
1.715 kelime · ~9 dk okuma
Acıktın mı sen Nikki? Hı hı. E hadi gel gidelim seninle yemeğe. Annem? Annem gelmeyecek mi? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere evindeki küvette kanlar içinde ölü olarak bulunan Jarmaka Nikki Whitehead ve ikiz kızlarının kan dondurucu hikayesini anlatacağım. Ne dersiniz? Hazırsanız başlayalım mı?
Carmacka Nikki Whitehead, 1975 yılında Atlanta'nın Georgia kentinde doğdu. Şanssız bir çocuktu. Bir uyuşturucu bağımlısının kızı olarak dünyaya gelen Nikki, çocukluğunun büyük bir kısmını annesiyle beraber hapishanede geçirmek zorunda kalmıştı. Yıllarca dört duvar arasında kendisinden yaşça büyük onlarca suçluyla beraber büyüdü. Okul çağına geldiğinde, anneannesi Della onu hapishaneden alıp kendi yanına yerleştirdi.
okula başlayacak ve sağlıklı, stabil bir hayatı olacaktı. Ancak Nicky, yıllarca bir yetişkin için bile dayanması çok zor kapalı bir ortamda büyüdüğünden dışarıdaki özgür hayata kolay adapte olamadı. Gençlik çağına geldiğinde alkol ve uyuşturucu kullanmaya başladı. Sağlıklı ilişkiler yürütemiyordu. Bunun sonucunda da 18 yaşında hamile kaldı ve Jasmia ve Tasmia adında ikizlerini dünyaya getirdi.
İkizlerin babası evli bir adamdı. Çocuklarına sahip çıkmamış, Nikki'yi yalnız bırakmıştı. Nikki ise değil iki küçük bebeğe, kendisine bile bakabilecek durumda değildi. Hal böyle olunca ikizleri, Nikki'yi de büyütmüş olan büyükannesi Della sahiplendi. 13 yıl boyunca onları en iyi şekilde yetiştirmek için elinden geleni yaptı.
İkizler büyük anneleriyle geçirdikleri bu süreçte tenis, bale ve izcilikle ilgileniyor, sosyal bir hayat sürdürüyorlardı. Ergenlik çağına geldiklerinde ise anneleri onları kendi yanına almak istedi. Nicky o zamanlar 55 yaşındaki sevgilisi Robert'la beraber Conyers'da yaşıyordu. İkizler annelerinin geçmişini bildiklerinden ve bugüne kadar onunla pek bir bağ kuramadıklarından yanına taşınmak istemiyorlardı.
Annesinin geçmişte yaptıklarından ve yaşadıklarından dolayı onu suçluyor, hatta annelerinden utanıyorlardı. İkizlerin ikisi de içlerinde annelerine karşı dindiremedikleri bir öfke duyuyordu. Mahkemede istemediklerini belirtseler de, Nikki onların velayetini almayı başardı. Artık beraber yaşayacaklardı. Ancak ilişkilerinin sarpa sarması uzun sürmedi.
Kızlar Nicky'nin keş mekeş hayatından hoşlanmıyor, Robert'tan da nefret ediyorlardı. Nicky ise kızlarının uyuşturucu kullandığını ve yanlış ilişkiler kurduklarını düşündüğünden onlar üstünde baskı kurmaya çalışıyordu. İstediği tek şey kızlarının kendi gibi olmamasıydı. Nicky üstlerine gittikçe ikizler agresifleşmeye başladı. Kavgalarının şiddeti gittikçe artıyordu.
Evdeki kavgaları duyan komşular, çocukların sağlığından endişelendiklerinden polise haber verdiler. Kızların söylediğine göre Nicky onlarla ilgilenmiyor, vaktinin çoğunu dışarıda geçirdiği halde kızlarına baskı yapıyordu. Robert ise onlara kötü davranıyordu. Ancak polis memuru Scruggs'ın gözlemleri farklıydı. Kızlar gayet iyi durumda ve bakımlı görünüyorlardı. Tam tersi annelerin Nicky'de darp izleri vardı.
Cesmia ve Tesmia bunları Robert'ın yaptığını söylese de kanıtlar aksini gösteriyordu. Annem bütün sigaralarımı çöpe attı. Kaltak ya. Hepsini tek tek kırdı Ces. Hem de Brian'ın yanında. Evet, şunu biliyor musun? Bana da yapmıştı aynısını. Ne yapacağız yani? Ne yapacağız bu kadınla? Bilmiyorum. Çok sinirliyim. Rezil etti beni.
Artık bu çok fazla olmaya başladı. Ama ben ona ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Yürü. Yürü gidiyoruz. Bir daha bize hiçbir şey yapmaya cesaret edemeyecek. Hiçbir şey yapamayacak. Gününü göstereceğim ona. Yürü. Ces ve Tes annelerine fiziksel şiddet uygulamışlardı. Üstelik tek sefer değil. Bir kere yaptıktan sonra annelerine karşı galip gelebildiklerini anladılar. Ondan daha üstün ve güçlü hissediyorlardı. Ve bu şiddet bir noktadan sonra sürekli bir hal almaya başladı. Bunun üzerine yıllarca çocuk mahkemelerinde yargılandılar. Ancak bu ikizleri ıslah etmek yerine daha da agresifleştirecekti.
Yargı sürecinde defalarca büyük anneleri Della ile yaşamak istediklerini belirtmelerine rağmen mahkeme her defasında onları Nikki'nin yanına geri gönderdi. Della da onları yanına istiyor, Nikki'nin onlar için hiçbir zaman uygun bir anne olmadığını düşünüyordu. Mahkeme belki de hem kızlar hem de anneleri için verilebilecek en kötü kararı vermişti. 16 yaşına geldiklerinde Tess ve Jess annelerinden tam anlamıyla nefret ediyorlardı.
12 Ocak 2010 akşamı saat 9 sularında Jasmia internetten tanıştığı bir adamla buluşmak üzere sözleşmişti. Bu buluşma için 3 saat öncesinden hazırlanmaya başladı. Duşa girdi, saçlarını kardeşi Jasmia'ya tarattı, en sevdiği kot eteğini giydi ve kapıya doğru yöneldi. Kapıda annesi Nikki bekliyordu. Nikki kızlarına asla güvenmediği için günlüklerini okuyor, internet geçmişlerini karıştırıyordu.
ve Jess'in tanımadığı bir adamla buluşacağını, üstelik bu adamın Jess'ten 15 yaş büyük olduğunu öğrendi. Nicky, Jess'in dışarı çıkmasına izin vermeyecekti. Kapıyı ikizlerin üstüne kilitledi. Ertesi sabah acı acı çalan o alarm kötü şeyler olacağının habercisi gibiydi. Jess alarma erteliyor, yatağından kalkmıyordu. Bir önceki geceden annesine karşı çok öfkeliydi. Ona karşı tepkisini okula gitmeyerek göstermeyi düşünüyordu. Tess ise kardeşinin kalkmadığını görünce uyumaya devam etti. İkisinin de devamsızlığı sınıra dayanmıştı ve Nikki'nin kızlarının sınıfta kalmasına göz yummaya niyeti yoktu.
Sertçe kapıyı açtı ve içeri daldı. Kendinden emin bir şekilde gerekirse zorla ikisini de tıpış tıpış okullarına gönderecekti. Ancak belki de kendinden bu kadar emin olmamalıydı. Kızlarının ne kadar ileri gidebileceğini hayal bile edemezdi. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından davamıza geri döneceğiz.
Jess ve Tess okuldan döndükleri gibi polisi arayıp annelerini kanlar içinde yatarken bulduklarını söylediler. Olay yerine gelen dedektif Ken Swift karşılaştığı manzara için... Şu ana kadar gördüğüm en kanlı ve en korkunç cinayet mahallelerinden biriydi. Kadını 80'e yükün kez bıçaklamışlar, omurgası neredeyse paramparçaydı. Çok kötüydü.
dedi. Yapılan otopside Nicky'nin boynunda ve ciğerlerinde de bıçak yaralarının açılmış olduğu görülmüştü. Yani bunu yapan kişi veya kişiler, Nicky'yi adeta delik deşik etmişlerdi. Öldükten sonra bile bıçaklamaya devam etmiş olmalılardı. Dedektif Ken, bunun ancak büyük bir hınç, öfke veya kıskançlık sonucu yapılabilecek bir canilik olduğunu düşünüyordu.
Eve hırsız girmiş olsa ev sahibini etkisiz hale getirir ve çıkardı. Onu 80 yerinden bıçaklamazdı. Jess ve Tess de ağlayarak verdikleri ifadelerinde okuldan geldiklerinde annelerini bu şekilde bulduklarını söylemişlerdi. Bunlara ek olarak da annelerinin iki farklı sevgilisinin olduğunu, ikisinden birinin, özellikle Robert'ın bunu yapmış olabileceğini ifade ettiler.
Söylediklerine göre, Robert son zamanlarda Nikki ile kıskançlık yüzünden kavga ediyor, öfke kontrolünü sağlayamıyordu. Dedektif Ken, 16 yaşında annesini kaybetmiş bu iki masum kızdan bir dakika bile şüphelenmemişti. Hal böyle olunca, tüm şüpheler Robert'a kaydı. Belki de büyük bir kıskançlık krizi sonucu Nicky'i acımasızca katletmişti. Ken o kadar fazla bu tip kıskançlık cinayetine şahit olmuştu ki, bunu Robert'ın yaptığından emindi. Onu hemen sorguya aldılar. Robert sorguda oldukça üzgün ve bitkin görünüyordu. Aslında Ken'in şüpheleneceği bir şey yapmamıştı. Hal ve hareketleri çok sevdiği yakınını kaybetmiş, masum biri gibiydi.
Yani olması gerektiği gibi. Ama Ken, bunun gerçek olmadığını, Robert'ın çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyordu. Ancak Robert, kısa sürede cinayet saatinde orada olmadığını kanıtlamıştı. Oysa bunu kanıtlayamayan, hatta söylediklerinin aksi kanıtlanan iki kişi vardı. Bu iki kişi, artık baş şüpheliydi. Biz otobüsü kaçırdık. Okula yürüyüp gittik, o yüzden geç kaldık. Kaç gibi vardınız yani okula?
10, 10'da okuldaydık. Peki. Bak, evinizin iki kilometre ilerisindeki bir enzirlik bu, tanıdın mı? Kaç yazıyor oradaki saat? 10 buçuk. Arabaya binenler kim? Bilmiyorum, bilmiyorum.
Ben sana söyleyeyim. Sen ve Tasmiya. Hayır. Bir de okula yürüyerek gittiğinizi söylemiştin. Hayır. 10'da okulda olduğunu söylemiştin. Hayır. Bu videoya bakınca hiç de öyle görünmüyor. Ne yapıyorsun beni?
Çık bakayım dışarı! Tamam sakin ol, sakin ol, tamam. Bu sorgunun ardından Tasmiya da sorguya alındı. İkizler üzgün değil, endişeli görünüyorlardı. İkisi de sorguda ağlamışlardı.
Dedektif Ken ağladıkları an ikisinin de gözlerinin içine baktı ve hiçbir şey görmedi. İkisi de ağlıyor ancak gözyaşı dökmüyorlardı. Anneleriyle ilgili soru sorulduğundaysa nefret ve öfke dolu cevaplar veriyorlardı. Annenle sık kavga eder miydiniz? Evet. Neden? Her şey karışıyordu.
Hiçbir şeye izin vermiyordu. İtihaf ettiğimizde de bizi şiddetle görüyordu. Ne yapıyorsun? Bir dakika dur dur. Neden kolumu ısırıyorsun? Neden istiyor? Ama neden? Dedektif Ken, ikizlerin tavırlarından ve annelerine duydukları öfkeden şüphelenmiş ve yalanlarını yakalamış olsa da bunların hiçbiri kanıt niteliği taşımadığı için kızlar büyükannelerinin yanına gönderildi.
Dört ay boyunca Jess ve Tess okula gidip arkadaşlarıyla sosyalleşmeyi sürdürdüler. Bu sürede dedektif Ken olay yerini tekrar tekrar inceliyor ve araştırma yapmaya devam ediyordu. Ve bir takım bulgular elde etti. Olay yerinde yani evde banyodaki lavabolar özenle temizlenmişti. İkizlerin yatak odasında dolabın arkasına saklanmış kanlı kıyafetler bulundu.
Bunlara ek olarak yine yatak odasında kanlara bulanmış bir çift bot ve mendile saklanmış saç telleri bulundu. Bulunan son kanıtlarla beraber DNA örneklerinin de alınmasıyla olayın üçü arasında geçtiği kesinleşmiş oldu. Ancak bir sorun vardı. Cez ve Tes'in tek yumurta ikizi olması. DNA'ları aynı olduğu için polis hangisinin ne derece zarar verdiğini anlayamıyordu.
Bakışları, gülüşleri, ses sonları bile aynıydı. Belki sadece biri suçluydu. Ama Dedektif Ken'in ihtimallere değil, kanıtlara ihtiyacı vardı. O sırada Tess'in sorgu sırasında kendini ısırdığını hatırladı. Ve Nikki'ye diş incelemesi yapmaya karar verdi. Sonuçlara göre Tess'in kolundaki ısırıkların aslında Nikki'ye ait olduğu, Tess'in bunu saklamak için kendi kendini ısırdığı ortaya çıktı.
Yani Tess'in suçlu olduğu kesindi. Jess'le ilgili kanı taranırken, Nicky'nin dişlerinde ikizlerinin ikisinin de saç tellerinin bulunmasıyla, kızların annelerini ortalarına alıp öldüresiye dövdüğü, 80'e yakın bıçakladığı ve banyoya sürükleyerek en son orada boğdukları kesinleşmiş oldu. Polis, Jess'i okulda, Tess'i ise büyükannesinin yanında yakalayıp tutukladı. Her ikisi de tutuklanırken önce suçlarını safça inkar etseler de, istediklerini alamayınca agresifleşip sinirlenmeye başlamıştı. Çünkü gittikleri yerin parmaklıklar olduğunun farkındaydılar. Mahkemede ikizler, annelerinin elinde tencere ve bıçakla kendilerine bağırdığını ifade ettiler.
Söylediklerine göre, Nicky elindekilerle kızların üstüne yürüyünce, Jess annesine vazoyla vurmuş, Tess ise annesinin elindeki bıçakla onu bıçaklamıştı. 16 yaşındaki Jessmia ve Tessmia, annelerin Nicky Whitehead'i acımasızca ve kasten öldürmekten, bıçak kullanmaktan ve yalan ifade vermekten 30 yıl hapis cezası aldı. İkizler aynı yerde kalmak istemelerine rağmen, hakim buna izin vermedi. Tess Mia Arundel hapishanesinde tutulurken, Jess Mia Pulaski hapishanesinde kalmaya başladı. İkisi de bu süreçte öğrenimlerine devam ederken, Jess bir günlüğüne hapishane kıyafetlerini çıkarıp mezuniyetine gitmek için hapishane müdüründen izin istedi. Müdür o güne kadarki iyi halini göz önünde bulundurarak ona izin verdi. Jess bir günlüğüne de olsa özgür kalmıştı.
Mezuniyetine gittiğinde onu hayatta en sevdiği kişi, büyükannesi Della Frazier karşıladı. Cez, hiçbir şey olmamış gibi mezuniyet kürsüsüne çıkıp konuşma yapmak istedi. Şu an ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum. Nasıl pişkin pişkin o kürsüye çıktı diyorsunuz. Belki bazılarınız korkuyor benden, bilmiyorum. İstediğinizde düşünebilirsiniz, umrumda da değil. Ama hiçbiriniz benim yaşadıklarımı yaşamadınız, tamam mı?
Hiçbiriniz beni anlayamazsınız. Bir tek sen, büyük anne. Burada herkesin içinde ben sana teşekkür etmek istiyorum. Bir iyi ki varsın. Jess'in bu konuşmasının ardından etrafı buz gibi bir sessizlik sardı. Kimse onu alkışlamadı. Bir kişi hariç. Bravo! Seninle gurur duyuyorum. Jess ve Tess hapisteyken evlerinde bir günlük bulundu.
İkizler bugünlüğe annelerine olan nefretlerini akıtmışlardı. Ben bu davayı araştırırken hep bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. Annelerinden neden bu kadar nefret ettiklerini gerçekten anlamaya çalıştım. Ama anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim. Çocukluklarını anneleri olmadan geçirmiş olmaları, ondan bu kadar nefret edip onun için böyle canice bir son hazırlamalarını haklı çıkarmıyor bence.
Nasıl bir insan kendi öz annesini 80 kere bıçaklayabilecek kadar öfke ve nefret doğmuş olabilir ki? Üstelik biri değil, ikisi birden bunu yapıyor. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Ama ben bu nefreti anlamıyor ve anlamak da istemiyorum.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.