi dergilere, kitaplara konu olmuştu. Olay kamuoyunun ilgisini çektikçe eski defterler tekrar açılmaya, Larry'nin kardeşi Gary üzerinde baskı kurulmaya başlandı.
Hal böyle olunca Gary kardeşini savunmayı bıraktı ve konuşmaya başladı. Larry, Jimmy'nin de dediği gibi bir katil. Bebek katili. Gary kardeşinin Jessica'nın, Trisha'nın ve daha en az 20 genç kızın katili olabileceğini söyledi. Gary açık konuşmaya başladıkça dedektifler Gary'den Larry'yi konuşturmasını istedi.
Gary kardeşinin yanına gittiğinde Larry onu odadan kovdu. Ama 15 tane cinayeti çoktan itiraf etmişti. Ardından Larry tekrar söylediklerini inkar etti. Artık bu şekilde yaşamak istemiyorum. Bazı şeyleri daha farklı yapmış olmak isterdim. Ama sanırım hayatımı değiştirmek için doğru adımları atamadım. Larry Hall, Jessica Rauch davası dışında hiçbir cinayetten ceza almamıştı.
Ancak Jimmy Keen olayından sonra polisler Larry'nin daha da üstüne gitti. Çok geçmeden Larry, Laurie Dupis'i öldürdüğünü itiraf etti. Bununla da kalmayıp cesedin yerini tarif etti. Polislerin söylediklerine göre, Larry Hall'un 30'dan hatta 40'dan fazla kurbanı olabilirmiş. Bu da 30'dan 40'dan fazla cevap arayan, kızlarının cansız bedenlerine ulaşmak isteyen aile demek.
Evet, bugün size en az 30 tane genç kadını öldürmekle suçlanan ve uzun yıllar yakalanamayan Amerikalı seri katil Larry Hall'dan bahsettim. Peki sizce bu hikayedeki tek suçlu Larry mi? Yoksa polisin de suçu var mı? Mesela onu ilk tacizden şikayet ettiklerinde, ki bu defalarca kez olmuştu, Larry ceza alsaydı bunları yapabilir miydi? Ya da onun üstüne gitmek için illa kamuoyu baskısı mı gerekiyordu?
Öte yandan Larry, Jimmy'ye de zarar verseydi, bunun suçlusu kim olacaktı? Ya da tam tersi, her açıdan çok fazla soru işareti bulunduran bir dava. Belki bu sorular daha erken sorulsaydı, Larry'nin kurbağanı birçok genç kadın hayatlarına devam edebilecekti. Sanırım suçu önlemek, suçluyu yakalamak kadar önemli. Hatta belki daha fazla.
Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.