Podcast

90 - Sevgililer Günü Dosyası: Oscar Pistorius

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Atlet Oscar Pistorius ampute bir sporcu olmasına rağmen olimpiyatlara katılmayı başarmış, tüm dünya tarafından tanınmaya başlamıştı. Kariyer ve para anlamında hayatının doruk noktasında olan Oscar, sonunda aşk hayatında da aradığını bulmuştu. Her şey dört dörtlük ilerliyordu.
Ta ki 2013 yılının sevgililer gününe kadar... O günden sonra hayatı bir daha asla eskisi gibi olmadı.

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Kevser Biçici
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar
Spiker: Tolga Öztürk
Oscar Pistorius: Gökbey Karataş
Savcı: Metin Bozkurt



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.532 kelime · ~8 dk okuma

Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar. Bugün size ünlü atlet Oscar Pisterius'un 2013 yılının sevgililer gününde şok edici bir şekilde değişen hayatından bahsedeceğim. Ne dersiniz? Tüm dünyayı hayrete düşüren bu hikayeyi duymaya hazırsanız başlayalım mı?

Oscar Pisterius, 22 Kasım 1986'da Güney Afrika'nın Johannesburg şehrinde dünyaya geldi. Etrafına gülücükler saçan bu bebek doğumuyla birlikte ailesinin mutluluğuna mutluluk katmıştı. Fakat maalesef Pisterius ailesinin bu mutluluğu çok uzun sürmeyecek, üzücü bir haberle sekteye uğrayacaktı. Minik Oscar, bacaklarında bulunması gereken fibula kemikleri olmadan dünyaya gelmişti. Bu haber aileyi perişan etti. Çünkü fibula kemiklerinin olmaması, Oscar'ın hiçbir zaman yürüyemeyeceği anlamına geliyordu. Nihayetinde henüz 11 aylık bir bebekken, her iki bacağı da dizlerinin altından kesilerek ampüte edildi. Buna rağmen Oscar hayata küsmedi.

Zorlandığı, karamsarlığa düştüğü anlar olsa bile neşesini hiçbir zaman kaybetmedi. Protez bacaklarıyla her işini hallediyor, okulunu aksatmadan devam ediyordu. Doğuştan gelen engeli, Oscar'ın vazgeçmesi için bir sebep değildi. Ailesinin de desteği ve yönlendirmesiyle küçük yaşta spora başladı. Rugby, su topu, güreş, tenis gibi pek çok sporu denedi.

Transkriptin tamamını oku

Atletizmle ilgilenmeye başladığındaysa hayatının geri kalanında yapmak istediği şeyi bulduğunu anlamıştı. Koşmak. Oscar, bacaklarının olmamasını koşmasına engel olarak görmemişti. Özel olarak geliştirilen karbonfiber protez bacaklarıyla koşmaya başladı ve kısa sürede büyük başarılara imza attı.

Katıldığı müsabakalarda gösterdiği çaba ve aldığı dereceler sayesinde önce ülkesinde, sonrasındaysa tüm dünyada tanınan bir sporcu haline geldi. İnanılması güç hızı ve koşarken kullandığı özel protez bacaklarının şekli ona yeni bir lakap da kazandırmıştı. Blade Runner. Oscar'ın katıldığı ilk büyük müsabaka, engelli sporcuların çeşitli spor dallarında yarıştığı 2004 paralimpik oyunları oldu. Burada aldığı derecelerle dikkat çeken Oscar, devam eden yıllarda da paralimpik oyunlarına katılarak önemli madalyalar kazandı. Ama artık bunlarla yetinemiyordu.

Katıldığı tüm müsabakalarda kırdığı rekorlar ve kazandığı başarılarla kendini kanıtladığını düşünen Oscar, gözünü engelsiz sporcularla birlikte yarışacağı olimpiyatlara dikmişti. Çevresindeki insanlar Oscar'ın bu hayalini imkansız olarak görüyordu. Onlara göre iki bacağı da ampite olan engelli bir sporcunun dünyanın en iyi, üstelik engelsiz sporcularının katıldığı bir müsabakada yarışmasına imkan yoktu. Fakat Oscar bu söylenenlere kulak asmadı. Bu yaşına kadar engelleri umursamadan gelmişti. Ve bundan sonra da öyle yapacaktı.

Umudunu yitirmeden çalıştı ve nihayetinde hedefine ulaştı. Oscar Pistorius, 2012 Londra Yaz Olimpiyatları'na katılmayı başararak iki bacağı da ampüte olup olimpiyatlarda yarışan ilk sporcu olarak tarihe geçti. Oscar yeni hayatını en iyi şekilde yaşıyordu. hiçbir eğlenceden geri kalmıyor, hesapsızca para harcıyordu. Yüksek güvenlikli lüks bir villada yaşıyor, hız tutkusunu iliklerine kadar hissedebileceği arabaların birinden inip diğerine biniyordu. Ama tüm bunlara rağmen Oscar'ın hayatında eksik olan bir şey vardı. Aşk. 1983 yılında Cape Town'da doğan Riva Steenkamp, Güney Afrika'nın ünlü modellerinden biriydi.

Güzelliğiyle dikkat çekiyor, girdiği her ortamda ilgi odağı oluyordu. Modellik kariyerine henüz 14 yaşındayken başlayan Riva, yıllar geçtikçe Güney Afrika'nın en ünlü modellerinden biri haline gelmişti. Bu iki genç yıldızın yolları 2012 yılının Kasım ayında kesişmişti. İkili arasında başlayan aşk, kameraların dikkatinden de kaçmadı. Oscar ve Riva birlikte davetlere katılıyor, yan yana poz vermekten çekinmiyordu.

Muhabirlerin sorduğu ısrarlı soruları gülümseyerek yanıtlıyor. İlişkilerinin iyi gittiğini ve çok mutlu olduklarını söylüyorlardı. Bu çift yan yanayken gerçekten de ışıldıyordu. Oscar aradığı aşkı bulmuştu. Kariyerinin zirvesinde, ülkesinin gururu, dünyaca ünlü ve çok zengin olan bu adamın hayatı dört dörtlük gidiyordu. Ta ki o güne kadar.

2013 yılının 14 Şubat Sevgililer Günü'ne uyanan dünya büyük bir şokla sarsıldı. Oscar Pistorius'un 3 aydır birlikte olduğu model sevgilisi Riva Steenkamp, Oscar'ın evinde ölü bulunmuştu. Alo, alo ben Oscar, Oscar Pistorius. Lütfen, lütfen bana yardım edin. Kız arkadaşım kanlar içinde yatıyor. Ölecek, ölmek üzere. Lütfen bana hemen ambulans gönderin. Lütfen yardım edin. Ambulans gönderin.

İhbar üzerine Oscar'ın Pretoria'daki evine gelen ekipler, Oscar'ın sevgilisi, tek aşkı Riva'nın, baş, kalça ve kol bölgelerine isabet eden üç kurşun neticesinde hayatını kaybettiğini tespit etti. Ama neden? Riva'yı Oscar'ın yüksek güvenlikli ve lüks evinde kim nasıl öldürmüştü? Oscar Pisterius, güvenlik konusunda oldukça takıntılı bir adamdı.

ve bu takıntısında çok da haksız sayılmazdı. Çünkü Güney Afrika suç oranları oldukça yüksek bir ülkeydi. Her gün onlarca cinayet, tecavüz ve hırsızlık vakası yaşanıyor, sular bir türlü durulmuyordu. Ülkede geçmişten beri süregelen ırkçılık problemi nedeniyle orta sınıf ve zengin beyazlar güvenlik konusunda daha fazla endişeleniyor, evlerini adeta bir kale gibi koruyorlardı.

Oscar'ın evinin etrafı da uzun ve kalın duvarlarla çevrili, elektrikli ve dikenli tellerle örülüydü. Kapıda bekleyen güvenliklere rağmen alarm taktırmayı da ihmal etmemişti. Ancak Oscar duyduğu en ufak sesten irkiliyor, evinde yabancı biriyle karşılaşmaktan ölesiye korkuyordu. Bu nedenle aldığı bu önlemler ona bir türlü yetmiyor, silahını yanına almadan uykuya dalamıyordu.

Zaten bu durum Güney Afrika'da yasa dışı da sayılmıyordu. Tüm güvenlik yönlemlerine rağmen evinize giren hırsızı yakalarsanız silahla etkisiz hale getirmenize izin veriliyordu. Bu kadar güvenlikli bir eve girerek genç bir kadını hayattan koparan kim olabilirdi? Bu kişi daha birkaç saat önce yazdığı sevgililer günü kartıyla aşkını anlattığı sevgilisi Oscar'dan başkası değildi.

Riva kartta şunları yazmıştı. Seni seviyorum ve ömür boyu seveceğim. Gerçekten de Riva sözünü tuttu. Kartı yazdıktan kısa bir süre sonra sonlanacak ömrü boyunca Oscar'ı sevmişti. Peki, her şey bu kadar iyi gidiyorken Oscar Riva'yı neden öldürmüştü? Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından o kanlı sevgililer gününe geri döneceğiz.

Tüm dünyanın beklediği bazı kısımları televizyondan bile yayınlanan dava Riva'nın ölümünün üzerinden bir yıl geçtikten sonra 4 Mart 2014'te başladı. O gece çok sıcaktı. İkimiz de uyuyamamıştık. Yataktan kalkıp banyodaki vantilatörü almaya gittim. Geri döndüğümde de banyodan sesler geldiğini duydum. Yani birilerinin eve girdiğini düşündüm.

Aceleyle banyoya gittim. Kapalıydı tuvaletin kapısı. Bağırdım. Riva'ya seslendim. Ama içeriden bir ses gelmiyordu. Kendimi ve Riva'yı korumam gerektiğini düşündüm. Protezlerim bile yoktu. Çok savunmasız hissettim kendimi. Ve tuvaletin kapısına doğru ateş ettim. Biraz önce yanında yatan sevgilinin tuvalete gittiğini fark etmedin yani?

Evet. Herhalde ben odadan çıktığımda da Riva tuvalete gitmiş. Ama ben balkonda olduğum için onu görmedim. Odaya geldiğimde ışıklar kapalıydı. Her yer karanlıktı, çok karanlıktı. Riva'nın yatakta olduğunu sanıyordum. Gittiğini hiç fark etmedim. Sonra? Sonra Riva'ya bakmak için odaya döndüm ve orada olmadığını gördüm.

O tuvaletteki kişinin Riva olabileceğini fark ettim. Tuvaletin kapısını parçalamaya başladım. İçeri girdiğimde Riva'yı kanlar içinde yatarken görünce... Alenen yalan söylüyor sayın hakim. Çünkü aslında ilişkileri göründüğü kadar iyi gitmiyordu. Üç hafta önce Riva, Oscar'a ondan korktuğunu söylediği mesajlar atmış. Oscar bu mesajları kabul ediyordu.

Ama o kavga kızgınlığıyla söylendiğini, sonrasında barıştıklarını, konuşmanın devamında Riva'nın sevgi mesajları da olduğunu söylüyordu. Ancak savcı iddialarına devam etti. Civarda yaşayan bazı tanıklar, o gece Oscar'ın evinden tartışma sesleri geldiği, ardından kadın çığlığı yükseldiği ve bu çığlığın silah sesleriyle kesildiği şeklinde ifade vermişlerdi. Savcılığa göre, olay gecesi ikili arasında büyük bir tartışma çıkmış, Oscar'ın saldırgan davranışlarından korkan Riva, tuvalete sığınarak kapıyı kilitlemişti.

Bu duruma iyice öfkelenen Oscar ise sinirine hakim olamayıp silahına sarılmış ve zavallı kızı bilerek ve isteyerek öldürmüştü. Gerçekten Oscar Pisterius'un geçmişi çok da temiz değildi. Eski sevgilisi Samantha Taylor, mahkemeye verdiği ifadede, Oscar'ın aşırı kıskançlığından, saldırgan davranışları olduğundan, öfke problemi yaşadığından ve sürekli silahla dolaştığından bahsetmiş, ayrıca bir keresinde aşırı hız sebebiyle polis tarafından durdurulmasına sinirlenip, arabanın açık tavanından havaya ateş ettiğini söylemişti. Yine mahkeme esnasında, Oscar'ın Riva'nın ölümünden haftalar önce arkadaşlarıyla gittiği bir restoranda, biraz eğlenmek için silahıyla masanın altından yere doğru ateş ettiği ortaya çıktı. Toplanan deliller ve alınan ifadelerden, Oscar'ın silahlarla ilişkisinin yalnızca güvenlik ihtiyacına dayanmadığı, küçüklüğünden beri silahlara karşı özel bir ilgi beslediği, hatta silah koleksiyonu yaptığı anlaşıldı.

Oscar Pisterius'un yargılaması aylarca sürdü. Yargılama iddia makamı olan savcılık ve savunmayı yapan Oscar'ın avukatları arasında adeta bir maça dönüştü. Yeri geliyor Oscar'ın avukatı savcının iddialarını bir kalemde çürütüyor, yeri geliyor savcılık bulduğu bir delille Oscar Pisterius'un üzerine gidiyordu. Davayı takip eden insanlar da ikiye bölünmüştü. Kimisi Oscar'ın gözyaşlarına inanıyor, onun Riva'yı gerçekten sevdiğini düşünüyor ve korkunç bir hata sonucu sevgilisini öldüren bu adamın haline üzülüyordu.

Kimisi savcılığın topladığı delilleri mantıklı buluyor, onun sevgilisini bilerek öldürdüğünü, ceza almamak için mahkemede kendisini acındırmaya çalışan bir yalancı olduğunu söylüyordu. 12 Eylül 2014 tarihine gelindiğinde karar açıklandı. Mahkeme, Oscar'ın savunmasını kabul etmiş, Riva Steenkamp'i kasıtlı olarak öldürmediğine karar vermişti. Taksirle öldürmeden suçlu bulunarak 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Güney Afrika yasalarına göre bu ceza, Oscar'ın hükmedilen cezanın altıda birini yani 10 ayını cezaevinde geçireceği, kalan kısmını ise ev hapsinde tamamlayabileceği anlamına geliyordu. Bu durum halkın büyük bir kesimi tarafından tepkiyle karşılandı. Çoğu kişi verilen cezanın adaletsiz olduğunu söylüyor, zengin ve beyaz Oscar'ın yargı tarafından bile kayırıldığı düşünülüyordu. Kamuoyunda yükselen bu tepkiler sonrası temiz incelemesi yapan Güney Afrika Yüksek Mahkemesi bu kararını bozarak Oscar'ı kasıtlı olarak adam öldürmekten suçlu buldu ve cezasını ev hapsi olmaksızın 6 yıla çıkardı. Savcılık bu karara da itiraz edince yeniden yapılan inceleme sonrası bu kez Oscar'ın cezası 15 yıl olarak kesinleşti.

Peki Oscar bugün nerede? diye merak edenleriniz vardır. Geçtiğimiz Kasım ayında şartlı tahliye hakkı kazanan Oscar Pisterius, 5 Ocak 2024'te cezaevinden ayrıldı. Kalan cezasını ise ev hapsi olarak amcasının malikanesinde çekecek. 2029 yılındaysa tamamen özgür kalması bekleniyor. Bu davayı araştırırken benim kafam çok karıştı.

Bir yandan kariyerinin zirvesindeki bu adamın sevgilisini öldürmesine anlam veremiyorum. Ama bir yandan da yanında yatan sevgilisinin kalkıp banyoya gitmiş olabileceğini düşünememesi hiç inandırıcı gelmiyor. Ayrıca tuvaletteki kişi siz olsanız ve sevgilinizin sizi hırsız sandığını anlasanız dışarıya doğru hırsız değil benim diye seslenmez misiniz? Yaptığım araştırmalarda Oscar'ın kafalarda oluşan bu soru işaretini açıklayan bir ifadesine rastlamadım. Biz ne kadar kafa yorsak da sanırım neyin doğru neyin yalan olduğunu Oscar Pisterius'tan başka kimse bilemeyecek. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Sizce Oscar Pisterius haklı mı yoksa büyük bir yalancı mı?

Bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Yeni bir dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)