Podcast

84 - Sezgi Aksu ile Karanlık Dosyalar Soru Cevap #2

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

2024'ün ilk bölümünde Sezgi Aksu, sizden gelen sesli ve yazılı soruları cevaplıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.025 kelime · ~15 dk okuma

Merhabalar, ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Öncelikle hepinizin yeni yılını kutlamak isterim. Umarım 2024-2023'ten kat kat daha iyi bir yıl olur hepimiz için. Bu yıl maalesef ki ülkece çok acılar yaşadık. Herkes de kişisel hayatında belli başlı şeylerle mücadele etti tabii ki. Ama umuyorum ki 2024 sadece yaralarımızı sarmakla kalmaz, aynı zamanda hepimizin hayatına hayal bile edemeyeceğimiz birçok mucize getirir.

Yılın ilk bölümünde hem sizlerin sorularını yanıtlamak hem de biraz podcast programımız üzerine konuşalım istedim. Böylece biraz da sohbet de etmiş oluruz tabii ki. Sizlerden hem sesli hem de yazılı olarak sorular aldık ve bunların yazılı olanlarını ekip arkadaşlarımız seslendirdi. Ama ben ilk olarak sesli gelen sorulardan yani sizlerin gönderdiğiniz sesli sorulardan başlamak istiyorum.

Seslerinizi duymak için sabırsızlanıyorum çünkü. İlk soru Zümra'dan geliyor. Merhaba Sezgi, benim sana sorum. Bu tür gerçek suç vakalarına ilgin olduğunu nasıl ve ne zaman fark ettin? Zümracığım öncelikle sorun için çok teşekkür ederim. Bu davalara, bu tarz olaylara olan ilgim açıkçası çok küçük yaştan başladı diyebilirim ortaokuldayken tahminimce. Bundan öncesinde yani ortaokul öncesinde de hep gizemli olaylara merakım vardı.

Transkriptin tamamını oku

Ama zaman geçtikçe, ortaokulda daha çok dünyayı tanıdıkça sanırım, bunlara ilgim daha böyle spesifik bir alana kaydı. Tabii bu demek olmuyor ki diğer konulara da ilgim yok. Hayır, hala gizemli şeyleri aşırı merak eden ve araştırmayı çok seven birisiyim. Ama tabi bunların başında gerçek suç vakaları gelmekte. Bu alana daha çok yönelmeme sebep olan şey ise aslında bir gün ortaokulda okuldan geldiğimde televizyonda bu olaylara dair bir programa denk gelmiş olmam oldu. Investigation Discovery kanalını belki bilenleriniz vardır. ID Extra olarak da geçmekte. Ben bu kanalda belgesel izlemeye başlamıştım. Yani yıl gerçekten çok çok gerilerdeydi o zaman. Şu anda ben 26 hatta 27 olmak üzereyim. Ve bunları ilk keşfettiğimde 13-14 yaşındaydım. Belki hatta 12 bile olabilir.

Ve o kadar hoşuma gidiyordu ki yani bu gizemli olayları izlemek, onların çözüme kavuşup kavuşmayacağını anlamak, bu tarz şeyler çok hoşuma gidiyordu. Ve aslında ilk defa bu şekilde alana tamamen yöneldim diyebilirim. Onun öncesinde tabii çoğumuzun eskiden izlediği Kanıt dizisi vardı. O diziyi çok severdim ama hani bu alana dair özellikle bir yönelme o zaman yaşamamıştım. Evet, ikinci sorumuz Zübeyde'den.

Sezgi abla selam, bu içeriği seçmendeki sebep nedir? Selamlar Zübeyde. Bu içeriği seçmemdeki sebep yine daha önce de söylediğim gibi bir önceki soruda. Bu alana çok ilgi duymam, gizemli şeylere ilgi duymam. Ve insanlara bir şey anlatmayı da seviyorum. O yüzden böyle uzun uzun anlatabileceğim bir şeylerin olması benim hoşuma gidiyor. Bu tarz davaları size anlatmak, sizinle teoriler üretmek, sizlerin fikrini almak benim için çok keyifli bir şey. Sorun için de çok teşekkür ederim.

Üçüncü sorumuz da Havva'dan gelmekte. Seni seviyorum. Hava, öncelikle ben de seni çok seviyorum ve sorunun için çok teşekkür ederim. Sesin de çok tatlı. Denise Amberlee davası gerçekten beni de çok etkilemişti. Youtube kanalımda anlattığım davalardan birisi, bilmeyenler için. Ama beni en çok etkileyen, daha önceki soru cevaplarımda da söylediğim gibi Gabriel Fernandez davası.

En çok üzen o, öyle söyleyeyim. Ama onun dışında, inanın aralarından seçmek çok da mümkün olmuyor benim için. Çünkü birine şaşırıyorum, etkileniyorum. Sonra üstüne bir yenisi daha ekleniyor. Ama sizlerin en çok ilginizi çeken bölümleri duymayı da çok seviyorum. Şimdiki sorumuz da Furkan'dan.

Sezgi abla, merhaba. Ben Furkan. Benim sorum şöyle. Seni diğer insanlardan farklılık kıldığını düşündüğün bir huyun... ...ya da bir karakterin ya da bir özelliğin var mı? Bunu bencillik olarak algılama lütfen. Her insanın kendine beğendiği ve farklılık bulduğu bir yönü vardır. Fiziksel bile olsa bir tarafı vardır. Mesela senin nedir sence?

Furkan'cığım öncelikle sorunun için çok teşekkür ederim sana da. Çok ilginç bir soru, hiç böyle bir soru almamıştım daha önce açıkçası. Bütün hayatım boyunca almamıştım. Yani hiç de üzerine düşünmedim aslında. Ama karakteristik olarak çok da gerçekten ciddi ciddi ayıran bir nokta olduğunu

Pek söyleyemem sanırım. Çünkü hepimiz insanız ve hepimizin içinde aslında karakterinde bütün duyguların, özelliklerin bir kısmı var. Kimisinde bazıları daha ağır basarken diğerinde ağır basan şey çok daha az bulunmakta. Ama sanırım kendimde çok öne çıktığını gördüğüm şey merhamet ve vicdan duygusu. Yani bu öyle bir şey ki beni gerçekten hayatımın belirli yıllarında çok çok fazla etkilemiş, kimi zaman yararıma olmuş ama kimi zaman da

çok çok zararıma olmuş bir durum. Yani hiç benimle alakası olmayan şeylerden bile vicdan azabı duyabilen bir karakterim var. Bu konuda gerçekten çevremdeki insanlarda bu derecede olanını görmedim. Zaten beni yakından tanıyan insanlar da aynı şeyi söylemekteler. Yani biz de böyle bir şeyi hiç görmedik. Kimse bu kadar bir şeyleri takmıyor, bu kadar vicdan merhamet yapmıyor çoğu şeye diye. Bilemiyorum, onu söyleyebilirim açıkçası.

Tabii bunu aslında benden ziyade tanıdığım, beni tanıyan insanlara sormak lazım. Dış görünüş olarak da bence yüzümdeki benler beni birazcık diğer insanlardan farklı kılıyor. Onları kimileri sevmediğimi falan düşünüyor. Kanalım biraz daha büyüdükçe aldırmayacak mısın benlerini diye soran birkaç kişi de vardı mesela. Küçükken ben de çok sevmezdim. Çünkü yüzümün ortasında bir sürü var. Birisi zaten büyük. Ve onlar beni küçükken böyle birazcık rahatsız ederdi. Çünkü farklı olmak çok garip gelirdi bana.

Ama şu anda onların hepsini çok seviyorum. Oldukları yerde kalsınlar, bir yere de gitmesinler. Yani benim yüzüme ayrı bir hava kattıklarını düşünüyorum. Birçok insanına benzememi engellediğini düşünüyorum. Bu yüzden de kendime açıkçası yakıştırıyorum onları. Dış görünüş olarak da bu özelliğim diyebilirim. Sorun için tekrardan çok çok teşekkür ederim Furkan. Şimdiki sorumuz da Eda'dan.

Bu tür olaylara ilgi duyma ve araştırma süreci nasıl başladı? Daha sonrasında bunu insanlarla paylaşmaya ve YouTube kanalı açmaya, sonrasında da podcast kaydetmeye nasıl karar verdin? Süreci paylaşabilir misin? Edacığım çok teşekkür ederim sorun için.

Şöyle söyleyeyim, bölümdeki ilk soruda bu alana nasıl ilgimin başladığından bahsettim aslında. O yüzden onu geçiyorum. Zaten onun cevabı verildi. Ama YouTube'da ve podcast olarak bunları anlatmak nasıl oldu derseniz... YouTube kanalımda aslında ben eskiden makyaj videoları paylaşıyordum. O zamanlar tabii ki 30-40 takipçi falan vardı sanırım. Ve ana akım oydu yani. O zamanlar böyle makyaj videolarıyla insanlar daha çok öne çıkıyorlardı. Ben de seviyordum zaten makyaj videoları. Ama zaman geçtikçe kendim izlediğim içerik üreticilerinden gerçek suç davalarıyla alakalı şeyler görmeye başladım. Kanallarının konseptini değiştirenler, ona geçiş yapanlar oldu ve bunlar yabancı kanallardı. Türkiye'de takip ettiğin kimse de görmemiştim tabii. Onlardan dinledikçe böyle videolarını izlemeyi çok sevdiğimi ve benim de ilgim olan bir alan olduğu ve konuşmayı da çok sevdiğim için anlatmaktan da hani keyif alacağımı, böyle bir şeyi keyifle yapabileceğimi düşündüm. Bu yüzden ilk olarak iki tane video kaydedip deneme olarak yüklemiştim. O zamanlar tabii çok az insan vardı ama bir kişinin yorumu beğenisi bile benim için çok önemliydi. Hala da önemli. Şimdi öyle değil diye söylemiyorum.

ama o zamanlar böyle benim için çok büyük bir şeydi yani bu alana gerçekten ilgi duyan insanlar var mı diyordum şaşırıyordum yani çünkü Türkiye'de bu gerçek suç alanı çok da popüler değildi o zamanlar ve başlayış o başlayış ondan sonrasında da yine videoları üretmeyi yüklemeye devam ettim bir yerden sonra gerçekten çok sevdiğimi ve izleyenlerin de kanaldan gitmediğini severek gerçekten de isteyerek izlediklerini, her hafta video beklediklerini gördüm. Bu bana aslında bir motivasyon verdi ve yaklaşık 3 yılın sonunda 2020 yılında hepimizin evlere de kapanmasıyla birlikte birden kanalım büyümeye başladı ve benim için aslında bir dönüm noktasıydı. Podcast konusuna gelecek olursak, bunu da hep yapmak istiyordum zaten. Kendim kanalda video ürettiğim, sadece kanalda video ürettiğim zamanlarda bile podcast yapsam diye hep düşünüyordum ama iki işe birden yetişemeyeceğimin farkındaydım. Çünkü gördüğünüz üzere podcastler kanalımdaki videolardan çok farklı. Kanalımdakiler daha sohbet havasında geçerken, daha görsel odaklı olurken buradakiler tamamen ses odaklı ve sesle size aslında

Koskoca bir hikaye anlatıyoruz. Adeta bir dizi, film izlermişsiniz gibi bir hava vermek istiyoruz bir yandan da. Olayların anlatılış şekli olsun, montajlanması, efektlerin eklenmesi olsun, bu süreçlerin hepsi gerçekten çok emek ve çok fazla da zaman istiyor. Bu yüzden de tek başıma zaten yapabileceğimi düşünmüyordum. O yüzden hiç başlamamıştım. Ama bir gün yaklaşık bundan bir buçuk hatta

2 yıl önce diyeyim çünkü yaklaşık 2 yıl önce görüşmeye başladık biz PodB Media ile ve 1,5 yıl önce de programımız platformlarda yayınlanmaya başladı. Yine yaklaşık diyorum çünkü 24 ay değil de 21 ay önce falan bana bir mail geldi PodB Media'da çalışan arkadaşlardan. ve benimle bir online görüşme yapmak istediklerini söylediler. Bu görüşmede videolarımı severek izlediklerini ve podcast programı olarak da bir şeyler yapmak istediklerini belirttiler. Ben de dedim ki, siz neredeydiniz? Yani hep aklımdan geçen bir şeydi. Hatta onların bana mail atmasından yaklaşık birkaç gün önce, keşke yapabilsem böyle bir, nasıl desem, zamanım, ekipmanım falan bir şey olsa diye düşünmüştüm.

Tam da onun üstüne onların mail atması gerçekten beni çok mutlu etmişti. O günden sonra da beraber çalışmaya başladık. Sıradaki sorumuz Alp Güneş'ten. Sevgili Sezgi, karanlık dosyalarda seni en çok sinirlendiğin olay hangisiydi?

Buna aslında kesin ve net bir cevap vermem, belli bir dava söylemem mümkün değil. Çünkü çok çok sinirlendiğim bir sürü dava var. Ama özellikle bir çocuğun dahil olduğu davalarda ekstra sinirleniyorum. Beni gerçekten zorluyor birazcık anlatması, araştırması onları. Çünkü çocuklar dünyadaki en değerli, en masum şeyler ve

böyle korkunç sonlarla buluşabilmiş olmaları benim gerçekten sinirlerimi çok bozuyor. Yine de bir bölüm adı verecek olursam açıkçası Luca Magnata davası benim en çok sinirimi bozan davalardan birisi. öyle bile olabilir çünkü içerisinde sadece insan dahil değil yani hayvanlar da dahil konuya kediler dahil ben gerçekten kediler konusunda çok hassasım beni yakından takip edenleriniz zaten biliyor çok çok çok seviyorum kedileri hayvanları ve bu davada gerçekten o masum hayvanları yaptıkları Luca'nın beni çileden çıkarmıştı açıkçası En başta biliyorum, çok net bir şey söyleyemem dedim ama şu an aklıma gelince bu davaya tekrardan bir kez daha sinirlendim ve evet çok çok çok sinirim bozan bir dava bu. Eğer dinlemediyseniz mutlaka öneririm. Podcast'ta da 21. bölümümüzde anlatıyoruz bu olayı. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından da sizlerden yazılı olarak gelen ve ekibimizin seslendirdiği sorularla devam edeceğiz.

Evet, şimdi yazılı gelen ve podcast ekibinden arkadaşlarımızın seslendirdiği sorulara geçiyorum. Onları da sesli dinleyeceksiniz tabii ki. Yavuz Yapıcıoğlu bölümündeki şiir gerçekten kendisine mi ait? Hiçbir yerde rastlayamadım da. Evet, bu sorunun gelmesi beni birazcık şaşırttı. Çünkü bunu fark eden olacak mı acaba diye ben de düşünmüştüm biz kayıt yaparken. O şiir aslında Yavuz Yapıcıoğlu'na ait değil. Bölümü yazan arkadaşımız yazdı şiiri. Kendisinin adı da Kadir. Kadir'e buradan teşekkür ediyorum. Kadir bu şiiri gerçekten de kendisi yazdı yalnız. Hani bir yerden alıp da oraya eklemedi.

Sadece Yavuz Yapıcıoğlu'nun şair olduğunu ve şiir kitabı yazdığını biliyorduk ama şiirlerine bir türlü ulaşamadık. Bu yüzden boş kalmasın istedik. Biz de bu adam acaba nasıl bir şiir yazmıştır diye düşündük ve sonuç olarak Kadir ortaya bu şiiri çıkardı. O yüzden buradan Kadir'e selamlar, çok çok teşekkür ederiz tekrardan.

Bir sonraki sorumuza geçiyoruz. Merhaba Sezgi. Ben şunu sormak istiyorum. Dava seçerken en çok nelere dikkat ediyorsun? Bir de mesela bu bilgileri verirken çekindiğin, vermek istemediğin detaylar oluyor mu? Onlara nasıl karar veriyorsun?

Davaları seçerken aslında benim ve uzun zamandır editörüm olan ve bu davalarda bu podcastta çok emeği geçen arkadaşım Beril'le anahtar sözcüğümüz çetrefilli olması. Hatta bunun artık aramızda böyle bir esprisi oluşmaya başladı. Bu yeterince çetrefilli değilmiş. bunu da pek göremedim falan diye. Yani daha çok böyle sizi içine çekecek böyle nasıl desem oldu bittiye gelecek bir şekilde olan davalardan ziyade daha çok anlatabileceğimiz, canlandırmalara yer verebileceğimiz ve insanları şaşırtabilecek olayları seçmeye çalışıyoruz.

Anlatmaya çekindiğim noktalar kısmına gelirsek, özellikle YouTube kanalımda bunu çok yaşıyordum zaten. Oradaki kurallardan da ötürü tabii ki bir şeyleri anlatamıyordum. Ama podcast'ta bile inanın ki anlatmaya çekindiğim yerler oluyor. Ve biz yine bunları editör arkadaşlarımla beraber bazen düzenliyoruz. Çünkü çok çok ağır şeylerden bahsedildiğinde insanları aşırı rahatsız etmesini de istemiyoruz. Bu yüzden törpülediğimiz yerler olabiliyor. Yani şu konuda çok kötü şeyler yapmıştı kadar üstünü örtecek şekilde değil. Ama yine de size belki de çok aşırıya kaçmış ve çok gerçekten bu kadarı da olmaz dediğimiz, çekindiğimiz yerler olabiliyor. Bu çok fazla olmuş bir şey de değil bu arada. Yani her podcastta öyle düşünmeyin bizden gizliyorlar mı falan diye. Bir iki bölümde bunu yaşadık. Ama onun dışında da anlatış şeklimizi genelde yumuşatmaya çalışıyoruz. O kısımlara seslendirme koymamaya ve benim kullandığım kelimeleri birazcık böyle yumuşatarak etrafından dolanmaya çalışıyoruz. Ki hani bilgi eksikliği de olmasın, sizden bilgiyi esirgemiş de olmayalım.

ama rahatsız edici bir şekilde de size vermiş olmayalım diye. Umarım bu yeterince açıklayıcı bir cevap olmuştur. Sıradaki sorumuz... Merhaba Sezgi. Şeyi merak ediyorum ben. Bu canlandırma sahnelerini nasıl yapıyorsunuz? Şeyde mesela bu neydi? Seminoğlu Cinayetleri mi? Öyle bir bölümde ormanlara, dağlara, mağaralara gidiyorlar. Gerçekten oralara mı gidiyorsunuz yoksa nasıl yapıyorsunuz? Onu çok merak ediyorum.

Tabii ki ormana ya da mağaralara gitmiyoruz. Şu şekilde yapıyoruz, şöyle anlatayım. Canlandırma sahnelerini tamamen stüdyo ortamında kaydediyoruz. Yani ormandaysa ormana gidilmiyor. O efektlerin hepsi sonradan Tolgacan tarafından eklenmekte. Tolgacan bizim bölümlerimizin ses efektlerini, düzenlemesini, editini yapan kişi. Ve ona da emekleri için buradan çok çok teşekkür ederim. Benim sürekli dilimin sürçmesi,

Ara ara söylenmelerim vs. bunları podcast'tan editleyerek çıkarabilmiş olması ve bana gösterdiği sabır da benim için çok değerli. O yüzden Tolga Can tekrar tekrar teşekkürler. Şimdi tekrar konumuza dönecek olursak canlandırma kısmına. Efekte gittim birazcık.

Pod B ekibinden arkadaşlar ve oyuncularla tekrar tekrar böyle adeta bir film sahnesi gibi kaydediliyor bu sahneler aslında. Yani canlandırma yapacağımız sahneleri bu olay nasıl gerçekleşmiş olabilir acaba diye düşünüyoruz ve o şekilde seçiyoruz. Mesela o an neler yaşandığını tabii ki de görme şansımız yok. Olay çoktan yaşanmış, olmuş, bitmiş. Bu yüzden biz de olabildiğince gerçekçi olsun, size de daha çok geçsin diye aralarındaki o konuşmalar neler olmuştur, nasıl konuşmuşlardır bunları ya da bu sahnede

gerçekten neler yaşanmıştır diye düşünerek bu kesitleri oluşturmaya çalışıyoruz. Ki bunlarda da tabi editörlerimin ve ekipte bulunan diğer insanların katkısı çok çok fazla. Bu arkadaşlarım da başta tabi ki Beril olmak üzere şu anda Gülşah ve Kadir'le çalışmaktayız. Kadir Yavuz Yapıcıoğlu şiirini de yazmıştı hatırlarsanız.

Yani o kadar canlandırmaya değer vermekte arkadaşlarım da. Canlandırmaların çok da sevildiğini de biliyorum zaten. Sizlerden de bu konuda geri dönüşler de çok alıyorum. Yani bizim de çok ciddiye aldığımız ve severek yaptığımız bir şey aslında. Şimdi bir sonraki sorumuza geçiyorum. Selam Sezgi. Yeni Türk bir seri katil davası gelecek mi? Ben çok seviyorum böyle dosyaları da. Teşekkürler.

Yeni bir Türk Seri Katil gelecek tabii ki. Hem de yine seri olarak gelecek. Yani tıpkı daha önce yaptığımız Türk Seri Katil serisi gibi. Hatta ondan çok çok daha iyi olabileceğine emin olabilirsiniz. Onun üzerinde uzun zamandır çok çalışıyoruz ve sizinle paylaşmak için de çok heyecanlıyız. Çünkü gerçekten inanılmaz bir dava.

Özellikle de polislerin yaptığı araştırma kısmı, bu olayı çözmek için kendilerine ne kadar vermiş ve ne kadar ilginç şeyler yapmış olmaları benim en çok ilgimi çeken nokta oldu. Ve bu davayı aslında o yüzden size anlatmak için sabırsızlanıyorum. Amerika'da çok görüyoruz böyle şeyleri. Polisler böyle bir şey kurmuşlar, böyle bir oyun kurmuşlar falan. İşte bu şekilde yakalamışlar gibi. Ama Türkiye'deki bir davada

böyle bir operasyonun gerçekleştiğini ben hiç bilmiyordum bu davaya kadar. O yüzden sizinle paylaşmak için gerçekten can atıyorum. Şu anda hala üzerinde çalışmalar devam etmekte. Diğer bölümlerimiz kadar çabuk hazırlayamıyoruz. Onları takdir edersiniz ki. Umarım siz de çok çok seversiniz. En az bizim sevdiğimiz kadar seversiniz. Şimdi bir sonraki sorumuza geçelim. Selam Sezgi. En sevdiğim podcast bölümü hangisi?

En sevdiğim podcast bölümü hazır. Az önce bir Türk davasından da bahsetmişken söyleyeyim. Sizi de şaşırtmayacaktır eminim ki. Çumra Canavarı serisindeki bölümler. Bu bölümleri birden fazla kez dinledim. Çevremdekilere dinlettim. Ve gerçekten çok çok seviyorum. Çok da gurur duyduğum bölümler.

Onun üzerinde emekleri geçen kişilere de özellikle de Berile'de tekrardan buradan teşekkür ediyorum. Siz de dinlemediyseniz eğer karanlık dosyalar içerisinde çok büyük bir şey kaçırıyorsunuz demektir. 57, 58 ve 59. bölümlerimizde Çumra Canavarı'nı mutlaka dinleyin derim. Evet, sona yaklaşıyoruz. Sondan bir önceki sorumuza geçiyorum şimdi.

Selam Sezgi, ben şeyi merak ediyorum. Aktif olarak bir cinayet vakasında çalışmak ister miydin? Ne bileyim, detektif olarak falan. Çok isterdim. Aşırı isterdim. Yani küçüklüğümden beri bunun hayalini kurardım. Yani özellikle Kanıt izlerken kurardım. Öyle söyleyeyim. Ama bilmiyorum. Kısmet başka şekilde oldu. Bu şekilde bu alana dahil olmak kısmetmiş diyorum ben. Yine de gerçekten Cinayet Büro'da çalışmayı çok isterdim. Özellikle de olay yeri inceleme ekibinde olmayı çok çok isterdim.

Bunun için hatta bir zamanlar tekrardan mı sınava girsem, işte bir şekilde okulunu falan okusam, o şekilde bu alana da dahil olsam mı diye düşündüm. Yapmadım ama yine de hayat ne getirir belli olmaz. İleride öyle bir şey yaptığımıza duyarsanız benden şaşırmayın. Ama dediğim gibi çok çok isterdim bu alanda ayrı bir şekilde de çalışıyor olmayı.

Ve şimdi son sorumuz. Selam Sezgi. Yani bu kadar fazla suç hikayesiyle uğraşmak biraz psikolojini bozmuyor mu? Yani hani psikolojini nasıl sağlam tutabiliyorsun? Ben merak ediyorum açıkçası. Paranoya oluyor musun? Geceleri uyumakta zorlanıyor musun?

Selamlar. Bu davaların beni etkileyip etkilemediğini çoğu kişi soruyor aslında. Tabii ki de etkiliyorlar. Tabii ki olaylara üzülüyorum, sinirleniyorum, şaşırıyorum. Ama kendimi çok etkilemesine izin vermemeye de çalışıyorum. Özellikle etkileyenler oluyor. Mesela fotoğraflara falan çok baktığımda. Aklımdan çıkaramıyorum bazen. Bir kere bu yüzden dudamda uçuk çıktığı da oldu yani korkudan. Çünkü çok çok korkunçtu gördüğüm fotoğraflar ve sizlerden de çoğu kişi yazmıştı bana yorumlarda işte fotoğraflara baktım çok etkilendim keşke bakmasaydım diye. Ben de merak edip bakmıştım yani herkes neden bu kadar lafını ediyor diye. Ve o gün zaten böyle resmen kanım çekildi görünce elim ayağım böyle buz gibi oldu.

Ve buna ek olarak da kendimi zaten gelemedim. Kafamda hep düşünüyordum ama sonraki gün kalktığımda bildiğiniz böyle burnum kadar bir uçuk çıkmıştı dudağımda ve uzun sürede geçmedi. Hatta o uçukla çektiğim videolar da var sanırım. Yani uçuğun geçmeye başladığı dönemde çektiğim. Böyle dudağım botokslu gibi falan duruyor. Hatta yani dolgulu gibi duruyor.

ama dediğim gibi böyle etkilenmemeye çalışıyorum. Beni etkilememesi için elimden geleni yapıyorum diyelim. Yani araştırdığım ve anlattığım yerde bırakmaya çalışıyorum. Evet sorularımız bu kadardı. Hepinize sorularınız için çok çok teşekkür ederim. Özellikle de kendi sesiyle kayıt gönderenlere buradan kocaman sevgimi gönderiyorum. Çünkü sizlerin sesini duymak benim için çok çok

güzel bir şey ve bu şekilde iletişimimiz daha da samimileşiyor diye düşünüyorum. Bu bölümde dinlediklerinizde çekinenler, utananlar için aslında bir motivasyon olsun. Bir sonraki soru cevaplarımızda da umarım çok daha fazla kişi ileride yapacağımız soru cevapları kendi sesiyle soru gönderir ve onların da seslerini duyabilir, sorularını böyle sanki karşılıklı oturmuş da konuşuyormuşuz gibi hissederek cevaplayabilirim. Ama yine de tabii ki yazılı olarak da gönderenlere de çok çok teşekkür ederim. Onlarınki de benim için çok kıymetli. Ve tabii ki dinleyicilerimize, beni ve soruları soran arkadaşlarımızı dinlediğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki karanlık dosyada, hatta yeni yılın ilk karanlık dosyasında görüşmek üzere. Kendinize çok çok iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)