
2.679 kelime · ~13 dk okuma
Merhabalar, ben Sezgi Aksu. Geçtiğimiz hafta hasta olmamdan ötürü bölüm kaydımız gecikti. Bu yüzden yeni bölümümüzü bu hafta Cuma günü yayınlayacağız. Christmas günü yaşanmış bir olayla alakalı olacak. Bugün ise sizlerle geçmiş bölümlerden birini ziyaret edelim istedim. Cuma günü tekrardan yeni bir bölümle görüşmek üzere.
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizler için Rebecca Elworth davasını seçtim. Ne dersiniz, hazırsanız başlayalım mı? Rebecca, 28 Şubat 1995'te Gallerim, Maistek kasabasında doğdu. Annesi Sonya ve kardeşleri Jack ve Jessica ile birlikte yaşıyordu. Üç kardeşin en büyüğüydü.
Rebecca'yı tanıyanlar onun nazik, sevecen ve gelecek vaat eden bir öğrenci olduğunu söylerlerdi. Hatta onu bilge bir ruha sahip genç bir kız olarak tanımlayanlar da vardı. Rebecca, McGrath Katolik Kilisesi'nde yıldız bir öğrenciydi. Yeterlilik sınavlarına hazırlanıyordu. Rebecca'nın en yakın arkadaşlarından birisi Joshua Davis'ti. İkisi de 15 yaşındaydı ve arkadaşlarının çoğu ortaktı.
Bu iki parlak genç birbirine benziyordu. Joshua da tıpkı Rebecca gibi sevilen, başarılı bir öğrenciydi. Okuldan sonra sık sık ders çalışmak için olan buluşmalar tatlı arkadaşlıklarını zamanla romantik bir ilişkiye dönüştürmeye başlamıştı. Selam güzellik. Selam. Sana bir süredir aklımdaki bir şey sormak istiyorum. Dinliyorum. Şey... Ne?
Ya çatlatma insanı. Söyle hadi. Tamam ama dalgayı geçmek yok. Tamam söz, geçmeyeceğim. Peki. Benimle çıkar mısın? Coş! Olur galiba. Çok isterim. Ve büyük aşk başlar. Bu yeni utangaç iki sevgili, ilişkilerini Ekim 2009'da aile ve arkadaşlarına da açıkladılar.
İlişkilerine herkes çok sevindi. Rebecca annesine daha mutlu olamayacağını söylüyordu. Annesi Sonia da Joshua'yı çok sevdiği için onun kızını incitmeyeceği konusunda güveni tamdı. Joshua ve Rebecca zamanla birbirlerinin aileleriyle de yakınlaşmaya ve sık sık vakit geçirmeye başladılar. Her şey harika gidiyordu. Hatta Joshua, Ocak 2010'da bir hafta sonu Rebecca'nın ailesi Elwood'ların evine davet edildi.
Sonya ile de vakit geçirdiler. Yemek yediler, gülüştüler, hep birlikte film gecesi yaptılar. İnanılmaz bir hafta sonuydu. Her şey için teşekkür ederim Rebecca. Sen ve ailen çok güzelsiniz. Çok teşekkür ederim. Ya Coş, beni ağlatacaksın asıl ben çok teşekkür ederim geldiğin için. Seni çok seviyorum. Ancak ilginç bir şekilde birkaç gün sonra Joshua, Rebecca'ya ondan ayrılmak istediğini söyledi.
Bu beklenmedik ayrılık Rebecca'nın kalbini çok kırdı. Joshua onun ilk sevgilisiydi ve ona çok değer veriyordu. Ancak Joshua bu birkaç günde ne olduysa ayrıldıktan sonra sevimli bir sevgiliden, korkunç bir eski sevgiliye dönüşmüştü. Joshua okulda Rebecca hakkında dedikodular yaymaya başladı. Herkesin ondan nefret etmesini istiyor gibiydi.
Baba mı oluyorsun lan? Ya salak salak konuşmayın. Benimle ilgisi yok durumu. Ha siktir. Aldatmışım ben. Ne salak bir de hamile kalmış. Aynen
öyle kanka. Aynen öyle. Bu sırada Rebecca ne yapıyordu? O sadece bir kalp kırıklığıyla uğraşmakla kalmıyordu. Aynı zamanda sevdiği ve güvendiği birinin ona ihanetiyle de mücadele ediyordu. Annesi ise ona sakince, tamam güzelim geçecek bunlar diyordu. Rebecca tüm kalbiyle bu kötü günlerin geçmesini bekliyordu. Her cumartesi Joshua ve arkadaşları mahalle yakınlarındaki bir kafeye gider ve kahvaltı ederlerdi.
Sen geçen gün nasıl atıldın lan sınıftan? Dönem sonunda göreceksin oğlum sen. Sen dönem sonunda neyi göreceksin? Ben takımdayım abi sen düşün. Al bunu göreceksin. Boş konuşmayın abi ya. Birileri yine tersinden uyanmış belli. Nefret ediyorum ondan. Kendine mi bahsediyorsun abi sen? Rebecca Kaşar'ından. Abi bırak şu kızı artık ya. Sana ne yavşak? Sorduk mu sana? Tamam sakin olalım. Yani bir kız için kavga etmeye gerek yok şurada.
Ona ne yapacağımı biliyorum. Ne yapacakmışsın abi? Bir süredir düşünüyorum. Anladık kanka, sen bir süredir düşünüyorsun da... ...yani keşke daha fazla düşünseydin. Şaka yaptığımı mı düşünüyorsunuz? Düşünmüyoruz yani. Bizce sen şakasın abi. Dur, dur, dur. Merak ettim, ne yapacakmış? Önemli değil, dalga geçebilirsiniz. Ama ben düşündüm.
Yüzüme bilmiyor. Onu köprüye götürüp aşağıya iteceğim. Sonra ben de suya atlayacağım. Ve diyeceğim ki kurtaramadım. Sen bir suç değansın dostum. Kesinlikle.
Caşo'nun düşündükleri burada bitmiyordu. Hatta başka bir yolu daha vardı. Babaannesinin evindeki bazı şifalı otlar... ...nasıl kullanıldığına göre zehirli olabilirdi.
Tesadüf müdür bilinmez, 2010 yılında Rebecca bilinmeyen bir rahatsızlıktan dolayı hastaneye kaldırıldı. Ani bayılmalar ve şiddetli mide ağrılarıyla boğuşuyordu. Doktorlar ne olduğunu bulmaya çalışıyor ama bulamıyorlardı. Rebecca bu süreçte defalarca hastaneye kaldırıldı. Rebecca hastanedeyken birkaç sınıf arkadaşı onu ziyarete geldi. Ancak Joshua gelmemekle kalmayıp onun iyi olup olmadığını bile sormamıştı.
Şu salağın attığı mesajlara baksanıza abi. Neden böyle yapıyorsun canım? Neden bu kadar acımasızsın? Anneme arada ot içtiğimi ispiyonlamış. Dün gece evi terk ettim kavgadan sonra. Şu aptal yüzünden nelerle uğraşıyorum. Oo dostum, abi çok kötü bunlar ya. Oğlum sen geçenlerde demedin mi ulan... ...annem beni içerken gördü, bir şey demedi diye? Ne? Rebeka söylemiş. Ne? Abi bu kız bela oldu sana resmen ya.
Aynen öyle. Ben de buna bir son vermek istiyorum. Heh, başladık yine. Kriminal, değer çoğu şu an. Oğlum, niye inanmıyorsunuz lan? Öldüreceğim işte onu. Aynen öyle. Tamam lan, tamam. Dur bak. Sen Rebecca'yı öldürürsen, tamam mı kanka bak, sana... ...ne ısmarlıyorum lan? Kahvaltı, kahvaltı abi. Sana üç porsiyon şefin omletinden... ...beş porsiyon da şefin sosisinden laf.
Rebecca, Eylül 2010'da, yeni dönemin başlangıcında okula dönmek için yeterince iyi durumdaydı. Annesi, onun bir zamanlar olduğu kişiye döndüğünü fark etmişti ve kızını tekrar mutlu görmek için rahatlatıyordu. Rebecca'nın onu atlattığını fark eden Joshua, okul başladıktan kısa bir süre sonra Rebecca'nın dikkatini çekmek için uğraşmaya başladı. Ona güzel sözler söylemeye, onunla ilgilenmeye, hatta onunla flört etmeye başlamıştı.
Rebecca'nın konuştuğu başka biri vardı ama bu Joshua için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Rebecca da ne yazık ki onun bu ilgisinden etkileniyordu ve gün geçtikçe tekrar birlikte olabileceklerini umut etmeye başlamıştı. Aklı ve kalbi hala ondaydı. 23 Ekim 2010'da Joshua Rebecca'ya bir mesaj gönderdi. Selam güzellik. Seni tahmin edebileceğinden çok daha fazla özledim.
Biliyorum, son dönemlerde aramız iyi değildi. Ama bunu düzeltmek istiyorum. Görüyorsun sen de. Buluşmaya ne dersin? Anne! Anne! Coş mesaj attı! Rebecca hevesle kabul etti ve hemen annesine anlattı. Ertesi gün her zamankinden daha erken uyandı, giyindi ve makyajına fazladan zaman ayırdı. İlk aşkını tekrar görmek için can atıyordu.
O buluşmaya hazırlanırken Joshua ise arkadaşlarıyla her zamanki yerlerinde kahvaltı yapıyordu. Rebecca ile buluşacağını söyledi. Rebecca'yı teyzesi Linda evinden aldı. Buluşmaya giderken kırmızı bir ceket ve kahverengi ayak bileğine kadar uzanan botlar giymişti. Buluşmayı planladıkları tren istasyonuna gitti. Ancak Joshua ortalıkta yoktu. Kısa bir süre sonra geleceğini düşünen Rebecca beklemeye başladı.
10 dakikanın ardından Joshua'ya mesaj attı. Geldim, seni bekliyorum. Neredesin? Kusura bakma, planlarda ufak bir değişiklik oldu da. Onun yerine parkta buluşalım mı? Ben de birazdan orada olurum. Peki, çıkıyorum şimdi. Rebecca parka vardığında Joshua hala gelmemişti. Bunun üzerine tekrardan mesaj attı. Ne oluyor? Önce tren istasyonu dedin, sonra parka. Burada da değilsin. Doğruyu söyle, bana yine şaka yapmaya mı çalışıyorsun?
Hayır, hayır. Gerçekten kötü bir amacım yok. Gelemedim oraya bir türlü. Köye doğru gelsem ben oradayım zaten. Orada buluşur, konuşuruz. Biraz yürürüz.
Benimle dalga mı geçiyor, anlamıyorum. Şimdi de köye geldim ama burada da yok. Öf! Tamam canım, sakin ol. O gelene kadar benimle konuşmaya devam et. Ah, gördüm şimdi birini, o galiba. Emin misin? Eminim, eminim. Buraya doğru geliyor. Ay tamam, kandırmaca değilmiş. Rebeka, telefonu kapatma. Önce yanına gelsin. Caşo olduğundan emin olana kadar telefonda kal. Tamam, eminim. Geldi şimdi yanıma. Biz konuştuktan sonra yine ararım seni. Rebeka. Merak etme, iyiyim. Güle güle anne, seni seviyorum. Ben de seni seviyorum tatlım.
Rebecca ve Joshua birlikte Pensilvanya ormanının tenha bir yerine doğru yürüdüler. Joshua yalnız olduklarından emin olduğunda aniden Rebecca'ya saldırdı. Kafasına rugby topu büyüklüğünde bir kaya ile defalarca vurdu. Sonra onu ıslak orman zemininde başını bir kapşonlu ile örterek yüzüstü bırakıp gitti. Kanka ne yaptın? Buluştunuz mu? Beraber misiniz? Bela Bey tanımlasana.
Joshua daha sonra gerçek ismi verilmeyen ve Boy B olarak bahsedilen arkadaşını ne yaptığını göstermek için yanına çağırdı. Boy B, Rebecca'nın cansız bedeniyle karşılaştı. Konuşamadı, olup bitenlerin gerçek olduğuna inanamıyordu. Bu bir şaka değildi.
Bunu takiben Joshua büyük anne ve büyük babasının evine döndü ve Rebecca'ya hiç buluşmamışlar gibi mesaj attı. Hatta Facebook'ta arkadaşlarla takıldığını yazdığı bir gönderi paylaştı. Daha sonra ailesiyle birlikte oturup çayını yudumlayarak bir film izledi. Bana bir kahvaltı borcunuz var. Ne? Cidden cidden yapma.
Bütün bunlar yaşandığı sırada Rebecca'nın teyzesi Linda ondan haber bekliyordu. Yeğenini alıp eve bırakmaya söz vermişti. Rebecca aramalarına cevap vermeyince Sonya'yı arayıp Rebecca'dan bir türlü haber alamadığını ve endişelenmeye başladığını söyledi. Ailesi o anda Rebecca'nın neredeyse öğleden beri ne görüldüğünü ne de kendisinden bir haber alındığını fark etti. Bu olağan dışıydı. Çünkü Rebecca sürekli telefonda olurdu. Sonya kızının arkadaşlarını aramaya başladı. Onlar da hiç haber almamışlardı. Bunun ardından Sonya hemen Rebecca'nın en son birlikte görüldüğü kişiye, Joshua'ya gitti. Ve kızı hakkında bilgi almak için büyükanne ve büyükbabasının evinden Joshua'yı çağırdı.
Joshua, Sonya'ya evde cezalı olduğunu ve bu yüzden o gün Rebecca ile olan buluşmalarını iptal etmek zorunda kaldığını söyledi. Sonya bundan hemen şüphelenmişti. Çünkü en son telefon görüşmelerinde Rebecca'nın Joshua Davis ile olduğundan emin olup olmadığını 3 kez sorgulamıştı ve Rebecca adı gibi emindi. Ama şimdi Joshua o gün Rebecca ile buluştuğunu inkar ediyordu.
Rebecca'dan akşam saat 7'ye kadar hala haber alınamamıştı. Polisi aradılar. Ancak akşam 9.30'a kadar ailenin evine kimse gelmedi. Polis ailenin yanına ulaştıktan sonra hep birlikte Rebecca'nın teyzesinin evine gittiler. Rebecca'nın son eylemleri ve giydiği kıyafetler hakkında bir rapor tuttular.
Bakın hanımefendi, ortalığı boşuna ayağa kaldırıyorsunuz. Birkaç blok ötede bir mahallede olursa Ergen'in içip sıçtığı bir parti var. Kızınız da büyük ihtimalle orada. Hayır, ben başka bir şey anlatıyorum, siz başka bir şey anlatıyorsunuz. O haber vermeden planlarını değiştirmez. En son bana söylediği... Evet, evet, evet. Bütün aileler böyle söylüyor zaten. Herkesin çocuğu mükemmel. Ya daha şimdi size gelmeden önce iki kızcağızı eve bıraktık... ...ve acayip sarhoştular. Onların aileleri de aynı şeyi söylüyordu onlar için. Beni dinlemiyorsunuz. Kızım kayıp diyorum. Ondan haber alamıyorum diyorum. En son telefonda konuştuğumuzda eski sevgilisiyle buluşmuştuk. Sonra da haber alamadım. Bakın tekrar ediyorum. Onun kötü bir şey yapmış olabileceğinden korkuyorum lütfen. Lütfen şu kamera görüntülerine bakalım ne olur ya. Ya maalesef hanımefendi şu anda böyle bir şey yapamayız. Bakın
birkaç sarhoş ergen ihbarı daha geldi. Eminim kızınız güvenli ve sarhoş bir şekilde evine dönecek. Bakın, Rebecca eskiden sık sık bayılırdı. Hastanede kaldı geçen sene bir süre. Belki hastalığıyla ilgili bir şey olmuştur. Ayrıca 24 saattir kayıp bile değil ya. Ne telefonunu izleyebiliriz, ne de bize bir helikopter gönderirler. Hadi George, gidelim. İnanamıyorum size! Bari kırk yılın başında bir işe yarasanız! Linda! Ara herkesi. Kızımı bulacağız.
Rebecca'nın ailesi onu gören veya onunla konuşan herkesin kendileriyle iletişime geçmesini rica ediyordu. O sırada Joshua Facebook'ta bir arkadaşına annesi için üzülüyorum diye mesaj attı ve ardından Rebecca'ya mesaj atarak hepimiz senin için endişeleniyoruz dedi. Ertesi gün arama genişletildi ve büyük bir grup EverCamfig'e seyahat etmek için toplandı. Burada sokaklarda yürüyecekler ve yoldan geçenlere Rebecca'yı görüp görmediklerini soracaklardı. Linda da yeğenine sesli mesajlar bırakıyordu. Bek, artık biriyle iletişime geçmelisin. Polisler davaya bakıyor şu an. Sarhoş olman sorun değil, benim evime gelebilirsin. Kimse kızmayacak sana. Rebecca'nın telefonuysa bir yerden sonra çalmak yerine doğrudan sesli mesaja gitmeye başladı. Her neredeyse telefonunun şarjı bitmişti.
O sırada artık suçluluk duygusuyla baş edemeyen Boybee gördüklerini ailesine anlattı. Ailesi derhal polisi aradı ve Boybee onları Rebecca'nın cesedine götürüp bildiği her şeyi itiraf etti. Sonia'ya daha sonra kızının cesedinin bulunduğunu açıkladılar. Bir aile irtibat görevlisi, ailenin evine geldiğinde tek söyleyebildiği, üzgünüm oldu. İşte ki ilk günüydü ve ilk sorumluluklarından biri bu trajik haberi vermek olmuştu. Sonia, kızının cesedini teşhis etmek için polisle birlikte morga gitti, ancak giydikleriyle ilgili onlara verdiği tarif nedeniyle herkes cesedin Rebecca olduğunu zaten biliyordu.
Polis Joshua Boybee'yi, Rebecca Elwood'u öldürme şüphesiyle gözaltına aldı ve sorguladı. Demek öyle. Diyorsun ki Rebecca ile ormanda biraz yalnız vakit geçirdikten sonra arkadaşını çağırdın. Evet. Ona şaka yapmak için. Evet. Arkadaşın geldiğinde Rebecca hala hayattaydı. Hatta o kadar hayattaydı ki Rebecca ve sen gülüşüyordunuz. Evet. Yani sen diyorsun ki bir anda bir tenis topu büyüklüğünde... Hayır. Bir bilardo topu mu? Hayır. Daha büyük ve daha sert. Bilardo topları da istenildiğinde gayet sert olabilir. Hayır öyle değil. Yani rugby topu büyüklüğündeydi. Bir rugby topu büyüklüğündeki kayayı aldı ve... Rebecca'nın kafasına vurdu. Kaç kez? 6 ya da 7. Sen de izledin mi?
Evet yani hayır. Neden ona engel olmadı? Ya bir anda zıpladı taşı aldı sonra Rebecca'ya vurmaya başladı ne olduğunu anlayamadım. 5-6 kez vurdu iki eliyle tutuyordu taşı. Bir şey söylemek o kadar zordu gerçekten öyle mi? Bir tepki vermek dikkatini dağıtmak arkasından atlamak ne bileyim en basitinden küfür etmek mesela hiçbiri aklına gelmedi mi? Her şey çok hızlı oldu. Hayır o kadar da hızlı değil aslında. İlk darbeden sonra Rebecca'nın çığlık atmaya çalıştığını ama sesi çıkmadığını söylemiştim. Sadece küçük bir ses ve... Hayır bak böyle bir şey gördüğünde insan ne yapması gerektiğini bilmeyebilir. Yani anında tepki veremeyebilirsin yani bir planın yoktur. Biri eline taşı alır taşı vuruyorsa bu kişi en yakın arkadaşınsa mesela bir şey yapmayabilirsin yani. Nasıl bir hareket planına ihtiyacın vardı ki? Belli ki Rebecca tam ölü değildi çünkü çığlık atmaya çalışıyordu ama sen dur yapma diyemedin öyle mi? Ne olacağını düşündün?
Biri senin kafana vursa nasıl yardım isterdin? Ya hayır dedim, dur dedim. Haa, kendi kendine yani. Haa, anladım. Bu da yapabileceğinin en iyisiydi zaten. Peki, bu cevabını da buraya açık bırakıyorum. Şu mesajına gelelim. Boy B sana ne yapıyorsun kanka? Karabekayla mı berabersin diye yazıyor. Sen de beraberi tanımlasana diyorsun.
Ben böyle bir mesaj göndermedim kimseye. Benim anladığım evet Rebecca'ylayım ama şu an kendisi ölüyor. O yüzden şu an sadece beraber diyerek kelime şakası yapmak istiyorum. Çünkü kelime oyunlarını seviyorum. Bu mudur? Hayır. Ben sadece konuşurum. Buna da hayır. O zaman sen masum çocuk. Arkadaşlarını iyi seçememişsin. Ama son bir soru. Bu mesaj sence de uydurmak için biraz spesifik değil mi?
Ancak polis bu iddialara inanmıyordu. Ellerinde Joshua ve Rebecca arasındaki iletişimin kayıtları vardı. Ve Rebecca telefonu kapatmadan önce Joshua ile olduğunu üç kez annesine doğrulamıştı. Joshua'nın geçmişte de şüpheli davranışları olmuştu. Mesela Rebecca'nın evinde kaldığı hafta sonunda Rebecca'nın kız kardeşinin boğazına bir bıçak dayamıştı. Ardından şaka yaptığını söyleyerek gülmeye başlasa da bu olay kızın aklından hiç çıkmamıştı. 26 Ekim Salı günü Joshua Davies'in Rebecca'yı öldürmekle suçlandığı duyuruldu. Boy B'yi serbest bırakıldı ve başka bir suçlamayla karşı karşıya kalmadı.
Bu toplumda bir tepkiye yol açtı. Çünkü ne o, ne de Joshua'nın bedava kahvaltı bahsine girdiği hiçbir arkadaşı ceza almayacaktı. Rebecca'nın ailesi Joshua'nın suçları duyurulduğunda bir açıklama yaptı. Becca olarak da bilinen Rebecca, tüm ailesi tarafından çok sevilirdi.
Akrabaları, amcaları ve kuzenleri dahil herkes ona hayrandı. Onu çok özleyeceğiz. Neşeli bir genç kızdı. Kişiliği dışa dönük ve cıvıl cıvıldı. Küçük erkek kardeşi ve kız kardeşi ona hayrandı. Onu adeta anneleri gibi görürlerdi. Ölümü onları da sonsuz bir şoka mahkum etti. Rebecca, teyzesiyle alışverişe gitmeyi ve yeni kıyafetler almayı çok severdi.
Arkadaşlarıyla dışarı çıkmaktan keyif alırdı. Geniş bir arkadaş çevresi vardı ve tanıştığı herkes tarafından çok sevilirdi. Ölümü tüm ailemizi paramparça etti. Bir aile olarak hepimiz onun zamansız ölümüyle harap olduk ve özel olarak yaz tutmak için yalnız bırakılmak istiyoruz. Asla başka bir bekka olmayacak.
Rebecca'nın cenaze töreni 18 Kasım 2010'da gerçekleşti. Cenazesi çok kalabalıktı. Rebecca'nın anısına aile kiliseye güller yerleştirdi. Onun için etrafa küçük yazılar yazıp bıraktılar. Kardeşi Jessica, ''Huzur içinde yat meleğim. Umarım seni yakında görürüm. Seni çok seviyorum.'' yazdı. Joshua Davies'in davası ise Temmuz 2011'de Swansea Crown Court'ta başladı. Joshua 4 haftalık duruşma sırasında cinayete karıştığını reddetti ve suçsuz olduğunu iddia etti. Bu şekilde Sonya'yı kızının ölümünün korkunç detaylarını mahkeme salonunda bir kez daha dinlemeye zorladı.
Sonia bir açıklamada Joshua'yı saf kötülük olarak nitelendirdi ve mahkemeyi, eylemlerinden dolayı onu ömür boyu hapse mahkum etmeye çağırdı. Joshua, Eylül 2011'de Rebecca Elward'ı kasten öldürmekten 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu, 29 yaşında serbest kalacağı anlamına geliyordu. Sonia, Joshua'nın hapisten çıkınca tekrar birini öldüreceğinden hiç şüphesi olmadığını söyledi ve onu parmaklıklar ardında tutmak için çok çaba sarf etti.
Joshua 2018'de tekrar manşetlere çıktı. Şartlı tahliye mevrununu aramış ve nihayetinde suçunu itiraf etmeye karar vermişti. Onlara Rebecca'yı tek başına, yardım almadan öldürdüğünü anlattı. Bu yaptığı, hapisten bir an önce serbest bırakılmak için itirafta bulunmaktan başka bir şey değildi. Sonya da farkındaydı ve içini rahatlatmamıştı bu haber.
Sonia, Joshua'ya olan nefretinden hem internette hem de medyada özgürce bahsetti. Hatta onun idam cezasına çarptırılması çağrısında bulundu. Kızının kendisine söylediği son sözleri andığı ve ölümünü anlattığı bir kitap da yazdı ve adını güle güle anne seni seviyorum koydu. Joshua Davis hala hapiste. Rebecca Albert gerçek aşkı olduğunu düşündüğü şeyin peşinde acımasızca öldürülmüşken, katili ise oyun konsollarına ve sosyal medyaya erişimi olan bir hapiste yaşamını sürdürüyor. 3 sene sonra serbest kalabilir.
Evet, bu haftanın sizler için seçtiğim karanlık dosyasını ziyaret ettik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.