
2.170 kelime · ~11 dk okuma
Anne bir şey yap, gaza bas ne olur. Öldürecek bizi. Nereye basacağım gaza, görmüyor musun? Yol tıkalı. Anne korona çalıyor, yol üstünde dört tane yok. Ne bileyim, bir şey yapın. Gelecek şimdi. Ne diyorsun, görmüyor musun? Trafik tıkalı. Arkamızda ne oluyor? Yürüsenize be. Görünmüyor, trafiğe takılıyorlar. Anne gitmemiz gerek, hadi lütfen. Nereye gideceğiz? Yürü, yol vermiyorlar ki.
Anne, inbaşı arabadan yürüyerek geliyor. Ne yapacağız? Ne yapacağız anne? Kolumuz var ya kapı içinde. Sen sakın çıkma. Sen sakın çıkma. Ben onunla konuşacağım. Nereye konuşacaksın? Delirdin mi? Gel buraya. Niye buraya geldin insanı? Seni seviyorum anne. Ben Sezgi Aksu. Burası Karanlık Dosyalar.
Bugün başarılı bir profesyonel boksör olan Leandre Yehils'ın ışıklı rinklerden ölüme giden hazin sonundan bahsedeceğim. Ne dersiniz? Leandre'yi nakavt eden bu son darbeyi dinlemeye hazır mısınız? D'Andrea Hills, 1994 yılında Güney Afrika'da dünyaya gelmişti. Kendisi de dahil olmak üzere hayatındaki herkes ona Baby Lee diye seslenirdi. Baby Lee'nin savaşçı ruhu dünyaya gözünü açtığı ilk ana dayanıyordu. Erken doğmuştu ve sadece 1 kilo 300 gram ağırlığındaydı. Doktorlar duruma umutlu yaklaşmıyorlardı. Aile her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıydı.
Fakat anne Rita Y. Hilson içindeki ses, ona kızının kendisini terk etmeyeceğini söylüyordu. Bu ses, Baby Lee'nin yeni doğan yoğun bakımında kaldığı iki ay boyunca bir an bile cılızlaşmamıştı. Ve sonunda, gerçekten de Rita'nın bebeği sağlıklı bir şekilde kollarındaydı. Baby Lee, zorluklara karşı verdiği mücadeleyi kazanmıştı. Bu tema, gelecek yıllarda da hayatında belirleyici bir rol oynayacaktı.
Baby Lee bir kez ayağa kalktıktan sonra bir daha oturmaya hiç gerek duymamıştı. Çok atletik bir çocuktu. Sporun hiçbir dalını ayırmıyor, imkanı olan tüm branşları büyük bir hevesle deniyordu. Bu sayede yüzme ve çim hokeyinde yaşıtlarını geride bırakarak çeşitli başarılar elde etmişti. Ama asıl tutkusu karateydi.
Ortaokulda ilgilenmeye başladığı bu dövüş sporuna olan adanmışlığı ve disiplini hayranlık uyandırıcıydı. Azmi'nin ödülünü de 15 yaşındayken siyah kuşak kazanarak almıştı. 2009 ve 2012 yılları arasında tam 4 yıl üst üste kendi yaş grubunda Güney Afrika Ulusal Karate Şampiyonu olan Baby Lee, diğer sporcular için korkutucu bir rakipti. Dövüş sanatlarıyla uğraşmasından kaynaklanan sert görünümünün altında son derece şefkatli bir mizah saklıydı. Baby Lee özellikle çocuklara karşı çok sevecen ve ilgiliydi.
Okulun karete takımına yeni başlayan öğrencileri hemen kanatları altına alır, onlara bildiklerini öğretmekten büyük keyif duyardı. Baby Lee'nin bu özelliğini fark eden öğretmenleri, onu lisansını eğitim alanında yapmaya yönlendirdiler. 2012 yılında liseden mezun olduktan sonra Lee, iyi bir öğretmen olabilme arzusuyla Fort Hayer Üniversitesi'ne başladı. Ne var ki, spora duyduğu aşk peşini bırakmayacaktı.
Üniversitenin son senesine geçmeden önceki yaz, 2016 Rio Olimpiyatları'nı takip eden beybili, kadın boksunun dünya çapında ilgiyle izlenmesinden çok etkilenmişti. Ve altın madalyayı kazanan Estelle Mosley'e karşı büyük bir hayranlık duymaya başlamıştı. Ondan sadece iki yaş büyük olan bu genç kadın da kendini görüyordu sanki. Finaldeki rakibine karşı skor beraber olsa da pes etmemiş ve iki bir galip gelerek altın madalyayı ülkesi Fransa'ya getirmişti.
Estel, tıpkı kendisi gibi zorluklara karşı pes etmeyen bir savaşçıydı. Ama Baby Lee tek bir konuda ayrıldıklarını düşündü. Hayatta tek bir konuda yeteri kadar ısrarcı davranmamıştı. Profesyonel spor kariyeri. Bunun üzerine kesin bir karar veren Lee, üniversiteden mezun olur olmaz kendini rinklerde gelişmeye adadı.
Artık hayatında siyah kuşak değil, kırmızı boks eldivenleri ilk sıradaydı. İdolüyle arasında iki sene vardı. Eğer disiplinli olursa, iki sene içerisinde onun seviyesine gelmemesi için hiçbir sebep yoktu. Kendisine bu hedefi koyan Baby Lee, nefes almadan antrenman yapmaya başladı. Ve sadece iki yıllık eğitimin ardından, Güney Afrika'da amatör bir boksör olarak beş galibiyetten oluşan etkileyici bir rekor elde etti.
Afrika Gençler Şampiyonası'nda altın madalyayı boynuna geçiren Lee, hızlı elleri ve kendine has tekniğiyle kısa sürede boks dünyasının dikkatini çekmişti. Potansiyelinin farkındaydı. Artık sadece kendi kıtasıyla yetinemezdi. Uluslararası alanda gördüğü ilgi, hayallerinin çok ötesinde bir teklifi almasını sağlamıştı. Ooo Lee, sen misin? Sonunda antrenmanlar dışında bir hayatın olduğunu hatırladın. Anne. Canım.
Hemen kocaman bir valize almalıyız çünkü Las Vegas'a gidiyorum. Las Vegas'a mı gidiyorsun? Ne? Evet. Boks'un dünya üzerindeki başkenti. Ne başkentliği? Şunu düzgün anlatır mısın? Boks ev sahnesi Floyd Mayweather... ...kendi spor salonunda antrenman yapmaya davet etti beni. Hani oradaki kadınlar dünyanın en iyileri. Neler olabileceğini bir düşün. Amerika'ya gidiyorum.
Bu davet, Baby Lee'nin boksa olan tutkusunu daha da artırmıştı. Profesyonel sporculuk kendisi için parlak bir gelecek vaat ediyordu. Olasılıklar sonsuzdu. Adını tüm dünyaya duyurabilirdi. Las Vegas'ta geçirdiği süre boyunca Floyd Mayweather'dan mentorluk alan Lee, başarıya giden yolda neler yapması gerektiğini artık daha iyi biliyordu. Güney Afrika'ya geri döndüğünde aklında tek bir hedef vardı. 2019 Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanmak.
Ekim'de Rusya'da düzenlenecek bu şampiyona için çok daha profesyonel hocalarla çalışmalı ve sponsor çekmeliydi. Baby Lee kendini bu yola adamıştı. 2019'un çıkış yapacağı yılı olmasını planlıyordu. Planlamadığı tek şey aşık olmaktı. Hem de çok yanlış birisine. Anne görsen tüm ilgi alanlarımız ortak. O da siyah kuşak. Şimdi de boks eğitimi alıyor. Hayır, profesyonel sporcu değil, polis. İşine çok pahalı. Hem de çok cesur. Anne bana o kadar kibar davranıyor ki. Burada da en büyük destekçim o oldu. Ya çok yakın değil yaşlarımız. Ama çok da uzak değil. On iki yaş büyük benden. Ne olacak anne? Neden büyütüyorsun? Aynı kafalardayız işte. Yaşın ne önemi var? Hem sizinle de tanışmak istiyor.
Şimdi kısa bir ara veriyoruz. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Baby Lee, boks salonunda tanıştığı Bulilani Miyaka isimli bu adama sırılsıklam aşık olmuştu. Miyaka'nın baştaki romantik tavırları, sert görünümüne karşın henüz toy bir genç kadın olan Lee'nin bu maskeye aldanmasını sağlamıştı. Fakat Lee'nin ailesi, Miyaka kendileriyle tanışmak için akşam yemeğine geldiğinde kızlarının hayranlık duyduğu bu adamda ters giden bir şeyler olduğunu sezmişti.
Bize bir günden bahsetsene. Sizin herhalde aksiyonunu geçiyordur biz. Normal bir hayat yaşıyoruz. Alışık değiliz öyle şeyleri bir dinleyelim. Babam sokağın başındaki süpermarketin müdürü. Çocukluğumdan beri her işten geldiğinde aynı günü anlatıyor. Gördüğün gibi sen geldin hemen pabucumda mı atıldı? Yok. Aslında benim de günlerim birbirinden pek farklı geçmiyor. Suçluları kovala, etkisiz hale getir, hapse tık. Etkisiz hale getirmek nasıl oluyor peki? Yani nasıl durduruyorsunuz? Anlatsana biraz.
Akıllı olanlar yakalanınca kendileri duruyor. Bazen şok tabancısıyla vuruyoruz. Uslu durmayanları da orada temizliyoruz. Temizliyoruz derken? Öldürüyoruz işte. Ha şey anladım. Ya o kadar normal bir şey gibi söyledin ki tabi. Başta acaba dedim ben mi yanlış anladım onun için sordum. Niye normal olmasın? Ölmek de öldürmek de doğanın kanunu. Bu tipleri bilmiyorsunuz siz. Onlar yaşamayı hak etmez. Bunları durup teslim olsalar bile geberteceksin.
Hiç üzülmüyor musun yani? İnsan sonuçta. Hayır üzülmüyorum. Bu benim mesleğimin rutini. Üzülsem bu işi niye yapayım ki? Beybiliğinin ailesi, Miyekan'ın vahşete karşı bu kayıtsız tavrından oldukça rahatsız olmuşlardı.
ama yine de sağduyusuna güvendikleri biricik kızlarının kararına saygı duydular. Baby Lee, Mieka ile ciddi bir ilişkiye başladı. Başlangıçtaki romantik ve destekleyici maskesi yavaş yavaş düşmeye başlayan Mieka, sadece birkaç ay içinde hayatı Baby Lee'ye zindan etmeye başlamıştı. Önceleri uyguladığı şiddet sadece psikolojikti.
Baby Lee'nin hayallerini küçümsüyor, ona kendini değersiz ve yeteneksiz hissettiriyordu. Zaman geçtikçe fiziksel şiddette başlamıştı. Mieka hastalıklı bir kıskançlık sergiliyordu. Baby Lee'nin evden çıkmasını istemiyor, yanında başka bir erkek görürse öfke nöbetleri geçiriyordu.
Şiddetin seviyesi, Baby Lee'nin kafasını defalarca duvara çarpmaya kadar gitmişti. Üstelik Mieka, Lee'nin ailesiyle olan iletişimini de kısıtlamak istiyordu. Kız arkadaşının hayatında sadece kendisi olmalıydı. Bu şekilde, Baby Lee gittikçe ailesinden daha da uzaklaşmaya başlamıştı. Hayatta ona zevk veren şeyleri yapamaz haldeydi. Adeta dipsiz bir kuyunun içine düşmüştü. Ama derdini kimseye anlatamıyordu.
Çünkü Mieka, geri dönmesi durumunda tüm ailesini öldüreceğine yönelik tehditler savuruyordu. Bir gece yarısı, Jahilz ailesinin telefonu çaldı. Arayan kızlarıydı. Baby Lee ağlamaktan konuşamaz haldeydi. Mieka onu öldüresiye darp ettikten sonra evi terk etmişti. Artık dayanacak gücü kalmayan Lee, her şeyi göze alarak ailesini aramıştı.
Yahılz ailesi Miyeka'dan en baştan beri haz etmemiş olsalar da işlerin bu noktaya geldiğini anlamadıkları için büyük bir suçluluk duymuşlardı. Bir an bile kaybetmeden kızlarının yanına gitmiş ve onu eve geri getirdikten sonra sabah ilk iş birlikte polis merkezine gitmeyi ikna etmişlerdi. Ne var ki polisler, zaten arkadaş oldukları ve orada görev yapan Mieka'yı odaya çağırıp ona göstermelik bir uyarı vermekle yetinmişlerdi. Bu, Mieka'ya daha da cesaret vermişti. Ama diğer polislerin önünde bir şey yapmayacak kadar kurnazdı. Sonraki günlerde Beybili'ye tehdit notları bırakmaya, sokakta aniden önüne çıkarak onu taciz etmeye ve gözdağı vermeye başladı.
Baby Lee psikolojik bir çöküş yaşıyordu. Artık kalabalık alanlarda bile güvende değildi. Nadiren dışarı çıktığı anlarda ailesinin de yanında olmasını istiyordu. 2019'da polis merkezine kendisine gelen tehdit notlarından birini götürerek uzaklaştırma emri çıkarılmasını talep etti. Bu talebi anında karşılansa da emir sadece bir kağıt parçasından ibaretti. Ve Mieka'yı durdurmaya yetmemişti.
Açıkça ölüm tehdidi savuran bir kişinin görev başında silah kullanmasına bile sınırlama getirilmemişti. Polisler gerçek mağdur yerine kendilerinden biri olarak gördükleri Mieka'yı koruyorlardı. Bunun farkında olan beybiliği her an tetikteydi. Ailesi ise ona iki yıl önce kurduğu hayali, yani 2019 Dünya Şampiyonası birinciliği hedefini hatırlatıyorlardı. Kızlarının bu ruh hastası yüzünden tüm hayatını çöpe atmasından korkuyorlardı.
Onların yönlendirmesiyle Baby Lee tekrardan antrenman için ringe gitmeye başlamıştı. Ama onu annesi getirip götürüyordu ve tüm çalışma boyunca yanında duruyordu. Sonra bir gün aniden Miyaka takibi kesti. Tehditler durmuştu. Baby Lee bir süredir onu hiçbir yerde görmüyordu. Antrenmanlara hala annesiyle gitmeyi tercih etse de duyduğu güvensizlik hissi biraz olsun azalmıştı.
kafasını tekrardan yaklaşmakta olan şampiyonaya verebiliyordu. Ağustos gelmişti ve şampiyonaya sadece iki ay kalmıştı. Baby Lee her gün deliler gibi antrenman yapıyordu. Bu şampiyona onun geri dönüşü olacaktı. Olmalıydı. Yeni bir koçla çalışmaya başlamış, diyetini ve uyku saatlerini düzenlemiş, eski disiplinini tekrar sağlamıştı. Kendini iyi hissediyordu.
30 Ağustos sabahı enerjik başlamıştı. Şampiyonaya doğru son bir aya girilirken, stratejilerini korumak için koçla kahvaltıya çıkan Baby Lee ve annesi Rita, dönüş yolunda heyecanlı bir sohbete dalmışlardı. Bir süre sonra Baby Lee, beyaz bir Mercedes'in kendilerini yakından takip ettiğini fark etti. Sürücü adeta onları sıkıştırıyordu. Ancak Rita, bunun sadece sabırsız bir sürücü olduğunu varsayarak, arabanın geçebilmesi için yol verdi.
Araba yanlarına yanaştığında, Baby Lee dehşetle sürücünün bu lilani Mieka olduğunu fark etti. Ama artık çok geçti. Tam o anda silahını ateşleyen Mieka, Rita'yı sağ kolundan vurmuştu. Can Havli ile gaza basan Rita kolunun acısına rağmen arabayı hızlı sürmeye çalışıyordu. Mieka asıl istediğini yapamamıştı. Peşlerinden gelmeye devam etti. Rita çok kan kaybediyordu ve arabayı kontrol etmekte zorlanıyordu. Kolu artık uyuşmaya başladığında girdikleri yoldaki trafik artmıştı. Daha fazla ilerleyemiyorlardı. Mieka'nın arabası da bir arka caddede trafiğe takılmıştı.
Birkaç dakika sonra Baby Lee, Miyaka'nın arabasını bırakıp kendilerine doğru yürüyerek yaklaştığını gördü. Yolu tıkadığı için arabalar arkasından korna çalıyor, sürücüler küfürler yağdırıyordu. Ama bu onun umrunda bile değildi. Adeta gözü dönmüştü. Baby Lee kanlar içindeki annesine baktı. Kafasında hızlıca tüm olasılıkları değerlendirdi.
ve geriye tek bir seçenek kaldığını gördü. Annesine bir şey olmasına izin veremezdi. Mieka kendilerine ulaşmadan onunla yüzleşecekti. Sevdiklerini ve hayallerini korumak için yine mücadele etmesi gerekiyordu. Ne var ki Baby Lee, Mieka'ya doğru ilk adımını attığı anda silah üç kere daha ateşlendi.
Miyako bir an bile tereddüt etmemişti. Daha önce de söylediği gibi birini öldürmek onun için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Baby Lee yere yığılıp son nefesini verirken o hiçbir şey olmamış gibi dönüp bakmaya bile gerek görmeden aracına geri döndü. Herkesin gözleri önünde yaşanan bu olay şok etkisi yaratmış ama kimse müdahale edememişti.
Mieka, ihbarlar sonucu harekete geçen polisten kaçmak için otoyola çıkmıştı. Günün o saatinde çok yoğun işleyen bu yolda yüksek hızda bir kovalamaca başlamıştı. Mieka gerçekten de kaçabileceğini düşünüyordu. Polisleri 65 kilometre boyunca peşi sıra sürüklerken ona verilen dur emirlerini görmezden geldi. Kovalamacaya daha fazla polis aracı girdikçe Mieka panik yapmaya başladı.
Ve bu da ölümcül bir hata yapmasına sebep oldu. Aracın kontrolünü kaybederek ters çeride geçti ve karşıdan gelen bir araçla burun buruna girdi. Çarpmanın kuvveti, araçta seyahat etmekte olan 29 yaşındaki iki arkadaşın olay yerinde can vermesine sebep olmuştu. Biri hemşire, diğeri de kütüphaneci olan bu masum insanlar, Miyaka'nın son kurbanlarıydı.
Ciddi şekilde yaralanmasına rağmen sağ kurtulan Mieka, sıkı polis koruması altında yakındaki bir hastanenin yoğun bakım ünitesine götürüldü. Bu ölüm kalım mücadelesine sadece 3 gün dayanabilen bu lilani Mieka, işlediği suçların sonuçlarını yaşamadan ölmüştü. Aynı hastanede tedavi gören Rita, birkaç gün sonra taburcu edildi. Ama kızının öldürülmesine çaresizce tanık olmanın getirdiği travma, onu hiçbir zaman terk etmeyecekti.
Mieka'nın ölümü başka bir kadına zarar veremeyeceği için bir miktar rahatlama sağlamıştı. Ama geride bıraktığı hasar çok büyüktü. Yaptıklarının hesabını vermeden ölmesi, Baby Lee'nin ve ölen iki kadının yaslı ailelerini cevaplardan yoksul bıraktığı gibi adaleti de sekteye uğratmıştı. 2019'un Ekim ayı geldiğinde Baby Lee hep hayalini kurduğu şampiyona da yer alamadı.
Çünkü yozlaşmış adalet sistemi onu yarı yolda bırakmış, şikayetlerini dikkate almamış, olanlara duyarsız kalmıştı. Aslında mücadelesi bugün pek çok kadının karşılaştığı engellere ve gördüğü şiddete bir ayna tutuyor. Etrafını saran karanlığa karşı hiçbir şansı olmayan birçok genç kadın var ve maalesef ki onları koruması gerekenler görevini iyi yapmadığı için parlak bir geleceğe dair umutları karanlığa gömülüyor. Bu dava bana ülkemizde yaşanan Bergen olayını da hatırlattı. Tutkusunun, hayallerinin peşinden giden bir kadın ve bunu engelleyip onu sadece kendine saklamak isteyen bencil bir canavar. Sonunda bu canavarın arabayla yollarını kesmesi, anneyi vurması ve onunla yüzleşen kadını yaralı annesinin gözleri önünde defalarca vurarak öldürmesi, katillerin, katil potansiyeline sahip varlıkların böylesine rahat bir şekilde toplumda elini kolunu sallayarak gezebilmesi, masum hayatları sevdiklerinden acımasızca koparıyor. Artık bir şeylerin değişmesini, mücadelemizin karşılığını alabilmemizi öyle çok isterdim ki.
Dilerim hayallerimizin elimizden alınmadığı, umut ışığımızın karanlığı aydınlattığı yarınlarımız olur. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.