
2.455 kelime · ~12 dk okuma
Mutlu Noel'ler. Size nasıl yardımcı olabilirim? Ben annem için bir yeni yıl hediyesi almak istiyordum ama... Acaba hediyelik eşyalar reyonu nerede? Hemen şu tarafta. Sağdan ikinci reyon. Kar kürelerimiz yeni geldi. Anneniz çok sevecektir. Çok teşekkür ederim. Annemin bayılacağına eminim. Pardon,
bir şey daha vardı. Tabii, buyurun. Noel'ler. Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Öncelikle eğer sesim bugün size biraz farklı geliyorsa, bunun sebebi bu hafta hasta olmam. Bugün sizlere 1992'de yılın tam da bu zamanlarında gerçekleşmiş bir cinayet serisinden bahsetmek istiyorum.
Kendilerine Downtown Posse ismini takan 4 gencin sadece eğlenmek için Noel harifesinde başlayıp 3 gün boyunca sürdürdüğü bu dehşet dolu katliam bugün Amerika'da Christmas cinayetleri olarak anılıyor. Ve üzerinden 30 yılı aşkın süre geçmiş olsa da Dayton şehrinin gördüğü en büyük suç olayı olma özelliğini hala koruyor. 1992'nin Aralık ayıydı. Ohio eyaletine bağlı Dayton şehri büyük bir heyecanla yeni yıla hazırlanıyordu. Süslemelerle kaplanmış evlerden, meydanlar ve dükkanlardan Christmas şarkıları yankılanıyor, sokaklardan tarçınlı kurabiye kokuları geliyordu. Şehirdeki herkesin belki de en mutlu olduğu zaman dilimiydi. Neredeyse herkesin.
Dayton'un ekonomik durumu pek de parlak olmayan ücra mahallelerinden birinde tüm bu hengameye karşı bıkkınlık ve nefret duyan dört genç kendilerine farklı bir eğlence arıyordu. Bu grup öylesine bir araya gelmemişti. Birbirlerine oldukça bağlılardı. Hiçbirinin ailesiyle arası iyi değildi. Bu yüzden çevrelerindeki gruplaşmaya karşı birbirlerini kollamak zorundaydılar.
Mahallelerinde kendileri gibi büyüklü küçüklü onlarca çete vardı. Ve burada saygınlık küçük yaştan itibaren karışılan suçlarla kazanılırdı. Grubun lideri çevresinde oldukça karizmatik bulunan ve sözü geçen 19 yaşındaki Marvelous Keen'de. Çok küçük yaşlardan itibaren sokakları ikinci evi bellemiş, yan kesicilik ve araba hırsızlığının yanı sıra dövüş yeteneklerini de geliştirmişti.
Marvelous'un yanında 16 yaşındaki kız arkadaşı Laura Taylor vardı. Genç yaşına rağmen insanları dolandırmakta oldukça iyiydi. Sevgili olduktan sonra Marvelous'la birbirlerini tamamlar hale gelmişlerdi. Grubun diğer yarısını farklı bir çift oluşturuyordu. Marvelous'un arkadaşı 19 yaşındaki DeMarcus Smith ve onun kız arkadaşı olan 20 yaşındaki Heather Matthews.
DeMarcus, Marvelous'un çocukluk arkadaşıydı. Başka bir gruba katılmaktansa kendi sözlerini geçirecekleri yeni bir çete kurma hayalleri o yıllara dayanıyordu. Heather ise gruba DeMarcus sayesinde alınmıştı. Fakat diğerlerinden daha büyük olduğu ve hapisten yeni çıktığı için herkes ona saygı duyuyordu. Aralarında bir eve sızarak soygun yapmış tek kişiydi.
Zaten bu nedenle bir yıl içeride kalmıştı. Grubun gerçek suç dünyasıyla olan bağlantısı olarak görülüyordu. Anlayacağınız üzere oluşturdukları arkadaşlık normal bir gençlik grubunun çok uzağındaydı. Kendilerine merkez çete anlamına gelen Downtown Posse ismini özellikle seçmişlerdi. Çünkü hayatta farklı bir yer edinmek, korku ve saygınlık uyandırmak istiyorlardı.
Çetenin gelip giden ve esas ekibin arkadaşlarından oluşan farklı üyeleri de vardı. Ama elebaşı olarak kendi konumları oldukça belirgindi. Ve diğerleri sadece gerek gördüklerinde yardım aldıkları kişilerdi. Ne var ki çok değer verdikleri bu çete, o zamana dek sadece yan kesicilik ve küçük çaplı hırsızlıklar gibi hafif suçlara bulaşmıştı. En başta Marvelous olmak üzere herkes bu durumdan rahatsızdı.
ses getirecek ve kendilerini gerçekten de eğlendirecek bir aksiyon peşindeydiler. İnsanların onlar hakkında konuşması için sıradan bir suç eyleminde bulunamaz veya öylesine bir tarih seçemezlerdi. Marvelous bunun farkındaydı ve bir plan kurmuştu. Noël arifesinde bir katliam başlatma fikri grubun tamamının gözlerinin parlamasını sağlamıştı. DeMarcus ve Heather gerçek bir suç çetesine dönüşmeyi çok havalı buluyorlardı.
Laura ise insanlara acı çektirmekten, onlara üstünlük kurmaktan zevk alıyordu ve bu arzuyu tatmin edebilme düşüncesi bile kalbinin daha hızlı atmasına yetiyordu. 24 Aralık günü sabahı çetenin esas üyeleri Marvelous'un evinin önünde buluştu ve ilk kurbanlarını seçmek için dolaşmaya başladılar. Yetişkin bir erkek bulmaya çalışıyorlardı. Çünkü onu kapana kıstırmak üzere özel bir taktik geliştirmişlerdi. Bir süre sonra karşılarına 34 yaşındaki Joseph Wilkerson çıktı. Joseph mahallede arada sırada karşılaştıkları biriydi. Bir araba fabrikasında çalışıyordu. Oldukça yapılıydı. Onu gördüklerinde fabrikadaki arkadaşları için hazırladığı hediyeleri arabasının bagajına yerleştiriyordu.
Çete üyeleri, Yosef'in evini ve arabasını gördükten sonra planlarını hemen hayata geçirmeye karar verdiler. Selam yakışıklı. Noël harifesinde işe mi gidiyorsun? İş mi? Ne? Yarın zaten tatil değil mi? Ne işiymiş bakalım? Bir dakika, bir dakika. Siz kimsiniz? Ya bizim kim olduğumuz önemli değil. Seni tanımak için buradayız. Allah Allah. Ver bakayım. Bunlar yeni yıl hediyeleri mi yoksa? Evet de ne oldu ki şimdi? Yani...
Ya sırf bu hediyeleri götürmek için daha iyi bir hediyeden mi vazgeçeceksin? Anlamadım. Çok yazık. Biz kendimize başka bir parti arkadaşı bulalım en iyisi. Allah Allah. Bir dakika bu ne hediye, ne partisi? Bu ne oluyor hocam? Ya hadi ama. Aptala yatma. Sadece bir kere soracağım. Yeni yılı bizimle yaramazlık yaparak girmek istemez misin? Çabuk karar ver Noel Baba. Şans böyle her zaman ayağına gelmez. Bilemedim ki.
Yosef kızların bu cüretkârlığına şaşırmış olsa da teklifi geri çevirememişti. İşe gitmekten vazgeçip onları evine aldı. Bu sırada izlendiğinin farkında değildi. İçeri girdiklerinde Laura ve Heather oyunlarını sürdürmeye devam ettiler. Kıyafetlerini çıkardıktan sonra gerçek amaçlarını belli etmeden Yosef'i yatak başlığına bağlayıp hareket edememesini sağladılar. Bu bağlama işinden ben çok hoşlanmadım yalnız ya.
Sakin ol. Bekle. Birazdan daha çok hoşlanacağın şeyler olacak. Ne? Heather bizimkileri içeri alsana. Çocuklar. Gelin. Ne oluyor ya? Kim bunlar? Ne diyorsunuz siz? Sana daha fazla parti arkadaşı getirdik. Saçmalamayın. Ben böyle bir şeye izin vermedim. Naber moruk? Hediyeni beğendin mi? İçinden ne çıkacağı hiç belli olmuyor değil mi? Bir dakika ya. Ne yapıyorsunuz siz be? Kesin şunu. Tüm evi arayın. Neyi var neyi yoksa alın bu sapı.
Baksana bizim Noel Baba'nın silahı da varmış. Sert adam. Ver bakayım. Yakala. Bırakın onu, bırakın onu ne olur. Çözün beni. Ama başına gelenleri sen istedin. Öldü
mü? Henüz değil ama ölmek üzere. Hadi gel son noktayı sen koy. Olur.
Marvelous göğsünden, Laura ise kafasından vurmuştu Yosef'i. Artık yaşamıyordu. Ekip çaldıkları mikrodalga fırın, televizyon, kablosuz telefon gibi aletleri Yosef'in arabasına yükledikten sonra evden faydalanmaya devam etme kararı aldı. Burası artık merkez çetenin sığınağıydı.
Grup hemen yanlarında bir cesedin yatıyor olmasına aldırış etmeden evin içinde saatlerce eğlendi. İlk cinayet denemelerinin onlarda uyandırdığı adrenalinle şarkılar söylüyor, danslar ediyor, Yosef'ten kalan içki ve yiyecekleri tüketiyorlardı. Bu öfori hali güneş batmaya başlarken son buldu. Grup üyelerindeki kan dökme arzusu yeniden kendini göstermeye başlamıştı. İlk günü tek cinayetle kapatamazlardı.
Marvelous, DeMarcus ve Laura öldürdükleri Joseph Wilkerson'ın arabasına atladılar ve şehir merkezinde kendilerine yeni bir kurban daha bulmak üzere yola çıktılar. Heather ise yeni bulunmuş sığınaklarını korumak için onları evde bekleyecekti. Grubun üç üyesi döndüklerinde mutluluktan havada uçuyorlardı. Laura'nın üzerinde yeni bir ceket vardı ve farklı ayakkabılar giyiyordu.
Merkez çetenin ikinci kurbanı, 18 yaşındaki Danita Gullet olmuştu. Yosef'in evine yakın bir marketin önündeki ankesörlü telefondan ablasını aradığı sırada Marvelous, DeMarcus ve Laura tarafından silahla tehdit edilmişti. Danita bir anneydi. Henüz 2 yaşında bir kızı vardı. Ve ona geri dönmek zorundaydı. Kendine söylenilen her şeyi yaptı.
Elinde ne varsa onunla benzer yaşlarda olan çete üyelerine verdi. Ne var ki bu hayata tutunması için yeterli olmadı. Karşısındaki gençler öldürme motivasyonuyla hareket ediyorlardı. Beş kez vurulan Danita hastaneye yetiştirilemeden hayatını kaybetti. O yerde can çekişirken Laura ayakkabısını ve ceketini çalıp bunları umarsızca üzerine geçirmişti.
Tüm yaşananları gururla anlattığı sırada, Laura, Heather'ın onu tam olarak dinlemediğini, hatta gözlerinin ve burnunun yeni ağlamış gibi kızarık olduğunu fark etti. Heather, onları beklerken eski sevgilisi Jeffrey Wright'la telefonda konuşmuş ve ikili büyük bir kavgaya tutuşmuştu. Jeffrey, Heather'ı kendisini kandırmakla suçluyor, DeMarcus'a hakaretler yağdırıyordu. Çetenin diğer üyelerinin elleri henüz çok sıcaktı. Ve gece daha bitmemişti. Demarcus büyük bir sinirle sıradaki öldürecekleri kişinin Jeffrey olması gerektiğini söylediğinde gruptan itiraz eden olmadı. Ne de olsa Jeffrey'nin eve aynı mahalledeydi. İşlerini kısaca halledebilirlerdi. İşte işte orada bahçede!
DeMarcus tüm öfkesiyle Jeffrey'in üzerine kurşunlar yağdırıyordu. Jeffrey ilk şoku atlattıktan sonra neler olduğunu anladı. Ve var gücüyle komşusunun evine doğru koşmaya başladı. Bu esnada bacağına dört tane kurşun isabet etti. Hadi ya! Kaçıyor! Vursana! Isabet ettiremiyorum! Kaçma! Jeffrey son anda komşusunun evine ulaşıp hayatta kalmayı başarmıştı. Bacağı için hastaneye gitmesi gerekiyordu.
ama en azından hala nefes alıyordu. Merkez çete başarısızlığın verdiği moral bozukluğuyla ilk cinayet mahalli olan eve geri döndü. Kendilerini daha iyi hissetmek için çetenin diğer üyelerinden arkadaşları Nicholas Woodson, Wendy Cottrell ve sevgilisi Marvin Washington'ı davet ederek evde parti yapmaya devam ettiler. Herkes eğlenirken Laura düşünceliydi.
Gece yaşananlar ona ilham vermiş, kendi geçmiş hesaplaşmalarını aklına getirmişti. Eski erkek arkadaşından intikam alma fikri çok cazip geliyordu. Noel'e dakikalar kala kurduğu bu hayallerle uykuya daldı. Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Noel sabahı, Laura fikrinin diğer çete üyelerini açtı ve herkesten onay aldı.
Özellikle Marvelous, uzun zamandır içten içe kıskandığı Richard Maddox'tan sonunda kurtulmak için çok hevesliydi. Laura, Richard'ı arayarak onu özlediğini ve son bir kere görmek istediğini söyledi. Bu sayede ailesiyle yaşayan Richard'ı evden çıkmaya ve onunla arabaya binmeye ikna edebilecekti. Planı işe yaradı. Richard onu arabasıyla almayı kabul etti. Laura'nın Marvelous'la yeni bir ilişkiye başlamış olması onu üzüyordu.
ve eski sevgilisiyle arasını düzeltebileceğini umuyordu. Bir süre sonra Richard, buluşmak için sözleştikleri yerden Laura'yı aldı. İçinde Marvelous, Demarcus ve Heather'ın olduğu araba onları biraz uzaktan takip ediyordu. Ama Richard bir süre bunun farkına varamadı. Richard, Laura'yla konuşmaya çalıştıkça onun tavırlarında bir gariplik hissetti. Sanki hiçbir sorusuna yanıt vermiyor, sadece geçiştiriyordu.
Dikiz aynasından baktığında aynı arabanın son yarım saattir peşlerinden geldiğini fark etti. Ve bir oyuna getirildiğini anladı. Önce frene basarak arabayı durdurdu. Sonra gaza var gücüyle yüklenerek hızlanmaya çalıştı. Ama Laura cebinde bir tabanca saklıyordu. Tabancayı çıkarıp Richard'ın sağ şakağına yasladıktan sonra bir an bile düşünmeden onu vurdu. Richard
ölmüştü. Laura kontrolsüzce giden arabadan son anda atlayarak kendini kurtardı. Başıboş giden araba ancak bir ağaca çarparak durabilmişti. Laura arabadan atladığı için bacağını yaralamıştı. Eski erkek arkadaşını ve hurdaya dönmüş arabayı geride bırakıp topallayarak çetenin yanına gitti. Richard'ı öldürmek onları beklediklerinden daha fazla yormuştu. Buna rağmen hemen saklanmak zorundaydılar.
Artık ilk cinayet mahalli onlar için riskliydi. Bu yüzden arkadaşları Nicholas'ı ikna ederek onun evini operasyon merkezi olarak kullanmaya devam ettiler. Tüm bunlar yaşanırken Marvelous huzursuzlanıyordu. Çetenin esas üyeleri dışındaki kişilere karşı güveni pamuk ipliğine bağlıydı. Onları güçsüz ve düzenbaz olarak görüyordu. Hiçbiri ana dörtlünün işlediği suçlara karışmamıştı.
Nicholas'ın onları evine açmış olmaktan dolayı duyduğu gerginlik ortamda açıkça hissediliyordu. Wendy ve Marvin ise eskiden arkadaşları olan Richard'ın öldürülmesini atlatamamıştı. Sevgili oldukları için çeteye karşı ortak hareket edebilir, her an polise gidebilirlerdi. Tüm bu şüpheler Marvelous'ı paranoyak biri haline getirmişti. Merkez çete kaotik geçen Noel gününü başka bir cinayet işlemeden kapattı.
26 Aralık sabahı, henüz diğerleri uykudayken, Marvelous gizlice Cheddar'ın asil üyelerini kaldırdı ve onlarla endişesini paylaştı. Grup, arkadaşlarının onları ele verebileceği korkusuyla gerilmişti. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Bu konuyu en yakın zamanda çözmek üzere sözleştiler. Ama çok acıkmışlardı. Evde de pek bir şey yoktu. Tüm yiyecekler Joseph'in evinde kalmıştı.
Ama oraya geri dönmek de çok riskliydi. Bu sebeple marketten bir şeyler almaya karar verdiler. Dört kişi birlikte aile işletmesi olan bir mini markete gittiler. Ama satın alacakları şeylerin parasını ödemek istemiyorlardı. Hiçbir kural olmadan yaşamak onlara çok daha cazip geliyordu.
Üstelik iki gündür işledikleri cinayetlere rağmen polis peşlerine takılmamıştı. Başka arabaların plakalarını çalıp sürekli olarak izlerini kaybettirerek çok kurnaz olduklarını düşünüyorlardı. Yeni bir cinayet işlemek onlar için artık nefes almak kadar doğaldı. Laura kendini öne attı. Marketten ufak bir hediye almak istiyormuş gibi davranarak kasiyere oyalayacak ve en beklenmedik anda saldırıya geçecekti.
Grubun geri kalanı içeriden gelen silah sesini duyunca Laura'nın planını uygulamakta başarılı olduğunu anlamışlardı. Artık sıra kendilerindeydi. Hiç vakit kaybetmeden markete girdiler. Kasiyer olarak çalışan üç çocuk annesi Sarah Abraham, Laura tarafından iki kez başından vurulmuştu. Marvelous ve DeMarcus dehşet içindeki müşterileri hedef almaya başladılar. Bu acımasız saldırıda 64 yaşındaki Jones Pettis elinden ve karnından yaralansa da hayatta kalmayı başarmıştı. 71 yaşındaki Jimmy Thompson ise çıkan kargaşada ölü taklidi yaparak canını kurtarmıştı. Sarah Abraham o kadar şanslı değildi. 5 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti.
Çete üyeleri marketten almak istediklerini ve kasada buldukları 40 doları çalıp kaçtıktan sonra saklandıkları eve geri geldiler. Kendilerini yenilmez hissediyorlardı. Onlar gelene kadar uyanmış olan diğer üyelerle sabah konuştuklarını belli etmeden kahvaltı ettiler. Bence son günlerde çok iyi iş çıkardık. Ekipçe bunu kutlamamız lazım. Evet ya çok iyi düşündün. Hem çok yorulduk hem de sürekli saklanıyoruz artık sıkıldım.
Beraber şehre yakın bir yere kaçalım. Ne dersiniz? Arabayı ben sürerim. Nicholas, arkadaşlarının garip hallerinden ve seslerinden kötü bir şeyler olacağını hissetmişti. Bu sebeple ailesiyle ilgili bir bahane bulup gelemeyeceğini söyledi. Marvelous, daha fazla ısrar ederse şüphe çekeceğini düşünerek onun işini dönünce bitirmeye karar verdi. Çok şey kaçıracaksın. Ama ısrar etmiyorum. Bu seferlik.
Wendy ve Marvin her şeyden habersiz arkadaşlarıyla geziye gideceklerini düşünerek arabaya bindiler. Birkaç dakika sonra Marvelous tuvalete gitmesi gerektiğini söyleyerek arabayı ücra bir araziye sürdü. Arabadan indikten sonra da konuştukları gibi Wendy ve Marvin'i zorla dışarı çıkarttılar ve silahla tehdit ederek onları büyük bir çöp birikintisinin arkasına götürdüler. Biz bir şey yapmadık. Kimseye bir şey söylemedik. Öldürmeyin bizi lütfen. Ya kes! Benim yakalanmaya hiç niyetim yok. Lütfen vurmayın bizi. Dediğiniz her şeyi yaparız. Lütfen vurmayın. Siz bizim için hiçbir şey yapamazsınız. Grup,
Bendy ve Marvin'in cesetlerini orada terk edip, Nikolas'ın da işini bitirmek için eve döndü. Ama Nikolas çoktan gitmişti. Başına gelecekleri anladıktan sonra kendini can havliyle evden atmış ve polisi aramıştı. Onlara işlenilen tüm cinayetleri anlattıktan sonra Joseph Wilkerson'ın ev adresini tarif etmiş ve orada bir ceset bulacaklarını söylemişti. Polisler verilen bilgilerin doğruluğundan emin olduktan sonra Joseph Wilkerson'ın çalınan plakasını bulmak için tüm ekip arkadaşlarını o bölgeye yönlendirdiler.
Polis dedektifi John Huber, arabasıyla bölgeyi tararken daha önce o mahallede hiç rastlamadığı siyah bir araba fark etti ve şüphelenerek arabanın üstündeki plakayı kontrol ettirdi. Bu plaka, siyah arabaya değil, öldürülen Yusuf Wilkerson'un arabasına aitti. Huber şüphelilerin yakınlarda olduğunu ama farklı bir arabayla uzaklaşmaya çalıştıklarını anladı ve ekip arkadaşlarını uyardı. Kısa bir süre sonra dörtlü çete başka bir çalıntı arabayla kaçmaya çalışırken yakalandı. Nicholas'ın kendilerini ele vereceğini anladıktan sonra sadece iki blok öteye gidebilmişlerdi. DeMarcus arabanın kapısını açıp koşarak uzaklaşmaya yeltense de çete üyelerinin tamamı polisler tarafından köşeye kıstırılıp yakalanmıştı.
Üç gün boyunca Dayton'ı cehenneme çeviren ve pek çok insan için Noel'i sonsuza dek kanla lekeleyen bu dört genç, sorguya çekildiklerinde her şeyi sadece eğlenmek istedikleri için yaptıklarını söyledi. İşledikleri hiçbir suçtan pişmanlık duymuyorlardı. Grubun Marvelous dışındaki üyeleri müebbet hapis cezasına çarptırılırken Marvelous için idam daha uygun görülmüştü. Marvelous Kane, 21 Temmuz 2009'da vücuduna zehir enjekte edilerek infaz edildi. Ölenlerin yakınları da sevdiklerini yitirmelerine sebep olan bu adamın gözlerini son kez kapatışını izliyorlardı. Ölmeden önceki son sözleri sorulduğunda Marvelous, ''Söyleyecek hiçbir sözüm yok.'' cevabını verdi.
Bu vahşice cinayetleri işlerken grup üyelerinin aklından ne tür bir düşünce, kalplerinden ne tür duygular geçiyordu anlamak zor. Bazı kurbanlar hariç öldürülen kişilerin rastgele seçilmiş olması, cinayetler arasında bir bağlantı ya da ortak motivasyon görülmemesi ve tabii ki bu suçlar için seçilen zaman bu olayı ilginç kılan bazı detaylar arasında. Bu kişilerin ardı arkası kesilmeyen bu cinayet zincirine ve yükselen şiddete nasıl bu kadar kolay adapte olduğu da başka bir merak konusu. Bu olay sadece içinde benzer bir kötülük barındıran kişilerin birbirlerini bulmuş olmasıyla açıklanabilir mi? Yoksa Christmas tatili gibi insanların aileleri ve sevdikleriyle çok yakın oldukları bir dönemi terörize etmelerinin ardında farklı eksiklikler mi yatıyor? Grubun lideri de bu soruları boş bıraktığı için belki de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.