
2.326 kelime · ~12 dk okuma
Glatzel ailesinin akıl almaz hikayesi. 80'li yıllar Glatzel'ların en küçük oğulları 11 yaşındaki David'in birden fazla iblis tarafından ele geçirildiğinin iddiasıyla çalkalanmıştı. Öyle ki Amerika'daki herkes seferber olmuş, bu işte uzman, meşhur paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren çiftinden çocukları kurtarmak için yardım istemişlerdi. Ancak bu yardım öylesine bir yardım değildi.
David'e şeytan çıkarma ayini düzenlenecekti. Ve herkes şundan emindi. Eğer doğru yapılmazsa, David ömrü boyunca iblisiyle beraber yaşayacaktı. Ama herkesin korktuğu diğer ihtimal, bu iblisin başkasının ruhunu da esir almasıydı. Bu başkası herkes olabilirdi. David'in ailesinden biri ya da onlara yakın biri. Kim bilir?
Öyle ki bu iblisin bahsi mahkeme koridorlarından savunma kürsüsüne kadar girdi. O kürsüde suçunu kendisine şeytanın yaptırdığını söyleyerek affını isteyen biri vardı. Peki böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Biri şeytan tarafından ele geçirilebilir miydi? Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar.
Bugün sizlere inanması zor, bir o kadar da tartışma yaratan, mahkeme gününden itibaren medyada büyük ilgi gören ve bana bunu şeytan yaptırdı davası olarak anılan olaydan bahsedeceğim. Ne dersiniz? Ruhların ve iblislerin dünyasına adım atmaya hazır mısınız? 1980 yılıydı. Glatzel ailesi Connecticut Brookfield'da bulunan bir evi kiralamaya karar verdiler. Fakat buraya tamamen taşınmadan önce temizlik ve evde küçük tamiratlar yapmak için yakında yaşayacakları bu yeri ziyaret etmeye gittiler. Ailenin en küçük oğlu 11 yaşındaki David'ti. Kendi yaşındaki birçok küçük çocuğun yaptığı gibi o da bu yeni yeri keşfetmek için evin koridorlarında bir aşağı bir yukarı koşuyordu.
Ancak evde gezindikten kısa bir süre sonra David kendisini dehşete düşüren bir şey yaşadı. Odalardan birinde yaşlı ve öfkeli bir adamın ruhuyla karşılaşmıştı. Bu ev benim evim. Gelmeyin buraya. Yoksa bu ev hepinize mezar olacak. Nefesim ensenizde olacak.
David'e göre bu yaşlı adam onların eve taşınmalarını istemiyordu. David, adamın ruhunun onu ittiğini ve eğer aileleri buraya taşınırsa hepsinin başına kötü şeyler geleceği konusunda onu uyardığını ailesine anlattı. Ailesi David'e inanmadı. Çünkü onlar ruhlara, mistik olaylara inanan bir aile değildi. Hayaletli ev gibi inanışlar onlar için saçmalıktı.
David'in hayal gücünün onu ele geçirdiğini ya da ailenin geri kalanına evi temizlemesine yardım etmek istemediği için yalan uydurduğunu düşünüyorlardı. Oğullarının bu iddiaları onları eve taşınmaktan da alıkoymadı. Ancak Glatzel'lar eve taşındıktan sonra işler giderek kötüleşmeye başladı. David yaşlı adamın ruhunu görmeye devam ediyordu. Hatta artık adamın onun ruhunu çalmak istediğini iddia ediyordu ve davranışları da büyük oranda değişti. Rüyasında canavar adam adını verdiği, boynuzları ve toynakları olan birini görüyordu. Bu canavar adam dört nala koşarak David'e gitgide yaklaşıyordu. Zavallı David terler içinde uyandı.
Ama canavar adam gitmemişti. O ise adeta yatağa çivilenmiş gibiydi. Hareket edemiyordu. David'i yatağa kitleyen şey, yaşadığı geceler peşini bırakmayan bir karabasandı. Ancak bununla bitmedi. Fiziksel değişimler de göstermeye başladı. Sık sık nöbet geçiriyor, vücudunda rastgele morluklar ve çizikler oluşuyordu. Ayrıca ana dili olan İngilizceyi konuşmayı da bırakmıştı.
Bunun yerine homurdanıp ağzından köpükler çıkararak hırlamaya başladı ve İncil'den alıntılar yaptı. David'in ebeveynleri her ne kadar başta ona inanmamış olsalar da bu eve taşındıktan kısa bir süre sonra olaylar arasındaki bağlantıyı kurmaya başladılar. Ailede başka hiç kimse öfkeli yaşlı adamın ruhunu fiziksel olarak görmemiş olsa da tavan arasından tuhaf sesler geldiğini duymuşlardı. David'in davranışlarını ve sıkıntılarını da göz önünde bulundurduklarında oğullarının ele geçirilmiş olabileceğine inanmaya başladılar. Zaman geçtikçe David'in durumu kötüleşti. Hem annesine hem de babasına fiziksel şiddet uygulamaya başladı. Ama özellikle annesini hedef alıyordu. Hatta bir noktada annesinin burnunu kırdı. 11 yaşındaydı fakat alışılmadık derecede güçlüydü.
Öfke krizleri geçirdiğinde birkaç yetişkinin birden onu tutarak bastırmaya çalışması gerekiyordu. David geceler boyunca uyumuyordu. Her gece aynı saatte çığlıklar atarak ve küfürler ederek uyanıyordu. İşler o kadar kötüye gitti ki 18 yaşındaki Arne Johnson, David'in krizlerine yardım etmek için Gladdell ailesinin yanına taşınmaya karar verdi. Arne, David'i çok seviyor, kendi kardeşi gibi görüyordu.
Arnie'nin David'e olan sevgisi, onu belki de kötü ruhlardan arındırabilecekti. Ancak bu ruh sevgiden değil, nefretten besleniyordu. David'i çok sevmek, Arnie'nin laneti olacaktı. Arnie, David'in ablası Debbie'nin erkek arkadaşıydı. Beyzbolu ve balık tutmayı seven, klasik bir Amerikalı genç erkekti.
Ayrıca kız arkadaşı Debbie'yi ve David dahil onun tüm ailesini gerçekten çok seviyordu. Onlara kendi ailesinden daha yakındı. Bu yüzden başlarına gelen bu talihsiz durumu atlatmalarına yardım etmek, bunun için elinden geleni yapmak istiyordu. Bütün gün çalışmasına rağmen her iş çıkışı Glatzel'ların evine geliyor, onlarla akşam yemeği yiyor ve sonra bütün gece ayakta kalıp David'e yardım ediyordu.
Fakat Arnie'nin yardımıyla bile David'in tuhaf davranışlarını kontrol etmek mümkün olmuyordu. Bölgelerindeki tüm Katolik rahipleri aramaya karar verdiler. Oğullarına şeytan çıkarma işlemi yapmaları için yalvardılar. Ama hiç kimse kabul etmedi. Özellikle bir çocuk söz konusu olduğu için kimse bu işe karışmak istemiyordu. Herkes çekingen davranıyordu. İşte o zaman meşhur Lorraine ve Ed Warren olaya dahil oldu.
Ed Warren, kötü ruhlar ve o ruhları kontrol edebildiğini düşünen bir demonolojist, eşi Lorraine Warren ise bir medyumdu. Vakaları birçok korku filmine konu olmuş bu çift, Amerika'nın en ünlü, hatta bir nevi kötü şöhretli hayalet avcılarıydı. Warren'ların iddiasına göre bir papaz kendileriyle temasa geçmişti. Onlara bir çocuktan bahsetmiş, kendisinin yardım edemediğini, bunun bir ele geçirme vakası olduğuna inandığını iddia etmişti. Papaz bu kadar küçük bir çocukla ilgili bir vakaya dahil olmak istemiyordu. Ama onlara konuyu daha detaylı inceleyip yardım edip edemeyeceklerini sordu. David'in tuhaf davranışlarını duyduktan hemen sonra Warren'lar bu teklifi kabul ettiler.
İlk iş, Glatzel ailesinin evinin yolunu tuttular. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından, iblislerin etrafını sardığı bu eve geri döneceğiz. Glatzel ailesi Warren çiftiyle tanıştığında, bunun son umutları olabileceğine inanarak onları hemen hayatlarına aldı. Warrenlar, Glatzel'ların evinde geçirdikleri ilk geceyi alışılmadık derecede sıcak ve ürkütücü olarak anlattılar.
Lorraine yemek masasında 11 yaşındaki David'in karşısında oturuyordu. David de o sırada masada resim çiziyordu. Bir noktada durup başını kaldırdı ve Lorraine'e baktı. Lorraine, David ona baktığında onun normal bir çocuk olmadığını hissetmişti. Gözlerinde farklılığı, hatta kötü bir şey vardı. Aileyle tanıştıktan ve David'in davranışlarını izledikten sonra Warren'lar, Glatzel'ların endişelerini iyice ciddiye almaya başladı. Lorraine, küçük çocuğun ele geçirildiğine neredeyse emindi. Ed, David'in kırktan fazla farklı iblis tarafından ele geçirildiğine inanıyordu.
Warren'ların Katolik Kilisesi topluluğunda nüfuzu ve otoritesi vardı. Bir şekilde her ne kadar rahipler Glatzel'larla çalışmayı reddetseler de kiliselerden birini bu ele geçirmenin gerçek olduğuna ikna etmeyi başardılar. David'i kurtarmak için bir şeytan çıkartmanın gerekli olduğu konusunda fikir birliği yaptılar. David'in şeytan çıkarma işlemine 3'ü doğrudan Vatikan'dan olmak üzere 6 rahip katıldı.
Sanki Tanrı'nın izindeki herkes bu şeytandan kurtulmak için birlik olmuştu. Bütün aile üyeleri de bu ritüele katılmıştı. David'i tutabilmek için Debbie'nin erkek arkadaşı Arne Johnson da onlara katıldı. Arne, David'e hayrandı ve ona yardım etmek için her şeyi yapmaya hazırdı. İçindeki şeytani varlığı kışkırtmak da dahil.
Ed ve Lorraine onu bunu yapmaması konusunda uyarmış olmasına rağmen Arnie, iblisin David'i yalnız bırakıp yerine kendisini alması için dua ediyordu. Arnie adeta iblislere meydan okuyordu. Git! Şeytan! Her türlü aldatmacının mucizi ve ustası! İnsan kurtuluşunun düşmanı! Bu bedeni terk et! Korkak!
Küçücük bir çocuğu ele geçirebiliyorsun değil mi? Hadi! Hadisene! Kolaysa beni alsana! Benim bedenime girsene! Ne oldu? Ne oldu yoksa o kadar güçlü değil misin ha? Arni?
Arni iyi misin? Çok tuhaf gözüküyorsun. son şeytan çıkarma işlemi işe yaramış gibi görünüyordu. Bu da David'i ele geçiren şeyin artık orada olmadığı anlamına geliyordu. David'in davranışları eski küçük çocuk haline geri döndü ve fiziksel olarak iyileşmeye başladı. Gece terörleri sona erdi. Yaşlı adamın hayaleti ya da rüyalarında gördüğü canavar adam hakkında konuşmayı bıraktı. Ailesi onu bir psikiyatriste götürdü ve hafif bir öğrenme güçlüğü olduğu söylendi.
Ama onun dışında artık tamamen iyiydi. Artık David'e yardım etmelerine gerek kalmadığından Debbie ve Arnie nişanlandılar. Ardından da kendi evlerine taşınmaya karar verdiler. O noktada gelecekte yaşanacak trajik olaylara dair hiçbir fikirleri yoktu. David şeytan çıkarma haininden bu yana büyük ölçüde iyileşirken, Arnie de hızla kötüleşmeye başladı.
Hiçbir şey olmayacaksa da bunu göreceksin. Göstermek istemiyor musun? Mete! Hadi koş! Ağaç akartı reksiyonu yakmak istiyorsun, onu biliyorum.
David'in şeytan çıkarma ayininden sadece birkaç gün sonra Arnie bedeninin ele geçirildiğini düşünerek kaza yaptı. Ona bunu yapmasını şeytan mı söylemişti? Neyse ki Arnie araba kazasında ağır yaralanmamıştı. Ama olay yüzünden tamamen perişan haldeydi. Kazadan kısa bir süre sonra Arnie görünmeyen bir güç tarafından o eve geri çağrıldığını ve bu gücün kendisini evdeki eski bir kuyuya yönlendirdiğini düşünüyordu.
Arnie iblisle yüz yüze geldiğini söylüyordu. Daha sonraki söylemlerine bakılırsa aklı başındayken iblisle son karşılaşması olmuştu bu. Daha sonra ise iblis onu tamamen ele geçirmişti. Arnie'nin kendine hakim olamadığı bu tür trans benzeri durumlar daha sıkı hale gelecekti. Nişanlısı Debbie onun transa girip hırlamasından çok korkmaya başladı. Bu durum ona tıpkı David'in bir zamanlar yaptıklarını hatırlattı.
Arnie David'in anlattığına benzer bir canavar adam gördüğünden de bahsetmeye başladı. Trans hali yalnızca birkaç dakika sürüyor ve Arnie kendine geldiğinde ne olduğuna dair hiçbir şey hatırlamıyordu. Çift bunun kendi kendine geçeceğini umuyordu. Ama öyle olmadı. Tarih 16 Şubat 1981'di. Debbie o gün köpek bakıcılığı yapacaktı.
İşi iyi gidiyordu çünkü işvereni aynı zamanda ev sahibiydi. Ve çalıştığı yerde evlerine çok yakındı. Arney'in de o gün çalışıyor olması gerekiyordu. Ama o, öğleden sonrayı Debbie ile Köpek Kulübesi'nde geçirebilmek için iş yerine hasta olduğunu söyledi. O gün Debbie'ye Köpek Kulübesi'nde eşlik edecek çok sayıda aile ferdi vardı.
Bunlara 9 yaşındaki küçük kuzeni Mary da dahildi. Debbie'nin patronu ve ev sahibi Alan Bono adında 40 yaşında bir adamdı. Alan işinin hemen üstündeki bir dairede yaşıyordu. Üçü ve diğer misafirlerin de dahil olduğu bu grup öğle yemeği için dışarı çıkmaya karar verdi. Ancak Alan restorandayken masaya bir şişe alkol ısmarladı.
ve oldukça sarhoş oldu. Yemek yemeği bitirip köpek bakım yerine döndüklerinde Ellen, Debbie'nin küçük kuzeni Mary'e karşı saldırgan ve uygunsuz davranmaya başladı. Eve gitme zamanının geldiğine karar verdiler. Ancak oradan ayrılmaya çalıştıklarında iddiaya göre Ellen, Mary'i yakaladı ve gitmesine izin vermedi. Bunu gören Arnie'nin tavrı anında değişti. Adeta çılgına döndü. Ellen'a hırlamaya başladı.
Daha sonra da Arnie cebinden çakısını çıkarıp Alan'ın üzerine yürüdü ve onu göğsünden beş kez bıçakladı. Alan sadece birkaç saat sonra aldığı yaralardan dolayı ölecekti. Arnie, Ellen'ı bıçakladıktan hemen sonra tam bir şaşkınlık içinde, sanki hiçbir şey olmamış gibi yoldan aşağı doğru yürümeye başladı. Sonunda cinayet mahallinden yaklaşık 2 mil uzakta tutuklandı. Ancak Arnie, o ana ait hiçbir olayı hatırlamadığını iddia etti. Ardından tutuklandı ve Ellen'ı öldürmekle suçlandı.
Ed ve Lorraine Warren ise hemen öne çıkıp Arne Johnson'ın yalnızca şeytan tarafından ele geçirildiği için cinayet işlediğini iddia ettiler. Bu hikaye hızla medyada sansasyon yarattı. 80'li yıllarda Amerika şeytani paniğe kapılmıştı. İnsanlar karşılaştıkları herkesin, arkadaşlarının, komşularının, hatta bakkal görevlisinin bile şeytana tapmasından korkuyorlardı. Görünüşte hoş, dürüst, çalışkan genç adamın iblislerin eline geçtiği için birini öldürdüğünü duyduklarında tüm bunların doğru olduğuna inanıp çılgına döndüler. Arnie'nin cinayet davası 1981 yılının Ekim ayında başladı.
Mahkemede korkunç bir sessizlik vardı. Herkes Arnie'den korkuyordu. Alan'ın ailesi onun suratına bakamıyordu. Hakim ifade vermesi için Arnie'yi kürsüye çağırdı. Sanık Arnie Johnson 16 Şubat 1981 tarihinde Alan Bono'yu 5 kez bıçaklamak suretiyle öldürmekten yargılanıyorsunuz. Savunmanız nedir? Ben... Ben hatırlamıyorum.
Neden yaptınız? Ben isteyerek yapmadım. Tekrar soruyorum. Sebebiniz nedir? Ben şeytana uydum. Bana bunu şeytan yaptırdı. Beni ele geçirdi. Sorumlusu o. Şeytanın gücü altında hareket ettim. Kontrolüm dışındaydı. Gerçek olamaz böyle bir şey.
Arnie'nin kendini savunması, adeta hukuk derslerinde müfredata geçirilecek yeni bir konu başlığı niteliğindeydi. Amerikan suç tarihinde ilk kez bir şüpheli, savunma kürsüsünde ruhunun şeytan tarafından ele geçirildiğini söyleyerek masumiyetini ispatlamaya çalışıyordu. Arnie bu savunmasıyla suçtaki kişisel sorumluluğunu reddetmişti. Ona göre tıpkı cezai ehliyeti olmayan, zihni kendi içindeki şeytanlar tarafından ele geçirilen insanlar gibi muamele görmeliydi. Hapishaneye değil, ruh ve sinir hastalıkları merkezine yatırılması gerektiğini düşünüyordu. Onun şeytanı içinde değil, dışarıdaydı ve herkese musallat olabilirdi. Arnie, şeytanını içinde tutarak aslında topluma iyilik yapıyordu.
Arnie'nin hem küçük kardeşinin şeytan çıkarılması sırasında hem de patronun öldürülmesi sırasında yanında bulunan nişanlısı Debbie tanık olduğuna dair ifade verdi. O çok değişti. Bir anda oldu her şey. Böyle biri değildi. Cinayet işleyecek biri asla değildi. Ama David'in içinden çıkan şeytan onun içine girdi. İblisler onu ele geçirdi.
Her şey o günden sonra oldu. Adeta bir canavara, hayvana dönüştü. Debbie'nin iddiaları sonrası, Ed Warren, şeytan çıkarma işlemi sırasında Arnie'nin iblise meydan okuma hatasını yaptığını, sonra da iblisin kendisine Arnie'nin bedenine aktardığını iddia etti. Duruşmayı denetleyen yargıç Robert Callahan, bunlara kesinlikle inanmıyordu. Suçsuz olduğu iddiasını delil yetersizliğinden dolayı reddetti.
Yargıç, şeytaniyi ele geçirme gerekçesiyle ifadeye izin vermenin ilişkisiz ve bilim dışı olacağını söyledi. Jüriden bu iddiaya dayalı herhangi bir karar vermemesi, yalnızca gerçekleri kullanması istendi. Bu dava, bunu bana şeytan yaptırdı davası olarak adlandırılmaya başlandı. Üç gün süren müzakerelerin ardından jüri, Arne Johnson'ı cinayetten değil, daha hafif olan, kasıtsız adam öldürme suçundan suçlu buldu. Arne Johnson, bu suçtan dolayı 10 ila 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldı. Ancak sadece 5 yıl yattıktan sonra serbest bırakıldı. Hapishane ona iyi gelmişti. Kendisine sahip olduğunu iddia ettiği iblis her neyse, vücudunu terk etmiş gibi görünüyordu.
Arnie parmaklıklar ardındayken lise diplomasını aldı ve 1986'da hapisten çıktı. Daha sonra Debbie Glatzel'la evlendi ve çiftin iki çocuğu oldu. Warren'lar, yazar Gerald Brittle'la, Glatzel ailesi ve Arnie Johnson'la yaşadıkları deneyimleri anlatan Connecticut'taki Şeytan adlı bir kitap yazdılar. Tam olarak kaç kopya sattıkları ya da ne kadar kazandıkları belli değil.
Ancak hikayeleri için Glatzel'lara yaklaşık 2000 dolar ödedikleri biliniyor. 2017 yılında bir zamanlar ele geçirildiği iddia edilen ancak artık yetişkin bir adam olan David Glatzel, kardeşi Carl ile birlikte Warren'lara dava açtı. Kitabın mahremiyetlerini ihlal ettiğini ve kasıtlı olarak duygusal sıkıntı yaratmaya neden olduğunu iddia ettiler. Kitapta yer alan iddiaların tamamen yalan olduğunu ve şeytani bir ele geçirmenin söz konusu olmadığını söylediler. Kardeşler, Ed ve Lorraine Warren'ın bir gün ailelerinin kapılarına geldiğini ve onlara kendilerinin milyoner yapma vaadinde bulunduklarını, her şeyin böyle başladığını iddia ettiler. Carl, Warren çiftinin ailesi üzerinden zengin ve ünlü olabilmek için iblisler hakkında sahte bir hikaye uydurduklarını söyledi.
Arnie ve Debbie ise yalan söyleyenlerin David ve Carl olduğunu ve kolayca para elde etmek istedikleri için Warren'lara dava açtıklarını iddia etti. Her zaman şeytaniyi ele geçirme hikayesinin doğru olduğunu söylediler. Eğer bu inancın arkasında durmasalardı, Arnie'nin bir adamı çok şiddetli ve aleni bir şekilde öldüren bir katil olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacaklardı. Şimdi soruyu size bırakıyorum.
David'in ele geçirildiğine ve Arnie'nin iblislerle alay ederek onları kendi bedenini ve ruhunu ele geçirmeye davet ettiğine inanıyor musunuz? Yoksa tüm bunların biraz para kazanmak için uydurulduğunu ve sonunda cinayet suçlamasından kurtulmak için kullanıldığını mı düşünüyorsunuz? Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.